Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Cumhuriyet Ankara 232/12 Aralık 2008 Opera’da Yeni Örgütlenme ve Yönetim Anlayışı Manizade, Gökmen, Davran T Yans malar Şefik KAHRAMANKAPTAN sefik@kahramankaptan.com emel ilkeler sağlam da olsa, yıllar içinde gelişen koşullara göre önlem almak, yasal çerçeveyi yan kararlarla geliştirmek, bu da yetmediğinde yasada gerekli düzenlemeyi yapmak, bir kurumun ilerlemesi için kaçınılmazdır. Kimi düzenlemeler de yıllarca istenir, girişimde bulunulur ama bir türlü gerçekleşemez. Operada, yıllardır adeta bir rüyaya dönüşen, genel müdürlükle Ankara müdürlüğünün ayrılması, Ankara’nın da öteki birimler gibi örgütlenmesi yönünde hukuksal süreç tamamlandı ve Ankara Devlet Opera ve Balesi Müdürlüğü kuruldu. Böylece Rengim Gökmen’in başında bulunduğu Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü çatısı altındaki müdürlük sayısı altıya yükseldi: Ankara, İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya ve Samsun. Denk düştükçe bu müdürlüklerdeki gelişmeleri izlerim. “Piyano Festivali” için Antalya’ya gittiğimde, kuruluş çalışmalarına da tanıklık ettiğim operaya uğrayarak Haşim İşçan Kültür Merkezi’ndeki yeni konumlanmalarını inceledim. Birimlerin aynı bina çatısı altında toplanıp, prova ve sahne çalışmalarının verimli biçimde yapılabilmesi için gerekli ortamın sağlandığını biraz da hayretle gördüm. Antalya’da müdürlük yaptığı iki yıllık sürede çalışkanlığı, il ve yerel yönetimle kurduğu iyi ilişkilerle dikkati çeken Erdoğan Davran, binanın altındaki bölümlerde orkestra, bale ve koro için çalışma salonlarını düzenleme başarısını göstermişti. Orkestrayı hazırlayıp yöneten şeflerden biri olan Bujor Hoinic’e “Memnun musun” diye sorduğumda, “Hem de çok, bu çalışma koşulAntalya’da koro çalışma salonu ları Ankara’da bile yok. Prova salonunda birkaç panoyla küçük akustik düzeltme yapacağız, o kadar” yanıtı aldım. Orkestra üyeleri, koristler, baleciler, herkes sağlanan koşullardan son derece memnundu. getirir Suat Arıkan. Opera’da Motivasyon Yüksek Mersin ise, değerli besteci ve şef Selman Ada’nın müdürlüğünde, hem bu operayı Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirmek, hem de Çukurova’da öteki kentlere ulaştırma yönünde bir çaba içinde. 2010’da Akdeniz Opera Günleri’ni başlatıp genç seslere olanak sağlamak, müzikal potansiyeli kayıtlara da yansıtmak için hazırlık içindeler. İzmir ise, küçük Elhamra Sahnesi’nin getirdiği kısıta karşın, yıllık programını sezon başında ilan edip uygulayabilen, taa 19. yüzyıldan kalma bazı yapıtların bile Türkiye prömiyerini gerçekleştiren, her zaman repertuarındaki denge ve zenginlikle dikkat çeken bir müdürlük. Değerli soprano Aytül Büyüksaraç’ın yönetiminde dışarı açılma ve İspanya’yla karşılıklı turne, sanatçı alışverişi bazında ilişkileri geliştirme başarısı da gösterildi. Bu arada bir menüsküs ve yanbağ operasyonu geçiren Büyüksaraç’a geçmiş olsun. Genel Müdür Gökmen, bu altı opera müdürüyle, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü’nde “Müdürler Kurulu”nu oluşturdu. Yardımcıları Şadi Erdoğan ve Şenol Tiryaki’nin ufuklu projelerinin de yansıtılacağı, yılda dört kez toplanacak olan bu kurulla, daha uyumlu, verimli, ilkeli bir çalışma hedefleniyor. Tüm müdürlükler Türk yapıtı sahnelemeye, programlarını İtalyan ağırlığı yerine daha geniş yelpazede yapmaya, klasikçağdaş dengesine özel özen gösterecekler. Rengim Gökmen “Biz opera ve baleyi bir toplumsal eğitim kurumu olarak görüyoruz” diyor. Demek ki, bu bakışın gereği de yapılacak. Genel Müdürlük, opera ve balenin Türkiye’nin tanıtımında etkin olarak kullanımı, sanatçıların yurtdışına açılımı, Aspendos ve Bodrum festivalleriyle İstanbul Bale Yarışması’nın en iyi biçimde düzenlenmesi ve altı müdürlüğün mümkün olduğunca eşit koşullarda gelişmesi için çalışacak. Opera’da “motivasyon” yüksek görünüyor. Bu motivasyonla kısıtları, zorlukları aşmaya, verimliliği arttırmaya çalışacaklar. Tüm müdürlere ve sanatçılara kolay gelsin. Her Görevin Bir Bedeli Var Eşi CSO keman grubu üyesi Ebru Davran’ı Ankara’da bırakıp, ikibuçuk yıl Antalya’da opera için gecesini gündüzüne katan Erdoğan Davran, artık tüm gayretini Ankara Müdürlüğü’nün yapılanması için harcayacak. Ailenin yeniden birleşmesi de sanırım olumlu bir motivasyon sağlayacak. Leyla Gencer Sahnesi’nin “Çocuk Sahnesi” olarak açılışı, prova, dinleti, temsil tarihlerine kadar belirlenen 20082009 programının şaşmadan uygulanması ve 2010’a yönelik repertuar çalışmaları sanırım “en eski operanın en genç müdürü”nün gözünü korkutmayacaktır. Babası rahmetli Yalçın Davran’ın 19791981 arasında genel müdürlük yaptığı yerde, şimdi “hayırlı bir oğul” olarak yöneticilik görevine gelmiş olmaktan büyük heyecan duyduğu her halinden belli Erdoğan’ın. Ama her görevin bir de bedeli var. Erdoğan, iyi bir viyolonsel solistiydi, orkestranın grup şefiydi ayrıca oda müziği çalışmaları yapıyordu. Ödediği bedeli tahmin ettiğim için, “Ne kadar süredir çelloyu eline alamadın” diye sorduğumda “Maalesef iki yıla yakındır” yanıtını verirken içindeki burukluğu da hissettim. Peki, Antalya ne olacak? Operanın bir başka çalışkan ismi, değerli rejisör Aytaç Manizade, devraldığı bayrağı daha da yükseltmek için çabalayacak. Geçmiş dönemde oyun koymak için gittiği Antalya Operası’nda, hem kaliteyi yükseltmek, hem izleyici sayısını daha artırmak için çalışacak. 19 Mayıs’ta Perdeler Açılacak Bir zor görevi de “kurucu müdür” olarak kontrbas sanatçısı Kerim Soysal Samsun’da üstlendi. Samsun Devlet Opera ve Bale Müdürlüğü kadroları için sınavlar geçen eylülde yapıldı, asgari kadro sağlandı. Rengim Gökmen’in deyimiyle “Dünya emperyalizmine karşı Türk başkaldırısının başladığı” 19 Mayıs’ta perdeleri yeni kadroyla açılacak. Daha önce İstanbul’daki müdürlük döneminde, izeyici ve hasılat yönünden önemli gelişmenin sağlandığı Kerim Soysal’a il ve yerel yönetimin de yeterli desteği sağlamasını dilerim. Çünkü kültür merkezi binasında operanın yerleşimi ve binanın “operaevi” olarak düzgünce işletilmesi için bu destek gerekli. İstanbul’da değerli basso ve deneyimli yönetici Suat Arıkan’ın işi en azından 2010’a kadar hayli zor. Çünkü Atatürk Kültür Merkezi’nin restorasyonu nedeniyle geniş kadrosunun potansiyelini, Kadıköy Belediyesi’nin Süreyya Operası sahnesiyle sınırlı olarak izleyiciyle buluşturma gibi bir kısıtlılıkla karşı karşıya. Şimdi ilçelerdeki küçük salonlara, üniversite salonlarına ayrı programlarla gidip 12 milyonluk İstanbul içinde değişik kesimlere de ulaşma çabası içindeler. Eğer AKM, yeni yüzüyle çok fazla bölüştürülmez ve ağırlıkla operanın emrinde olursa, İstanbul’da 2010’dan itibaren sıkı bir hamleyi gündeme Antalya’da yeni orkestra prova salonu 18

