30 Ağustos 2025 Cumartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

Bir Rönesans insanı: Sait Maden! it White’ın şu sözü günlerdir zihnimde dönüp akşam/ gölgesinde uzayıp giden/ duruyor: “Bir fikir ancak uygulandığı kadar bu ıssız ovalar, sarı gök,/ uzun K iyidir.” karga sürüleriyle/ bir baştan Yaratıcılığın uygulama alanlarında söz ve çizgi başat bir başa yırtılmış/ sessizlikler: öğedir. Ama her şeyden öte bunu harekete geçiren, anamın yüzü;/ bu namaz kıldığı devindirip eylemselleştiren sanatçı yaratıcı tözünü var seccade/ bir ömür boyunca ederken aldığı eğitimle bakış açısını geliştiren, ortaya ninemin,/ güneyden kuzeye,/ yeni şeyler koyan bir “usta”dır artık. doğudan batıya düş ilmikleriyle,/ Geçirdiği aşamalar bilinir ki çıraklıktan bura varan bir kan nakışlarıyla dokunmuş/ kutsal yolculuktur. yaygı: anamın yüzü,/ boş göklerin White’ın o sözünün devamında şunları okuyorum: dilsizliğinde/ sallanırken insanla “Anlatım aracınıza hâkim olmanız önemlidir. Kötü Tanrı/ arasında parıldayan giz/ yapılmış bir çalışmayla iyi bir fikir mahvedilebilir ya da aman vermez bir kılıç gibi;/ onun içler acısı uygulamanın kendisini konu yapabilirsiniz. yüzü hep: taştan taşa/ çağıldayıp Fazla incelikli bir teknikle içeriksizliğin üzerine örtebilir ya çevrinip giden/ kör suların yer yer da imgeyi boğabilirsiniz. Unutmayın ki pürüz ve hatalarında oyduğu,/ çalıların, böğürtlenlerin,/ anlatımda bir yeri vardır. Ancak tekniğinde ustalaşmış biri dikenlerin yol yol çizdiği/ karanlık onu ayarında kullanabilir.” (*) yüz, derin ıssızlık…” (**) Onun bu sözleri sanırım bir YAYIN DÜNYAMIZDAKİ KAPAK okulda öğrenebileceklerinizden kat kat üstündür. Ora- TASARIMLARI da daha söylemedikleri vardı: Mitoloji bilgisi, tarih, Beni bunları düşünmeye, okumaya yönelten grafik sanatı üzerine çalışmaları, kendine özgü sözlük- yayın dünyamızdaki kapak tasarımları oldu. Bu da çesi şiirine toz kondurmayacak kadar vardı. ister istemez Sait Maden’in (1931 / 2013) sanatsal O nedenle Çekirdek Yayınları’nı kurmuş, kendi yaratımının gerçekliğine götürdü beni. “tasarım atölyesi”nde o ince işçiliğiyle, kendi yarattığı Kitabı bir nesne olarak ele aldığımızda, her kaligrafik harflerle tasarladığı kapakları ve kitaplarını şeyiyle iyi tasarlanması gereken bir “ürün”dür bir bir yayımlamaya başlamıştı. eninde sonunda. Bunu kuşkusuz içeriğinden ayrı Dokunduğu her şeyi güle çeviren bir incelik anıtıydı düşünemeyiz. Ama dolaşıma girdiği mecrayı da bir Sait Maden benim gözümde. Yolculuklar yaptık, satış arenası olarak göz önünde tutacak olursak ürün / doğada yürüyüşlere çıktık, karşılıkla şiirini konuştuk. nesne kitabın da albenili olması kaçınılmazdır. Kendini anlatmayı pek sevmese de aylarca her Bu da ilkten kitabın kapak tasarımıyla başlar: Ön cuma buluşma yerlerimizde (Koço, Sirkeci Garı, / arka / sırt tasarımı. İyi bir tasarımcının elinde kitap Gazeteciler Cemiyeti) şiirinin kaynaklarından, göze gelen bir ürün olarak karşımıza çıkar, üstelik yaşamından konuştuk. içeriğine ilişkin de birtakım ipuçları verir. Evet, ıssız bir nehri anlatan konuşmalardı aramızda Yetmişin üzerinde kitabı yayımlanmış biri olarak geçenler. Ne çok şey biriktirdiğini gördüm. bugüne kadar hiçbir kitabımın tasarımından yeterince Fazıl Hüsnü Dağlarca’dan Tomris Uyar’a, Orhan hoşnut olduğumu söyleyemem. Nedenine gelince Kemal’den Selim İleri’ye, Fethi Naci’den Memet Fuat’a duyumsal incelik, buluşturan birikimin, insanı ve dünyayı bunun yayınevinin işinin olduğu, burada yazara çok az saymakla bitiremeyeceğiniz edebiyat sanat insanları, anlama bilinci… Onun yaşamının en küçük zerresinde, ve söz düştüğünü bilmemdendir. yayınevleri, matbaalar, reklam ajansları... Dergiler… sözünde, şiirinin burcunda, her bir tasarımında kendini Gelin görün ki yayınevlerinin çoğu, özel bir tasarımcıyla Soyut’la başlayabiliriz bunları da saymaya. gösterenlerdi. çalışmadığı için bu işi de bir rutin çalışma gördüğünden BABIALİ’NİN HAFIZASI SAİT MADEN! kendi yayınevinin bir “marka” kılabilecek tasarımdan uzak BİR YAŞAM/A SİMYACISIYDI! Sait Maden aynı zamanda “Babıali’nin hafızası”ydı. dururlar. Deyim yerindeyse işi ucuza kapatmak! Yani Sait Maden, bir yaşam/a simyacısıydı. Onunla Eğer bir harita çizmek istersek 1950’lerden bugüne, kadrolu bir “eleman”a yaptırmak! söze başladığınızda dünyanın dilini öğrenmeye hazır bunun en orta yerinde Sait Maden olmalıdır. Öyle özgün tasarım, içerik bütünlüğü, yazar kimliği çok olurdunuz. Bütün o yapıp ettiklerinin yanı sıra, asıl şiirini Gene sözü şiirine getirecek olursam: Şiir geleneğimizin da umurlarında değildir. Basmakalıp bir mantıkla, göz konuşmak gerektiğini düşünürüm hep. yordamıyla “oldu” bakışıyla karar verilir geçilir. bütün akımlarını içinde barındıran bir şiir yatağı Bir gün, kendisiyle, daha geçen gün kapılarını kapatan geliştirmiştir Sait Maden. Kuşaksız şairler arasına katarım Sirkeci Gar Lokantası’nda her cuma buluşmalarımızın birinde DÜNYANIN EN ZARİF, EN İYİ KİTAP onun şairliğini, şiirlerini. Tıpkı Behçet Necatigil, Fazıl konuşurken, şunu anlatmıştı söz şiirden açılmışken: TASARIMCISIYDI! Hüsnü Dağlarca gibi. “Feridun” demişti, “Benim şiirimi farklı kılan nedir Sait Maden’i keşfettiğimde 18, onunla tanıştığımda Kendi sesi, sözü, iklimi, coğrafyası olan bir şairdir Sait bilir misin? Ben bir ressamım, grafikerim, hattatım, 20 yaşındaydım. Cağaloğlu Yokuşu’ndaki Ankara Maden. Eminim ki, yarın daha çok okunacak, anlaşılacak, tasarımcıyım, kaligrafım; aynı zamanda divan şiirini iyi Han’ın 4. katındaki 404 numaralı çalışma ofisine adım yeni şiir yolumuzu besleyecek bir şair Sait Maden. bilen biriyim. attığımda dünyanın en zarif, en iyi kitap tasarımcısıyla Buyurun, ondan bir söz demeti daha: Çorum’da lisede öğrenciyken Baudelaire’in Kötülük karşılaşacağımı keşfedecektim. “Bin yüzlü bir mücevherin ardında gizlenen/ bin yüzlü Çiçekleri’ni çevirebilmek için Fransızca öğrenmeye Abartısız 10 binin üzerinde kitap kapağı tasarlamış tanrı! hep bizi süzmekte her gözün/ bin kollu şamdanıyla başladım, Lorca’yı çevirebilmek için İspanyolca öğrendim, dergi, broşür, katalog, logo için emek vermiş biriydi tutuşmuş güneş gibi,/ şimşekler at sürer gibi sonsuz Mayakovski için Rusçamı geliştirdim. Sait Maden. 1975’ten 2013’e kadar hep yanında oldum, bir aynada./ Her perdeden silindi parıltınla gölgemiz.” Doğaya tutkunum, ağaçları, çiçekleri bilirim, iyi şiirlerini, çevirilerini okudum, tasarladıklarının tanığı (“Gözaltı”) yemek yapmayı da, yolculukları da. Ve Türkçeme toz oldum. Benim için adeta bir “okul” gibiydi Sait Maden. Evet, Sait Maden, bir rönesans insanıydı. Asıl söze kondurmam. Her yeni yazdığı şiirin, çizip tasarladığı bir kitabın, sanırım oradan başlayıp onu anlatmalı. n çevirdiği bir şiirin tanığı olmak, onunla yolculuklara Şimdi tüm bunlardan yolu geçen bir şairin şiiri elbette (*) Sanat Okulunda Öğrenilecek 101 Şey, Kit White, çıkmak, doğayı keşfetmek, ağaçların dilini konuşmak, farklı olacaktır, başkalarına benzemeyecektir.” Çeviren: Volkan Atmaca, YEM Yayınları, 224 s., 2013. çiçeklerin sırrını keşfetmek, sonra, bir sohbet sofrasına O gün, hiç unutmam, benim de çok sevdiğim bir şiirini okurken gözpınarları dolmuştu: ayrılan zamanın akkor misali bir zaman olduğunu (**) Bütün Şiirleri, Sait Maden, Everest Yayınları, ondan öğrenmek... Sezgisel bakış, çizginin zarafeti, “Bu topraklar anamın yüzü…/ Sabah aydınlığında, 544 s., 2025. 4 31 Temmuz 2025
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear