14 Ağustos 2022 Pazar English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
26 Şubat1961 CUMHURÎYET BEŞ 18 düşük'ün daha Belçika B.A.C. ile Romanyada idamı istendi diplomatik SON DAKİKA : Baatsrafı 1 lnci sahifede Emniyet Müdür Yardımcıtı İımail Küntay, münfesih D.P. mensuplarından Fazh Annç, Beliğ Beler Ömer Atavardar, Mustafa Bozoklar, Enver Şenerdem, Selâhattin Erdönmez, Muzaffer Balaban, Ismet Uç ve Erbey Ntllıoğlu. 10 yıl hapsi istenen Ahmet îdiz 8 yıla kadar cezalandırılmaaı talep edilenler: îsmet Bilginer, Paşo Saka, Osman Gürbüz, îbrabim Bıyık, Abit Ath, îbrahim Yıldınm, Emin Gülgeze, Eyüp Şenöztop, Saim Çıkrıkçı, îsmail Babayiğit ve Ahmet Özyağcı. Beraetleri istenenler: Mithat Şen yüzlü ve Nuri Erdöl'dür. Celse açılıyor Yüksek Adalet Divanı yerini «1 dıktan sonra Selman Yörük celseyi açmış ve bir gün önce Izmirden yeni getirilmiş bulunan 8 sanığın tevsii tahkikat taleplerinin reddedildiğine dair Divanın kararını bildır miştir. Mütaakıben esas hakkındaki iddianamesini ckumak için Başsavcı Egesel'e söz verilmiştir. Egesel'in 68 dakıka devam eden mütalâasını bütün sanıklar dikkatle takip ettikleri halde, salona «ağlamış suratla» gelen Menderes, şiş bulunan gözlerini zaman zaman kapatmış, Savcının D.P. nin muhalefet yıllarındaki parlak sözlerinden bahsederken göğüs geçirmiş ve bir ara da gözlerini sabit bir noktaya dikmiştir. Bilhassa Başsavcmın mütalâasında yer alan «Muhalefet yıllannın demokrasi ve hürrıyet şampiyonu Menderes ve partisi şimdi demokrasi ve hürriyet düşmanı idi.» sözü ile «Memleketın hayatını ve istikbalini tehdit eden balta ve baltayı kullanan orman suçlusu D.P. iktidarı zamanında beş defa affa uğradı, ama vazifesi kötü ile mücadele olan gazeteci, bu faziletinden dolayı asla affedilrnedi.» sözü düşük Başbakanı bir hayli sinirlen dirdi. Menderes bütün hıncını, iki eliyle tuttuğu kâğıtları sıkmakla aîdı. Bassavcı konuşuyor «Demokrat Parti muhalefet yıllarında iken gerçekten demokratik ideallerin müdafıi gibi görünüyordu. Parti bütün organlarının iştirakiyle yaptığı iktidar mücadelesinde. inkılâplardan olduğu kadar hürriyetlerden de bahsediyor, amacının, Atatürk ülkülerinin hâkim bulunduğu demokratik Türkiye oldugunu ilân ediyordu. Bu mücadelede kendisinin en başta yardımcısı Türk basını idi. Muhalefet yıllannda, hiçbir D. Parti kongresi gösterilemez ki, Türk basınına duyulan selâm ve şükran ifadeleri anılmasın. Hakikaten Türk basını da demokrasi mücadelesinde, sadece D.P. nin değil, Türk ulusunun da şükramnı kazanacak kadar azim li ve kararlı idi. Menderesin basına sevgisi Bu muhalefet yıllarında, Izmirde (Demokrat Izmir) adlı bir gazete çıkıyordu. Bu gündelik gazete atak, fakat leviyeü yayınları ile demokrasi mücadelesinde kendisine mahsus bir yol çizmiş ve az zamanda Ege bölgesinde D.P. nin yayın organı haline gelmişti. Işte D. P. 1950 seçimlerinde Türk basınının buyuk desteği ile kendisini iktidarda buldu. Şimdi dünün muhalefet liderleri resmî bir sıfat kazanan ağızlariyle Türk basınına şükranlarını bol bol ifade edebilirlerdi. Hakikaten tarihimizin ilk defa kaydettiği bir hâdise oluyordu. Türkiyede ilk defa bir iktidar, halkın serbest oyu ile değişiyordu. Şimdi sanıklar sandalyelerinde ilk sıraları işgal eden şahısların söylediği gibi, bu iktidar değişikliğinde Türk basınının ve adliyesinin rolü büyük idi. D.P. bu iki müesseseye karşı duyduğu minneti, onları kendi iktidarı devresinde lâyık oldu|u şerefli mevkie yükseltmek suretiyle ödiyecekti. (Adalet mülkün temelidir), huzur ve asayiş içinde olmıyan bir memlekette yaşanamaz. Huzur ve asayiş de ancak adaletle elde edilebilir. Bu sebeple, adalet mensuplarının başlıca görevi kötü ve çirkin ile yolsuzluk ve haksızlıklarla savaşmak, hakkı ve adaleti gün ışı Jına çıkarmaktır. Basının da fonkliyonu bir dereceye kadar adalet organınkine benzer, o nerede hakgızlık, nerede bir yolsuzluk görürse, onu yakalar. teşhir eder, bu auretle haksızlığın ortadan kalk masında, iyi ve güzelliğin gün ışı ğına çıkmasında, yani kısaca, ada letin yurda yayılmasında adalet organlarınt yardımcı olur. Modern ülkelerde dördüncü kuvvet diye basının adlandırılmasının sebebi buradan gelir. Muhalefet yılların' daki mücadelelerine bakılınca, D. P. nin bu noktalan tamamiyle kav radıkları zannedilebilirdi. Nitekim vatandaş da bu zanna kapıldığı içindir ki, iktidan ona emanette tereddüt etmedi. Basına yapılan baskılar Şimdi D.P. nin Türk basınına minnetini nasıl ödediğini görelim: İktidar koltuğuna iyiden iyi yerleşen Adnan Menderes, muhalefettekinin tam aksine bir düşünce ile, basını kendisine yardımcı olarak degil, bertaraf edilmesi gereken bir hasım olarak görmeğe başladı. Iktidarın başı Adnan Menderes, muhalefetteki Adnan Menderes'in aksine, tenkidden hoşlanmıyordu. Halbuki, gazeteciliğin başlıca vazifesi tenkid idi. Düne kadar kendilerinin bayraktarlığını yaptığı demokrasi de, tamamen tenkid ve murakabeyi benimsiyen bir rejim idi. Uzun zamandan beri bu rolünü, benimsemiş olan basının bu yoldan dönmesine ciddi bir sebep de yoktu. Adliye basına saldırtılıyor Adnan Menderes yeni benimsediği düşüncesine aykırı hareket ettiğinden dolayı basın hürriy»tini kesen ve zedeliyen bir kanunla maksedına ulaşmayı denedi. Bu suretle vazifesi hak ve adaleti tesis etmek olan Adliye, fonksiyonu, haksızlık ve yolsuzluk larla mücadeleden ibaret olan bu basının yakasına yapışıyordu. Yani fonksiyonları aynı mahiyetteki âmme işlerini görmekten ibaret olan devletin iki önemli kuvveti, birbirine saldırtılıyordu. Adliyenin basın i!*1 giriştiği mücadele, onu normal fonksiyonundan uzaklaştırıyordu.» Egesel, Adalet Bakanhğında bir büro, büyük şehirlerde de basın savcılıkları kurulduğunu, basın ve muhalefet üzerinde bir baskı organı haline getirildiğini izah ettikten sonra şöyle devam etmiştir: «Bütün ömürlerini haksızlık ve yolsuzluklarla savaşa hasreden basın mensupları şimdi bu maksatlarına duydukları sadakat nispetinde ceza tehdidi altında idiler. Memleketin en değerli kalemleri yıllannı hapishanelerde geçiriyorlar, astronomik ağır para cezalarına mahkum oluyorlardı. Buna rağmen mücadelesinden vazgeçmiyen basın bu defa da uydurma bir tekzip müessesesi ile gülünç bir mevkie sokuluyordu. Bir olayı ktidarın arzusu rağmına gazetesin it yazmış olan gazeteci bir gün sonra savcılık kanaliyle aldığı bir tekzipte kendi kendisini tahkir eden bir adam durumunda teşhir ediliyordu. Demokrasi ve bürriyet düşmanı Menderes Muhalefet yıllannın demokrasi şampiyonu Adnan Menderes ve partisi şimdi demokrasi ve hürriyet düşmanı idi. Memleketin hayatını ve istikbalini tehdit eden balta ve baltayı kullanan orman suçlusu D.P. iktidan yıllarında beş defa affa uğradı, ama vazifesi, kötü ile mücadele olan gazeteci, bu faziletinden dolayı asla affedilmedi.» Mütaleada bundan sonra Menderes'in «bir taraftan şerefli Türk basınını bu yolda hırpalarken» difer taraftan da ilân ve kâğıt yolu ile «besleme basın» meydana getirdiği» bu tip gazetelerde muhaliflerin şeref v e haysiyetlerine hücum edilmesine rağmen tekzip hakkınm kullandırılmadığı, D.P. çinde önce «Ispatçılar» diye anıan milletvekillerinin parti içinde mücadeleye imkân devamı bulamamaları yüzünden «Hürriyet Partisi» nde birleştikleri, Menderes'in gestapo zihniyetli adamlarının» baskısı üzerine ana muhalefet partisine geçtikleri beirtilmi'î ve müteakıben de Demok rat Izmir gazetesinin 1953 te D.P. yi desteklemekten vazgeçmesi karşısında başına gelenler anlatılmış' r. Sanıkların olayla alâkaları dere celerini anlatan ve bu arada avukatlara da çatan Bassavcı sözlerini • mazinin avdetini önliyecek bir karar bekliyoruz» diye bitirmiş ve sanıkların cezalandınlmalarını istemiştir. Sanıklar, Başsavcının kendileri hakkında istediği cezaları sükuletle dinlemişlerdir. Ancak iki sanık hakkındaki beraet talebi, \uri Erdöl ile Nıhat Şenyüzlü'nün yüzlerini güldürmüştür. Özer ÖZTEP neler gördüm bağlarını kesti Washington 25 (R.) Belçika Dışişleri Bakanhğı bugün yayınladığı bir bildiride, Belçikanm Bırleşik Arap Cumhuriyeti ile dıplomatik bağlarını kestifini açıklamıştır. Bildiride bu karara sebep 12 ve 15 şubat tarihlerinde Kahirede Lumumba taraftan nümayişçilerin Belçika Büyükelçiliğine hü cum etmiş olmaları gösterilmiştir. Zeki Şahin D. P. liler için «Birbirlerini Hindistan akrebi gibi yerlerdi» dedi Bastaratı 1 inci sahifede evde at ve tüfek bulunduğunu, kimseye haber vermeden silâhı kapıp, ata atlıyarak Millî Mücadeleye katıldığını, ilk görevi Eskişehirde Ali Fuat Cebesoy'dan aldığını söylemiş ve «Memleketin dış siyaseti i!e alâkalı olduğum için açıklıyamıyacağım vazıfelerden benim kaatil olmıyacağım asikârdır..» diyerek gizli bir celse olduğu takdirde söyliyeceklerinin bulunduğunu eklemiştir. Bu arada gazetecılere çatan ve çlerınde komunistlerin bulundu ğunu ileri süren Zeki Şahin kendisinin «Çoban köpeği. ne benzeıldiğinı soyliyerek: «Kızdılar mı bir ânda insanı batırır çıkarırlar.. bunların elınden Allah kimseyi kurtaramaz. Ama, Türk basını, lâyık olduğu kıymetlere de sahiptir. diye ılâve etmiştir. D. P lilerle hiç bir yakınlığı olmadığını ileri süren Şahin, U. P. devrinde polislikten Emniyet Müdürlüğüne yükselenlerin bulunmaına rağmen kendisinin emniyet âmırliğinden öteye geçememdsinin de bunun bir delili oldugunu beirterek: «Ama, bunların kimseye .âr olmıyacağını biliyordum. Hindistan akrebi gibi birbirlenni yiyoTİardı» demiştir. Diğer tanıklara da temas eden sanık, Orhan Birgit'in hakkındaki fadesine rağmen kendislne sevgi beslediğini söylemiş, beraet talep ederek yerine oturmuş, fakat bir hayli daha ağlamıştır. Müteakiben Sabahattin Kuılşahin, Îbrahim Dizdaroğlu, Mehmet Hozor, Ahmet Kandemir, Ferdane Polat ve Süleyman Baştimur sarunmalarını yaparak beraet ve tah iye isteğinde bulunmuşlardır. Bu arada kocasiyle birlikte uzun müddettenberi tutuklu bulunduğunu öyliyen Ferdane Polat ağlamıştır. Divan Başkanı Selman Yörük, aat 14.50 de, savunmalara devam edilmesi için duruşmayı 3 mart 961 cuma eününe bırakmıstır. torun, insanlan yaşlarına göre dinçleştirdiği açıkça görülüyordu. Enstitü Enstitüyü Prof. C. I. Parhon ku muş ve şimc de onun ismiyle an lıyor. Sadecı ıhtiyarlık meseleleri ile meşgul olan bu müessesenin muhtelif seksiyonları var; deri, beyin, kalb v.s. Ayrıca, laboratuvarı istatistik kısmı ve 2000 den fazh da beyaz faresi mevcut. Bu fareleı Genç, zinde, güzel olmak yolun üzerinde genç farmakodinami uz .mütemadiyen tecrübeler daki faaliyetler Voronof'tan asır manları larca evvel başlamış, ilmin tekâ yapıyorlar Ücretsiz olan Enstitüde hem tedavi görüyorlar mülüne göre her devrede, iptidaî hastalar, de olsa. suni de olsa birtakım de hem de boş zamanlarım, eğer sıhh: durumları müsaitse, kıymetlendir vâlar bulunmuştur. meğe çalışıyorlar. Yaş ortalaması Geçen yıl Romanyalı Prof. An75 in üzerinde olmasına rağmen, bu na Aslan'ın tecrübeleri ve tecrübeihtiyarları halı tezgâhı başında, ya lerin neticesi dünya basınında yahut örtü, buluz işlerken görmek ymlandığı zaman bu neşriyat, hem hakikaten enteresan. olüme çare bulunması konusunda t»ir merhale olduğu kanaatini verBunları beceremiyenlere. hem amesi. hem de. ihtiyarlamayı önle j dalelerini kuvvetlendirmek, hem diği şeklinde takdim edilmesi dola de meşgul etmek için balmumun yısiyle büyük ılgi toplamıştı. dan biblolar yaptırıyorlar. Enstitü Prof. Dr Türk okuyucuları da o zamanlar, nün şimdiki direktörü basınımızda yayınlanmıs olan ha Anna Aslan uzun boylu. kır saçlı berleri herhalde hatırlıvacaklardır. güler yüzlü bir kadın. Yaşını ben Prof. Anna Aslan'ın metodu üze elli civarında tahmın ettım. Amma, rinde halen yalnız Romanya için eğer bulduğu ilâcı kendi üzerinde de değil. dünya ilim çevrelerinde de tatbik etmiş ise herhalde 60 • geçmiş olacak, zira daha sonra 80 de tartışmalar devam ediyor. Kimisine göre Dr. Aslan hiçbir 90 hattâ 114 lük ıhtiyarlar gördük en az 15 2 yıl Ü yenılik getirmiş değildir, buluş de ki, yaşlarından diği şey reklâmlarla şişirilmiştir. genç gösteriyorlardı Kimisine göre ise Prof. Anna AsBir enstitü direktörü, hele isim lan, Procain'i veya Novocain'i ye üzerinde uzun boylu yayın yapılan ni bir metotla kullanmış ve mü bir doktordan ziyade, pek kibar kemmel netıceler almıştır. 1lerde bir hanım intibaını bırakan profebu metot geliştırilebilir ve bugün sör, Türkiyeyi azıcık tanıyor. «25asgarı hadde inmiş olan başarısız 30 yıl kadar evvel genç bir doktornetıceler de ortadan kalkabilir. ken» diyor, «Istanbul'u gezmiştim. Bütün dünya ınsanlarının üzerin Hakikaten çok güzel şehirdi. Sondaha Boğazdan de durdukları. ölümden, ihtiyarlık ra bir iki defa tan uzaklasma meselesinin halli yo transit olarak geçtim.' lunda Prof Anna Aslan'ın çalışmalarını yakından görmek fırsatını, bir müddet evvel yaptığımız Romanya gezisinde elde ettim. Hakikaten 12 yıl evvel yayılan haberlerin bir şişirme olup olmadığını pek merak ediyordum. Bükreş'e geldiğimizin ertesi günü. Gazeteciler Cemiyetinde gezi programımızın hazırlanışı sırasında Prof. Anna Aslan'la bir görüşme yapılmasının teminini istediğim zaman Romanyalı meslekdaşlarımız hayli şaşırdılar Bu şaşırmanın nedenini bilmiyorum. Yalnız öyle zannediyorum ki, ya onlar için dahi Dr Aslan'ın tecrübeleri pek ehemmiyetli görülmemekte, yahut, gazetecilik anlayışları bizimkine pek uymamaktadır. Geriatri Enstitüsünü ziyaretten çıktığımız zaman daha ziyade ikinci sebebin bu şaşır mada rol oynadığı kanaatine vardım. Zira Enstitüde gördüklerimiz hakikaten ilgi çekiciydi. ölüme çare bulunması. fizikî gençleştirme meseleleri, hikâyevdi. Amma, dokProfesörle ilk hoşbeşten sonra, söz bıttabi bulunan ilâca, bu ilâcın insanlan hakikaten gençleştirip gençleştirmediğine intikal etti. «Zaman geri gelmez» diye cevap verdi. Dr. Aslan, «Bizim yaptığımız araştırmalar ve vardığımız neticeler, bir insanı yeniden genç hale getirmekle alâkalı değil. Biz, biyolojik bir gençleşmenin incelemeleri üzerindeyiz. ve bu incelemelerde de muvaffak olmuş sayılırız». « Peki, biyolojik bir gençleşme nasıl oluyor?» « Dimağ hücrelerini gençleştir mek, aynı zamanda yeniden adali gelişmeyi temin etmek suretiyle. Ihtiyarlık, bir beşerî sefalettir ve enstitümüz işte bu sefaletin önüne geçmek için çalışıyor.» « Kullandığınız i'.âcın esası nedir?» « Gayet basit, procain kullanıyoruz.» « Sizin usulünüzün galiba leh ve aleyhinde pek çok tartışma yapıldı. Bazıları bunun hiç bir işe yaramıyacağını söylüyorlar.» « Meşhur Claud Bernard'ın talebesi Bron Scal da ilk bulduğu ilâcı kendi kendine enjekte ettiği ve akademiye tebligat yaptığı zaman, herkes gülmüştü. Bugün hormon ve gudde enjeksiyonu mevcuttur ve kullanılmaktadır. Steinhard, prostat ameliyatı ile, biyolo jik gençleştirmeyi temin ediyor, blzimki ise bir kimyo terapik u suldür. 20 nci asrın başında yaşamış olan Dr. Meçnikof. insan ömrünün uzatılabilmesi için bir hayli emek sarfetmiştir. O zaman yoğurt yiyen bölgelerde yaşıyanların uzun ömürlü oluşu nazan dikkati çekti ve tetkik edildi. Neticede anlaşıldı ki, yoğurtun içindeki Intestinal mikrop, vücudda vitamin haline gelmekte ve hücrelerde biyolojik yenilemeyi temin etmektedir Bizim kullandığımız procain veya novacain de belki aynı şeyl yapmaktadır. Enstitümüz ken di buluşu olan (H3) vitaminini ve o?r 2 procain ile bunu birleştirmek suretiyle ilâcı meydana getirdi. 10 yıldır, 18670 kişi bu usulle tedavi edilmiş ve mükemmel netice alınmıştır. Hastalarımızı görünüz, bu müşahade herhalde size bir fikir verecektir.» Hakikaten hastaları gördük ve bilhassa 88 yaşındaki adamın akrobasi yapışını bile hayretle seyrettik. Baştarafı 1 inci sabitede uzaklaştırmak fikri daıma ön plânda yer almıştır. Mamafih insanoğlu, Âdem ile Havva'dan beri güzeli, iyiyi, faydahyı aradığı için, bu vasıfları kendisinde görmek arzu ve ihtirasını daima ts"=ıvagelmiş ve sadece ölümden kor' ğU için değil, bizatihi çirkinle~ıııekten korktuğu için ihtiyarlıktan kaçmak çarelerini aramıştır. Böyle olur celebi... Kileye. hud'aya dair Onlarda akıl mı var? Lüzumlu bir ziyaretçi Bu yaşta bu zekâ Ümit dünyası Minik minik Böyle olur çelebi... elediye Fen İşleri Müdürlüîü tstaııbul vollannın neden çabuk bozuldutunu meydana (îkarmak için tetkiklere başlamış. Çünkü heniu, yeni yapılmış olmalarına rağmen, bir çok asfalt yollar şimdiden bozulmusmus. B Bunun şebebini, koskoca Fen Işleri Miıdürlüğünün kafasını uznn boylu yormaması irin, kısaca arzedeyim: 1 Bir toprak parçasını uzunlamasına düzleyip, üstüne, duvar sıvası gibi, asfalt geçmekle yol yapılmaz. 2 Kanalizasyonu, drenajı olmıvan yol yapılmaz. 3 Şehir içinde, elektrik, telefon. havagazı, su gibi kabloları evvelden düşünmeden yol yapılmaz. 4 tstünden geçecek demir tekerlekli ve atlı arabadan merasim tankına kadar her türlü tahrip vasıtasına da yanması hfsaplanmadan yol yapılmaz. 5 Hava tesirlerine göre genişleyip daralma.tı kaale alınmadan yol yapılmaz. Yapılırsa ne olur? Hiç bir şey olmaz, ama işte böyle olur. Sonra, bir şey unuttum, bu kadar basit bir fenni (!) hakikat için, oturup uznn uznn tetkiklere çirişen, bir Fen Işleri MüdürliUü de olmaz. Olursa ne olur? diyecekainiz. Yine hiç bir şey olmaz. ama işte böyle olur. Troleybus'un telleri geliyor. V'elhasıl hep geliyor. Haberlere bakarsanız memlekete gelmiyen yok. Gelmesine geliyor ama, geldikten sonra nereye gidiyor? Orası pek belli değil. Geçenlerde bu «geliyor» ların arasında bir sevimlisi vardı: «Uluslararası Gfizlükcüler Federasyonu başkanı ve Londra Gözlükcüler okuiu müdürü geliyor.» Aman, bu lat pek lâzıra. Gelsin hepimize münasip birer göılük versin de, savesinde, öteki gelenleri görelim... * * * Bu yaşta bu zekâ Çahsen SporToto ııun aleyhinde değilım. ZaV t e n bir çok Avrupa memleketlerinde de var. Pekâlâ, hattâ eğlenceli, bir talib oyunudur. Ayrıca «rest» i, veya «banko» su, artırması veya çekişmesi olmadıgından, kimseyi bogazına ka dar borca batırmaz, iflfisa sürüklemez. Evet, bu böyle de. Ankaradan gelen şu habere çok şaştım dogrusu: «Beden Terbiyesi büt çesi konuşulnrken, teşkilâtın bir sözcüsü SporToto'nun Türk gençlerini kahvehane köşelerinden knrtardıgını söylemiş.» Hım m m m m Ne mühim şeyrniş meğer bu SporToto da haberimiz yok. Farkına varmadan büyük bir cevher keşfetmişiz de kadrini, değerini bilmiyornz. Fakat o halde neye durmalı? Hemen. başta lstanbul valisi sayın Refik Tnlga olmak şartiyle, bütün vilâyetlere bas vuralım. tlk iş o larak futbol maçlarının haftanın her günü yapılmasına izin alalım. Ondan sonrası kolay. Tabii Toto oyunu da her gfine biner, ve böylece kahvelerde aylak aylak otnran hiç kimse kalmaz. Zaten Newton'un meşhur elmasından, peynlr küfünden elde edilen penisiline kadar, bütün dfihiyane buluşlar, birer basit tesadüften çıkıyor. Bn ds onlardan biri olaeak! Hileye, hud'aya dair B izde her zamanın, kendine mansus, bir hilesi vardır. Nitekim, şimdi ramazan ya, bazı fırıncılar, pidelerin üstüne sarı boya sürüp, yumurtalıdır, diye diğerlerinden 15 kuruş fazlasına satıyorlarmış. Evet, hiç şüphe yok, hile bahsinde cidden üstadızdır. Her şeyin bir yolunu yordamını bulur. ötesinden berisinden motlaka bir bilesini nydnruruz. Hâlâ yapılıyor mu bilmiyorum, bir »amanlar, enjeksiyon âletiyle limonlann »nynnn çekerler, piyasaya 6yle sürerlerdi. Yani posasını satarlardı. Buna benıer, fakat daha tuhafı, bir defa, simdi epey oluyor. bir dostnmuzun başına geldivdi. Küçük çocujtu, illâ, kan portakalı dediJimiz. kırmızı portakal istermis. Aile de, üç beş kuruş fazla verip, portakalın kırmızmndan alırmış. Bir eün coeuîun atfedersiniz, idrarı kıpkırmızı kan gelir. B5bre|ine, mesanesine bir şey oldu korkusiyle. telâş ederler, doktora koşarlar. Anlasılır kl. bu kan filân de^il, sadece boyadır. Me£er portakalcı, yine enjeksiyon âletiyle portakala renk verir, ve oradan, üç beş kurus çimlenirmis. Pidenin üstiinii sarıya boyamak, süte sn karıstırmak, yahut. cilek sepetlnln İlk dizisini irilerlyle kapatıp altını çiirük çarıklarla doldurmak kabilinden basit bir şey. Adeta rncuk oyun'"'»ı eihi kaldı onlar. Biz nelerini eörmüsüz... Ümit dünyası fıocukken dinledikleri masalların tesirinden Vf kendilerini hâlâ kurtaramadıkları için mi, nedir, memlekette bir define arama merakıdır. gidiyor. Adeta cDefinecilik» diye bir meslek ve «Defineciler» diye de o meslejin, sayısı gittikçe artan, erbabı tfiredi. lordun dört bir tarafına yayılmışlar, ha babam ha, topragı kazıp duruyorlar. Bunların bir kısmı inatcı oluyor. Meselâ, geçen gün biri, Saraçhanebaşı parkında define aramak için, Fatih kaymakamlıfına baş vnrmuş. Gerekli müsaadeyi aldıktan sonra, bir kazmış, bir şey yok. iki kazmış, bir şey yok. Cç, yine 8yle. Şimdi dördüncü kazıya başlıyan defineei, daha ümidi kesmedi|ine göre, belki beşinci, veya altıncı hamleden sonra biraz dnrnlnr, sükftnet bulnr. Hani, baba ölürken, tenbel «««nklannı çaIısmaya teşvik için, tarlada define bulnndnjunu söylemiş. Çocuklar defineyi ele geçirmek flmidiyle koea tarlayı baştan aşafı kazmıslar. Tabiî bir şey bulamamışlar ama, hazır kazılı toprağı ekmişler ve para kazanmışlar. Onun gibi, bizim Aefineciler de, hayallerinin altın dolu küplerini, şehir içlerinde degil de, clvardaki boş tarlalarda arasalar, fmnnederim, emekleri bütün bütün boşa gitmemiş olur. * * * Şehirden Röportajlar Yüksek dereceli memurar hakkındaki tefsir teklifi kabul cclildi Ankara, 25 (CumhuriyetTeleks) llga edıien 45 sayılı Kanun âyin ettiği yüksek dereceli memur ar hakkındaki tahkikatların tatbikatta yarattığı anlaşmazhklan gidermek maksadiyle, Millî Birlik Komitesi üyeleri tarafından hazıranan tefsir teklifi bugün Temsililer Meclisi tarafından müzakere e kabul olunmuştur. Fransızlar şehrimizde «Tenten» filmini çevirecekler Baştarafı l ıncı sahifede bir bakıma yirminci yüzyılın kahramanhk sembolü haline gelerek, eski şövalye tiplerinin davranışlarını andırmaktadır. Bu bakımdan çevrilecek filmin gerek kahramanı, ;erekse konusu itibariyle milleterarası bir özellik taşıdığı ve bu yüzden herkesin ilgileneceği ve hoşuna gideceği bir karakteri buunacağı belirtilmektedir. Sinemas kop sistemiyle ve renkli çevrilecek olan filmin bu bakımdan da değeri üzerinde duruknaktadır. Dünyaca tan:nmı$ Fransız prodüktörü Andre Barret'nin başkanığında, rejisör JeanJacques Vierne ve fotoğraf direktörü Raymond Lemoigne'm bulunduğu üç ıcişilik sinema sanatçısından müteekkil ekip önümüzdeki günlerde bu filmin çekiliş hazırlıklanna başlamak üzere s^nrimize geleceklerdir «Tenten ve Alt:n Postun Esrarı» adlı filmin büyük kısmı Isanbulda cereyan edecektir. Fiim şehrimizde renkli ve sinemaskop sistemiyle çekilecektir. Tanınnı:ş Fransız filirncileri şehrimizdeki gezi ve incelemelerinde bu filim için Istanbulun hangi emtlerinde çalışacaklarını tesbit edecekler ve ilkbah.arda artistler ^ teknisyenlerle birlikte tekrar e ehrimize gelerek filmin çevrilişine başlıyacaklardır. Bu filmin prodüktörü Andre Barret. uzun çahşmalardan sonra Tenten» tipini canlandıracak arist adayını seçmiştir. Baş rolü löylece JeanPierre adında 16 yaında bir Fransız lise ögrencisi oynıyacakt:r Bastarafı 1 ınot «ühifede gına çıktığımda tam 36 senedir bu kulede pervane gibi dönen Salâhattin Ergin, yine dumanların peşindeydi. Kendimi tanıtınca nöbetini arkadaşına bırakarak anlatmıya başladı: «24 saat evde istirahat eder, 24 saat burada nöbet tutarız. Burada. gündüzleri üçer geceleri altışar saat ara ile gördüğünüz gibi daima dolaşır ve dumanları takip ederiz. Bizce, dumanlar malumdur,» deyince bir ara durakladım. Çünkü, Istanbulda her an duman bulunur. Bu endişemı sezen muhatabım devamla, «Fabrikaların yerlerini biliriz. Baca dumanlarını da tanırız. Yangın dumanını görür görmez şu gördüğünüz telsizle hemen ait olduğu grup itfaiyesine ve müdürümüze bildiririm, söndürme ekipi hâdise yerine gidinciye kadar o yeri kontrol altında bulundururum. Sonra tekrar vazifeme devam ederim. Zira başka b ir yerde aynı anda yangin olması muhtemeldir.» Emektarin yangin mevzuundaki vazifesini öğrendikten sonra başka bir görevi olup olmadığını sorduğumda, lstanbul Valisinin, Belediye Reisinin, Topkapı Sarayının, Imralı Cezaevinin ve Itfaiye grup telsizlerini de idare ettiklerini söylemesi üzerine, «herhalde düşük iktidar zamanında telsizler de sizi fazla meşgul ediyordu» sualime, sadece gülmekle cevap verdi. 53 yaşında olmasına rağmen çok dinç görünen Salâhattin Ergin, hayat hikâyesini de kısaca izah etti: «17 yaşımda buraya geldim, 36 senedir buradayım.» Kendisir.den bu uzun müddet için hafızasını en çok meşgul eden bir hâtırasını rica ettiğimde, «büyük yan gınlar gördüm. Meselâ, Fevziâti Lisesi yangını, Keresteciler yanını, Kapalıçarşı yangını, 6'7 Eylul gecesi olan yanşınlar Bunların hepsi de büvük v e korkunç yangınlardı. Bu hâdiselerin yanın da size bir de buradaki bir intihardan bahsedeyim. 1955 senesinin 28 mart günü idi. Yine nöbetteydim. Yaşlı biı ziyaretçi geldi. Ken di kendime, her zaman gençler gelmez ya. dedim. Ama yine de, «baba se n vaşlısın, nasıl çıktm?» diye sormaktan da kendimi ala ' madım. Bana camileri sordu. Ve tdam birden kayboldu. Arkadaşıma ve buradaki ziyaretçilere sordum. hepsi de şaşırdılar. Hemen gözüm pencereye takıldı. Çünkü, pencereyi açmayız. Açık pencereden vere baktım. biraz önce yanımızdaki adam yerde ve kanlar içinde yatıyordu. Sonradan anladık ki adam, yakalandığı hastalıktan kurtulmanın çaresini bu şekilde bulmuş Hattâ hâdise sıramda burada bir de gazeteci vardı. hemen telefonla gazetesine haberi vermişti.. Fatihin îstanbulu fethinde tahtadan inşa edilen kule, bilâhare, tam bundan 132 sen e önce Mahmut II. tarafından bugünkü hale getirümistir Bu gözetleme katından yukarıda kulenin üç katı daha vardır Bu katlarda ise, su deposu, telşizin makineleri ve şehir cereyanı ke=i!diginde kuleye cereyan temin edecek ola n motör bulunmaktadır Asanpör olmadığı 'çin yabancılarm pek iltifat etmediği kuleye daha ziyade Anadoludan eelerıler ve gençler çıkmaktadır. Çayımızı bitirmiştik, akşam da yaklaşmak üzereydi. Emektar gözetleyiciye veda ederek yanından avrıldım. merdivenlerde oturmuş, yorgunluğunu gidermiye çalışan ecnçlerin arasından inerken kendi kendime (işte dünya böyledir. bir kıjmı inerken bir kısırn da c.kar) demeden kendimi aîamadım. Dofan KEÇECİOĞLÜ Onlarda akıl mı var? z evvel «güte su karıştırmak» dedim de batırladım. Geçen hafta Yassıada'da Slen Lütfi Kırdar anlatırdı. Rahmetli lstanbul Vali ve Belediye Reisi iken, bir ara, Londra Belediyesi tarafından tngiltereye davet edilmişti. Belediyeye ait muhtelif işleri tetkik edecek. Kendisini oraya buraya gStürürler, gezdirirler, bir yandan da davetler, ziyafetler... Hepsi iyi de, Lütfi Kırdar'ın kafasında, sabit fikir halinde, bir mesele var: acaba Ingilizler, süte su karıstırmanın Snüne, nasıl geçiyorlar? * * * A Mlnİk minik W Dişlerınizi ~% I çürümekten § I kurtarınız.! I Ticaret Bakanhğı bütçe miizakereleri Çünkü bu zamanın oldufu ve gelecek zamanın olacagı gibi, o zamanın tstanbulunun da baş derdi bu. Soracak, bir türlü sırasına getiremiyor. Aksi gibi, tngilizler de. bn bahse hiç mi hiç temas etmiyorlar. Nihayet I.ondrada, bir ziyafet sonrası, meseleyi açar ve sorar. Londra Belediye reisi, bir müddet düsündükten sonra. enine boyuna bir kahkaha atar. Ve âdeta sulmesini bitiremiyerek: llâhi ekselâns, der, bn da nereden aklınıza eeldi? Rahmctli bu hikâTevi ejlcnceli ejlenreli anlatırdı ama, hâlâ o toplantıdaymıs srihi. bir mahcuhiyet hlssi duvdufu da yüzünden belli olurdu. * * * KONTROL Do|um kontrolu bahsinde yeniden tartışılıyor. Bize kalırsa bu kadarı kifi. Şimdi biraz da yaşamanın kontrolu ile uğraşılsa. SENDİKA Genelev kadınları bir sendika kurmaya karar vermişler. Ne sendikası olacak acaba: İşçi mi, sermaye mi? IHRACAT Almanyaya işçi Ihraç ediyom t . Halbuki. memlekete biraz «iş» ithal edip de, şnnun şnrasında biz bize otnrsak, daha iyi olmaz mı? TARİH «lnönü tarihe malolmuş bir sahsiyettir.» Bu sözü Yassıada'da Menderes söylüyor. Blzee, tarihe asıl mal olan, bu sözüyle Menderes'in kendisidir. Ait tarafı tarih bu. Her çeşit malı kabul ediyor. TERTÎP HATAS1 MI? Sayın Devlet Başkanı Cemal Gürsel'in Ankara'da muhtelif parti liderleriyle konuşarak, seçimler için zemin yokladıçı bildiriliyor. Zemin, malum. Zamandan ne haber?. Lüzumlu bir ziyaretçi Vsni Formülündeki Raşif Rıza vefaf etti Anzmızdakı butön mınropıan c'durur. Yemekierden sonra acjızda fcalan yağlı maddeleri eritir. Dışleri kimyevî bir şekilde temizler. Di§ aralarında kalan yemek artıklannın asttleşmestne ve dışlerhıizip Cürümeğe başlamasma mani oiur. ZAYİ Avusturya Lipppinden aldıgım pasomu kaybcttim. Hükmj yoktur. 1490 Ömer Cncr San Bu filmin Istanbulda çevrilme Bastaratı I ıncı sahıtede inin memleketimize turizm bakıŞehir Tiyatrosu Müdürlüğü mev mından da bir kazanç saSlıvacağı cut an'aneye uyarak merhumun cnuhakkaktır Çünkü dünvanın bü hatırasına hürmeten pazartesi güün memleketlerinde oynatılacak nü akşamı bütün tiyatrolarındaki >lan bu film savesinde milyonlarte.nsillerini tatil etmiye karar ver1 a seyircinin îstanbulun tabiî gümiştir. elliklerini görmüş olacagı ve diHayatı er taraftan Tenten» in sehrimizAhmet Raşit 1306 1890 vılında eki marpralarmı takip edeceîi elirti'mektedir Bu filimde bazı Rumelıde Si.mako kazasında Nak'ürk filim «anatcılarma da ö'nemşibendi Seyhlerinden Rıza Efendi i roller verilecegi acklanmiştır. ve Hasibe hanım sulbünden dünFransız filimcileri sehrimizdekt yaya gelmiştir. Pek küçük yaşta basın iken ailece tstanbul'a hicret et ncelemeleri sırasında bir oplantısı da vanacakiardır. mişlerdir. Orta ve Lise tahsilini Nümunei Terakki'de yaptıktan ve Selmi ANDAK bir müddet de Hukukta okuduktan sonra 1908 de Meşrutiyetin ilânı ile tiyatroya intisap etmiştir. Namık Kemal'in «Vatan ve Silis tre. piyesinde «Islâm Bey» ilk roHer gün 18 de lü olmuştu. Son rolü de Ah.net Vefik Paşa'nın «Zor Nikâh» komedisindeki «Üstadı Sanb rolü oldu Bu piyesi kendi iübüesi münasebetiyle 1957 tarihinde oynamı«t:. ; Korr.edi 3 perde) Havatı ve şahsiyeti hakkında Her gün 21,15 te riaha fazla tafsilâtı, bugünkü nüsh ••"i'7s kovduğumuz Vasfi Riza 7 o hu ile Cpvat Fehmi Başkut'un (Oyur, 3 perde) va/ılannrlg bulacaksınız. SİTE Tiyatrosu «AHARIN SESİ Yarın Cumartesi Bastarafı 1 inci sahifede sordu. Ziya Müezzinoğlu ise dış ticaret politikasında, âleniyet ve umumiyetin tesis edildiğini, ithalât programlarının aralıksız olarak devamının sağlandığını belirttîkten son ra tediye müvazenemizin her yıl ortalama olarak 200250 milyon dolar açık verdiğini, bunun bir kısmı nin kısa vâdeli dış yardımlarla kar şılandığını ve bu yüzden faizlerin artarak, açıklara merfi tesir ettiğini söyledi. Müezzinoğlu, az gelişmiş mem • leketler arasında Türkıyenin daha karanhk şartlan haiz oldugunu ifa Bastarafı 1 inci »ahifede de etti ve döviz gelirlerine ait radilmekteJır. îl'.»isasları do'.ayısiykamlarla bunu açıkladı. Döviz ge e meselâ, dokuor. rnuhendis, nıilirleri bakımından fert başına Türnnar, ressam ve snna'E.'ırıar gibi, kiyede 12 dolar, Portekizde 40 doldıkları maaşı hak ertenl;r vanınlar, İspanyada 42 dolar ve Yuna a tahsıl durumları müsait olmanistanda da 54 dolar düştüğünü ve ığı halde, düşüK iktidı<r zanıabu miktarı artırmak mecburiyeti ında partiznn âüşünce ile ba yükkarşısında kaynaklar aramak ge;ek kadrolara ahnnr..î:aıdır. ü>ıe rektiğini söyledi Bu kaynakların i, bır mühendise ti')0 lira verilirda ihraratı artırmak ve turizm saen, ilk tahsiü dahi lnıyHn parnayiini geliştirmek oldugunu zik.zan şoför ve kâtiplere sene • reden, Müezzinoğlu, bir ihracatı erce 1500 lira ücıeT verılmistir. geliştirme plânına ihtiyaç olduguHalbuki, devlet bareminrie 1500 linu ve turizm alanında da çok şey a ve yukarısını sadece umum mü ler söylenip hiç bir şey yapılmaürler veya müsteşarlar alabılmek dığını belirtti. edirler. Daha sonra söz alan Cahit ZaYukarıda bahsettiğimiz durum, mangil «İhracatı artırmak meseler ali Tulga'nın da müdahalesi ile si, onun gibi büyük bir problem oüzeltilmiştir: Şö;le ki: lan istihsali artırmaya bağlıdır. Memleketimizin temeli tarımdır. 1 700 liradan aşağı ücret alan Diğer taraftan turizm sanayiinin îemurların durumunda bir değiönemini de hepimiz biliyoruz. Avıklık yapılmıyacaktır ı 7 0 dahil). U rupadan da uzman getirilse bize 2 700 liranın üstünde ücret a bunlardan başka bir sey söylemi an memurlar ise, tahsil, hizmet yecektir. O halde meselenin hâl üresi, ihtisası ve memurıyet ün • çaresi nedır? Bizim vaııamsdığmıız anları bakımındin te^kıke tâbi yegâne şey nedir? Bıırların uzerinutulmak sureti>le 3'i56 sayılı kade de durmalıyız. Biz Avrupah giunun verdıçi imkân;;ır daluJimle bi çalışmıyoruz Ümitsizliğe düşaremlerinin üç üst derecesıne kamiyelim. Bir milli plâna ihtiyaç ar indırilecekleır'iır. vardır. Bu işi de devlet plânlama 3 Memuriytt ünvat ı, cdacı, ha teşkilâtı ile ihracatı geliştirme mer eme, bekçi, şif'ır, s'jrveyan, mekezine yardımcı olmak. destek olmak zorundayız. Bundan başka, mur ve şef olar.ik k?demflerıdirnekte ve her kaüeme ıjın Ezt.mî hâl çaresi yoktur» şeklinde bir kocret tutarı tesbit edılmektei.'ı. Bu nuşma yaptı. urumda mevc.it ücretü memurZamangil, iç piyasa konuşunda ardan ancak 905 i kanuni ıntbakda hükümetin normal piyasa an arına irca edilecek ve bu saretle layısına dönüşünü tebrik etti ve: 516,500 lira tasarruf saçlanacak«Hepimizin bu anlayışa iştirak etr. memiz gerektir. Her şeyden önce Elde edilecek bu tasarrııfla, 1 istikrar ve güvenlik unsurunu göz önüne alahm. Her şeyi devlettcn martta memur maaşhırıtıa yapılaak olan yüzde 20 zam karşıianbeklemiyelim» sözleriyle konuşmaaktır. sına son verdi. Ayrıca, yeni zam, memurlarm inj Ba«kan Fahri Özdilek. zamarın bak derecelerine göre yapılacakilerlediğini belirterek oturumu tatır. til etti. G azetelerde, sık sık çıkan «... geliyor» başlıklı küçüklü büyüklü haberleri okuyor musunuz? Memlekete her gün, hattâ bazan günde bir kaç defa. bir şeyler geliyor. Bir kaç nümune başlık: 720 ton kahve geliyor. Turist akını geliyor. Çöp kamyonlarına bol miktarda yedek parça geliyor. J 6 Üniversite kapılarnın kompozisyonu içinde teraslar konacak, cami medrese aks sisteminin kompozisvonuna hâkim kıhnması. 7 Meydan bu suretle büyük insan topluluklarının bir araya eelmesini temin ederek aynı zamanda da eşki eserlerin decerlendirilmesi, 8 Meydanın bir tarafından ağaç gru.pları gölgelikleri olacak. oturma köseleri ve setlerle bezenecek. su ovunları ile zenginleştirilecek. açık ve kapalı sark kah veleri bulunacak. çarşı ve lokanta gibi lüzumlu tesislere ver verilecektir Bilhassa üzerinde sinema ve dükkânlarn bulunacaSı ait meydan. trafiği son derece hafiflet•nis nlacaktır Belediye, ücretli memurlannın maaşlarında âyarlama yapılıyor Beyazıt'ın katî şekli Bastarafı 1 inci sahifede saat 10 da lstanbul Belediyesi top lantı salonunda bir toplantı yapılacaktır. Toplantıya Türkiye Mımarlar Odasının lstanbul şubesinden 10 mimar ve şehircilik mütehassısı. Teknik Üniversite Mimaıiık Fakültesinden 4 temsilci. Güzel Sanatlar Akademisi Yüksek Mımarlık Bölümünden 4 temsilci. Edebiva. Fakültesi Sanat Tarilıi ve Arkeolojif* Bölümlerinden 4 mütehassıs, Inşaat Mühendisleri lstanbul Şubesinden 1 temsilci katılacaklardır. 23 kişilik kurııl. Tureut Cansever'in projesini in'îeliyecek ve yapılacak ikazlardan favdalanılacaktır. Prof. Högg. Prof. ^ıccınato'nun projelerindejj daha rok beğenilen mimar Dr. Turgut Cansever'in projesinde su esaslar ver almaktadır: Proie son şeklini aldıktan sonra bu vi 1 içinde tatbikine başlanacak tır. Belediye toplantıva 23 kisilik 1 Yaya trafiğinin bütünlüğü hevetten baska sehrin tanınmış nü sağlıyarak, Süleymanive. Üni şahsivetlerini de dâvet ptmistir versite kültür sahasının Beyazıt meydanınin tabiî bir devamı haline getirilmesi. 2 Beyazıt • Eminönü vasıta trafiğinin. yaya münakalesini kes memesi için yayalara bir ait aeçit saSlanması, 3 Beyazıt meydan kampleksinin üç aoa seviyesini teşkil eden Üniversite bahçesinin sevivesi ile cami. medrese seviyesindeki meydanın ve ait meydanın ırtibatlarının gerekli şpkilde düzenlenmesi. Almanyamn 12 seyahat acentası sahibi geliyor Bastarafı 1 inci sahifede turistık yerlerini gezecektir Acenta sahipleri, Almanyaya döndüklerinde bu yaz Türkiyeye gelecek 15 bin kadar Alman turistı içm gezi programları haz.ırhyacaklardır. Eylul aymda da 12 Türk seyahat acentası sahibi Almanyaya giderek turizm konusunda ır.celeme4 Yayalann meydana her vön lerde bulunacaklardır. Acentala •' den kolaylıkla ulaşabilmesine imrm karşılıkh gezileri. Basın Yakân vermek ve meydanın canlı, yın ve Turizm Genel Müdürlüğü sâkin köşelerle zenginleşmesi =ağ ile Alman Hava Yolları (Lufthanlanması. sa) tarafından birlikte organize e5 Cami ve medre*eler dilmiştir. yönlerden görünmesinin temini
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle