Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
GUSTAVE FLAUBERT (12 ARALIK 1821 / 8 MAYIS 1880)
Bir enerji deposu: ‘Mektuplar’
FERDA FİDAN
ustave Flaubert büyük bir romancı
omanlarını yazarken ne ka-
olduğu kadar olağanüstü bir mektup dar zahmet çektiğini, çok
G
R yavaş ilerlediğini, bazen bir
yazarıdır. 9 yaşında olduğu 1830’dan
günde on saat çalışıp sadece bir
öldüğü 1880’e kadar yaklaşık 50 yıllık
sayfayı tamamlayabildiğini anla-
bir dönemi kapsayan mektupları, yazarın
tan Gustave Flaubert’in aslında
külliyatının ve toplumsal yaşamda hep özenle
ne kadar üretken bir yazar olduğu-
saklamaya çalıştığı gerçek kişiliğinin daha iyi
nu, akıcı ve zengin bir dille, okun-
anlaşılmasını sağlayan bir edebi hazinedir.
ması çok ilginç ve bazıları on say-
fayı bulan mektuplar yazmakta
Referans olarak alınan baskısı Bibliothèque
hiç zorlanmadığını görürüz.
de la Pléiade’da beş cilt olarak yayımlanan,
toplamı 6 bin sayfayı geçen ve 4 bin mektuptan
‘DÜNYAYI BİR KOMEDİ
oluşan bu devasa yapıt, bir çeşit otobiyografi GİBİ GÜLEREK; İZLEYELİM.
DÜNYADAN BANA NE?
ya da günlük olarak ele alınabileceği gibi aynı
UMURUMDA BİLE DEĞİL!’
zamanda 19. yüzyılın günlük yaşamının bir
“Benlik tiksindiricidir” diyen Bla-
kroniği, yaşam ve sanat hakkında yıldan yıla
ise Pascal’in görüşüne uyarak ya-
derinleşen bir düşüncenin güzergâhı gibi de
pıtlarında hep saklamaya çalıştığı
incelenebilir.
karmaşık kişiliğinin sınırsızca orta-
Romanlarını yazarken ne kadar zahmet ya çıktığı bu mektuplarda, gençlik
yıllarından itibaren son derece kö-
çektiğini, çok yavaş ilerlediğini, bazen bir
tümser bir yaşam görüşünü satırla-
günde on saat çalışıp sadece bir sayfayı
ra dökerken insanın dünyada mut-
tamamlayabildiğini anlatan Flaubert’in
lu olmasının olanaksız olduğunu sa-
aslında ne kadar üretken bir yazar olduğunu,
vunan filozof Schopenhauer’ı hay-
akıcı ve zengin bir dille, okunması çok ilginç
ranlıkla okuduğunu anlatır.
“Mektupların içerdiği, gizli ya da aleni, hayata
ve bazıları on sayfayı bulan mektuplar
Yani yaşlanma korkusuyla ve geçmişe duyulan
karşı küfür, çok sevdiğim bu yazarın dünya görü-
yazmakta hiç zorlanmadığını görürüz.
özlemle ortaya çıkmış bir fikir değildir onunki zi-
şündeki bu devamlı küfür bana büyük acı veriyor.”
ra yirmi yaşından itibaren gençliğinin sona erdiğini
Dünya edebiyatının en güzellerinden biri Hayattan hiçbir beklentisi olmadığını her fırsat-
düşünen Flaubert, kendini her zaman yaşlı hisset-
ta yineleyen Flaubert, doğal olarak, başka insanlar-
olduğu konusunda Proust’tan Woolf’a,
miş, yaşamın anlamsız olduğunu ve zamanın çok
la ilişki kurmaya çalışmaz. Geçmişte yaşanılan bazı
Borges’ten Llosa’ya kadar sayısız büyük
çabuk geçtiğini söyleyerek hayıflanmıştır.
acı deneyimler sonucu meydana gelmiş bir komp-
yazarların hemfikir olduğu Flaubert’in
Daha ergenlik çağındayken bir lise arkadaşına hi-
leks değildir bu duygu. Bu yüzden, sosyal bir insan
mektuplarının tamamının dilimize çevrilmesi
taben şöyle yazar: “Dünyayı bir komedi gibi gülerek
olmak için çaba göstermemeye kararlıdır: “Her-
günümüz koşullarında epey zor gözükse de
izleyelim. Dünyadan bana ne? Umurumda bile değil.”
kesin hayatını yaşamaktan, aile sevinçlerine katıl-
yayımlanmış bölümlerinin ne kadar yetersiz
maktan, sevindirici olaylar için heyecanlanmaktan
ANDRÉ GIDE: ‘ÇOK SEVDİĞİM BU YAZARIN
kaldığı da açıktır. ve öfkelendiren şeylere isyan etmekten aciz hissedi-
DÜNYA GÖRÜŞÜNDEKİ BU DEVAMLI KÜFÜR
yorum kendimi.”
Zira “üslup dünyayı görmenin mutlak
BANA BÜYÜK ACI VERİYOR’
yöntemidir” hatta daha da ileri giderek Öyle ki kendisine hayata atılırken çeşitli projele-
VAROLUŞSAL BİR CAN SIKINTISI!
rini coşkuyla anlatan bir çocukluk arkadaşına boş
“Üslup hayattır, düşüncenin can damarıdır” Romantizmden esinlenme bu taedium vitae ha-
hayallere kapılmamasını telkin ederken şu sert uya- yatın tamamına yayılan varoluşsal bir can sıkıntısı
diyen Flaubert’in mektuplarını okumak,
rıda bulunur: “Herkes gibi sen de hayatın boyunca
olarak ortaya çıkar.
yazarın çalışma odasına usulca girmek, onun
sadece sıkıntı çekeceksin, öldükten sonra bir meza- Bu tanımlanamayan içsel buhran hissi Flaubert için
bir satır üzerinde saatlerce ter dökmesine,
rın olacak ve sonsuza dek çürüyeceksin.”
onulmaz bir rahatsızlık gibi gözükse de bir asır sonra
yazma ritüellerine, kederlerine, sevinçlerine
Hevesli bir okuyucu için bu metinlerin tek olum- yapıtının temelini aynı duygu üzerine kuracak olan
ve edebiyat sanatına adanmış bir ömrün
suz yanı belki de budur. Cioran misali intiharı çözüm olarak ortaya koymaz.
öyküsünün günden güne yazılışına tanıklık
Flaubert’in hayranlarından André Gide bile, kişi- Zira Flaubert için bir kaçış yolu yok değildir ve
etmektir. sel edebi hedefleri açısından bir “enerji deposu” ola- bu çare sanattır. Bu yüzden edebiyat şiddetli bir
rak gördüğü ve gençlik yıllarında başucu kitabı yap- tutkudur onun için ve başka türlüsü düşünülemez:
mış olduğu Mektuplar’ın bu boyutunu kabullenemez: “Kendimizi her zaman halklardan, taçlardan ve
>>
8 12 Aralık 2024

