Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
1 1 KASIM 2002 PAZARTESİ CUMHURİYEÎ SAYFA
J İ i J v U i ı f _ J İ V l X ekonomitgcumhuriyet.com.tr 13
DERTMOD, bu yılın en
güncel modellerini ve
en çarpıcı
koIeksiyonJannı, dünya
ile aynı andaTürk
tüketicisiyle
buluşturuyor. Derimod
diza.vnırlan tarafından
uyarlanarak tasarlanan
üriinler. daha uygun
fiyata bulunabiliyor.
CAPPY, gerçek meyve
tadındaki ürünlerini
artık 200 ml'lik cam
şişelerde tüketicinin
beğenisine sunuyor.
Cappy, özel tasanmlı
ambalajmda çilek.
vişne, şeftali ve kanşık
meyve nektanndan
oluşan dört farklı
tadıyla raflardaki yerini
aldı.
DEMSA. 24 Kasım'a
kadar yapılan tüm
ahşverişlerle birlikte
armağan edilecek olan
hediye çeklerinı. 29
Kasım'a kadar sürecek
"6 taksit" ile ödeme
imkânıyla birleştiriyor.
ÇekJer, yapılan
ahşveriş tutarına göre
15 milyon ile 250
milyon arasında
degişiyor.
BAŞAK HAYAT,
"Geleceğe Yatınm
Sigortası" ve "Size
Özel Hayat Sigortası"
adında iİci yeni sigorta
ürününü hayata
geçiriyor. Her iki
seçenekte de prim,
sigorta başlangıcında
toplu olarak bir seferde
ödenebiliyor.
1VIAGGİ, Türk
yemeklerinin lezzetini
arttırmada en çok
kullanılan sebze olan
domates lezzetini tavuk
ve et lezzetiyle
birleştirerek, sofralan
dört mevsim domatesle
hazırlanmış yemeklere
kavuşturacak.
gerçekleştirdiği yeni
işbırliği kapsamında
elektronik sektöründe
bir dünya markası olan
JVC'nın büyük ilgi
gören müzik setlerini
pazara sunuyor. JVC
ürün grubu arasında
EISA ödüllü JVC UX-
A60V VCD'li mikro
müzik seti de yer
ahyor.
SIEMENS, yeni
iriinleri 'Buharlı
Fınn" ve "Kuzine"yi
piyasaya sundu.
Buharlı fınn,
yiyecekleri yağa ihtiyaç
duymadan sıcak
buharda pişirirken
kuzine ise geçmişin
izlerini evlere
taşıyacak.
YAPIKREDİ
LEASING, yılın ilk 9
ayında 19 trilyon lira
net kar elde etti. Şiketin
cırosu ise yüzde 24
artışla 126 trilyon liraya
çıkarak finansal
kiralama şirketleri
arasında en yüksek
karlılığa ulaştı.
Tayyip Erdoğan'm faizin zararlanna ilişkin açıklamalan, dikkatleri ÖFK'lere yöneltti
Faizsiz kazancaAKP ivmesi• ÖFK Birlığı Başkanı ve Al Baraka Türk Genel
Müdürü Akyüz. yeni iktidarla güven unsurunun
sağlanacağını belirterek "Sektörde büyiik bir genişleme
olacak" dedi. "İslami bankacılık" yapan kurumlarda
toplam 1 milyar 750 milyon dolarlık fon bulunuyor.
GÜLŞAHKARADAĞ
Faiz nedeniyle finans ala-
nına girmeyen tasarrufçuya
ve tslami sermayeye, "kâror-
taklığına" katılarak para ka-
zanma firsah sunan Özel Fi-
nans Kurumlan"nın (ÖFK),
AKP iktidanyla birlikte, bü-
yük bir genişleme yaşaması
bekJeniyor.
AKP lideri Recep Tayyip
Erdoğan'ın. "Bu faiz dediği-
miz olayın alOnda ezilenler
var" sözleri, İslamda "ha-
ram* kabul edilen faiz kavra-
mını faaliyetleri dışında tutan
ÖFK'lerin yeni döneme nasıl
baktığı sorusunu da akla ge-
tirdi. Hukuki sorunlannı 56.
ve 57. hükümetler dönemin-
de gideren ÖFK'ler ilk defa,
prensiplerine yakın bir parti-
nin iktidarda olduğu bir dö-
nemde yasal statülerini kul-
lanma şansuıı yakaladı.
ÖFK Birliği Başkanı veAl
Baraka Türk Genel Müdürü
Osman Akyüz, yeni iktidarla
birlikte güven unsurunun
sağlanacağını belirterek,
"Sektörde büyük bir genişle-
me olacak" dedi. Akyüz. kı-
sa vadede tasarrufçudan top-
lanan fonlardaki artışın bu-
günkünden çok daha hızlı
olacağını ifade etti. Bu dö-
nemde reel ekonomiye yöne-
limle birlikte, ÖFK'lerin kâ-
ra dönük işlemlerinin artaca-
ğını kaydeden Akyüz, yeni
hükümete "Hiznıederini iyi-
leştirmelerini saglamaya yö-
nefik" talepler sunacaİdannı
ifade etti.
ÖFK'kr krizi atlattı
Mali veriler, ÖFK'lerin
kriz dönemini kasun 2000 ile
mayıs 2001 arasında yaşayıp
atlattığını gösteriyor. Kriz ön-
cesinde 1 milyar 800 milyon
dolan bulan toplam fon mik-
tarlan, bu altı aylık dönemde
yan yanya azalan ÖFK'lerin
bugünkü fon toplamı yeniden
1 milyar 750 milyon dolara
çıkmış durumda. ÖFK'lerin
tasarrufçu sayısı 250 bini, iş
yaptığı firma sayısı ise ço-
ğunluğu KOBÎ olmak üzere
30 bini buluyor.
Türkiye'deki 5 ÖFK'nin 31
Ekim itibanyla topladıklan
fon miktan ise şöyle:
Al Baraka Türk: 456 mil-
yon dolar. KuveytTürk: 518
milyon dolar. Asya Finans:
370 milyon dolar. Family Fi-
nans: 200 milyon dolar.
Anadohı Finans: 204 milyon
dolar.
FAİZ DEĞİL KÂR PAYI
Faiz, mevduat ve kredi kavram-
lannı tanımlan dışında tutan
ÖFK'lerin işleyiş şekilleri şöyle:
- Faiz yerine kâr payı: Tasarruf-
çuya belirli bir faiz oranı sunul-
muyor. Toplanan fonlann çeşitli ti-
cari işlemlerde değerlendirilmesi
sonucu oluşan kâr(ya da zaran) da-
ğıtılıyor.
- Kâr nasıl oluşuyor?: Tasarruf-
çudan toplanan fonlar, para cinsi-
ne göre TL, dolar ve Euro havuz-
lannda biriktirilip ticari işlemlerde
kullandınlıyor. Orneğin şirketlere
"fon kullandınhyor" ve elde edilen
net kâr (ya da zarar) yeniden para
havuzuna atıhyor ve tasarrufçula-
nn vadeli hesaplanna dağıtılıyor.
PARASAL tŞLEMLERDE KİMLİK ZORUNLULUĞU
MASAK kara para peşinde
Ekonomi Senisi - Mali Suçlan
Araştırma Kurulu (MASAK), mali
sektör kuruluşlannın. müşterileriyle
gerçekleştirdiği ve aralanndaki iş iİiş-
kisinde "devamhlık unsuru" taşıyan
tüm parasal işlemlerde, limıte bak-
maksızın kimlik tespiti yapmak zo-
runda olduğunu bildirdi. MASAK,
banka ve özel finans ku-
rumlanna, şüpheli işlem
bildirimleri konusunda
görevlendirilecek idan
düzeyde birer "uyum
görevnsi'' atamalan için
30gün süre verdi.
