24 Mayıs 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
Salı 27 Haziran 2017 EDİTÖR: SERKAN OZAN TASARIM: EMİNE BİLGET haber 11 KILIÇDAROĞLU, ADALET YÜRÜYÜŞÜ’NÜ CUMHURİYET’E DEĞERLENDİRDİ: Umutsuzluk kırıldı Toplumun üzerinde bir umutsuzuk örtüsü vardı. Bu kırıldı, yırtıldı. Artık umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Biz çok güçlüyüz, çünkü haklıyız. İstanbul’a şarkılarla, türkülerle eğlenerek gireceğiz. Karamsar bir hava yaratmadan geniş kesimlere umut vererek girmek istiyoruz. Adalet, referandumda hayır diyenlerin hatta evet diyenlerin de ortak paydası. Hayır paydasının bu süreç içinde biraz daha büyüdüğünü düşünebiliriz. İKLİM ÖNGEL CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tu tuklanması üzerine başlattığı Ada let Yürüyüşü’nün toplumun her ke siminde heyecan yarattığına dik kat çekerek, duygularını, “İyi ki yo la çıkmışız. Toplumun üzerinde bir umutsuzluk örtüsü vardı, bu kırıldı, yırtıldı. Artık umutsuzluğa kapılma ya gerek yok. Biz çok güçlüyüz, çün kü haklıyız” sözleriyle ifade etti. Kı lıçdaroğlu, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a da “Sayın Erdoğan Ada let ve Kalkınma Partisi diyorsa, şu anda partisinin adındaki adalet yok. Gerçek anlamda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adaletini yeniden inşa et mek istiyorsa bizimle birlikte yürü mesi lazım’’ çağrısında bulundu. Kılıçdaroğlu’nun sorularımıza ver diği yanıtlar şöyle: n Yola çıkarken kafanızda bir plan anlamında olmasa da belli bir duygu, düşünce vardı, yürüdükçe o düşün cenin biraz daha anlam kazandığını görüyor musunuz? MYK toplantısında yürüyüş ka Kılıçdaroğlu, 12. gününü dolduran Adalet Yürüşüyü’ne ilişkin gazetemizin Ankara Temsilcisi Erdem Gül ve muhabirimiz İklim Öngel’in sorularını yanıtladı. rarını aldık. Sonuçlarının ne olacağını biz de bilmiyoruz. Çünkü he ‘İyi ki yola çıkmışız’men alınan bir karardı. Bizim ge cikmemiz bizim açımızdan da toplumsal beklenti açısından da sorun yaratabilirdi. O nedenle ertesi gün Güvenpark’a gittik ve yürüyüşümüze başladık. O gün durmaksızın 21 kilometre oldu. Yolda bir ağacın altında 10 dakika dinlendik. Hem ben, hem katılanlar çok heyecanlıydık. O n Şimdi ‘’iyi ki yola çıkmışız’’ duygunuz pekişiyor mu? İyi ki yola çıkmışız, onu görüyoruz zaten. Onu hem bizim yürüyüş parkuru dışındaki kesimlerin tepkilerinden anlıyoruz hem de bizimle beraber yürüyüşe katılanlar gelip “İyi ki yürüdünüz, sağolun varolun” diyor. Sanatçılar, sporcular, hukukçular, mağdurlar gibi pek çok çevreler de bize desteklerini verirken bu yürüyüşün kendileri için de çok önemli olduğunu ifade ettiler. Eski hâkimler yürüdü, yargıç olup emekli olan adaletsizliği artık gören onlar da gelip bize katıldılar. Onlara da şükran borçluyuz. gün kimse 21 kilometre yürüyeceğini düşünmediği için kimisi normal ayakkabısıyla kimi kravatıyla katıldı. Ertesi gün normal yürüyüş düzenine geçebildik. Bunlar bizim hızlı karar vermemiz, hemen uygulamaya koymamız ve bir anlamda toplumsal tepkiyi dışa yansıtmamızdı. Memnunuz. Ufak tefek aksaklıklar olabiliyor. Çünkü katılımcıların pek çok ihtiyacı var, onların karşılanması lazım. Katılanların bir kısmı akşam yakın otellere veya evlerine gidiyorlar. Onlara da şükran borçluyuz. Benim gibi burada kalmaları halinde ciddi sorun yaşanacak. Ona göre battaniye bulmamız gerek diğer ihtiyaçlar... Onlar o nedenle gidiyor ertesi gün geliyor büyük kısmı. Belli ilçeleri geçtikten sonra da oradakiler kendi mekânlarına dönüyorlar ve yenileri katılıyor ve böylece yolumuza devam ediyoruz. AKP içinde de hak verenler var n Belki AKP kanadında ses çıkaramayan ama bu yürüyüşün iyi bir şey olduğunu düşünenler vardır... Mutlaka var. Çünkü onlar da bazı haksızlıkları görüyorlar. Ama kendi partileri iktidar olduğu için seslerini çıkaramıyorlar. Belki kendi dar alanları içinde oturup bunu konuşuyorlardır. Büyük ihtimalle bizim yürüyüşümüze de hak veriyorlar ama sonuçta gönül isterki onlar da biraz daha seslerini gür çıkarsınlar. Kendi bulundukları aile toplantıları dışına da seslerini taşırabilsinler. n İstanbul’a girişinizi nasıl hayal ediyorsunuz? Gebze’den itibaren bir giriş olacak. Şarkılarla, türkülerle eğlenerek gireceğiz. Karamsar bir hava yaratmadan toplumun geniş kesimlerine umut vererek girmek istiyoruz. Bunu gerçekleştirebilirsek yürüyüş büyük ölçüde amacına ulaşmış olacaktır. Haksızlığı Evet oyu veren de görüyor n Referandumda hayır diyen kesimlerden de bu yürüyüşe ilişkin olumlu şeyler duyuyoruz. SP’den de MHP’nin muhalif kesimlerinden de HDP’den de olumlu tepkiler geldi. O anlamda da referandumda hayır kazandı diyorsunuz bu yürüyüşte de öyle o hava, kazanılmış gibi bir ruh hali oluyor mu? Referandumda ortak paydamız demokrasiydi. Demokrasiyi, parlamenter demokratik sistemi savunanlar referandumda hayır oyu verdi. Bu süreç referandumdan bağımsız ele alınması gereken bir süreç. Burada da adalet üzerinde durduk. Adalet de yine hayır diyenlerin hatta evet diyenlerin de ortak paydası. Adaletsizliği evet oyu veren vatandaşlar da görüyor, yaşıyorlar. Bu açıdan eğer bir referandum gibi düşünürsek aslında hayır paydasının bu süreç içinde biraz daha büyüdüğünü düşünebiliriz. Çünkü haksızlıklar gerçekten de ciddi bir noktaya ulaşmış durumda, bir toplumsal yara şeklinde duruyor toplum vicdanında. Bunun aşılması gerekiyor. İktidar olanların toplumun bu tepkisine duyarlı olması, gereğini yapması gerekir. Bu bizim beklentimiz, ne kadar gerçekleşecek bunu önümüzdeki günler gösterecek. n Toplumun sessiz olan kesimlerine de bu yürüyüşün heyecan ve umut verdiğini görüyor musunuz? Onu hissediyoruz, toplumun her kesiminde o heyecan var. Bir heyecan yarattığını görüyoruz. Gelen iletilerden konuşanlardan, yürüyüşe katılanlardan bir şekilde bu dile getiriliyor. Toplumun üzerinde bir umutsuzuk örtüsü vardı. Bu kırıldı, yırtıldı. Artık umutsuzluğa kapılmaya gerek yok. Biz çok güçlüyüz, çünkü biz haklıyız. Demokrasiyi, adaleti, insan haklarını, birlikte yaşamayı savunuyoruz. Farklı düşünceleri zenginlik kabul ediyoruz. Toplumda gerginlik, kavga istemiyoruz, huzurlu bir Türkiye istiyoruz. Bunu da parlamenter demokratik sistemle gerçekleştirebileceğimize inanıyoruz. O açıdan bu talepler geniş halk kesimlerince sürekli dile getirilebilirse biz gelecekte çok daha güçlü olacağız. Erdoğan adaleti inşa etmek istiyorsa bizimle yürümeli n Erdoğan rahatsızlandı. Siz de geçmiş olsun dileğini ilettiniz. Bu kadar yürüyüşe rağmen sağlığınız gayet iyi. Sağlıkla ilgili bir tavsiyeniz olur mu? Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı’nın rahatsızlığını bilmiyorum. Ama sonuçta sağlığına kavuşması bizim dileğimiz. Bir kişinin rahatsız olması hele yönetim kademesindeki bir kişinin rahatsızlığının giderilmesi gerekiyor. n Yürüyüş iyi gelir mi acaba? Sayın Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi diyorsa, şu anda partisinin adındaki adalet yok. Gerçek anlamda Adalet ve Kalkınma Partisi’nin adaletini yeniden inşa etmek istiyorsa bizimle birlikte yürümesi lazım. Vatandaşı dinlemesi lazım. Bu adaletten vatandaş ne anlıyor, kendisi ne anlıyor, adaletin ne kadar değerli olduğunu, toplum vicdanını tatmin etme açısından adaletin ne kadar vazgeçilmez olduğunu görmesi lazım. Mağdur olan, haksız yere hapiste kalan binlerce kişi var. Siz bu birilerini aylardır hapiste tutuyorsunuz bunlara işkence yapıyorsunuz. Bunlar için adil yargılama yapmıyorsunuz, bunu da BM’ye verdiğiniz bir dilekçeyle itiraf ediyorsunuz. “Ben tutulanlara adil davranmayacağım. Tutulanlara insanca muamele yapmayacağım” diyorsunuz. Bir ülkenin yöneticisinin bu iki temel konuda BM’ye dilekçe vermesi akıl alacak şey değil. Ama bunlar şu an dünyanın gündeminde bilinen şeyler. Toplum patlayabilir n Yürüyüş bittikten sonra ne olacak, düşünüz nedir? Bu yürüyüşün amacı mutlu bir Türkiye yaratmak. Bunun temelini de adalet oluşturuyor. Hükümet adaletle ilgili toplumun beklentilerine yanıt verirse, OHAL’i, medya üzerindeki baskıları, üniversiteler üzerindeki baskıyı kaldırırsa yani yargıyı gerçek anlamda bağımsız ve tarafsız kılarsa adaletin gerçekleşeceğine inanıyorum. Aksi halde toplumdaki tepkilerin giderek sertleşeceğini de belirtmek isteriz. Toplum tahammül edemez, bir noktaya gelir toplum patlayabilir. Adalet beklentimiz gerçekleşinceye kadar tepkilerimizi değişik şekillerde ortaya koyacağız. Bu yürüyüş bitecek ama adalet arayışı bitmeyecek. l BOLU Parti kimliğiyle katılmasınlar n Korteje ülkücülerden de destek olduğunu görüyoruz. HDP’nin de Kandıra’da korteji karşılayacağı söyleniyor. Bu iki zıt görüş bir arada yürüyebilir mi, etkileşim nasıl olur? Bu bir Adalet Yürüyüşü, parti yürüyüşü değil, dolayısıyla kim adalet istiyorsa, kim adaletsizlikten şikâyetçiyse katılabilir. Ama bir parti kimliğiyle katılmasını doğru bulmayız. Biz de parti kimliği, bayrağı taşımıyoruz. Adaletsizlikten yakınanlar, siyasal atmosfer, insanların düşüncelerini rahat dile getirmemeleri gibi pek çok unsur adaletsizlikle özdeşleşiyor. Bunlardan rahatsızlık duyanlar katılabilirler. Adalet isteyen herkese açık. Protestolara saygılıyız n Yollarda gördüğünüz insanlardan ilgi görüyorsunuz, zaman zaman protesto edenler var, memnun musunuz? Yollardaki ilgiden çok memnunum. Bu arada Rabia işareti yaparak bir anlamda kendi görüşlerini bize duyuranlar da var. Onları da saygıyla karşılıyoruz. Adalet istiyorsak, onların da protesto etme hakkı var. Saldırı olmadığı sürece saygı duymamız gerekiyor. Onlar bir haksızlıkla karşı karşıya kaldıklarında biz onlar için de itiraz edeceğiz. Böyle bir özgüvenimiz var. Engellemenin sonu trajik olur n Zaman geçtikçe katılım artıyor, kortej büyüyor. Hükümetten bir engelleme olma ihtimali var mı? Bir engelleme olacağını sanmıyorum. Bir engelleme olması çok daha trajik sonuçlara yol açabilir. Dikkat ederseniz Ankara’dan bu yana trafiği aksatmamaya özen gösterdik. Provokasyonları sağduyuyla karşıladık. Atılan sloganlar “Hak, hukuk ve adalet” üzerine. Bir kabuk kırılıyor, bir umutsuzluk kırılıyor. İnsanlar kendilerinin dışında da farklı büyüklükteki grupların kendi düşüncelerini paylaştıklarını görüyorlar. Onlar da bize katılıyorlar. Açmazın nedeni Bahçeli’nin desteği n Bahçeli’nin dili hükümetten daha sert... Doğru, eleştirilerini sertleştirerek sürdürdü, olabilir. Çok da beklemediğimiz bir şey değildi. Refedandumda parlamenter demokratik sisteme karşı çıkıp, patronlu başkanlık sisteminin gelmesini savundu. Türkiye bugün eğer bir açmazla karşı karşıyaysa, demokrasi kan kaybediyorsa biraz da o desteğin sonucudur. Herhalde bunu tarih yazacaktır. Laik zımmi statüsü AKP seçmenlerinin ne kadarı, ilk ve orta eğitimde zorunlu olan din kültürü ve ahlak bilgisi dersinde çocuklarının şeriata göre suç kabul edilen eylemleri ve bu suçların elkol kesme, kısas, recm, diyet gibi cezalandırılması yöntemlerini öğrenmelerini ister? Benzer biçimde, Sünni İslam öğretisinde fıkhın ibadetler dışında kalan kısmını içeren, yani kişinin diğer bireylerle ve toplumla ilişkilerini düzenleyen fıkıh kaidelerinin sekiz yıl boyunca zorunlu olan bir dersin müfredatında yer almasını ne kadar arzular, bunu ne kadar destekler? Bu soruların yanıtını bilmiyorum. Apaçık bilinen, iktidar partisinin kamusal alanı İslamileştirme projesinde kararlı adımlarla ilerlediği. Bu projenin ana ekseninde, bütün kültür savaşlarında olduğu gibi, eğitim politikası var. AKP Genel Başkanı “dindar nesil yetiştireceğiz” sözünü yanılmıyorsam ilk kez 2012 Şubatı’nda söylemişti. “Modern, dindar bir gençlikten bahsediyorum” deyip, bunun altını çizmişti: “Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı bir gençlikten bahsediyorum.” Bunu ortaöğrenim müfredatına seçimlik birçok din dersinin girmesi izledi. Birçok yerde, başka yeterli seçimlik ders olmadığı için, bu dersler zorunlu seçimlik oldular. İmam hatip okullarının düz lisenin yerini alması ve sınavı kazanamayanların bu okullara resen yazılması uygulaması bunu izledi. Bilal Erdoğan eğitimin imam hatipleştirilmesi politikasının devlet destekli sivil ayağını yönetmekle görevlendirildi. 2017’de imam hatip lisesi (İHL) sayısı 1408’e, bu okullarda okuyan öğrenci sayısı da 517 bine ulaştı. Cumhuriyet’te yayımlanan haberden, MEB yönetmeliğinde yapılan değişiklikle İHL açmak için gerekli olan elli bin nüfus alt sınırının, değişiklikle beş bin nüfusa indirildiğini öğreniyoruz. Böylece neredeyse her mahallede bir İHL açmanın önü açılmış. AKP Genel Başkanı, Şubat 2016’da, dindar nesil yetiştirme hedefini tekrarlayıp daha da açıklık getirmişti. Çünkü Cumhurbaşkanı’nın “imam hatiplerle ilgili projeleri” vardı. “Dindar nesil yetiştirme” amacını dile getirme hakkı olduğunu ama “dinsize de, dindara da hizmet” verdiklerini belirtiyordu. Bu hatırlatma, dilin altındaki baklanın çıktığı kritik andı. Sünni inancın gereğini sıkı biçimde yerine getirmeyenleri, Alevileri, gayrimüslimleri de içeren bir “dinsizler” kategorisine de devlet olarak hizmet vermekten bahsediyordu. Bu da İslam fıkhında, kitap ehli olup Müslüman olmayanların tabi olduğu zımmi statüsü demekti. MEB’in yeni müfredatı geçen ocak ayında açıklanırken din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin müfredatı açıklanmamıştı. BirGün’de Serbay Mansuroğlu, Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı’nın bu müfredatla ilgili paylaştığı bilgileri aktarmış. Yazının başında belirtilen konuların, bu zorunlu derste, “Muamelat ve Ukubat” ünitesi içinde yer alması öngörülüyormuş. Böylece İslam hukuku, cihad, şeri deliller, şeriata göre evlilik ve boşanma, fetih gibi konuları da, nüfusunun din hanesinde İslam dışında bir din yazmayan öğrencilerin hepsi öğrenecek. Belki bir avuç aile, çocuklarının bu dersten muaf tutulması için dava açacak. Kazanırlarsa, gayrimüslim aileler gibi, laik devlet adı altında fiilen yıllardır uygulanan zımmi statüsünde bu muaf tutulma hakkını belki kullanabilecekler. Türkiye’de bir yüzyıldan fazla bir süredir devam eden etnikdini temizlik politikası sonucunda fiilen zımmi statüsünde olan gayrimüslim sayısı yok denecek kadar azaltılmıştı. Görünen o ki, şimdi yeni bir zımmi türü, laik zımmi statüsü düzenli aşındırma girişimleriyle yerleştiriliyor. AKP lideri bu yolla hem kültür savaşını yürütüyor hem de bitaraf olan bertaraf olur tehdidiyle arkasındaki safları sıkılaştırmaya özen gösteriyor. Gezi aileleri bugün Adalet Yürüyüşü’nde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Adalet Yürüşü”ne Gezi Direnişi’nde çocuklarını kaybeden aileler de destek verecek. Gezi Direnişi sırasında Eskişehir’de 2 Haziran 2013 gecesi polis ve eli sopalı esnaf tarafından dövüldükten sonra beyin kanaması geçirerek 10 Temmuz’da yaşamını yitiren 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz ve babası Şahap Korkmaz, Hatay’da 10 Eylül 2013’te ODTÜ’ye destek eylemlerinde yaşamını yitiren Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, İstanbul Okmeydanı’nda 16 Haziran 2013’te ekmek almaya giderken polis tarafından başından vurulan, 296 günlük yaşam savaşının ardından 11 Mart 2014’te 15 yaşında yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın babası Sami Elvan, Ankara Güvenpark’ta 1 Haziran’da polis tarafından başından vurulan ve 14 gün sonra yaşamını yitiren Ethem Sarısülük’ün ağabeyi İkrar Sarısülük ve Gezi Direnişi sırasında yaralanan Okan Göçer, bugün “Adalet Yürüyüşü”ne katılacak ve adalet taleplerini haykıracak. C MY B
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle