Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
EGE’NİN İMBATI Serdar Kızık serdarkizik?cumhuriyet.com.tr KAZDAĞI’NIN GÜZELLERİ Yeniden değinerek sıkacağımı sanmam, o nedenle Kazdağı’nda yola devam. Çünkü: Bu coğrafyanın özellikleri, kıymeti saymakla, anlatmakla bitmez... Önceki yazımızda “Kazdağı’nın Katilleri”ne değinmiştik, bu kez tanıdığımız kadarıyla “güzelleri”nden söz edelim. Bu güzelim coğrafyayı, başta altıncılar olmak üzere madencilere peşkeş çekenlerin gelecek 25 yıllık planlamada “düşük yoğunluklu ekokültür turizm bölgesi” ilan ettiklerini, bunun ne yaman bir çelişki olduğunu bir kez daha vurgulayalım. Ve buradan seslenelim: “Ey Kazdağı’nın eteklerinde, güzelim körfezin serinliklerinde, enfes zeytinyağını üreten, çeşit çeşit otlarının tadına bakan, balıklarından, çiçeğinden yararlanan, eşsiz ve olağanüstü havasını soluyan, kentlisi, kasabalısı ve köylüsü, yerlisi ve tatilcisi, zengini ve fakiri, genci ve yaşlısı yurttaşlar.... Bölgenize sahip çıkın. Havanızın, suyunuzun, toprağınızın, derelerinizin zehirlenmesine izin vermeyin. Doğa ve insanlık adına mücadele edenlere destek verin, elinizi taşın altına sokun” Şimdi burada bir yandan bölgenin yapısına uygun ekokültür turizmi yapan, diğer yandan Kazdağı’nın değerlerini korumaya çalışan arkadaşlardan söz edelim, belki örnek olur diye. Edremit Körfezi’ni kucaklayan Atatepe’den başlayalım. Tarihi yapısı korunmuş, yıkılan taş binaları ayağa kaldırılmış bu olağanüstü köyde Kimya Mühendisi Şükran ile Eczacı Muzaffer Bayraktar çifti, 1994 yılında eşsiz bir konak olan Hünnap Han’ı onarmışlar. Sonra “kent yorgun”larına sıra dışı bir dinlence için Taş Ev’i, ardından da “Palmiyeli Ev”i devreye sokmuşlar. Muzaffer Bey yörenin en sıkı korumacılarından. Uluslararası yabancı şirketlere karşı bayrak açmış ülkesi için, doğa ve insan bozulmasın diye büyük bir çaba gösteriyor. Bir yandan da hukuk mücadelesi için belge topluyor. Yine Kazdağı’nın yamacında Manastırhan’ı işleten Mehmet Manilboğa. O da doğaya ve insana saygılı bir tesis kurmuş, bugün kuruyan Manastır Deresi’nin kıyısına. Mehmet Bey’in canı sıkılıyor derenin kurumasına, dağlardaki madenci işgaline. Körfezdeki çevre mücadelesine sıkı omuz veriyor bundan ötürü. Semaİskender Azatoğlu’nun Çamlıbel’deki İdaköy Çiftlik Evi, doğanın içinde örnek bir işletme. Hatta bir kültür merkezi. Emekli felsefe öğretmeni Sema Hanım, hukukçu İskender Bey, temiz havayı solumak, tanrıçaların ve tanrıların gezindiği yeşil vadilerde yürümek, konuklarına Sutüven, Emine ile Hasan, Sarıkız ve Paris’in söylencelerini anlatmak, için kurmuşlar “aile evi”ni. Küçükköy’ün sırtındaki Yeşilyurt’ta da benzer bir yaklaşım Öngen’in işletmesici Avukat Mehmet Öngen’den. Doğduğu köyde tarihe ve insana saygıyı esas alıp, geleneksel değerlere bağlı kalarak oluşturduğu işletmesi yiyeceğinden içeceğine doğallık esasına bağlı. Öngen hukukçu kimliğiyle çevre mücadelesini destekliyor. Ören’de, siyanürle altın üretimine karşı mücadele eden, işletmesi Orient’te böcekler bile ölmesin diye ilaç kullanmayan turizmci Birsel Lemke’yi de unutmayalım. Doğa savaşçısı Zeytinci Murat Narin’in de kulaklarını çınlatalım bu arada. Bu mücadeleye destek vermeye ne dersiniz?

