06 Mayıs 2026 Çarşamba English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

yanı başımda bağdaş kuran, duran, oyuna / kendisine ortalık yerinde bir köyde, babamın kütüphanesinin çağıran çocukluğum sanırım. önünde doğmak sanırım ilk yol göstericimdir. Şimdi de buralarda bir yerlerde ve sıklıkla yaptığı gibi Daha okula başlamadan harfleri çatmışsanız düştü- yaramazlık peşinde... ğünüz o şirin keçiyolu, kitaplar adasına doğru kolayca Girişken ve atak birisin, bunu da “dil / düşün makas değiştiriyor. n Sonra okuyup yazan babam, ilkokul üç aydınlığıy- / edebiyat eylemcisi” olarak nitelendiriyorum. la yetinmek zorunda kalsa da harika el yazısıyla üşen- “Faydalı olmak” bilinci... Nereden geliyor bu bi- meden mektuplar yazan annem, ilkokul öğretmenim, o linçlilik durumu? yılların ders kitaplarında yer alan nitelikli metinler... YURDAKUL - Ortaokulun ilk yılında matematik ve İn- Edebiyat ve Türkçe öğretmenlerim Muzaffer Gürses gilizce derslerimize giren (asıl dalı fen bilgisiydi) Hakkı ve İsmet Cemiloğlu. Öcal’ın kulağıma küpe isteğiydi: “Başkaları için de yapacakların, söyleyeceklerin olsun BİR ÖMÜR USTALAR GEÇİDİ! hem de karşılıksız.” Biraz da mizaç konusu sanırım bu. Bu konuda seni en çok besleyen, yönlendi- n n Sivil toplum bilincine su taşıyan birisin. Bu- renler neler oldu? na da hem sözle hem de yazıyla gerçekleştiriyor- YURDAKUL - Doğan Kardeş dergisi benim de kişisel sun. Yazarken o yararlı olmak tutumunda önce- sevgi okulumdu. Bir de çevremi kuşatan okuyan / ki- lediklerin nelerdir? tapları yaşamlarının olmazsa olmazları kılan arkadaşla- YURDAKUL - Bir yardımım, katkım olacaksa bun- rım, büyüklerim. O yıllarda az da olsa bulabildiğimiz çeviri masallar, dan kimin yararlanacağını bilmeme özeni. EÇEV ve romanlar, fotoromanlar... TÜRGÖK’ün yaklaşık yirmi yıldır gönüllüsüyüm. İlkgençlik yıllarımda kitaplarıyla tanıştığım Fakir Bay- Okuyan çocuklara ve her yaştan görme özürlü yurt- taşlara kim olduklarıyla ilgilenmeden küçük de olsa kurt, Yaşar Kemal, Richard Bach, Sevgi Soysal, Bekir katkım olduğunu duyumsadığımda mutlu oluyorum. Yıldız, Montaigne... Hakkı Öcal öğretmenimin bir öğüdü de buydu. Yanı sıra Mustafa Ekmekçi, Salâh Birsel, Nermi Uy- gur, Adnan Binyazar, Ferit İdgü, Eduardo Galeano’yu HÜZÜNLE GÜLÜMSEME ARASINDA ustalarım sayarım. GEZİNEN MEKTUPLAR! n Peki, hiç biyografik bir kitap yazmayı düşün- n Birbirini tümleyen son iki kitabına yansıyan hatırlarsın. Sartré da, Beauvoir da bunu yineler. dün mü? Örneğin bunca yazar / düşün insanına duygudan söz edelim önce: Sahibine Ulaşmaya- yakın oldun, bunlardan biri üzerine böyle bir ki- Senin tanıklığın neleri içeriyordu? cak Mektuplar. Bu iki ciltlik kitabı kurma düşün- tap yazayım düşüncen oldu mu? YURDAKUL - Kısa, küçük sohbetler; paylaşılan an- cen nasıl gelişti? lar, anılar; bende yaşayan sözcükleri, gülümsemele- YURDAKUL - Kimi iyi tanıdığımı düşündüğüm, bütün YURDAKUL - Bu mektupların ilkini “sokaktaki öğret- ri; anımsamanın değeri, seslenmenin hüzünlü sevinci, yapıtlarını okuduğum dostlarla ilgili “A’dan Z’ye” ya men” Yılmaz Sunucu’ya yazmıştım. özellikle yapıtları ve sanata / edebiyata katkılarıyla ba- da “Düşsel Söyleşiler” vb. çalışmalar yaptım ancak İstek, Yılmaz abinin kızı, arkadaşım Arzum Sunucu na kattıkları... daha kapsamlı bir çalışmayı düşlediysem de yazık Kerimli’den gelmişti. Anısını yaşatma ereğiyle baba- Bugün geldiğim yerde emeği olan, mektupla seslen- ki ortaya koyamadım. Örneğin, tutkunu olduğum ve sının dostlarından yazı istemişti Arzum ve derlemeye diğim dostlardan yüz yüze hiç tanışmadıklarım da var. yapıtlarından çok şey öğrendiğim Salâh Birsel için bir emek veren Hande Baba. Örnekse Sevgi Soysal, Erol Toy, Ömer Asım Aksoy... sözlük yapmayı tasarlamıştım. Onunla ilgili bir metindense -nereden düştü aklıma Ancak onların “buluştuğum” her yapıtıyla birkaç tuğla Şimdilerde neler var çekmecede? n bilmem- Yılmaz abiye mektup yazmayı istedim. Sonra boyu yükseldiğimi biliyorum. YURDAKUL - Gün yüzüne çıksın istediğim dene- işte o mektup beni “bu mektuplar bir gün kitap olursa” me dosyalarım var. Çocuklar için hazırladığım, yazma- ‘ANADOLU’NUN BİR KÖYÜNDE, BABAMIN durağına taşıdı. yı sürdürdüğüm birkaç yeni dosyamı, iki ayrı günlüğü- KÜTÜPHANESİNİN ÖNÜNDE DOĞMAK Çok geçmeden Oğuz Tümbaş, Kurşun Kalem dergi- mü de belirtmeliyim. İLK YOL GÖSTERİCİMDİR’ sinde, yitirdiğimiz sanatçı dostlara mektuplar bölümü- Aslında ne zamandır gönlümde yatan bir romanım Birinci kitabın sunuşunda şunları söylüyor- n nü hazırlamaya soyununca beni de bu yolculuğun or- var, ne ki kapsamasını istediğim yüz yıllık döneme iliş- sun: “Okuduğum her kitapta, her okuyan gibi, tağı kıldı. Ve arkası geldi. kin okumalar gözümü korkutuyor. farkında olarak / olmayarak birkaç tuğla boyu Bende anısı ya da bana emeği olan sanat yazın in- Bir yandan da yazamazsam yitip gidecek hikâyem yükselirken tanışlarım, arkadaşlarım, dostlarım sanlarına hüzünle gülümseme, keşkeyle iyi ki arasında için tedirgin olup duruyorum. Ne ki kısa yazmayı sevi- da hızla çoğaldı; çağlara, ‘bütün kara parçaları- gezinen mektuplar yazmaya durdum. yorum. Bakalım... n Diziyi dört kitap olarak tasarladım. Üçüncü dos- na’ yayıldı dünyanın.” ya hazır. Dördüncü yazılıyor. Son mektuplarım Mevlüt Biraz da senin bu yola çıkış öykünden söz et- Sahibine Ulaşmayacak Mektuplar 1, 2 / Y. Bekir Kaplan, Necati Tosuner ve Recai Atalay içindi. meni istiyorum. Yurdakul / KeKeMe Yayınları / 144 s., 142 s. / “Tanık, tanıklığının bir parçasıdır” sözünü YURDAKUL - Geçen yüzyılın ortasında, Anadolu’nun 2025, 2026. n ayak basmış, öğrencilik Korku Kırmızı Hayat transferi politikaları, toplumsal ve kültü- yaşamı boyunca dersle- Maviydi - Varlık, rel dokuyu göz ardı ettiği için mi yeter- rine önem vermiş bir öğ- Gölge ve Zaman / siz kalıyor? Ömer Özdinç, İnovasyonun rencinin yaşadığı kül- Şerafettin Halis / Sosyolojisi adlı çalışmasında, hazır po- tür şokunu ve öğren- litika reçeteleri sunmak yerine daha te- Tekin Yay. / 256 s. cilik anılarını anlatıyor. mel bir soruya odaklanıyor: İnovasyon “Ömür denilen zaman VİTRİNDEKİLER İkinci bölümde kişiler, süreçlerini kendi toplumsal gerçekliği- dilimi ne kadar uzun yer, zaman ve tanıklarıy- miz içinde analiz etmemizi sağlayacak olursa olsun, sonsuz- 68’li Yıllar - la 1964’te başlayan ve doğru bir çerçeveye sahip miyiz? Ya- luk içinde bir ‘hiç’tir. Üniversite Anıları 1970’de sona eren tıp fakültesi anılarını zar, inovasyonu yalnızca teknik ve eko- Bu ‘hiç’lik sonsuzlu- / Halil Değertekin paylaşıyor. Değertekin, son bölümde ise nomik bir süreç olarak gören dar kalıp- ğundaki varoluş ça- “68 Olayları”na rastlantı sonucu katılan ları yıkarak onu kültürel değerler, sosyal / İlkbaskı Yay. / resizliğine karşı var kalma direnişi bir bir öğrencinin İstanbul Tıp Fakültesi’nde ilişkiler ve tarihsel birikimle iç içe geç- 182 s. avuntudur.” Şerafettin Halis. Korku Kır- tanık olduğu, görev aldığı ve sonuçta ya- miş bir “sosyal eylemler bütünü” olarak Avrupa ile ülkemiz ya- mızı Hayat Maviydi, grotesk parçalarla şamını yakından etkileyen işgal ve boy- yeniden tanımlıyor. İnovasyonu sade- kın tarihinin önemli örülü dili, gerçeklik ile olağandışı olanın kot eylemleriyle ilgili unutulmaz anıları, ce devletin veya büyük firmaların teke- toplumsal olaylarından iç içe geçtiği kurgusuyla okuru yüzleş- yine yer, zaman, tanıklar ve tarihi değeri linde bir faaliyet olarak değil; eğitimden biri sayılan 1968 öğ- meye davet eden bir roman. Bir sürgün olan belgeler eşliğinde sunuyor. göç politikalarına, kültürden sosyal ser- renci olaylarının üze- ve arayış anlatısı gibi başlayan metni, kı- mayeye kadar birçok faktörün etkileşim İnovasyonun rinden yarım yüzyıl- sa sürede insanın iç karanlığına, hırsına içinde olduğu çok katmanlı bir sistem Sosyolojisi / Ömer dan fazla süre geçti. “68’li Yıllar” söyle- ve varoluşsal boşluğuna açılan bir sor- olarak ele alıyor. Ömer Özdinç’in yirmi Özdinç / Alfa Yay. / mi, 1961 Anayasası’nın kabulüyle başla- gulama alanına dönüşüyor. Şerafettin yıla yayılan bir yolculuğun; mühendis- 288 s. yan ve 12 Mart 1971’de sekteye uğrayan Halis’in grotesk anlatımı yalnızca biçim- likten girişimciliğe, danışmanlıktan aka- özgürlük ve demokrasi rüzgârının esti- sel bir tercih değil, aynı zamanda güçlü Yıllardır süregelen sa- demiye uzanan entelektüel bir çaba- ği ülkemizde de on yıla adını vermeyi hak bir eleştiri aracı. Romanda, mizahla bile- nayileşme ve tekno- nın ürünü olan İnovasyonun Sosyoloji- etmektedir. Halil Değertekin, yalın ve et- şik sert bir ironiyle insanın şişirilmiş ben- loji geliştirme hamle- si, başta Türkiye’nin inovasyon yolculu- kili bir anlatımla kaleme aldığı 68’li Yıllar- liğini ve yaşamın “hiç”liğini gözler önü- leri neden beklenen ğuna sosyolojik bir perspektifle bakmak Üniversite Anıları kitabının ilk bölümün- ne seriyor yazar. Zaman ise bu metinde sıçramayı tam olarak isteyen araştırmacılar ve politika yapı- de; ilk, orta ve lise eğitimini Diyarbakır’da doğrusal değil; farklı tarihsel katmanlar sağlayamıyor? İktisadi cılar olmak üzere konuyla ilgilenen tüm tek bir kavşakta çarpışıyor. alan, Ankara ve İstanbul’a ilk kez 1964’te teşvikler ve teknoloji okurlar için yetkin bir kaynak. 23 Nisan 2026 7 YULİA ALBAYRAK
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle