15 Mayıs 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
10 EKİM 2005 PAZARTESİ CUMHURİYET EKONOMI ekonomifg cumhuriyet.com.tr Personel reformu ile özlük haklan yeniden düzenleniyor ve kamuda çalışan sayısı l milyona düşürülüyor Memurunyansı sözleşmeli olacak• Yeni düzenlemeyle 2 milyon devlet memurunun l milyonu sözleşmeli olacak. Sözleşmeliye geçirilen devlet memurlan, işe yeni başlayanlardan farklı olarak devlet memurlan ile aynı iş güvencesine sahip olacak. Memurlara ayda 290 YTL kira yardımı yapılabilecek. ANKARA(CumhuriyetBürosu) - Kamu personel rejimıni köklü deği- şikliğe tabi tutan, memurlann özlük haklannı yeniden düzenleyen per- sonel reformu ile devletteki memur sayısı 2 milyondan l milyona düşe- cek. Devlet personel reform taslağı, bu haliyle yasalaşırsa, devlet memurla- nnın yansı sözleşmeli statüsüne ge- çirilecek. Düzenlemede, üst düzey bürok- ratlann yanı sıra mülki amirler, em- niyet mensuplan, il müftüsü ve yar- dımcılan, ilçe müftüsü, kadastro üyesi, mal müdürü, müfettiş, savun- ma sekreteri, denetim elemanlan, öğretmenler, Dışişleri Bakanlığı'nın MAAŞLAR NASIL ETKİLENECEK? Toplam aylık, memurlar için temel ve görev aylıklannın, sözleşmeliler için de temel ve görev ücretlerinin toplamından oluşacak. Temel aylık, aylık katsayı ile 10 ayn basamakta yer alan gösterge ra- kamlann çarpımı sonucu bulunacak. Bu çerçevede, l. basamağa 12500,2. basamağa 12700,3. basamağa 13100, 4. basamağa 13700, 5. basamağa 14500,6. basamağa 15500, 7. basamağa 16300, 8. basamağa 16900, 9. basamağa 17300, 10. basamağa da 17500 göster- ge uygulanacak. Sözleşmeli personelin temel ücreti ise 1. basamaktan başlamak üze- re her 3 yıllık hizmet süresi için belirlenecek. Bu ücret, temel aylık gösterge cetveline karşı- lık gelen gösterge rakamınm aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak. Her 3 yıllık süre- nın sonunda, bır üst basamaktaki gösterge dik- kate alınacak. En yüksek görev aylığı 120 bin gösterge rakamının aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulunacak ve Başbakanlık Müsteşa- n'na ödenecek. Sözleşmelilere de 120 bin gös- terge rakamının aylık katsayısı ile çarpımı so- nucu bulunan tutar üzerinden en yüksek görev ücreti ödemesi yapılacak. yurtdışı teşkilatı ile meslek memu- ru gibi görevliler memur kadrolann- da sayıldı. Doktor, hemşire gibi sağ- lık görevlileriyle mühendis, din gö- revlisi, zabıta, avukat, hava trafik kontrolörleri, itfaiyeci, kimyager, mübaşir. pılot, şoför ve teknisyenle- rin de aralannda bulunduğu çok sa- yıda kamu görevlisinin ise sözleş- meli statüde görev yapacağı belirtil- di. Taslağa göre, halen memur olarak görev yaparken, yeni düzenleme sonrası sözleşmeli statüsüne geçiri- lecekler, yeni pozisyonlarında da iş güvencesi açısından memurlann bü- tün haklanna sahip bulunacak. Dü- zenlemenin yasalaşmasından sonra işe başlayanlar ise sözleşmeliler için verilen normal