20 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
ÎKÎ CUMHÜRIYET 13 Nisan 1961 BİR YILDÖNÜMÜ ÖNÜMÜ Blrleşik aynhş savaşları Yazan: Emin Âli ÇAVLI 1861 tarihi başlarında Abdülmeci din zayıflamasmın sebepleri anlaşılmış, kuvvetli bir verem hastalı. gı onu fena halde sarsmağa başlam;ştı. Hayatınm sonlarına doğru gelen haberier Birleşik Amerika Cumhuriyetinde dahilî bir buhranın vücuda geldiğiri ve gittikçe tehlikeli vaziyetler hasıl olduğunu gösteriyordu. Amerikada Cumhurreisi seçimleri yapılacaktı ve ilk kuvvetli namzet zenci esaretine aleyhtar Abraham Lincoln idi. O gayet sarih ve açık olarak, medeniyet ve Hıristiyanlık için hir yüz karası olan zenci esaretini kaldırmak İ5tiyordu. Halbuki bu esareti istiyen. ve bundan fayda gören bilhassa büyük arazi sahiplerı bulunuyordu. Onbeşinci asrin sonunda Amerika kıt'asmın keşfi, buraya Avrupa kıt'asından büyük göçmen kafilelerinin akınına sebep olmuştu. Amerikanın her nevi çiftçiliğe elverişli topraklarını işletmek için gayet ame'.i hattâ bazı iddiacılara göre gayet insanî ve hıristiyani bir usul bulunmuştu. Afrika ovalarında, çöllerinde bulunan zenci ve siyahî vahşıler Amerikaya getirilecek, çiftliklerde çalıştırılacaktı. Böylelikle onlar hem hıristiyan olarak ahretlerini kurtaracaklar, hem medeni olarak tarlalarda çalıştırılacaktı. İnsanî ve hıristiyanî gibi ortaya atılan bu fikir gayet zalimane ve vahşiyane bir surette tatbik edilmeğe başlandı. Afrika yaylâlannda avlanan zenciler, o zamanın gayet iptidaî yelken gemileriyle tıka basa anbarlara dolduruluyorlar, Amerika limanlarına getirilip Sdeta bir ticaret mataı gibi esir pazarlarında ıatılıyorlardı. Merhale merhale bu esir ticareti faciası aleyhlnde sözler iöylencneğe başladı. Onsekizinci yüzyılin ionunda Amerikalılar. istiklâllerini ve Cumhuriyetlerini ilân ettikleri zaman Birleşik Amerika Cumhuriyetlerinden bir çoğu bu zenei «»aretini men etmişlerdi. Siradi Lincoln Cumhurbaşkanhğı namzetlik beyannamesinde beşeriyet için bir yüz karası olan bu »enci esaretl lekesinln büsbütün kaldınlması, onlann da Amerikanm hürriyet havasından istifad« «ylemesini istiyordu. O, mütev«zi blr, ailenin çocuğu idi. Milis orduda zabitlik yaparak Tesmi hayata giruniş, »onra avukat olmuş, Mümessiller Meclisine âza seçilmişti. Cumhurbaşkanlığına namzetliğinl koyduğu zaman zenci esaretinin lftğvım ilk sart olarak öne sürmüştü. Cenup cihetindeki Cumhuriyetler bu şartın aleyhinde idiler. Oralarda büyük arazi !«ahipleri pamuk ve buSday yetiştiriyorlardı. Tarlalarında zencileı esir olarak çalışıyorlardı. Şimal mıntakalannda iabrika hayatı inkişaf ediyordu. Açık kalbli. dürüst, prensiplerine sadık, çok dindar olan Abra' ham Lincoln 1860 yılmın kasım aymda Cumhurbaşkanlığma seç> İince ilk iş olarak zenci esaretinin lâğvına dair kanunlan neşretrneğe başladı. Cenup Cumhuriyetleri bu kanunlara şiddetle karşı koydular. Esaret kanunu her Cumhuriyetin hususî hayatma aittir. Birleşik Cumhuriyetlerin hayatını alakadar etmez diyorlardı. Cenup Cumhuriyetleri kendilerini âdeta ayrı bir Cumhuriyet olarak tanımaga giriçivorlardı. 19 Subat 1861 tarihinde Washington'a yolladıkla Sehir Amerikada rı iki mümessil âdeta mustakil birer sefir gibi hareket ediyorlardı. Charleston şehrinin karşısındaki Sumter istihkâmlarının tahliyesi ile yeni teşekkül eden Birleşik Cumhuriyetlere teslimini istediler. Lincoln istihkâmları teslim etmedikten başka denizden yardım için donanaıaya emir ver rr.işti Cenup Cumhuriyetleri 12 nisan 1861 tarihinde yani tam yüz sene önce Sumter'i topa tuttular. Tarihte ilk defa gayet sarih olarak sırf insani maksatla girişilen bir mücadele başlamış oluyordu. Harbi yalnız menfaat mücadelesi telâkki edenler için ızahı müşkül bir savaş. Abdülmecit 1861 yılı haziranın yirmi beşinde yani harbin başlangıcından iki buçuk ay kadar sonra ölmüş, yerine Abdülâziz geçmişti. Onun ilk saltanat senelerinde Amerika harbi dört yıl devaı.n etmişti. Amerikalılar ilk defa zırhlı vapur kullandılar. Beş yıl önce Kırım harblerinde Türk. tngiliz, Fransız, Rus donanmaları kâmilen yelkenli gemilerden mürek kep idi. Çok küçük vapurlar donanma arasında muvasala için kullanılıyordu. Abdülâziz. bu harblerin derslerinden istifade etmiş. Derhal zırhlı vapurlar sipariş ederek Ingiltereden sonra dünyanın ikinci harb filosuna malik olmuştu. Amerika Birleşik Cumhuriyetlerini vücuda getiren Cumhuriyetlerin her biri bu işe taraftar ve aleyhtar olcnak mecburiyetinde bu lunuyorlardı. önceleri yalnız esaretin ilgası mevzuu olan harb şim di mahiyetini deÇiştirmişti. Birleşik Amerika Cumhuriyetlerinin müşkül tarihinin devamı Washington'u merkez ittihaz eden Simal Cumhuriyetlerinin bir ideali olmuştu. Bugün 170 milyon nüfusa yaklaşan Amerika yüz sene önce nüfusu ancak otuz milyondu. Bunun on milyonu merkeze muhalif lif olan Cenupluların elinde idi. Bu. yalnız nüfus faikiyeti bile değildi. Cenupluların otuz bin ton demirine mukabil Şimallilerin sekiz yüz ton demiri vardı. Şimallilerin ideal mefkurelerine mukabil Cenuplular daha hayatî ve maddi bir sebep gösteriyorlardı. Pek vasi çiftliklere malik Cenuplular zenci esaretini zarurî ve faydah bir müessese telâkki ediyorlardı. Ordunun en mümtaz şahsiyetleri kendi lehlerinde idi. Jefferson Davis isminde bir Generali kendilerine Cumhurbaşkanı yapmışlardı. Harbin birinci senesi Şarkta cereyan eder. Ordular acele tedarik edilmiş. zaptı rapfan âri. bir çok defalar panikler yapan intizamsız kitlelerdir. Yeni Cumhuriyetin merkezi Washington'a yüz j yirmi kilometre yaJcjtdır. Ce»up» lular muvaffakiyetli bir harb kazandıklar; halde şehre girememişlerdir. Bir sene sonra Şimalin mühim Cumhuriyetleri mücadeleye' iştirak ediyorlar, harb feci bir suj rette devam ediyor. Bir çok me j deni sahalar harabeye dönüyor. Nihayet 1865 yılı nisanımn sekizinci günü Cenuplular son kuvvetleri yirmi beş bin askeri esir vererek cnuhasamata nihayet veriyorlar. Artık mücadele nihayet bulmuş, Birleşik Amerika Cumhuriyetleri tarihi vahdetini bulmuştur. Fakat mücadele. altı gün sonra sor. kurbanını vermek mecburiyetinde kalmtş, Abraham Lincoln mutaassıp bir aktör tarafından öldürülmüştür. Bu mücadele sarih bir surette bir fikir ve ideal harbidir. Bir cihan sulhü istiyen bugünkü Amerikalılar tarihlerinin bu kıymettar örneklerinden pek haklı bir surette iftihar etmeğe haklıdırlar. İ • Günün Meseleleri I ıııı|ııııııııııiiiııııııııııııııınıııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııııı|ıı» HEM Tavuğun nantusu amus mefhumu üzerinde hastalık derecesinde hsssas insanlanz. Oldum bittim bu böyledir. Kendimizin, ailemiz efradının namuslan kadar mahallenin ve koonnnnn namusları da bizi şiddetle alakadar eder. Eski zamanlann bekçili, muhVrlı mahalle baskınlan bn alâkadan hnvvet alan yarı dramatik, yarı komik hâdiseler degil rni idi? Boğaz otelleri baskınlan, bnnlann modern »ekli olarak tstanbul» Tnl?a Sibi ileri düşünceli bir Vali tâyin olnnnncaya kadar sürtp gelmedi mi? Meger biı halkm his ve düşüncelerine eedat mirası olarak hükmeden bn aşınlığın derecesi hakkında bngfine kadar kara cahil imişiz. Talnız kendimizin, aileraiz efradının, mahallenin komşonnn degil, tavufuBmznn namnsu da bizlm üıerimize vazife imis. Gazetelerde yayınlanan sn babere bakın: I.âlelide oturan 50 yaşlarında bir sapığm apartıman komşusuna ait bir tavufu aşırarak yatak odasına çıkardığı ve orada hayvana tecavüz ettiği anlaşılmıştır. Tavuk sahibinin polise sikâyeti iizerine zabıta harekete şeçmiş. tavnk Eminönü Veteriner Müdürlügüne gönderilip muayene ettirilmis, rapor almraıştır. Bu hâdisenin hangi tarafına bakıp da kahkahalarla gülmez vahut acı acı dflşüncelere dalmaznnız. Haydi şn tavnga tecavfl? eden sapık derecesinde hasta bayvan sahibini bir kenara bırakın, tstanbulun zabıta kuvvetleri ve veterinerleri bn koskoca sebirde kendilerine nğTasacak başka iş mi bulamıyorlar ki tavnğun yumurta çıkan verini mubafaza endişesiyle âdeta seferber oluyorlar? Neşredilen haber dogru ise bu, dünyanın başka hiı bir verinde ştörülmiyecek bir raünasebetsizliktir. Ta. işte bövle aziz okuvuoular, biz mahallenin namuso de riz, komşunan namnsu deriz. tavnğun namnsu deriz, bu sayısı? namuslar blzl o kadar mesçul eder ki bn arada baıan kendi na musumuzla uŞraşacak vakit bıılamavız. EIIerimİTle RDIŞ aramız' sınısıkı örttükten sonra valan »öyler. iftira atar. söziimüzü. ım zamızı inkâr eyler ve başımız di nç, gönlümüz müsterih namuslu geçinmeye devam ederiz. Böyle garip insanlanz. Cevat Fehmi BMSKUT hatları tarifesi Şehir hattı yaz tarifesi 15 haziranda başlıyacaktır. Yeni yaz tarifesi evvelki senelerde olduğu gibi tek Marmara hattı tarifesi veya tek Boğaz tarifesi olmıyacak ve müşterek tnrife tatbik edilecektir Iktisadi D. işletmeleri M faydaları ve zararları Normal olarak (İşletmecilik) devlet seviyesinde bir ış değildir. Devlet her şeyden evvel bir intızamı âmme müessesesidir ve bu sevıyede kalmahdır. tşletmecilik ancak o devletin fertlerinin iş ve iştigal sahası olmahdır. Hiç bir bakıoıdan (fert) le kıyaslanmıyacak kadar geniş ımkânlara her zaman malik olan (devlet) işletmecilik sahasına girmemelidir. Yazan : S. A. Gibi hallerde tezahür eylerler.. Sıraladığımız haller ve şartlara bir göz atcnak devletin iktisadî işletmeciliğe girmesınin sadece «iktisaden gerı kalmiş memleketlere» hâs bir zaruret olmadığını, bazan hususi sermaye hareketinin fazlasiyle inkişaf eylediği memleketlerin ıktisadi iş kollarında da devletin muhtelif yönlerden ve fakat daima (âmme menfaati) mülâhazasıyle bu sahaya nüfuz ettiğinı göstermeye kâfidir. tngilterede meselâ kömür işletmelerinin devletleştirilmesi bunun bariz misallerinden biridir. Ayrıca devletin (âmme menfaati) mülâhazası mucip sebebıne dayanarak bu faaliyetlere girmesi onun bir (intizamı âmme müessesesi) vasfına da uygun düser. Devletin yukarıda zikredalen ' saiklerle iktisadî işletmecilik sa' hasına girmesınin fayda ve zarar' ları neler olabilir? Evvelâ faydaları ele alalım.. Bellibaşlı olarak devlet işletmeciliği: 1 Memlekete lüzumlu ve fakat işlenmemiş bir iktisadi faaliyet sahasını memleket iş hayatına açar. 2 Bu faaliyet sahasiyle yakından, uzaktan alâkalı diğer iş sahaları yarntılmasını sağlar. 3 Bu sahada tecrübe ve acemilik devresi zararlarınm ilk müteşebbis hususi sermaye sahibinin sırtına yüklenmesini önler. 4 Kurulan işletmeler büyük çapta fikir ve kol işçisine iş imkânı yaratır. 5 Devletin geniş imkânlariyle işletmecilik sahasında sevloü idareci. teknik veya diğer ihtisas sahibi personel yetişmesi sağlanır. 6 Deviet işletmeciliği malî, sosyal ve işletjıecilik zaruret ve yüklerine hakkiyle riayet ve tahammül etmek suretiyle cdürüst» bir işletmecilik nümunesi olur. 7 Nihayet, çahşılan sahada müstehlik aleyhine inhisar teessüs etmiyecek kadar rekabetli bir işletmecilik teessüs edince, ve millet bu sahadaki işletmelerıni fertlere devir suretiyle hususi sermayeyi desteklemiş olur... Zararlarına gelınce; bunların da bel libaşlıları şunlar olabilir: l 1 Devlet, işletmecilikte, hu susî sermaye gibi seyyal ve kıv rak hareket ede mez. Devlet mev Köprü iskelelerine turnikeler takıldı Köprü iie Kadıköy arasında turnike tatbikine 15 nisan cumartesı günü sabahı ilk seferinden itibaren Böyle bir nazariye mücerret obaşlanacaktır Bu maksatla Köprü larak doğrudur. Ancak (devlet) iskelesine 20 turnike takılmıştır in ilk vazifesi de kendi halkınm, Pertev Boyar'ın ikinci sergisi fertlerinin (refahını) saglamakDeğerli ressamlarım;zdan emek tır Bu refah mefhumu içine billi Albay Pertev Boyar'ın geçen hassa o devlet tebaasının, fertlelerde Şehır Galensınde açtığı ser rinin ihtiyaçlarının karşılanması, gi büyük bir ilgi uyandırmıştır. onlann daha ıyi bir hayata götüSanat severlerın bu ilgisi karşı rülmesi, umu.Tii ve maruf bir desında emekli albay vann saat 17 yimle (hayat seviyelerinin yük>de Beyoğlundaki Olgunlaşma Ens seltilmesi) d e girer. titüsünde 10 gün «ürecek bir serEğer bir memlekette fertlerin gi daha açacaktır. hayat seviyelerinin yükseltilmesi, bir yandan bazı ıhtiyaç maddeleYankesiciler faaliyette Karadenız limanlarına yolcu a rini fertlere bollukla. ucuzlukla lan Akdeniz vapuru yolcularından arzetmeyi, öbür yandan da memSelim Bilgin'in yanına yaklaşan leketin inerte bazı kıymetler ve meçhul bir şahıs, pantalon cebin kuvvetlerinin harekete getirilmede bulunan 1350 lirayı çalıp kaç sini gerektiriyor ve bunu o memmıştır. Polis, son zamanlarda is leketin fertleri kendi imkânlariysağlıyamıyorlarsa o takdirde kelelere dadanan vankesicileri a le ramaktadır. ? bu saha mutlaka fertlerin iş ve ekmek sahasıdır diye devletin Bir yaralama iddiası bu sahalara gırmemesi doğru deAyvansarayda balıkçılık yapan ğildir. Çünku (âmme menfaati) Musa Dikilitaş polise müracaat e her şeyin. her trlâkkinin üstünde derek Hayrettin Varım isimli bir dir ve devlet bu mucip sebeple, şahsın dükkânına geldiğini. bir gerekıyorsa, fertlerin iş sahasına kol saati rehin bırakmak istediği müdahale eder ve işletmecilik seni. kabul etmeyince rie bıçakla ha viyesine de iner fif surette varalayıp kaçtığını idMevzuumuzla alâkalı olan (âmd'a etmiştir. me cnenfaatleri) umumiyetle han Bir esrar satıcısı yakalandı gi hallerde tezahür eyler? Galatada Necatibey caddesinde Bunlar: 1 Memleket halkı Serçe sokağında sabıkahlardan Ne ekseriyetinin muayyen bir ihticati Aslıhan. Yılmaz Kayral adlı yacını karşılıyacak bir sanayi vebir şahsa esrar sattığı sırada suç ya medencilik veya ziraatçilik ko üstü vakalanmıştır. lunun memlekette tesisi. Alacak yüzünden kavga 2 Memleket halkına is sahası Sabaha karçı 2.30 ıralarında Şis yaratmak. işsizliği önlemek üzehanedeki çaml:kta Mustafa Adım. re faydah ve işlenmemiş sahalarRamazan Karahan ve Sahabettin da isletmeciliğe gidilmesi: 3 Müstehlik kitlesi aleyhine Altıntaş arasında alacak yüzünden inhisar kurma istidadında bulukavea cık.nıştır Sahabettin ile Ramazan sorhos nan hususi sektör faaliyetlerine girişilmesi luk saikiyle de Mustafayı dövdük mümasil faaliyetlere ten sonra kaçarlarken arkaların veya bu faaliyet kollarının devdan vakalamak için gece bekçisi letleştirilmesi? 4 Muhtelif sebeplerle zararlı Hasan Aban koşmuştur. Bekçi. havaya üe el ateş' ejmek suretiyle hale gelen hususi sermaye işletidamesı memleket kaçmakta olan sanıkları durdur melerinden halkının umumi menfaati bakımıı« ve samkları akalamıştır. mınrian lüzumlu iktisadi işletmelerin devletçe satın alınması, zuatı buna "nüsaıt değildir. Onun için ijletmecilikte muvaffak olamaz. Bu sahaya harcanan emekler israf edilmiş olur. 2 Devlet, girdiği işletmecilik kolunda, kuvvetiyle bir inhisar kurar ve bu sahaya hususî sermayeyi sokmaz. Bundan iş hayatı müteessir olur. 3 Devlet, hususi sermaye gibi rasyonel çahşamıyacağı için mamullerini pahahya mal eder, bu d a mümasil veya yakm sanayi kollarını yüksek kârlara ve dolayısiyle pahalılığa sevkeder. Böylece bütün piyasalarda bir fiyat yükseknesıne sebep olur. 4 Rasyonel çalışmıyan işletmelerin finansman ihtiyaçlarını karşılamak için kredi israfma, do layısiyle enf'.âsyona gidilir. 5 Devlet. zararlı çalışan işletmelerin zararlarını emisyonla telâfiye kalkar. Bu da enflâsyon yaratır. Bir kelime ile devlet işletmeleri ne kâr endişesi, ne zarar korkusuyla çalışmıyacakları ve arkalannı da devlet bütçesine dayıyacaklan için (piyasalar) bakımından faydalı birer ışletmeeilik unsuru değillerdir. Umumi olarak iktisadi devlet işletmeciliği leh ve aleyhinde ileri sürülebilecek fikirleri yukarıda hulâsa eyledik. Bu durumlar ve prensiplerin memleketimizdeki devlet işletmeciliği zaviyesinden incelenmesine gelecek yazımızda devam edeceğiz. İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları İstanbul Bölümü (Saraçhanebaşı) Çetin Altan'm BE YB ABA Komedisi TEŞEKKÜR Çok sevgili ve kıymetli kardeşimiz ölümlinde. gerek cenaze törenine katılmak guretiyle. gerekse telefon, telgraf ve mektuplan ile büyük acımıza kançan ve paylaçan kıymetli ve muhterem doatlanmız ve aile yakınlanmız ve bilhassa hastalıgında candan alâka gösteren Doçent Dr. ŞEREF İNCEMAN'a en samimî teşekkür ve minnettarlığımızı ıunanz. Fahriye Unan. Nasit MengH NEDİME MENGÜ'nün SON HAFTA m..««.........~....~..~"^» 18 Nisan salı akşamından itibaren Sonuna Kadar Yazan: Turkçesi: Terence Rattigan Emel Knlen Sahneye Koyan: Tunç YALMAN NİŞAN 13 ŞEVVAL 27 . ı a CUMHÜRIYET Nüshası 25 Kuruş Ttirkive Lira Kr Rarlel Lira Kr. 75.00 150.00 40.00 80 00 22.00 44.00 Basan ve Yayan Cumhurtyet Matbaacıllk v# GazPtecilik Türk Anonim Şirketl Cagaloglu Ralkevi Snkak No. 3941 SenıÜk (1 aylık S aylık Yazı işlerinl rlllen ıdare eden Mesul MOdür = E. J1O38' c I i Fallh Rıfkı ATAY 9.12 12.00: 1.36 8.53 V. ] 5.24 12.15 15.58|!8.47 20.22 3.3S V E F AT Emekli Vakıflar Müdürü Tahir Ann ve Neyir Ann'ın kerimeleri. Türkiyc İş Bankası Yenicami Subesi ıkinci müdürlerinden Hadi Baban'm eşi, Tunç Baban'ın biricik annesi. Sabiha. Kadri. Sedat Nemlioğlu'nun yr^Pnieri tutuldugu hastahktan kurtulanııyarak Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Cenazesi 13 4 961 cğle namazını mütaakıp Şişli camiinden alınarak Edimekapı Şehitliğinde ebedl istirahatgâhına tevdi edilecektir. Mevlâ rahmet eyleye. Eşi ve ailesi ÇANKAYA ikinci ve fcon c i l d i ÇIKT1 Daha çok sayfalı, aynı fiyar Odemeli olarak Dünycr matbaasından isteyiniz NÂZİME NADİ Eleman Almacak Bir İktisadî Devlet Teşekkülü Antalya'da çalıstırmak üzere 35 yaşını geçmemiş, askerliğini yapmıs.. tercihan Fransttca biUr, ' ' 1 Yüksek İnşaat MühendLsi (İnşaat Kontrol ijlerinde çahsmış) 1 Yüksek Makine ve Elektrik Mühendisi, 1 Muhasebeci (Yüksek İktisat ve Ticaret meztuıu), 1 Sekreter (Lise mezunu). alacaktır. Müracaatlerin 1 tercümeyi hâl ve 1 boy fotoğrafı ile Posta Kutusu 350 adresine yapılması. VECDI KIZILDEMİK Gsıctemıze gonöerllen evrak vt yazıUı nesredilstn edllmesin lade edilmez tlânlardan mesuliyet kahul edilmez * Abone ve ilân ışlerl tçln. zarfın üstüne «Abone» vey» «ÎUn Servi»!» kaydının konması lâzımdır BU GAZETE BASIM AHLAK YASASINA UYMAY1 TAAHHÜT I ETMİŞTİR. 1 İMALÂTÇI VE TOPTANCILARA 131 ithal malı çekme borular g^lmiştir. Müracaat: 4912 73 telefon Hayri MEHLİKA BABAN KADUCÖY SÜREYYA SİNEMASINDA MUAMMER K A R A C A 1 10 Li ra Bu akşam saat 21,15 te BULUNMAZ DAMAT I50REYY* SlütMAİİ] (Hızır) İkinci temsil MÜSTEŞAR tk, ^MIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIUIIIIIIIIU BEY Gülünçlü oyunlarım temsil edecektir. Amerikan Kooperatifi Sıyah. beyaz filimleri develope ettirecek bir müessese ile anlaşmak istemektedir. llgililerin şartları görüşmek üzere P. K. 269 Şişh adresine müracaatları. SAYIN TÜBERKÜLOZ HEKİMLERİNE L C Y C L O S E R İ N E «KABİ» 250 Mfr. lık 50 komprime İthal ve Eczanelere tevzi edilmistir. IMIIIIIIIMMIIIIIIIIIIIIIMIIlllll H IIIIIIIIIIIIIIIIMIIIIlllllimilMlllllllllllllllll llllllllllllllllllllHIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIIINIIir^ dandı Ahmet, yattığı yerden; kanlanmış göılerine avnçlarını bastırarak. Amma da nynmuşum. Kaç oldn acaba saat?» Konserve fabrikasının isbaşı düdüfü, acı, uzun bir çığlıkla cevap verdi ona. «HüüüS dedi Ahmet. C yuşmus kolunun üzerine dayanarak, a|ır a|ır doğrnldn. Rüzgâr; kıyıdan eımesinc ra|men, daha soynn başladıjı yerde, deli gibi kosnsan, birbiri nin üstüne çıkan, sağa sola sal. dıran küçük dalgalar yapıyor ve bunları şiddetle üfüriip şişire rek sahilden hemen yüz metre açıkta, itişe itişe dehşetle kaçışan bembeyaz bir koyan sürü sü hâline sokoyordu Ambsrın kuytnlafundan çıktıfı an, Ahmedin zaten darma. dafın saçlannı, hiddetli bir sağ nak, büsbütün kanştırıp yapağılastırdı. (Arkası varı (1) Manyat Sahilden aeı|a doğru dökündükten sonra, bir tarafı gene «ahile dönen ve her iki ucundaki iplere, üçerden altı kişinin asılıp kol an vurmasıyla dibi taratmak suretiyle gene kıyıya çekilen bir nevi büyük ağ. Kıyıya doğru. dibi tanyarak gelirken, içerde kalan tekir, barbunya, mercan v.s. gibi bahklar da bu ağin dışına çıkamayıp, en arkada sürüklenen koca «torbaya. dolu?arak, karaya kadar çekilirler (2) Difana Barbunya ağı. (3) Oturak: Kürek çekmek için oturulan tahta sıra. oturuıan ranta sııa. lara hafifçe sürtünerek takırdıyordn. «Allah Allah:» dedi Ahmet kendi kendine. «Akşam karaya zor Btlamıştık. Ne kadar çekilmis deniz. Sular ne kadar kaçmış poyrazla!» Sonra bir sıçrayışta kayığa îirdj. Kıça giderek, demir ipinin boşnn naldı, gerdi. Baş taraftaki halat gerildi. Tekne, kıyıdan biraz açıldı. Omnrga, çakıllara sürünmez eldu. Marmaranın dimdik kayalarla yükselen, kuzeye dayalı sırtının, dogn tarafında, sol omzu hizasında hafif, pek hafif bir beyazlık beliriyordn. Ahmet; «Sabah kesintisi» yap mak şöyle dnrsnn, tepelere yeni yeni bulut kümeleri sürüp jetirerek, hıanı büsbütün artıran rüzgârla ürperdi. Ambara, knytnlnğa indi. Bacaklarını büküp kıvırarak, makineyle otnrağin (3) arasındakl bo* yere büıuldü, bir elini başının altına yastık yapıp yattı. Hemen nynda. GSzlerinl açtıgı zaman, tepesinde gülerek dikilen Osmanı gördü. Güneş epey yükselmişti. Sert, çok sert bir rüzgâr esiyor, mezarlıŞın yanındaki kavaklar, knvvetli hışırtılarla yatıp doğrnluyor, birbirlerine kafa vnruyorlardı. Kayalık tepelere, kocaman, knrgnni bir kalpak gibi geçmiş bulutlar, alt ucnndan hızla sökülüp tiftiklenerek aşafı doğru akıyordu. «Merhaba!» dedi Osman. «Kılıcı almafa çeldim. Hüseyine göstereyim diye.» «iTAeruaua.» aıve homnr «Merhaba!» diye nomar AVADANLIK TEZGÂHLARI Öne doğru düşmöş omuzları, vavaş yavaş diklendi. Terinden Uımıldadı. Arkasını, ul'kun kur şuni yelpazesini yiizüne örtnıeie başlıvan a y a döndü Türüdü... İskelenin önünc gelince durflu. Nereye gideceğiııi düşündii bir an. Az ilerde amcasının takası, baflı olduğn tahta ve odun yığınından ayırt edilemiycn tam bir siyahlık halinde; artan solganlarla, gıcırtıları büsbütiin fazlalaşarak, halatlarının acayip ninnisine uymuş, dt'v bir beşik çibi ağır ağır sallanıyordu. Ayaklarının altında az çok esneyen tahtalara basarak, iskelenin burnana dofrn ilerledi. Denizin çalkantısından, yan taraftaki kuytuluğa sığınmış ko ca bir gümüş sürüsü, suyun ichıde yakamozdan şimşekler çaktırarak kaçıştılar. rt'ice üeldiği yana baktı Ahmet. Kıvı boyunca, dırsek dirseçe vermiş cvlçrin, içinde gömü!ü oldueu sekilsiz siyahlığın neresivdi acaha. tam görmek isfediği? «Şu anda ne yapıyor?» diye ^ düşündii. «Onu» hafif soluklarla uyurken, yahut çenesinin 3İtında kavuşturdufu elleri pcncerenin kenarında. alm cama dayalı, dışarıyı seyrederken gözüııün önüne getirmese lalıştı. Kiiyün öteki ucnna, Aba burnuna çevirdi başını, çok geçme den. Sert yıldız poyraz, burunda kıvrım yapıyor, dalgaların sesini önüne katıp limanın içine kadar itiyordu. Buzhaneden sonra, ileri nzayan çakılda, bir ısık belirdi ansızın. Kırmızı, titrek, küçük bir alev yumağı halinde, tâ uzakta kıvrılıp hükülüyordu. «Manyatçıların (1). ya da difancılarin (2) farnosu» diye düşündü Ahmet. Bu uzun boyunlu, acayip çinko lâmbadan, simsiyah mazot dumanlariyle kanşarak savrulan. bakır kırmızısı alevierin oyııak ışığında, sitgide kesilen sıçramalar, zavıflayan kuyruk vuruşlariyle, parıldıyarak caıı rekişen barbunyaları, lekirleri, isparileri, sinağrit palazlannı görür gibi oldu. Hiç uykusu yoktu. 25 Canı eve gitmek istemiyordu. Vavaş yavaş, köyün, kspalı pencere ve kapılan, sönük » şıklariyle, sessiz, hareketsiz tek bir vücnt halinde uyayan bn karartı yığınının içinden jeçerek öteki sahile yollandı. Birkaç köpek, ayaklarına sürünerek kaçıştılar. Koca çınann altına gelince durdu. Ağacm yeni sürmüş bin lerce yaprağı, koyn lâcivert gök vüzüne açılmış binlerce minik, siyah el gibi; titreşerek dna ediyordu sanki .. Deniz, hemen önünde, agır ve uznn hareketlerle, bir ileri bir şeri jidip geliyor, hsfif şıkırtılarla, kıyıdaki çakılları çevirerek, her taraflarını, a y n ayrı öpüp okşuyordu. Tam orada demirliydi Kaderim. Ahmet, ağacm altında, yiiksekte kalan yoldan kıvıva atladı. Kayığın baş ipinin, sahilde hajlı oldufu koca taşın önüne geldi. Tekne, bıraktıklanndan daha fazla, sokulmuştu kıvıva. Burnn arada sırada çakılları bnluyor, denizin ileri geri uzanışlarında, omurg:» altında yuvarlanan tas »~ •"*• .'«»nıniiıııu »«ş # # % Torna, freze, planya Marangoz tezgâhlan Kaynak makineleri Rektifiye makineleri Oto tamir tezgâhlan V.S... V.S... RÜTÜN İHTİYAÇLARINIZ İÇİN: '/iiiimımıııııııımıımıımıııııııııııımıııııııııııııııııııııııııııı, ıııımıııııııııııııııınıiMiııııııııııııımıınMmııııı m ıı i ıııı rııııı • ııııııı 111111111111 • 1111111111 • 11111 1111111111111111^
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle