22 Ocak 2026 Perşembe English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

MÜGE İPLİKÇİ’DEN ‘SAHTE CENNETTEN KAÇIŞ’ ‘Umut, her zaman direniştedir!’ Kısa süre önce okuyucularla buluşan yeni romanı Sahte Cennetten Kaçış’ı (Doğan Kitap) konuştuğumuz Müge İplikçi, romanında 90’lı yılların Türkiye’sinden yola çıkarak tarikat yapılanmaları, kadın bedeni üzerindeki baskısı ve modern iktidar mekanizmalarını, distopik ve bilimkurgu öğeleriyle harmanlayarak sorguluyor. Selin’in tuzağa düşme- ALİN KAYALAR sinin tek bir nedeni yok; hepsinin bir bileşimi. 90’LARA DÖNÜŞ: BİR LABORATUVAR VE UYARI! Gençliğin o doğal ara- Sahte Cennetten Kaçış 90’lara döndüğünüz bir roman. n yışı ve asi ruhu, onu bas- Sizi bu dönüşe götüren ne vardı? Bugünle bir paralellik, ben- kıcı aile ortamından kaç- zerlik kurduğunuz için mi? maya iterken tam da en Evet, kesinlikle. Sahte Cennetten Kaçış’ta bilinçli olarak savunmasız anında “aşk” 90’lı yılların atmosferine döndüm. Bunun en büyük nedeni, o kılığına girmiş bir mani- yılların Türkiye’sinin, bugünün toplumsal gerilimlerinin, ku- pülasyonla karşılaşıyor. tuplaşmalarının ve özellikle kadın bedeni üzerindeki artan ta- Aile baskısı, onu hakkümün tohumlarının atıldığı bir dönem olmasıydı. sığınılacak herhangi bir O yıllarda filizlenen, “ılımlı” görünen bazı yapıların nasıl limana koşmaya hazır kök saldığını ve bugüne nasıl uzandığını göstermek istedim. hale getiriyor. Bugünle kurduğum paralellik bir kehanet değil, kendimce bir Aslında Selin, bir uyarı aslında. Bir nevi şu: Geçmişi anlamadan bugünü anlaya- yandan özgürleşmeye mayız. Kanımca o yıllar, bugünkü “sahte cennet” arayışlarımı- çalışırken diğer zın birer laboratuvarı gibiydi. yandan farklı boyutta esaret sunan bir sisteme ‘GÜNÜMÜZÜN TEHLİKELİ SİLAHI: yakalanıveriyor. SANAL FREKANS ODALARI!’ Bu, maalesef çok sayıda gencin özellikle de Romandaki tarikat yapısını bilimkurgu öğelerini de kul- genç kadının hikâyesi. Özgürlük arayışı, bazen n lanarak irdeliyorsunuz. Frekans odası neyi anlatıyor? daha büyük tuzaklara düşürüyor insanı. Kitaptaki frekans odası, söz konusu yapının en temel ve en NEDEN KADIN? tehlikeli silahını temsil ediyor: Zihin kontrolünü. Sadece fizik- n Margaret Atwood’un Damızlık Kızın sel değil, duygusal ve düşünsel bir izolasyon bu. Öyküsü’ne göndermeler var. Karakterler kitabı Bilimkurgu öğelerini kullanmamın nedeni, bu kontrol meka- okuyor, hatta tarikatın beyinlerinden olan Yaşar, nizmalarının artık ilkel yöntemlerle değil, teknoloji ve psikolojik Gilead Cumhuriyeti’nden esinlenerek hiyerarşik manipülasyonun en ileri biçimleriyle işlendiğini vurgulamaktı. bir düzen kurmuş. Kitaptaki frekans odası, itaatin sadece korkuyla değil, kişinin İlmi tarikatı ile Gilead arasındaki en büyük pa- kendi duygu ve düşüncelerinin “arındırıldığı”, yeniden şekil- ralellik de kadın bedeni üzerindeki tahakkümle- lendirildiği bir süreçle sağlandığı yerdir. ri. Bu anlamda referanslarınız çok bilerek seçil- Günümüzün algoritmaları, yankı odaları ve sosyal medya ma- entrika içinde, kadınlar çoğu zaman “oyunun kurallarına” uy- miş. Neden kadın? nipülasyonları da aslında birer “sanal frekans odası” değil mi? mak zorunda bırakılıyor. Neden kadın? Çünkü kadın bedeni ve kimliği, iktidarın en Çıkış yolu, belki Handan’ın yaptığı gibi, oyunu reddetmekte ‘KADIN BEDENİ: TUTSAKLIK, META kadim, en kalıcı ve en görünmez savaş alanı. ya da kuralları kendin koyduğun başka alanlar yaratmakta. VE SAVAŞ ALANI!’ Margaret Atwood’un distopyası bu savaşın en radikal ve ede- Medya eleştirim, iktidar ilişkilerinin sadece söz konusu olu- n Kadın bedeni, cinsellik ve haz tarikatların dinsel ola- bi ifadesiydi. Damızlık Kızın Öyküsü, sadece bir kurgu değil, şumlarda değil, “modern” görünen sektörlerde de aynı derece- rak teorize ettikleri bir alan. Günah, sevap, cennet, cehennem dünyanın her yerinde kadınlık durumuna ilişkin bir metafordur. de zehirli olabileceğini göstermek içindi. kavramlarıyla ilişkilendirilen kadın, tam bir tutsaklığın için- “İlmi tarikatı” da Gilead gibi, kadını tamamen tanımlanmış, n Kitabın diğer kadın karakteri Handan da erkeklerle de. Bugünkü skandallarla da ilişkilenebilir mi? sınırlanmış bir role hapsetmeye çalışan bir yapı. mutlu olamıyor ve bir kadını seçiyor. Romanın sonu “erkek- Kesinlikle. Bu tür oluşumlar, kadın bedenini ve cinselliği- Atwood’a gönderme yapmam, bu mücadelenin evrenselliğini siz” bir kurtuluşu mu işaret ediyor? ni kontrol altına alarak toplumu kontrol etmenin anahtarını elde ve ne yazık ki güncelliğini vurgulamak içindi. Romanın sonu “erkeksiz” bir dünyadan çok, “erkek egemen ettiklerini çok iyi biliyorlar. Kadın olmak, bu tarz yapılar karşısında “hedef” olmak anla- tahakküm mekanizmalarından” bir kurtuluşu işaret ediyor bence. Günah ve sevap kavramları, kadını sürekli bir gözetim, dene- mına geliyor çoğu zaman. Handan’ın seçimi, bir kadını sevmesinden öte, kendi kimli- tim ve suçluluk duygusu içinde tutmak için kullanılan en kadim ğini, arzusunu ve bedenini kendi kontrolüne almasının bir ifa- ‘MEDYA ELEŞTİRİM, İKTİDAR İLİŞKİLERİNİN araçlardır. Bugün ortaya dökülen skandallar, bu teorik çerçeve- desi. Bu, bir yanıyla da dayanışmaya ve başka bir ilişki biçimi- ‘MODERN’ GÖRÜNEN SEKTÖRLERDE DE nin pratikteki sonuçlarıdır. Kadın bedeni, bu yapılar için hem nin mümkün olduğuna ilişkin bir umut. AYNI DERECEDE ZEHİRLİ OLABİLECEĞİNİ bir “savaş alanı” hem de bir “meta” haline getiriliyor. Kurtuluş, kadınların birbirini anlaması, duyması ve dayanış- Romanımda da bunu göstermeye çalıştım: “İlmi tarikatı”nda ka- GÖSTERMEK İÇİNDİ’ masında olabilir. Final, mutlak bir çözüm sunmuyor belki ama dın, arzunun kaynağı olarak görülüp aynı anda o arzuyu yaşaması Çok merkeze almasanız da medyadaki ilişkilere de eleş- n nefes alınabilecek, mücadele edilebilecek bir alan açıyor. yasaklanan, bu ikilemle parçalanan bir varlık. Lime lime ediliyor tiri yöneltiyorsunuz. Kariyer hırsı, entrika vs. Kadınlar için Umut, her zaman direniştedir. Kitabı da öyle bitirdim zaten. n ve bir kenara atılıyor. Ve bu kısır döngü sürekli devam ediyor. orada da mı çıkış yok? Medya dünyası da ne yazık ki erkek egemen tahakküm me- Sahte Cennetten Kaçış / Müge İplikçi / Doğan n Romanda Selin’in her şeye karşın tuzağa düşmesine ne- Kitap / 240 s. / 2025. den olan şey ne sizce? Gençlik mi, aşk mı, aile baskısı mı? kanizmalarından azade değil. Orada da kariyer hırsı, rekabet ve ÉMILE ZOLA’DAN ‘APARTMAN’ mile Zola’nın Fransa’da İkinci İmparatorluk döneminde içerisinde ahlaki tutarsızlıkların, riyakârlığın ve açgözlülüğün kol yaşanan toplumsal dönüşümü ve yozlaşmayı anlatmak gezdiği bir dünyayı saklamaktadır. É üzere tasarladığı yirmi kitaplık Rougon-Macquart dizisinin Bir dönemin ruhunu tek bir mekâna sığdırarak 19. yüzyıl onuncu kitabıdır Apartman. Fransız burjuvazisinin maskesini ustalıkla indiren Zola’nın keskin Filiz Koçer’in çevirisiyle Yordam Edebiyat tarafından eleştirisinden ne iktidar ve fethetme hırsı içindeki erkekler ne yayımlanan bu kitapta, dizinin bir sonraki kitabında yükselişini servet ve gösteriş peşindeki kadınlar ne de bu ahlaki çürümeye izleyeceğimiz Octave Mouret’nin hırslı bir genç olarak göz yuman din adamları kurtulur. n taşradan Paris’e gelişine ve yerleştiği apartmandaki insanların yaşantılarına tanık oluruz. Apartman / Émile Zola / Çeviren: Filiz Koçer / Yordam Dışarıdan saygın görünen bu gösterişli burjuva apartmanı, Edebiyat / 448 s. / 2025. 4 15 Ocak 2026 ALARA BEYKAN
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle