Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
30 AĞUSTOS 2026
4
ÇOCUKLUKTAN
KALANLAR
‘Bazen zinciri
l “Cinlerin Düğünü”nde otobiyografik
öğeler var mı?
Az ya da çok, her anlatıya kendi
hayatımızdan bir şeyler sızıyor.
Bunun aksinin mümkün olduğunu
düşünmüyorum. Ben küçük bir köyde,
kaderimiz
ardından yatılı okulda büyüdüm. Dolayısıyla
filmde çocukluğumdan taşıdığım çok
fazla görüntü ve tanıklık var. Örneğin
annenin kazana sokulduğu sahne
doğrudan çocukluğumdan geliyor. Dokuz
yaşındaydım. Kanser hastası olan ve artık
ölmek üzere olan bir komşumuzun kardeşi
sanıyoruz’
bize gelip büyük bir kazan istemişti.
Adam çok acı çekiyordu, ağrısını biraz
olsun dindirebilmek için onu sıcak suya
sokuyorlardı. O zaman bunun ne anlama
FERIT KARAHAN: ‘Cinlerin Düğünü’yle birlikte
geldiğini bütünüyle kavrayamıyordum ama
görüntü bende kaldı. Yıllar sonra senaryoyu
uzun zamandır aradığım sinema dilini buldum
yazarken o kazan yeniden karşıma çıktı.
erit Karahan ile bittiği günü yazdım. evrensel olma kaygısıyla kendi bakışımızdan
AY’A SEYAHAT
Toronto Film ve kimliğimizden taviz vermemek gerektiğini
l Cinlerin Düğünü ismini duyduğunda
Festivali’nin ana
düşünüyorum. Bana göre evrensellik,
pek çok seyirci bunun bir korku filmi
yarışma bölümüne
yerelliğin törpülenmesiyle değil,
olduğunu düşünebilir. Cin teması
F seçilen “Cinlerin
derinleşmesiyle ortaya çıkıyor. Bir
ülkemizde daha çok bu bağlamda
Düğünü”nü ve filme esin veren
hikâyenin dünyaya ulaşması için
ele alınıyor. Siz, bu temayı
kaynakları konuştuk.
dünyaya benzemesi gerekmiyor;
sinematik bagajından koparıyor
BAŞAK BIÇAK
bazen ait olduğu yere ne kadar
l “Cennetten Kovulmak”,
ve “geçmişin günahlarıyla
çok benzerse o kadar uzağa
politik kaygısı yüksek bir filmdi. basakbicak
aktarılan lanet” ekseninde
@gmail.com
“Okul Tıraşı” ise bir okulun gidebiliyor.
açıklıyorsunuz ve birkaç
duvarları arasına sıkıştırdı
kuşağa musallat oluşunu,
l Son olarak, “geçmişe
kavgalı olduğu meseleleri fakat
ülkenin geçmişine ve alınan
zincirlerle bağlanan” bir
“sinsice” -olumlu anlamda kullanıyorum- anlattı
politik kararların sonuçlarına
film bu ve bu unsur, yalnızca
otorite ve baskı karşıtlığını. “Cinlerin Düğünü”
bağlıyorsunuz.
metaforik değil. Sizce o
de yine siyasi bir film aslında çünkü geçmişle
Bana göre cinler de lanet de
zincirlerden kurtulmanın
derdi var. Sinema dilinizden söz edelim öncelikle
Ferit
insanın yüzleşmek istemediği
bir yolu var mı? Bu filmi
çünkü bu filmle birlikte bir stil/akım olarak
Karahan
şeylerin başka bir dilde anlatılma
yapma isteğinizin o zincirlerden
büyülü gerçekçilik de işin içine giriyor.
biçimi. Daha çok kuşaktan kuşağa
kurtulmakla bir ilgisi var mı?
Açıkçası politik olmayan bir sanat eserinin
aktarılan bir hafıza gibi görüyorum.
Var aslında. Kendini tanımak.
var olduğuna inanmıyorum. Çünkü sanat, ister
Bir kuşağın yüzleşmediği şey, sonraki
Ama kendini tanımaktan kastım, insanın
“Cinlerin Düğünü”yle birlikte beni uzun
istemez dünyaya nasıl baktığını, neyi görünür
kuşağın yaşamına başka bir biçimde sızıyor.
içinde saklı olan gerçek benliğini keşfetmesi
zamandır aradığım bir sinema diline yaklaştıran
kıldığını ve neyi görünmez bıraktığını seçer.
Çocuklar bazen kendilerinden önce
değil. Biraz da nasıl o insan haline
bir şey bulduğumu hissediyorum. Gerçeklikle
Bu seçimin kendisi bile politik bir tavır. Ben
verilmiş kararların, işlenmiş suçların
geldiğini anlayabilmesi. Hangi
gerçeküstünün, kişisel hafızayla toplumsal
iktidarın insanın hayatına nasıl sızdığıyla
veya kurulmuş sessizliklerin
değerleri gerçekten kendisinin
hafızanın, bugünün dünyasıyla mitlerin ve
ilgileniyorum. İktidarı yalnızca devletle,
sonuçlarını devralıyorlar. Ne
seçtiğini, hangilerini ailesinden,
kurumlarla veya açık baskıyla sınırlı bir şey söylencelerin yan yana durabildiği bir dil bu.
olduğunu tam olarak bilmeseler
çevresinden, yaşadığı zamandan
olarak görmüyorum. Ailenin içinde, okulda,
KENDİ KARANLIĞINI REDDETMEK
bile onun ağırlığını taşıyorlar.
devraldığını görebilmesi.
kadınla erkek arasında, kardeşler arasında,
l Filmin çıkış noktası neydi?
l “Cinlerin Düğünü” de Çünkü bazen bize öğretilmiş
hatta insanın kendisiyle kurduğu ilişkide bile
Filme başlamadan fikir olarak bende dönüp
diğer ödüllü filmlerinizden bir hayatı kendi karakterimiz,
yeniden üretiliyor. Bir süre sonra insan yalnızca
duran bir cümle vardı: “Kendi karanlığını
bize verilmiş bir rolü kendi
sonra Toronto Film
iktidara maruz kalmıyor, farkında olmadan onun
reddeden insan, kaderini gerçekten değiştirebilir
irademiz, yıllardır taşıdığımız
Festivali’nin “ana yarışma”
taşıyıcısına da dönüşüyor. Bugün Ortadoğu’da
mi” sorusu beni bu filmi yapmaya itti. Filmi
bölümüne seçildi. Bu konuda bir zinciri de kaderimiz
yaşanan gerçeklik o kadar sert, bazen o
yazmaya başladığımda, sadece bu fikir vardı
neler hissediyorsunuz? zannediyoruz. Belki özgürlük
kadar akıldışı ki bunları çocuğuma anlatırken
ve bu fikirle bir grup kardeşin, çocukluklarının
de tam burada başlıyor: İnsan,
gerçeküstü öğelere ihtiyaç duyuyorum. Bunu Filmleri nihayetinde seyirci
son gününü yazacaktım. Çocukluk bölümü
gerçekliği hafifletmek ya da ondan kaçmak için için yapıyoruz. Bir filmin nasıl o kişi haline geldiğini
bitince, büyüklük hallerini görmek istedim ve
değil, tam tersine, o gerçekliği katlanılabilir başka ülkelerde, başka kıtalarda anladığında, aynı kişi olarak
kılmak için yapıyorum. Belki büyülü bu sefer gençliklerinin bittiği günü yazmaya kendine seyirci bulması çok güzel kalmak zorunda olmadığını fark
gerçekçilikle ilişkim de burada başladı. Aslında karar verdim. En sonunda da yaşamın onlar için bir duygu ama tam da burada, daha edebilir.
Haftanın etkinliği
Çocuklarınıza karikatür
sanatını sevdirin
30 Ağustos Zafer Bayramı
arikatür sanatı, kurmalarını sağlıyor. Birbirlerinin dillerini Türk tarihinin dönüm noktası olan 30 Ağustos
ÇOCUKLARLA
çocukların ve kültürlerini bilmeseler de çizgilerle ne Zafer Bayramı’nı çocuklara anlatmak için
BİR ÖMÜR
dünyaya demek istediklerini anlayabiliyorlar. Ben bugün onları müzelere götürün. Ankara’da
farklı gözlerle Anıtkabir Kurtuluş Savaşı Müzesi,
Almanya’da doğdum ama Türkiye’yi,
K bakmasını Eskişehir’de Odunpazarı Kurtuluş Müzesi,
Türkçe karikatür dergileri sayesinde
sağlıyor, olanaksız gibi İzmir’de Atatürk Müzesi, İstanbul’da Şişli
tanıdım. Karikatür, insan ile gerçek
Atatürk Evi, çocukların görmesi gereken yerler
görünen öğeleri bir araya arasında kurulan bir bağ. Gerçeği, severek
arasında.
getiriyor, şaşırtıyor ve ve gülerek anlamayı, kabul etmeyi sağlıyor.
düşündürüyor. Bu hafta
Bu sırf yetişkinler için değil, çocuklar
ÖMÜR KURT
Berlin’de Kardeş Kentler için de böyle. Bu yalnızca eğlenceli bir
Haftanın kitabı
omur@
Derneği’nin düzenlediği uğraş değil, aynı zamanda yaratıcılıklarını,
cocuklarlabiromur.
com
Karikatür Atölyesi’ne kendilerini ifade etme becerilerini ve hayal
Suat Turgut’un yayına
Cem Güventürk ve atölyeye katılan çocuklar.
güçlerini geliştirebilecekleri bir alan.
katıldım, Türk ve Alman hazırladığı, Fatih Okta
Bazen kelimelerle anlatılması zor olan
çocuklarının karikatürle kaynaşmasını inceledim. ve Yılmaz Dağlı’nın
görmemiştim. Bu atölye fikrinin doğma
şeyleri birkaç çizgi, bir yüz ifadesi ya da kısa bir resimlerini çizdiği
nedeni de Karikatür Evi. Şimdi ilk atölyenin
DİL BİLMEYE GEREK YOK
diyalogla anlatmak mümkün. “NUTUK” çizgi romanı,
Almanya’da yapılması çok güzel. İkinci adımı
Kadıköy Belediyesi ile Berlin Kreuzberg
çocuklar için eşsiz bir
Kadıköy’de yapılmalı ki geleneksel hale gelsin.
‘DOSTLUĞA ARACILIK EDİYOR’
belediyesi 1996 yılından bu yana kardeş kent.
kaynak.
Her yıl bir konu çerçevesinde çalışmalar
CEM GÜVENTÜRK (Kadıköy Belediyesi
Sonrasında kurulan Kardeş Kentler Derneği
düzenlenebilir ve sonra da ortaya
Karikatür Evi eğitmeni): “Karikatür, çizgi ve Ya yınevi: Güneşyolu
de birbirinden güzel etkinliklerin
çıkan karikatürlerin sergileri
yazıyla kendinizi ve dünyanızı ifade etmenin en Yayınları
gerçekleşmesine öncülük ediyor.
gerçekleşir.
iyi yollarından biri. Karikatürde hem çizgiyle
Derneğin yöneticileri Christiane Yaş: 10+ Say fa: 320
CHRISTIANE
hem de dille oluşturulan bir bağ var ve bu
ve Özcan Ayanoğlu, Berlin’de
AYANOĞLU: Karikatür
mizahla birleşince ortaya çok çarpıcı şeyler
düzenlenen Karikatür Atölyesi için
sanatı, kendi kendine bile ilginç
Evde deneyin
çıkabiliyor. Burada, Türk ve Alman çocukları
“Kadıköy Belediyesi Karikatür
bir şey. Evet, çünkü karikatür
birlikte karikatür çiziyor. Karikatür, dostluğa
Evi’ni ziyaret etmiş ve çok
yapmak için dil bilmenize bile
aracılık ediyor. Ne de olsa çocuk dünyası
etkilenmiştik. Ortak bir çalışma
Kitap defteri
gerek yok. İnsanların kolayca
sınırsız bir dünya, biz yetişkinlerin dünyası gibi
yapmayı düşündük, sonra aklımıza
bir araya geldiği bir sanat
Bu hafta çocuklarla birlikte okudukları
kalıplara sıkıştırılmış değil, bu özgürlük
burada bir atölye düzenlemek geldi”
karikatür. Bu
kitaplarla ilgili düşüncelerini yazdıkları bir
yaratıcılıklarının da yakıtı gibi. İşaret
diyor. Berlin’deki Gençlik Sanat Okulu ve
sebeple karikatür sanatçıları
“kitap defteri” hazırlayın. Geleceğe kalacak en
etmek istedikleri konular çok net ve yalın.
Aziz Nesin İlkokulu ile görüşmeler yapmışlar,
çok önemli! Onların çocuklarla
güzel hatıralardan biri olacaktır.
Dolaylı yoldan değil direkt şekilde anlatmak
Alman karikatürist Stepan Ueding, Paul Taylan
karikatür yapma yaklaşımını
istediklerine ulaşabiliyorlar. Ülkeler fark
ve Kadıköy Belediyesi Karikatür Evi eğitmeni
destekliyoruz.
etmeksizin çocukların bu gerçek ve katıksız
Haftanın şarkısı
karikatürist Cem Güventürk’ü bir araya
ÇOCUKLAR GERÇEĞİN
bakış açıları ürettikleri eserleri de benzersiz
getirmişler. Böylece proje başlamış.
Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla
FARKINA VARIYOR
kılıyor. O anlamda ülke ve kültürler değişse
BERLİN’DEN KADIKÖY’E birlikte Sakarya Marşı’nı dinleyin ve bu
PAUL TAYLAN (Çizer de konu karikatür ve kendini ifade etme
marşın önemi hakkında sohbet edin.
ÖZCAN AYANOĞLU: Kadıköy’deki ve eğitmen): Karikatür, farklı sanatı oldukça benzer kapılara açılan
Karikatür Evi’nin bir benzerini daha önce kültürlerden insanların ilişki sonuçlar oluşturuyor.”
Özcan ve Christiane Ayanoğlu
Paul Taylan