haklara sahip olacak. Taslakta yer alan bazı düzenleme- ler şöyle: • Ozel kanunda belirtilen istisna- lar ve hükümler çerçevesinde sendi- kalar ve üst kuruluşlar kurulabile- cek, bunlara üye olunabilecek. • Memurlann ve sözleşmeli per- sonelin haftalık çalışma süresi 40 sa- at olacak. • Memurlar ve sözleşmeli perso- nele, bir önceki yılın aralık ayı top- lam aylık veya toplam ücretleri üze- rinden haziran aylannda başan öde- mesinde bulunulacak. • En az 25 yataklı tedavi kurum- larmda çalışan sağlık personeline ayda 80 saati geçmemek üzere, dö- ner sermayeden unvana göre 50 ile 120 arasında belirlenen gösterge ra- kamlannın katsayısı ile çarpımı so- nucu bulunacak tutar kadar nöbet ücreti ödenecek. • Memurlar ve sözleşmeli persone- le, kadro ve görev unvanı ile görev ye- rinin nüfus, yerleşim yapısı, konut ta- lep ve arzı, gelişmişlik düzeyi ayn ay- n dikkate alınmak suretiyle 7000 gös- terge rakamının aylık katsayı ile çar- pımı sonucu bulunacak tutan aşma- mak üzere Maliye Bakanlığı'nın tek- lifi ve Bakanlar Kurulu karan ile be- lirlenecek tutarda aylık kira bedeli ödenebilecek. • 2 çocuğu aşmamak kaydıyla her 1 çocukiçin 1000 gösterge rakamının aylık katsayı ile çarpımı sonucu bulu- nacak Yüzde 40 ve daha fazla özürlü olduğu belgelenen çocuklar için bu katsayı 2000 olarak uygulanacak. •* Memurlar ve sözleşmeli perso- nel için bütün ödemelerden gelir ve damga vergisi kesintisi yapılacak. Kira, yemek, giyecek, çocuk, teda- vi ve ölüm yardımı ile cenaze gider- lerinden ise damga vergisi dışında kesinti olmayacak. TÜRKEĞİTÎM-SEN Oğretmenin alım gücü düştü ANKARA(ANKA) - Türk Eğitim- Sen'in öğretmenlerin yaşadığı yoksullaş- ma sürecini ortaya koyduğu araştırması- na göre, bir öğretmen maaşıyla 1930 yı- lında 281 kilogram dana eti alınabilirken bugün yalnızca 68 kilogram dana eti sa- tın alınabiliyor. Buna göre, dana eti bazın- da öğretmen maaşının alım gücü yüzde 75.81 oranında azaldı. Araştırmaya göre 1923 yılında 20 Cumhuriyet Altını değerinde olan bir öğ- retmen maaşı bu yıl yalnızca 4.9 altın edi- yor. Aynı dönemler itibanyla yapılan kar- şılaştırmaya göre, öğretmenlerin bir ma- aşla alabilecekleri fasulye miktan 692 ki- logramdan 224 kilograma, nohut miktan 1000 kilogramdan 284 kilograma, zey- tinyağı miktan 209 litreden 78 litreye, zeytin miktan 382 kilogramdan 107 ki- lograma düştü. Araştırmada, odun ve kömür fiyatla- rındaki farka da dikkat çekilerek "Bun- dan 75 yıl önce bir öğretmen, maaşıyla 3 bin 600 kilogram kömür alabilirken 2005 yıhnda 2 bin 177 kilogram, 6 bin kilogram odun alabilirken 2005 yılında 3 bin 216 ki- logram odun alabilmektedir" denildi. HRKEZBJUIUSIKURUUfl CM 1 ABD Dolan 1 AvustrahaDolan 1 Danımada Kromı 1 Euro 1 lngılız Sterlını 1 is\ ıçre Frangı 1 Is\eç Kronu 1 Kanada Dolan 1 Ku\evtDınan l Norveı; Kronu I Sud Arb Rıvalı İIJU Japon Yeni ! Yeni lsraıl Sekelı tivlz M ] 3463 1019- 0 21929 l 6364 2?8lO l 0547 0 17436 1 1409 4 5" r 16 û 20703 0 35993 1 1852 13528 10264 0 2203" 16443 2.3934 10615 0.P61 7 1 1461 46318 0 20843 0 36058 1 1931 10BltH2H6 EFEKTİF M 13454 10150 021914 1 6353 2 3793 10531 0P424 1 136 1 4 5030 020689 0 35723 1 1808 0.28583 13548 1 0326 û22088 16468 2 39T) 10631 0P658 1 1505 •T013 U20891 0 36328 1 1976 030049 OtoyoUar, devlet yollan ve büyükşehir belediye sınırlan Rjerisindeki istasyonlarda uygulama baştayor. Akaryakıt istasyonlarında yazarkasa uygulaması 1 Kasım'da Beııziıı ahrken fiş isteyin ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Otoyollar, devlet yollan ve büyükşehir belediyesi suurlan içerisinde bulunan akaryakıt istasyonlanyla, 2004 yılı satışlan 1 trilyon lirayı aşan istasyonlann pompalanna bağladıklan yazarkasalardan fiş verme zorunluluğu 1 Kasım'da başhyor. Gelir Idaresi Başkanlığı, akaryakıt pompalanna yazarkasa bağlanması zorunluluğuyla ilgili bir tebliğ hazırladı. Tebliğin, Resmi Gazete'de yayunlanacağı tarihten sonra pompalaruıı ödeme kaydedici cihazlara bağlatacak olan mükelleflerin 1 Kasım 2005 tarihinden montajın yapılacağı tarihe kadar fatura veya perakende satış fişi, montajm bittiği tarihten sonra da pompalara bağlı ödeme kaydedici cihazlardan çıkan fişleri verecekleri hatırlatıldı. Akaryakıt pompalanm ödeme kaydedici cihazlara bağlatma zorunluluklan 1 Ocak 2006 tarihinde başlayacak olan mükellefler ise eğer bu tarihten önce montaj işlemlerini tamamlarlarsa 1 Ocak ' 2006'yı beklemeden söz konusu sistemle fiş düzenleyebilecekler. 1 Ocak 2006 tarihinden sonra işe başlayan akaryakıt istasyonlan ise bu tarihten sonra en geç 60 gün içerisinde pompalaruıı ödeme kaydedici cihazlara bağlatacaklar. TÜRKİYE'NlN GÖÇ HARİTASI En çokgöç alan bölgeAntalya, Isparta ve Burdur • DlE ve DPT verilerine göre, 2000 yılı itibanyla Türkiye'de daimi ikamet nüfusundan 4 milyon 469 bin kişi kendi bulunduğu bölgeden bir diğerine göç etti. ANKARA (AA) - Türkiye'de, en fazla göç alan bölge, Antalya- Isparta-Burdur olurken en fazla göç alan il ise yine Istanbul oldu. Devlet Istatistik Enstitüsü (DlE) ve Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre, 2000 yılı itibanyla Türkiye'de daimi ikamet nüfusundan 4 milyon 469 bin kişi kendi bulunduğu bölgeden bir diğerine göç etti. Göç alan cazibe merkezleri, Antalya- Isparta-Burdur, Istanbul, Tekirdağ- Edirne-Kırklareli, Izmir, Bursa- Eskişehir-Bilecik olarak belirlendi. Antalya bölgesinin aldığı net göç hızı binde 47'yi bulurken Istanbul'da bu oran binde 46 seviyesinde ölçüldü. En fazla göç veren iüer Nüfusuna oranla en fazla göç veren bölge ise Zonguldak-Karabük-Bartın illeri oldu. Bu bölgeyı Ağn-Kars- Iğdır-Ardahan, Mardin-Batman- Şmıak-Siirt, Samsun-Tokat-Çorum- Amasya ve Erzurum-Erzincan- Bayburt bölgeleri takip etti. En fazla göçü 407 bin kişi ile Istanbul ahrken Izmir 130 bin kişi, Bursa bölgesi de 105 bin kişi net göç aldı. Buna karşılık 131 bin kişiye yalon net göç veren Samsun bölgesi en fazla nüfus kaybı yaşayan bölge oldu. L200. YENİ MITSUBISHI ANKARA PAZARI YAKUP KEPENEK Görüşmeler ve Türkiye Solu (1) Türkiye yeni bir döneme giriyor; AB üyeliği görüş- meleri başhyor. Bu uzun, dolambaçlı ve uçurumlarla dolu yolda ulaşılacak sonuç kadar yolun nasıl aiındı- ğı da çok önemlidir. Bu nedenle, bundan sonra hem Türkiye'nin hem de AB'nin gündemine yerieşecek ve pek çok niteliksel değişime kaynaklık edecek olan gö- rüşme sürecinin, sol siyaset açısından irdelenmesi ge- rekiyor. öncelikle bir noktanın altı çizilmelidir. AB üyelik gö- rüşmeleri süreci, son yıllarda yaşanan bir "siyasal uyumsuzluk" ortamında yapıhyor. Uyumsuzluk şudur: Dışanda Türkiye'nin AB üyeliğini destekleyenler, esas olarak Avrupa'nın solcularıdır. Buna karşılık, Türki- ye'de sağcı bir hükümet işbaşındadır. Avrupa sağı ise Türkiye'nin tam üyeliğini istemiyor. Avrupa'da önemli bir gelişme daha var. Birçok ül- kede, son olarak da Almanya'da yapılan seçimlerin bir kez daha kanıtladığı gibi, Avrupa solu varlığını koru- yor; Avrupa'da "sol gerçeklik" yaşıyor. Türkiye solu- nun bu iki durum ve gelişmeden sonuçlar çıkarması gerekiyor. Görüşmelerin ülkemiz açısından tutartı, bilinçli ve haklanmıza sahip çıkarak sürdürülmesi için Türkiye solunun yapması gereken ve de yapabileceği çok şey var. • • • llk olarak, Türkiye solunun bir demokratikleşme sü- recine yeniden öncülük etmesi gerekiyor. Görüşme- lerin, ekonomik ve sosyal haklar başta olmak üzere, hak ve özgürlükler yönüyle çok daha içerikli geçmesi büyük ölçüde bu öncülüğe bağlı olacaktır. Laikliği esas alan ve bunu solun temel değerieri olan eşitlik, özgür- lük ve barış eksenine yerleştiren bir anlayışın egemen kılınması zorunludur. "Emeğin Avrupası" istemlerin- den de esinlenerek, görüşmelerde, kadın erkek-eşit- liğine vurgu yapılması ve bu konuda somut uygulama önerileri geliştirilmesi; ekonomik ve sosyal hakların kullanımında, en azından sermaye-emek dengesinin hedeflenmesi ve buna koşut olarak, sermayenin, pi- yasa oyununu kurallarına göre oynaması, yani, say- dam ve kayıtlı çalışma; sendikal haklara saygı ve çev- re gibi konularda toplumsal sorumluluk taşıyan bir özellik kazanmasına çalışılmalıdır. Ek olarak, bu bağ- lamda, siyasal partiler ve seçim yasalarının değiştiril- mesi, siyasal katılım kanallarının daha da açılması; 12 Eylül kalıntısı anayasal, yasal ve kurumsal yapılann tasfiye edilerek kamu yönetiminde demokratiklik, hal- ka hizmet, saydamlık, açıklık ve denetim süreçlerinin güçlendirilmesi sayılabilir. Adı ister Kürt istenirse Güneydoğu sorunu olarak al- gılansın, Türkiye solunun çözüm üretmesi gereken çok önemli bir siyasal sorun daha vardır. Bölgedeki toprak-insan ilişkilerinin ilkelliği; gelenek ve görenek- lerin ağırlığı; yalnız üretim ve gelir bölüşümü ilişkileri- nin değil, toplumsal ve siyasal bağlann da yer yer, ka- pitalizm öncesi bir nitelik taşıdığı bilinmektedir. Ülke- nin bölünmezliği, resmi dilin Türkçe olduğu ve terörün kesinkes reddi esas alınarak demokratik açılımcı yak- laşımlar oluşturulmalıdır. Solun, eşitlik, özgürlük, ba- rış ve dayanışma gibi evrensel değerieri çerçevesin- de, yöre insanının ekonomik, siyasal ve kültürel geliş- mesinin önünün nasıl açılacağı, katılımcı bir anlayışia ve somut olarak ele alınmalıdır. Laikliği bir yaşam biçimi olarak benimseyen geniş toplum kesimlerinin, kadrolaşma başta olmak üzere, AKP iktidannın kimi uygulamalanndan da kaynaklanan bir şeriat kaygısı ve korkusu taşıdıklan yadsınamaz. AB üyeliği sürecinin bu kaygılan büyük ölçüde azaltması umulmaktadır. Dinci ve ırkçı sağın toplumsal yaşamı baskı altına almasının önlenmesi, AB ilişkileri çerçe- vesinde kolaylaşabilir. Ancak yalnızca AB görüşmele- rinin kaderine bırakılmayacak kadar önemli olan bu tür kaygılardan kurtulmada, solun güçlenmesi büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle, laikliği esas alan güç- lü bir sol anlayış, siyasal, ekonomik ve toplumsal ya- şamın dinsel öğelerin içine sürüklenmesini önlemede kilit işlevi görecektir. Gelecek hafta, ekonomik ve kurumsal sorunlara de- ğinilecektir. yakupkepenekO6 «hotmail.com DÜNYA EKONOMİSİNE BAKIŞ / ERGİN YILDIZOĞLU LONDRA ergin.yildizoglu â gmail.com Katrina kasırgası, Bush'un "ana akım" medyada- ki eleştirilmezlik zırnını deldi. Şimdi Bush'un yıpran- ma süreci hızlanacak. Prof. Wallerstein'a göre "ABD'de tartışmalar, Irak'a demokrasi götürmenin çeşitli faydalanndan, Irak'tan bir an evvel çıkmanın çeşitli faydalanna kaydı" (01/10). Son gelişmeler ve yayımlanan kamuoyu yoklamalan, Bush'un, top- lumsal desteğinin iyice gerilediğini, onu iktidara ge- tiren ve ayakta tutan muhafazakâr koalisyonun da çatırdamaya başladığını gösteriyor. Böyle durumlarda liderier ya dikkatlerini iç sorun- lar üzerinde yoğunlaştırarak bir "tamirata" girişirier ya da eleştirileri, "ulusal çıkar"/"biriik" adına sustu- rarak inisiyatifi yeniden ele geçirmek için drşanda ye- ni bir maceraya atılırlar. Başkan Bush'un geçen haf- ta, neo-conservatism'in kalelerinden "National En- covvment forDemocracy" vakfındayaptığı ve insa- ra, Yunan mitolojisindeki "Tannlar, kahredecekleri insanlan önce çılgınca işlere sürüklermiş" özdeyi- şni anımsatan konuşma, ikinci yolu seçtiğini düşün- cürüyor. rak elden kaçıyor VVashington Post'un yorumuna göre, anayasa re- ferandumu tarihi yaklaşırken "Irak hızla elden kaçı- pr". Irak güçlerinin komutanı General Casey, "sü- Bcin yanlış biryönde ilertediğini"... "genel algıla- rn, anayasanın, umulanın aksine, bir ulusal muta- sakat belgesi olamayacağı" doğrultusunda olduğu- IU söylüyor (06/10). Newsweek muhabirinin Irak'tan bildirdiğine göre "biheşik, çoğulcu bir Irak umudu ırtık yok; ya çok gevşek bir federasyon veya şid- ietli biriç savaş öngörülüyor" (10/10). Direniş gü- :ünden hiçbir şey kaybetmeden süregelirken Los \ngeles Times'ın yorumu Irak'ta askeri durumun jiderek kötüleştiğine işaret etti: ABD'nin eğittiği Irak- askeri birliklerden savaşa hazır olanların sayısı i'ten 1 'e inmiş (06/10). Eğitilenlerin büyük bir kısmı, jğitim bitince silahını alıp kaçarak direnişe katılıyor- muş (Asia Times, The New Sta- tesman, 05/10). Bu sırada Irak'ta, işin çığnn- dan çıkmaya başladığına (belki de "gevşekkoalisyonun", henüz özelleştirilemeyen Irakpetrolleri- ni Kürtlerin, ama özellikle Şiilerin eline vereceği korkusuyla), iç sa- vaşa yatınm yapanlann arttığına ilişkin belirtiler var iki grup karan- lık olay özellikle dikkati çekiyor. Birincisi, Şiilere yönelik ve Sün- nilertarafından gerçekleştirildiği ileri sürülen bombalı saldınlarda büyük bir artış var. Ama neden- se, Şiiler ve Sünniler birbirlerine savaş açmamakta inat ediyorlar. Bunun bir nedeni, BM'nin Batı Asya Ekonomik Sosyal Komis- yonu Başkanı Ali Kadri'nin be- lirttiği gibi, en büyük iki aşiret konfederasyonunun, hem Şiiler- den hem de Sünnilerden oluş- ması. Bir diğer neden de bir III. tarafın varlığını artık herkesin ka- bul ediyor olması. Geçen ay Basra'da yaşanan garip olay, en azından, "Şii milisler gibi giyinmiş iki ıngiliz özel tim görevlisi, bombalar, uzaktan kuman- da fünyeleri ve silahlarla dolu bir kamyonetle ora- da ne yapıyohardı?", "Neden Ingiliz güçleh bunlar tutuklanmca kurtarmak için muazzam biraskeri gü- cü hiç vakit kaybetmeden -sorgulanmalanna fırsat vermeden- harekete geçirdi?" (The New States- man, 28/09) sorulannı gündeme getiriyor. Benzer bir olay da geçenlerde Necef'te yaşandı: Ingiliz vatandaşı bir kiralık asker, 10 Iraklı ve bir ara- ba dolusu silahla, patlayıcıyla birlikte yakalandı. in- giliz hemen serbest bırakıldı (El Cezire, 05/10). Ne- den bu haberieri veren yorumlar, Ingilizlerin güney- Bundan Sonra Bush (I) de kentlerın yonetimini militanlara terk ettiğini ileri süren ve sonra da öldürülen gazetecilerin isimlerini de vermeye özel dikkat gösterdiler? Reuters'ın di- rektörü de "ABD askerlerinin gazete ve TV muha- biherine yönelik tutumlannın kontrolden çıktığını" söylüyor (The Guardian, 28/09). Associated Press'te, Irak'ta polis üniformalı, polis araç ve ge- reçlerini kullanan ölüm mangalannın etkinliğinden, geçici hükümet kurulduğundan bu yana Şii, Sünni en az 539 kişinin ölümünden bunlann sorumlu ol- duğundan söz ediyor (07/10). Bu görüntü karşısında, eski Ulusal Güvenlik Ajan- sı (NSA) Başkanı General VVilliam Odom, "Irak, ABD tarihinin en büyük stratejik felaketidir" diyor (antiwar.org, 06/10). Irak "devlet başkanı"Talaba- ni ile Şii başbakan arasın- da çıkan tartışma da, Prof. Juan Cole'un deyi- miyle Irak'ı bir arada tutan çatının çatırdamaya baş- ladığını gösteriyor. Bush yönetimi döküiüyor Halk bu görüntü (salt ABD medyasında göste- rildiği kadanyla bile olsa) karşısında. Bush'un dış politikasından, genel ola- rak yönetiminden deste- ğini çekmeye başladı. Zogby ve Associated Press/lpsos'un geçen hafta yayımladıkları ka- muoyu yoklamalan so- nuçları. Bush'un Irak'ta başansız olduğunu düşü- nenlerin oranının yüzde 63'e (Boston Globe, 07/10), ülkenin yanlış yolda olduğunu düşünenlerin oranı- nın yüzde 66'ya çıktığını, Bush'un desteğinin kendi tabanını oluşturan Evanjelikler, muhafazakâr anne- ler, Güneyliler arasında sırasıyla yüzde 30'a, yüzde 28'e ve yüzde 26'ya düştüğünü (Associated Press, 7/1O)gösterdi. Bu sonuçlann, Irak dışında, iç politikadan kaynak- lanan nedenleri de var. Örneğin Katrina, ülkenin 11 Eylül'den dört yıl sonra hâlâ hazıriıklı olamadığını gösterdi. Bush'un Sosyal Güvenlik Reform önerisi rafa kalktı, vergiler indirilirken muazzam harcama programlan bütçe açığını taştıamaz bir düzeye çı- kardı. Tüketici güvenindeki gerilemeekonominin de ters yönde gittiğini düşündürüyor. Bunlar gelenek- sel muhafazakâr seçkinlerin de Bush yönetimine güvenini sarstı. Hatta kimilerini, örneğin Wall Stre- et Journal'dan Peggy Noonen gibi, Bush'un mu- hafazakâriığını sorgulama noktasına getirdi. Parti içi skandallar da hem neo-conlan zayıflatı- yor hem de geleneksel muhafazakâriann Bush'a başkaldırmasını kolaylaştırıyor. Bush'un, sırf yakın dostu olduğu için FEMA'nın (Federal Acil Durum Ajansı) başına getirdiği Michael Brown, Katrina kri- zini yüzüne gözüne bulaştırdıktan sonra istifayazor- landı. Şimdi de yüksek mahkeme heyetine yine Bush'un yakın dostu Hanriet Miers'in aday olma- sı, bardağı taşıran son damla oldu; Muhafazakâr Parti'nin seçkinleri arasında adeta bir isyan başlat- tı. Şimdi, en etkili muhafazakâr yorumculardan Ge- orge Will, VVashington Post'ta "Başkan, kendisine anayasanın koruyucusu olması için verilen güveni kaybetmiştir" diye yazıyor (Telegraph, 08/10). Cumhuriyetçi Parti'nin her iki meclisteki liderleri, Tom Delay, Bill Frist, yolsuzluktan yasal soruştur- ma altındalar. Bush'un başdanışmanı, muhafazakâr ittifakın ve seçim zaferierinin miman Karl Rove da CIA ajanı Plame'in adının basına sızmasını araştı- ran komisyona üçüncü kez ifade vermeye gidiyor. Tarihte ilk kez Beyaz Saray'ın içinden bir başka hü- kümete gizli bilgi sızdıran bir "köstebek" çıktı. Sa- vunma Bakanlığı'nın bir görevlisi de Israil'e, Ortado- ğu ülkeleriyle ilgili gizli bilgileri sızdırdığını itiraf etti Sanınm, "tüyü", Ticaret Odalan, Imalatçılar Birii- ği, Şirketler Konseyi gibi en güçlü iş çevreleri lobi- lerinin "Ulusal Güvenlik Yasası "na yönelik eleştiri- leri dikti. Yasa, gizli şirket bilgilerinin çok kolaylıkla elde edilmesine yol açıyormuş (AP, 05/09). The Eco- nomist'in, Financial Times'ın ve Bloomberg'in, Bush'un iç ve dış politikalanna yönelik eleştirilerinin dozunun artması da yine iş çevrelerinin hoşnutsuz- luğunun bir göstergesi (Çarşamba günü devam ediyorum).
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle