Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
SAYFA CUMHURİYET 13 MAYIS 1996 PAZARTESİ
HABERLER
Selim Edes, 'Civangate skandalı'nın arkasındaki gerçeği açıklarken özal dönemini de anlattı -3-
Taralan elimlegötürdüm'
#1 Jm hâkime, Özal
/ 1 /m isminin
/ \/ m kanşmasını
-X. v ~M~ istemiyordum.
Fakat her şey gün ışığına
çıktığı için, daha fazla Özal,
Ozal ismi diye şey etmenin
manası olmadığını belirttim.
Emniyetteki ifademde tam
anlatsaydım. hapse mi
girerdim... O zaman ya hcp...
Onlar da girecekti yahut ben
de girmeyecektim. Onlar
girmezse ben de girmezdim o
zaman. Işte orda ben, Özal
ismini söylemediğim için ben
girdim.
FIAT KOZLIKLU
Selinı Edes. Engin Cıvan \ urulduktaıı
sonrn bırsüreortadan kayboldu. Avuka-
ti "Birkaç gün bekieyelim, durum orta-
ya çıksın" dediği için yazlığına gidip bek-
lediğinı söyleyen Edes. bu süre ıçersin-
de kendisini kimsenin arayıp. sormadı-
gını savundu.
ABD'deki günlerını oldukça rahai ge-
çirdiğinı gızlemeven Selım Edes'lesöy-
leşımizi sürdüriiyoruz.
- Bu işlerin unutuJmadığı. kapanmadı-
ğı kesin...
EDES - Benını kımseden talebım ol-
madı. Hareket edenlcr benım adıma mı.
başkasinın adına mı hareket ettı. O da
meçhulyani... Bu insanlar (Kılıç veÇa-
kıcı'vı kastederek) Ahmet'intanıdıgı in-
sanlardı...
- Sizden hareketle başka bir şeyler mi
gereekleştirilmek isteniyordu?
EDES - Öyle bır şeyi ne tahmin ede-
biliyorum. nede...
- Civan'dan alacağınız olduğunu avu-
katınızdan başka kime bahsetmiştiniz?
EDES-Civan'la ortak arkadaşlanmı-
za...
- Avukatınız siz tesiim olduğunuzda,
gazetecilere, Engin Civan'a işini/i hallet-
mek için riişvet verdiğinizi. karşılığını gö-
reme>ince ve verdiğinizi söylediğiniz 3.5
milyon dolan da a(ama> ınca işi Aiaattin
Çakıcı'va devrettiginizi belirtmişti.
EDES - Kimseye işi ha\ale etmişlik
falan yoktu ki. Avukat benim her saniye
yaptıgımı bilmediginden. kimle konuş-
tuğumu. Özallar'ın işi kime havale etti-
ğini bilmiyordu ki... Aramızda iletişim ko-
pukluğu olduğunu tahmin ediyorum... •
- Paraları Engin Civan'a nasd ve kim
araeılığrt la gönderdiniz?
EDES-Paralan bızde mutemetlik va-
Skandalın baş kahramanlan Selim Edes ve Engin Civan'ın dunışmaJan basırun büyük ilgisi aitında gerçekleşti.
pan yaşlı bırı \ardı. küçük bir kısmını
onunlagönderdimdıyehatırlıvorum. Ne-
redey se eoğunu ben kendım Engın'egö-
türdüm
- EmniyetteÇ akıuVa başv uranın sizol-
duğunuzu niye söylediniz?
EDES-Özal'ın ismi kanşmasın diye.
yoksa ben falan başvurmadım. Sonra
mahkemede hâkime. Özal isminin kanş-
masını istemiyordum. Fakat her şey gün
ışığına çıktığı için. daha fazla Özal. Özal
ismi dıye şey etmenin manası olmadığı-
nı belirttim. Emniyetteki ifademde tam
anlatsaydım. hapse mi girerdim... O za-
man ya hep... Onlarda girecekti yahut ben
de girmeyecektim.
- Onlar girer miydi? Girerler diye dü-
şündünüz mü?
EDES - Onlar girmezse ben de gir-
mezdim o zaman. Işte orda ben. Özal is-
mini söylemediğim için ben girdim.
- Mahkemede niye ifade değiştirdiniz?
EDES-Türkıye'de mahkemelerde ha-
diselerle ilgili değişikliklerolmuyor. Bil-
mem ne şahıt gelip de filmlerdeki gibi
mahkemenin gidişatını değiştirmiyor.
Başladığı gibi gidiyor. Şahite hâkim so-
ru soruyor. avukatlardegil.
- Adalet yerini buMu nıu?
EDES - Valla onu sormaym canım.
adaletın verini bulup bulmadıgını...
- Ola>da azmettirenin tek siz olmadı-
ğınız gözüküyor... Birileri Semra Özal,
Zeynep Özal var arada...
EDES-(Gülerek) Istedıgıniz gibi de-
ğerlendınn...
- Anatepe konusunu biraz anlatır mı-
sınız?
EDES- Benim Kemal llıcak'tan aldı-
gım bir arazi vardı. Bugün Anatepe de-
nen yer... Onun ihtilaflı yerlerini Emlak
Bankası'na hibe ettim. Bugün Anatepe
denen yer. bana ait bölümü alıp da para-
sını ödemedikleri aşagı yukan birmilyar
doların üzerinde degerde.
- Kim aldı orayL, ftahanlar mı?
EDES - Ben bizim şirketleri Italyan
gruba. şirkete devrettim. Bunlar bizim
şirketı satın alırken Guernsey Adası"nda
şirket kurdular. Bu dogal bir şey. Türki-
ye'deki petrol ofisi de gidip Libya'da iş
yapacağı zaman o da gidiyor bir yerde şir-
ket kuruyor. Yani Italyan şirket bizim şir-
keti alırken. Italya'da iki defa vergilen-
dinlmemek için gidipoadada şirket kur-
dular. Del Paviro Borsa'ya kayıtlı o sıra-
larda Italya'nın en büyük şirketlerinden
biri... Bir kısım hissesini çimento sana-
yiinın önde gelenlerinden Federicci almış-
tı Tabela şirketi falan dendi. değil...
- Ahmet Özal'm bu tlalyan şirketiyleor-
taklığından söz edikli...
EDES - Hiç zannetmiyorum...
- O tarihlerde Civan'a verdiğinizi söy-
iediğiniz parayı şirketlerini/in tamamını
sann alan Antonkûlan aldığınızı belirtmiş-
finiz~.
EDES-Evetonlardanaldım. Şırketle-
rimi devrederken alacagım dogdu. O ne-
denlearazininyadaparasının bu İtalyan
firmasından geçmesı lazım ki ben de on-
lardanalayım... Buiştenenaz 10-15 mil-
yon dolarzararlan oldu \e lanet olsun de-
yip dört beş yıl önce Törkiye'yi terk et-
tıler.
- Odessa'da hayali bir şirketini/ oldu-
ğu konusu...
EDES- Hayali değıl... Biz Odessa'da
muazzam konut yapıyorduk. Günde 10-
12 tane konut yapan si.stemımiz vardı.
Gidip mukaveleyi imzaladık. Fakat ınu-
kaveleyi imzaladıktan sonra. henı orada
ekonomik \e siyasi durum çok kötüye git-
meye başladı. Biz de o işi yapmayı dü-
şünmüyorduk. ama o i^i yapmak için
>urtdışında iş yaparken teşuk almıştık.
Emlak Bankası bize o 35 milyon markı
vermek için bize "SizeOdessa işi için kre-
di verelim'" dediler. O sırada ben şirketı
Italyanlara devretmiştim. Hatta Italyan-
laraalmamalannıdahı sö\ ledirn. Niye kre-
di alacaksınız. 120mıKon dolararsa pa-
rası \ar. ne kredi alacakMnız' Kredi fa-
izli. benim alacağımı \ermelerini söyle-
yindedim. Onlarda Türkıve'yeyenigır-
dik. burada büy ük işler yapnıay ı tasarlı-
yoruz. Şimdi böy le de\ let bankasına ter>-
likyapmayalım dediler. 35 milyon mark
krediyı aldılar. O 35 milyonun \üzde 80"i
de ilk ağızda vadesi gelen ödemelere fa-
lan kullanıldı. Geri kalanı da şirketin di-
ğer borçlarına falan sanıyorum. Benden
sonra oldu bunlar hep... Önu almamala-
n lazımdı. O 35 milyon mark aradan ge-
çen üç-be> sene geçınce oldu 150 milyon
dolar. Alacağımız 120 milyon dolaray-
nı kaldı ve şirketler grubu 30 milyon do-
lar borçluhaledüştüdiyorlar...Olacak ış
mı?
- Zeytinburnu projesL.
EDES - Arazisı zaten bizim degildı.
Biz O projenin müteahhıdıydik Yaptığı-
mız işler karşılığında para aldık. Mese-
la bır milyon metreküp hafnyat yaptık ora-
da. Deniz seviyesinin 30 metre aitında.
En azından 10-15 milyon dolarlık sade
hafnyat yaptık. Proje > aptık. şantije kur-
dukbilmemne... Bunlannkarşılığındada
bıınun aitında para aldık. Sonra işi lağ-
\ettiler. Borçlusunuz dediler. Engin Ci-
\andan sonrakı yönetım...
- "Geçmişi geride bıraktım. Gelecege
bakmak isti\orum"di\orsunuz. Ancakşu
bir gerçek ki. hâlâ geçmişte kapanmadı-
ğı söylenen bir dolu ola\ lar var. Temmuz-
da o olaylann yaşandığı orfama gidece-
ğinizi söylüyorsunuı. Hâlâ ola> la ilgili bir-
çok karanlık nokta olduğu bir gerçek.»
EDES- Ben başka bir milletın insanı
olmadıgıma göre. büyüdüğüm. okudu-
ğum. doğduğum yere gideceğim. Bir de-
fa bir daha de\ let bankasıyla hiçbir alış
verişte bulunmam. De\ let bankasıyla mu-
hatap olduğunuz zaman o bir ticari iş ol-
muyor.
Ticari işten çıkıyor. politik bir hale ge-
liyor. Ben Emlak Bankasfna koskoca
araziyi götürüp devrettim Ondan sonra
onun aitında kaldım bir de yani. Benim
parçam da gitti, ismım de gıttı. Her şe-
yimdegitti. Hayatunınen büyük hatası-
nı yapmışım...
O devrettiğtm yer için de bırak gece-
kondu olsun diyeccktım. Sırf gecekondu
olmasındiyeJaponvadaproıeyaptırdım.
Cç sene gittim geldim. uğraştım. Belki
Türkiye'nin en güzel ımarpalanını yap-
tırdım Bilıyorsunuz. Hazine arazisi çok
kolay gecekondu olur. Hazine'vedevro-
lup da gecekondu olmasin diye arazıv i o
zamanki Anadolu Banka.sina.. sonra Em-
lak Bankası oldu. En büyük hata)i yap-
mışım Ne olursa olsun dıyeeektim. Ba-
na ne. bana ait olan yerle uğraşacaktım.
Öbürtarafgecekonduolursaolsun... Bu-
gün hâlâaynı durumdabırişolsahiç.. bı-
rak gecekondu olsun. .
BİTTİ
Selim Edes, Engin Civan olayını ön yargılı olmayan, objektif bir isme yazdıracağını söylüyor
'Her şeye sıfirdan başlayacağım'• m des. "Bu olay sizden neler
m götürdü" sorusuna. "her şeyimi"
m y yanıtını veriyor. Geride hiçbir
m j şeyi kalmadığını ıleri süren Edes.
^ A _ ^ # "havat tecrübesiy le" veniden
başlayacağım söylüyor. Türkive'deki bir
şirkete yüzde ile Kongo'daki işinde yöneticilik
yaptığını. ancak "heniizdoğurgan vaziyete
gelnıediğini" belırtiyor. Edes. Cıvan olayını
kitaplaştırmayı da planlıyor
- Bir yıldır dümada birçok yere gittiniz.
Türkiye'ye uğramayı düşünmediniz mi?
Adınız kaçağa çıktı.
EDES- Kaçmadım kı ben. Tahlıye olduktan
sonra her normal vatandaş gibi '»eşilköv 'den
uçağa bindim. Aradan sekiz dokuz ay
geçtikten sonra Yargıtay'da bu cezalar
onaylandı. Şimdi de o sekiz ay hapis cezamın
6.5 ayını vatmıştım. Geri kalan bırbuçuk ayı
da gidip yatacağım. Para cezasını da elimden
gelen her şeyi yapısorum, ödeyeceğim de...
111 milyar lira borcum var. Bu zaman
zarfında çalışa çalışa ödeyeceğim... Param
yok ama. 20 taksitte ödeyeceğim.
-Tunca Işkır adlı Uashington bölgesinde
vaşayan Türk asıllı Amerikan vatandaşıyla iş
yaptığınız. onun si/in adınıza Türkive'deki
işlerinizi y ünittüğü söyleniyor... \eni iş
ortağınız falan mı?
EDES - Tamvorum. ABD'de mimarlık bürosu
\ar. Türkıye'de Alarko'yla falan işleri var. İş
alakam falan y üzde yüz yok.
- Ne yaptmız cezaevinde, korktunuz mu?
EDES- tlk başlangıçta ben ıdamla
yargılanıyordum \ahu... Kormadım ama. yani
böyle hayretler içinde kaldım: ben ne yaptım
da idamla yargılanıyorum diye. Savcının ilk
talebi. adam öldürmeve azmettirmekten
idamdı. Emniyette bana iyi davrandılar. hiç
orada da en ufak kötü bir muameleyle
karşılaşmadım.
- Kimse baskı yaptı mı, susmanız için falan...
EDES - Hayır. hiçbir şey olmadı. İlk
Emniyette ben kendi arzumla subtum. Özal
adını vermedım. Herkes söyledikten sonra da
söyledim. Yani söylemeyi de söylememeyi de
kendinı yaptım.
- 63 yaşındasınız ve 30 vıldır iş
dümasındasınız. Ancak riişvetin toplumu
bövlesine sardığı daha çok 1980'li vıllarda
söylenmeye başlandı.
EDES - Şimdi riişvet her zaman vardı.
Türkıyede faaliyet hacmi artınca bu işler çok
daha arttı. İletişim çok ilerledı. Daha evvelki
pek böyle ortaya çıkmıyordu belki bu işler.
Ve. aktıvite hacmı dardı. Mesela Türkıyenın
bütün ihracatı 2.6 milyar dolardı. Gayri safi
milli hasıla çok küçüktü. Türkıye"de çok
büyük işleryapıldı. Mesela mılvarlarca
dolarlık otoyol yapıldı Ondan evvel
Türkiye'de \ar mıydı bö> le bır şey. Muazzam
telefon şebekelerı yapıldı.
- Rüşvetsiz iş vapılanııvor divorsunuz... Riişvet
illa gerekli mi iş yapmak için...
EDES-Zaten rüşvet olduğu için ış hacmi
artınca rüşvetin dc hacmı arttı. İletişim de
artınca daha çok ortaya çıkmaya başladı. Yant
Türkıyenın bu konudaki yapısı değışmedı
kı... Dünyanın en medenı iilkesi Amenka'da
her şey özel sektörün elinde... Burada riişvet
alıp verebilecek konu >ok belki Ama yine
yok. olnıuyor mu? Oluyor tabii...
- Batı ülkelerindeki riişvet olaylarının uzerine
Türkiye'dekine oranla daha fazla gidildiği de
gerçek...
EDES-Şimdi Batı'da ABD'de insanların çoğu
yapı olarak riişvet konusuna soğuk.
türkı>e'de rüşvete imkân tanıyan yapı söz
konusu. Türkiye'de kirlenmiş bır mekanizma
var.
- \'e Ankara'da bu mekanizmanın vaşamasına
çaba gösteren. bundan pay alan bir kesinıin
varlığı da söz konusu. Herkes bir şekilde
nasiplendiğinden rüşvet yaşama olanağı
buluyor. övlemi?
EDES-Gayet tabii.. İktidara gelen hiçbir
siyasi parti mesela bankaları özelleştirmiyor.
Bu sizın dcdiğiniz >ebepteıı dolayı. >bksa beş
dakıkalık ış vani özelleştirme.
- Turgut Özal döneminin ünlü
milyarderlerinden biri vardı: Turan Çe\ ik...
Özal. " \ e olmuş _\anı.. hayali ihracat falan..
ama memlekete dövız kazandırdı" deyip çıktı
işin işinden ...
EDES-E\et. . Havaîi ihracat... İnsanlar
bundan rahntsız oluyorlar.
- Evet ama, Özal döneminin insanları bunları
dilegetirmivor...
EDES- Şimdi herkes rüşvet işine bu döncm
başladı. şu dönem bitti demesin: rüşvet her
zaman vardı. Özal dömeminde çok iş
yapıldığı için rüşvet konusu da artış gösterdi...
- Sizin geniş bir çev reniz vardı. Dostluklarınız
vardı. Olayla birlikte bu çev reniz sizi hayal
kırıklığına uğrattı mı?
EDES-Gayet tabii. Bu hadiseler hep politik
gelişmeler, yani. bir senaryo çizildi. kuruldu
ve o senaryoda yerim de tayin edildı. Medya
da onu gayet güzel uyguladı... Hiçbir zaman
mesela hadise incelenmedi. istersen ağzınla
kuş tut..
- Bu olay kapandı mı sizce?
EDES-Hayır. Nesi kapatıldı... Hâlâ
gündemde... Ben Türkiye'ye döndüğüm
zaman bu defa özellikle bu işin üstüne
gideceğim. Yani ya televizyon vasıtasıvla
veyahut benim yakınım olmayan. ama aynı
zamanda buna İcarşı da önyargılı olmayan
objektif olacak birisine bir kitabı
yazdıracağım. Ben yazmayacağım. Objektif
olarak. yazdıklanndan dolayı hiç bir şeyden
korkmayacak. medyadan falan
çekinmeyeeek... Objektif olarak ben ona her
şeyi anlatacağım. gidip bakacak. tahkik
edecek. Işte, mahkeme kayıtlarından banka
kayıtlarına. şuralara, buralara. ondan sonra
bak. o zaman her şey ortaya çıkacak. Hiçbir
şey saklamıyorum. Ben yazmayacağım
çünkü. ben yazarsam tek taraflı olacak...
Benimle ilgili suçlamalarda bu işin aslı nedir
ona baksın..
BİZBÎZE
ERDAL ATABEK
Engin Civan. cezaevinden çıktiktan sonra kayıplara kanşti.
YabancılaşveNefretEt...
Bugün toplumumuzda en etkın komut budur: "Ya-
bancılaş ve nefret et."
Birfutbol maçı mı oynanıyor? Yapılan maç değil,
savaştır. Taraflar rakıp takımlar değil, düşmanlardır.
Yenen takım, karşı tarafı ezmiş, mahvetmiştir. Yeni-
len taraf, namusunun kırletılmesJnın hesabını sormak
için kendi oyunculanna saldırmaktadır.
Artık bu durumdan futbolcular yakınmaktadırlar.
Fenerbahçeli Aykut, Trabzonspor'a attığı golden -
neredeyse- pışmanlık öuyacak kadarsıkıntı duygu-
sunu dile getırmektedır.
Bir yürüyüşte karşı karşıya gelen gençlerle polis-
ler birbirine karşıt duygular içinde hareket etmekte-
dirler. Polise göre gençler "tehlikeli", gençlere göre
polisler "faşisf'tır. Birbirlerıne davranışları da buna
göre olmaktadır.
işinı görmek ıçın resmi bır daıreye giden vatandaş
da karşısındaki memurla duygusal bir karşıtlık ya-
şamaktadır. Memura göre vatandaş, "kendisine iş
çıkaran gereksiz biri"öır. vatandaşa göre ise me-
mur. "asık suratlı, güçlük çıkarmaya çalışan biri".
Alışveriş yapan birisi için sat/cı, "onu kazıklama-
ya çalışan bırfırsatçı"ö\r. Satıcı için alıcı da "para ver-
memek için her şeyi yapmaya hazır bır açıkgöz".
İslam kesiminin kimileri için laiklik "dinsiz imansız
olmak"\\r. Laik kesimin kimileri içınse dindarolmak
"gerıcılik"t\r.
Toplumda farklı olmak, birbirinden farkJı düşünmek,
ayrı kökenlerden gelmek. ayrı ınançlara sahip ol-
mak "kabul edılıp birlikte yaşayabilme "nın kesm en-
gelleri sayılmaya başlamıştır.
"Yabancılaş ve nefret et" komutu, yürürlüğe gir-
miştir.
Arkadan da "Savaş ve yok et" komutu gelecek-
tir.
Yabancılaşma, bir toplumun içine düşeceği en
büyük tehlikedir.
Bu tehlikenin farkına varıp önlem almaksa herke-
sin görevi.
Belki de bugünlerimizin en büyük sorunu budur.
• • •
Yabancılaşma olgusu Marks'ın çok inceledıği bir
konudur. Hegel'le başlayan bir düşünce zincirı gü-
nümüze kadar "yabancılaşma" olgusunu inceleme-
yi sürdürmüştür. Yirmınci yüzyılın sonlarında "ya-
bancılaşma" artık bütün toplumlarda yaşanan çok
önemlibirsorunolmuştur. Marks. yabancılaşma"y\
"kişının kendi emeğıne yabancılaşması, kapitalist üre-
tim bıçımının yarattığı kendi üretımıne yabancılaş-
ma" olarak tanımlıyordu. Buradan başlayan yaban-
cılaşma. giderek kişinın toplumuna. üretılmış şeyle-
re ve kendisine yabancılaşma olarak surüp gidiyor-
du. Yabancılaşmanın sonucunda ınsan artık hiçbir
şeyi ve hiç kımseyı kendi yakınında, kendi içinde bu-
lamıyor, kendinı güçsuz ve dışlanmış saydığı için
de, kendisi de her şeyi ve herkesı dışlayarak kendi-
ni korumaya çalışıyordu.
Günümüzde de durum budur. Birey olarak ınsan
güçsüzleştırilmiş ve yalnızlaştırılmıştır. insanın doğu-
mundan başlayarak yenmeye çalıştığı en büyük kor-
kusuolan "güçsûzlük" ve "yalnızbırakılma"duygu-
su, toplumdakı yabancılaşma nedenıyle yaygın ola-
rak yaratılmaktadır.
Güçsüz bırakılma..
Yalnızlaşma..
Yalıtılma..
Uzaklaşma..
Başkalaşma..
Nefret etme..
Düşmanlaşma...
Yabancılaşma olgusunun basamakları bunlardır ve
sonuçta "yabancılar karşı karşıya kalmaktadır".
Bu duruma gelince de bır toplumda "barış, dost-
luk, kardeşlik" için yapılan her şey "savaş, düşman-
lık, karşıtlık" yaratan başka bir şeye dönüşmektedir.
Bir futbol maçı başka bir şey olmakta, ıkı düşman
topluluğun savaşına dönüşmektedir. Bir gösteri yü-
rüyüşü, mutlaka çatışmayla bitmesi gereken birzıt-
laşma olarak algılanmaktadır. Günlük alışverışler-
den aile içi ilişkilere kadar toplum hayatının herala-
nı bundan payını almaktadır.
• • •
Elbette "yabancılaşma"nın da nedenlen vardır.
Yabancılaşmanın temel nedeni de sömürü düze-
nidir.
insanlar, sömürülmek için emeklerine, toplumla-
rına ve kendilerine yabancılaştınlmaktadır.
Sömürü düzenlen. yabancılaşmayı yaratmak ve sür-
dürmek zorundadır.
Böyle olmasa akıl almaz rant kazançları sağlana-
bilir mı?
Böyle olmasa bu boyutta üçkâğıtçılıklar topluma
yutturulabilir mi?
Onun için de anlamsız "banştan, dostluktan, sev-
giden" soz etmenin yararı olmuyor.
Barış da, dostluk da, sevgi de "insana değer ve-
ren" sistemlerin ürünüdür.
Ancak "insana değer veren" yaşama biçimi ya-
bancılaşmayı kaldırır.
Paranın egemenliğinin bedeli ise "savaşlar, düş-
manlıklar ve nefret "tir.
Tutacağınız yol da hak edeceğıniz sonuca götürür.
Medyamn hakkında yargısız infaz kararı verdiğini söyleyen Selim Edes'in, ödemek zoruntia olduğu 111 milyar lira borcu var.
H\
•ataları olduğunu kabul edı-
yorSelimEdes "HatamoJ-
masaydı başıma böyle işler
gelirmiydrdiyor Edes. Tür-
kiye"yehazıranayından son-
ra doneceğını belırtiyor.
- Başka ne var mahkeme kay ıtlanna geç-
memiş. Açığa çıkmamış...
EDES- Mesela Emlak Bankası benı suç-
ladı. Engin Cıvan"dan sonraki genel mü-
dür. Belki de siyasi baskı aitında gitti Are-
na'ya. ışte benim lıakkımda konuştu. Nı-
ye'1
'...
Devletin mahkemeleri dururken niye
televızyona. nıedyaya gitti'1
Benim ban-
kayı dolandırdığımı söyledi. Eğerbövle
bir şe> yaptıysam. önce gıdeceği yer ada-
iet miie-.sesesi... Benım lıakkımda bu şe-
kilde bır da\a bıle açılmadı... Kamuoyu
oluşturdularsadece.eğer benim gerçekten
yaptığım çok bövle işlediğim suçlar ol-
say dı. luuıııı beni ney aparlardı? Parampar-
c;ı edeılerdı.
- Vileden inşaatçısınız..
EDES-Babamçok iyi birınşaat mühen-
disivdi. Karayoilarının kuruluşunda çok
emeği geçtı. Ben de ODTÜ mezunuyum.
İstanbul'a bir inşaatçı olarak baktığınız-
'Hatam olmasa başıma bunlar gelir miydi?'
da çarpık bir kentleşmeve talan edilme ya-
şandığını söyleyebilir misiniz?
EDES-Ohoooo... İstanbul kaç.yani bel-
ki 20-25 senedir bu istikamete gidiyor.
kimse dur demiyor.
- Peki 1980'li vıllarda bu talanı, çarpık-
lığı, Boğaz'ın yağmalanmasınıgörmediniz
mi? Bunu Ankara'daki dostlannıza, Tur-
gut Özal'a, Dalan'a dile getirmediniz mi?
EDES - Gördüm tabii.. Cok dile getir-
dim tabii... Ama herkesin kaygısı başka.
kimse kimseyi dinlemiyor ki yani... Bir
miktar. mesela Kenan Evren ilgılendi İs-
tanbul'Ia. O da baktı ki. bir şev yapamı-
yor. bıraktı peşini. cumhurbaşkanılığı sı-
rasında ilgilendi ama... Sistem meselesi...
Cumhurbaşkanı da olsa bir şahsın tek ba-
şına bir şey yapması mümkün değil Tür-
kiye'de. Bence Istanbul'da artık iş işten
geçti...
- Suçlu kim?
EDES-Herkesin suçıı \ar. Orada yaşa-
yanın da yöneticisinin de siyasetçisinin de
var. Hiçbir zaman tam olarak ciddiyealın-
madı?
- Peki Türkiye'yedönüşünüzie,yeni say-
fa açacağım dediniz. Ne tiir beklentileriniz
var?
EDES- Medyadan yargısız infaz istemi-
yorıım. Ben. yargısız ınfazın mağduru-
yum. Eskive bakmak istemivorum;eskı\-
le ilgili yapacak. tek birşey yapacağım; de-
diğim gibi, objektif bır müessese veya şah-
sa bu olay ı aksettirıp gerççğin ortaya çık-
ması için çalışacağım."
'Eskiye dönmem''
Engin Civan için ne davası açacağım
ki... Mahkemeye gittik işte... Eskiyle uğ-
raştığınız zaman istikbalinizi tanzim ede-
mıyorsunuz. Ya ilerısiııı düşünmeden es-
kiyle uğraşacaksınız...
- Siz Ozal döneminde temeileri atılan bir
sistemin içinde yer atdınızvesistemin çark-
larındaydınız. Ve bu çarkların içinde biri-
lerinin kurbanı mı oldunuz? Göründüğü
kadarıyla bu çarklar hâlâ dönüyor...
EDES-Ben hiçbir şey demiyorum. Es-
kiye dönmek istemiyorum. Çarklar dönü-
vorsa benim şimdi birilişkim yok ki...
- PekLyasadjğuuz olaylarosistemden kay-
naklanmadı mı?
EDES - Hangı sistemden olursa olsun.
mahkeme kararı \ar işte. ödeyeceğiz.
- Kendi pay ınıza o dönem çirkin sistemi
görmediniz mi?
EDES- Şıındı yok mu? Daha önce de
vardı...
- Türkiye've gidip yeni bir sayfa açaca-
ğım divorsunuz. Bunun yanında da çirkin
diye tanımladıgımız sistemin bugün de ya-
şadığını söy lüyorsunuz. Veniden işe başlar-
ken oyunun kurallarının değişmediğini de
söylediğini/e göre,başaniı olma şansınız var
mi?
EDES- 111 milyar borcum var. ödeve-
ceğim. İlk taksıtini de yatırdım. Derin bir
tecrübem \ar. Onu göz önüne alacağım...
Tecrubelerimle kendimı öyle müşkül du-
rumlara sokacak şeyleri önceden daha iyi
sezip görebilirim.
-Gerivedonupbaktiginizda.yanlis.yap-
tım. rüşvet verdim, sistemin içinde yer al-
dım. bedelini de başıma gelen bu işlerle
ödedim divor musunuz?
EDES, Hatalanm oldu. olmaz olur mu?
Hatamolmasavdı başıma böyle işler gelir
mıydi? Ama hatanın merte'besi önemli.
Bedeli bu olmamalıydı.
- Ne zaman dönüvorsunuz?
EDES - Hazıran ve\a temmuz... Hazi-
randan sonra yani..."
- Eşiniz. kızınızın işleriyle ilgilendiğini
falan söyledi...
EDES-Oğlum burada iş ıdaresi okııyor.
Burada oturduğumuz ev kendimizin. Eşı-
mın adına. . Eşim kıznna yardım ediyor.
Türkıve'de kırada oturacağız...
- Yani sonuçta bir ceketle mi kaldımz?
EDES-Eee.. Aşagı yukan..
- Bütün o miharlar gitti ve hiçbir şeyini-
zin kalmadığını mı söylüyorsunuz?
EDES- Elıf inşaat Şirketı duruyor Kı-
zımla eşımın adına. Sılivri'deki yazlığım
duruyor...
Bir de. Amenka'da 400 bin dolara alıp
vüzde20'sınıödediğimiz. herav kiraöder
gibi takMtmı ödediğimiz e\ \ar
- Selim Edes, Semra Özal'ın mı, Turgut
Özal döneminin kurbanı mı?
EDES - Şımdı ben. şunun bunun kur-
banıyım gibi bir şey demiyorum, olanlan
anlattım size. .