26 Mart 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 23 MART 2026 PAZARTESİ 2 OLAYLAR VE GÖRÜŞLER 19 Mart’tan sonra Türkiye AV. MUSTAFA KÖROĞLU aşınır, genç hukukçunun geleceğe güveni azalır. Bu nedenle hukuk ANKARA BAROSU BAŞKANI Savaşa çekme devleti tartışması, bizim için yalnızca ükemmel bir yaşam yoktur. anayasal bir tartışma değil; doğrudan tuzakları Mükemmel fikri çoğu zaman mesleki egemenlik konusudur. Molanaklıyı imkânsız kılar. Savunma mesleğinin rolü de tam BD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı Asıl mesele, yaşamı olanaklı saldırılarda Hürmüz kilidi sürüyor. burada ortaya çıkar. Avukatlık AKüresel enerji piyasası yüksek ve yaşanabilir kılacak bir düzen yalnızca bir meslek değildir. Hak gerilimde. Savaş uzadıkça Türkiye kurabilmektir. Cumhuriyet de böyle ve özgürlüklerin tehdit altında açısından da gerek güvenlik gerekse doğdu. Mükemmel bir dünyanın olduğu dönemlerde avukat olmak, ekonomik risk artıyor. Ortadoğu’nun düşüyle değil; olanaklı olanı kurma bir mesleği icra etmekten çok daha çıkarlar temelli, din, mezhep kışkırtmalı iradesiyle. fazlasını ifade eder. Çünkü savunma, çatışmalarında yeni bir perde daha Savaşların, yoklukların ve adalet mekanizmasının yalnızca bir aralanmış durumda. Trump-Netanyahu imkânsızlıkların içinden bir ülke parçası değil, onun vicdanıdır. cephesi, Batılı müttefiklerinden şu ana kadar bulamadıkları açık desteği kuran o irade, aslında basit ama ‘Kimsesizlerin kimsesi’ Körfez’deki Sünni bloğu, Şii İran’a karşı güçlü bir fikre dayanıyordu: İnsan savaşa sokarak sağlamaya da çalışabilir. olmak onurunu güvence altına alan bir İş öyle bir kontrolsüzlüğe doğru gidiyor hukuk düzeni... Mustafa Kemal Atatürk ki ateş hattı bölge genelinde enerji Cumhuriyet yalnızca bir yönetim “Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin tesislerinden sonra su kaynaklarının, değişikliği değil, aynı zamanda kimsesidir” derken aslında adaletin nükleer alanların yakınlarına uzandı. büyük bir zihniyet dönüşümünün özünü tarif ediyordu. Cumhuriyet İnsani kriz ağırlaşırken uzmanlar savaşın altı aya uzamasının küresel adıdır. Ümmetten yurttaşa, kulluktan yalnızca bir yönetim biçimi değildir. ekonomiye ağır darbe vurabileceğini hak sahibi bireye; nakle dayalı bir Cumhuriyet, hukukun üstünlüğüne söylüyor. Hürmüz’den gemilerin geçişinin dünyadan akla dayalı bir düzene dayanan bir siyasal ahlaktır. Bu sağlanamaması halinde pek çok ülkede geçme iradesidir. ahlakın ayakta kalabilmesi ise ancak ekonomik büyümenin ve enflasyon bağımsız yargı, güçlü savunma verilerinin tepetaklak olabileceği İktidarın sınırı başladığında hukuk güvence mahkeme salonlarında kurulan bir ve hukuka inanan yurttaşlarla savunuluyor. Bizdeki kırılgan ekonomiyi Bu dönüşümün kalbinde olmaktan çıkar; bir araca dönüşür. düzen değildir. Adalet, bir toplumun olanaklıdır. düşünürsek tablo zorlu. tek bir ilke yer alır: İktidarın Tüm bu gelişmeler arasında İran’ın Türkiye’de bugün yaşanan kendine duyduğu güvenin adıdır. Bugün geriye dönüp baktığımızda “Şii hilali”ne karşı Sünni eksenli bir güç sınırlandırılması. Çünkü modern tartışmanın özü tam da budur. Adaletin eridiği yerde kurallar 19 Mart’ın bize bıraktığı soru hâlâ oluşturma senaryoları yine ısıtılıyor. devlet fikrinin en temel sorusu, çözülür. Kurallar çözüldüğünde önümüzde duruyor: Bununla bağlantılı mı bilinmez ama Kumpas davalar “İktidar nasıl kurulur?” değil, haklar güvence olmaktan çıkar; Siyasi iktidarların gücü mü aralarında tek NATO üyesi Türkiye, “İktidar nasıl sınırlandırılır” hafızalarda... bir ihtimale dönüşür. Tesadüflerin belirleyici olacak, yoksa hukukun Suudi Arabistan ve nükleer güç Pakistan sorusudur. Bugün, Anayasa Mahkemesi üzerine ise insana yaraşır bir yaşam çizdiği sınırlar mı? hattında birlik oluşturma iddiaları da Cumhuriyetin 100 yıllık öyküsüne kararlarının uygulanıp kurulamaz. Bu soru yalnızca hukukçuların gündemde. bu gözle baktığımızda tartışma uygulanmayacağı tartışılıyor. Geleneksel ittifakların, İkinci Dünya sorusu değildir. Bu soru, bu ülkede Hukuka sahip çıkma iradesi Savaşı sonrası kurulan BM gibi yalnızca siyasi iktidarların değişmesi Soruşturma dosyaları savunmadan yaşayan herkesin geleceğine uluslararası örgütlerin etki alanlarının konusu değildir. Asıl konu şudur: Yüzyıllar önce Sofokles’in yazdığı gizlenirken kamuoyuna servis ilişkindir. Çünkü hukuk devleti daraldığı günümüzde yeni güç bileşenleri Siyasi iktidarların gücü mü Antigone tragedyasında genç bir ediliyor. Gizli tanık beyanlarına dediğimiz şey yalnızca mahkeme arayışı doğal. Ancak Ortadoğu gibi belirleyici olacak yoksa hukukun kadın, kralın buyruğuna karşı şöyle dayalı soruşturmalar ve özgürlüğü salonlarında kurulan bir düzen emperyalizmin, iç-dış kullanışlı, çok çizdiği sınırlar mı? haykırıyordu: “Ben senin emrini bağlayıcı önlemler giderek değildir. Hukuk devleti, yurttaşın oyunculu olduğu bir bölgede atılan Türkiye için 19 Mart, bu sorunun değil, değişmez yasayı dinledim.” olağanlaşıyor. devlete bakarken duyduğu güvendir. her adım son derece kritik. Hele ki Antigone’nin bu sözü bize basit yeniden sorulduğu bir tarihe Böyle bir ortamda mesele yalnızca Akdeniz ve Karadeniz üzerinden Kıbrıs, O güven kaybolduğunda geriye ama temel bir gerçeği hatırlatır: Rusya-Ukrayna’daki gelişmeler de dönüştü. Bazı tarihler yalnızca bir dava değildir. Konu, hukukun yalnızca güç kalır. Gücün olduğu düşünüldüğünde. Yeni oluşturulacak Gerçek hukuk yalnızca iktidarın takvimde bir gün değildir. Bir kendisinin nasıl işlediğidir. yerde ise hukuk değil, keyfilik ittifakların kim tarafından nasıl bir kırılmayı, bir yön değişikliğini işaret İsimlerden ve güncel siyasi buyruğu değildir. Hukuk, siyasal hüküm sürer. Cumhuriyet tam da tehdit algısı olarak okunacağı konusu eder. aidiyetlerden bağımsız olarak her gücün sınırlarını çizen bir ilkedir. bu yüzden kuruldu: Gücün değil da bölgesel-küresel öngörülemezlik O günden sonra mesele artık tek yurttaş için hukuk güvenliğinin Tam da bu nedenle hukuk hukukun üstün olması için... çağında, değişken kriz ortamlarında zorlu bir dosya, tek bir soruşturma ya da korunmasıdır. devletleri en çok kriz zamanlarında Bugün mesele yalnızca bir dava bir denklem. tek bir siyasetçi değildir. 19 Mart da Türkiye bu tür kırılmaları kendilerini sınar. ABD-İsrail kaynaklı kimi yorumların ise değildir. Mesele, Türkiye’nin nasıl çıkarlar-tehditler üzerinden Türkiye’deki böyle bir eşikti. daha önce de yaşadı. Balyoz ve O sınavın sonucu yalnızca bir devlet olacağıdır. Osmanlıcı, ümmetçi, halifeci hayalleri O gün başlayan tartışma, aslında Ergenekon davalarının yarattığı mahkeme kararlarında değil, Ve bu sorunun yanıtı bir gün ısrarla pompalaması dikkat çekici. Bu çok daha büyük bir sorunun toplumun hukuka sahip çıkma ağır tahribat, hukuk tarihimizin en değil, tam da böyle günlerde yazılır. yaklaşımlara alkış tutan kesimlerin ulus etrafında şekillendi: iradesinde ortaya çıkar. acı sayfalarından biri olarak hâlâ Çünkü “Hukuk devletleri kriz devlete, güçlü demokratik, laik hukuk Hukuk devleti ne zaman ve nasıl Böyle dönemlerde mesele yalnızca hafızalarda. yaşamaz” demek doğru değildir. devleti ilkesine karşıtlıkları ise bilindik. korunur? kurumlar arasındaki gerilim değildir. Tarih bize şunu gösterdi: Hukuk Ama hukuk devletleri krizleri Türkiye’yi kendi bölgesinde komşusu Bir hukuk devletinde yargı, Hukuk güvenliği zayıfladığında bir kez siyasetin aparatı haline hukukla aşar. Bir ülkenin kaderi, üzerinden savaşa çekmek isteyenlerin elini boşa çıkarmak gerek. Nedeni yakın bağımsız ve tarafsız olduğu geldiğinde ortaya çıkan zarar bunun ilk etkisi savunma tam da böyle zamanlarda yazılır. Ve tarihte zaten örnekleriyle var: çıkarlarına ölçüde adalet dağıtır. Ama yargı yalnızca bugünü değil, geleceği makamında görülür. Avukata o kader, hukukun üstünlüğüne sahip göre iktidar şekillendirmeler, işgal, siyasetin gölgesinde şekillenmeye de etkiler. Çünkü adalet yalnızca saldırılar artar, mesleğin itibarı çıkanların iradesiyle şekillenir. saldırılar, değiştirilen haritalar. İran’da Musaddık’ı deviren, yerine şahı getiren, sonra şahı indirip yerine mollayı getiren, Afganistan’da Taliban’ı deviren, sonra yeniden Kâbil’e girişine kapı açan... Bunlara Irak, Lübnan ve Suriye’de Çocuk emeği tesadüf değildir yaşananları da ekleyin. Fail belli, kanan, kandırılan da... Geride kalan ağır insani krizler, parçalı haritalar. ÖZGÜR HÜSEYIN AKIŞ değil; sistematik tercihler sonucu Anlamı aynı: Daha ucuza üret. “doğal süreçler” değil. Siyasal sürüldü. Devletler bunu gördü, Daha ucuza üretmenin yolu da tercihlerdir. ARAŞTIRMACI, YAZAR Arabuluculuk gücü bildi ve çoğu zaman teşvik etti. değişmedi: En korunmasız olanı Türkiye, şu ana kadar İran konusunda Kimin refahı? ocuk işçiliği her ortaya Suriye’de geçmişte yapılan ağır hatalara Çünkü merkantilist zihniyet çalıştır. Ç Merkantilist akıl şunu öğretir: Dev- düşmeden daha temkinli bir tutum izliyor. çıktığında şaşırıyormuş gibi için “Önemli olan çocukların Bugün Bangladeş’te, Ama savaşın sürmesi demek tarafsızlığı yapıyoruz. “Nasıl olur?”, “Bu çağda let, hangi sınıfın yaşayacağına karar geleceği değil, bugünkü üretim Hindistan’da, Afrika’da ya da zorlamak isteyenlerin de artması hâlâ mı?” diye soruyoruz. Oysa verir. Bugün de karar veriliyor. Bir Türkiye’de çocukların çalıştırıldığı rakamlarıydı.” Bu anlayışa göre, anlamına gelebilir. İşte bu noktada savaş tarih bize açıkça gösteriyor: Çocuk yanda kâr rekorları kıran şirketler. sektörlere bakın: Tekstil, tarım, nüfus fazla olmalıdır çünkü her değil barış vurgulu çağrıların yanında emeği bir sapma değil, belirli bir Diğer yanda okul yerine işbaşı yapan maden, geri dönüşüm, küçük çocuk bir işçidir. Bu nedenle bu durarak dini, etnik, mezhepsel tuzaklara iktisadi aklın doğal sonucudur. çocuklar. Bu tabloya bakıp hâlâ “istis- atölyeler... Bunların tamamı düşük sistem içinde oldukça yüksek düşmeden; tarafların güven duyduğu, na” diyorsak kendimizi kandırıyoruz. etkin diplomasinin yürütülmesi son O aklın adı, yüzyıllar önce oranlarda çocuk işçiliğe rastlanır. maliyetli üretim zincirlerinin derece hayati