Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
SAYFA CUMHURİYET 21 ŞUBAT 2004 CUMARTESİ
HABERLER
DUMADABUGUN
ALt SİRMEN
Kıbrıs'ta Zor Müzakere
Kıbrıs'ta müzakerelerin daha birinci gününde
Papadopulos, Anadolu'dan gelenlerin geri
gönderilmesi talebini ortaya atarak, gelecekte-
ki uzlaşmaz tavrının ilk sinyalini vermiştir.
Papadopulos'un uzlaşmaz davranışının fazla
önemi olmadığı, nasıl olsa boşlukların Kofi An-
nan tarafından doldurulacağı söylenebilir.
Ama unutmamak gerekir ki son metin, refe-
randuma sunulacaktır.
Kıbrıs Rumları uzlaşma ya da dayatma met-
nini kabul etmezler ise onlara uygulanabilecek
hertıangi bir yaptırım var mı?
Rum kesimi uzlaşmama halinde de nasıl olsa
1 Mayıs'tan itibaren AB üyeliğini garantiye almış
durumda.
Asıl düşünmesi gereken taraf KKTC ve Türki-
ye değil mi?
Diyelim ki, bu engel de ABD ve AB'nin baskı-
larıyla aşıldı.
0 zaman her şey çözülmüş olacak ve anlaş-
ma, referandumda onaylandığı şekliyle uygula-
nacak mı dersiniz?
Bu konuda acele iyimserlik çok tehlikeli so-
nuçlan verebilir ve Türkiye ile biıiikte Kıbrıs Türk-
leri de çok tatsız sürprizlerle karşılaşabilirler.
Çünkü 1 Mayıs'tan itibaren yepyeni bir unsur gün-
deme girecek. Bu "AB müktesebatı"öır
• ••
Sorun "dolaşım, yerleşim ve mülkiyet özgür-
lüklerine" getirilen sınırlamalardır.
Bilindiği gibi bu konularda kimi sınırlamalar (de-
rogation) getirilmekte, kimi özgürlüklerin tam
olarak uygulanabilmeleri için de süreler öngö-
rülmektedir.
Bütün süreç tamamlandıktan ve varsayalım ki,
Ada'da yeni kurulan Kıbrıs Devleti iki parçasıy-
la birlikte AB'ye üye olduktan sonra anlaşmada
tescil edilmiş olan derogasyonlar ile ilgili olarak,
hakları kısıtlanan bir Rum, Avrupa Adalet Diva-
nı'nda dava açarsa ne olacak?
Annan Planı'nın Avrupa müktesebatı ile bağ-
daşmadığı ileri sürülen hükümleri geçerliliğini
koruyacak mı?
Kıbrıs'ın üyeliği ile ilgili olan ve AB üyesi ülke
parlamentolarının da onayladıkları anlaşmada
böyle bir hüküm yok. Yeni kısrtlamalar AB hu-
kuku açısından bir değer taşımıyor.
AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Ver-
heugen bazı yuvarlak sözlerle güya güvence ve-
riyor. Ama hazret Türklere başka, Rumlara baş-
ka konuşuyor.
Türkiye, Kıbrıs ve AB konusunda, yazılı olma-
yıp lafta kalan güvencelerden önemli zararlara
ugramış bir ülke.
Şimdi lafta kalan güvence ile yetinmemek akıl-
lıca olacak mı? Unutmayalım ki, dolaşım, yer-
leşim ve mülk edinme gibi hususların yanı sıra,
Ankara'nın Ada'da asker bulundurma ve garan-
törlüğü ile ilgili hükümler de "Avrupa müktese-
batı" duvarına çarpabilir.
• • •
önceki gün Ankara'ya gelen Türkiye - AB Kar-
ma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost La-
gendjik ilginç sözler söyledi.
- Kıbrıs'ta taraflar arasında anlaşma sağlanıp
da, bunun AB hukukuna uygun olmaması gibi
bir durumla karşılaşmak istemiyoruz, diyor La-
gendjik.
Bundan ne anlamak gerekiyor?
Annan Planı ile bir anlaşmaya varıldığı takdir-
de, Avrupa müktesebatının Türk tarafının kaza-
nımlarını yerle bir etmesini engelleyecek somut
bir öneri. Taraflar arasında vanlan anlaşmanın Av-
rupa iç hukukunda da geçerli olmasını sağlaya-
cak bir formül arayışı yok henüz.
öte yandan Kıbrıs'ta taraflar arası görüşme-
lerde, şu ana değin ciddi hiçbir konu ele alınmış
değil.
Rauf Denktaş, oyalamataktiği uygulandığı ko-
nusundaki endişelerini açıkça dile getiriyor.
Plan, liderler arasında madde madde ele alı-
nıp baştan aşağı taranmaz ise görüşmeler ne-
ye yarayacak ki?
Gel gelelim, Papadopulos buna yanaşmıyor.
Görmeye niyetli olan bütün gözler, oyunboza-
nın kim olduğunu açıkça fark ediyor.
Peki Papadopulos bu oyunda neye güveniyor?
Neye olacak, Denktaş'ın üzerine yapıştırılmış
olan "uzlaşmaz, inatçı adam" yaftasına.
Peki bunda, "Çözümsüzlük çözüm değildir"
diyen polrtikacılarımız ile, Denktaş'ı çözümün
önündeki en büyük engel ilan eden medyamı-
zın hiç payı yok mu?
Kısacası, biz erken "zafer" naralanyla kendi-
mizden geçerken, Kıbrıs'ta işlersandığımızdan
daha da güçleşiyor.
Yurtdışı yasağı kaldırıldı
Esenyurt davasında
sona yaklaşıldı
İstanbul Haber Servi-
si - Esenyurt Belediye-
si'ndeki yolsuzluk iddi-
alanyla ilgili davada Be-
lediye Başkanı Dr. Gür-
büz Çapan'ın da aralann-
da bulunduğu 99 kişinin
yargılanmasına devam
edildi.
Istanbul 1 No'lu
DGM'deki duruşmaya
Zeki Çapan'ın da arala-
nnda bulunduğu 12 sa-
nık katıldı. Gürbüz Ça-
pan ve diğer kişiler ise
duruşmaya gelmedi. Otu-
rumda söz alan sanık
avukatlan, müvekkileri
hakkındakı yurtdışına çı-
kış yasağının kaldırılma-
sını talep etri. Avukatlar,
Cumhuriyet Savcısı Se-
lim Berna Altay'ın ha-
zırladığı esas hakkında-
ki mütalaaya karşı görüş
belirtmeleri için kendile-
rine süre verilmesini is-
tedi.
GürbüzÇapanve diğer
sanıklar haİdandaki yurt-
dışına çıkış yasağım kal-
dıran mahkeme heyeti,
avukatlann esas hakkın-
daki görüşle ilgili savun-
malarını hazırlamalan
için duruşmayı erteledi.
Başkan Prof. Dr. Wildhaber, AİHM'nin Refah Partisi davasında feyz aldığmı söyledi
'Şeriat çağdışı bir sistem'ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) -
Avrupa însan Haklan Mahkemesi Baş-
kanı (AİHM) Prof. Dr. LuzhısVYîldha-
ber, AtHM'nin, RP'nin kapatılması-
na ilişkin davayı teyit ederken, demok-
rasinin şeriat üzerine kurulu çağdışı
bir sıstemle bağdaşmayacağını ifade et-
tiğini bildırdı. Wildhaber, RP davasın-
da AİHM'nin feyz aldığını anlatırken.
"Bayanlar baylar, lütfen kararlannız-
da sözleşme nükümlerini göz önüne
alın. Bu hepimizin ortak menfaaüna-
dır" çağnsında bulundu.
Anayasa Mahkemesi Avrupa Kon-
seyi însan Haklan Eğitimi On Yılı Ulu-
sal Komitesi, Türkiye Barolar Birliği
tnsan Haklan Araştırma ve Uygulama
Merkezi'nin (TBB-ÎHAUM) ortakla-
şa düzenledığı "Insan Haklan Avru-
pa Sözteşmesi ve Anayasa Yargısı" ko-
DEP davası
• AÎHM'in RP'nin kapatılmasma ilişkin davayı teyid ederken demokrasinin şeriat gibi
çağdışı bir sistemle bağdaşamayacağını ortaya koyduğunu belirten Prof. Wildhaber,
hâkimlere, karar verirken uluslararası sözleşmeleri dikkate almalan uyansında bulundu.
nulu sempozyum, Anayasa Mahkeme-
si'ndebaşladı.
AtHM Başkanı Wildhaber, açılışta
yaptığı konuşmada, devletlerin sözleş-
me hükümlerine anayasada yer ver-
diklerini, buyervermede sözleşme hü-
kümlerinin üstüne de çıkılabileceğini
söyledi. AÎHM'nin, anayasamahkeme-
lennin kararlanndan da faydalandığı-
nı belirten Wildhaber, sözleşme ile
anayasalar arasında karşılıklı bir iliş-
ki bulunduğunu kaydettı.
AİHM'nin, RP'nin kapatılmasma
ilişkin Anayasa Mahkemesi karannı
teyit ettiğini anımsatan Wildhaber,
"AİHM, RP davasını teyit ederken de-
mokrasinin, şeriatüzerinekuruluçağ-
dışı bir sistemlebağdaşmayacağını ifa-
deeöi RPdavasmdaAIHM,feyzahnış-
ür" dedi. Wildhaber, bazen AtHM'nin
anayasa mahkemelennin verdiği ka-
rarlan uygun bulmayabıleceğini belir-
terek bunlara ilişkin örnekler verdi.
Konuşmasının sonunda Wildhaber,
"Bayanlar baytar, lütfen karariannız-
da sözleşme hükümkrini göz önüne
alın. Bu hepimizin ortak menfaanna-
dır" çağnsında bulundu.
Anayasa Mahkemesi Başkanı Mus-
tafa Bumin. mahkemenın kurulduğu
1962 yılından beri insan hak ve öz-
gürlükleriningelişmesi yönünde önem-
li kararlarverdiğini, bu kararlan verir-
ken sözleşme ve AtHM kararlannı da
dikkate aldığını kaydettı. Anayasada
2001 yılında yapılan değişiklikler ve
çıkanlan 7 uyum paketi ile çok önem-
li değişikliklerin gerçekleştirildiğini
ve bu değişikliklerin bir sonucu olarak
son yıllarda Türkiye'den AtHM'e ya-
pılan başvurulann azaldığına dikkati
çeken Bumin, 2002'de 3 bın 887 olan
başvuru sayısının geçen yıl 2 bin 616'ya
düştüğünü söyledi. Bumin, uluslarara-
sı anlaşmalar ve sözleşmelerin iç hu-
tnfazın
durdurulması
istemine retANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Ankara 1
No'lu DGM, yeniden yargılanan. kapatılan
DEP'in milletvekılleri Leyla Zana,Hatip
Dicle, Orhan Doğan ve Setim Sadak'ın
infazın durdurulması istemini reddetti.
Avukat Hasip Kaplan, müvekkillerinin
cezalannı doldurmalanna 1 yıl 4 ay kaldığını
anımsatarak "Mahkeme yargılamayı uzadp
bu süre sonunda beraat kararı verecek olursa
yargdama içinde vargısız infaz yapümış
olacak" dedi. Yeniden yargılamanın dünkü
11. oturumuna, Zana, Dicle, Doğan ve Sadak
ile avukatlan katıldı. Mahkeme Başkanı
Mehmet Orhan Karadeniz'in, geçen
duruşmada tahliye karan çıkmaması üzerine
alkışlı protestoda bulunan izleyicilerin
kuktaki kurallarla çatışması halinde',
hangisinin uygulanacağı konusunda
tartışmalar bulunduğunu anımsatarak
"Anayasada.sözteşmeninyasalann üs-
tünde, hatta anay^sanın üstünde oldu-
ğunayer verihneiidir. Burada egemen-
fikhakkmındevredfldiği görüşü ilerisü-
rülmektedir. Bu egemenük hakkmuı
devrinden öte>e uluslararası mahke-
meyeyetki vermekten başka bir şey de-
ğfldir" diye konuştu.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Öz-
demir Ozok da çağdaş demokrasiler-
de anayasa mahkemelerinin hukuk dev-
letinin tanımında evrensel bir ölçüt ve
kurulduğu günden beri önemli bir ku-
rum olduğunu kaydetti. Özok, Anaya-
sa Mahkemesi'nin insan haklannın ve
demokrasinin en büyük güvencesi ol-
duğunu kanıtladığını anlattı.
Bakan Cemil Cicek:
Anayasa'da
• EskiDEP
milletvekillerinin
yakınlan ile polis
memurlan
arasında zaman
zaman tartışma
yaşandı. Avrupa
însan Haklan
Mahkemesi üyesi
Rıza Türmen ise
AİHM'nin bu
davada adil
yargılanma
açısından bazı
eksiklikler tespit
ettiğini kaydetti.
bugünkü duruşmaya
alınmaması yönündeki
talimatı üzerine, polis
memurlan duruşmaya
gelenlerin kimliklerini
tek tek kontrol etti.
Eski DEP
milletvekillerinin
yakınlan ile polis
memurlan arasında
zaman zaman tartışma
yaşandı. DEP'lilerin
avukatı Yusuf Alataş,
yeniden yargılama
karanyla ilk yargılama
hükmünün ortadan
kalktığını savundu.
Mahkemenin, ilk
yargılamadan farklı bir
karar çıkmayacağı
izlenimi doğurduğunu
belirten Alataş. "Madem mahkemede böyle
bir düşünce var. o zaman yeniden
yargılamanın nıanüğı ne? Yargılama bir an
önce sonuçlandırüsın" dedi. DEPlilerin 10
yıldır cezaevinde bulunması nedeniyle içinde
bulunduklan mağduriyeti dile getırdiklerini
anlatan Alataş, serbest bırakılmalannın
maddi ve manevi kayıplannı bir nebze olsun
giderebileceğini, ancak ailelerinin
kayıplannın telafi edilemeyeceğini söyledi.
Alataş, müvekkillerinin infazının
durdurulmasını istedi. Mahkeme, savcının
görüşü doğrultusunda, soruşturmanın
genişletilmesi ve hükümlülerin infazlannın
durdurulması isteminin reddine karar vererek
duruşmayı erteledi. Avrupa tnsan Haklan
Mahkemesi üyesi Rıza Türmen, AtHM'nin bu
davada adıl yargılanma açısından bazı
eksiklikler tespit ettiğini kaydetti. Türmen, eğer
bu yargılama sonucunda bir eksiklik görürlerse
AİHM'ye başvurabileceklerini kaydetti.
Dumlupınarkahramnının son arzusu
Çanakkak Boğazı Nara Burnu önlerinde 4
Nisan 1953'te batan Dumlupmar
denizalüsmdan sağ kurtulan 84 yaşmdaki
emekli seyir astsubayı Hüseyin lnkaya,
Gtliboluda yapımına başlanan "Şehit
Denizatacılar AnıtTnın 4 Nisan 2004 tarüüne
kadar tamamlanmasını istedL "Bir anıün
yapıbnasmı istiyorum. Şehitterin vücutian
orada yatiyor. Onlan anacak bir yer yok. Arut
yanm kalmış durumda" diyen İnkaya,
kuruculan arasında bulunduğu Denizaltmı
Sevenler Sosyal ve Yardımlaşma Derneği'ne
böyle bir anıtuı yapıfanası için başvurduğunu
belirtti. Dernek taranndan yaptinlan
Gelibolu'daki anıtuı temehnin geçen yıl 4
Nisan'da atıldığuıı ve anrta ilk harcı da
kendisinin koyduğunu kaydeden İnkaya,
dernek olarak arut için yardım kampanyası
başlatüldanıu, ancak toplanan paranın anrta
yetmediğmi bfldirdL (Fotoğraf: AA)
yapüacak
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu)-
Adalet Bakanı Cemil Çiçek, mevcut
anayasanın A\Tupa müktesebatına
uygun olmadığını belirterek nisan
ayından itibaren kapsamlı bir anayasa
değişikliğınin gündeme geleceğini
söyledi. Anayasa Mahkemesi Avru-
pa Konseyi tnsan Haklan Eğitimi On
Yılı Ulusal Komitesi, Türkiye Baro-
lar Birliği tnsan Haklan Araştırrha ve
Uygulama Merkezı'nin ortaklaşa dü-
zenlediği, "İnsan Haklan Avrupa
Sözleşmesi ve Ana>asa YargısT konu-
lu sempoz>
r
umda konuşan Çiçek,
"Anayasanın değişmez maddeleri dı-
şındaki hususlann bir bütünlük için-
de ve beklentileri de karşılayacak tarz-
da mahaDi idarelerseçimlerinden son-
ra gündeme gelmesinde sayısız fayda
vardır. Çünkü biz çıkardıgımız yasa-
lan bugünkü anayasaya uydurmak
mecburiyetindevız. Ama kendi anaya-
samız Avrupa müktesebatına uymu-
yorsa problem de buradan çıkmakta-
(ür" dedi.
Sempozyumda konuşan Yargıtay
Cumhuriyet Savcısı Ömer Faruk
Eminağaoğlu da, "Türkiye'de gerçek
anlamda kapatılan parti olmadığını.
Sadece yanştan ahkonulan parti var.
1971'de kapatılan bir partinin devanu
siyasal ha>^tta varhğuu sürdürmekte-
dü*." diye konuştu.
TCY Alt Komisyonu, resmi belgede sahtecilik suçunu yeniden tanımladı
SahteciKğe 'yaşamsal önem' mdirnui
MUSTAFA ÇAKDR
ANKARA - Türk Ceza Yasası
(TCY) Tasansı, üzerindeki çalış-
malannı sürdüren TCY Alt Komis-
yonu, "taröşman"ve istismara açık
bir düzenlemeyi tasanya ekledi.
Komisyonun eklediği madde ile
belgede sahtecilik suçunun, "kişi-
nin yaşamı veya sağlığı açısından
ağır \e acil bir gereksinimi karşüa-
mak için" işlenmesi durumunda ve-
rileceİc cezada indirim yapılabilece-
ği gibi hiç ceza da verilmeyebile-
cek. Komisyonun tasan üzerinde
yaptığı değişiklik ile "parada sah-
tecflik'' suçuna verilen cezanın alt
sının da tecil sının olan 2 yüa in-
dirildi.
TBMM Adalet Alt Komisyonu,
TCY Tasansı üzerindeki çalışma-
• Komisyonun tasanya eklediği madde ile belgede sahtecilik
suçunun kişinin yaşamı veya sağlığı açısından ağır ve acil bir
gereksinimi karşılamak için işlenmesi durumunda, verilecek
cezada indirim yapılabileceği gibi hiç ceza da verilmeyebilecek.
lannı sürdürüyor. Alınan bilgiye
göre komisyon, tasanda yaptığı de-
ğişiklik ile ülkede veya yabancı ül-
kelerde tedavülde bulunan parayı,
sahte olarak üreten, ülkeye sokan,
nakleden, muhafaza eden veya te-
davüle koyan kişi hakkında verile-
cek cezanın alt sınınnı 2 yıla indi-
rirken, üst sının da 12 yıla çıkardı.
Tasanda ise cezanın alt sının 3 yıl,
üst sının ise 10 yıl idi. Değişiklik
ile "parada sahtecilik" suçu işle-
yen ve 2 yıla mahkûm olan birkim-
senin cezası tecil edilerek paraya
çevrilebilecek.
Komisyon, "resmibelgedesahte-
cilik" maddesıni de yeniden düzen-
ledi. Değişiklik ile bir kamu görev-
lisine, resmi belgede sahtecilik yap-
ması durumunda 3 yıldan 8 yıla ka-
dar hapis cezası verilecek. Yürür-
lükteki TCY'de ise bu durumda 3
yıldan 10 yıla kadar ağır hapis ce-
zası veriliyordu. Yine komisyonun
yaptığı değişiklik ile kamu görev-
lisi olmayan bir kişi evrakta sahte-
cihk yaparsa bu kişiye de 2 yıldan
5 yıla kadar hapis cezası verilecek.
Yürürlükteki TCY'de ise bu durum-
da 2 yıldan 8 yıla kadar ağır hapis
cezası veriliyordu. Komisyon tasa-
nya yeni bir madde eklenmesini de
kabul etti.
Zanırethali
"Zaruret Hali" başlıklı madde-
ye göre belgede sahtecilik suçunun
"kişinin yaşamı veya sağhğı açısm-
dan ağır ve acil bir ihtiyacı karşıla-
mak için işlenmesi durumunda" ve-
rilecek cezada indirim yapılabilece-
ği gibi hiç ceza da verilmeyebile-
cek. Tasanya, 207 numarasıyla ek-
lenen "ZaruretHaü" başlıklı mad-
de şöyle: "Belgede sahtecilik suçu-
nun kişinin hayatı \eya sağhğı açı-
sından ağır ve acil bir ihtiyacı kar-
şılamak için işlenmesi halinde, oia-
yın mahryetine göre verilecek ceza-
da indirim yapılabileceği gibi, ceza
vermekten sarfinazar daedilebitir."
IR NOKTASI /ORAL ÇALIŞLAR oralcalislar@cumhuriyet.com.tr
Prof. Dr. Aydın Güven Gürkan, ül-
kemizin siyasi yaşamının önemli isim-
lerinden birisi. Sol hareketin fikirdün-
yasında ciddi bir ağırlığı bulunuyor. Ay-
dın Güven Gürkan, sosyal demokrat
harekette genel başkanlık yapmış,
bakanlıkgörevlerinde bulunmuş, sos-
yal demokrat hareketin birliği için kol-
tuğunu terk etmiş birentelektüel, yü-
rekli ve cesur bir bilim insanı.
Gürkan, 6 aydır çok ciddi bir has-
talıkla baş etmeye çalışıyor. Ağır te-
davi nedeniyle çoğu zaman günler-
ce yatmak durumunda kalıyor. Ken-
disini iyi hissettiği bir gün sanatçı Ha-
lil Ergün, bizim gazeteden Miyase
llknur'la birlikte ziyaretine gittik.
Hastalığına rağmen bizi ayakta
karşıladı, her zamanki hareketli ha-
liyle sanki hastalığına aldırmaz bir
haldeydi. Aydın Hoca ile her görüş-
memiz, benim için bir derinleşme ve
düşünce dünyasında yeni ufuklara
açılma imkânı demektir. Bu kez de öy-
le oldu. Onu merakla, ilgiyle ve öğ-
renerek dinledim.
Seçimleregidildiği, Kıbrıs sorunu-
Aydın G. Gürkan'ın Baykal'a Mektubu
nun en yoğun günlerinin yaşandığı dö-
nemde o ne düşünüyordu? Solun
birliğine yönelik ne gibi projeleri var-
dı? CHP Genel Başkanı Deniz Bay-
kal'a 31 Ekim2003tarihindegönder-
diği bir mektuptan söz etti. Bu mek-
tubuna "Sayın Genel Başkan, Sev-
gili Deniz" diye başlamıştı. Baykal'ı
CHP kongresi nedeniyle kutluyordu.
Ağırve yıpratıcı birtedavi süreci için-
de kurultayı izlediğini söylüyordu. Dı-
şanda kalmış olduğuna sevindiğini
söylemeyi de ihmal etmiyordu: "Yok-
sa siyaset, 'parti' ve 'sosyaldemok-
rasi' konularındaki derin görûş ayrı-
lıklanmız bir kez daha ortaya çıkacak-
tı."
Gürkan, Baykal'a insani duygula-
nnı da şöyle aktarmıştı: "Oysa bun-
lann dışında kalmak ve yalnızca in-
sandan insana akan sevgi ve daya-
nışmadan pay almak, olabildiğince
cömert pay almak istiyorum. Haya-
tımdan geriye ne kaldıysa, onu elden
geldiğince daha çokanlayış, sevgi ve
dayanışmayla dokumak istiyorum."
Gürkan, CHP ile ilgili değerlendir-
mesinde Baykal'a şunları söylüyor-
du: "Galiba CHP biraz da senin yap-
mak istediğin gibi bir parti olmak is-
tiyor. Yıllardır gösterdiğin kurultay
başanlan bunu gösteriyor. Galiba ya-
nılan biziz. CHP gerçeği ile bizim
CHP tasanmımız uyumlu değil. Bi-
zimki belki bir 'illüzyon'. Olsun ama
ne gam! Anlık haklılıklar her zaman
tarihi haklılıklar da olmuyor."
Gürkan, CHP ile ilgili değerlendir-
mesinde ise Baykal'a şunlan söylü-
yordu: "Sevgili Deniz, Aziz Başkan;
CHP, içinde birbirinden çok farklı
görüşler banndıran kocaman ve güç-
lü biraile. Bu aileyi birarada tutma-
ya çalışmanı diliyorum... Aile bütün-
lüğünü asgari düzeyde de olsa ko-
runması açısından önemsiyorum.
Lütfen geniş yürekli, cömert ve ba-
bacan ol. Aile bütünlüğünü gözet, ko-
ru ve geliştir."
Baykal, Gürkan'ın bu mektubun-
dan sonra, Gürkan'ın ziyaretine gel-
mişti. Aydın Hoca, burada da bu kay-
gılannı ve duygularını dile getirmişti.
"Maalesef Baykal, bunlara uygun
davranmadı. Aileyibirarada tutacak
siyasi esnekliği ve olgunluğu göste-
remedi" diyordu. Bu nedenle solun
şu andaki durumunu da pek iyi gör-
müyordu.
Aydın Hoca, Türkiye'deki durumu
değerlendirirken şu noktaları vurgu-
luyordu: "Dünya kürselleşme cere-
yanı ile birlikte büyük bir değişim ya-
şıyor. ABD ve Batı, Ortadoğu 'da ye-
ni stratejiler ve planlar geliştiriyorlar.
Bunlar dünyanın ve bölgemizin bu-
günkü gerçetderi. Burada, Türkiye'nin
entelektüel çevreleri, daha çok dışa-
ndan gelen değişim isteğinin çevre-
sinde toplanıyor. Çünkü ülkemizde-
kisol hareket büyük ölçüde statüko-
nun yanında saf tutuyor ve bir aydın
derinliği yaratamadığı gibi çözüm-
ler de üretemiyor.
Bu değişim isteğini görmek, an-
cakona teslim olmadan yeni siyaset-
ler üretmek gerekiyor. Bunu solyap-
malıydı. Aydın arayışına sol cevap
vermeliydi. Bu olmadı." Aydın Güven
Gürkan, Kıbns konusunda son geli-
nen noktayı ise şöyle değeriendiriyor-
du: "Kıbns'ta ciddi bir çözümün eşi-
ğine gelindi. Ancak bu çözüm daha
çok dış dinamiklen'n etkisiyle ger-
çekleşiyor. AKP, bu değişim dina-
miklerine kendisini uydurarak, duru-
mu götürmeye çalışıyor. Halbuki, bu-
rada sol, bu değişim ve çözüm ger-
çeğini görebilir ve Türk tarafının çı-
kahannı koruyan birplanla işe öncü-
lük edebilirdi. Bunu yapamadığı gi-
bi, çözümsüzlüğün peşinetakıldı, bu
nedenle etkisini de yitirdi."
Aydın Güven Gürkan'la daha uzun
konuştuk. Onun söylediklerini önü-
müzdeki günlerde yeri geldikçe ye-
niden aktarmayaçalışacağım. Hepi-
mize çok yararı olacağını düşünü-
yorum.