MASAK'ın,Karapa-
ranın Aklanmasının Ön-
lenmesi Yönetmeliğinin
uygulamasına ilişkin ^ ^ ~ ~ ^ " ~
esaslar hakkındaki teblığı Resmi Ga-
zete'de yayımlandı. Tebliğde, kirahk
kasa, sıgortalama, finansal kiralama,
mevduat hesabı, kâr-zarara katılma
hesabı, cari hesap, repo veya benzeri
hesap açma işlemlerinde herhangi bir
parasal sınır olmaksızm kimlik tespi-
• Mali kuruluşlar,
devamlılık unsuru
taşıyan tüm parasal
işlemlerde, 2 milyar
liralık limite
bakmaksızın kimlik
tespiti yapacak.
tinin zorunlu olduğu anımsatıldı. Di-
ğer işlemlerde ise işlem tutannın 2
milyar lıra ya da eşiti dövizi aşması
durumunda kimlik tespiti yapılacağı
belirtildı.
MaJi kuruluşlar, 2 milyar liralık sı-
nıra tabi olan ve olmayan işlemleri be-
lirlerken, yapılan işlemin devamlılık
_ ^ _ _ ^ ^ unsuru taşıyıp taşımadı-
ğmı dikkate alacaklar.
Yapılan bir işlem daha
sonra bununla bağlantılı
olarak bir veya daha faz-
la işlem yapılmasma ola-
nak veriyorsa, bu işlemin
devamlılık unsuru taşıdı-
ğının kabul edilmesi ve
benzeri hesap açma iş-
—^—— lemleri kapsamında de-
ğerlendırihnesi gerekiyor.
MASAK, banka ve özel finans ku-
rumlarına. üst düzey personel arasın-
da seçecekleri uyum görevlilerini ata-
malan için 30 gün süre tanıdı. Görev-
lilerin açık kimlik bilgilerini aynı süre
için MASAK'a bildirmeleri istendi.
Herkesin gözü yeni hükümette
ZAM BEKLENTİSİ
AKP hükümeti, yoğun bir gündemle işbaşı yapacak. Yeni
hükümetin 2003 yılı için önce geçici bütçe çıkarması gerekecek.
Geçici bütçe ile sayıları 4 milyonu bulan devlet memurları,
sözfeşmeliler ve memur emeklilerinin Ocak zammı da belirlenecek.
VERGİİADESİ
Çalışanlann vergi oranlannda yapılacak indirimin yanı sıra, işçi
ve memurlara vergi iadesi sisteminin devamı da bu kesimi
yakından ilgilendiriyor. Maliyecilerin tahminlerine göre, yeni yılda
ücretlilere yaklaşık 1.5 katrilyon lira vergi iadesi yapılacak.
ZORUNLU TASARRUF
AKP'nin açıkladığı gibi hareket etmesi halinde, çalışanlara, eylül
ayı tutarlan üzerinden toplam 3.1 katrilyon lira ödenecek. Ancak
bu ödemenin gelecek yıla sarkması halinde, Şubat ayında
ayrıca nema ödemesi de yapılması gerekiyor.
ÇtFTÇlYE DESTEK
AKP hükümetinin, doğrudan gefir desteği ödemelerini de tamamlarnası
zorunlu. 2002'ye ilişkin ödemeler için gereken 2.1 katrilyon liralık
kaynağın 750 trilyon lirası bu yriın bütçesinde bulunuyor. ödemelerin
en azından Nisan-Mayıs ayına kadar tamamlanması gerekiyor.
İŞ GÜVENCESİYASASI
İş Güvencesi Yasası da 15 Mart 2003te yürürlüğe girecek. İş _T zL_
Gülşveren kesiminin bu kanuna yönelik önemli itirazlan bulunuyot- j g j g
Işverenler, iş Yasası'nda degişiklik yapan tasannın da bir an
önce yasalaşmasını istiyor.
Maliye Bakanı Oral: Havada vaatler uçuşuyor, ancak program belli ve uyulmak zorunda
Kimse mucîze beldemesiıı
• Oral, Cumhuriyet'in
piyasalardaki bayram
havasına ilişkin
'• sorulannı yanıtlarken
"Vaatler uçuşuyor.
Ancak Türkiye'nin
gerçekleri
unutulmamah. Faiz
dışı fazla
hedefinde
I fedakârlık
yapılamaz,
kamu dengesi
sağlanmak
zorunda.
Mucizeyle
olmaz" dedi.
FATMAKOŞAR
Maliye Bakanı Sümer Oral.
seçim sonrasında piyasalarda
yaşanan gelişmeleri değerlen-
dirdi. Cumhuriyet'in dövizkur-
lanndaki düşüş, Istanbul Borsa-
sı'ndaki iyimser hava ve faiz dı-
şı fazla hedefiyle ilgili tartışma-
lara dönük sorulannı yanıtlayan
Sümer Oral, "Türkrye'nin ger-
çekleri unutulmamalı. Ödene-
cek borçlar bellL Faiz dışı bütçe
fazlasında fedakârlık yapıla-
maz" dedi.
Yeni hükümetin bir anlamda
"harcama kabitiyetini gösteren*
ve uygulanmakta olan Güçlü
Ekonomiye Geçiş Programı'nın
temelini oluşturduğu için Ulus-
lararası Para Fonu'nun (IMF)
yüzde 6.5 rakamında ısrarlı ol-
duğu faiz dışı fazla hedefinin
tutturulması gerektiğini belirten
Oral. Adalet ve Kalkınma Par-
tısi'nin (AKP) yatınm seferber-
liği, vergilerde indirim, işsizliği
azaltma gibi vaatlerini kastede-
rek "Bir hayli fedakârhklar
yapılarak olumlu bir tabloya ge-
hndi. Ancak 2005"e kadar sür-
dürülmesi gereken bir program
var ve Türkiye hem bu ekono-
mik program hem de Avrupa
Birliği konusunda çok ciddi so-
rumlulukla adını atman. Prog-
ramdaki hedeflere u\ıılnıalı. Bu
îıesap işidir ve yakuıda herkesin
gözünde tabJo netleşecektir. Söy-
lenecek her sözün, vaadin prog-
ramda karşıhğı olnıalT dedi.
Kadük kalan taslağa göre
143.2 katrilyon lira olarak belir-
lenen 2003 yılı bütçesinden 76
katrilyon liranm üzerindeki bir
kaynağın faiz ödemelerine ayn-
lacağını belirten Oral. "TMFra-
n olmaz demek istemiyonım.
Çünkü zaten dünyada kamu
dengesi, bütçe dengesi birinci ön-
celik. Bütün vaatlerin bunun
içinde olması gerekiyor. Kamu
dengesi yakalanamadan sağlık-
h büyümeye geçmek mümkün
değil" uyansını yaptı. Oral,
"Aradaki dengeyi saglamak la-
zım. Mucize>1e olmaz" diye ko-
nuştu. Ekonomistlerin dövizde-
kı düşüş nedeniyle "cari işlem-
ler açığı vaı; dış borçlarm çevTÜ-
mesinde sorun yaşanabilir" yö-
nündeki uyanlannın sorulması
üzerine Oral, "Bahar havası hâ-
kim. Ancak Türkiye'nin sorun-
lan unutulmamah. Türkiye bü-
tün sorunlannı henüz çözme-
nuştir" dedi.
A1NKARAPAZARI
YAKUP KEPENEK
Yüzeyselliğin Sesleri
Seçim sonuçları günlerdiryorumlanıyor. Yorum-
ların ortak bir özelliği var. Yorumlar, neredeyse tü-
müyle çok yüzeysel kalıyor; kamuoyunda yalnız-
ca yüzeysel yorumların sesı yankılanıyor.
Yüzeysel yorumların en başında geleni, sol oy-
ların nereye gittiğiyle ilgilidir. CHP ve DSP'nin
1999 seçimlerinde aldıkları oy oranları, sırasıyla
8.7 ve 22.2, toplanıyor ve bu seçim sonuçlarıyla
karşılaştınlarak yaklaşık yüzde 10'luk bir kayıptan
söz ediliyor. Gerçekten de bu seçimde CHP yüz-
de 19.4 DSP de yüzde 1.23 oranında oy aldıklan-
na göre, ikisinin toplamı yüzde 20.6'da kalıyor ve
ortada 10.3'lük bir açık var. Her iki seçimde de ka-
tılma oranlarının farklılığı nedeniyle oy veren seç-
men sayısı birbirine çok yakın, yani mutlak sayı ola-
rak da bu oranda bir azalma var. Ek olarak, kar-
şılaştınma için genel ortalamalarla da yetinilmiyor;
illere göre de yapılabiliyor. Ve bu karşılaştırmalar-
dan çok keskin sonuçlara varılıyor.
Burada belırtilmesi gereken temel nokta,
1999'da DSP'ye oy veren seçmenin ne ölçüde
"sol" nitelikli olduğudur. Açıkça "Ben sosyal de-
mokrat değilim" diyen bir liderin partisine oy ve-
renienn tamamının sol eğilimli olduğu gibi bir var-
sayım nasıl yapılabılir? Ya da 1999'da DSP'ye oy
verenlerin ne kadan bu partinin düşünsel yapısı ya-
ni ideolojisi solcu olduğu için bu partiye oy ver-
mişlerdir? Bu ve benzeri sorular gerçek verilerle
yanrtlanmadıkça, bu bakış açısının hiçbirsağlık-
h dayanağı olamaz.
Genel ortalamalarıyla geçersiz olan bir yorum-
lamanın, değişik yerel etkenlerin geçerli olduğu il-
ler düzeyinde doğru olması ise esasen beklene-
mez.
Seçim sonuçlarına ilişkin olarak yapılan bir baş-
ka hızlı çıkarsama da ülke siyasetinin sağ ve sol
koşu yollarında büyük boşluklar doğduğudur.
Bu çıkarsamanın doğal sonucu yeni partilerin ku-
aılmasıdır.
Bu yorum ve sonuç, günlük ve yapay yapılanma
özlemcilerinin son seçimlerden gerekli dersleri çı-
karamadığını bir kez daha kanıtlıyor.
Seçimlerden önce sağda ve solda çok sayıda
parti vardı. Burada yalnızca sola bakalım. Son iki
yıl boyunca, önce CHP'den, sonra da DSP'den ay-
rılanların büyük bölümü, yeni partiler kurdular.
Medya rüzgânnı da arkasına alan bu partilerin san-
dıkta aldığı yıkım sonuçlarının henüz mürekkebi
kurumadı. Bu durumda boşluk kuramının ya da
teorisinin gerçekçi olduğu öne sürülebilir mi?
• • •
Seçim sonuçlarının kanıtladığı kımi gerçekler var.
Bunlann başında, seçmenin, siyasetin aşın par-
çalanmışlığını ortadan kaldırması geliyor. Siya-
sal tarihimizde çoğu kez yaşandığı gibi kimi med-
ya ve sözüm ona sıyasetçinın yapay kurgulanna,
toplum mühendisliği çalışmalarına seçmen hiç-
bir değer vermiyor; tam tersine bunlan boşa çıka-
rıyor. Ancak, kendini toplum mühendisi sayan si-
yasetçi ve yorumcusu, bu alışkanlığından bir tür-
lü vazgeçmiyor.
Anımsanacağı gibi 12 Eylül askeri rejimi, siyasal
istikrargerekçesiyle, yalnızca üç partiye olanakta-
nımıştı; yirmi yıl sonra, halk ülke siyasetini yeniden
düzenledi. İki partiyi Meclis'egönderdı. Bunlardan
biri Islamcı niteliğiyle ilgili tartışmalarşimdilik birya-
na merkez sağı diğeri de merkez solu temsil edi-
yor. Bu sonucu, iki büyük parti eksenine yerieşen
sağlıklı bir parlamenter düzenin oluşmasının çok
geç kalmış bir ilk adımı olarak değerlendirmek ge-
rekir. Kuşkusuz iki büyük partili sistem yerleştikçe
küçük partilerin de yeşerip güçlenmesi kaçınılmaz-
dır. Eğer yasama, yürütme ve yargı erklerinin et-
kinlik kazanması sağlanır, kurumlaşmalan güçlen-
dirilebilirse, ülke ikıde bir yapılan, başkanlık siste-
mi gibi, yersiz siyasal düzen tartışmalanna sürük-
lenmez; siyasal kurumlaşma sürecini geride bıra-
kabilir ve daha büyük ekonomık ve toplumsal so-
runlannın çözümüne yönelebilir.
Son olarak, seçim sonuçlarının yorumunun aşı-
n ölçüde kişiselleştirildiği görülüyor. Hiç kuşkusuz
liderlerin kişiliği oy verme sürecini etkiler. Ancak
toplumsal yapılann, ekonomik, siyasal ve kültürel
çalkantı ve dalgalanmalardan çok etkilendiği de
gözden uzak tutulmamalıdır.
Kamuoyunun çok daha derinlemesine ve bilim-
selliğe yaklaşan seçim sonucu yorumlarına gerek-
sinimi var. Bu yapılmazsa. yüzeyselliğin rüzgârı,
sonuçlan ve görüşleri sonbaharyapraklan gibi siler
süpürür.
yakup@metu.edu.tr
DUNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGÎN YILDIZOĞLL LONDRA erginy(Ş tr.net
"Her şey paramparça olur. merkez tutu-
namaz/Anarşi zincirlerinden boşanır dün-
yanın üzerinde." Geçen hafta gelişmeler
bana W. B. Yates'in 1920'de yazdığı bu di-
zeleri anımsattı, büyük bir karamsarlıkla...
ABD ara dönem seçimlerinde muhafaza-
kârlar meclisı ve senatoyu ellerıne geçırdi-
ler. VVashington Post (6/11) Yemen'deki
yargısız infazı "Teraz/ş" olarak niteledi. Cu-
ma günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Kon-
seyi. ABD'nin, Irak'la ilgili önerisini, Suriye
dahil oy birliğiyle onayladı. Rusya Savunma
Bakanı orduya, sınır ötesi operasyonlaryap-
ması için yetki veriliğini söylerken Stratfor,
Rusya'nın, "geleneksel bağlarını" kullana-
rak Saddam a karşı bir darbe/suikast ger-
çekleştirmeye çalıştığını yazıyordu. Şimdi
bunlara bakıp biçimsel bile olsa, uluslara-
rası hukukun, ülkelerarası eşitlik varsayımı-
nın hızla anlamını yitirdiği, silahların iktida-
rının giderek önem kazandığı bir uluslarara-
sı sistemin kıvrımlarının açıimaya başladığı-
nı söyleyemez miyiz?
Muhafazakârlarm zaferi
ABD meclis ve senato ara dönem seçim-
lerinde Cumhuriyetçi Parti hem mecliste
hem de senatoda çoğunluğu ele geçirdi.
Bu.iktidardaki bir parti açısındanolağanüs-
tü ve 1946'dan bu yana benzeri olmayan bir
zaferdi. The Economist'ın bu haftaki yo-
rumlarında aynntılı bir biçimde anlartığı gi-
bi, bu saptamanın, iki meclisin işleyişi açı-
sından durumu tam olarak yansıtmadığını
kabul etsek biie, uluslararası başında ege-
men olan genel kanı böyle: "Tarihselzafer",
Bu Gidiş Nereye?
"Bush başkanlığını kanıtladı", "Bush prog-
ramını uygulamakta artık özgür" vb... Ve.
esas kaygı veren de bu son saptama. Çün-
kü bu program uluslararası siyasi ortam, ül-
ke içinde toplumsal ilişkiler ve küresel eko-
lojik denge açısından çok kötü gelişmelerin
habercisi.
"Village l/o/ce"ten "VVashington Ti-
mes"a kadar çok geniş bir spektrumda ga-
zetelerin ilk tepkisi "Bush şimdi, Irak sava-
şı için halktan da yetki aldı" oldu. Birçok
gözlemciye göre "Savaşa artık olmuş bit-
miş gözüyle bakmak gerekiyordu." Seçim
sonuçları Bush'un BM Milli Güvenlik Kon-
seyi'ni dize getirmesinde de hiç şüphesiz
önemli rol oynadı.
Bush'un programının ekonomik bileşen-
lerine bakınca şunları görüyDruz: (1) Zengin-
ler yararına yeni vergi indirimleri, bunların
bütçe üzerindeki etkisini azaltmak için sos-
yal harcamalarda kesintiler. (2) Devlet emek-
lilik fonlarını borsaya yatınlmasına izin verip
fiilen özelleştirerek çalışanlann yaşlılık dö-
nemleri için yaptıkları tasarrufları mali ser-
mayenin hizmetine sunmak ve kumarhane-
ye dönmüş bir dünya ekonomisinin (üstelik
Enron VVorld Com skandallanndan sonra)
riskine açmak. (3) Sağlık reformunu, ilaç şir-
ketlerinin gereksinimlerine göre yeniden şe-
killendirmek. Bu alandaki önergeler önceki
meclisetakılmıştı. Sosyal/toplumsal alan-
da, meclisten geçmeyi bekleyen iki önerge
dikkati çekiyor, biri tüm istihbarat, casusluk
ve güvenlik örgütlerıni bir bakanlık altında
merkezileştirmeyi amaçlayan Iç Güvenlik
Bölümü" ve devletin sosyal yardım kurum-
larının yerine ikame edilecek "inanca bağlı
hayır dernekleri" yasası. Birincisi vatandaş-
ların hak ve özgürlüklerine yönelik büyük
birsaldınanlamınagelirkenikincisi.yoksul-
ları tümüyle dini kurumlann, fanatiklerin eli-
ne teslim ederek Bush yönetimi altında dev-
lete yeni bir dinci boyut ekliyor.
Ama belki de en önemlisi yüksek mahke-
me üyelerinin atanmasıyla ilgili gelişme.
Bush yönetiminin gündeminde yargı siste-
minden liberal eğilimli hâkimleri tasviye et-
mek var. Bush yönetimi, yargının en tepesi-
ne, muhafazakâr hâkimleri atayarak böyle-
ce "temizleyerek", yönetimin bundan son-
raki uygulamalarına olası bir yargı engelini
ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Bu doğal çev-
renir korunması açısından da önemli. Çün-
kü Bush hükümeti doğal koruma alanı ola-
rak seçilen yerlerden ağaç kesimi yapmak,
daha önemlisi. örneğin Alaska da petrol ara-
mak için kuyu açmak istiyor, ancak yasal sü-
reçlerle engelleniyordu.
Özetlersek, yoksullardan zenginlere doğ-
ru yeni bir transfer atılımı sırasında, yasa-
ma. yürütme ve yargının arasındaki aynmın
pratikte ortadan kaldırılarak "monolitik bir
yönetim" oluşturulması. Belki, "sinik" bil-
gelikle, imparatorluğa da bu yakışır dene-
bilir, ama bu gelişmelerin hepimizin yaşa-
mını »tkileyeceğinı de unutmamak gerekir.
Geçen hafta başında CIA, Yemen'de, bir
pilotsuz uçaktan atılan füzeyle altı kişiyi öl-
dürdü. Bu ınsanların El Kaide üyesi olduğu
için öldürülmesine, diğer bir deyişle suçlan-
masına, yargılanmasına ve infazına CIA bü-
rokratlan karar verdi. Böylece Israil'in Filis-
tinde benimsediği ve dünyada çok tepkı çe-
ken "hedeflenmiş öldürmeler" yöntemiyle
tasviyeyi, ABD yönetimi de benimsemiş olu-
yordu. Gelişmiş ülkelerin basınında, bir iki
yazarın dışında ve diğer ülkelerin liderlikle-
ri arasında bu "yargısız infazı" kimse eleş-
tirmedi. bunu yasa dışı keyfi bir öldürme
olarak mahkûm etmedi, olağan karşıladı.
Sırada kim var?
Moskova tiyatro katliamından sonra Pu-
tin de "önleyici vuruş'' prensibini benimse-
yerek ABD'nin ızinden gideceklerini açıkla-
mıştı. Geçen hafta The Moscovv Times'ın
bildirdiğine göre Savunma Bakanı Ivanov
orduya, rusya sınırları dışında operasyon
yapma yetkisi verildiğini açıkladı. Böylece
Rusya'nın bir süredir Çeçenistan bağlamın-
da izlediği bir politika, ABD sayesinde meş-
rulaşıyor ve diğer ülkelere sıçraması günde-
megeliyordu. Israil, ABD, sonra Rusya, son-
ra kimbilir hangi ülke... Önce terörist ilan et,
sonra git yakalamakla, yargılamakla ve id-
dialarını kanıtlamakla uğraşmayagerek kal-
madan öldür. "Temiz iş" doğrusu...
Böyle yöntemleri olağan kabul etmeye
başlayan bir uluslararası sisteminın önde
gelen ülkeleri de bu mantığın bir sonucu
olarak geçen hafta ABD'nin Irak önerisini,
Irak sonrası dönemde kendi petrol çıkarla-
rını garanti altına aldıktan sonra ya da kay-
betmek korkusuyla "oy birliğiyle" kabul et-
tiler. Böylece, sequencing (karşınızdaki
önerinizj kabul etmiyorsa, önce, bir kez atı-
lınca oluşacak yeni durumda sizin önerini-
zi kabul etmekten başka seçenek bırakma-
yan bir başka adımı attırmak) yöntemiyle
sonunda savaşı da onaylamak zorunda ka-
lacakları bir koridora sokulmuş oldular. Ar-
tık Fransızlarkendilerini, "amayumuşattık"
diye avutabilirler. Suriye temsilcisi herkesi
enayi yerine koyup "Bizim değil ABD'nin
tavrı değişti" diyebilir ve bir sonraki raundu
kazanacaklannı hesaplayabilirler. Onlarpro-
fesyonel diplomat, tabii ki neyaptıklannı da-
ha iyi bilirler ama.. ABD'nin önündeki "Ener-
ji kirini" (Bkz: Strategic Energy Policy Chal-
lenges forthe21 st Century, Council of Fo-
reign Relations ve Baker Institute-Nisan
2001) aşmak için önce Irak petrollerini ele
geçirmeyi, orda Japonya'daki MacArthur
hükümetine benzer bir rejim kurmayı sonra
da Suudi petrollerine sarkmayı planladığını
artık "sağır sultanın" bile duyduğunu, pro-
jenin iş çevrelerine hizmet veren internet si-
telerinde ortalıkta tartışıldığını akılda tut-
makta fayda var. Bir de şunu: "ABD'nin,
ekonomisinin muazzam mali dengesizlik-
lerfe malül olduğu bir dönemde" bu proje-
yi yaşama geçirmeye kalkması "bir ekono-
mik felakete yol açabilir" (Prudentbear
5/11), biz de bu felaketi Bush yönetiminin
etkileri altında yaşayabiliriz...