önemde. Arabuluculuk rolü konulmuştu: merkantilizm. Çocuk işçiliğiyle mücadele, yalnızca Bu da genel anlamıyla daha halkalarıdır. değerli. Merkantilizm, devletin denetim artırmakla olmaz. Bu, yan- sonradan yasalaşacak olan Yani çocuk işçiliği bir “kültür Dışta sağlam olmak için içte birliğin gücünü altın stoklarıyla, dış gın söndürmeye benzer. Asıl mesele, meselesi” değil. Bir “ahlak sorunu” çocuk haklarının ihlali anlamına gerekliliği konusunda herkes uzlaşıda. ticaret fazlasıyla ve ucuz üretim yangını çıkaran düzeni tartışmaktır. hiç değil. Bir sınıf meselesidir. gelmektedir. Günümüzde de Ama söylemlerle gerçekler arasındaki kapasitesiyle ölçen bir anlayıştı. Ucuz emek üzerine kurulu ekonomi Türkiye’de çocuk işçiliği çocukların hakları her ne kadar fark dağlar kadar. İktidar cephesi Her yaştan herkesin çalışması modeli değişmeden, çocuklar kurtul- tartışmaları çoğu zaman ailelere yurttaşın adalet taleplerini gerçekten yasalarla korunuyor olsa da çocuk maz. Bu yüzden çocuk işçiliğiyle mü- görüp çözüm üretiyor mu, güçler ayrılığı gerektiğini savunan işte bu fatura edilir. “Aile göndermese işçilik oldukça yaygın olmakla ilkesinde aşındırmaya karşı set çekiyor anlayıştı. Basitçe söyleyelim: Ne çocuk çalışmaz” denir. Bu cümle, cadele, özünde bir rejim tartışması- beraber gizli biçimde devam mu sorusunun yanıtı zorlu. Tartışmalı kadar ucuza üretirsen, o kadar kulağa mantıklı gelir. Ama eksiktir. dır. Nasıl bir ekonomi? Kimin için bü- ettirilmektedir. açılım süreci ve iktidar hesaplı yeni güçlü olursun. Bu denklemde Hatta yanıltıcıdır. yüme? Kimin refahı? anayasa planlarına sıkıştırılan bir iç Ahlak sorunu insanın değeri, maliyeti kadardır. Çünkü soru şudur: Aile neden Bu sorulara verilen yanıt cephe arayışının inandırıcılığı sahada Çocuklar ise bu maliyet Bugün “Merkantilizm bitti” göndermek zorunda kalıyor? Yanıt değişmedikçe, çocuk emeği bu pek yok. Gerçeklik cezaevlerinde AYM, hesabının en “avantajlı” kalemiydi. deniyor. Kapitalizm bugün bu topraklardan eksilmez. basit: Yoksulluk. Peki yoksulluk AİHM kararlarına karşın tutulanlar; adalet çağrılarının adalet saraylarında yanıtsız Küçük bedenler, küçük ücretler, görüşü içine sindirerek yalnızca neden kalıcı? Düşük ücret Belki yalnızca görünmez olur. kalıyor olması. CHP’ye yönelik baskıların büyük kârlar... Bu yüzden çocuklar yoluna devam ediyor. Adı artık politikaları, güvencesiz çalışma, Mülteci, sığınmacı olup çalışan sürmesi, gazetecilere hapis yollarının atölyelere, madenlere, tarlalara “rekabet gücü”, “ihracat artışı”, kamusal istihdamın zayıflığı, çocuklar gibi, medya sektöründe bitmemesi... yalnızca yoksulluk yüzünden “küresel pazarlara entegrasyon”. sosyal devletin tasfiyesi... Bunlar çalışan çocuklar gibi. Bu k€tabın konusu ve amacı, Mehmet Alev Coşkun, bu büyük “Öğrenmek mutluluktur. - olaysal tar€h€n h€kâye ed€lmes€, anlatılması değ€l, bunların arka planındak€ “g€zl€ mantık” bağlarının öne çıkarılmasıdır. adı altında yapılan KİT satışları- Kısaca €fade etmek gerek€rse, merceğe alıyor ve ulusalcı €lg€ alanımız Türk Devr€m Tar€h€ değ€l, Türk Devr€m€’d€r. İncelenen devr€m olayının de uygulamaya çalıştığım yöntem bu oldu. €k€ cephes€ vardır: Umarım başarılı olmuşumdur. Kurtuluş ve Kuruluş. 13,5x23 / İnceleme / 208 sayfa Ataol Behramoğlu 13,5x19,5 / İnceleme / 416 sayfa
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear