15 Mayıs 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
10 EKİM 2005 PAZARTESİ CUMHURtYET DIŞ HABERLER AB Genel Sekreterliği'nden istifa eden Sungar Cumhuriyet'e konuştu 'AB ilesinirsavaşı günleribaşlıyor'• Avrupa Birliği Genel Sekreterliği görevinden aynlan Büyükelçi Murat Sungar, Müzakere Çerçeve Belgesi'nin Türkiye için ideal bir belge olmadığmı söyledi. AB ile zorlu bir sürecin başladığını belirten Sungar, görüşmelerin başlaması karan konusunda "Hangi hükümet olursa olsun bundan başka yol izleyemezdi" dedi. ÖZGEN ACAR Avrupa Birhği ile 3 Ekım görüşme sü- recinın başlamasından çok kısa bir süre önce "AB Genel Sekreterliği'' görevinden istifa edip emekliye aynlan büyükelçi Murat Sungar, Lüksemburg buluşması- nın öncesini ve sonrasını "Cumhuriyet''e değerlendirdi. Sungar, 3 Ekim sonrasını, "bir sinir savaşınuT başlaması olarak ta- nımladı. Türkiye'ninyazılışını "etküeme olanağı''nın olmadığı "çerçevebelgesi"ni Sungar, "Türkiye için ideal bir belge de- ğiL Muhtelif nedenlerle üyeliginıize olum- lu bakmayan 25 ülkenin ortak paydasını yansıtan bir metüı" olarak tanımladı. Es- ki AB Genel Sekreteri, kolay olmayacak bir sürecin başladığını, pek çok siyasal, hukuksal ve teknik engellerle karşılaş- maya hazır olunmasını söyledi. "Sorun- larîn hiç bitmeyeceğini r> belirten Sungar görüşmelerin "oldukça yavaş ilerleyeceği- ne" dikkati çekti. Sungar, Kıbns bağlan- tılı "kırmızıçizgiler'' hakkında "Kıbns'ta tanınıa konusunda 1 ürkiye'ye geniş des- tek var, limanlarda yok" dedi. 3 Ekim'de görüşmelerin başlama kara- nnı nasıl karşüıyorsunuz? SUNGAR- Bu konuda pek çok görüş be- lirtilmiş olmasına rağmen çoğunluğun hü- kümetin almış olduğu karan memnunluk- la karşıladığı ortada. Bana göre hangi hü- kümet olursa olsun, bundan başka bir yol izleyemezdi. Netice itibanyla söz konusu Müzakere Çerçeve Belgesi, Türkiye 'nin mevcut olmadığı bir forumda kaleme alın- dı. Türkiye'nüı bu belgenin yazıhşını et- kileme olanağı yoktu. Bizim açımızdan ideal bir belge olmadığı kesüı. Bir kısmı, muhtelif nedenlerle bizim üyeliğimize olumlu bakmayan 25 ülkenin ortak payda- sını yansıtan bir metüı. Esas sorulması ge- reken soru şu: Bu belgenin son halini hak- h olarak eleştirenler, 3 Ekim günü Lüksem- burg'a giderler miydi, gitmezler miydi? Git- memenin kısa ve uzun vadeli sakıncalan- nı göze alabilirler miydi? Türkiye yeniden ödün vermekzorunda kalacakmı? SUNGAR - Ben bugüne kadar Türki- AB Genel Sekreterliği görevinden istifa eden büyükelçi Murat Sungar, Kıbns bağlanüh "lar- nuzı çizgüer" hakkuida "Tanınıa konusunda geniş destek var, limanlarda yok" dedi. ye'nin ciddi bir taviz verdiği kanaatinde değilim. Kıbns ayn bir konu ve Kıbnslı Rumlar tam üye oluncaya kadar bu me- sele bir AB kriteri değildi. O bakımdan bu konuyu ayn ele almak lazım, ama bu- rada dahi Türidye'nın son dönemde bir ha- ta yaptığı kanaatinde değilim. Siyasi ve hukuki kriterlere gelince; yapılanlar, ül- kemizin A\Tupa Insan Haklan Sözleşme- si 'ni imzaladığı andan itibaren yerine ge- tümesi gereken hususlann hayata geçiril- mesidir. Yani taknben 40 sene önce ya- pılması gereken reformları şimdi yapı- yoruz. Bu açıdan yapılan reformlann AB için değil, kendi vatandaşımız için gerçek- leştirildiği söylemi bana göre de doğru bir ifadedir. Önümüzdeki dönemi nasıl görüyorsu- nuz? SUNGAR - Tam bir sinir savaşından bahsetmek mümkün. Maalesef diğer aday ülkeler gibi bu süreç belli kurallar içinde cereyan etmeyecek. Aslında AB'ye uyum süreci yeni başlıyor. Şimdiye kadar sade- ce "Giriş" bölümünü bitırdik. Bundan sonra 35 başlık altmda toplum hayatmın bütün veçhelerini içine alacak bir uyarla- ma süreci başlayacak. Ben bu sürece şöy- le bakıyorum: Bize kalsa, ülke olarak bel- ki 100 senede ancak duzeltebileceğimiz bazı eksiklikleri. 10-15 yıl gibi bir süre- ye sıkıştıracağız. Bunu yaparken tabii bü- yük zorluklarla karşılaşacağız. Bazı alan- larda bu değişikliklerin toplumumuz üze- rindeki mali, sosyal ve ekonomık etkile- rini iyi tahlil etmemiz ve buna göre geçiş süreleri talep etmemiz gerekecek. Fakat gidişat onu gösteriyor ki, bu pek kolay bir süreç olmayacak. Pek çok siyasi, hukuki ve teknik engellerle karşılaşacağız. Bütün bunlara hazırlıklı olmamız lazun. Cesa- retimizi kaybetmeden, ama milli çıkarla- nmızdan fedakârlıkta bulunmadan bildi- ğimiz yolda ilerlememiz gerekecek. Peki nasıl bir haarhkiçinde olmamız ge- rekiyor? SUNGAR- Yeni bir baş müzakereci ta- yini ile bu hazırlık dönemi başlatılmış ol- du. Tahminim müzakereler başlaymcaya kadar nasıl bir yaklaşımla bu süreci yü- rüteceğimiz belli olacak. Ama asıl siste- min yerleşmesi zaman alacak ve belki ta- rama süreci esnasında daha belirgin hale gelecek. Unutmayalun ki 3 Ekim mera- sim ağırhklı bir toplantı idi. Şimdi tara- ma faaliyeti başlayacak. Yani sistemin yerleşmesi için artık süratle hareket edil- mesi gerekiyor. Görüşmelerde eşgüdümü kim yürüte- cek? SUNGAR- Bunu baş müzakereci tayin edecek. Ama koordinasyondan ne anla- dığınız da önemli bir husus. Örneğin, Tür- kiye'nin dış politikasmı Dışişleri Bakan- hğı koordine eder ve yürütür. Bu aynca bir yasa ile de karara bağlanmıştır. Ama Dışişleri bu işi yürütürken mesela NATO'da cereyan eden askeri bir konuda muhak- kak Genelkurmay'm görüşüne başvurur ve çok önemli bir aykınlık yoksa bu gö- rüşe göre hareket eder ve gerekli talimat- lan venr. Ama bunu yaparken uluslara- rası kuruluşlarla ve ülkelerle sadece Dı- şişleri Bakanlığı muhatap olur. Hiçbir ba- kanlık doğrudan dış temsilcüiklere tali- mat veremez. Dolayısıyla AB ile müza- kerelerde de sadece bir kuruluşun komis- yona muhatap olması gerekecektir. îşte bu da etkin bir koordinasyonun temel şartı- dır. Aksi takdirde komisyonun Türkiye'de- ki kuruluşlarla ayn ayn yazışması koor- dinasyonu bozar ve bizim müzakere tu- tumumuzu zayıflatabilir. Aynca konu baş- lıklan hakkmda çoğu zaman ilgili bakan- lıklann birbirlerine ters düşen görüşler ılen süreceğine de muhakkak nazan ile bakmak lazun. Görüşmelerde sivü toplum kuruluşlan- nuı rolü ne olacak? SUNGAR- STKTerin etkin bir şekilde müzakere sürecine katıhnalan gerçekten çok önemli. Hükümetin de bu konuda tam bir görüş birliği içinde olduğunu bi- Hyorum. Zannediyorum ki, her fasıl için kurulacak çalışma gruplannda STK'lere yer verilecek ve onlann aktif bir şekilde katkıda bulunmaları beklenecek. Nite- kim, 9 Eylül'de Saym Başbakan'ın baş- kanlığında yapılan toplantıda bütün bu hususlar en açık bir şekilde dile getirildi. eskisini yenısıTurkcellExtra ve Abone Merkezleri'nde! Eski cep telefonunuzu TurkcellExtra ve Abone Merkezlerine getirin, yepyeni BenQ M300Ü, 70 YTL indirimli alın. Beno. OYTL İNDİRİMLE! Kamera, SMS, MMS. JÇpolifonikrilsesi. Kampanya stoklarla sınırlıdır. - "Koç ve Sabana grup- lannın üst düzey yönetici- leri de AB'ye eleştirel ba- _ kıyortar!.." - "AB'ye karşı olanlara, _ AB baskılan olanak sağlı- ™ yor, ne yazık." - "Yeni koşullar herkesi bıktırdı, keşke yapmasa- lar..." Bu başlıklar, büyük bazı gazetelerımizın ön sayfalannı dol- duran haberler. Meselenin, "AB'ye karşı olanlar ve olmayanlar" biçı- minde sunulması; - bazen cehaletten, - bazen "esas sorunlann gizlen- mek istenmesinden," - bazen de "kötü alışkanlıklardan" kaynaklanıyor. Meselenin AB karşıtlığı ve yan- daşlığı yerine şu şekilde ortaya konması daha uygun olmaz mı? 1) AB'nin Türkiye politikasmı gör- mek istemeyenler ve görenler... 2) Türkiye-AB ilişkilerinin nor- malleştirilmesini isteyenler ve is- temeyenler... 3) AB'nin arka bahçesi olmamı- za göz yumanlar ve buna karşı çı- kanlar... 4) AB dahil, dış dünya ile ilişki- lerde, "karşılıklı çıkarlann kurulma- sını savunanlar ve savunmayan- lar"... 5) "AB marifetiyle Lozan'ın tas- fîyes/nı seyredenler ve buna karşı direnenler"... 6) "Türkiye'de gerçek bir de- mokrasinin kurulmasını isteyenler ve istemeyenler"... "AB'ye karşı olanlar ve olma- yanlar" başlıklan yenne AB mese- lesinin bu şekilde ortaya konması, BIÇAK SIRTI EROL MANİSALI AB'ye Karşı Olanlar ve Olmayanlar medyamızın haberleri ve gerçek- lerı okurlarınayansıtmalan için da- ha doğru olurdu. Burfadedoğal ola- rak, halkı aldatıp yönlendirmek is- temeyen medya çevreleri için söz konusudur. Yukanda sıraladığım '6' atterna- tif ifade de aynı kapıya çıkıyor "Me- sele kesinlikle AB 'ye karşı olup ol- mama meselesi değildir." Sorun, "sömürgeleşmeyi kabullenip ka- bulenmeme meselesidir". Bu so- runu örtmek isteyenler genellikle; - Efendim bir yanda AB'ye kar- şı olanlar var; - öte yanda da AB'yi savunan- lar yer alıyor. Bugüzelim AB'ye hiç karşı çıkılır mı? Türkiye'nin AB ile sorunlan tabii ki olacaktır. Bunlarza- manla çözülür diyenlerdir. Yalan şebekesi... Bunlar Türkiye'nin sömürgeleş- mekte ve AB'ye tek yanlı bağlan- makta oluşunu gizlemek için me- seleyi özelltkle saptıran medyaçev- releridir. AB ile ilişkiler açısından 2005 sonbahan adeta medya savaşına dönüştü; - Gayri milli sermaye çevreleri- ne ve kimi Islami çevrelere bağlı medya, "Türkiye'nin AB'ye tek yanlı bağlanmakta oldu- ğunu" örtme çabası içi- _ ne girdi. Ayrıca Ermeni meselesi, Patrikhane ve _ Hatay kepazeliklerini na- ~ sıl saptıracaklarını bile- mediler. Halk haberierde göre- mese bile sağduyusu ile işlerin kötü noktaya doğ- ru gittiğinı hissediyor. An- cak ne kadar "vahim" olduğunu an- lamakta zorlanıyor. - Felaketegıdişi, malum medya çevreleri, "Birşeyyok, bunlar AB karşıtlannın abartılan" diyerek iha- netlerini sürdürüyorlar. Ve bu bü- yük ihanetlerinin suçluluğu artında ezildikçe daha da büyük yalanlar söylemek zorunda kalıyorlar. Ay- nen Bush ve Blair'ın Irak'ın işga- linde uydurdukları yalanlar gibi... Blairdeyinceaklımagetdi; Irak'ın işgalinde en büyük iki yalancıdan birisi olan Tony Blair bugünlerde malum medyanın can simidi oldu. Blair'in Türkiye'yı nasıl sevdiğini ve desteklediğini söyleyerek onu yere göğe sığdıramıyorlar. En bü- yük yalancı ve işgalciden medet uman kimi medya çevreleri bunlar... Bu sefer onun Türkiye ile ilgili yalanlarını halka yutturmaya çalı- şıyortar. Irak'ın işgali öncesindede aynı şeyi yapmadılar mı? Irak iş- gal edilirken yine Blair'in yalanla- rını Türk halkına pazarlamadılar mı? Bugün de AB'nin yalanlarını pa- zarlıyorlar... AB Türkiye'yi yavaş yavaş, sinsi sinsi ışgal ederken on- lar yine işgalcinin yanında yer alı- yorlar... www.istanbul.edu.tr/iktisat/emanisali Polonya y da seçim ikinci tura kaldı Dış Haberler Servisi- Polonya'da yapılan devlet başkanlığı seçimin- de, sandık çıkışı belirlemelerine göre en yüksek oyu alan iki aday liberal Donald Tuskve muhafaza- kâr Lech Kaczynski, 2. turda kar- şı karşıya gelmeye hak kazandı. Liberal Yurttaş Platformu'nun adayı Donald Tusk oylann yüzde 38.5'ini alarak en yüksek oy ora- nına ulaşan aday oldu. Belirleme- lere göre, muhafazakâr Hak ve Adalet Partisi'nin adayı Lech Kaczynski de yüzde 32-33'lük oy oranıyla en yüksek oy oranına ula- şan ikinci aday oldu. Seçimde hiç- bir adayın mutlak çoğunluğa ula- şamaması nedeniyle, ilk turda en yüksek oya ulaşan Tusk ve Kaczynski 23 Ekim'de seçimlerin 2. turunda karşı karşıya gelecek. Sungar'a göre Türkiye içindeki görüşmeler yavaş ilerleyecek Sorunlar hiç bitmeyecekBütün bu görüşmelerde bizim kjrmızı çizgilerimiz nelerdir? SUNGAR - Ben bu tabirden pek hoşlanmıyorum. Kırmızı çizgiler öyle kolay kolay ilan edilmezler. Çünkü bu çizgiler de zaman içinde değişirler. Eğer bunlan ilan edip de gereğini yapmazsanız, oldukça sıkıntıh bir duruma düşersiniz. Bununla beraber, Türkiye, önümüzdeki kısa dönem içinde "olmazsa olmazlan" oldukça açık bir şekilde dile getirdi. Örnegin, hem Başbakanın hem de Dışişleri Bakanı'nın ağzından Kıbns7 la ilgili olarak bir çözüm gerçekleşmeden "tannna"nın söz konusu olmayacağı. aynca KKTC'nin izolasyonu kalkmadan limanlann GKRY'ye açılmayacağı ilan edildi. Birinci "kırmızı çizgi". yani "tannna" ile ilgili olarak AB içinde oldukça geniş bir desteğe sahip olduğumuza inamyorum. Ama ikinci "larmızı çia^gi", yani limanlanmızın GKRY'ye açılmaması için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Peld bu durunıda ne olacak? Görüşmeler nasıl yürüyecek? SUNGAR: 2006 müzakereler açısından kritik bir yıl olacak. Özellikle Uyum Protokolü'nün uygulanması açısından limanlann bütün üyelere açıknası Türkiye'den istenecek. Işte bu noktada bütün mesele, Türkiye'nin müzakerelerden kopmasım istemeyen ülkelerin GKRY üzerinde • Büyükelçi Murat Sungar, Türkiye'nin Kıbns'ın tanmması ile ilgili olarak AB içinde büyük desteğe sahip olduğunu ancak Türk limanlannın Güney Kıbns Rum Yönetimi'ne açılması konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğini belirtiyor. yapacaklan baskıyla, onlann da hiç olmazsa bazı jestler yaparak KKTC ile ilgili sınırlamalan hafifletmesini sağlamalan. Bu şekilde bizim de zevahiri kurtarma ve limanlan açmamızın imkân dahiline girmesi. "Zevahiri kurtarma" diyorum. zira bana göre limanlan açma zaten tanıma anlamına gelmiyor. Örneğin her gün pek çok Tayvan gemisi muhtelif AB limanlanna mal getıriyor, ama ne Çin ve ne de başkası bunun Tayvan'ı tanıma anlamına geldiğini iddia ediyor. O zaman ortada başka sorun kalmıyor mu? SUNGAR - Sorunlar hiçbir zaman bitmeyecek. Bize göre hassas olan bu sorunlann dışında, işin esasına dönersek, muhtelif konu başlıklannın doğasından çıkan başka sorunlarlarla karşılaşacağız. Ben Türkiye içindeki müzakerelerin oldukça ya\aş ilerleyeceğini zannediyorum. Avrupa'daki bu genel isteksizlik, maalesef bizim de etkili bir şekilde örgütlenmemizi engellemekte. Sağlam bir koordinasyon mekanizması kuramazsak, zaten ayak sürümeye mütemayil bürokrasi, işleri yokuşa sürmeye başlayacaktır. Bize her zaman söylenen bir husus, bütün bu süreçte bizim tek dayanak noktamızın Komisyon olduğudur. Son dönemde bunu somut bir şekilde hepimiz gördük. Ne kadar etkin, düzgün ve inandıncı bir şekilde çalışırsak. ileride çıkacak ihtilaflarda Komisyonun o derece bize yardımcı olacağına inamyorum. eskisini TurkcellExtra ve Abone Merkezleri'nde! Eski cep telefonunuzu TurkcellExtra ve Abone Merkezleri ne getirin, yepyeni LG B2100Ü,70 YTL indirimli alın. Kampanya stokiarla sınırlıdır. 70 YTL İNDİRİMLE! Kamera, SMS, MMS, 40 polifonik zil sesi.
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle