Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Days
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
6 EYLÜL 2026
3
‘Süper Baba’nın Yakup Dede’si olarak da hatırlanan İhsan Devrim, yazarlıktan yayıncılığa,
tiyatrodan sinemaya uzanan yaşamıyla Cumhuriyetin iz bırakan isimlerinden biriydi
Eşitsizliği görmek ve
görmezden gelmek
ireylerin çelişkileri
Çok yönlü bir
vardır, bu konuda sosyal
psikolojide açıklayıcı
kuramlar bulunmaktadır.
B Bireyler çelişkileriyle
yaşamayı becerirler. Bir de toplumların
çelişkileri vardır ancak toplumların
uzun vadede bu çelişkilerle yaşamaları ç
sanat ı
PROF. DR.
sıkıntı yaratır. Toplumsal çelişkiler
ÜSTÜN
toplumları içten içe kemirir,
üyükada’da, Çamlık
DÖKMEN
onları hasta eder.* Toplumlar bu
mevkisinde 1938’in yaz
çelişkileriyle her şeye karşın uzun
aylarında denizden süzülen
süre ayakta kalmayı başarabilirler. Bu yazıda söz konusu
hoş bir meltem usul usul
çelişkilerden bir tanesini vurgulamak istiyorum.
Bokşar sahili. Hemen kıyıdaki
çay bahçesinde, yorgun gramofondan
AHMET AĞA’NIN SÜRÜLERİ
insanın ruhunu mest eden bir tangonun
Gençliğimde bir köylü ağabeyin kısa bir halk
melodileri yükselir: Seyyan Hanım’ın
hikâyesi anlattığını hatırlıyorum. Bir yolcu tanımadığı
can verdiği o notalarda “Bir Martı Gibi” TOLGA
bir bölgeden atla geçiyormuş, büyük bir koyun sürüsü
tangosu yükselir:
AYDOĞAN
görmüş, oradakilere kimin sürüsü olduğunu sormuş,
“Uzakları özleyen bir martı gibi
Ahmet Ağa’nın olduğunu söylemişler. Sonra bir sığır
kaçtın
sürüsü görmüş, kimin diye sormuş, onun da Ahmet
Sevgimin sahilinden gözlerim ufkundan.
Ağa’nın olduğunu söylemişler. Çok büyük tarlalar,
Bir yaz bulutu gibi geldin ve uzaklaştın;
çayırlar görmüş, onlar da Ahmet Ağa’nınmış. Kazlar,
Bir yağışın sesidir içimde senden kalan.
tavuklar da Ahmet Ağa’nınmış. Bu yolcu atından iner
Fakat bulutlar yine toplanırlar bir akşam,
dizginini oradaki bir marabaya verir, “Ahmet Ağa’ya Ve bir sabah martılar döner sahillerine.
benden selam söyle bu at da Ahmet Ağa’nın olsun” der. Sen de bir martı gibi, dönsen; sana
kavuşsam,
Şimdi bu ağabey, o günkü tanımlamayla solcu
Ali’nin İhsan Devrim’e bir roman taslağını girmesini önerir. İhsan Devrim istekli
Bir yaz yağmuru gibi içime karışsan yine...”
değildi, sosyalist değildi, sağ görüşlü bir insandı ancak
okuduğunu anlatır. Bu, “Kuyucaklı Yusuf”un
olmayınca Göker, bir dilekçe yazar İhsan
Yükselen bu melodilere kulak kabartır
sosyoekonomik dağılımdaki adaletsizliği fark etmekte, üstü
devamı olarak düşünülen fakat
Devrim’in ağzından. Yönetim de kabul eder.
herkes. Gencecik, nişanlı bir çift de
kapalı şekilde eleştirmekteydi. Fakat bütün bunlara karşın
tamamlanamayan “Çineli Kübra” İhsan Devrim, haberi olmadan, arkadaşının
işitir. İhsan Bey ve İlhan Hanım...
seçimde oyunu Ahmet Ağa’nın partisine vermekteydi.
romanıdır. 1946’da, Tan Matbaası
yaptığı başvuruyla 1951’de İstanbul Şehir
İhsan Bey, “Ama nasıl olur bu!”
Eşitsizliği görmek ama görmezlikten gelmek bu olsa gerek.
olayında yayınevi zarar görür
Tiyatroları’na girmiş olur. Önce “suflör” sonra
diye şaşkınlıkla mırıldanır, “Bu
Bu konuda başka pek çok örnek vardır. Anadolu
ve yayıncılıktan çekilir. Zaman da “oyuncu” kadrosuna geçer ve yeteneğiyle
tangonun sözleri bana ait!”
insanı yaygın olarak “Zengin arabasını dağdan
içinde 1937’de “Evimiz”, 1943’te kısa sürede sivrilir. Hatta Vasfi Rıza’nın
Çay bahçesine gidip plağı can
aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır” der. Böyle
“Yemen Türküsü” ve “Hatıralar”
oynayamadığı zamanlar yerine başrol olarak
kulağıyla bir daha dinlerler. Emin
der, toplumsal eşitsizliğin farkındadır ancak seçimde
adlı kitapları yayımlanır. sahneye çıkar.
olduktan sonra plağın üzerine
oyunu arabasını dağdan aşıranlarla aynı partiye verir.
bakarlar: “Sahibinin Sesi” plak ‘SÜPER BABA’ YILLARI
TİYATROYA İLK ADIM
Burada da sosyoekonomik adaletsizliği algılamak
şirketi yazmaktadır. Hemen İstiklal
İhsan Devrim, 50 yılı aşkın bir süre sahnede
fakat görmezlikten gelmek, başkalarına uymak söz Ona tiyatroyu sevdiren
Caddesi’ndeki şirkete ulaşırlar,
kalır, Yeşilçam’da aktör olarak görev yapar
konusudur. Bu durumu nasıl açıklarız? ise Raşit Rıza Samako olur.
mesul müdürü ünlü bestekâr Artaki
ve 30’dan fazla filmde oynar. Son döneminde
Kızılay’ın toplu sünnet
Candan Efendi’dir. İhsan Bey,
çeşitli dizilerde boy gösterse de “Süper
ASCH’IN UYMA DENEYİ
töreninde Samako “Taş
Artaki Candan Efendi’yle görüşür
Baba” dizisiyle hafızalara kazınır. Şevket
Asch’e ait psikolojideki önemli deneylerden birisi
Parçası” piyesiyle sahneye çıkar. İhsan o
ve yazdığı şiirin izinsiz kullanıldığını anlatır.
Altuğ’un yani Fiko’nun huysuz ve çapkın
özetle şöyledir: Asch deneklerine farklı uzunlukta
gün hem sünnet olur hem de sever tiyatroyu.
Artaki Candan Efendi, şiiri izinsiz kullanan
dedesi “Yakup Dede” karakterini canlandırır,
çizgiler göstererek eşit olanları belirtmelerini istemiştir. Darüşşafaka’yken de bu sevgisi sürer. Hatta
kişinin eserin bestekârı Mustafa Şükrü Alpar
7’den 70’e herkesin sevdiği bir isim olur.
Gerçek deneğin yanı sıra dört tane de araştırmacının resme de meraklıdır, dansa da. Darüşşafaka’da
olduğunu ve onunla görüşmeleri gerektiğini
Yazar, tiyatrocu, sinema oyuncusu, yayıncı
asistanı yani sahte denek bulunmaktadır. Gerçek okurken Mahmut Yesari’nin “Örs ile Çekiç
söyler. Artaki Bey’in verdiği telefonu
olarak Türk sanatına uzun yıllar hizmet eden
Arasında” piyesi ile sahneye adım atar.
denekler bu durumu bilmemektedirler. Sahte denekler
ararlar, durumu anlatınca Mustafa Şükrü
Devrim yaşamını yitirmesinden ksıa süre önce
1932’de Darüşşafakalı arkadaşlarıyla “Beşer
ciddi bir şekilde uzun çizgilerin kısa olduğunu
Alpar yüz yüze görüşmeyi teklif eder.
verdiği röportajında çok sevdiği oyunculuğun
Mahfili” ismiyle
söylemişlerdir. Bu duruma önce şaşıran gerçek
Osmanbey’de Şafak
sayesinde yaşama sımsıkı tutunduğunu söyler.
tiyatro topluluğu
deneklerin yüzde 35’i az sonra sahte deneklere uyarak
Sokak’taki İhsan Bey’in
Çocukluk yıllarında ona kucak açıp okumasını
kurar. Musahipzade
uzunun kısa olduğunu söylemişlerdir. Yani deneklerin
evinde sözleşirler.
sağlayan Darüşşafaka’da son zamanlarını
Celal destek verir,
yaklaşık üçte biri, akılları yatmasa da bir tür sosyal
Mustafa Şükrü Bey gelir
geçirir ve 6 Ocak 2010 günü Darüşşafaka özel
oyunlarına rejisörlük
baskı hissedip çoğunluğun yanlış ifadesine uymuşlardır.
gelmez çıkarıp 110 lira
bakım ünitesinde aramızdan ayrılır.
yapar. İhsan,
Bu önemli bir bulgudur. Demek ki insanların üçte
uzatır. “Nedir bu para?”
Musahipzade’nin
biri akla aykırı da olsa gördükleri gerçeği değil,
diye sorarlar. Mustafa
* Aziz Nesin - Birlikte Yaşadıklarım Birlikte
piyeslerinde oynar,
çoğunluğun söylediğini dile getirmektedirler. Bu durum
Şükrü “Hakkınız!”
Öldüklerim, Nesin Yayınevi.
sonra da Vasfi
bence insanların zengin ve fakir arasındaki uçurumu
yanıtını verir. “Ben bu
* Vasfi Rıza Zobu - Uzun Hikayenin Sonu,
Rıza Zobu’nun
algıladıkları ancak algılamamış gibi davrandıkları
şiiri bir hatıra defterinde
Omaş Yayıonları.
topluluğuna girer.
duruma benzemektedir. Bazı kişiler bazılarının siyasi
gördüm, çok beğendim
* İsmail Hayri Cem, İmkansız Hayatlar
Bakırköy Halkevi
tercihte niçin öyle davrandıklarını merak ediyorlar.
ve bestelemeye karar
Darüşşafakalıların Anıları, Kalkedon
temsillerinde boy gösterir. Sahne müdürü olan
Bu noktadaki açıklamalardan birisi Asch’ın deneyinde
verdim. Bu eserden kazandığımın yarısı.”
Yayınları.
arkadaşı Turhan Göker de yeteneğini fark
yatıyor olabilir.
İhsan Bey yeni nişanlanmıştır, “Eve nasıl
* Cumhuriyet, 25 Ağustos 1996.
edip çalıştığı İstanbul Şehir Tiyatroları’na
eşya alacağım” diye düşünürken bu para gelir,
‘EZİLMİŞİN İTAATİ’
evi baştan aşağı döşerler. Bir rastlantı sonucu
Yüzde 35’e giren grubun davranışına bir başka
İhsan Bey’in yazdığı şiir Türkiye’nin en
açıklama da “ezilmişin itaati” olabilir. (23 Kasım
sevilen tango eserlerinden olur.
2025’te bu konuyu bu sütunlarda yazmıştım.) Bir kişi,
YAZARLIĞA İLK ADIM
bir kişinin veya kurumun otoritesi karşısında kendisini
Ailenin tek evladı olan İhsan’ın çocukluk
çok güçsüz hissediyorsa o otoriteye sorgulamadan
yılları ise buruktur. Önce Üsküdar’daki evleri
boyun eğer. Gotik kilise karşısında kendisini nokta gibi
yanar, dokuz yaşındayken de babası Binbaşı
hisseden veya karnını zor doyuran bir kişi kiliseye,
Sabri Bey’i ani bir şekilde kaybeder. Annesi
kralına, padişahına boyun eğer. Bu duruma “ezilmişin
dikiş dikerek bakar İhsan’a. Kuleli Askeri
itaati” diyebiliriz. Tarih boyunca krallar, imparatorlar
Okulu’nu kazansa da ciğerleri zayıf çıkınca
yönettikleri halkların karınlarını iyice doyurup
alınmaz okula. Bir tanıdıkları Darüşşafaka’yı
rahatlamalarını istememişlerdir. Avrupa’da bazı krallar
önerir. İhsan, sınavı kazanır ve 918 numaralı
evine pencere açan kişiden pencere vergisi istemişlerdi.
öğrenci olarak okula kaydolur. Yedinci
Çünkü gereğinden fazla rahatlayan halk elindekiyle
sınıftan itibaren de yazmaya başlar. Çeşitli
yetinmemeye, yaşamını sorgulamaya başlar.
dergilere gönderir yazılarını. Hatta bir
Köle sahipleri her türlü yola baş vurarak kölelerini
arkadaşı adına “Resimli Ay”a gönderdiği
ezmiş, itaat ettirmişlerdir. Bazı kapalı kurumlarda
öykü ödül alır. Varlık’ın sahibi Yaşar Nabi’ye
yöneticiler çocuklara, özellikle erkek çocuklara tecavüz
“Evimiz” hikâyesini yollar ve beğenilen bir
ederler. Çok utanan çocuklar isyan etmek yerine
öykü olur. Peyami Safa, “Evimiz”i okuduktan
kendilerini aşağılayan kişiye koşulsuz itaat ederler.
sonra övgü dolu bir yazı kaleme alır. Varlık
Ezilmişin itaati pek çok ülkede ortaya çıkabilir.
dahil birçok dergide “İhsan Naim”, “İhsan
Cengiz Aytmatov’un “Elveda Gülsarı” adlı muhteşem
Aygün” isimleriyle Hasan Âli Yücel,
romanında Tanabay başlangıçta ağabeyini ihbar edip
Sabahattin Ali, Abdülhak Şinasi, Sait Faik,
sürgüne gönderecek kadar komünizme bağlı bir kişidir,
Orhan Veli, Nahid Sırrı Örik, Behçet Kemal
komünist partinin üyesidir. Zamanla çok çalıştığı
gibi tanınmış isimlerle birlikte yazar.
halde niçin insanca yaşayamadığını sorgulamaya
Yayıncılığa da meraklıdır. Darüşşafaka
başlar. Ailece yaşadıkları yurt (keçe çadır) eskimiştir,
okul müdürü Ali Kami Akyüz’ün isteğiyle
yağmuru, karı geçirmektedir. Biraz koyun yünüyle keçe
“Gündüz” isimli bir dergi çıkarır. 1935’in ilk
yapıp yurtlarını onarabileceklerdir ancak koyunlarından
aylarında da Yusuf Mardin ve Muhtar Fehmi
elde ettikleri tüm yünü devlete vermek zorundadırlar.
Enata ile birlikte ünlü “Yücel” dergisini
Tanabay bu duruma bir türlü anlam veremez. Fakat her
yayımlar. Daha Darüşşafaka’da öğrenciyken
şeye karşın yine de sadık bir komünisttir. Haksızlığı tanınmış bir isme dönüşür. Soyadı Kanunu
algılar ama hakkını arayamaz. Babam bir kurumdan çıkınca da “Devrim” soyadını alır; böylece
hakkını alamadığı için yakınanlara “Şeker kardeşim hepimizin tanıdığı “İhsan Devrim” olur.
1938’de hukuk fakültesini kazansa da
haklısın ama alacağın yok” derdi.
okulunu bitiremez ancak eşi İlhan Hanım’la
tanışmasına aracı olur ve iki yıl sonra
* Edgerton, R. (2017). Hasta Toplumlar. Çev. H. Turgut.
evlenirler.
Ankara, Buzdağı Yayınevi.
İhsan Devrim 1942’de Burhan Arpad ve
Salah Birsel ile ABC Kitabevi’ni kurar. Ancak
İmtiyaz Sahibi:
6 EYLÜL 2026 SAYI: 1900 uzun soluklu olmaz. İki yılın sonunda kendi
CUMHURİYET VAKFI adına
n Yayın Koordinatörü
yayınevini açar ve “Devrim Yayınları” bu
ALEV COŞKUN
DENİZ ÜLKÜTEKİN
şekilde kurulur. 1944’te de Rıfat Ilgaz’ın
Genel Yayın Yönetmeni
n Reklam Genel Müdürü
MİNE ESEN
EVSUN SİNEM ALKAN meşhur “Sınıf” kitabını yayımlar. Birçok
Sorumlu Müdür
pazar.dergi@cumhuriyet.com.tr
yazarla dostluk kurar bu dönemde: Cahit
BETÜL BERİŞE
Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık Sıtkı, Orhan Veli, Sait Faik, Ahmet Muhip
Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş.
AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Yenibosna Merkez Mh. 29 Ekim Cd. A1 Apt. No:5/902 Bahçelievler-İstanbul
Dıranas, Sabahattin Ali... Hatta Aziz
Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 e-posta: (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat:9 No:81-82) Tel: 0212 454 32 90-0212 454 34 83.
reklam@cumhuriyet.com.tr Uets: 25999-15079-37611
Dağıtım: Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. Yaygın süreli yayın
Nesin, Petrograd Pastanesi’nde Sabahattin

