09 Ağustos 2022 Salı English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CUMHURİYET 26 Mayıs 1937 Şehir ve Memleket Haberleri Tariht tefrika : 130 Yazan : M. Turtıan Tan ıTercüme ve iktibas edilemez) Siyasî icmal Italya, Macaristan ve Arnavudluk talyada faşizm teessüs ettiğir.ienteri İtalyan Kralı, memleket haricine ilk seyahati olarak Macaristamn payi tahtmı ziyaret eyledi. Umum! Harbden sonra dost ve düşman bütün milletler tarafından terkedilip bikes ve yabancı 4T\Uamelesi görmekten son derecede müteessir olan ve izzeti nefsini her şeyın fevkinde sayan Macar milleti, zaten ilk defa yvdım ve dostluk elini kendisine U7atmış olan İtalyanın, şimdi de Kral ve KraLçesinin Peşteyi ziyaret eyiemelerinden son derece mütehassis olmuştur. Macaristan Harbiye Nazın Gensral Röder'in Berline giderek Hitler'le mü him müzakerelerde bulunduktan, Alman ve Macar milletleri arasında sıkı bir iş birliğı teessüs ettikten sonra Italya Kralınm beraberinde Hariciye Naz.n Kont Ciano olduğu halde, Macar payitah+ın da üç gün misafir olması ve bu müHdet zarfında gayet mühim müzakereler ya pılıp Macaristanla Italya aras:nd?ki munasebetlerin bir kat daha sağlam'aşt.rılması, Macaristanı Avrupa poli'ıknsındaki yalnızhktan tamamile kurtarmıştır. Peştede Italya ve Macar dclet reisleri arasında söylenen resmî nutulrlarda Almanya ile sıkı iş birliği yapılacağı üzerinde ehemmiyetle durulmuş olmas; ve yapılan diplomasi müzakerelerinin cereyan ve neticelerinden Almanya i'e Avusturyanm muntazaman haberdar edi'meleri artık ikisi Alman ırkından bulunan dört devletin Avrupa politikasında ve bahusus orta Avrupa işlerinde hep beraber yürüyeceklerine şüphe bırakmamak J tadır. Dört devlet arasındaki bu te7ahürler Italya, Avusturya ve Macaristanın bas Iıca komşusu bulunan Yugoslavyada heı hangi bir şüphe uyandırmamış ve iyi kirşılanmıştır. Peştede söylenen nutuklaHa ve neşrolunan tebliğlerde Yugosîavyay; müteessir edecek herhangi bir işaret yapılmamıştır. Zaten Italya Romanya ile de anlaşmağa çalıştığından aradaki müzakerelerin Peştedeki tezahürîerden sekteye uğramamasına dikkat edilmiştir. Şu kadar var ki Italya Kralının Macaristanı ziyareti esnasında Arnavud'ukta zuhur eden bazı hâdiselerin Italya ile Yugoslavya arasmda yeni teessüs eden anlaşmayı ve iş birliğini tehlikeye düşürecek bir mahiyet ve netice arzerrnek istidadını göstermiş olması orta Avrupayı ve Balkanları hayli telâşa düşürmüştü. Arnavudluğun eski Dahiliye Nazın Etem Toto memleketın cenubunda bu isyan çıkarmıştır. Hükumetin bazı jan darma kuvvetleri de bu isyana iltihak ttmiştir. Asiler Ergeri ve diğer bazı şehirleri zaptermişler, Arnavudluk hiikumeti bu hâdiseleri bir komünist hareketi telâkki etmiş, Tirandaki Sovyet sefaretiıun parmağı olmasmdan şüphelenmiştir. Arnavudluktaki isyanm bir komünist hareketi olması yahud böyle gösterilmesi, bolşevikliğin aleyhine ittifak etmiş büt;in devletlerin îtalya tarafını rutmalarmı icab ettirecekti. Şimdiye kadar Sovyet leri tanımaktan imtina eden Yugoslavya dahi nasıl hareket edeceğini tayin etmekte güçlük çekecekti. îsyan Arnavud'.uk hükumetinin telâkkisi hilâ^ma komünistlik hareketi olmayıp da iktısadî zorluk lann doğurduğu bir memnuniyetsizlik ve galeyan olsa bile gene İtalyanın askerî müdahalesine yol açacaktı. Söylendiği veçhile isyan büsbütün İtalyan nüfuzuna karşı olduğu anlaşılacak oîsa o zaman İtalya, ordu ve donanmasile müdahalede bulunmakta bir an bile tereddüd etmiyecekti. n Gazi köprüsünün temel direkleri Kupon bedelleri tediye ediliyor Tercüme edilecek tarihî eserler Rüstemin kuyruklu yalanı! Hayalînin yardımile hazırlanan telhis, Isfendiyaroğlu Şemsi ile Padişaha gönderildi Rüstem bir suç üzerinde inceleme yapıyor ve bir suçluyu sorguya çekiyor gibi davranıyordu. Maksadı, pek tehlikeli bir işte kullanmak istediği îsfendiyar oğlunun herhangi bir sebeble korkaklık, çekingenlik göstermesi takdirinde onu töhmet altında tutmaktı. Fakat Şemsi Ağa, ihtiyatlı davranan vezirin boş yere üzüldüğünii hissettir mekte gecikmedi, neş'eli bir tehalükle açık ve müsbet bir cevab verdi: Sizin gözünüz en uzağı görür, kulağınız en gizli fıskoslan işitir. Bize düşen bildiğinizi, duyduğunuzu size söylemek değil, göstereceğiniz yolda yürüyüp şevketlu Hünkâra kannca kaderine hiz met etmektir. tihzalı alkışlarile çıkarılıp bir arabaya koııulan ve Dimetoka yolunda arabadan tabuta geçirilen dedesi Beyazıdm yorgun yüzü, yıpranmış vücudü Sultan Süleymanm gözbebeklerinde canlandı, sinirlerine bir ateş yayıldı, biraz bükülen boyu bu ateşin zorile birden dikildi, bakışı korkunçlaştı, sesi çelikleşti: Ey, dedi, Rüstem ne istiyor? Ordunun başına efendimin geç mesini. Ocaklı o vakit susar, süt dök müş kediye döner. Hünkâr, buruşmaktan okunamaz bir hale gelen telhisi bir yana attı, sert adımlarla odayı birkaç kere dolaştı, için için homurdandı ve sonra Şemsi Ağa.ıın karşısma dikildi: Ya Mustafa, dedi, memnun mu? Onun durumunu incelemedıniz mi? Vebali söyliyenlerin boynuna olsun. Şehzade hazretleri için fitneyi kö rükler diyorlar. Sultan Süleymanın bu söze inanmamasına imkân yoktu. Çünkü dedesini tah tından tabuta düşüren Yeniçeri hareketini babası Yavuzun nasıl idare ettiğini pek iyi biliyordu. O gün baba hakkı düşünülmeden yapılan bir işin bugün kendi oğlu tarafından tekrar edilmesi elbette mümkündü. Şartnameye yüzde on iki Beher kupon başına 106 Tarih Cemiyeti 15 eski kuruş verilmektedir ilâvei keşif yapılacak tarihi tercüme ettiriyor Gazi köprüsünün Unkapanı cihetinde çakılacak istinad kazıkları hakkında yapılan tetkikat bitmek üzeredir. Nafıa Vekâleti Köprüler müdürü mühendis Ke mal de Ankaradan şehrimize gelmiş, evvelki gün mütehassıs Pijo ile birlikte mahallinde son tecrübeyi yapmışlardır. Evvelce on sekiz metro derinlikte çakılan kazıklar tutmamıştı. Fakat; fennî bir şekilde kuvvetlerin taksimi ve kısmen de buranın doldurulması suretile on sekiz metro derinliğin kifayet edeceği neticesine varılmıştır. Yalnız, bu şekil şartnamede tadilâtı icab ettirmektedir. Bunun i çin de yüzde on, on iki nisbetinde bir ilâvei keşif yapılacaktır. Bundan evvel yüzde yirmi derecesinde bir ilâvei keşif yapılmış olduğundan bu defa yapılacak ilâvei keşif için Heyeti Vekileden karaT istihsal edilecektir. Son şekil üzerinde Pi jo, Kemal, Belediye Fen îşleri müdürü Hüsnü, Köprüler müdürü Galib tetki kat yapmaktadır. Bir iki güne kadar kat'î şekli tesbit edeceklerdir. Ondan sonra da Pıjo Almanyaya dönecektir. Diger taraftan Pijo, şehircilik mütehassısı Prost'la da temas ederek köprii nün Unkapanı ve Azabkapı cihetlerinde müstakbel plânla olan alâkası üzerinde görüşmüştür. Şartnameye nazaran Gazi köprüsünün üç senede bitmesi lâzımdır. îlk yapılan ilâvei keşifle buna altı ay daha ilâve c dilmiş, bugüne kadar bunun bir buçuk senesi geçmiştir. Her nekadar daha iki sene müddet kalmışsa da bu defa yapılacak ilâvei keşifle müddetin tekrar altı ay uzatılması muhtemel görülmektedir. Bu takdirde inşaat iki buçuk sene sonra bitmiş olacaktır. Türk borcu tahvillerinin kupon bedellerinin tediyesine dünden itibaren Cum huriyet Merkez Bankasmda başlanmış tır. Cumhuriyet Merkez Bankası beher kuponun bedelini 106 kuruş üzerinden ödemektedir. Mukavele hükümlerine göre Türk borcu tahvillerinin kupon bedelleri her altı ayda bir 18 frank 70 santim üzerinden ödenmektedir. Bu hesabla devalüasyondan evvel kupon başına Türk parasile 155 kuruş ödeniyordu. Fransız frangı düştüğünden ve ödenme şekli altın esa sından aynlmış olduğundan şimdi 106 kuruşla ödenmektedir. Merkez Bankasmca yapılmakta olan tediyattan dahildeki dayinler istifade etmektedir. Haricdeki dayinlerse gene 106 kuruş hesabile mal ihrac etmek suretile ve döviz tediyesile paralannı alacaklardır. Borsada evvelki gün 19,70 ten muamele gören Türk borcu tahvilleri dün kuponsuz 18,90 dan muamele görmüş tür. 106 kuruş kupon farkı çıkarıldıktan sonra da dünkü fiatlarda 30 kuruşluk bir yükseliş vardır. Türk Tarihi Tetkik ve Araştırma cemiyeti, muhtelif zamanlarda Hindistan, Efganistan, îran, Mezopotamya, Cenubî Rusya ve Mısırda kurulup ta bilâhare dağılmış bulunan Türk devletlerine ve medeniyetlerine aid ayn ayn şahsiyetler tarafından, farsça, arabca ve çağatayca yazılmış tarih kitablannı türkçeye tercüme ettirmeğe karar vermiştir. Tercümesine karar verilmiş bulunan eski tarihler 15 tanedir. Bunlardan birisi Beyhakki tarihidir ki 1 l inci asnn ilk nısfında Gazne şehrinde yazılmış ve Gaz nevî hükümdarlarından Sultan Mes'uda verilmiştir. Üç büyük cildden ibaret olan bu eserin son cildi de gene Gaznevi hükümdarlarından Sultan İbrahime ithaf edilmiştir. Bu muazzam tarihin yalnız i kinci cildi mevcuddur. Birinci ve üçüncü cildleri, şimdilik hiçbir yerde bulunamamıştır. Onun için bu eserin yalnız ikinci cildi tercüme edilecektir. Bu cildin tercümesi Üniversite Edebiyat Fakültesi doçentlerinden Ali Nihada verilmiştir. Tercüme edilecek tarihlerden birisi de Beybars tarihidir ki bunun da yalnız tek cildi mevcuddur. Bu kitabın tercümesi profesör Şemseddine havale edilmişiir. Umadeddini Isfahanî tarafından yazıl mış olan «Tarihi Ali Selçuk» Kıvameddin isminde bir zat tarafından tercüme edilmiştir. Ütbi tarihi de Kilisli Rifat tarafından tercüme edilmiştir. Bunlardan başka Cengiz tmparator luğunun inhilâlinden sonra 12 nci asır içinde cenubu şarkî Rusyada kurulmuş olan Altmordu Türk devletine aid vesikalar, fermanlar ve defterlerdir. Bunla nn tercümesi de profesör Izmirli İsmail Hakkıya havale edilmiştir. D Rüstem, geniş bir nefes aldı: Berhudar ol, dedi, senden de beklenen budur. O halde hazırlan, çavuşbaşı AIi ile îstanbula gideceksin, şevketlu Hünkâra telhisimi sunup ne müşkül durumda kaldığımızı anlatacaksın. Her iş, senin ferasetine kalıyor, ona göre davran. «Müşkül durum» kelimelerüe ifade etmek istediği kuyruklu yalanı da Hayalinin yardımile uzun uzun anlattı, dinine ve nikâhma and vererek kara yürekli asılzadenin bu işte ciddî davranmasını temin ettikten sonra ayn bir ulakla Mihrimah Sultana mektub yolladı, Hurre O, zihninde canlanan örneklerin ibramin vaziyetten haberdar edilmesini bil mile Rüstemin ve Şemsinin doğru söyledirdi. diklerine, oğlunun Yeniçerileri kışkırtmak Üç dört gün sonra Şemsi Ağa, yanın istediğine iman getirmekle beraber ken da çavuşbaşı Ali olduğu halde tstanbul dine has olan ihtiyatkârhğı, teennisever daydı, halecan içinde huzura çıkarak liği elden bırakmadı, ve içinde alevlene Hünkâra Sadnazamın gayet mahrem ve alevlene yüz gösteren telâşın sezilmesini o nisbette müstacel olan telhisini sunuyor de vakanna yakıştıramadı ve iradesine du. Sultan Süleyman, seferber ordudan hâkim olmak istiyerek gamh gamlı gü Sipahiler ağasile çavuşbaşınra geldiğini lümsedi: duyar duymaz telâşa düşmüş, onkn yol Rüstem, dedi, habbeyi kubbe yapkılığile, tozlan ve kirlerile yanına getirt mış, bir bardak sudan fırtma çıkar san . mişti. Çünkü Rüstemin herhangi bir iş için Şemsi Ağayı îstanbula göndermesi mış. Sen de vehme kapılmış, ma'dume hatıra gelmezdi. Onun ulak gibi kulla vücud vermek yoluna atılmışsm Bir iki nılması, üstelik çavuşbaşınm da yollan bedbahtın gevezeliğini fitne sayıp benı ması mühim bir hâdisenin yüz gösterdi rahatsız etmek gerekmez. Haşa ki oğlum Mustafa bu küstahlığa cür'et ede. Onun ğini ihsas ediyordu. kanı temiz, sütü temizdir. Hak^an kor Hünkâr kendine gayet sadık bir adam kar, halktan utanır. Benim hayatımda olduğuna kanaat beslediği Şemsinin alı böyle bir küstahlık irtikâb etmeği düşünal, moru mor bir yüzle huzura girdiğini mez, mümkün ki birkaç müfsid, saltanagörür görmez, telâşını yenmeğe ve soğuk tm Selime, yahud Beyazıda geçiıesi için kanlı görünmeğe çalıştı, tebessümlü bir ona bühtan etsin. Vezire, size düşen vasesle sordu: zife, yangına körükle gitmemek, benimle Hayrola Şemsi, nedir bu geliş? oğlumun arasına soğukluk sokmamaktı. îsfendiyar oğlu yer öptü, koynundan Zinhar bu sözü bir dahi lisana getirme Rüstemin saray ıstılahınca telhis deniîen yin, bu makule mesaviye vücud verme yin!.. (1) mektubunu çıkarıp verdi ve kekeledi: Hayır diyelim de hayır okun PaFakat «mesavi» dediği şeye vîicud vedişahım. Olan biten bu kâğıdda yazıh. ren kendi idraki, kendi vicdam idi. Onun Hünkâr, telhisi bir lâhzada okudu, için ilâveye lüzum gördü: kaşlarını çattı, düşünmeğe koyuldu. Bir îmkân yok ya, dedi, şayed dümaelile kâğıdı buruşturuyor, bir elle saka nın çıktığı yerde ateş de varsa ben yaImı karıştırıyordu. Bu düşünce hayli u pacağımı bilirim, fitne yılanının başını bir zun sürdü. Her geçen saniyenin onu bi hamlede ezerim. Siz ağır olun, telâşa raz daha heyecanlandırdığı yüzünde be düşmeyin, dedikodulan duymamış dav liren beyazlığın derece derece artmasm ranın. dan anlaşılıyordu. Ve sonra kalemi eline aldı, Rüsteme Şemsi Ağa, Göz ucile bile efendisinin kısa bir cevab yazdı, Yeniçerilere ve şehyüzüne bakmıyordu, başını göğsüne ka zade Mustafaya taraftar oldukldnndan pıyarak halecanını yatışhrmıya savaşı şüphe edilen birkaç alay Sipahiye bütün yordu. Hünkâr neden sonra elini sakalm kış için hemen izin verilmesini, sefere badan çekti, telhisi bir kere ve bir kere daha harda başlanılacağının ilân olunmasını, okudu. Rüstem, o devrin kelime oyun o zaman orduya kendisi tarafından ku manda edileceğinin de ayrıca her tarafa larile dolu üslubile şöyle yazıyordu: «Yeniçeriler fasid bir hayale kapılmış, yayılmasını bildirdi. olmıyacak işler düşünmeğe başlamıştır. Hemen her çadırda konuşulan mevzu şevketlu Hünkânn niçin sefere çıkma dığıdır. Çeri kudTetlu efendimin guya yaşlanmış olduğu kanaatindedir. Bu sebeble efendime istirahat ve feragat köşesine çekilmeği tavsiye etmek ve şehzade Mustafa Han hazretlerini tahta getir mek niyeti beslemektedir. Bu ham hayale kapılan bedbahtların zu'münce şehzadenin cülusuna ben kulundan gayri bir mâni yoktur. Fakat benim başımı kesmek ve şevketlu Padişahı Dimetoka sarayına istirahate göndermek de onlar için güç değildir. Yeniçerilerin pervasızca dile al dıklan bu fasid niyetin önüne geçilmek üzere ne yapılacağını ancak efendim bilir. Bununla beraber vaziyet naziktir, ihmalinde nemadet mukarrerdir.» Hünkâr, telhisi üçüncü defa okuduk tan sonra yüzünü Şemsiye çevirdi: Ey, dedi, sen ne dersin bu işe? Vezirin sadakat gösterip doğruyu bildirmiştir. Hızlı davranıp sert tedbirler almmazsa ocaklının ters bir iş işliyeceğine şüphe yoktur. Demek ocaklı beni ihtiyar bulu yor, Mustafayı padişah yapmak istiyör. Tann o kara günü bize göstermesin Padişahım. Lâkin ocaklının fikri öyle. Topkapı sarayından Yeniçerilerin is Mektubu yazarken genc, dinc, hare ketli ve kudretli oğlunun Yeniçeri ara smda dolaştığını, sevile sevile alkışlan dığmı ve kendisinin, zorla bir arabaya sokulduğunu görür gibi oluyor, kelime erin imlâsını şaşırıyordu. Bu tahayyül ler, bu kara kuruntular içinde mektubu güçlükle bitirdi ve Şemsiye uzahrken §u emri verdi: {Arkast var) (1) Hammer bu vakıayı şöyle yazar: «Çeşidli bilgisi ve şairliği kendistni efendisine sevdirmiş olan Sipahiler Ağası Şemsi, Aksaray kışlağından ansızm îstanbula geldi, Rüstem Pasa tarafından padişaha şu ha beri verdi: «Yeniçeriler şehzade Mustafaya açık temayül gastermekte'dir, padişahın ihtiyarlıgı cihetile bizzat düşman üzerine gidemediği, Rüstem Pasanın başını kesmek ve padişahı Dimetokaya yollamak lâzım geldiği neferlerin ağzında dönmektedir.> Veziriazam, şehzade Mustafanın bu sözlere kulak vermekte olduğunu ilâve ile askerin kumandasını bizzat padişahın ele almasını istirham ediyordu.» Otuzuncu kitab Peçevi de (C: l S: 300) şöyle yazıyor: «Çün padişah telhisi kıraat buyurdular, «haşa, Mustafa han'un bu küstahlığa cü ret ede ve benim hayatımda böyle bir vaz'ı namakul irtikâb eylıye. Bazı müfsidler kendü mail oldukları şehzadeye mülk mün hasır olsun deyu bühtan ederler. Zinhar bu sözü bir dahi lisana getirmeyin, bu makule mesaviye vücud vermeyin deyu tenbih buyurdıüar.» Peçevi, Şemsinin manzumesinî sened tutarak bu sözlerl yazar. Kaybolan 1500 lirahk yüzük Bir talebe tarafından bulunarak sahibine verildi Kuruçeşmede oturan Suzan isminde 40 yaşlannda bir kadın, Emniyet San dığmda rehin bulunan 1500 lira kıymetindeki yüzüğünü almış ve Halkevmin önünden geçerken her nasılsa yüzüğün taşı yere düşerek kaybolmuştur. Kadıncağız ağlıyarak yüzük taşını ararken etrafma birçok kimseler toplanmıştır. Bu sırada İsmail isminde bir boyacı bulduğu cam parçasmı taşı buldum ümidile kadıncağıza göstermiş ve kadıncağız da cam parçasmı alarak civardaki bir muhammine gitmiştir. Muhammin «lmasa çok benziyen cam parçasmı muayene etmiş, fakat cam olduğunu söyle MÜTEFERRİK Terfi İstanbul Defterdarlığı îrad ve Servet Vergileri müdürü Hakkı Kâmil ikinci sınıf maliye müfettişliğine terfi etmiş tir. Yerine de Defterdarlık Muamele ve İstihlâk müdürü Mümtazın tayin edileceği haber alınmıştır. ŞEHİR tSLERl Eşekle nakliyatın men'ine hazırlık Belediyece şehir dahilinde eşekle nakliyatın men'ine karar verilmişti. Bu karar Beyoğlu ve Eminönü kazalarında ağustosun birinden, memnu olan diğer kazalarda da şubatın birinden itibaren tatbik edilecektir. Belediye riyaseti alâkadarlara bir tebliğ yaparak bu kararın kat'î olduğunu, binaenaleyh tatbi kata geçilirken karışıklığa meydan ve rilmemesi için şimdiden eşelke nakliyat yapan esnafa bu cihetin anlatılmasını bildirmiştir. Sümer Bank müdürü Izmire gitti Sümer Bank Umum müdürü Nurullah Esad, İzmire gitmiştir. Nurullah Esad orada bazı tetkiklerde bulunduktan sonra Nazilîiye giderek inşa edilmekte olan mensucat fabrikasını gözden geçire cektir. Hesab mütehassıslığı imtihanı tehir edildi Maliye Vekâleti hesab mütehassıslığı