Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
10 EKİM 2005 PAZARTESİ CUMHURİYET
EKONOMI ekonomifg cumhuriyet.com.tr
Personel reformu ile özlük haklan yeniden düzenleniyor ve kamuda çalışan sayısı l milyona düşürülüyor
Memurunyansı sözleşmeli olacak• Yeni düzenlemeyle 2
milyon devlet memurunun l
milyonu sözleşmeli olacak.
Sözleşmeliye geçirilen devlet
memurlan, işe yeni
başlayanlardan farklı olarak
devlet memurlan ile aynı iş
güvencesine sahip olacak.
Memurlara ayda 290 YTL
kira yardımı yapılabilecek.
ANKARA(CumhuriyetBürosu) -
Kamu personel rejimıni köklü deği-
şikliğe tabi tutan, memurlann özlük
haklannı yeniden düzenleyen per-
sonel reformu ile devletteki memur
sayısı 2 milyondan l milyona düşe-
cek.
Devlet personel reform taslağı, bu
haliyle yasalaşırsa, devlet memurla-
nnın yansı sözleşmeli statüsüne ge-
çirilecek.
Düzenlemede, üst düzey bürok-
ratlann yanı sıra mülki amirler, em-
niyet mensuplan, il müftüsü ve yar-
dımcılan, ilçe müftüsü, kadastro
üyesi, mal müdürü, müfettiş, savun-
ma sekreteri, denetim elemanlan,
öğretmenler, Dışişleri Bakanlığı'nın
MAAŞLAR NASIL ETKİLENECEK?
Toplam aylık, memurlar için temel ve
görev aylıklannın, sözleşmeliler için de
temel ve görev ücretlerinin toplamından
oluşacak. Temel aylık, aylık katsayı ile
10 ayn basamakta yer alan gösterge ra-
kamlann çarpımı sonucu bulunacak.
Bu çerçevede, l. basamağa 12500,2.
basamağa 12700,3. basamağa 13100,
4. basamağa 13700, 5. basamağa
14500,6. basamağa 15500, 7. basamağa
16300, 8. basamağa 16900, 9. basamağa
17300, 10. basamağa da 17500 göster-
ge uygulanacak. Sözleşmeli personelin
temel ücreti ise 1. basamaktan başlamak üze-
re her 3 yıllık hizmet süresi için belirlenecek.
Bu ücret, temel aylık gösterge cetveline karşı-
lık gelen gösterge rakamınm aylık katsayı ile
çarpımı sonucu bulunacak. Her 3 yıllık süre-
nın sonunda, bır üst basamaktaki gösterge dik-
kate alınacak. En yüksek görev aylığı 120 bin
gösterge rakamının aylık katsayı ile çarpımı
sonucu bulunacak ve Başbakanlık Müsteşa-
n'na ödenecek. Sözleşmelilere de 120 bin gös-
terge rakamının aylık katsayısı ile çarpımı so-
nucu bulunan tutar üzerinden en yüksek görev
ücreti ödemesi yapılacak.
yurtdışı teşkilatı ile meslek memu-
ru gibi görevliler memur kadrolann-
da sayıldı. Doktor, hemşire gibi sağ-
lık görevlileriyle mühendis, din gö-
revlisi, zabıta, avukat, hava trafik
kontrolörleri, itfaiyeci, kimyager,
mübaşir. pılot, şoför ve teknisyenle-
rin de aralannda bulunduğu çok sa-
yıda kamu görevlisinin ise sözleş-
meli statüde görev yapacağı belirtil-
di.
Taslağa göre, halen memur olarak
görev yaparken, yeni düzenleme
sonrası sözleşmeli statüsüne geçiri-
lecekler, yeni pozisyonlarında da iş
güvencesi açısından memurlann bü-
tün haklanna sahip bulunacak. Dü-
zenlemenin yasalaşmasından sonra
işe başlayanlar ise sözleşmeliler için
verilen normal haklara sahip olacak.
Taslakta yer alan bazı düzenleme-
ler şöyle:
• Ozel kanunda belirtilen istisna-
lar ve hükümler çerçevesinde sendi-
kalar ve üst kuruluşlar kurulabile-
cek, bunlara üye olunabilecek.
• Memurlann ve sözleşmeli per-
sonelin haftalık çalışma süresi 40 sa-
at olacak.
• Memurlar ve sözleşmeli perso-
nele, bir önceki yılın aralık ayı top-
lam aylık veya toplam ücretleri üze-
rinden haziran aylannda başan öde-
mesinde bulunulacak.
• En az 25 yataklı tedavi kurum-
larmda çalışan sağlık personeline
ayda 80 saati geçmemek üzere, dö-
ner sermayeden unvana göre 50 ile
120 arasında belirlenen gösterge ra-
kamlannın katsayısı ile çarpımı so-
nucu bulunacak tutar kadar nöbet
ücreti ödenecek.
• Memurlar ve sözleşmeli persone-
le, kadro ve görev unvanı ile görev ye-
rinin nüfus, yerleşim yapısı, konut ta-
lep ve arzı, gelişmişlik düzeyi ayn ay-
n dikkate alınmak suretiyle 7000 gös-
terge rakamının aylık katsayı ile çar-
pımı sonucu bulunacak tutan aşma-
mak üzere Maliye Bakanlığı'nın tek-
lifi ve Bakanlar Kurulu karan ile be-
lirlenecek tutarda aylık kira bedeli
ödenebilecek.
• 2 çocuğu aşmamak kaydıyla her
1 çocukiçin 1000 gösterge rakamının
aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulu-
nacak Yüzde 40 ve daha fazla özürlü
olduğu belgelenen çocuklar için bu
katsayı 2000 olarak uygulanacak.
•* Memurlar ve sözleşmeli perso-
nel için bütün ödemelerden gelir ve
damga vergisi kesintisi yapılacak.
Kira, yemek, giyecek, çocuk, teda-
vi ve ölüm yardımı ile cenaze gider-
lerinden ise damga vergisi dışında
kesinti olmayacak.
TÜRKEĞİTÎM-SEN
Oğretmenin
alım gücü düştü
ANKARA(ANKA) - Türk Eğitim-
Sen'in öğretmenlerin yaşadığı yoksullaş-
ma sürecini ortaya koyduğu araştırması-
na göre, bir öğretmen maaşıyla 1930 yı-
lında 281 kilogram dana eti alınabilirken
bugün yalnızca 68 kilogram dana eti sa-
tın alınabiliyor. Buna göre, dana eti bazın-
da öğretmen maaşının alım gücü yüzde
75.81 oranında azaldı.
Araştırmaya göre 1923 yılında 20
Cumhuriyet Altını değerinde olan bir öğ-
retmen maaşı bu yıl yalnızca 4.9 altın edi-
yor. Aynı dönemler itibanyla yapılan kar-
şılaştırmaya göre, öğretmenlerin bir ma-
aşla alabilecekleri fasulye miktan 692 ki-
logramdan 224 kilograma, nohut miktan
1000 kilogramdan 284 kilograma, zey-
tinyağı miktan 209 litreden 78 litreye,
zeytin miktan 382 kilogramdan 107 ki-
lograma düştü.
Araştırmada, odun ve kömür fiyatla-
rındaki farka da dikkat çekilerek "Bun-
dan 75 yıl önce bir öğretmen, maaşıyla 3
bin 600 kilogram kömür alabilirken 2005
yıhnda 2 bin 177 kilogram, 6 bin kilogram
odun alabilirken 2005 yılında 3 bin 216 ki-
logram odun alabilmektedir" denildi.
HRKEZBJUIUSIKURUUfl
CM
1 ABD Dolan
1 AvustrahaDolan
1 Danımada Kromı
1 Euro
1 lngılız Sterlını
1 is\ ıçre Frangı
1 Is\eç Kronu
1 Kanada Dolan
1 Ku\evtDınan
l Norveı; Kronu
I Sud Arb Rıvalı
İIJU Japon Yeni
! Yeni lsraıl Sekelı
tivlz
M
] 3463
1019-
0 21929
l 6364
2?8lO
l 0547
0 17436
1 1409
4 5"
r
16
û 20703
0 35993
1 1852
13528
10264
0 2203"
16443
2.3934
10615
0.P61
7
1 1461
46318
0 20843
0 36058
1 1931
10BltH2H6
EFEKTİF
M
13454
10150
021914
1 6353
2 3793
10531
0P424
1 136
1
4 5030
020689
0 35723
1 1808
0.28583
13548
1 0326
û22088
16468
2 39T)
10631
0P658
1 1505
•T013
U20891
0 36328
1 1976
030049
OtoyoUar, devlet yollan ve büyükşehir belediye sınırlan Rjerisindeki istasyonlarda uygulama baştayor.
Akaryakıt istasyonlarında yazarkasa uygulaması 1 Kasım'da
Beııziıı ahrken fiş isteyin
ANKARA (Cumhuriyet
Bürosu) - Otoyollar, devlet
yollan ve büyükşehir
belediyesi suurlan içerisinde
bulunan akaryakıt
istasyonlanyla, 2004 yılı
satışlan 1 trilyon lirayı aşan
istasyonlann pompalanna
bağladıklan yazarkasalardan
fiş verme zorunluluğu 1
Kasım'da başhyor.
Gelir Idaresi Başkanlığı,
akaryakıt pompalanna
yazarkasa bağlanması
zorunluluğuyla ilgili bir
tebliğ hazırladı.
Tebliğin, Resmi Gazete'de
yayunlanacağı tarihten sonra
pompalaruıı ödeme
kaydedici cihazlara
bağlatacak olan
mükelleflerin 1 Kasım 2005
tarihinden montajın
yapılacağı tarihe kadar
fatura veya perakende satış
fişi, montajm bittiği tarihten
sonra da pompalara bağlı
ödeme kaydedici cihazlardan
çıkan fişleri verecekleri
hatırlatıldı.
Akaryakıt pompalanm
ödeme kaydedici cihazlara
bağlatma zorunluluklan
1 Ocak 2006 tarihinde
başlayacak olan mükellefler
ise eğer bu tarihten önce
montaj işlemlerini
tamamlarlarsa 1 Ocak '
2006'yı beklemeden söz
konusu sistemle fiş
düzenleyebilecekler.
1 Ocak 2006 tarihinden
sonra işe başlayan akaryakıt
istasyonlan ise bu tarihten
sonra en geç 60 gün
içerisinde pompalaruıı
ödeme kaydedici cihazlara
bağlatacaklar.
TÜRKİYE'NlN GÖÇ HARİTASI
En çokgöç alan
bölgeAntalya,
Isparta ve Burdur
• DlE ve DPT verilerine göre,
2000 yılı itibanyla Türkiye'de
daimi ikamet nüfusundan 4 milyon
469 bin kişi kendi bulunduğu
bölgeden bir diğerine göç etti.
ANKARA (AA) - Türkiye'de, en
fazla göç alan bölge, Antalya-
Isparta-Burdur olurken en fazla göç
alan il ise yine Istanbul oldu. Devlet
Istatistik Enstitüsü (DlE) ve Devlet
Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine
göre, 2000 yılı itibanyla Türkiye'de
daimi ikamet nüfusundan 4 milyon
469 bin kişi kendi bulunduğu
bölgeden bir diğerine göç etti. Göç
alan cazibe merkezleri, Antalya-
Isparta-Burdur, Istanbul, Tekirdağ-
Edirne-Kırklareli, Izmir, Bursa-
Eskişehir-Bilecik olarak belirlendi.
Antalya bölgesinin aldığı net göç
hızı binde 47'yi bulurken Istanbul'da
bu oran binde 46 seviyesinde
ölçüldü.
En fazla göç veren iüer
Nüfusuna oranla en fazla göç veren
bölge ise Zonguldak-Karabük-Bartın
illeri oldu. Bu bölgeyı Ağn-Kars-
Iğdır-Ardahan, Mardin-Batman-
Şmıak-Siirt, Samsun-Tokat-Çorum-
Amasya ve Erzurum-Erzincan-
Bayburt bölgeleri takip etti. En fazla
göçü 407 bin kişi ile Istanbul ahrken
Izmir 130 bin kişi, Bursa bölgesi de
105 bin kişi net göç aldı. Buna
karşılık 131 bin kişiye yalon net göç
veren Samsun bölgesi en fazla nüfus
kaybı yaşayan bölge oldu.
L200. YENİ MITSUBISHI
ANKARA PAZARI
YAKUP KEPENEK
Görüşmeler ve
Türkiye Solu (1)
Türkiye yeni bir döneme giriyor; AB üyeliği görüş-
meleri başhyor. Bu uzun, dolambaçlı ve uçurumlarla
dolu yolda ulaşılacak sonuç kadar yolun nasıl aiındı-
ğı da çok önemlidir. Bu nedenle, bundan sonra hem
Türkiye'nin hem de AB'nin gündemine yerieşecek ve
pek çok niteliksel değişime kaynaklık edecek olan gö-
rüşme sürecinin, sol siyaset açısından irdelenmesi ge-
rekiyor.
öncelikle bir noktanın altı çizilmelidir. AB üyelik gö-
rüşmeleri süreci, son yıllarda yaşanan bir "siyasal
uyumsuzluk" ortamında yapıhyor. Uyumsuzluk şudur:
Dışanda Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyenler, esas
olarak Avrupa'nın solcularıdır. Buna karşılık, Türki-
ye'de sağcı bir hükümet işbaşındadır. Avrupa sağı ise
Türkiye'nin tam üyeliğini istemiyor.
Avrupa'da önemli bir gelişme daha var. Birçok ül-
kede, son olarak da Almanya'da yapılan seçimlerin bir
kez daha kanıtladığı gibi, Avrupa solu varlığını koru-
yor; Avrupa'da "sol gerçeklik" yaşıyor. Türkiye solu-
nun bu iki durum ve gelişmeden sonuçlar çıkarması
gerekiyor.
Görüşmelerin ülkemiz açısından tutartı, bilinçli ve
haklanmıza sahip çıkarak sürdürülmesi için Türkiye
solunun yapması gereken ve de yapabileceği çok şey
var.
• • •
llk olarak, Türkiye solunun bir demokratikleşme sü-
recine yeniden öncülük etmesi gerekiyor. Görüşme-
lerin, ekonomik ve sosyal haklar başta olmak üzere,
hak ve özgürlükler yönüyle çok daha içerikli geçmesi
büyük ölçüde bu öncülüğe bağlı olacaktır. Laikliği esas
alan ve bunu solun temel değerieri olan eşitlik, özgür-
lük ve barış eksenine yerleştiren bir anlayışın egemen
kılınması zorunludur. "Emeğin Avrupası" istemlerin-
den de esinlenerek, görüşmelerde, kadın erkek-eşit-
liğine vurgu yapılması ve bu konuda somut uygulama
önerileri geliştirilmesi; ekonomik ve sosyal hakların
kullanımında, en azından sermaye-emek dengesinin
hedeflenmesi ve buna koşut olarak, sermayenin, pi-
yasa oyununu kurallarına göre oynaması, yani, say-
dam ve kayıtlı çalışma; sendikal haklara saygı ve çev-
re gibi konularda toplumsal sorumluluk taşıyan bir
özellik kazanmasına çalışılmalıdır. Ek olarak, bu bağ-
lamda, siyasal partiler ve seçim yasalarının değiştiril-
mesi, siyasal katılım kanallarının daha da açılması; 12
Eylül kalıntısı anayasal, yasal ve kurumsal yapılann
tasfiye edilerek kamu yönetiminde demokratiklik, hal-
ka hizmet, saydamlık, açıklık ve denetim süreçlerinin
güçlendirilmesi sayılabilir.
Adı ister Kürt istenirse Güneydoğu sorunu olarak al-
gılansın, Türkiye solunun çözüm üretmesi gereken
çok önemli bir siyasal sorun daha vardır. Bölgedeki
toprak-insan ilişkilerinin ilkelliği; gelenek ve görenek-
lerin ağırlığı; yalnız üretim ve gelir bölüşümü ilişkileri-
nin değil, toplumsal ve siyasal bağlann da yer yer, ka-
pitalizm öncesi bir nitelik taşıdığı bilinmektedir. Ülke-
nin bölünmezliği, resmi dilin Türkçe olduğu ve terörün
kesinkes reddi esas alınarak demokratik açılımcı yak-
laşımlar oluşturulmalıdır. Solun, eşitlik, özgürlük, ba-
rış ve dayanışma gibi evrensel değerieri çerçevesin-
de, yöre insanının ekonomik, siyasal ve kültürel geliş-
mesinin önünün nasıl açılacağı, katılımcı bir anlayışia
ve somut olarak ele alınmalıdır.
Laikliği bir yaşam biçimi olarak benimseyen geniş
toplum kesimlerinin, kadrolaşma başta olmak üzere,
AKP iktidannın kimi uygulamalanndan da kaynaklanan
bir şeriat kaygısı ve korkusu taşıdıklan yadsınamaz. AB
üyeliği sürecinin bu kaygılan büyük ölçüde azaltması
umulmaktadır. Dinci ve ırkçı sağın toplumsal yaşamı
baskı altına almasının önlenmesi, AB ilişkileri çerçe-
vesinde kolaylaşabilir. Ancak yalnızca AB görüşmele-
rinin kaderine bırakılmayacak kadar önemli olan bu tür
kaygılardan kurtulmada, solun güçlenmesi büyük
önem taşımaktadır. Bu nedenle, laikliği esas alan güç-
lü bir sol anlayış, siyasal, ekonomik ve toplumsal ya-
şamın dinsel öğelerin içine sürüklenmesini önlemede
kilit işlevi görecektir.
Gelecek hafta, ekonomik ve kurumsal sorunlara de-
ğinilecektir.
yakupkepenekO6 «hotmail.com
DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGİN YILDIZOĞLU LONDRA ergin.yildizoglu â gmail.com
Katrina kasırgası, Bush'un "ana akım" medyada-
ki eleştirilmezlik zırnını deldi. Şimdi Bush'un yıpran-
ma süreci hızlanacak. Prof. Wallerstein'a göre
"ABD'de tartışmalar, Irak'a demokrasi götürmenin
çeşitli faydalanndan, Irak'tan bir an evvel çıkmanın
çeşitli faydalanna kaydı" (01/10). Son gelişmeler ve
yayımlanan kamuoyu yoklamalan, Bush'un, top-
lumsal desteğinin iyice gerilediğini, onu iktidara ge-
tiren ve ayakta tutan muhafazakâr koalisyonun da
çatırdamaya başladığını gösteriyor.
Böyle durumlarda liderier ya dikkatlerini iç sorun-
lar üzerinde yoğunlaştırarak bir "tamirata" girişirier
ya da eleştirileri, "ulusal çıkar"/"biriik" adına sustu-
rarak inisiyatifi yeniden ele geçirmek için drşanda ye-
ni bir maceraya atılırlar. Başkan Bush'un geçen haf-
ta, neo-conservatism'in kalelerinden "National En-
covvment forDemocracy" vakfındayaptığı ve insa-
ra, Yunan mitolojisindeki "Tannlar, kahredecekleri
insanlan önce çılgınca işlere sürüklermiş" özdeyi-
şni anımsatan konuşma, ikinci yolu seçtiğini düşün-
cürüyor.
rak elden kaçıyor
VVashington Post'un yorumuna göre, anayasa re-
ferandumu tarihi yaklaşırken "Irak hızla elden kaçı-
pr". Irak güçlerinin komutanı General Casey, "sü-
Bcin yanlış biryönde ilertediğini"... "genel algıla-
rn, anayasanın, umulanın aksine, bir ulusal muta-
sakat belgesi olamayacağı" doğrultusunda olduğu-
IU söylüyor (06/10). Newsweek muhabirinin Irak'tan
bildirdiğine göre "biheşik, çoğulcu bir Irak umudu
ırtık yok; ya çok gevşek bir federasyon veya şid-
ietli biriç savaş öngörülüyor" (10/10). Direniş gü-
:ünden hiçbir şey kaybetmeden süregelirken Los
\ngeles Times'ın yorumu Irak'ta askeri durumun
jiderek kötüleştiğine işaret etti: ABD'nin eğittiği Irak-
askeri birliklerden savaşa hazır olanların sayısı
i'ten 1 'e inmiş (06/10). Eğitilenlerin büyük bir kısmı,
jğitim bitince silahını alıp kaçarak direnişe katılıyor-
muş (Asia Times, The New Sta-
tesman, 05/10).
Bu sırada Irak'ta, işin çığnn-
dan çıkmaya başladığına (belki
de "gevşekkoalisyonun", henüz
özelleştirilemeyen Irakpetrolleri-
ni Kürtlerin, ama özellikle Şiilerin
eline vereceği korkusuyla), iç sa-
vaşa yatınm yapanlann arttığına
ilişkin belirtiler var iki grup karan-
lık olay özellikle dikkati çekiyor.
Birincisi, Şiilere yönelik ve Sün-
nilertarafından gerçekleştirildiği
ileri sürülen bombalı saldınlarda
büyük bir artış var. Ama neden-
se, Şiiler ve Sünniler birbirlerine
savaş açmamakta inat ediyorlar.
Bunun bir nedeni, BM'nin Batı
Asya Ekonomik Sosyal Komis-
yonu Başkanı Ali Kadri'nin be-
lirttiği gibi, en büyük iki aşiret
konfederasyonunun, hem Şiiler-
den hem de Sünnilerden oluş-
ması. Bir diğer neden de bir III.
tarafın varlığını artık herkesin ka-
bul ediyor olması.
Geçen ay Basra'da yaşanan
garip olay, en azından, "Şii milisler gibi giyinmiş iki
ıngiliz özel tim görevlisi, bombalar, uzaktan kuman-
da fünyeleri ve silahlarla dolu bir kamyonetle ora-
da ne yapıyohardı?", "Neden Ingiliz güçleh bunlar
tutuklanmca kurtarmak için muazzam biraskeri gü-
cü hiç vakit kaybetmeden -sorgulanmalanna fırsat
vermeden- harekete geçirdi?" (The New States-
man, 28/09) sorulannı gündeme getiriyor.
Benzer bir olay da geçenlerde Necef'te yaşandı:
Ingiliz vatandaşı bir kiralık asker, 10 Iraklı ve bir ara-
ba dolusu silahla, patlayıcıyla birlikte yakalandı. in-
giliz hemen serbest bırakıldı (El Cezire, 05/10). Ne-
den bu haberieri veren yorumlar, Ingilizlerin güney-
Bundan Sonra Bush (I)
de kentlerın yonetimini militanlara terk ettiğini ileri
süren ve sonra da öldürülen gazetecilerin isimlerini
de vermeye özel dikkat gösterdiler? Reuters'ın di-
rektörü de "ABD askerlerinin gazete ve TV muha-
biherine yönelik tutumlannın kontrolden çıktığını"
söylüyor (The Guardian, 28/09). Associated
Press'te, Irak'ta polis üniformalı, polis araç ve ge-
reçlerini kullanan ölüm mangalannın etkinliğinden,
geçici hükümet kurulduğundan bu yana Şii, Sünni
en az 539 kişinin ölümünden bunlann sorumlu ol-
duğundan söz ediyor (07/10).
Bu görüntü karşısında, eski Ulusal Güvenlik Ajan-
sı (NSA) Başkanı General VVilliam Odom, "Irak,
ABD tarihinin en büyük
stratejik felaketidir" diyor
(antiwar.org, 06/10). Irak
"devlet başkanı"Talaba-
ni ile Şii başbakan arasın-
da çıkan tartışma da,
Prof. Juan Cole'un deyi-
miyle Irak'ı bir arada tutan
çatının çatırdamaya baş-
ladığını gösteriyor.
Bush yönetimi
döküiüyor
Halk bu görüntü (salt
ABD medyasında göste-
rildiği kadanyla bile olsa)
karşısında. Bush'un dış
politikasından, genel ola-
rak yönetiminden deste-
ğini çekmeye başladı.
Zogby ve Associated
Press/lpsos'un geçen
hafta yayımladıkları ka-
muoyu yoklamalan so-
nuçları. Bush'un Irak'ta
başansız olduğunu düşü-
nenlerin oranının yüzde 63'e (Boston Globe, 07/10),
ülkenin yanlış yolda olduğunu düşünenlerin oranı-
nın yüzde 66'ya çıktığını, Bush'un desteğinin kendi
tabanını oluşturan Evanjelikler, muhafazakâr anne-
ler, Güneyliler arasında sırasıyla yüzde 30'a, yüzde
28'e ve yüzde 26'ya düştüğünü (Associated Press,
7/1O)gösterdi.
Bu sonuçlann, Irak dışında, iç politikadan kaynak-
lanan nedenleri de var. Örneğin Katrina, ülkenin 11
Eylül'den dört yıl sonra hâlâ hazıriıklı olamadığını
gösterdi. Bush'un Sosyal Güvenlik Reform önerisi
rafa kalktı, vergiler indirilirken muazzam harcama
programlan bütçe açığını taştıamaz bir düzeye çı-
kardı. Tüketici güvenindeki gerilemeekonominin de
ters yönde gittiğini düşündürüyor. Bunlar gelenek-
sel muhafazakâr seçkinlerin de Bush yönetimine
güvenini sarstı. Hatta kimilerini, örneğin Wall Stre-
et Journal'dan Peggy Noonen gibi, Bush'un mu-
hafazakâriığını sorgulama noktasına getirdi.
Parti içi skandallar da hem neo-conlan zayıflatı-
yor hem de geleneksel muhafazakâriann Bush'a
başkaldırmasını kolaylaştırıyor. Bush'un, sırf yakın
dostu olduğu için FEMA'nın (Federal Acil Durum
Ajansı) başına getirdiği Michael Brown, Katrina kri-
zini yüzüne gözüne bulaştırdıktan sonra istifayazor-
landı. Şimdi de yüksek mahkeme heyetine yine
Bush'un yakın dostu Hanriet Miers'in aday olma-
sı, bardağı taşıran son damla oldu; Muhafazakâr
Parti'nin seçkinleri arasında adeta bir isyan başlat-
tı. Şimdi, en etkili muhafazakâr yorumculardan Ge-
orge Will, VVashington Post'ta "Başkan, kendisine
anayasanın koruyucusu olması için verilen güveni
kaybetmiştir" diye yazıyor (Telegraph, 08/10).
Cumhuriyetçi Parti'nin her iki meclisteki liderleri,
Tom Delay, Bill Frist, yolsuzluktan yasal soruştur-
ma altındalar. Bush'un başdanışmanı, muhafazakâr
ittifakın ve seçim zaferierinin miman Karl Rove da
CIA ajanı Plame'in adının basına sızmasını araştı-
ran komisyona üçüncü kez ifade vermeye gidiyor.
Tarihte ilk kez Beyaz Saray'ın içinden bir başka hü-
kümete gizli bilgi sızdıran bir "köstebek" çıktı. Sa-
vunma Bakanlığı'nın bir görevlisi de Israil'e, Ortado-
ğu ülkeleriyle ilgili gizli bilgileri sızdırdığını itiraf etti
Sanınm, "tüyü", Ticaret Odalan, Imalatçılar Birii-
ği, Şirketler Konseyi gibi en güçlü iş çevreleri lobi-
lerinin "Ulusal Güvenlik Yasası "na yönelik eleştiri-
leri dikti. Yasa, gizli şirket bilgilerinin çok kolaylıkla
elde edilmesine yol açıyormuş (AP, 05/09). The Eco-
nomist'in, Financial Times'ın ve Bloomberg'in,
Bush'un iç ve dış politikalanna yönelik eleştirilerinin
dozunun artması da yine iş çevrelerinin hoşnutsuz-
luğunun bir göstergesi (Çarşamba günü devam
ediyorum).

