27 Ekim 2026 Salı Türkçe Subscribe Login

Catalog

Months
Days
Pages
gorus@cumhuriyet.com.tr 23 EKİM 2026 CUMA 2 olaylar ve görüşler korkuya ve çıkarlara karşı içten gelen o Neden savunma yaparız? kararlı, ısrarlı sestir. “Herkes yapıyor” diye susturulamaz, Av. MehMet PehlivAn anlamsız mı kılar? Tam aksine; “Şimdi sırası değil” bu, savunmayı her zamankin- diye bastırılamaz. idley Scott’ın Gladyatör den daha zorunlu kılar. Bir ey- Bir yönetici kriz Tek sığınak ahlak, filmindeki o unutulmaz lemin değeri her zaman sonu- bahanesiyle adaleti Rsahneyi hatırlayın: cuyla ölçülmez. Bazı şeyler sırf askıya aldığında, tek rehber vicdandır! İmparator Commodus, bir kurum ve/veya doğru oldukları için yapılır. Ba- arenanın tozlu zemininde o kurumu temsil zen doğru olanı yapmanın be- riz anları, toplumların edenler, kendi çıkarlarını kamu General Maximus’un deli hapistir, bazen ölümdür, ve bireylerin en çıplak yararının önüne koyduğunda, o karşısına çıkacaktır. Dışarıdan bazen de “hiçbir şeyi değiş- Kkaldığı, en acımasızca sesin duyulması gerekir. bakıldığında her şey, meşru sınandığı zamanlardır. tiremeyecek” olmasıdır. Her Vicdan susarsa, ahlak da bir rekabetin, er meydanında Ekonomik çöküş, siyasi halükârda bu, özgür bir insa- yavaş yavaş ölür ve hem o kaos, savaş, deprem, salgın ya iki kişinin eşit şartlardaki kişi hem o toplum çöker. nın eylemi olur. Bugün siya- da ahlaki çürüme… mücadelesinin bir parçası Zaten Vicdan, özümsenmiş si olmayan bir yargılama bul- Hangi yüzüyle gelirse gelsin, ahlak ilkeleridir! gibidir. Arenayı dolduran halk, mak neredeyse imkânsızdır. kriz insanı korkuya, menfaate HHH imparatorun “adaletini” ve O zaman ne yapacağız, siya- ve kısa vadeli hesaplara iter. Kriz zamanlarında asıl Benim kim olduğumu anlayan şahede alanında dile getirmek- “cesaretini” izleyeceğini sanır. Bu zamanlarda en çok si olmayan bir yargılama mı tehlike, ahlaki çürüme ve bir hasta yakını, geçmiş olsun ten çekinmiyor ama mahke- Oysa dövüş başlamadan hemen “güçlü lider”, “kurtarıcı kurum”, arayacağız? vicdani yozlaşmadır. “mucize çözüm” aranır. dileğinden sonra nazikçe bir önce, İmparator Commodus, me salonunda bir heyetin yü- İnsanlar ve kurumlar, “Her Oysa tarih, bu tür sığınakların Tarihin hükmü henüz koyun kendi bacağından şey sormak istediğini söyledi. züne karşı söylemekten çeki- Maximus’u zırhının altından çoğu zaman kumdan kale asılır”, “Bana mı kaldı ülkeyi Ve sordu: “Neden savunma niyor. Bir şeyin bu kadar yay- bir bıçak darbesiyle ölümcül verilmedi olduğunu gösterir... kurtarmak”, “Ben kurtulayım, yapıyorsun? Savunma yapman gın biçimde düşünülüp yüksek şekilde yaralamıştır. Amaç, Kafka’nın Josef K’si de böy- Hatta bazı krizler, doğrudan sonra düzeltirim” diye ilkelerini neyi değiştirecek? Karar zaten sesle söylenmemesi, o şeyi or- mücadelenin sonucunu le bir arayışın içindeydi. Fakat doğruya bu tür “kurtarıcılar” unutur, birbirlerini ezer, “Şimdi belli değil mi?” Bu soruları tadan kaldırmaz. Yalnızca onu tarafından bile üretilir! arenada değil, arena öncesinde Dava’nın bize gösterdiği deh- her şey mübah” diye sınırlarını Aslında tek ve gerçek ilk kez duymuyordum. Daha görünmez ve dolayısıyla tar- belirlemek; halka adil bir silerlerse, artık insanlık çöküyor şet, yargılamanın adil olup ol- sığınak ahlaktır: demektir! önce savunmanlığını yaptığım tışılamaz, düzeltilemez kılar. mücadele illüzyonu sunarken madığını beklemekten çok, in- Çünkü iktidar el değiştirebilir, Oysa tam da bu kişiler nedeniyle defalarca Madem hastanedeyiz, mekânın rakibini dövüşemez duruma sanın kendi savunmasından yasalar değişebilir, zamanlarda, hem genel ahlak bu soruyla karşı karşıya diline uygun olsun: Söylenme- getirmektir. vazgeçmesinde saklıdır. propaganda tersine dönebilir, hem meslek ahlakı, lüks kalmıştım. yen teşhis tedavi edilemez. Filmi bu sahneye kadar Filme geri dönelim. İmpara- ama insanın ahlakını ve değil bir zorunluluk; vicdan Tutuklandım, hastalandım, Bu soruyu iyi niyetli bulu- vicdanını oluşturan doğru- izleyen kişi, dövüşü kimin tor Commodus, rakibini are- ise soyut bir kavram değil yanlış, iyi-kötü, gerçek- jandarma refakatindeydim yor olsam da içinde bir önyargı tek kurtuluş pusulasıdır. kazanacağını bildiğini sanır. naya çıkmadan önce yaralaya- yalan, haklı-haksız ayrımları, Çünkü kriz geçer ama ve hâlâ bu soruyla karşı barındırıyor. Fakat buna kar- Fakat geleceği kimse bilemez. rak mutlak zafer kazanacağı- kişiliğimizin bir parçası ahlaksızca atılan adımların karşıya kalıyordum. Üstelik şın önemsiyorum. Savunma- nı zannetmişti; bu, geleceği bil- olmuşlardır; kişiliğimizi hesabı, hem birey hem toplum ‘Karar zaten belli soru artık bana iki anlamıyla nın neyi değiştireceğini soran diğini zanneden insanın yanıl- sürdürebilmek için onlar tarafından yıllarca ödenir. değil mi?’ birden soruluyor: Neden kişi, kararın delillerle verilme- gısıdır. Oysa o hileli bıçak ya- değişmemelidir. Bu yüzden kriz kendimi savunuyorum ve yeceğine içten içe çoktan inan- Filme ara verip geçtiğimiz Ahlak, “Bunun bana ne yararı zamanlarında, şantaja, tehdide, rası, imparatorun çaresizliği- var?” demez, “Bu yaptığım ne bunca bedele karşın neden baskıya, rüşvete maruz haftalarda yaşadığım bir mıştır. Çünkü kararın gerçek- nin ispatıydı. Maximus, dövü- kadar iyi, doğru ve haklıdır?” kaldığımızda, önce kendimize hâlâ savunmanlık yapıyorum? ana gitmek istiyorum. ten mahkeme salonunda, delil- şün arenadan önce belirlendi- diye sorar. sormalıyız: O hâlde bu soruyu kamusal Mevsim geçişlerine, hava lerin tartışılmasıyla verileceği- ğini biliyordu. Yine de kılıcını Krizde, ahlaksız güç ve Ahlakım neye izin veriyor? alana taşımanın ve cevabını değişimlerine ve malum, ne inansaydı, “Neyi değiştire- bırakmadı: Arenanın tozunda, ahlaksız boyun eğiş, sadece Vicdanım ne diyor? burada vermenin vakti gelmiş bir de mapushane hâllerine cek?” diye sormaz; “İyi savun, daha hızlı toplumsal ve bireysel yaralı haliyle dövüştü ve hal- Çünkü en koyu krizde yenik düşerek hasta oldum. demektir. çünkü her şey buna bağlı” der- çöküş getirir. bile, insanı insan kılan şey, kın gözünde ölümsüzleşti. Hi- Ahlaklı davranış, direniş dışarıdaki karanlık ve baskı Yüksek ateş nedeniyle tedavi di. Demek ki bu soruyu soran leye sığınan Commodus ise ta- ise, en karanlık zamanlarda Savunmanın anlamı değil, içindeki ahlaki ışığın için hastaneye götürüldüm. herkes, yargılamanın siyasi ol- rihin hükmüne mahkûm oldu. bile yeniden inşa edilecek bir sönmemesi, vicdani sesin sonuçta mı saklı? Sarı mı, kırmızı mı, yeşil duğunu örtük olarak kabul et- Demem o ki yarın ne kadar ke- temel üretir. susmamasıdır! mi olduğunu bilmediğim Açık konuşalım: Bugün pek miştir. Diyelim ki bu varsayım sinmiş gibi görünürse görün- HHH HHH bir alanda, jandarma çok insan, siyasi bir yargıla- doğru ve siyasi yargılamalarda Ahlaki sığınağın yol sün; tarihin nasıl akacağını bu- KRİZLERDE, AHLAKINIZI refakatinde, başka hastalarla manın mahkûmiyetle biteceği- savunma sonucu değiştirme- göstericisi ise vicdandır: VE VİCDANINIZI KORUMAK günden kestirmek mümkün Vicdan, dışarıdaki baskıya, İÇİN DİRENİN! ve refakatçileriyle birlikte ne inanıyor. Bunu sokakta, tar- yecektir. değildir. müşahede altına alındım. lada, fabrikada ve hastane mü- Peki, bu durum savunmayı Silivri Cezaevi Üretenlerin söz hakkı dilimleri yükseldiği için eriyor; bu ŞAFAK YÜCA kaybın nasıl paylaşılacağı da bir YAZAR kurala bağlanmadığından fatura yalnızca çalışana çıkıyor. Brüt maaş ürkiye’de haftalık çalışma süresi üzerinden anlaşan işveren, yıl içinde T45 saat ile AB ortalamasının vergi dilimi nedeniyle oluşan net tam dokuz saat üstünde. Bu kadar tutar kaybının bir kısmını kendisi çalışan bir emekçinin kendisine veya üstlenmeli; bu yük yalnızca çalışana ailesine nitelikli zaman ayırması bırakılmamalı. neredeyse olanaksız. Zamanı Bunların hiçbiri kader değil, hepsi işyerinde ve şehir trafiğinde eriyip yasayla çözülebilecek başlıklar. gidiyor. Sosyalleşemeyen, kendine Okul saatlerine uyum için çocuklu hizmetlerden, sağlık hizmetlerinden ve sevdiklerine zaman ayıramayan çalışanlara yıllık izinden düşmeyen faydalanması oldukça zor. Hastaneye çalışan, zamanla sadık bir tüketiciye ayrı bir izin hakkı tanınabilir. Sağlık gitmek için yıllık iznini kullanan dönüşüyor. hizmetine erişim için de benzer bir çalışan, sağlık hakkını dinlenme Marx’a göre emek; insanın kendini izin düzenlenebilir. Fazla mesainin hakkından ödüyor. Çocuklu çalışanın gerçekleştirdiği bir faaliyet olmaktan karşılığı, evden çalışma, yan haklar, yükü daha ağır: Okul sabah saat 9’da çıkıp yalnızca geçimini sağlama prim, kıdem ve yükselme koşulları başlıyor, öğleden sonra 4’te bitiyor; zorunluluğuna dönüştüğünde, insan işverenin keyfine değil, ortak ve yazılı mesai ise bu saatlere sığmıyor. kendi potansiyeline yabancılaşır. kurallara bağlanabilir. Çocuğunu okula bırakıp okuldan Bu yabancılaşmayı tüketim kültürü almak bir hak olması gerekirken ek besler. Baudrillard ise modern Üretenin elinde masrafa ve izin kaybına dönüşüyor. toplumda nesnelerin kullanım 35.2 milyon emekçi sessiz değil, Maaş bu açığı kapatmıyor. Mavi değerlerinden ziyade simgesel sessizliğe mahkûm edilmiş durumda. yakalı da beyaz yakalı da kazancının anlamlarıyla tüketildiğini söyler. Çünkü susmak bir tercih değil; bir büyük kısmını kiraya, faturaya, Alınan kahve, giyilen kıyafet ya da ömrü iş, trafik ve borç arasında gıdaya ve kredi kartı borcuna veriyor; oturulan mekân, bireye kendini tüketen düzenin sonucu. Bu yüzden tanımlama olanağı sunar. bütün bu masrafların üzerine çalışma sürelerinin kısaltılması Çalışma saatlerinin uzunluğu, çocuğunuz da varsa eğitim masrafı bir sosyal politika kalemi değil, bir ekleniyor. Mülk edinmek hayal, emekçilerin yalnızca ailelerine demokrasi meselesidir. Haftalık değil, siyasete vakit ayırmalarını sosyalleşmek lüks hâline geliyor. çalışma süresi kısalmadıkça, sendikal da engelliyor. Ve bu zaman Üstelik emekçinin hakları katılım güçlenmedikçe, emekçi kendi yoksulluğunun bedeli yasal hak kaybı kurumdan kuruma değişiyor. Fazla yaşamı hakkında konuşacak zamanı olarak ödeniyor. Cumhurbaşkanlığı mesai bir yerde ücret, başka yerde bulamadıkça siyaset, onlar adına Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın eylül izin olarak karşılık buluyor. Evden karar vermeye, çoğunluğun yaşamını verilerine göre Türkiye’de çalışan çalışma günleri işverenin kararıyla belirlemeye devam edecek. sayısı 35.2 milyon. Yani 100 seçmenin kaldırılabiliyor. Yüksek lisans bir Çalışma saatinin 8’e düşmesi, 57’si emekçi. Buna karşın çalışma kurumda kıdem sayılırken ötekinde hafta sonu tatili, yıllık izin, sendikal saatlerinden zam oranlarına, yan yok sayılıyor. Prim ve yükselme örgütlenme… Bunlar bir günde haklardan yemek kartlarına kadar koşulları belirsiz. Enflasyon kazanılmadı. Tepeden armağan kendilerini ilgilendiren hiçbir konuda yüzünden aynı kurumda yıllardır edilmedi. Emekçilerin mücadelesiyle söz hakları yok. çalışanın maaşı, yeni işe başlayanın kazanıldı. Fabrikayı, ofisi, marketi, gerisinde kalıyor; bu yüzden iş hastaneyi, okulu ayakta tutanlar, Yasal çözüme kavuşmalı değiştirme hızla artıyor. çarkı döndürenler; Türkiye’nin Brüt maaşla çalışanın eline geçen Bugün uzun mesai saatlerine üretenleri, geleceğini belirleme hapsedilmiş çalışanların kamusal tutar, yıl ilerledikçe gelir vergisi hakkını da elinde tutuyor. İnsan ve yurttaş: İmparatorluk’tan Cumhuriyet’e miras Onlar, Cumhuriyet’in Eğitim Devrimi’nin Eğitimin eseridir bu! Ama eğitim, her özünü oluşturan “?kri hür, vicdanı hür, kalan eğitim, hem nicel hem de nitel şeyden önce ulusaldır. Bu kitap, bu can yönden perişan durumdaydı. Devralınan irfanı hür” kuşaklar yetiştirme atılımının alıcı konuda, sorunların altını bir kez özverili, çalışkan yıldızları… Onlar bir eğitimin her kademesinde okullaşma daha çizerken, kimi çözüm yolları da oranı çok düşüktü. Eğitimin temel unsuru toplumun kurtuluşunun nitelikli ve öneriyor ve aydınlığa inananların bilimsel bir eğitimden geçtiğini olan öğretmenin sayısı çok azdı, onların karanlığa karşı mücadelesine katılıyor. da çoğu gerçek anlamda öğretmen özümsemiş, çabalarıyla yolumuzu aydınlatan öncüleri… Eğitimimiz, onu olarak yetişip seçilmiş değildi. Okulların ?ziksel olanakları çok çok kötüydü. yıllardır dinselleştirmeye, özelleştirme- Ktap okuduğunuzu blyoruz. Eğitime ayrılan ödenek çok yetersizdi. ye çalışan karşıdevrimcilere karşın yıkılmadıysa, bunu, temelini sağlam Eğitimde dinsel-dünyevi ikilemi sürmekteydi. atan bu kadrolara borçluyuz. 13,5x23 – 263 sayfa – İnceleme 13,5x20,5 – 217 sayfa – İnceleme 16x24 – 349 sayfa – İnceleme
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear