20 Ağustos 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

9 AĞUSTOS 2026 4 Çağın geleneklerine Müdavimliğin uygun bir yorum psikolojisi ‘Güven’ hissi gastronomide kalite ve lezzetin bile önünde bir seçim ölçütü olabilir u hafta kendimi PUANIM: 7/10 dördüncü kez aynı Yazı, sürpriz bozan içerir. Bİtalyan AY’A SEYAHAT restoranında buldum. rkütücü negatif efektiyle yakın Bunu fark ettiğimde planda gördüğümüz bir çift göz önce güldüm çünkü ve hemen ardından kulağımıza BURÇAK birkaç haftalığına çalınan besteci Bernard başka bir kentteydim. ŞENER ÜHerrmann’ın tanıdık notaları... Neden dönüp dolaşıp İlki Martin Scorsese’nin uyarlamasından, aynı yere gidiyordum? Üstelik burası diğeri ise 1962 tarihli filmden gelen bu BAŞAK BIÇAK kentin en iyi pizzacısı değildi. En estetik yaklaşım, “Cape Fear”ın Apple TV basakbicak iyi mönüye de sahip değildi. Hatta @gmail.com uyarlamasının yönünü en başından itibaren en etkileyici atmosferi sunduğunu açık ediyor. 1957 tarihli “The Executioners” da söyleyemezdim. Sonra ikinci romanının üçüncü uyarlaması, hikâyeyi modern ziyaretim aklıma geldi. Kapıdan içeri olgularla ve yeni karakterlerle genişletip dizileştirirken selefi iki girdiğimde servis yapan genç kadın filmi takip etmeyi de ihmal etmiyor. beni hatırlamış, masaya cömert de bir ikram bırakmıştı. Büyük bir jest FARKLI YORUMLAR değildi belki ama insan zihni bazen Max Cady isimli eski bir mahkûmun, hapse girmesinden çok büyük olayları değil, küçük anları sorumlu tuttuğu avukattan intikam almak isterken terörize ettiği kaydediyor. ailenin hikâyesi, önce 1962’de J. Lee Thompson’la ardından da 1991 yılında Martin Scorsese’nin kamerasıyla gerilim dolu MEKÂNIN GETİRDİĞİ SORULAR harika iki filme dönüştü. Zira Max Cady’ye hayat veren Robert O akşam eve dönerken şunu Mitchum’un dingin, soğukkanlı canavar yorumu ile Robert De düşündüm: İnsan gerçekten sevdiği Niro’nun dini fanatizmle bütünleşen delilik hali her iki filmi yere mi tekrar gider yoksa tekrar çarpıcı kılmayı başardı. Martin Scorsese öyküyü sinemaya gittikçe mi sevmeye başlar? Bu uyarlarken öncül filmin müziklerini yeniden kullanmakla tahmin edebiliyor, içeride nasıl başına oturup kitap okuyan müdavim, soru yalnızca restoranlarla da ilgili kalmadı, Robert Mitchum ile Gregory Peck’e de farklı rollerde davranacağımızı düşünmüyoruz. her pazar aynı saatte gelen aile... Bir değil aslında. Hepimizin yaşamında filminde yer verdi. Öyküyü ekrana uyarlayan Nick Antosca Restoran artık keşfedilecek bir restoranın ruhunu yalnızca şefi veya düşünmeden tekrar ettiğimiz küçük ise yine bu geleneği devam ettiriyor ve sırf yakın plan göz dekoru belirlemez. Düzenli olarak geri yer olmaktan çıkıp zihinsel olarak rotalar var. Aynı kahveci, aynı fırın, çekimleri, kamera hareketleri gibi biçimsel tercihlerle değil, dönen insanlar da o kimliğin parçası “bildiğimiz” bir yere dönüşüyor. İşte aynı masa, aynı yürüyüş yolu... 91’de Bowden çiftinin kızlarına yaşam veren Juliette Lewis’i de gastronomi tam da burada psikolojinin olur. Belki de bu yüzden gastronomi Seçeneklerin hiç olmadığı kadar kadrosuna dahil ederek “Cape Fear” mirasını devam ettiriyor. en görünür sahnelerinden birine dünyasında en değerli müşteri, ilk arttığı bir çağda yaşıyoruz ama Hatta bu anlayışın izlerini, yeni Max Cady olarak karşımıza dönüşüyor diyebiliriz. Çünkü iyi kez gelen değil geri gelendir. Çünkü gündelik yaşamımızın en istikrarlı çıkan Javier Bardem’de sürdürmek mümkün oluyor. Çünkü ilk ziyaret merakın sonucudur. İkinci tarafını tekrarlar oluşturuyor. restoranlar yalnızca iyi yemek servis Robert Mitchum’un kullandığı şapkadan ve giydiği giysilerden ziyaret memnuniyetin. Üçüncü ziyaret Psikoloji bu davranışı uzun zamandır etmiyor aynı zamanda tanıdıklık De Niro’nun bedenindeki “gerçek ve adalet” yazılı dövmelerine ise artık bir ilişkinin başladığını inceliyor. Araştırmalar, beynin hissi inşa ediyor. Bunu bazen değin pek çok detay Bardem’in Cady’sinde mevcut. Öyle ki gösterir. tamamen yeniliğin peşinde koşan isminizi hatırlayarak yapıyorlar. Cape Fear’dan bağımsız olarak, Robert Mitchum’un “The Night Sosyal medya bize sürekli bir organ olmadığını gösteriyor. Bazen “Her zamanki gibi mi?” of the Hunter” (1955) filmindeki karakterini hatırlatan dövmeler yeni yerler öneriyor. Yeni açılan Aksine beyin, tanıdık olanı daha diye sorarak. Bazen sevdiğiniz bile var. Öte yandan Bardem için kurgulanan antagonist, dizide restoranlar, pop-up mekânlar, sınırlı hızlı işleyip güvenli algılıyor ve masayı ayırarak ya da hiçbir neden daha çok “karizmatik kötü” olarak belirleniyor ve bu bakımdan süreli mönüler, “mutlaka denenmeli” daha az zihinsel enerji harcayarak yokken masaya küçük bir ikram Mitchum’un ve De Niro’nun canlandırdıkları karakterlerden listeleri... Gastronomi dünyası yenilik deneyimliyor. Davranış biliminde ise bırakarak. Bu ayrıntılar tek başına ayrılıyor. Hatta dizi, Cady’nin geçmiş sebebiyle onu neredeyse üzerine kurulu gibi görünüyor değil buna “mere exposure effect (aşinalık büyük görünmeyebilir ama birlikte aklama girişiminde bulunurken, Bowden ailesine ise “yozlaşmış” mi? Ancak sektörün en sessiz başarısı etkisi)” adı veriliyor: Bir kişiyle, düşünüldüğünde restoran deneyimini bir kılıf giydirmeye çalışıyor. aslında yenilikte değil, tekrarda saklı. nesneyle veya mekânla tekrar tekrar bir tüketim ilişkisinden çıkarıp Bir restorana tekrar dönmek, yalnızca karşılaşmak, zaman içinde ona karşı karşılıklı bir hafızaya dönüştürüyor. yemeği beğenmek anlamına gelmiyor. olumlu hisler geliştirme olasılığımızı İlginç olan şu ki bu ilişki yalnızca O mekanın ritmine güvenmek anlamına artırabiliyor. Tanıdıklık, çoğu müşteriyi değiştirmiyor; restoranı da zaman güven hissini de beraberinde da geliyor. Belki de bu yüzden bazı değiştiriyor. getiriyor. Belki de bu yüzden ilk kez restoranlardan yalnızca tok ayrılıyoruz, MEKÂNIN HAFIZASI gittiğimiz bir restoranda her şeyi bazılarına ise geri dönüyoruz. Çünkü değerlendirirken üçüncü, dördüncü Her işletmenin zaman içinde oluşan bazen insan en iyi pizzayı aramıyor. ziyaretimizde artık değerlendirmeyi görünmez bir hafızası vardır. Hangi Kendini en az yabancı hissettiği masayı bırakıyoruz. Mönüye daha az bakıyor, masanın hep aynı çift tarafından arıyor. Dünyanın bir ucunda sadece masanın yerini biliyor, servis akışını tercih edildiği, cumartesi öğlenleri tek birkaç haftalığına olsa bile. Javier Bardem Gediklilere sorduk Ece Müstecaplıoğlu - Sosyal medya uzmanı ÇAĞDAŞ ANLATI Bazı mekânlar fark ettirmeden tanıdık duraklara dönüştüler Romandan ve filmlerden devraldığı mirası genişletirken hayatınıza yerleşir. La Vie Cafe benim için. müdavimlik bence bir günümüzde kolaylıkla intikam aracı olabilecek sosyal medya ve ve Norre benim için tam olarak mekânı sürekli ziyaret etmekten yapay zekâ kullanımı gibi olguları da öyküsüne eklemleyen dizi, böyle iki adres. Zamanla yalnızca çok onu hayatınızın içinde modern anlatı kurallarına uygun bir biçimde protagonist olarak bir gidilen bir yer olmaktan çıkıp kendiliğinden bir yere koymak kadın figürünü belirliyor. Ana hikâyede daha geri planda kalan eş, günün farklı anlarına eşlik eden demek. dizide avukat Anna Bowden olarak kurgulanıyor ve eski savcı eşi Tom Bowden’la birlikte Max Cady’yi mahkûm eden kişiler olarak Burcu Uyanık - Yönetici yorumlanıyor. Romandaki ana karakter iki kişiye ayrılmış gibi Mesleğim gereği sürekli yeni insanlar beni tanıması, “hoş geldin” hissini görünse de aslında Anna, Cady’nin hapse girmesinin asıl sorumlusu tanıyor, yeni yerler keşfediyorum. gerçekten yaşayabilmek benim ve neticede, tüm bir kaosu çözmesi gereken asıl kimse olarak İletişimci olmanın en keyiifl için en öncelikli ölçüt. Bence bir konumlanıyor. Max Cady’nin suçu ise dizide daha farklı ve bu bir yanlarından biri de bu zaten. Ancak mekânın gerçek başarısı sadece iyi bakıma, Bardem’in “çekici kötü” yorumuna katkı sağlıyor. Dahası, özel yaşantımda en çok değer yemek yapmak değil, yıllar geçse romana yaklaşan bir tercihle, ailenin bu kez iki çocuğu var ve verdiğim şey aşinalık... Gittiğim yerde de insanın kendini ait hissetmesini bunalımlı oğul Zack (Joe Anders) ile ablası Natalie (Lily Collias), insanları tanıyor olmak, onların da sağlayabilmek. Max Cady’nin planlarını tıkır tıkır işletmesine olanak veren “her şeyden habersiz” çocuklar olarak karşımıza çıkıyorlar. Ancak bana göre dizinin akışını bozan asıl mesele burada yatıyor. Max Cady’nin gerçek anlamda ailenin yaşamını cehenneme çeviren planları, her bir olayda daha da büyüyerek anlatının gerilim havzasını kusursuz Açık havada sinema keyfi bir biçimde besliyor. Her bir durum, bir şekilde inandırıcı oluyor Feriye’nin açık hava sineması Nasıl Kaybedilir?”, 25 Ağustos’ta ve olması gerektiği gibi Cady’nin işin içinden sıyrılmasını makul programı, Park Feriye’de ekim “Mamma Mia” ve 31 Ağustos’ta bulmamızı sağlıyor. Ancak bir noktadan sonra, Zack ve Natalie’nin ayına kadar sürecek. Programda “Esaretin Bedeli” yer alıyor. Eylül davranışları o kadar tuhaf hale geliyor ki Cady’nin onları kolayca kült filmler ve farklı dönemlerden ayında ise “A Good Year”, “One “avlamasına” hak vermeye başlıyorsunuz. Şaka bir yana, dizinin öne çıkan yapımlar Boğaz kıyısında Battle After Another”, “Hamnet” ve karakterlerini yeniden yorumlarken yer yer terazinin dengesine izleyiciyle buluşuyor. Ağustos “A Star is Born” gösterilecek. Açık müdahale etmesinde bir sakınca görmüyorum. Ancak Zack ve programında bugün “Pretty Woman”, hava sineması sezonu 5 Ekim’de “La Natalie’nin, ailenin bütün uyarılarına karşın bu denli “körü körüne 11 Ağustos’ta “Sentimental Value”, La Land” ve 12 Ekim’de “Eat Pray kötülüğe giden basmakalıp karakterlere” dönüşmeleri, dizinin 18 Ağustos’ta “Bir Erkek 10 Günde Love” gösterimleriyle sona erecek. ürettiği “kandırılan çocuk” fikrine rağmen işlemiyor. Son olarak Cape Fear’ın her bir karakterini detaylandırma Çatalca Belediyesi tarafından İstanbul Bü- mih Ellialtı’nın “Galaksinin Tezenesi”, Do- girişimini heyecan verici bulduğumu ve Amy Adams ile Patrick yükşehir Belediyesi’nin (İBB) desteğiyle 27, ğa Kılcıoğlu Esen’in “Kirpik”, Mehmet Oğuz Wilson performanslarıyla gölgede kalmamayı başardıklarını Çatalca’da 28 ve 29 Ağustos tarihlerinde ilk kez düzen- Yıldırım’ın “Kudret”, Turgut Kanal’ın “Mü- söyleyebilirim. Ancak sonuçta bu “kötüsüyle” öne çıkan bir hikâye lenecek Çatalca Film Festivali’nin Kısa Film meyyiz”, Rabia Özmen’in “Prosedür”, Ozan ve özellikle Cady’nin geçmişiyle yüklenen kırılganlığı, karakteri kısa film Yarışması’nda 10 film finale kaldı. Takış’ın “Salman Gitmek İstiyor” ve Dalya daha somut ve daha gerçek kılıyor. Ve elbette Bardem, bu kötüyü Beril Tan’ın “Alis”, Fatih Diren’in “Balet- Keleş’in “Yerçekimi” adlı filmleri festivalde yüceltmenin bir yolunu bularak bize bildiğimiz bir hikâyeyi, yeniden, şöleni ler Köyü”, Utku Ali Güler’in “Feridun”, Se- Altın Erguvan Ödülleri için yarışacak. hem de 10 bölümde, soluksuz bir şekilde izletmeyi başarıyor.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear