Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
8 ile hala görülmeye değer bir doku. Tarihe meraklı olanlar için önerilebilecek bir başka yer de Antalya Müzesi. Müzenin kuruluşunun oldukça ilginç bir öyküsü var. Birinci Dünya Savaşı’nda Antalya’yı işgal eden İtalyanların, ören yerlerinden ele geçirdikleri arkeolojik değerleri İtalyan Konsolosluğu’na topladığını öğrenen Süleyman Fikri Bey’in, bu durumu engellemek üzere başlattığı girişimle kurulur müze. 1988 yılında Avrupa Konseyi Ödülü alan Antalya Müzesi, bugün Türkiye’nin en büyük ve zengin müzeleri arasında. Tanrılar, mozaik, mezar kültürleri, ikona, imparator, küçük eserler ve prehistorya gibi 13 teşhir salonu, çocuk bölümü ve açık hava galerisinden oluşan Antalya Müzesi, tarihe meraklı olanlar için görülmeden gidilmeyecek yerler arasında ilk sırada bulunuyor. Bir de Kaleiçi’ndeki Suna İnan Kıraç Müzesi özellikle görülmesi gerekenler arasında. Tarihten yola çıkıp, yola tarihle devam etmek isteyenlere, kent merkezine oldukça yakının antik kentleri önermek gerekir. Antalya’ya sadece 18 kilometre uzaklıktaki Perge Antik Kenti de bunların başında geliyor. Tiyatrosu, ünlü sütunlu caddesi, agorası, nekropolü ile geniş bir alana yayılan Perge’de, 1946’da başlayan kazılar hala devam ediyor. Yine kente 13 kilometre uzaklıktaki milattan önce 14. yüzyılda kurulan Sillyon görülebilir. Ancak 34 kilometre uzaktaki Milli Park alını içindeki Termesos hem tarihi yapıları, hem de doğal park yapısı ise öncelikli görülmesi gerekenler listesinde yer alıyor. Eğer kentte kalış sürenizi biraz uzun tutabilirseniz, Olimpos, Phaselis, Limyra, Arikanda, Noel Baba Kilisesi’nin de bulunduğu Demre, Kekova, Patara, Xanthos, Aspendos, Side ve Selinus’u da görmek gerekir. Tarihle vedalaşıp, kent merkezine dönen ve maviliklerle buluşmak isteyenleri, pırıl pırıl plajlar beklemekte. Şunu da söylemek gerekir ki, Antalya’da deniz, sonbaharda da rahatlıkla girilebilecek ısıda. “Yaz bitti, şimdi denize mi girilir, üşürüm” düşüncelerinden bir an önce uzaklaşın. Yaklaşık 1.5 kilometre uzunluğundaki, kum ve çakıl karışımı Konyaaltı Plajı’nın, ince kumlu, çam ormanlarıyla kaplı, Lara Plajı’nın, Karaalioğlu Parkı’nın aşağısındaki kayalık bir plaj olan Adalar Plajı’nın ve Mermerli Park’ın altındaki Mermerli Plajı’nın keyfini çıkarın. ?

