29 Ağustos 2025 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

İnsanlığın yarısı kadının güzelliğini keşfe çıkan romancı: Ayla Kutlu! sorunu”nu destanlaştırdı. İnsanlığın yarısını oluşturan, ÖNER YAĞCI insanlık tarihinin başından beri kimilerinin dert ettiği kadınların çığlığıyla ilk çağlardan başlayarak kadının ÖZGÜRLEŞME, AYDINLANMA, İNSAN OLMA özgürleşme savaşımını bugüne bağlamayı başardı. DAVASININ YAZARI! Romanları ve öyküleriyle özgürleşme, Aydınlanma, YUNUS NADİ ÖYKÜ ÖDÜLLÜ insan olma davasını amansız yaralarla da olsa insanı ‘MEKRUH KADINLAR MEZARLIĞI’ zenginleştirerek, derinleştirerek sürdüren Ayla Kutlu’nun Aynı temayla tek tek kadınların yaşamöykülerinden (d. 14 Ağustos 1938) yazın serüveni, roman geleneğimizin damıttığı öykülerden oluşan Mekruh Kadınlar Mezarlığı diri ve bilinçli bir yazara kucak açtığının işareti olan (1995) adlı öykü kitabını sundu. Kaçış’la (1979) başlamıştı. Daha sonra romanlarında derinlemesine işlediği 12 Eylül’ün hemen öncesinde yayımlanmış olan Kafkaslardan Anadolu’ya göç olgusunun da yer aldığı, romanda, 1950’li yılların özgürlük arayışında çırpınan 1996 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan kitaptaki “Solgun aydınları görüyorduk. Bir Sarı Gül” adlı öyküsü 1998’de televizyon filmi oldu. Aşkla siyasetin iç içe aktarıldığı romanda bilinçlenme 1999’da Bir Göçmen Kuştu O romanının devamı olarak ve bilinçlenmenin gereğini yapanların karşılaşabilecekleri sunduğu Emir Bey’in Kızları’nda yine tarihe derinlemesine engeller, baskılar, çaresizlikler yaşanılan dönemin de ilişkileri içerisinde yaklaşırken Emir Bey ve ailesinin çözümlenmesi gereken gerçekliğiydi ve roman toplumsal dramını olanca gerçekliği, çarpıcılığı ile aktardı. nabzı tutan bir yapıt olarak doğmuştu. Zehir Zıkkım Hikâyeler (2001) aynı konuları, kadın, göç, Bir aileden yola çıkarak ülkede yaşanan çarpık çevre baskısı konularını işleyen öyküler toplamıydı. gelişmeyi irdeleyen, “küçük Amerika” düşlerinin 2006’da yaşamının ilk 22 yılını roman tadında yazdı: gönülleri süslemesinin ardından insani değerleri bir bir Zaman da Eskir. yok etmesi, yaşam biçimini hallaç pamuğu gibi atması ve Asi... Asi (2010) romanında, tarihiyle, kültürüyle, insan insanları savurmasını okuduğumuz, doğal olarak devamını çeşitliliğiyle özgün bir yerleşim yeri olan Antakya’da 100 yaşamımızda bire bir gördüğümüz Islak Güneş (1980), yıla yakın bir süre içinde yaşayan Antakyalı üç kuşağın Ayla Kutlu’nun ne yaptığını bilen, yanlış gidişe “Hayır” öyküsünü anlatırken hem kentin hem de ailenin yaşam ve deme cesaretini gösteren bir romancı olduğunu kanıtladı. tarih içindeki gelişimini, değişimini dönemin toplumsal ve Cadı Ağacı ve Tutsaklar (sonraki basımlarda insani ilişkileriyle aktardı. Ateş Üstünde Yürümek) romanları (1983) siyasal Çukurova Sanat Günleri, 2011’de “Çukurova Odülü”nü daralmışlığımızı genişleten, yaşamın yalnızca siyasetten Ayla Kutlu’ya verdi. Kendisinin, yakınlarının kaleminden ibaret olmadığı gerçekliğini vurgulayan ve siyaset içindeki yaşamı, sanatı, çok yönlü kişiliği hakkında bir belge, bir insanların mücadelesini sevecenlikle anlatarak umut verdi, deneme niteliğinde ödül kitabı yayımlandı: 5. Uluslararası coşku verdi. Çukurova Sanat Günleri, 2011. DARBELER, TOPLUM VE CİNSİYETLER ‘AYLA KUTLU EDEBİYATI’ ARASI EŞİTSİZLİK! Bey’in Osmanlı’nın son dönemlerinde “göç”le başlayan İlki 25-26 Mayıs 2011’de gerçekleşen “Kadın Yazarlar Bu romanlarında siyasal tarihimizin kesitlerini aktarırken ve Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan yaşamını aktardı: Bir Sempozyumu”nun ilk konuğu için Ayla Kutlu Edebiyatı adlı bir insan durumlarını, yaşanan travmaların, 12 Mart, 12 Eylül gibi Göçmen Kuştu O (1985). Yapıtında tarihsel bir panorama kitap sunuldu. darbelerin insanları nasıl etkilediğini öne çıkarmaya başladığı sunarken romanın kahramanı olan kadınları canlı birer kişilik 2016’da yayımlanan Yedinci Bayrak’ta bu kez Balkanlar’da, kadın sorunlarıyla birlikte aktarmayı başardı. olarak karşımıza çıkarmayı başardı. çocukluğundan başlayarak yaşlı bir kadın oluşuna kadar Cinsiyetler arası eşitsizlikten ve çevrenin baskısından Hasret’in yaşamını soluk soluğa izledik. ÖDÜLLER… ÖDÜLLER… bunalan bir kadının toplumsal çatışmalarla iç içe yaşamının asıl Rumeli’nin Osmanlı’dan kopuşu döneminde savaş ve katliam 1987’de çıkardığı Hoşça Kal Umut ile “Mülkiyeliler Birliği alındığı Cadı Ağacı, 1993’te televizyon filmi oldu. korkusuyla Saraybosna’nın varoşlarındaki evini bırakarak Rüştü Koray Ödülü”nü alan Ayla Kutlu, kendisinin de yoğun 1984’te Hüsnüyusuf Güzellemesi adlı kitabıyla çıktı kaçan bir başka “göçmen kuş” Eymir Ağa’nın kızı Hasret’in olarak yaşadığı, tanığı olduğu olaylarla ördüğü romanda 12 okuyucunun karşısına. Romanlarındaki gözlem ustalığını “onlarca ırkın boğaz boğaza çıkar savaşına tutuştuğu Eylül’le hesaplaştı. gördüğümüz tek tek öykülerde, dil sevgisi ve duru anlatımıyla lanetlenmiş topraklar”daki “savaşların savurduğu” sıradan Romanda, devrimci gençlerin 12 Eylül öncesi ve sıradan insanların yaşam kesitlerini sundu. göçmen kitleleriyle birlikte yaşadıkları tam bir gurbettir. sonrasındaki acı-tatlı insani durumları, ilişkileri olanca Sevgi ve hüznü iç içe sunmasındaki başarıyla, öne çıkan gerçekliği ile karşımıza çıktı. Hasret’in kocası Ali Sabir, becerikli, çalışkan, üretken, aklını insani duyarlılığıyla öykücülükte de var olduğunu gösterdi Sen de Gitme Triyandafilis (1990) adlı öykü kitabıyla Sait kullanmayı bilen, bilgi birikimiyle donanmış, 15 yaşındayken (Kitaptaki öykülerden “İzinli” 1980’de TV filmi olarak Faik Hikâye Ödülü’nü alan Ayla Kutlu’nun kitaba adını veren ailesi katledilen ve topraklarını terk ederek göç yollarına çekildi). öyküsü “Sen de Gitme” adıyla 1996’da filme alındı ve Altın düşmek zorunda kalmış ve göç yollarında yaşamını kaybetmiş TEMEL İZLEKLERİNDEN BİRİ: ‘GÖÇ-GÖÇMENLİK’ Koza’da “En İyi Senaryo” ödülünü kazandı. bir emekçi aydındır. Daha sonraki romanlarında da temel izleklerinden biri 1994’te romancılığının -ve öykücülüğünün- hemen hemen Hasret, kocasının öldürülmesiyle birlikte, cennet bellediği yurdunu tüm özelliklerini içinde taşıyan bir özle dolu Kadın Destanı ile terk etmenin verdiği büyük acıyla, hasretle, sürekli köklerinden olacak olan “göç-göçmenlik” olgusunu gündeme taşıdığı “1986 Madaralı Roman Ödülü” alan romanında, Adil Emir insanlığın en eski ve hiç bitmeyen sorunlarından olan “kadın koparılarak tutunacak toprak ve dal arar hep; vatan arar. >> 12 14 Ağustos 2025
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle