Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
İnsanlığın yarısı kadının güzelliğini
keşfe çıkan romancı: Ayla Kutlu!
sorunu”nu destanlaştırdı. İnsanlığın yarısını oluşturan,
ÖNER YAĞCI
insanlık tarihinin başından beri kimilerinin dert ettiği
kadınların çığlığıyla ilk çağlardan başlayarak kadının
ÖZGÜRLEŞME, AYDINLANMA, İNSAN OLMA
özgürleşme savaşımını bugüne bağlamayı başardı.
DAVASININ YAZARI!
Romanları ve öyküleriyle özgürleşme, Aydınlanma,
YUNUS NADİ ÖYKÜ ÖDÜLLÜ
insan olma davasını amansız yaralarla da olsa insanı
‘MEKRUH KADINLAR MEZARLIĞI’
zenginleştirerek, derinleştirerek sürdüren Ayla Kutlu’nun
Aynı temayla tek tek kadınların yaşamöykülerinden
(d. 14 Ağustos 1938) yazın serüveni, roman geleneğimizin
damıttığı öykülerden oluşan Mekruh Kadınlar Mezarlığı
diri ve bilinçli bir yazara kucak açtığının işareti olan
(1995) adlı öykü kitabını sundu.
Kaçış’la (1979) başlamıştı.
Daha sonra romanlarında derinlemesine işlediği
12 Eylül’ün hemen öncesinde yayımlanmış olan
Kafkaslardan Anadolu’ya göç olgusunun da yer aldığı,
romanda, 1950’li yılların özgürlük arayışında çırpınan
1996 Yunus Nadi Öykü Ödülü’nü alan kitaptaki “Solgun
aydınları görüyorduk.
Bir Sarı Gül” adlı öyküsü 1998’de televizyon filmi oldu.
Aşkla siyasetin iç içe aktarıldığı romanda bilinçlenme
1999’da Bir Göçmen Kuştu O romanının devamı olarak
ve bilinçlenmenin gereğini yapanların karşılaşabilecekleri
sunduğu Emir Bey’in Kızları’nda yine tarihe derinlemesine
engeller, baskılar, çaresizlikler yaşanılan dönemin de
ilişkileri içerisinde yaklaşırken Emir Bey ve ailesinin
çözümlenmesi gereken gerçekliğiydi ve roman toplumsal
dramını olanca gerçekliği, çarpıcılığı ile aktardı.
nabzı tutan bir yapıt olarak doğmuştu.
Zehir Zıkkım Hikâyeler (2001) aynı konuları, kadın, göç,
Bir aileden yola çıkarak ülkede yaşanan çarpık
çevre baskısı konularını işleyen öyküler toplamıydı.
gelişmeyi irdeleyen, “küçük Amerika” düşlerinin
2006’da yaşamının ilk 22 yılını roman tadında yazdı:
gönülleri süslemesinin ardından insani değerleri bir bir
Zaman da Eskir.
yok etmesi, yaşam biçimini hallaç pamuğu gibi atması ve
Asi... Asi (2010) romanında, tarihiyle, kültürüyle, insan
insanları savurmasını okuduğumuz, doğal olarak devamını
çeşitliliğiyle özgün bir yerleşim yeri olan Antakya’da 100
yaşamımızda bire bir gördüğümüz Islak Güneş (1980),
yıla yakın bir süre içinde yaşayan Antakyalı üç kuşağın
Ayla Kutlu’nun ne yaptığını bilen, yanlış gidişe “Hayır”
öyküsünü anlatırken hem kentin hem de ailenin yaşam ve
deme cesaretini gösteren bir romancı olduğunu kanıtladı.
tarih içindeki gelişimini, değişimini dönemin toplumsal ve
Cadı Ağacı ve Tutsaklar (sonraki basımlarda
insani ilişkileriyle aktardı.
Ateş Üstünde Yürümek) romanları (1983) siyasal
Çukurova Sanat Günleri, 2011’de “Çukurova Odülü”nü
daralmışlığımızı genişleten, yaşamın yalnızca siyasetten
Ayla Kutlu’ya verdi. Kendisinin, yakınlarının kaleminden
ibaret olmadığı gerçekliğini vurgulayan ve siyaset içindeki
yaşamı, sanatı, çok yönlü kişiliği hakkında bir belge, bir
insanların mücadelesini sevecenlikle anlatarak umut verdi,
deneme niteliğinde ödül kitabı yayımlandı: 5. Uluslararası
coşku verdi.
Çukurova Sanat Günleri, 2011.
DARBELER, TOPLUM VE CİNSİYETLER
‘AYLA KUTLU EDEBİYATI’
ARASI EŞİTSİZLİK! Bey’in Osmanlı’nın son dönemlerinde “göç”le başlayan
İlki 25-26 Mayıs 2011’de gerçekleşen “Kadın Yazarlar
Bu romanlarında siyasal tarihimizin kesitlerini aktarırken ve Cumhuriyetin ilk yıllarına uzanan yaşamını aktardı: Bir
Sempozyumu”nun ilk konuğu için Ayla Kutlu Edebiyatı adlı bir
insan durumlarını, yaşanan travmaların, 12 Mart, 12 Eylül gibi Göçmen Kuştu O (1985). Yapıtında tarihsel bir panorama
kitap sunuldu.
darbelerin insanları nasıl etkilediğini öne çıkarmaya başladığı sunarken romanın kahramanı olan kadınları canlı birer kişilik
2016’da yayımlanan Yedinci Bayrak’ta bu kez Balkanlar’da,
kadın sorunlarıyla birlikte aktarmayı başardı. olarak karşımıza çıkarmayı başardı.
çocukluğundan başlayarak yaşlı bir kadın oluşuna kadar
Cinsiyetler arası eşitsizlikten ve çevrenin baskısından
Hasret’in yaşamını soluk soluğa izledik.
ÖDÜLLER… ÖDÜLLER…
bunalan bir kadının toplumsal çatışmalarla iç içe yaşamının asıl
Rumeli’nin Osmanlı’dan kopuşu döneminde savaş ve katliam
1987’de çıkardığı Hoşça Kal Umut ile “Mülkiyeliler Birliği
alındığı Cadı Ağacı, 1993’te televizyon filmi oldu.
korkusuyla Saraybosna’nın varoşlarındaki evini bırakarak
Rüştü Koray Ödülü”nü alan Ayla Kutlu, kendisinin de yoğun
1984’te Hüsnüyusuf Güzellemesi adlı kitabıyla çıktı
kaçan bir başka “göçmen kuş” Eymir Ağa’nın kızı Hasret’in
olarak yaşadığı, tanığı olduğu olaylarla ördüğü romanda 12
okuyucunun karşısına. Romanlarındaki gözlem ustalığını
“onlarca ırkın boğaz boğaza çıkar savaşına tutuştuğu
Eylül’le hesaplaştı.
gördüğümüz tek tek öykülerde, dil sevgisi ve duru anlatımıyla
lanetlenmiş topraklar”daki “savaşların savurduğu” sıradan
Romanda, devrimci gençlerin 12 Eylül öncesi ve
sıradan insanların yaşam kesitlerini sundu.
göçmen kitleleriyle birlikte yaşadıkları tam bir gurbettir.
sonrasındaki acı-tatlı insani durumları, ilişkileri olanca
Sevgi ve hüznü iç içe sunmasındaki başarıyla, öne çıkan
gerçekliği ile karşımıza çıktı. Hasret’in kocası Ali Sabir, becerikli, çalışkan, üretken, aklını
insani duyarlılığıyla öykücülükte de var olduğunu gösterdi
Sen de Gitme Triyandafilis (1990) adlı öykü kitabıyla Sait kullanmayı bilen, bilgi birikimiyle donanmış, 15 yaşındayken
(Kitaptaki öykülerden “İzinli” 1980’de TV filmi olarak
Faik Hikâye Ödülü’nü alan Ayla Kutlu’nun kitaba adını veren ailesi katledilen ve topraklarını terk ederek göç yollarına
çekildi).
öyküsü “Sen de Gitme” adıyla 1996’da filme alındı ve Altın düşmek zorunda kalmış ve göç yollarında yaşamını kaybetmiş
TEMEL İZLEKLERİNDEN BİRİ: ‘GÖÇ-GÖÇMENLİK’ Koza’da “En İyi Senaryo” ödülünü kazandı. bir emekçi aydındır.
Daha sonraki romanlarında da temel izleklerinden biri 1994’te romancılığının -ve öykücülüğünün- hemen hemen Hasret, kocasının öldürülmesiyle birlikte, cennet bellediği yurdunu
tüm özelliklerini içinde taşıyan bir özle dolu Kadın Destanı ile terk etmenin verdiği büyük acıyla, hasretle, sürekli köklerinden
olacak olan “göç-göçmenlik” olgusunu gündeme taşıdığı
“1986 Madaralı Roman Ödülü” alan romanında, Adil Emir insanlığın en eski ve hiç bitmeyen sorunlarından olan “kadın koparılarak tutunacak toprak ve dal arar hep; vatan arar.
>>
12 14 Ağustos 2025