Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
SAVFA CUMHURİYET 11 KASIM 2002 PAZARTESİ
HABERLER
KLapalı kutu AKP, kendisine oy veren kesimin dışrnda kalan görüşlerin temsiline izin vermeli, hatta onu ısrarla aramalı
GüçlüiktidannriskidebüyükERHAN KARAESMEN
AJCP'ninseçimperformansı 1983'te-
ki ANAP'ın zaferi ile karşılaştınlabile-
cek türden bir "Mutiak Başan" niteliği
taşımaktadır. Yine I983"teki ANAP ile
karşılaştınlabilecek biçimde, her kesim-
derL. her partınin tabanından oy topla-
mıştır. AKP'ye oy kayışı dindar muha-
fazakârlığın. sağ ideolojik düşüncelerin
kümeleşmesinin epey ötesinde, "umut
çığHdan"na dönüşmüştür. Coğrafyasal da-
ğılımı da etkileyicidir. CHP'nin gerisin-
de kaldığı Trakya; Güney Ege ve Akde-
niz yörelerindeki 10 seçim çevresi ile
DEHAP'uı gerisinde kaldıklan Doğu ve
Güneydoğu'daki 7 seçim çevresinin dı-
şında. yetmişe yakın seçim çevresinde
ilk partidir. Ancak bu zaferin getirdiği
olağanın çok üzerinde bir yurttaş beklen-
tisi söz konusudur. Bu canhıraş beklen-
tinin içindeki yurttaşın ne ölçüde sabır gös-
terip göstermeyeceği belirsizdir, zaman-
la anlaşılacaktir.
Oy akışı
AKP'ye yıkılan olağanüstü sorumlu-
luğun daha net algılanabilmesi için par-
tiler arasındaki oy kayması büyüklükle-
rine yakından bakılmasında yarar vardır.
Yazann seçim öncesinde Cumhuriyet'te
yayımlanan yazılannda seçmenin yanya
yakınının 1960'a göre ad değiştireceği hu-
susuna değinilmiştir. 1999'da tabanı da-
ha az kayganlık gösteren ve sadık seçmen
sahibi partiler sadece sırasıyla DEHAP,
AKP ve CHP olarak kendini açığa vuru-
yordu. Diğer partilerde geleneksel yan-
daşlık anlayışı büyük ölçüde sarsılıyor
ve oylar bir önceki seçimdeki akış doğ-
rultusundan başka tarafa yönleniyordu.
Bu noktada CHP'ye bir ilk baİaş yö-
neltildiğinde DSP'den açığa çıkmış olan
7 milyona yakın oyun nereye gittiği,
CHP'yi hangi ölçekte beslediği tam bi-
linememektedir. Ancak CHP oylannın
1999'a göre sadece 3.5 milyon artış gös-
terebildıği düşünülürse. DSP'den dağılan
oylann CHP'ye çok fazla gitmediği açık-
ça görülmektedir. CHP ıçin, "DSP'deki
ödünçoylangerialabibneumııdu'' aslın-
da hiç gerçekçı değıldi. 1995 ile 1999
arasında CHP'deki oy azalması sadece üç
yüz bin mertebesinde olup aynı dönem-
de DSP iki milyona yakın oy artışı sağ-
lamıştı. CHP'nin (ya da SHP'nin) içi za-
ten Çflkr'li DYP ile yaptığı o kişiliksiz
ve beceriksiz koalisyon çerçevesinde
1993 ile 1995 arasında boşalmıştı. Bu
derece sağa yalpa vuran ve tüm ilkesel
konularda ödünîer veren bir CHP'ye es-
ki klasik yandaşlannın oy vermesi çok zor-
laşmıştı. Bu seçmenler sadece DSP'yi
değil diğer partileri ta o tarihte destekler
olmuş, bir bölümü de sandık başına git-
memişti. CHP'ye yakın düşen seçmenin
sandığa gitmeme yoluyla bir ceza uygu-
lamasının böylece bu partinin geçmişin-
dekuv\^etlibirörneğidemevcuttu. 1999'da
ise ülke çapındaki iki seçimden milletve-
kili genel seçüni adını taşıyanda CHP
yüzde 8.7 oy oranıyla barajın gerisine
düşmüş, oysa yan sandıktakı ll Genel
HP'nin seçmenlerinden bir
bölümünün 2002 'de oy kullanmaya gitmeyerek ashnda
hâlâyandaşı olduklanpartiye, 1999 seçimlerinde
olduğu gibi, yine bir ikaz gönderdikleri düşünülmelL
Ezen kiûelerin kurtancısı olma umudu
aşılarken AKP, ashnda CHP'nin sergilemesi
gereken Hnsancü soV görüşü sergüedi...
Meclisi Seçimi'nde altı yüz bin oy faz-
lasıyla yüzde 11 'lik bir oranı tutturmuş-
tu. Yandaşı olduğu partiye bir sandıkta oy
verip diğerinde esirgiyor olmak ancak
polirik bilinci yüksek yurttaşlann koya-
bileceği bir eylem türüydü.
Derviş bardağı taşırdı
2002'de ise CHP'nin potansiyel yurt-
taşlanndan bir bölümünün oy kullanma-
ya gitmeyerek ashnda hâlâ yandaşı olduk-
lan partiye yine bir ikaz gönderdikleri
düşünülmelidir. Sayılan rahatlıkla bir-
kaç yüz bini (hatta belki miryonu) bula-
bılecek yurttaşlann temel kırgınlığı
CHP'nin aşın ortacı, neredeyse merkez
sağa göz kırpan yaklaşımlan olduğu ta-
sarlanabilmektedır. Ezilen kitlelerin kur-
tancısı olma umudunu aşılarken AKP,
aslında CHP'nin sergilemesi ve sahip
çıkması gereken birdara düşmüş yurttaş-
tan yana insancıl sol görünüşü sergileye-
biliyordu. CHP'ye gelince, çok soyutbır
"ortadald tarafaziar"ı yanına çekebil-
me stratejisinın peşinde koşan. toplum-
sal hedefleri belirsiz, mesajlan net olma-
yan bir siyasal grup görünüşü veriyordu.
1999'da hayali birtarafsızlan kazanma
yaklaşımı sergilenmiş ve hüsrana vanl-
mıştı. Ancak bu çok derin yarulgıya bir
kez daha düşüldüğüne tanıklık ediliyor.
Ancak, kırgınuklar ve kuşkular dolu bar-
dağın taşmasına yol açan olayın Kemal
Derviş'in CHP saflanna katıhşı olduğu
kesin gibidir. Bu katılma ile şişirilmiş bir
rakip olanYTP'ye gidebileceği tasarlanan
orta ve tarafsız (!) oylann CHP'ye yön-
lendirilebileceği hesabı yapıldığı aşikâr-
dır. Ancak bu oylann mertebesi vatandaş
sağduyusunun belli bir süzgecinden geç-
tikten sonra zaten çok sınırlı kalacaktı. Ve
öyle kalmıştır.
Bu çok küçük girdiye karşılık işin çık-
tısı çok daha büyük olmuştur. 'AY-EM-
EF' ile ilişkilerin kökünden gözden ge-
çirilmesi; moneterci yaklaşunlann ve
devlet kurumlanna yönelik, rasyonel da-
yanağı olmayan kurumsal düzenlemele-
rin kitlelerin çıkarlan uyannca irdelen-
mesi; globalleşme denen hokkabazhğın
tuzaklanna çok dikkatlı olunması...
Yurtsever seçmen bu konulardaki du-
yarlılığı ve uyanıklığı yansıtan bir tavir-
lar dizisinin sergilenmesinı bekliyordu,
CHP'den. Ama tam tersine, düzeltilme-
si umulan tüm bu edilgenliklerin inanç-
lı birtemsilcisiyle CHP neredeyse bütün-
leşti. Çeşitli "rağmen"lerle birlikte ama
başka yol olmadığı için CHP'ye oy ve-
recekJerin bir bölümü için yeni bir iç he-
saplaşma süreci başladı. Sonuç olarak
insanlann bir bölümü sandığa gitmedi
Becerikli ve mağdur lider
AKPye bakalım, biraz da. 11 milyon
mertebesinde oy kuvvetli bir destek, el-
bette. Bunun dikkate değer bir bölümü-
nün, eski RP-FP çizgisinin bir süreklili-
ğini yansıtmakta olduğu kesindir. Ek bir
bölümü de 1999'da dirsek yediği dindar
milliyetçi MHP ile hesaplaşmasından ak-
tanlmış oylardır. Ama üç miryonu aşkın
bir bölümü dınsel düşünce ağırlıklı ide-
olojik dürtüye sahıp değildir. Geçım dar-
hğı, işsızlik ve gelecek endişesi kâbusu
içinde kıvranan umarsız yurttaşlar, ken-
dilerine daha yakın gördükleri bir siya-
sal muhatap aramışlardır. Recep Tayyip
Erdoğan büyük kenttte başanlı olmuş
taşra kökenli bır politikacı olarak Ana-
dolu kökenlilik olgusunun çok egemen
olduğu bir toplumun, özel bir dönemde-
ki, bu özel arayışına ce\ ap vermiştir. En-
li boylu, yakışıklıya yakrn yapısıyla. bı-
yığı ile gerektiğinde avam üslubuyla ko-
nuşabilme ve kararlı sert adam görüntü-
sü verebilme yetisiyle taşralı yurttaşlan
olduğu kadarbüyük kentlerin, yeni hem-
şerilerine de yakın düşmüştür. Kimi göz-
lemcilerin şaibeli ilişkilerle dolu oldu-
ğunu iddia etmelerine karşın Istanbul Be-
lediye Başkanlığı görevini başanyla yö-
nettiğine geniş kitleler inandınlmışhr.
Beceriklidır, atılgandır. Ayncakendisiy-
le uğraşılan "mağdur" bir liderdir. An-
cak Erdoğan'ı kidelerce Zaloğlu Rüs-
temimsi bir imge ıçınde neredeyse bir
çağdaş halk kahramanına dönüştürten
unsur. ezilip itelenegelmiş mazlumlara yar-
dımcı olabileceği umudunu aşılamış olu-
şudur. Orta kesimi çok yıldızlaşmış, aşa-
ğı kesimi daha da güçsüzleşmiş ama sa-
yıca çok kabarmış bir ıkibinler çizgisin-
de Türkıye, AKP-Tayyip oluşumu toplum
katmanlannın ağırlık merkezini iyi sap-
tamıştır. CHP hâlâ hayali bir orta taba-
kanın tarafsızlannı kendine çekmeye ça-
hşırken, AKP, ezılmiş kitlelerin melalini
pragmatik bir dürtüyle fena sayılmaya-
cak bır yaklaşımla kavramıştır. Ezilniiş-
ten yana bir tavn üstü örtülü bir sosyal
demokrat dizisiyle de destekleyerek in-
sanlann güvenini kazanmıştır.
Bu partınin ve liderinin şu anda zafer
kazanmış kahramanlar psikolojisi içinde
olması kaçırulmazdır. Ancak kendileri-
Seçmeninyüzde 58 'i Meclis 'te değil
• AKP, iktidan milletin kendisini büyük çoğunlukla
seçmesinden değil, barajın yüksek oluşundan elde etti.
Şimdi demokrat olduklannı ileri süren AKP ve CHP'nin
bu konuda ne yapacağı önemli...
Doç. Dr. TÜRKÂN ARKAN
AKP yönetidleri milletin kendile-
rini iktidara getirdiğini, CHP yöneti-
cileri de Meclis'te temsil edilmeyen
yüzde 45'i de dikkate alacaklarmı
vurguluyor. Bu görüşler gerçeği yan-
sıtmıyor. Evet AKP iktidan elde etti,
ama bu milletin kendilerini büyük bir
çoğunlukla seçmesinden değil, yasa-
larda barajın yüksek oluşundan kay-
naklandı. Nitekim, analizi "toplam
seçmen sayısı''na göre yaptığımızda
gerçek ortaya çıkıyor. 1950-2002 ara-
sında yapılan 14 genel seçimde top-
lam seçmen sayısına göre Meclis'e gi-
ren ve giremeyen partilerin oy oran-
lan Tablo 1 ve Tablo 2'de görülebilir.
Bu tablolara göre:
1) 1950-2002 arasında 14 genel se-
çimde, Meclis'egiren partilerin top-
lam seçmen sayısına göre oy oranı, bir
kez yüzde 90'ın, bir kez yüzde 85 'in
üzerinde, iki kez yüzde 80-84, iki kez
yüzde 75-79, iki kez yüzde 70-74, üç
kez yüzde 65-69, iki kez yüzde 60-
64, bir kez yüzde 40-45 arasında.
Toplam seçmenlerin Meclis'te tem-
sil oranı 13 seçimde yüzde 60'ın üze-
rinde iken2002'deyüzde41.7'ye düş-
müş. Toplam seçmen sayısını dikka-
te aldığımızda, AKP'nin oy oranı yüz-
de 26.3, CHP'nin oy oranı da yüzde
14.8 oluyor. Meclis'te temsil edilme-
yen seçmenlerin oranı ise Sayın Bay-
kal'ın belirtriği gibi yüzde 45 değil
yüzde 58'in üzerinde.
Seçime katılıp Meclis'e giremeyen
partilerin toplam seçmen sayısına gö-
re oy oranlan 1950-1983 arasında en
yüksek yüzde 4.87'dir, en düşük ise
yüzde l'in altında. 1987-2002 ara-
sında ise en düşük 1991'de yüzde l'in
altında, en yüksek 2002'de olmuş ve
yüzde 34.6.
2) Yüzde 10 barajını aşamadığı için
DSP ve RP 1987'de Meclis'e gire-
memiş; iki partinin oy toplamı
3.762.001. 1995'te MHP 2.301.343,
1999'da CHP 2.716.094 oy aldıklan
halde Meclis'e girememişler. Baraj
yüzde 5 olsaydı, adı geçen partiler
Meclis'e girecek ve milletvekili da-
ğıhmı değişecekti; toplam seçmen sa-
yısına göre Meclis'te temsil oranı
1987'de yüzde 72.74 yerine yüzde
86.98, 1995'te yüzde 70.38 yerine
yüzde 77.1,1999'da yüzde 67.09 ye-
rine yüzde 74.45 olacakh.
2002'de beş parti yüzde 5-9.5 ara-
sında oy almış: DYP 3.008.942, MHP
2.635.787, GP 2.285.598, DEHAP
1.960.660, ANAP 1.618.465 oy aldık-
lan halde Meclis'e giremediler; bu
oylann toplamı 11.509.452 ve top-
lam seçmen sayısına oranı yüzde 27.8.
Baraj yüzde 5 olsaydı bu partiler de
Meclis'e girecek ve Meclis'te tem-
sil oranı yüzde 41.7 yerine 69.5 ola-
caktı.
3) 2002 seçiminde DYP 47, MHP
32, DEHAP 17, ANAP 6, GP 10 se-
çim çevresinde yüzde 10'un üzerin-
de oy alrruşlar. Bazı seçim çevrelerin-
de oy oranlan yüzde 20, yüzde 30, yüz-
de 40 hatta yüzde 50'nin bile üzerin-
de. Bazı seçim çevrelerinde Meclis'e
gıren AKP ve CHP'den yüksek oy al-
dıklan halde, barajı aşamadıklan için
bu partilere ait milletvekillerini di-
ğer iki partinin, yasal ama demokra-
tik olmayan bir şekilde, haksız yere
kazandığı görülüyor.
Barajı düşürecekler mi?
Bugüne dek, yüzde 10 barajmın
kendilerinin de işine yarayacağını dü-
şünen tüm partiler; barajı düşürme-
ye yanaşmadılar. Yönetimde isrikrar-
temsilde adalet arasında denge sağ-
layacak hiçbir düzenleme yapmadı-
lar. Oy kullanmayan seçmenin yük-
selmesi, kanımca tepki oylanndan da
kaynaklanıyor. Tüm partilere açık bir
uyandır. Bunlar görmezlikten gelin-
memelidir.
Yüzde 10 barajı yüzde 5'e indiril-
seydi ya da yüzde 10 barajını aşama-
sa dahi bir parti, seçim çevrelerinin,
örneğin yüzde 20'sinde yüzde 10 ba-
rajım aştığı takdirde. o seçim çevre-
lerinde milletvekili çıkarabihne koşu-
lu olsaydı sonuçlar değişecekti.
Şimdi, demokrat olduklannı ileri
süren AKP ve CHP ne yapacak? 8.7
milyon seçmenin neden oy kullan-
madığını düşünmeyeceklermi? Yüz-
de 5'inüzerinde oy alan 5 partinin 11.5
milyon seçmenini dikkate almaya-
caklar mı? Yönetimde istikrar için
temsilde adalet ilkesini tümüyle göz
ardı mı edecekler? Meclis'te temsil
edilmeyen yüzde 58 seçmeni hiç dik-
kate almadan Meclis'te oturmayı iç-
lerine sindirebilecekler mi? Yoksa,
yasalan düzeltip Yunanistan'ın yap-
tığı gibi seçimleri yenileyecekler mi?
2002 Seçiminde Meclis'te
Temsil Edilmeyen Seçmenlere Ait Oranlar
Meclis'te Temsil Edilmeun Seçmenler
\ tizde 5-9 5 arasında o\ alan bej paff
Yüzde 5'ın altında oy alan dıger partıler
Geçers ı o\ lar
0>S») l a
11509 452
2 783 499
Toplam
Seçmen Savısına
Göre O> Onuıı
27 %
67
11P341 r
1
8 "00 19" 210
Toplam 24! 10 480 5^ 2
Seçimlerle İlgili Bazı Oranlar
S«çim
Yıb
1950
1954
1957
1961
1965
1973
197^
1983
1987
1991
1995
1999
2002
Seçime
Katılma
Oranı (•/.)
89.3
88 6
76.6
81.0
71.3
66.8
72.4
92.3
93.3
83.8
85 1
86.9
78 9
Kullanılan Oya
Göre Geçerii
O) Oranı (%)
98 3
98.7
96.4
95 5
95 5
96.5
95.1
97.4
97.0
96.6
95.4
96 6
Toplam Seçmen Sayısına
Göre Meclis'e Giren
Partilerin Oy Oranı (%)
90.40
82.90
Toplam Seçmen Sayısına
Göre Meclis'e Giremeyen
Partilerin Oy Oranı(%)
4 87
75 61
77 82
68.03
63.46
69.54
86.78
72.74
80.85
70.38
6^.09
•41.6S
0 63
0.37
0.37
P9"
0.46
11.88
15 21
* 34 56
ne klasik çizgıdeki tabanlannın ötesinde
umut peşinde koşan çok değişik katman-
lardan seçmenin oyvermişoluşu,AKP'yi
derin insancıl ve toplumsal sorumluluk-
lara itmektedir.
AKP ne kadar hazırlıklı?
AKP'nin toplum ve devlet yönetimi-
ne ne denli hazırlıklı olduğu bilinme-
mektedir. Bir çeşit kapalı kutudur AKP.
Bu kutunun kapağı açıldığında gündem-
deki konular, uluslararası ılişkiler, dün-
yayı algılayabilme alanlannda ne denli be-
cerili olduklan anlaşılmaya başlanacak-
tır. AB, Kıbns, Irak kıskacı içinde Cum-
hurbaşkanlığı'ndan ve muhalefetten an-
layışlı destek görecek olsalar bile, per-
formanslannı kendi becerileri belirleye-
cektir. Yurttaş olarak körü performans
göstermelerini diliyor değilim. .Ancak
dünyada Türkiye'ye rasyonel ve çağdaş
biryer sağlama, ülkeyi ve toplumu \erimli
ilüalere götürebilme alanında, samimi
ve saydam bır görüntüyü bir an önce ser-
gılemelerinde yarar vardır. AKP kendi-
lerine yönelmiş olan umut yığmlanna
karşı. sadece ezilmişliğintaraftarlığınıya-
parak bir yerlere sıçramıştır. Şu andan
itibaren yurttaşlann, ülke içindeki sivil top-
lum gruplannın irdelemeleri ve ikazlan-
nın dikkate alınması gerektiğine inan-
malan şarttır. Yüzde 45'lik bir oy oranı-
nın temsil ettiği siyasal ve toplumsal gö-
rüşlerin yansımadığı bir parlamentonun
güçlü iküdan olmak, aslında karmaşık ko-
alisyonlann yöneticisi büyük parti ol-
maktan daha zor ve risklidir. Kalan yüz-
de 45'i temsil eden görüşlerin kendıleri-
ne iletilmesine ızin vermeleri, hatta bu-
nun ötesinde onu ısrarla aramalan gere-
keceği açıktır. Bu yazı dizisi boyunca açık-
landığı gibi AKP'nin performansında
klasik dinsel düşünce ağırlıklı tabanından
çok farklı yeni tabanlann desteği rol oy-
namıştır. Bu kesimlerin beklentileri eko-
nomiktir. Bu çerçevede mazlumlann ko-
nınması gibi bir insancıl yaklaşımı gerek-
tirmektedir. Böyle bır dönemde, klasik ta-
banının beklentilennin ön plana çıkarhl-
masıyla genel huzursuzluk yaratabilecek
birtakım düzenlemelere gırmelennin bü-
yük bir hata olacağı açıktır.
^ M e r k e z sağ'da
yeni yönelimler
MHP'nin 1999 şahlanışınm
akılcılıktan çok uzak, duygusal
unsurlardan kaynaklandığı
bilinegelmekteydi. Pratik yaşam
dürtülerinin daha belirgin bir
yönlendiricilik yaptığı 2002
seçmeni, MHP'nin milliyetçi
duygusallığından artık fazla
etkilenme durumunda değildi.
Aynca MHP'ye sağdaki zinde
kuvvet gözü ile bakan ve onu
daha dostane ve sempatik bir
anlayışla karşılayan diğer bazı
kesimler de o cenahtan
uzaklaşmıştır. Içeriği ohnayan,
anlamsız görünüşlü bir Batı
düşmanlığı. MHP'ye bu
yumuşak yaklaşımı
deneyebilecek yurttaş kesimini
de onlardan uzaklaştırmıştır.
Yenilgisi kaçmılmazdı, bundan
sonra kendilerini nasıl
toparlayabileceklerini hep
birlikte göreceğiz. DYP'nin
tanm ve toprak ilişkilı daha
muhafazakâr "hafifçe dindarbk'"
unsurunu da sinesinde banndıran
yandaşlan da kırsal kesimin ve
özellikle varlıksız köylünün
daha da zor duruma düşüşünden
sıkmtıdaydı. Bu kesimin de
.tamamen yandaş cephe
değiştireceğiru iddia eden ve
DYP'nin yok olacağını
tasarlayan bazı uzmanlara karşın
kanat değıştirme konusunda
muhafazakârlığını hâlâ koruyan
DYP tabanı, MHP'ninkine
nazaran daha az çözülmüştür..
ama sonuç itibanyla
çözülmüştür. Komşu bir
ANAP'ın tamamen dağıldığı
düşünüldüğünde, DYP bu yan
cansız haliyle bile sürerliliğini
bir miktar daha götürebilecektir.
Yakın gelecekte ANAP ile
DYP'nin tek bir çatı altında
işbirliği yapmaya başlamalan
şaşırtıcı ouîıayabilir. 1983'lenn
toplum kahramanı 'Rırgut
Ozal'uı gücünün bile ancak 8
sene dayanabildiği. Türk
toplumsal ve siyasal davranış
kayganhğı sürecinde AKP'nin
orta soluklu geleceği de çok
parlak olmayabilir. Buna ANAP
ve DYP'nin eskimiş temellerine
oturacak ve taze bir liderle
ortaya çıkacak bir merkez sağ
partinin ortak olmayı özlemesi
son derece doğaldır.

