13 Ağustos 2022 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
CUMHURİYET 4 îldncikânun 1937 KUçUk I hikfiye i Ana kız Sonra başını kapıya doğru çevirdi ve ilâve etti: İjte Edgar geliyor. Genc adam yanlarına geldiği zaman, bir müddet soğuk bir sessizlik hüküm sürdü. Takdim merasimi. Garson. Likörlerin ısmarlanması. Salona girenler ve çı kanlar. Edgar, atlet vücudlü, köşeli ve geniş çeneli oldukça güzel bir erkekti. Janet, annesile Edgar'ı birbirlerile tanıştırınca kadın gözlerini ışıklandıran bir gülüşle: Davetsiz gelmem biçimsiz değil mi? demışti, siz yalnız Janet'i çağırmış tınız.. Fakat korkmayınız, hemen şimdi gideceğim.. Bir randevum var. Konuşurken genc adamı tepeden tır nağa kadar süzüyordu: Siyah çizgili bir kostüm, tertemiz beyaz gomlek, gri kravat ve bir plâj kadar muntazam, pürüz süz, geniş bir alın. Edgar, öyle bir vaziyette oturmuştu ki tam karşısına baktığı zaman palmiye saksısını, sola dönünce kadını, sağa dö nünce kızı görüyordu. Bir müddet başım iki tarafa da çevirdikten sonra solda karar kıldı. Kadının olgun, gösterişli güzelliği karşısında şaşırmış gibiydi. Şık kadın bu alâkanın farkma va rarak, muza benziyen sesinin en tatlı ahengile konuşuyordu: Ne tarafta oturuyorsunuz, Mr. Gregg, Munhatten civarında öyle mi, Newyork'un en güzel mahallesidir. Doğrusu tabiat sahibisiniz. Hem orada çok iyi pansiyonlar vardır. Pansiyon hayatı hakkında birçok şeyler anlatıyor, genc adamm alâkadar ol duğunu gördükçe onu oyalıyacak mevzular bulup söylüyordu. Likörler çoktan bittiği halde gitmeğe niyeti yoktu. Kız sessiz ve silik, oturuyordu. Ni hayet birşey söylemiş olmak için: Royal Theater'daki piyes çok güzeldi, Edgar, gördünüz mü? dedi. Edgar piyesi görmüştü. Fakat ona söz bırakmadan kadın mevzuu kaptı: Janet beğendi amma benim hoşu ma gitmedi.. O, çocuk, tabiî böyle ha yalî parçalardan hoşlanıyor. Doğrusunu isterseniz, ben tiyatroya gülmek için gi denlerdenim.. Meselâ operetler.. Siz, irr timal, dramdan hoşlanırsınız. Genc adam tasdik etti. Kadm şimdi, kulaktan kaptığı malÛMakU, nMfkur dramlardan bahsediyordu. Sözünü biti rirken, güzelliğinf esrarlı bir tavırla: Hergünkü hayatımız da bir dramdan başka birşey midir sanki, diyordu, tiyatroya lüzum mu var? Ben zaten bütün günlerime benzemediği için, şen pi yesleri severim. Edgar dramı müdafaa ediyordu. Karşılannda somurtan genc kızı adeta unu tarak hararetli bir münakaşaya giriştiler. Kadın, delikanlının uzattığı tabakadan yumuşak bir sigara seçerken: Oo, bu bahis fena!. Sizinle hiç anlaşamıyacağız, diyordu. Halbuki gayet iyi anlaşmışlardı. Genc adamm uzattığı kibritin ışığında karşılaşan gözleri bunu açıkça anlatıyordu. Bir saat evvel tanıştıkları halde dost oluvermişlerdi. Sofrada yegâne yabancı, genc kızdı. O da bunu hissederek muztaribdi.. Her zamanki gibi.. Ne za^ıan bir lâkırdı edecek olsa, annesi sözü kapardı. Son bir ümidle söze kanştı: Anne, Fredi sizi bekliyecekti. Kadm lâkayd: Bef buçuk, altı saatleri, kahvehane * ı en kalbahk zamanlarıydı. Beyaz dekoltuklara yaslanan mavi tilki pele li, süslii kadınlar, (cockteil) lerini dum yudum içerek, siyah esvablannın kasında birer beyaz karanfil takılı, : gözlüklü şık erkeklerle konuşurken, taraftan da masaların arasında dola•ak kitar, mandolin çalan Küba'lı kızın manidar şarkılannı dinliyorlar, uçı argente ince parmaklarile kitann tel* inden fışkıran aşk türkülerine tempo uyorlardı. Küba'lı esmer kızlar îngi millî havalanndan en romantik ada 'külerine kadar birçok şeyler çaldık ı sonra, çalgılarından, akord eder gihafıf tımbırtılar çıkararak masadan ısya dolaşıyor, para topluyorlardı. Bu Dar kazinoda pek çok içki içildiği halhiç sarhoş olan gorülmezdi.. Fazla gbet görmesinin başlıca sebebi de herlde buydu. îri yapraklı palmiye saksısı ile mermer tunun arasına tesadüf eden masada o r yaşlı bir kadınla genc bir kız oturu ırdu. Kadının tırnakları kıpkırmızı el rinin üstündeki damarlardan ve kalçarının fazlaca kalınlaşmış olmasından ışka, kızla aralanndaki yaş farkını beleden birşey yoktu. Kızın yüzünde gü1 kadına bcnziyen bazı hatlar vardı, kat daha ziyade başka birine benzediaşikârdı. Meseleâ, kadına yalnız bur ı değil, ağzı ve çenesi de benzesey , belki güzel, hiç olmazsa sevimli de sbilirdi. Halbuki zavalhnın tıpkı bir kek gibi kuru, ciddî, sert bir ağzı, açık ırçuni, manasız gözleri vardı. Kıyafeti î acayibdi. Yüzüne yakışmıyan, demos bir şapka ve hergün sokakta yüzlerce ine tesadüf edilen bir manto giymişti. Halbuki, kendine mahsus saç tarayışı, ıpka giyişi, kısa kürkü ile, kadın bütün Jzleri çekiyordu. "Şık kadının sesi, kızm gözlerini, ö Sndeki likör kadehinin zeytunî panltılandan ayırdı. O, gelir gelmez ben gideceğim.. jşdi ile randevum var, beni yemeğe daet'ediyor, diyordu. Seslerin maddî bir tadı olsaydı, bu adlnm sesi olgun bir muza benziyor deilebilirdi. Sanki, gelecek ayın (Vogue) ıecmuaMndan canlanmış bir modeldi. Mgurymuz sesile devam etti: 'Arkadaşın da seni yemege götü şam yemeğini beraber yiyecekniz, değil mi? Kızın sesi de gorünüşü kadar mana • >zdı: Beni yemege davet etmedi ki, salece, burada buluşup bir (cockteil) iç * ıeğe karar verdikti. Hoşuna gidersen elbette seni ye leğe davet eder. Hani, mektebde yalnız imya öğreteceklerine biraz da yaşamaL ögretseler hiç fena olmıyacak. Biraz ıuamele bilecektin. Bir erkekle nasıl onuşulur, nasıl onun alâkası celbedilir. Jir mecliste nasıl hareket etmelidir. Haerin yok. Mektebde öğretiyorlar. Haftada ci gece toplanhlar yapılıyor. Dans et • legi öğrendim. Tango yapıyorum. Kızlarla değil mi? Pek hoş doğruu! Sen dam değil kavalye oluyorsundur lerhalde. Bak gülüyorsun, nasıl bildim.. ^linde kadmlıktan fazla erkeklik var. Kadm acı acı güldü. Sesinde biraz da ;urur ve alay vardı: îşte bunun için hiç erkek arkada* ın yok. Kızımın, erkeklere manasız, caibesiz görünmesi beni öldürür. Bazan .eşke diyorum, mektebe göndermeyip te r anımda büyütseydim.. Ben senin yaşırr la iken.. >• îçini çekti. Güzel dudaklan sarktı. Şimdi, burada Edgar isminde bir nekteb arkadaşınla buluşacağını söylü rorsun. Fakat kimdir, nedir, içtimaî va:iyeti nasıldır, paraca ne haldedir? Ha>erin yok. Kız isyan etti: Anne, çok tuhaf söylüyorsunuz. D benim mekteb ve fikir arkadaşım.. Parasmdan bana ne? Babası kim olursa )lsun neme lâzım!. Kadının sesi gittikçe daha öfkeli çıkırordu: Senin bu halin babanın hoşuna giJiyor sanıyorsan aldanıyorsun. Kızmın :vde kalmasmdan o da hoşlanmaz. Sana saç defadır söylüyorum, bir erkekle carşılaştığın vakit onu alâkadar edecek •nevzular bulmalı, yerkıe göre neş'eli ve konuşkan, durgun ve dinleyici olmasmı Dİlmelisin... Ahbablarımm arasında mahcubiyetten yerin dibine geçiyorum.. Benim kızım böyle olsun. Hayret ya nü. ((Türklerin haklı isteğini yerine getirelim!)) Çiçek şeklinde yapılan bir saat RADYO Bu aksamki program j ISTANBUL: 12,30 plâkla Türk musikisi 12,50 havadis 13.05 plâkla hafif muzık 13,2514,00 muhtelif plâk neşrıyatı 17,00 inkılâb dersleri, Universiteden naklen. Mahmud Esad Bozkurt tarafından 18,30 plâkla dans musikisi 19,30 çocuklara masal: I. Galib tarafından 20 00 Rıfat ve arkadaşları tarafından Turk musikisi ve halk şarkıları 20,30 Safiye ve arkadasları tarafından Turk musikisi ve halk şarkıları 21,00 saat ayarı, Şehir Tiyatrosu dram kısmı tarafından bir temsil 22 00 Ajans ve Borsa haberleri ve ertesi gunün programı22,30 plâkla sololar 23,00 son. VİYANA: 17,05 hafif musıki 18 konser 18,45 keman ve piyano konseri 19.10 Tirol şarkıları 19,10 konserın devamı 20 havadis 20.40 konferans 21 orkestra 22 opera 23,30 dans musikisi. BERLİN: 19,10 hafif musiki 20 Ştuttgarftan naklen konser 21,10 orkestra 22 bale 23 havadls 23,30 dans musikisi. PEŞTE: 18,30 Çigan orkestrası 19 konser 23 Çigan orkestrasmın devamı 24,10 dans musikisi. BUKREŞ: 19,10 gramofon plâğı 19 50 konuşma 20,10 şarkı 21 konser 21,50 senfonik konser. LONDRA: 17 hafif musiki 20 havadis 20,20 konser 22 konserin devamı 23 havadis 23,30 dans musikisi. PARİS: 18.45 gramoftm plâğı 19 şarkı 20 oda orkestrası 21 konser 22 havadis 23,30 senfonik orkestra. ROMA: 19 kadmlar saati 19,50 konser 20.20 yabancı dıllerde havadis 20,45 temsil 22 opera 23 dans musikisi. [Ba$tara1ı 1 inci sahifede\ çin çok büyük ehemmiyeti haiz olan bir meseleyi müzakere edecektir. Bu, Fransız Suriye muahedesinin akdi üzerine, iki devlet arasında, îskenderun ve An takya vilâyetleri hakkında tahaddüs e den ihtilâftır. Dünyanm en zengin kı sımlanndan biri olan Antakya, Kilikyanın, İskenderun körfezine doğru tabiî bir imtidadıdır ve Kilikya gibi, Sancak ta, hemen tamamen Türklerle meskundur. (300,000 nüfusun 250,000 i Türktür) 10 teşrinievvel 1921 tarihinde, Ankarada, Türk vatanperverlerile Fransızlar arasındaki mücadeleye nihayet veren bir Türk Fransız anlaşması imza edilmişti. Bu çiçek göbeği Viyana yakınında Baden kasabasındaki zenginlerden bırının Fransızlar, Kilikyadaki askerî vaziyet malikânesindeki bahçededir. Resimde pekâlâ gördüğünüz veçhile bir saati tanzir lerinin gitgide daha nazikleştiğini göre etmektedir. Yalnız altında makinesi olmadığı cihetle akreble, yelkovan ancak rek, sırf Ingilizlerin menfaati namına a bahçivanlar tarafından hareket ettirilerek işletilmektedir. tılmış oldukları maceraya bir nihayet vermek zamanının geldiğini idrak edi yorlardı. Diğer taraftan, Kamâlistler, Türk milletinin muhyisi olması mu kadder buhınan Atatürk taraftarlan, bu muahedeyi kabul etmek suretile, en son önümüzdeki Perçembe akşamı düşmanlan olan Yunanistanla Ingiltereye karşı, îstiklâl Harbini muzafferane neticelendirmeğe muvaffak olmuşlardı. Maamafıh, Ankara anlaşması, Fransa ile Türkiye arasındaki hüsnü münasebet bağlarmı kat'î ve munsifane bir şe kilde tekrar tesis etmek şöyle dursun, ati için, bugün iki memlekt arasında tahaddüs etmiş bulunan müessif ihtilâfı hazırlamış oluyordu. Atatürkün tarihî bir tabırine göre «kırk asırlık Türk toprağı» olan Sancak, Osmanlı împaratorluğun dan ayrılan Suriye ve Lübnan eyaletlerile birlikte, mandater Fransaya, bazı şartlar dahilinde terkedilmişti. Şimdi ise ihtilâf şöylece zuhur etmiş bulunuyor: Fransa, mandadan sarfınazar ederek Suriye ve Lübnanın istiklâlini tanıdı. Bu nun üzerine, Türkiye, o tarihe kadar, Fransız mandası çerçevesi dahilinde, geniş bir muhtariyete mazhar bulunan Sancağın akıbetini, haklı olarak düşünmeğe başladı. Fransa, 1921 teşrinievvelinde Ankarada ve 1923 temmuzunda Lozanda verilen vaidlere sadık kalark, Suriye ile yaptığı muahedede, Sancağın muhtariyetini kaydetmeği unutmadı. Suriyeye dahil bulunan bu Türk vilâyeti, tıpkı yem" devletin ihtiva ettiği diğer ekalliyetler gibi, idarî muhuriyetinden tamemen is tifadeye devam edecekti. Bu haber, Türklerin heyeçanını soı\ dereceye çıkardı. Nasıl olur da, Türkler, Suriyelilerin nüfuzu altında yaşıyabilirlerdi! Binaenaleyh, Türkiye, bu ihtilâfın, Fransız Suriye muahedesi tasdik edilmeden evvel, Milletler Cemiyetine havale edilmesini istemekte tereddüd etmedi. lsmet înönü, ayni nutukta, Türk mutalebatınm nelerden ibaret olduğunu bize açıkça anlatmış ve 921, 923 muahedelerile, hususî şartlar altında bırakılan İs kenderun ve Antakya mıntakasının tekâmül eden hadisat içinde istiklâle kavuşmasının istenildiğini söyliyerek: «Biz Cemiyeti Akvam prensiplerine bağlıyız. Cemiyeti Akvam mekanizması dahilinde, milletlerin, ciddî meseleleri müzakere edebileceklerine ve bu yoldan mes'ud neticelere varabileceklerine inanıyoruz» demiştir. Fransa dahi, Milletler Cemiyetine müracaat prensipine derin surette bağlı bulunduğundan, tezini Cenevrede izah etmeği kabul eylemiştir. Memleketimiz, Türklerin haklı isteklerine karşı ancak iktısadî sebeblerle itiraz edebilir. İskenderun Hmanı, zenginliğini Fransaya medyundur; binaenaleyh, oradaki menfaatlerimize hürmet edilmesi zaruridir. Diğer taraftan, İskenderun, şimalî Suriyenin tabiî limanıdır. Fakat bu iki şarta riayet edilmesi için, Sancağın Suriye hakimiyeti altma konulmasma ihtiyac yoktur. Umid edelim ki, iki dost millet bir anlaşma husulünü kolayca temin edecekler ve aralanndaki mükemmel münasebatı bu anlaşma sayesinde kat'ileştirerek dünya sulhuna büyük bir hizmette bulunacaklardır.» bur oldum. Aynayı çantasına koyarak kızına iğildi: Çocuk.. Sen ne sandın! Yoksa.. Ah seni bebek.. Ben hep senin konuşmanı, kendini göstermeni istediğkn hal de.. Şimdi sırf senin hatırın için onunla yemek yemege katlanacağım. Kız, ağır ağır başını kaldırdı. Ah, size inanabilseydim. Sustu. Edgar yanlarına gelmiş, hazır mısmız, diye soruyordu. Kadm şen bir tavırla ayağa kalktı: Hazırız Mr. Gregg, dedi, amma Mr. Gregg pek resmî kaçıyor. Size Edgar diyeceğim.. Yahud Edi, bu hoş işte, değil mi Edi? Kürkünün yakasını kaldırdı, erkeğin koluna girerek yürüdü. Genc kız da arkalarından sürüklendi. îngilizceden çeviren: HELEK ve SAKARYA sinemalarında birden Hiçbir filim ile mukayese edilemiyen ZİEGFELD YILDIZLAR KRALI filminin ilk iraesi münasebetile r B Ü Y Ü K Baç rollerde: G A L A NÖBETÇİ ECZANELER W İ L İ A M P0 WE L L MİRNA LOY LUİSE RAİNER 50 yıldız 300 çüzel kız Bütün tenorların en muhteşemi olmak, bir vefkalâdeliktir. Fakat. BENJAMİNO En GİGLPnin son filmi olan SAADETÎM SENSİN (Du bist mein Flueck) şaheseri ise; büyük bir hâdise olacaktır Bu gece nöbetçi olan eczaneler şunlardır: Istanbul cihetindekiler: Aksarayda (Şeref), Alemdarda (Esad), Bakırköyünde (Hilâl), Beyazıdda (Asador Vahram), Eminonunde (Salıh Necatı), Fenerde (Husameddm). Karagumrukte (Kemal), Kuçükpazarda (Necati), Samatyada (Teofılos), Şehremınınde (A. Hamdi), Şehzadebaşında (Hamdi). Beyoğlu cihetindekiler: Galatada (Yiçopulo), Hasköyde (Barbut), Kasımpasada (Vasıf), Merkez nahı yede (Matkoviç), (Vinıkopulo), şişlide (Pertev), Taksımde (Kemal Rebul). Üsküdar, Kadıkoy ve Adalardakiler: Büyükadada (Şinasi), Heybehde (Ta nas), Kadıkoy, Muvakkithanede (Saadei), Kadıkoy, Soğudluçeşmede (Hulusi Osman),' Üskudar, îskeîebkşında (Merkez). Ş I K Sineması YILDIZ sinemasında FREDERİC MARCH Fransızca sözlü Filminde takdir alkışlarını Bas rolde: POLA NEGRİ toplamaktadır. Cidden görülecek bir filim Bu iki güzel filmi tenzilâtlı fiatlarla göreceksiniz. Şık sinemada duhuliye 20 Kr. | Yıldız sinemasında duhuliye 30 Kr. MAZURKA Senenin en büyük muvaffakiyeti Muannid bir cıld hastalığından beni süratle kurtaran Bursamn değerli doktorlarmdan birinci smıf mütehassıs, emekli albay Nihad Zorluya alenen te şekkürü bir borç bilirim. Cumhuriyet Bursa muhabiri Musa Ataş ""• Teşekkür ÖLÜM PERİSİ Teşekkür Uzun müddettenberi müptelâ oldu ğum mide hastalığımın teşhıs ve teda visinde gösterdikleri hazakat ve yüksek ıhtimamla beni uzun seneler çektığım ıstırabdan kurtaran Haydarpaşa Nü mune hastanesi daMliye mütehassısı Dr. General Tevfik Sağlamla operatör Bay Feridun Şevket ve Sertabib Bay Dr. Kâzım ve hastane doktorları Bayan Müfide Kâzım ve Bayan îffet ve Bay Dr. Sadri, Sami, Müfid, Raufa ebedî minnettarlığımm ve kalbî şükranları mın alenen kendilerine arz ve iblâğmı muhterem gazetenizden rica ederim. Birinci Büyük Millet Meclisi azasmdan eski Rıze meb'usu M. Necati Memişoğlu HOR T L AK Pek yakında SÜMER SİNEMASINDA Ya, sahi, amma onunla yalnız yemek yemek çekilir mi ya, dedi. Birden gözleri parlıyarak ilâve etti: isterseniz hep beraber yiyelim, Fredi'yi de buluruz. Amma sizin Janetle başka plânlannız varsa... Ne dersin Beybi? Herkesin yanında kızına (Beybi) derdi.. îhtimal kendi yaşını küçültmek için... Genc adam hararetle kabul etti: Mükemmel! Bizim bir projemiz yoktu. Beraber iyi vakit geçiririz. Ve garsonun getirdiği hesabı görerek vestiyere gitti. Kadın çantasını açmış, boyasını taze liyordu. Birden kızına, baktı: Ne o, Beybi, ne oldu? Kız ağlamak üzereydi. Yüzünü kap lıyan asabî takalluslan gizlemek için dır daklannı ısmyordu: ' İhtimal elinizde olmıyarak, farkına varmadan yapıyorsunuz, dedi. • Farkma varmadan yaptığım nedir? Tuhafsın, Janet, bana teşekkür edecek yerde.. Ağlamak buhranı geçmişti. Size teşekkür mü, niçin? Kız bu bahsin pek çok tekerrür ettiği Niçin olacak, bu aksi adamla bu li anlatan bir bıkkınlıkla: kadar saat konuştuğum için. Ben olma Rica ederim, kavga etmiyelim, de saydım bilmem ki ne yapacaktınız? di. Biz yalnız çok konuşurduk... YaKısa bir sükuttan sonra kadm: ni ben konuşurdum... Siz... Hem onunla îhtimal kabahat bende, dedi. Ben konuşurken hiç te sıkılmışa benzemiyor çok fena bir anneyim. dunuz, bilâkis çok hoşlanmış gibi... Kız gülümsedi: Nezaket çocuğum, anlamıyor m r Siz harikulâde bir annesiniz. sun, sen konuşmadın, ne yapayım mec HORTLAK Göreceğiniz esrar ve dehşet filmi Sihramiz kuvvetindeki yüzük Esrarengiz ölüm Kan içen vampirler vesair müthiş sahneler... Süreyyada H A L K OPERET1 Pazartesi akşamı saat 21 de Zozo Dalmasm iştirakile Çarşamba gününden itibaren / \ L İ X . A ^ A K . Q3. M EL En son ve en glizel filmi BORIS KARLOF'un Yürüyen Ölü Büyük heyecan filmi başlıyor. PİPİÇA Biletler gişelerde satılmaktadır Salı akşamı AZAK sinemasında P İ P t Ç A 6 Ikinci kânun Çarşamba akşamı Dikkat! S A K A R Y A Sinemasında' M E L E K . Sinemasında VE ARKADASLARI Beşiktaş Kızılay menfaatine KONSER vereceklerdir. Bu koosere Konservatuvarm icra heyeti de iştirak edecektir. ( Follov the Fieet ) şeheserinin son günlerinden istirade ediniz. ilâveten : Renkli Mickey Mavs ve Paramount jurnal FİLOYU TAKİB EDELİM Binlerce seyirciyi coşturan dans kralı ve kraliçesi FRAiD ASTAiRE v e GiNGER ROGERS'in En son, en cazib, ve en güzel rilimleri MÜNİR NUREDDİN Yılbaşı hediyeleri keşidesi bu çarşamba akşamı yapılacaktır. ^^ Yerler numaralıdır. B M L 0 R E L H A R D I • ÇOCUK HIRSIZLARI ÖZÜ FİLİMLERİ» EN GÜZELİ 10 kısımlık kahkaha şaheseri TÜRKÇE SÖZLÜ I. TANOR
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle