15 Eylül 2026 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 30 AĞUSTOS 2026 PAZAR 2 olaylar ve görüşler ugün 30 Ağustos; 104 zaman da olmayacaktır! kullanılan Ortadoğulu sığınmacılar kaybedilmez, yıkılış da önlenirdi. yıl önce Anadolu ve HHH olayındaki ödünler konusunda da HHH BTrakya’da Emperyalizmin Emperyalizmle mücadele, geçerlidir. Emperyalizmle mücadele, ancak mağlup edilerek tarihin akışının ülkeyi sömüren Emperyalistin Avrupa’yı bu sığınmacılardan “iç ve dış sömürüye karşı Ulus korumak uğruna katlanılan değiştirildiği gün: rakibi olanlara yaklaşarak da Bilinci”nin veya “Ulusal Bilincin” Emperyalizmle gerçek yapılamaz. ekonomik, siyasal ve toplumsal geliştirilmesiyle ve ülkenin mücadele, Mustafa Kemal Çünkü ülkeyi sömüren sorunlar, birkaç milyarlık Avro üretim verimliliğinin artırılmasıyla Atatürk’ün yaptığı gibi Emperyalist güç buna izin yardımı uğruna katlanılacak bedeller olanaklı olur. Emperyalizmle gerektiğinde savaşla, vermeyeceği ve sömürüye değildir. Bunun için de Atatürk Dönemi gerektiğinde “Üniter ve Ulusal devam edeceği için tek bir Denge politikası adına Çin’den ekonomi politikalarına geri Cumhuriyet kurmakla” ama Emperyalist tarafından değil, yapılan büyük ithalat da İktidar dönülmesi, ulusal tarım ve mücadele (12) mutlaka “İç ve dış sömürüye birden çok Emperyalist yandaşlarını zengin edebilir ama sanayi üretiminin desteklenmesi karşı, Ulusal Bilinç’le” yapılır! tarafından sömürülme ve yok ulusal sanayiyi yok ettiği için için yeniden “Kamucu ve Planlı Unutmayın, hiçbir köle, hiçbir HHH olma tehlikesiyle karşılaşılır. sonuç olarak ülke, bütünüyle her Ekonomi”nin devreye sokulması zaman, hiçbir efendisine, Emperyalizmle mücadele, Bu ilkeler ve gerçekler türlü Emperyalizmin merhametine gerekmektedir. yeterince yaranamaz! çerçevesinde milyarlarca Dolara mahkûm edilir. Milli geliri Emperyalistlere ve Emperyalistlerin önerilerine ve Bu gerçekler ve ilkeler öğütlerine uyularak yapılamaz. Rusya’dan S-400 füze sistemi Zaten böyle bir “denge kendi oligarşisine aktarmakla çerçevesinde Emperyalizmin Çünkü Emperyalizmin ereği, almakla, yine milyarlarca Dolara politikası” başarılı olsaydı, meşgul bir iktidar bunları Ortadoğu’yu İsrail lehine yeniden sömürdüğü ülkenin bütün artı mal olan ABD ile F-35 projesini aynı Abdülhamit’in başını çektiği, yapamaz elbette. düzenlemek projesine destek değerini hatta tüm milli gelirini anda yürütmek olanaklı olamaz; İngiltere, Fransa, Rusya ve O zaman Cuma günü Zülâl vermek uğruna, komşularla ilişkileri almaktır! her iki ülkeye verilen ekonomik Almanya arasında izlenen Kalkandelen’in de yazdığı bozmak ve oralarda radikal dinci Bu Ekonomik ve Siyasal ilkeye ve siyasal ödünler de ancak denge politikaları sonunda, gibi, hem Emperyalistlerin ilave olarak bir de Psikolojik, Sosyal terörist ve/veya etnikçi terörist ülkenin yoksullaşma hızını ve dışa İmparatorluk iflas etmez, emirleri yerine getirilir hem Psikolojik ve Sosyolojik ilkeyi yönetimlerle ittifak kurmak, bağımlılığını arttırır. Düyunu Umumiye kurulmaz, 1.5 de “Emperyalizmle mücadele anımsatalım: Türkiye’nin lehine değildir, hiçbir Aynı mantık, AB karşısında milyon kilometrekare toprak ediyoruz” denilir. 30 Ağustos’un destansı ruhu Doç. Dr. İhsan Tayhanİ Büyük Taarruz’un güncesi baş döndürücüdür! TBMM tarafından gıdım gıdım verilen (üçer ay) başkomutanlık yetkisini, 20 Temmuz’da son kez ve süresiz olarak üstlenen Mustafa Kemal Paşa, Ankara, Batı Cephesi Karargâhı, Akşehir ve Konya arasında düşmanı yanıltıcı-taktiksel bir koşuşturma içindedir. Sakarya utkusundan sonra; askerin hazırlanması, yaşamsal önemdeki lojistik eksiklerin giderilmesi ve başarı odaklı stratejik planlamalarla geçen yaklaşık 11 aylık gerilimli ve zorunlu bir hazırlık geride kalmıştır. Akşehir’deki bir futbol maçının perdelediği 27/28 Temmuz 1922’deki komutanlarla yapılan toplantıda saldırı planına ilişkin son hazırlıklar gözden geçirilir. 30 Temmuz’da ise Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa ve Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa ile saldırıyı ayrıntılandıran Gazi Mustafa Kemal, kabinenin onayını almak üzere 6 Ağustos’ta Ankara’ya döner. Ağustos ortalarında bu onayı da alan Paşa, Ankara’dan ayrılacağı günün akşamı, birkaç arkadaşıyla yemekte buluşur. Ayrılırken onlara; “Taarruzu başlatmak için şimdi doğru cepheye gidiyorum” der. Masadakilerden biri, “Paşam, ya başaramazsanız?” deyince Paşa, “Ne demek istiyorsun? Taarruzun başlangıcından 14 gün sonra Yunanları denize dökmüş olacağım!” yanıtını verir. Çünkü artık o, iç cepheyi pekiştirmek için yurdun farklı yörelerinde çıkan iç isyanları bastırmış, yılgınlık içinde olan halka umut aşılamış, savunmada kalmayı düşünen, karamsar kimi mebusları da ikna ederek “millet, meclis ve ordu” üçlüsünü başarıya kilitlemiştir. ‘Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir’ 17 Ağustos’ta Ankara’dan ayrılarak Konya’ya geçen Mustafa Kemal, 18/19 Ağustos’ta, yine görünmeksizin cephe karargâhının bulunduğu Akşehir’e hareket eder. 24 Ağustos’ta ise cephe gerisindeki Şuhut’a, bir gün sonra da savaşın idare edildiği çadırlı ordugâha geçer. Aynı gün, tüm dış dünya ile iletişim kesilir. 26 Ağustos sabahı henüz gün ağarmadan, güneşin ilk kızıllığının yükselmeye başladığı saat 05.30’da yoğun top atışlarıyla Büyük Taarruz’u başlatır. Birkaç saat içinde Çiğiltepe hariç, ilk planda bütün hedefler ele geçirilir. 26 Ağustos sabaha karşı Kocatepe’den başlayıp 30 Ağustos günü Dumlupınar’da gerçekleşen Başkomutanlık Meydan Savaşı ile işgalci Yunan ordusunun temel unsurları yok edilir. Sıra, süpürme harekâtına gelmiştir. Beş gün süren genel saldırıdan kurtulabilen birlikler, tutunmalarına izin vermeksizin kovalanır. 27 Ağustos 1922’de Afyonkarahisar; 30 Ağustos’ta Kütahya kurtarılır. 1 Eylül’de bütün kıtalara “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!” emrini verir. Ardından Uşak, Balıkesir, Aydın, Manisa ve nihayet 9 Eylül’de İzmir kurtarılır. Buna göre, Gazi Mustafa Kemal, zaferi, 15. günde elde etmiştir. Ankara’ya döndüğünde, “Kusura bakmayın, insan bazen hesabında yanılabilir. Öngörümde bir günlük yanılmam var!” der. İşgalden kurtuluş Ne ki İzmir Körfezi’ne ulaşmak için kaçan Yunanlar, kaçış geçeğindeki yerleşim yerlerini, ateşe vermiş; kadın, erkek, çocuk kim varsa öldürmüştü! Yunan ordusunun, arkasında bıraktığı yıkımı belgelemek için “Tetkik-i Mezalim Heyeti” kurulmuştu. Adıvar, “Türkün Ateşle İmtihanı” adlı eserinde Batı Anadolu’daki mezalimi (kıyımı), acı ve gözyaşını, doğrudan gözlemlerine dayalı olarak anlatır. İnsan olanı utandırması gereken bu kıyımın boyutları, Yakup Kadri’nin “Yaban” romanında ve anılan heyet üyelerinin ortak çalışması, “İzmir’den Bursa’ya” adlı hikâye ve makale kitabında da sarsıcı bir biçimde yer alır. Kendi anlatımıyla “neyden kurtulduğu!” konusunda duraksamalı, şeyh-şıh ve mele anlayışı uyarınca ulusal eğitimin yıkımıyla ödevli, eylem ve söylemleri ile hiç de “tekin” olmadığı kanıtlı bakanın, sözü edilen bu değerli yapıtlardan -okumuş olsa bile- gıdasını al(a)madığı anlaşılıyor! Oysa, destansı “30 Ağustos ruhunu” ve cepheden Cumhuriyete uzanan yolu, çağdaş uygarlık hedefleriyle harmanlayıp gelecek kuşaklara aktarmak, 104 yıl önce Atatürk’ün önderliğinde ayağa kalkan ayrımsız Türk milletinin bizlere armağanı, bu topraklara sahip çıkmanın önkoşuludur.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear