Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
KAPAK 5 ağaçlarla çevrili fakat çok merak uyandırıyor giriyorsunuz. Tahta sandalyeler ve sarıturuncu, minderler, yeşil taze çimen ve Akdeniz peyzajı gözünüzü okşuyor. Burası, “Mirador Cafe Bistro” yazıyor. Uçurumun kenarları çitle çevrili, duvarla örülü. Ama hemen önlerinde masalar, rahat koltuklar; Torosları, Konyaaltı plajı ve açık denizi alabildiğine seyretmek için yerleştirilmiş çimenlerin üzerine. Üstelik daha büyük kentlerde yaşayanlar için söylemek gerek, o atmosferde, yemeklere ödeyebileceğinizi düşündüğünüz rakamları, gönül rahatlığıyla aşağıya çekin. Burası, tam tamına 151 bin metrekare alana yayılmış büyük bir parkın başlangıç noktası aslında. İçeride daha bunun gibi, altı restoran, üç kafeterya, iki kır kahvesi, bir çay bahçesi, bir spor kafeterya ve üç büfe var. İlerledikçe göreceksiniz, uzun yürüyüş parkurlarından geçerken, muz mu portakal mı, mandalina dut incir mi, iğde mi, nar, zeytin mi, ıhlamur karabiber mi, çam köknar söğüt çınar mı, palmiye mi, kauçuk mu, “bergamon” mu, manolya mı, orkide mi. Ağaçların altından geçerken aldığınız koku az ötede diğerine karışıyor. Burası doğal tütsü adası. Tahta ok işaretleri, yeni yeni adresler gösteriyor. Kulağınıza ulaşan bir çello ve bir flüt sesi, birden adımlarınızı hızlandırıyor, müziğin geldiği yöne doğru. Küçük bir patikanın ardından vardığınız yer, “Order Cafe Bistro”. Şimdi pazar günü bir sabah kahvaltısında ya da çarşamba günü bir akşam yemeğindesiniz. Türküler dahil, sevdiğiniz tüm parçalar, akılda kalmış bütün ezgiler, bir bir kulağınıza geliyorken, siz simdi güneşlikleri bazen yerinden sarsan ekim rüzgarlarına ve açık denize karşı, havayı derinden soluyorsunuz. Bu parkta bırakın mekan değiştirmeyi, bir masadan öbür masaya geçseniz bile, perspektifinizin algısı birden bire değişiyor. Önünüzde başka bir manzara açılıyor. Sanki yeni gelmiş gibi masalar, restoranlar arasında dolaşmaya devam ediyorsunuz. Bir kafeteryanın adı İstanbul’dan tanıdık geliyor, “Aşiyan Cafe”. Nargile kokuları yükseliyor buradan, dumanı görüyorsunuz. Tavla oynayanlar var, okey oynayanlar. Vaktiniz varsa bir kaç el için, gençliğinizin hatırına. Romantik bir akşam planlıyorsunuz diyelim, biraz daha ileride “Vedat Bey” restoran gözünüze çarpıyor. İlerde Kaleiçi’nin ışıkları yanıyor. Yalnızca tek başına bir Kaleiçi tatili bile planlanabilir bize göre. Nasıl Safranbolu’yu planlıyoruz. Daha da sıkıştırılmış, bir eski kent burası, şimdi restorasyonlarıyla bütün gençliğiyle karşınızda duruyor. Burası tek başına başka bir yazı konusu. Biz hemen üzerindeki Karaalioğlu Parkı’nın ışıklı Antalya manzarasını alıp da Lara’ya doğru uzanalım. Manavoğlu Parkı. Kent içinde turistken, adını sık duymayacağınız bir başka park burası. Peyzajı öyle yapılmış ki içeriye ilk girdiğinizde, cennete girdi ğinizi düşündürüyor neredeyse. Öğrendik, 28 bin metrekare alan üzerine kurulu bir park. Tıpkı Atatürk Parkı gibi, güzel yedi restoran ve kafeterya var burada da.Yolun ilk götürdüğü yer “The Room Sunset”, “romantizm”i daha karşıdan bembeyaz masa ve sandalyeleriyle karşınıza getiriyor. Söğüt ağaçlarının salkımları masalara uzanıyor. Konyaaltı’na ve Kaleiçi’ne öbür yandan bakıyorsunuz burada. Dağlarınız, sizinle geldi. Bu kez size paralel uzanıyor, daha mor görünüyorlar. Masadan masaya, manzaraları bitiremiyorsunuz.

