Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Months
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
( )
18 OCAK 1689 / 10 ŞUBAT 1755
MONTESQUIEU’DEN ‘İRAN MEKTUPLARI’
Doğu ve Batı arasında
çöp ve mertek sorunu!
Fransızların
FERDA FİDAN
sadece Doğu’ya ait
olduğuna inandıkları
BİR MEKTUP ROMAN!
despotizm aslında
İran Mektupları*, 1721 yılında yayımlandığında,
çeşitli kisveler altında
kısaca Montesquieu adıyla bilinen Fransız filozof
Batı’da da vardır.
Charles-Louis de Secondat, Baron de la Brède et de
Usbek ve Rica’nın
Montesquieu’ye büyük ün kazandıran bir mektup
Paris izlenimleri XIV.
romandır.
Louis iktidarının son
Filozof ruhlu iki İran soylusu, Usbek ve Rica,
yıllarına rast gelir. O
Avrupa uygarlığını yerinde incelemek amacıyla
zaman Avrupa’nın
İsfahan’dan yola çıkarlar.
en güçlü hükümdarı
Uzun bir yolculuktan sonra vardıkları Paris’te
olan Fransa kralından
kendilerininkine hiç benzemeyen dinsel ve kültürel
şöyle söz eder Rica:
geleneklerle tanışırlar ve bu konudaki fikirlerini
“Bu kral büyük bir
burada kaldıkları sekiz yıl boyunca, İran’da kalan
sihirbaz: Erkini kulları
yakınlarına yazdıkları mektuplar yoluyla anlatırlar.
üzerinde kullanarak ca-
Montesquieu, çok sesli mektup romanının
nı nasıl isterse öyle dü-
modern yaratıcısıdır. İran Mektupları’nda bu
şünmelerini sağlıyor.”
edebi türü felsefi, sosyolojik ve siyasal analizlerle
Mutlak monarşi
zenginleştirirken çoklu anlatıcı kavramını da
rejimini yani kralın her kurumun üstünde olan saltık
aynı olayın değişik bakış açılarından çeşitli
gücünü, yasaları keyfine göre yazıp bozduğunu,
şekillerde yorumlanabileceğini göstermek için
kullarının ona salt korku ve endişeyle itaat
ustalıkla kullanır.
ettiklerini çeşitli anekdotlar aracılığıyla anlatır.
Çünkü amacı çok sesli bir eser yaratmak, Doğu
Kralın iktidarı dinsel temellere dayalı bir yönetim
ve Batı temalarını değişik açılardan çözümlemektir.
olduğundan, alaycı yorumlarında Kilise’nin erkini
Bu nedenle de yazılışından otuz yıl sonra kaleme
temsil eden Papa’yı da unutmaz:
aldığı bir yorumda eserinden “Bir tür roman” diye
“Kraldan da güçlü bir sihirbaz daha var, kendi
söz eder.
aklına hâkim olduğu kadar başkalarının aklına da
hükmediyor. Bu sihirbazın adı da Papa.”
MONTESQUIEU’YE GÖRE HERKES
GÖZÜNDEKİ MERTEĞİ DİKKATE
ZORBALIKTAN KAÇAN FAKAT NE
ALMAKSIZIN BAŞKALARININ
YAZIK Kİ KENDİ ZORBALIĞININ
GÖZÜNDEKİ ÇÖPE ODAKLANMAYA
FARKINDA OLMAYAN USBEK!
GAYRET EDER!
İsfahan’daki sarayından ayrılan Usbek, henüz
İranlı gezginin gözlemleri aracılığıyla
Tebriz’deyken yazdığı bir mektupta yeni bilgiler
Montesquieu görelilik felsefi temasını da romana dahil geçip gittiğini, o güne kadar etrafını saran şaşkınlık ve
edinmek amacıyla yola çıktığını söylese de aynı dostuna
ederek ahlaki değerler, görenekler ve yargıların gözlemcinin hayranlık dolu bakışlardan eser kalmadığını görerek buruk
Osmanlı topraklarına girdikten sonra Erzurum’dan
sosyal, kültürel ve siyasal bakış açısına göre bütünüyle bir ruh haliyle, terzisinin biçtiği yeni giysiler yüzünden bir
yazdığı ikinci bir mektuptan, İran’dan asıl ayrılma
değişebileceğine dikkat çeker. anda halkın ilgi ve saygısını kaybettiğini ve “korkunç bir
nedeninin zorbalıktan kaçmak olduğunu öğreniriz.
İranlılar Fransa’yı nasıl gördüklerini anlatırken
boşluğa” düştüğünü fark eder.
Şahın sarayında doğru bildiklerini pervasızca dile
Avrupalıların normal saydıkları bazı uygulamaların başka
Bu sosyal deney sayesinde Fransızların kendisine merakının
getirdiği için zamanla bir sürü düşman edinmiş ve sonunda
kıtalarda çok tuhaf karşılanabileceğini gösterir. ne kadar yüzeysel olduğunu anlamış ve bu aşırı ilgiden aslında
İsfahan’ı terk etmek zorunda kalmıştır:
Fakat aynı zamanda kitap, Doğulu seyyahların normal hiç de rahatsız olmadığını itiraf etmiş bulunur.
“Seyahate çıkarak düşmanlarıma kurban olmaktan
saydığı siyasal yönetim ve sosyal yaşam şekillerinin de Bir topluluk içine girdiğinde önce kimse onunla
kurtuldum” diye noktalar mektubunu: “Yolculuğumun
aslında kabul edilemez gerçekler barındırdığını kanıtlar. ilgilenmese bile olur da birisi onun İranlı olduğunu söylerse
gerçek sebebi işte bu.”
Öyle ki Montesquieu’ye göre yaşamda herkes gözündeki bütün yüzler ona çevrilir: “Ah! Ah! Beyefendi İranlı imiş!
Fakat zorbalıktan kaçan Usbek ne yazık ki kendi
merteği dikkate almaksızın salt başkalarının gözündeki çöpe Olağanüstü bir şey bu! İnsan nasıl İranlı olabilir?”
zorbalığının farkında değildir. Cariyelerine yeterince
odaklanmaya gayret eder. Bu ünlü soru cümlesi Avrupalıların ne kadar etnik
sahip çıkmadığından kuşkulandığı Kızlar Ağası’na şu
Usbek ve Rica, Paris’te karsılaştıkları farklılıklar merkezci olduğunu kanıtlar: Onlar için Fransız ya da
satırları yazar: “Siz kim oluyorsunuz ki kendi keyfime
hakkındaki şaşkınlık ve düşüncelerini İran’da kalan Avrupalı olmayan bir bireyin yeryüzünde gerçekten var
göre parçalayabileceğim sıradan aletler değil de nesiniz,
yakınlarıyla paylaşırlar, ancak yaşamlarında ilk defa bu olması neredeyse olanaksız bir olgudur.
itaat etmeyi bildiğiniz sürece, benim yasalarım altında
kadar uzaktan gelen insanlarla karşılaşan Fransızlar da onlar
yaşamak ya da salt bir emrimle ölmek için bu dünyada var
AYDINLANMACI MONTESQUIEU, ZORBALIK
kadar şaşkınlık içindedir.
olan, benim mutluluğum, sevgim, hatta kıskançlığım sizin
YÖNETİMİNİ ELEŞTİRİR AMA HİÇBİR
alçaklığınıza ihtiyaç duyduğu sürece nefes alan sizler, evet,
ETNİK MERKEZCİ AVRUPA!
SİYASAL REJİMİ ÖRNEK OLARAK SUNMAZ!
kim oluyorsunuz siz?”
Usbek’ten daha genç ve daha muzip olan Rica, Paris’te
Rica, İranlı dostlarına İsfahan kadar büyük olan Paris’te
kısa bir süre içinde inanılmaz bir şöhrete kavuştuğunu yazar KADINLARIN DURUMUYLA İLGİLİ
mimarlık sanatının tamamen farklı olduğunu yazar:
yakınlarına. Her yerde herkes ondan hayretle bahsetmekte,
Evler o kadar yüksektir ki “sanki müneccimler otursun GÖZLEMLERİ DE DEVRİNİN ÖTESİNDEDİR!
hatta portreleri çizilmekte ve bütün dükkanların kapılarını
diye” inşa edilmiştir. Kalabalık sokaklarda yürümekte Montesquieu bize, zorbalığa karşı çıkanların da pekâlâ
süslemektedir.
zorluk çektiğini, son sürat giden at arabalarının giysilerini başkalarına karşı zorbalık yapabileceğini, kimsenin
Ancak içine bir kuşku düşer: Bu aşırı şaşkınlığının gerçek
çamur içinde bıraktığını, telaş içinde koşuşturan yayaların kimseyi kolayca eleştirebilecek bir konumda olmadığı,
sebebi ne olabilir? Gerçekten Rica’nın kim olduğu mu,
yanından dirsek ya da omuz atarak yel gibi geçtiklerini ve zira kimsenin sandığı kadar masum olmadığı bir dünyada
yoksa nasıl göründüğü mü? “daha yüz adım atmadan, on fersahlık yol katetmiş gibi” yaşadığımızı hatırlatır.
Hemen bir terziye gider, kendine Batılı giysiler yaptırır ve bitkin düştüğünü anlatır. Yazarın kadınların durumuyla ilgili gözlemleri de
Doğulu giysilerini atarak Avrupalı kıyafetiyle tekrar sokağa çıkar. Tam bir Aydınlanma çağı filozofu olan Montesquieu devrinin ötesindedir. Usbek, cariyelerinin mutlu bir yaşam
Sorusunun yanıtını bulmuştur. Artık kimsenin ilgi zorbalık yönetimini eleştirmesine eleştirir ama hiçbir siyasal sürdüğüne o kadar kanidir ki onları harem ağalarının
odağında olmadığını, insanların suratına bile bakmadan rejimi örnek olarak sunmaz bize. gözetimi altında, dünyaya kapalı bir yaşam sürdükleri için
>>
10 15 Ocak 2026