için bir imtihan açmıştı. Vekâletten dün Defterdarlığa gelen bir tebliğde bu imtihanm ilânı ahara kadar tehir edildiği ve müracaat edenlere bu yolda teb liğat yapılması lüzumu bildirilmiştir. îspanyadan gelen mülteciler ttalyaya çıktılar İspanyadaki dahilî harb yüzünden Türk sefarethanesine iltica eden yüzlerce İspanyol mültecisi, Karadeniz vapu rile İspanyadan şehrimize gelmekte iken İtalyanın muhtelif limanlarına çıkmış lardır. Karadeniz vapurunun İspanyaya ikinci bir sefer yapacağı hakkında bir şayia çıkmışsa da bunun aslı olmadığı anlaşılmıştır. Ameleye ucuz yemek vermek îçin İstanbul Fabrika ve Havuzlar müdürlüğü Kasımpaşadaki müesseselerinde çalışan amelenin gündüzleri ucuzca yemek tedarik edebilmeleri için Kasımpaşada büyük bir aşevi tesis etmiştir. Yakında servise başlıyacak olan bu amele lokantasmda 4 5 yüz amele yemek yiyebilecektir. Trabzon limanında yapılan tetkikat Trabzon limanmın İstanbul limanlan müdürlüğüne devri münasebetile birkaç gün evvel Trabzona gitmiş olan İstan bul Limanları müdürü Raufi Manyas, Trabzondaki tetkiklerini bitirmiştir ve bugün Trabzondan şehrimize hareket edecektir. Suzan tekrar ağlıyarak sokakta yüzük taşını ararken İstanbul Erkek lisesi üçüncü sınıfından 641 numaralı Sabahaddin aranılan kıymetli taşı bulmuştur. Kadm, ümidsiz bir halde evine git mekte iken, Sabahaddin koşarak kadına yetişmiş ve bulduğu taşı sahibine teslım Hâlâ eski kantar kullananlar etmiştir. Bir kısım seyyar esnafte, bilhassa köGenc talebeyi gösterdiği doğruluktan mürcü dükkânlarında ölçüler kanunu dolayı tebrik ederiz. hilâfına hâlâ eski dirhemlere nazaran ADLIYEDE kantar bulunduğu anlaşılmıştır. Ayar müfettişleri, yaptıkları tetkiklerde esnafm bunları gizli yerlere saklamakta olPolisi yaralıyan Piç Ali duklarmı görmüşlerdir. Belediye riya tevkif edildi seti alâkadarlara emir vererek sıkı konCumartesi gecesi Mecidiye köyünde trol yapılmasmı, eski kantarların biran sarhoşluk yüzünden polis Feridunu ba evvel ortadan kaldırılmasını bildirmişşından ağır surette yaralamış olian Piç tir. Ali namile maruf sabıkalı Cemal, Sami ve Mahmud adında şahıslar dün Beyoğ Umumî mağazaları kuracak lu cürmü meşhud Müddiumumiliğine şirket getirilmişler ve sorguya çekilmişlerdir. îstanbuldan başlıyarak başlıca ihrac Müddeiumumî Cemal tarafından ya pılan sorgu neticesinde Alinin tevkifine merkezlerinde kurulacak olan umumî lüzum görülmüş ve diğerleri serbest bı mağazaları kuracak ve işletecek olan rakılmıştır. Bunların muhakemelerine şirket, hazırlanmaktadır. Şirkete işti rak edecek ve hisse alacak olan müesseyakında başlanacaktır. selerin listesi tanzim edilmiş ve Anka Tarasada hapsedilen kadas raya gönderilmiştir. İstanbul Ticaret Odası da Umumî Mağazalar Anonim şir tro memurları Kadastro memurlarmdan Celâl Ferdi, ketine 70,000 lira ile iştirak edecektir. Sabri evvelki gün Mercandaki bazı biUç mimarımız Almanyada naları ölçmek üzere Emek hanının taraGüzel San'atlar Akademisi Mimarî sasma çıkmışlar ve çalışmağa başlamışşubesini geçen ve evvelki sene büyük lardır. Memurlar işlerini bitirdikten sonra tarasadan aşağı inmek isteyince bir muvaffakiyetle ve birincilikle bitikapınm kilidlenmiş olduğunu görmüş ren üç genc mimarımız Hâmid Kemali, lerdir. Emin Necib ve Leman tahsillerini ta Hâdise zabıtaya aksetmiş, yapılan mamlamak üzere Almanyaya gitmişlertahkikatta Odabaşı Alinin kapıyı kas dir. Son günlerde Berlin Teknişe hohden kilidlediği anlaşılmıştır. şulesinde mimarî tahsilini bitiren ve Ekspres 9 saat rötarla geldi imtihanlarmı Alman talebesinden bile Dün sabah saat 7,25 te gelmesi lâzım pek azına nasib olan bir muvaffakiyet gelen Avrupa ekspresi saat 16,05 te gel le pek iyi derece ile veren Eyüb Asım miştir. Bu gecikmeye yoldaki bazı ufak da haziran ayı içinde memlekete dönecektir. ârızalar sebeb olmuştur. İtalya ile Arnavudluk arasındaki itti fak muahedesinin bir maddesi mucibince Italya, Kral Zogonun aleyhine çıkacak isyan ve ihtilâllere karşı kendisini himaye etmek salâhiyetini haizdir. İtalyanın herhangi suretle askerî müdahalede bulunması, Arnavudluğun hududlan ve istiklâli üzerinde yapılan anlaşmadaki imzaların mürekkebi kurumadan Yugosiavya ile İtalyanın arası bozulacaktı. Fakat Arnavudluk hükumeti kendi vesait ve kuvvetile vaziyete hâkim olmakla Avrupa politikasmı yeni bir tehlikeden kurtarmıştır. Muharrem Feyzi TOGAY Devlet silolarmda yeni ücret tarifesi Devlet silolarında tatbik edilecek yeni ücret tarifesinin esaslarını tesbit etmek üzere Ankaraya gitmiş bulunan Ticaret Odası idare heyeti azasmdan İş Limited müdürü Bedri Nedim dün şehrimize dönmüştür. Bedri Nedimin avdeti üze rine Oda idare heyeti toplanmış ve Bedri Nedim bu içtimada izahat vermiştir. Aydında güzel bir müsamere verildi Aydm (Hususî) Şehrimizin Y e d i Eylul ilkmektebi talebesi Halkevi temsil salonunda güzel bir müsamere verdi. Program davetlilere hoş bir gece geçirmek imkânını verecek derecede zengin bir surette tertib edilmişti. Bilhassa lirik fantezi bir o peret mahiyetinde olan Çiçekler Ül sim sevimli küçüklerin Cumhuriyet kesi piyesini oynıyan küçükler çok objektifi karşısmda bir çiçek de muvaffak oldular. Gönderdigim re meti gibi duruşlarmı göstermektedir. Hayraboluda talebenin verdiği müsamere Hayrebolu (Hususî) Kazamız birinci mektebinin son sınıf talebesi çok güzel bir veda müsameresi verdi. Halk ve bilhassa çocuk ana ve babalan o gecenin coşkun heyecanile hâlâ içleri doludur. Cumhuriyet Abone şeraiti Nüshası 5 kuruştur. | Türkiye Haric için için Senelik 1400 Kr. 2700 Kr. Altı ayhk 750 » 1450 • Üç aylık 400 » 800 » Bir aylık 150 > Yoktur Çöplerin denize dökülmesi Çöplerin denize dökülmesi için açılan münakasa dün neticelenmiş ve bu iş bir müteahhide ihale olunmuştur. Haziranın birinden itibaren kararm tatbikına başlanacaktır.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle