22 Haziran 2026 Pazartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 5 HAZİRAN 2026 CUMA 2 olaylar ve görüşler ürkiye, Emperyalizme karşı, şama” ve “normalleşme” yutturma- Kuşoğlu’nun dünkü yazımda alıntıladı- Tarihin doğru 1919’dan beri Atatürk’ün lider- calarıyla sürdürmek isteyen Özel- ğım “CHP’nin Devlet Aklı’nı dikkate al- Tliğinde, Dinci Padişahlıktan La- İmamoğlu ikilisi, ömrünü doldurmuş dığına ilişkin yorumlarıyla” uyumlu. Tar afında duranlar ik Cumhuriyete, Yarı Sömürgelikten olan İktidar’ın CHP’yi yok etmeye Yıldızoğlu dünkü yazısını şöyle biti- Bağımsızlığa, Tarım Üretiminden En- yöneldiğini görünce uyandı ve diren- riyordu: düstri Üretimine geçmek için direni- meye başladı. “Karaveli’yi (Bence “Emperyalizm’i”. Halil Sarıgöz yor. “Butlan” olayı, Emperyalizmin ve E.K.) şöyle de okuyabiliriz: CHP, ya dış TARİHÇİ Emperyalizm de buna karşı İktidarın CHP’yi biçimlendirme po- güçlerin ve uzantılarının istediği gibi uslu Atatürk’ü, Bağımsızlığı, Laikliği, Ulu- litikasının son darbesi olarak devre- bir muhalefet olsun, laiklikten, ulusalcı çiz- Emperyalizm umhuriyet Halk Partisi’nin tarihi, yalnızca salcılığı, Endüstrileşmeyi ve bunları ye girdi. giden vazgeçsin ya da yok olsun. bir siyasi partinin tarihi değildir. CHP’nin savunan CHP’yi düşman görerek bu HHH Karaveli hep aynı yazıyı yazıyor. Belki C muhalefeti de tarihi; Kurtuluş Savaşı’nın, Cumhuriyet direnişi kırmaya çalışıyor. Şimdi Yıldızoğlu’nun dünkü ya- de sorun CHP ile değil Karaveli’nin pat- devrimlerinin, çok partili yaşama geçişin, de- Ergin Yıldızoğlu, dünkü yazısında zısında sözünü ettiği rapor ve ma- ronlarının Türkiye’de nasıl bir muhalefet biçimlendiriyor-1 mokrasi mücadelesinin ve halk egemenliğinin Onur Öymen’in sözünü ettiği 2008 ta- kaleye ek olarak Bahçeli’nin dün görmek istediği ile ilgilidir.” tarihidir. Bu nedenle CHP’ye ilişkin her tartış- rihli bir rapordan ve 2026 tarihli bir ma- 2008 raporu da 2026 makalesi de Em- Türkgün gazetesine verdiği de- HHH ma, aynı zamanda Türkiye’nin demokrasi serü- kaleden söz ediyor ve yazar olarak adı peryalizmin Türkiye’yi din ve ırka daya- meçte ne söylediğine bakalım: Emperyalizm, İktidar olarak ülkeyi 25 venine ilişkin bir tartışmadır. geçen Halil Magnus Karaveli adlı bir ki- lı kimlik politikaları üzerinden bölmek ve Bahçeli, Özel’in Yargıtay’ın nihai ka- yıl istediği gibi yönetti ama halk artık şinin yorumlarını aktarıyordu. yönetmek hedeflerini açıklıyordu. rarını beklemeksizin krizi derinleştirecek bıktı; İktidar’ın ömrü bitti. Bugünlerde gündeme getirilen “mutlak but- Bu hedefler 25 yıldır İktidar tarafından Yıldızoğlu’nun aktardığına göre hamleler yaptığını ileri sürüyor ve şunla- Toplum, çok artan yağma ve sömü- lan” söylemleri ve siyasal alanı yargı kararlarıy- başarıyla uygulanıyordu ve artık sıra, si- Karaveli’nin tezleri, Türkiye’deki kültür rı söylüyor: rüye de din ve ırk kimlikleriyle bölün- la yeniden şekillendirme çabaları karşısında ya- ve siyaset mücadelesinin “Demokrat- yasal ömrünü dolduran İktidar’ın yerine “Konunun sokaklara taşınma girişimleri- meye de “direnmeye” başladı. şananlar da bu çerçevede değerlendirilmeli- larla-Otoriterler” arasında değil, “Din- geçecek olan Ana Muhalefet’e gelmişti. ni çok tehlikeli buluyoruz. Terörsüz Türki- CHP, bu direnişi, Özgür Özel liderli- dir. Çünkü mesele yalnızca bir kurultayın ya da darlarla-Laikler” arasındaki kimlik ça- Fakat Kılıçdaroğlu seçimi kaybedince ye hedefine ulaşma yolunda alınan mesa- ğinde sahiplendi. bir yönetimin meşruiyeti değildir. Mesele, siya- tışması olduğu ve bu sorunun ancak ona yapılan yatırım boşa çıktı ve CHP’de feyi sabote etmeye, istikrarı zehirleme dö- Bakalım Emperyalizm ile İktidar’ın si partilerin kendi iradeleriyle mi yönetileceği, laikliğin yumuşatılarak ve siyasetin sa- liderlik değişti. nük bir unsur olarak değerlendiriyoruz.” ortak gücü, CHP’yi bölmeye ve yoksa demokratik süreçlerin dış müdahalelerle ğa kaydırılarak çözülebileceği görüşü- CHP’de yönetime gelen ve eski ehli- Bahçeli’nin bu görüşü, Kılıçdaroğ- toplumu istemediği yerlere götürmeye mi şekillendirileceğidir. ne dayanıyordu. leştirilmiş politikaları da bir süre “yumu- lu CHP’sinin görüşlerini açıklayan yetecek mi? Cumhuriyet Halk Partisi, tarihinin hiçbir dö- neminde meşruiyetini mahkeme kararlarından almamıştır. Partinin meşruiyet kaynağı örgütü, delegesi yani kurultayı olmuştur. Siyasal kültürdür Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partide liderler değişmiş, kuşaklar yenilenmiş, fikir ayrılıkları daima yaşanmıştır. Ancak her değişim, örgüt iradesinin ortaya çıktığı kurul- taylarda gerçekleşmiştir. İsmet İnönü’den Bü- lent Ecevit’e uzanan değişim de bahsettiğimiz gibidir. 1972 kurultayında Karaoğlan’ın Paşa’yı örgütün güvenoyuyla devirip ardından genel başkan seçilmesi, siyasi tarihimizin en önemli demokratik dönüşümlerinden biri olarak kayda geçmiştir. O gün İsmet Paşa dahil hiçbir CHP’li hazımsızlık yaşayarak dış müdahalelerle bir şeyler aramamış, son sözü delegenin söylediği- ni kabul etmiştir. 12 Eylül darbesiyle bütün siyasi partiler ka- patıldığında da CHP geleneği yok edilememiş- tir. Çünkü CHP yalnızca bir tabela değil, kök- leri oldukça uzun bir siyasal kültürdür. Halk- çı Parti’de, SODEP’te, SHP’de ve yeniden açı- lan CHP’de aynı demokratik damar yaşama- ya devam etmiştir. Erdal İnönü’nün, Deniz Baykal’ın, Altan Öymen’in, Hikmet Çetin’in ve Murat Karayalçın’ın temsil ettiği siyasal anla- yışın, halk partisi geleneğinin ortak noktası da şüphesiz budur: "Dev Çınarı” kişilerden üstün görmek. Bugün CHP’nin yaşayan bellekleri arasında yer alan Önder Sav, Murat Karayalçın ve Hik- met Çetin’in durduğu yer, aslında yüz yılı aşan CHP geleneğinin durduğu yerdir. Bahsettiğim üç isimden ikisi genel başkanlık, diğeri ise genel sekreterlik yapmış; tüm yaşamlarını bu partide türlü mücadelelerde, partinin hemen her kade- mesinde görev yaparak geçirmiştir. Üstelik bu isimler, yıllarca parti içinde ekip olarak siyaset yapmamış; pek çoğunda belki de bu sürece ka- dar her dönemde birbirlerine zıt kutupları tem- sil etmişlerdir. Ancak bugün geldiğimiz nokta- da bu isimlerin hepsi, ilerleyen yaşlarına karşın aynı safta demokrasi ve hukuk mücadelesinin en önünde mücadele etmektedir. Kurumsal devamlılık Hikmet Çetin, Türkiye siyasetinin en zor dö- nemlerinde demokrasi ve uzlaşma kültürünün önemli temsilcilerinden biri olmuştur. Murat Karayalçın, yerel yönetimlerden genel siyasete uzanan çizgisinde demokratik meşruiyetin her türlü kişisel hesabın üzerinde olduğunu savun- muştur. Önder Sav ise 1950’lerde başladığı si- yasi yaşamında örgüt iradesinin önemini vur- gulamış, partinin kurumsal devamlılığını her şeyin üstünde tutmuştur. Yakın zamanda kaybettiğimiz Altan Öy- men ise bu siyasal kültürün en seçkin temsil- cilerinden birisi olmuştur. Gazetecilikten siya- sete uzanan yaşamında her zaman demokra- sinin, hukukun ve parlamenter rejimin yanın- da durmuş; siyasi mücadeleyi rakiplerini tasfi- ye etmenin değil, halkı ikna etmenin aracı ola- rak görmüştür. Çünkü Cumhuriyet kuşağının yetiştirdiği devlet ve siyaset insanları bilirlerdi ki demokra- si, yalnızca kazanmak değil; itibarda kalmaktı. Tarih, demokratik siyasetin yerine vesayet koy- maya çalışanların başarı hikâyeleriyle değil, ba- şarısızlıklarıyla doludur. hukukun güvencesi Türkiye bunun acı örneklerini yaşamıştır. 12 Mart’ın, 12 Eylül’ün bıraktığı en önemli dersler- den biri şudur: Demokrasiye yapılan her mü- dahale, sonunda topluma ve siyasete zarar ve- rir. Millet iradesinin yerine başka güç odakları- nı koymaya çalışanlar, kısa vadeli sonuçlar elde etseler de tarihin haklı çıkardığı taraf hiçbir za- man onlar olmamıştır. Cumhuriyet Halk Partisi de tarih boyunca bunun mücadelesini vermiştir. Tek parti dö- neminden çok partili yaşama geçiş kararını alan irade de darbeler karşısında demokra- siyi savunan irade de bugün örgüt iradesini korumaya çalışan irade de aynı tarihsel kök- ten beslenmektedir. Bu nedenle bugün yaşanan tartışmalar kar- şısında önemli olan gelenek ve ilkelerdir. Tari- hin dönüm noktalarında insanlar iki tercih ara- sında kalırlar: Güçlünün yanında durmak ya da doğru olanın yanında durmak. Yakın tarihimizde Murat Karayalçın’ın, Hik- met Çetin’in, Altan Öymen’in ve Önder Sav’ın temsil ettiği siyasal gelenek bize şunu hatırlat- maktadır: Demokratlar için esas olan vesayet değil örgüt/halk iradesidir. Tarih bazen yavaş yazar. Ancak sonunda hük- münü verir. Ve tarih, her zaman demokrasiden yana olanları; örgüt iradesine sahip çıkanla- rı; hukuku siyasetin değil, siyaseti hukukun gü- vencesi olarak görenleri haklı çıkarır. Çünkü on- lar, tarihin doğru tarafında duranlardır.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear