12 Ağustos 2022 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CUMHURÎYE. 17 Ikinciteşrin 1937 DONANMA CEMİYETİ ÎKRAMİYELİ TAHVİLÂTI PİYANGOSUNUN 15/11/937 günü yapılan 65 inci keşi desindeki ikramiye ve amorti isabet eden tahvil numaralarını gösterir cetvel. Keşidede itfa olunan tertib numaraları: 1448, 1895, 3020, 3352. 4291, 5129, 5585 5661. 8445, 8738, 8874, 9521. Yağmurdan kaçarken îngeborg Theek Alman sinema âleminde yeni bir genc kız Fitrenizi Türk Hava Kurumuna veriniz (Fitre) sini göklerimizin selâmeti için harcamağı âdet haline getirdi • ğimiz «Şeker Bayramı» na artık «Havacılığa yardım günü» adım vermek çok yerinde olur. «Kurban Bayra mı» na da aynı adı vermek çok uygun olacağı gibi. RADYO Rn aksamki program J ANKARA: 12,30 muhtelif plâk neşriyatı 12,50 plâk: Türk musiklsi ve halk şarkıları 13,15 dahilî ve haricî haberler 18,30 muhtelif plâk neşriyatı 19 Türk musıkisi ve halk şarkıları (Husniye ve arkadaşları) 19,30 saat ayarı ve arabca neşriyat 19,45 Türk musikısi ve halk şarkıları (Hikmet Rıza Sesgör ve arkadaşları) 20,15 konferans: Şevket Süreyya Aydemir 20,30 plâkla dans musıkisi 21 ajans haberleri 21,15 stüdyo salon orkestrası: 21,55 yarınki program ve İstiklâl marşı. ISTANBUL: 12,30 plâkla Türk muslkisl 12,50 havadis 13,05 muhtelif plâk neşriyatı 14 son18,30 plâkla dans musikisi 19 Bimen Şea ve arkadaşlan tarafından Türk musiklsi 19,30 hava raporu 19,35 radyofonik kome« di: (Bahar hastalığı) 19,55 borsa haberleri 20 Mustafa ve arkadaşları tarafın dan Türk musiklsi ve halk şarkıları 20,30 pmer Rıza tarafından arabca soylev 20,45 Nezihe ve arkadaşları tarafından T ü r i musikisi ve== halk şarkıları, saat ayan 21.15 orkestra 22,15 ajans haberleri 22,30 plâkla solo, opera ve operet parçalan 22,50 son haberler ve ertesi günün programı 23 son. VİYANA: 18,35 MUSİKİ 19,25 kanşık yayın 20,30 musikili facia 22,55 DANS MUSİKİSİ. istirahat zamanlarında haberler ve saire. BERLİN: 19,05 gramofon, haberler, spor 20,30 NEFESLI SAZLAR ORKESTRASI 21,05 ORKESTRA KONSERİ 22,05 piyes 23,05 hava, haberler, spor 23,35 eğlenceli konser. PEŞTE: 17,05 opera yayını: TRAVİATA 20,20 konfarans 20,50 ORKESTRA KONSERİ 22,05 haberler 22,25 ÇİNGENE ORKES TRASI 24,35 CAZBAND TAKIMI 1,10 son haberler. BÜKREŞ: 18,05 KONSER 19,15 koro ve konusma 20,10 BALALAYKA KONSERİ 20,45 ŞAN KÇNSERI 21,05 konferans 21,30 MUSIKİ 21,55 gramofon, haberler, spor, gra * mofon 23,50 haberler. BELGRAD: 18,25 KONSER 19,25 Rus şarkılan, gramofon, ulusal yayın 20,55 haberler, konferans, mizah, haberler 23,05 ODA Mü SIKİSİ. LONDRA: 18,20 KLÂSİK MUSİKİ 19,05 çocukların zamanı 20,05 ORKESTRA KONSERİ 21,05 haberler ve saire 21,35 PİYANO KONSERİ 21,50 karışık yayın 24,30 dans orkestrası 1,35 haberler, gramofon ve saire. PARİS [P.T.T.]: 18,35 PİYANO KONSERİ 18,50 gramofon. konuşma, şarkılar, şilrler, konuşma > 20,35 ŞARKILAR 21,05 haberler, hava 22,05 radyo sahneleri 22,35 KONSER. ROMA: 18,20 SENFONİK KONSER 18,55 kan şık yayın 21,35 KARIŞIK MUSİKİ 22,05 komedl 22,35 eğlenceli maslki, sonra DANS MUSİKİSİ. i t Talât, ömründe şemsiye kullanmış a sıî kabil değilse, Kâmili de şemsiyesiz taclam değildi. Dal gibi ince, bükük boynu; savvur etmek öyle imkânsız olduğu için, katmer katmer, siyah kılıfı; el pençe di arkadaşları, ona, Şemsiye Kâmil ismin van vaziyetinde üstüste katlarîan dilim lakmışlardı. lcrile, neredeyse kandilli temennayı basKâmil, zekâsını yağmurdan yağmura tıracak stambulinli bir eski zaman kalem isbat fırsatını veren sevgili şemsiyesini bir efendisini hatırlatan bu şapşal nesneden tacı zafer gibi başında taşıyarak, karşıdan iğrenirdi. gördüğü Talâtın yanına geldi; onu, kenHakikaten o ne mendebur şeydir di himayesine muhtac görmenin emsal yarabbi! Canmdan bezmiş, miskin bir u sız zevkini tatmak suretile, alaylarının inyuz kara kedi gibi, bıraktığınız yerde, tikammı için için aldıktan sonra, koluna sümsük sümsük oturup kalır; kimin ara girdi ve yürüdüler. basına binse onun türküsünü çağıran bir Talât, kendisini Şemsiye Kâmilin hidalkavuk gibi, koluna takıldığı insanın mayesine sığındıran tabiat kanunlarının, kıyafetine uyar görünür; fakat, yüze gü yağmuru mutlaka herkesin işe gideceği lüp arkadan söyliyen bir nıürai kadar in saatte yağdıran münasebetsiz intizamına safsızdır: Onu eline alınca, en zeki ada fena halde kızıyordu. Daireye geldikleri ma bir abdalhk gelir, en çevik insan sü zaman, şemsiyenin, başka birinin elinde nepeleşir. Dünyanın en zarif erkeğinin e bulunmak şartile, yanyarıya işe yaradığıline bir şemsiye verin, en pahalı terzide nı görmüştü. diktirdiği kostümünü Mahmudpaşa ha O gün dairede, Talâtın yolda yağmu^ zırcılarından almış zannedersiniz. Şem ra tutulduğunu, Kâmilin şemsiyesi saye sıyenin, kolunuza asılıp peşiniz sıra gidi sinde, ıslanmaktan kurtulduğunu işitmiyen şinde sırnaşık bir dilenci hali; sahibinin kalmadı. Şemsiye Kâmil, bütün kalem oİngeborg Theek elinde, ileri geri sallanışında, etekleri zil dalarını dolaşıyor, vefakâr bir hayat arçalan yelloz bir çingene karısı edası sezi kadaşı gibi bir dakika yanından ayırmaBu uzun boylu ve sarışın genc kızın lir. Çöp gibi ince uzuvlarını uzatıp açıldı dığı şemsiyesinin kıymetine inandırmak harb ve dehşet havası içinde yaşadığı ğı zaman, bu yayılışında, kanadlannı ger için, Talâtı yağmurdan nasıl kurtardığını mütevekkilâne anları ona kim ilham edimiş bir vampir iğrençliği ile kanşık bir bu ballandıra ballandıra anlatıyordu. O yor? Şüphesiz, rejisör Karl Ritter.. «Nadala gururu okunur. Yağmurda ıslanıp yağmurlu günün hikâyesi, dairede bir haf mus üzerine edilen yetnin» filminde bü bir köşeye bırakılmış bir şemsiye, ucundan ta sürdü ve haftanın sonunda, Kâmilin tün tabüliğile ve bütün samimiyetile gö sinsi sinsi sızıp, belli etmeden etrafa ya şemsiyesi, bir kat daha şöhret kazanmış, rünen İngeborg Theek ile Alman sine yılan sularile, yediği paparanm öcünü Ders kitablarında terkibi izafi misalleri ması çok mühim bir şahsiyet kazanmış odöşek çürütmekle çıkarmağa çalışan arasında sayılacak kadar klâsik, Negüs'ün luyor. Fakat bundan genc kızın jimdiye uyuntu hizmetçiden farksızdır. Şemsiye, şemsiyesi kadar maruf bir şey olmuştu. kadar başka bir kordelâda oynamadığı en keskin mazohisti gölgede bırakacak kaKâmil, o yağmurlu günden sonra, Ta manasını çıkarmayın. Muhtelif filimlerde dar işkence meftunudur: Kolunu, budu âtla ahbablığı artırmış gibiydi. Günde ikinci derecede rol almış olmakla bera nu çatır çatır germedikçe ne yağmurda birkaç defa, onun bulunduğu kafeme, lüber asıl istidad ve meharetini bu eserde işe yarar, ne güneşte! Islandığı zaman bi zumlu lüzumsuz geliyor: akşamlan, Tagöstermiştir. Onun takib ettiği san'atkâ le kurumak için, incecik kollarile bezden lâtın daireden çıkacağı saati kolluyor, orane gaye ile ergeç böyle bir muvaffa vücudüne çarmıh azabı arar. Sahtekâr nunla beraber çıkıyor; sabahlan, işe gekiyete nail olacağı muhakkaktı. On dört dır: Sahibini yağmurdan muhafaza eder lirken, Talâtın geçtiği sokaklardan dolagöründüğü halde, tellerinin ucundan sii şıyor, yolda ona tesadüf etmeğe çalışı yaşındanberi beyaz perde artistliğine hezülen damlalarla, üstünü, başını ıslatır; yordu. Şemsiyesinden bahsetmek için fır ves etmiş olan İngeborg'un ecdadmda tıpkı, ok^arken çimdikliyen bir üvey ana sat aradığı belliydi ve bu fırsatı da, bul münevver ve âlim birçok insanlar yetiş miştir. Önceleri arkadaşlarile beraber gibi! Evde bırakıp sokağa çıkarsınız; ili dukça kat'iyyen kaçırmıyordu. verdiği amatör temsillerinde birçok al ğınize işliyen yağmurla, sizden, bu lâkayO meşhur yağmuru takib eden ilk gün kışlar toplıyan genc kız, çocukluğundan dinin intikammı alır. Yağmurlu havada ler, Kâmil, şemsiyesi aleyhinde söylenen itibaren bir san'atkârın muhtac bulun ondan meded ummağa hiç gelmez: Evalaylı sözlerin acısını, oda oda dolaşıp, duğu hassasiyet ve hayatiyetin en yüksek den, geri dönmeniz uzun sürecek kadar Talâtı ıslanmaktan nasıl kurtardığını an derecesine sahibdi. Bununla beraber açıldınız mıydı, yağmur mutlaka diner; latarak çıkardıktan sonra, hergün, en aİnge'nin bugün işgal ettiği mevkie hiçbir günlük, güneşlik bir havada, simsiyah, şağı bir defa, Talâtla karşılaşmak için müşkülâta uğramadan yükseldiği iddia kasvetli suratile büsbütün sırıtan o men fırsat hazırlamış ve her defasında: olunamaz. Lâkin, her artistin başından deburu, dosta, düşmana karşı, vücudü Fakat, neydi o yağmur be yahu! geçmiş bu maceralar hakkmda tafsilât nüzün en görünür yerinde bir ayıb gibi, akşama kadar yanmızda taşımağa mec Bereket versin benim emektar şemsiyeye! vermek neye yarar? O diyor ki; | l ptj , Diyerek, yaptığı iyiliği Talâtın kafa bur kalırsınız En ufak dalgmhğınızden Hususî ve hakikî hayatımda ney sına kakmağı ihmal etmemisti. Talât, şemistifade eder, kendini bir köşede unuttusem beyaz perdede de aynen o şekilde görur ve, âşıkından ilk fırsatta öc almağa siyesine methiye bekliyen Kâmile, her de rünmeğe çalışıyorum. Beni seyredenler karar vermiş aşifte bir metres gibi, bir fasında: endi anlayış ye haleti ruhiyelerine göre Y a ! Allah razı olsun birader. Fena başkasının koluna takılıp gider. Kendini bundan memnun ve müteessir oluyorlar. zorla ayarttırdığı yeni sahibinin elinde, halde ıslanacaktım. Onlan peşinen şu veya bu hissin altında Diye mukabele ediyordu. yılışık, mahallevari edasile, salına salına kalmağa zorlamıyorum! Fakat, Şemsiye Kâmil, işi yavaş ya karşmıza çıkmakta da gecikmez. Yanı Tam büyük mümessillere yakışır bir nızda yaşadığı müddetçe yaptığı aziz vaş azıtıyor; yağmur hikâyesini, Talâta mütalea.. Keşke her sinema artisti san'atı liklerden yaka silktiğiniz halde, sizi bı her rasgelişinde, mutlaka tekrar ediyor böyle anlıyabilse!.. rakıp gittikten sonra, bir malmış gibi, yü du. Talât, sabahlan işine gelirken, dairereğinizin yandığını hissedersiniz. Eski sa de çalışırken, akşamlan işinden çıkarken, rakmıyacaktı. Talât, insafsız bir avcı öhibi olduğunuzu isbat edemezsiniz. Çün mütemadiyen halecan geçiriyordu. Şem nünden kaçmağa çalışan tavşan gibi, gizkü bütün şemsiyeler birbirlerine benzer siye Kâmilin, can yakmağa gelen bir san enip kurtulacak yer anyordu. ler. Kirli kadmlar gibi! Fırtına ile müca sar gibi, sinsi adımlarla onun yanına yakBir arahk, Kâmilin dediği oldu, yagdele ederken tersine dönüp sizi açıkta bı laşıp, lâfı döndüre dolaştıra yağmura in mur dökülmeğe başladı. Bunu dört gözle tikal ettirdikten sonra: rakışı da, hep o kahbeliğinin icabıdır. bekliyen Kâmil, düşmana saldırmak için Ne dersin o günkü yağmurun şidde kılıcını çeken bir kanraman gururile şemTalât, hakikî mahiyetiııi beğenmeyip tine yahu? Dua et benim şemsiyeye! siyeye davrandı: güneşe mensubiyet dâiyesi güden bu soy Demediği gün yoktu. Hele Talâtı bir Korkma, dedi, ben varken ıslan suzdan nefret ettiği için, onu, hayahnda kaç kişile birlikte gördüğü zaman bu fır mazsın. Zaten yağmur fazla değil. O bir gün bile eline almamıştı. satı asla kaçırmazdı. Kâmil artık, en ba geçenki bir âfetti. Ne yagmurdu o bira» *• sif şeyleri, en akla gelmiyecek münase der. Ben olmasaydım... Sümbülî bir sabahtı. Talâtın o gün fazla betler bularak şemsiye lâf'na getiriyor Talât, kafasının içinde bir karıncalanca işi vardı. Oturduğu evin kunturatı bit du. Talât, yanıhp da havadan bahsetse, ma hissetti. Sokağa çıkacağı zamanı bermek üzere olduğu için o gün dolaşıp ev onun yanmda bir bardak su içecek olsa, mutad hesablamış gibi dökülmeğe başlı aramak mecburiyetinde idi. Pencerenin Kâmil, pınl pırıl güneşli havadan ve bar yan yağmur; tepesinde iç gıcıklayıcı bir önünde tıraş olurken, gö'zü havadaki bu daktaki sudan mutlaka bir yağmur lâkır yay sesile «küt!» diye açılan şemsiye; bu lutlarda dolaşıyor; üstüste yığıldıkça dısı bulup çıkarır, işi şemsiyeye intikal fırsatı nimet bilen Kâmilin, gene o yağ renkleri tedricen koyulaşan bu içi yağ ettirir: rr.urlu günden ve şemsiyesinden lâfa başmur dolu, buhardan süngerlerin, rüzgâ Tufan gibi yagmurdu yahu, derdi. laması hep bir araya gelmiş, beynini kırm hoyrat elile sıkılıp şehrin üstüne boşal Bereket versin benim şemsiyeye! zıl ve anî bir öfke kaplamıştı. Koluna sımması ihtimalini üzüntü ile düşünüyordu. Talât, ürkek, korkak bir şey olmuştu. sıkı yapışan Kâmili, lâfını bitirmesine vaSokağa çıkınca, elinde ve yüzünde, Kâmilin şemsiyesini ve yağmurunu din kit bırakmadan bir silkinişte yanmdan uince bir serpintinin ilk, ürpertici damla liye dinliye o kadar yılgınhk getirmişti ki, zaklaştırdı. On adım ileride, gözüne keslannı hissetti. Başını kaldırıp havaya bir elınden gelse, işinden istif* edecek, ardı tirdiği çeşmeye doğru koştu. Çeşmenin kere daha baktı. Bulutların rengi, korku arası kesilmiyen bir yağmur kadar sulu yalağı, ağzına kadar su dolu idi. Talât, lacak kadar siyah değildi. İçinden: ve sırnaşık Kâmilin şemsiyesi kadar kas bir atlayişta yalağa daldı, suyun içine Ahmak ıslatan! vetli ve budala sözlerini dinlememek için gömüldü ve derhal çıktı. Onun, lâkırdı Diye düşündü. Sonra, bir tedai ile, başka diyarlara hicret edecekti. Yağmur sını ağzına tıkıp, çeşmeye koştuğunu göşemsiyeye geçti. Islanan ahmaklar, kendi dan kaçarken, doluya tutulmuştu. ren ve hayretlen dona kalan Kâmilin yagibi şemsiyesizlerse, şemsiyenin icadından Bulanık havalı bir akşamdı. Kâmil, nına döndü. Sırsıklam esvabını, paçalarınevvelki insanlann hepsi dsmek ki ahmaktı. ağlamağa hazırlanan bir çocuk işmizazile dan akan suları, onun gözüne sokarca Bu ahmak insanlar, nasıl olmuş da şem katmerlenen ve kırışan bulutlan görünce, s:na yanına yaklaştı, can hevlile bağırır siyeyi icad edecek kadar zekâ eseri gös emekter şemsiyesini koluna kıstırdı ve Ta gibi: termişlerdi? lâtı kaçırmamak için, paydostan beş da İnsan nasıl ıslanırmış gördün mü? Bu arada, serpînti artmış, damlalar kika evvel dairenin cümle kapısına çıkıp diye haykırdı. Dediğin yağmurda bu kabüyümüş ve çoğalmış, yerle gök arasında bekledi. Paydos saatinda Talât çıkarken dar da ıslanacak değildim ya! Haydi şimki sulu muaneka, o andd sokakta bulun koluna girdi: di, defol şuradan! Yağmurun da senin mak gafletini gösteren herkesi, zekâ tef Hava bulanıyor, dedi. Sen bermu olsun, şemsiyen d e ! riki yapmadan, ıslatmağa başlamıştı. tad şemsiyesizsin. Ne olur ne olmaz. Şır Ertesi gün, daireye geldiği zaman arYağmurlaşan serpinti sel haline geldi; so Iamağa başlarsa, bizim emektar gene im kadaşları: kaklar, kaçışan insanlarla doldu ve Tadada yetişir. Ben varken, sen yağmur Geçmiş olsun! lâl, bir dükkân kepengine sığındı. Yağ dan korkma azizim! Dediler. Şemsiye Kâmil, o sabah daireye mur, gittikçe artıyordu. Bu gidişle da Yürüdüler. Talât, kolunda şemsiyesi, ndan evvel gelmiş, bütün odalan dolaşireye geç kalacak, müdürden izin almağa ayağmda kaloşlarile, yanıbaşında söyle mış, bu sefer de: yüzü olmıyacak, çıkıp ev anyamıyacaktı. ne söylene yürüyen bu insafsız tefeci kı Şu Talât çok inadcı şey yahu! deTam o sırada, karşı kaldırımdan bu ta lıklı adamı, gırtlağına sarılıp boğacak gibi mişti. Dün akşam o kadar ısrar ettim, bir rafa doğru, daire arkadaşlanndan Kâ haller geçiriyordu. Ayni semtte oturduk türlü şemsiyemin altına girmedi. O yağ milin, başmın üstüne kanad germiş bir me ları için, Talâtın, onu yan yolda bırakıp murda sıçana döndü! Dua etsin ki yağ leküssiyane gibi muazzam şemsiyesile, sa gitmesine imkân yoktu. Esasen, sıynlma mur hafifti. Geçenki gibi olsaydı, görürlma salına geldiğini gördü. Kâmil, bir ğa çalışsa bile Şemsiye Kâmil. bu kapalı düm ben onu. Fakat, neydi o bir ay evvelHabeş prensi gibi, yaz ve kış şemsiyesiz havanın hazırladığı yağmur fırsatını hiç ki tufan gibi yağmur y«hu! O gün ben gezmezdi. Kanadsız kuş, küreksiz san şüphe yok kaçırmıyacak, o uğurda her olmasaydım... dal, tekerleksiz araba tasavvur etmek na fedakârlığa katlanacak, Talâtın peşini bıHAMDl VAROGLV REKLAM YAPMAGA NE LüZUM VAR filimlerin isimleri kâfi Beyaz Melek SİMONE SiMON ve I ALEMDAR'da B UGü N ERTUĞRUL SADİ TEK TİYATROSU BAKIRKÖYde Cuma günü akşamı Çamurda Zambak Vodvil ^ ™ " Kanundan kaçtlmazSiLViA SiDNEY İkramiye isabet eden numaralar: İkramive TL. Tertib No. Sıra No 1000 1895 99 150 9521 37 50 1448 38 50 5661 12 10 8874 75 10 5585 59 ? 10 9521 25 10 8445 61 10 5129 38 5 3352 87 5 8738 28 5 5129 90 5 9521 58 5 4291 29 Balâdaki tertiblerin hizalannda gös terilen sıra numaralanndan mütebaki ayni tertiblerin diğer sıra numaralanna ve 3020 No. lı tertibe kâmilen amorti isabet etmiştir. İkramiye ve amorti bedelleri 22 ikinciteşrin 1937 tarihinden itibaren tediye edilecektir. Amorti bedeli beher tahvil için bir Türk lirası ve yirmi kuruştur. Nazik ve gayet Parisli ıv r m ı , m H o J ENN Y Ketumiyettemin edilmiştir?? H^HMM YAR'N AKŞAM T U R A N tiyatrosunda Ses kra'içesi HAMiYET YUCESES KONSERİ San'atkâr NAŞİD ve arkadaşları KÖSE KAHYA komedi 3 oerde Holivutun Yildızlar müsabakası birincisi Güzeller Güzeli DOROTY LAMOUR DİŞİ TÜRÇE SÖZLÜ TARZAN Size Aşk • Korku ve Heyecanlarla Dou Saatler yaşatacaktır. Şaheserler şaheserinde C M U A jpeııı Akşamı ' • Guzel yıdızın en şık, en güzel, eo zarif, en büyük muzik filmi. Meşhur Zencı MILS kardeşler ve diğer orkestralar, enfes şarkılarla dolu aşk, zevk ve müzik filmi. 20 MiLYON ONA AŞIK Bugün TÜRK sinemasında GiNGER ROGERS DİCK POWEL • PAT O'BRiEN (Çaflrılar, Konferanslar, kongre¥Q Konferans ve konser Şişll Halkevinden: 19 ikinciteşrin cuma günü akşamı saat 21 de Halkevimizde Dr. operatör Mlm Ke mal Öke tarafından (Kanser bulaşır mı?) adında mühim bir konferans, Kolonya konservatuarından mezun Bayan Celile Enis Oza tarafından da bir konser verilecek ve halk türküleri söylenecektir. Herkes gelebilir. Genç kız aşkı Kadın aşkı ana aşkı Neşe, ıstırap Heyecan Güzellik Bethoven'ln en nefis mUziğl Genç kızlann Kadınların Sevenlerin ve sevilenlerin filmi. 22 Ikmciteşrin Pazartesi akşamı T Ü R K AZAK Gedikpaşa Sinemalannda Şehzadebaşı HİLAL 1HACI MURAD 2 GENC KIZLAR MEKTEBİNDE Bu iki büyük birinci vizyon Hlimleri gormenizi tavsiye ederiz. 2 büyük fılim birden Senenin en büyük Türkçe sözlü filmi. Bu akşam M E L E K te Yarın akşam S A R A Y ' d a Alman sinemacılığının şaheseri Beyaz perdenin gözbebeği BUyUk bestekâr P U Ç Ç i N i ' nin ölmez operası ve halkıroızin sevgilisi, en meşhur iki büyük kotnik PAUL KEMP ve THEO LiNGEN D1KKAT : Bu geceki müsamere için biletler MELEK gişesinde, yarın akşam verilecek müsamere için, SARAY gişesinde satıimaktadır. Fiatlara zam yoktur. MELEK gişesi bugün sabahian itibaren açıktır. Localar tamamen satılmıştır. Bu akşam S Ü M E R sineması Meşhur Sayın müşterilerine, iki saatlik bir Çigan musiki ziyafeti veriyor. filminde dünyan • en büyük çigan mus kisi parçalan ile W E B E R ' İ D ÜNVITATION A LA VALSE) ini dinleyıniz Ilâveten : Türkçe sesli ye sözlü ^ g ^ H ^ büyük Şef ATATÜRK vesair büyük şahsiyetlerimizin tabiî seslerini Ç İ G A N B U Y ü K iştirakile şuh yıldız LUPE VELEZMn son temsili R O D E S A N D O R çigan orkestrasının M E L O D i S i MA N E V RA L A R I dinliyeceksiniz. E G E
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle