Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Dünyanın bütün şairlerinin,
geleceğin şairlerinin
çarpışmak zorunda oldukları
yaman bir rakip!
Andrey Voznesenski!
Şiirler yazılmaz - öyle oluşuverir/ duygular gibi ya da zamanla,/ Neysek oyuz işte. ‘Nesiniz?’ demezler mi?/ Sarsılırız,
günün batışı gibi./ Ruh - kör bir katılımcı./
döner başımız bir anda/ Bir araba son hızla yarışa kalkar
Yazmadım -öyle oluşuverdi. (1973).
gibi.// Kimsiniz? Diyelim bir yanlış yaşam,/ Alçıdan bir kalıp
İşin içinde elbette “Şair olmamak da var” der şair; ama şair yağmurluklu Venüs’e,/ Bir sığırcık, horoz türküleri dilinde,/ Ve
olunuyor işte. Pek çok şey şair olduruyor: mimarken şair olmuş bir adam.” (Çeviren: Mehmet H. Doğan, T.
Gönenç, İyi Şeyler, 1992)
“Şair olmamak da var/ ne ki, insan dayanamaz, anla,/ kapılarda
sıkışan/ ışık demetinin çığlığına” (1976)
Şiirlerini stadyumlarda, geniş salonlarda, kalabalıkların önünde
“Kimiz biz” diye soruyor, yanıtını da kendisi veriyor: okurken Voznesenski, insanın sorunlarını, toplumsal yaşamdaki
olumsuzlukları, siyasi baskıları, özgürlüklerin kısıtlanmasını,
“Kimiz biz? Sıradan mı, yüce mi?/ Yok öyle şey, şair kanı bilgin
kanı diye./ Dehâ kandır yeryüzünün dolanır gezegeni./ Bir dünyada olup bitenleri, yüreğin yakasına yapışan aşkı ve
şairsiniz siz ya da bir cüce.// Aşılanmışız zaman karşı yaşanan acıları ve daha neler neleri haykırıyordu!
USTASI BORIS PASTERNAK!
GÜLTEKİN EMRE
Mimar ve ressam olmak isterken de şiir yazar. Ama daha
çok resim yapar. Şiir, onda “buzlar altında akan bir nehir
za’nın şairi Andrey Voznesenski’yle (1933 /
gibi” akıyordur içinde.
2010) Berlin’de tanıştım. Kentin önemli sanat
İlk şiirini, çok sevdiği ve şiirlerinden etkilendiği Boris
O merkezlerinden Berlin Sanatlar Akademisi’ndeki
Pasternak’a yollar. Pasternak genç şaire şiirlerini öven
şiir okumasında, dilimize Mehmet H. Doğan ve Turgay
bir mektup yazar. Böylece Pasternak’tan hiç ayrılmaz,
Gönenç’in çevirdiği ve Ada Yayınları’nca Nisan 1981’de
onun şiirinden de kopmaz, hep izini sürer. Çünkü “tek
yayımlanan Oza kitabını imzalatırken şiirden konuştuk bir
ustası”dır Pasternak.
süre. Ve elbette Nâzım Hikmet’ten.
“Göğü okuyorum, bütün ruhumla dikkat kesilerek/
Bana kitabını imzaladı ve arka kapağa da adresini yazdı.
“Ben+Sen -yazısıyla dolu her yer/ Okuryazarlığı olmayan
Ama ne yazık ki görüşemedik, haberleşemedik, yazışamadık
mimarlar, güçlükleri yenerek/ göğe bir çarpı işareti
bir daha.
çizdiler.// ‘Doğan+bulut’ - yazısı var üstünde alanın/
ÇOK FARKLI BİR ŞİİR OKUYUŞU: Dağ+kent. Uzaklık-uzaklık/ +ağaran hüzün,/ +altın
GIRTLAKTAN, TEATRAL!
belirsizlik.// V. Ay+Güneş akşama doğrudur,/ buğdayların
İlk kez bir Rus şairinin çok farklı şiir okuyuşuna tanık
çizgisiyle altı çizilmiş olarak./ ‘Ben+Sen’ ufukta durur/
olmuştum. ‘gökyüzü+ben+aşk.’” (Göğü Okuyorum)
Gırtlaktan, teatral ve imgelere, dizelere göre değişip Onun şiir okuyuşuna tanık olmuş biri olarak Mayakovski
duran ses tonlarıyla izleyicileri büyüleyen Voznesenski’nin geleneğini sürdüren Voznesenski için şu yorum da
şiirlerinin etkileyiciliğine kapılmamak mümkün değildi.
dikkat çekici:
Daha sonra bütün şiirlerini hem Rusçasından hem de
“Rusya’da şairin ve halkın karşı karşıya gelmesi canlı
Almancasından okudum. bir görüntüdür. Özellikle Voznesenski, şiir okuma sanatını
Onun dirençli, eleştirel, insanı ve toplumsal sorunları adeta bir ayin haline getirmiştir.
ele alan şiirleri, sahnede şiir okurken duruşu sık sık aklıma Voznesenski’nin sahnede görünüşü ilk bakışta fazla
geliyor ve şiirlerini yeniden okuyorum. etkileyici değil: İncecik, dal gibi, beceriksizin birisi;
İkinci Dünya Savaşı’nın acılarını yaşamış bir toplumda
mikrofonun önünde, gırtlak kemiği bir aşağı bir yukarı
büyüyen Andrey Voznesenski, Pasternak’tan el almış bir şairdir.
oynayarak, kopan alkışın ve çığlıkların ağır yükünü taşımak
Onun şiirleriyle yetişirken bir yandan da Goya’nın ister gibi bacakları yana açılmış durur.
resimlerinden de etkilenmiştir. Biraz sonra güçlü, eğitilmiş bir sesle hemen hiç durmadan
Onun için “Goya’ım Ben” der, o unutulmaz şiirinde bir ya da iki saat ezberden şiir okur. Acemiliği kaybolur.
acılara bürünüp: ‘O güne kadar Rusya’da duyulmamış bir dilin su
“Göğü okuyorum, bütün ruhumla Goya’yım ben/ Çıplak
gibi akışına’ (Oza çevirisinin önsözünden) tanıklık eder
şunları söylüyor şair: “Benim şiirlerim bir günce gibidir. Bu
tarladan, düşmanın çelikten kalemiyle/ oyulmuş gözlerimin izleyiciler coşku, heyecan, sinirleri gerilmiş halde.”
günceye şair hissettiği, gördüğü, izlediği, eleştirdiği her şeyi
kraterleri/ Acıyım ben.// Şiirlerindeki ses etkileyicidir. Toplumsal eleştiriyi de yerli
yazar. Sevgiyi, aşkı, günlük hayatında etkilendiği olayları...
Diliyim ben/ savaşın, sönmeyen koru şehirlerin/ 1941 yerinde kullanır. Argo ve eleştiri aynı potada yer alır dilinde.
Tabii bu günlük yaşam içinde politika da size dokunur ve
yılında, korda/ Açlığım ben// Gırtlağıyım ben/ Gövdesi Yüksek sesli anlatımıyla da Mayakovski’ye bağlılığını
onları da yazarsınız.
tek başına bir meydanda/ bir çan gibi çalan/ asılmış bir sürdüren ustanın şiirlerinde “makineler, havaalanları,
Kulağa hitap eden şiirden çok, görsel şiir yazmaya
kadının/ Goya’yım ben// av partileri, beatnikler, zenciler, yollar, bisikletler, tutucu
başladım. Elit insan istiyordum. Şiir konuşan, tartışan,
Ey gazap üzümleri/ Savurmuşum küllerimi batıya/ eleştirmenler, dar kafalı politikacılar, dünyanın geleceğini teknik
anlayan insanlar yanımda olsun istedim.”
çağrısız konuğum!/ ve çakmışım yıldızları her şeyi gören/ ilerlemede bulan insan-sevmez bilim adamları vb.” yer alır.
unutmayan gökyüzüne/ çiviler gibi/ Goya’yım ben. (1959 / Ama onun şiirinde temel taşları insan ve sevgi, hep var Böylece daha güç, daha ayrıntılı, anlaşılması daha zor
Çeviren: Mehmet H. Doğan, T. Gönenç) olmuştur en insancıl en duygulu bir biçimde. Şiiri için şiirler yazar farklı bir atılım olarak.
>>
12 28 Ağustos 2025