Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
İSTANBUL’DAN CEPHEYE BAKIŞ “25 Ağustos Her gün olduğu gibi gazetede çalışıyoruz. Henüz Çatalca üstüne yürüyen Yunan tümenlerinden kaygı içindeyiz. Bir rivayete göre, eğer biz son teklifleri reddedersek Yunanlılar İstanbul’u alacaklar. Bütün umut Fransız işgal ordusunun dayatışına bağlıdır. Henüz saray, Babı Âli ve hepsinin üstünde Kroker Oteli’nin saltanatı var. Rum ve Ermeni sansürlerinden geçirebilmek için yazılarımızı bin dikkatle yazıyoruz. Ankara yolcularından hazırlık ve harp haberleri alıyoruz. Bu haberlere kendilerinin de inandığı yok. Fakat hemen herkesin kafasına şu ‘fikri sabit’ yerleşiyor: Bu sonbaharda eğer Ankara iyi kötü bir harekette bulunmazsa, kışın Anadolu’yu tutmak mümkün değildir. Ordunun siperler içinde bir kış daha geçirmeye tahammül edeceğinden şüphe ediyoruz. Usanç umumidir. Zafer kelimesi, ancak politika edebiyatının ağzında. Vazife sahibi zannettiklerimizin hemen hepsi bizim bir taarruz teşebbüsümüzün cinnet olduğu kanaatindedir. Sonra öğrendik ki, Ankara’da iç durum daha başka türlü değildi. Zafere iman etmiş olanlar orada da ekalli kalil (azdan daha az) idiler. ‘Ne yapacağız?’ Hepimizin dilinde bu acı soru var, saat on bire geliyor. Arkadaşlarımızdan biri odadan içeri girdi, yüzünde sır taşıyanlarda görülen bir acayiplik göze çarpıyor: ‘Size Hilali Ahmer’den bir havadis getiriyorum, fakat son derece itiyat ile yazalım, doğru çıkmayabilir’ dedi. Havadis şuydu: ‘Bugün öğleyin şehrimizde görevli kaynak kişiler arasında Kocaeli bölgesinde Türk ordusu tarafından önemli bir taarruza başlandığı söylenilmekte idi. Vakit geç olduğundan dolayı bu harekâtın bir taarruz başlangıcı mahiyetinde olup olmadığını araştıramadık. Havadisimizin gerçekliğine itimat etmekle beraber, okuyucularımızın resmî bildirilerimizi beklemelerini tavsiye ederiz. Haber doğru ise, Allah ordumuzla beraberdir, neticeden emin olmayı bekleyebiliriz.’ Ve tam altında Ajans Rötyer’in bir tebliği: ‘Delegeler Venedik’te kraliyet sarayında yahut Lido adasında toplanacaklardır.’ 27 Ağustos Roma’dan bir küçük telgraf var: ‘Menderes vadisinde Türk ileri hareketi pekişiyor.’ Atina’dan gelen başka bir telgrafta deniyor ki: ‘Türkler cephenin bazı noktalarında kuvvetsiz çarpışmalara teşebbüs etmişlerdir. Bu faaliyet ehemmiyetsiz çarpışmalar mahiyetindedir.’ Hilali Ahmer’den, Fransız çevrelerinden, her taraftan haberlerin doğruluğunu araştırıyoruz. Muhbirler havadissiz dönüyor. Akşama kadar öldürücü bir merak içindeyiz. Havada asabiyet var. 28 Ağustos Anadolu, telgraf ve posta haberleşmesini kesmiştir. Motorlar ve kayıkların Anadolu ile İstanbul arasında taşımacılık yapması yasaklanmıştır. Ve ilk doğru haber: ‘Ordumuz Afyonkarahisar cephesinde Yunan hatlarına taar Solda Hücum için siperde bekleyen piyade birlikleri. Sağda Büyük Taarruz sırasında keşif uçuşlarıyla orduya yarar sağlayan Türk hava filosu. 282