Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
30 AĞUSTOS 2026
2
Sözlü kültür, doğayla kurulan bağ ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgiler... Mehmetalan köyünde kültürel
EDITÖRDEN
belleğin izleri gündelik yaşamın içinde varlığını sürdürüyor
osyal medyada
kahvehanede oturmuş
genel görelilik
tartışan dayılarla ilgili
Sesprili paylaşımları
Bir kültür doğayla
hatırlarsınız. Çay bardaklarının
önünde hararetle konuşan birkaç
adamın altına “Türkiye kalkınmış
olsaydı kahvehanelerde
tartışılacak konular” bağlamında
cümleler yazılırdı. Bunlar elbette
kalkınmış bir Türkiye fikrinin
nasıl hatırlar?
mizahi dışavurumlarıydı.
Ancak söz konusu kuantum
az Dağlarıyla güçlü bir
imgeyi aradı ve birçok örneğini belgeledim.
DAİRESEL
fiziği olduğunda çoğumuzun o
tarihsel ve kültürel bağa
Çok sayıda fotoğrafın yan yanalığından
FLORA
“caps”lerdeki dayılardan pek de
sahip Mehmetalan köyü,
oluşan işimi bu sembolü andıracak şekilde
farkı yok. Elbette kuantum fiziği
Tahtacı Türkmenlerinin
düzenledim. İşin büyük ebatlı bir versiyonu
bilmek mecburi değil. Kimsenin
Kdoğayla iç içe geçmiş
Mehmetalan köyündeki bir meydana
kimseyi ayıplayacak bir durumu
kültürünü, ritüellerini ve kuşaktan kuşağa
kamusal sanat eylemi olarak yerleştirilecek,
da yok. Ama ya bilseydik?
aktarılan belleğini bugün de yaşatıyor.
çok heyecanlıyım. (Gülüyor)
Gerçekten en azından fikir
Barış Atağ ve Oğuzhan Taflı’nın
yürütecek kadar bilseydik yani. l Fotoğraflarınızda taşlar, ağaçlar,
kurucuları olduğu, Derya Yücel’in
Olasılıkla sesler yine dokular, gündelik nesneler ve coğrafyanın
direktörlüğünü yürüttüğü Doğaya Sanat
AYÇA
yükselirdi: izleri de öne çıkıyor. Tahtacı kültüründe
programının konuk sanatçılarından
CEYLAN
“Sen Kopenhag yorumunu hiç doğa, kültürel belleğin ve inanç
sanatçı, akademisyen ve arşivci Murat
anlamamışsın!” Germen, Mehmetalan köyünde bu dünyasının nasıl bir parçası?
ayca_ceylan
“Abi mesele zaten ölçüm!” kültürün ve coğrafyanın izlerini takip etti. Tahtacı Türkmenleri kültüründe doğa bir
Germen ile üç ayaklı sembolden doğayla “manzara” değil yaşamın, inancın ve kültürel
Biri de mutlaka “Einstein buna
kurulan ilişkiye, kültürel bellekten bölgedeki ekolojik belleğin ayrılmaz parçası. Orman, dağ, su, ağaç
itiraz ediyordu” diye girerdi. İşin
baskılara uzanan çalışmasını konuştuk. ve toprak yalnızca geçim kaynakları olarak değil,
güzel tarafı, bunlar gerçekten
anlam taşıyan varlıklar olarak görülüyor. Örneğin,
tartışmaya değer konular.
l Doğaya Sanat programı kapsamında
belgeseldeki bir nenenin zeytin ağacı için, “Evladın
Örneğin “süperpozisyon”
Mehmetalan köyünde çalıştınız. Tahtacı Murat
gibi, sen yetiştiriyorsun ya!” dediğini duydum,
kelimesini duyuyoruz. Bir
Germen
Türkmenlerinin yaşadığı bu coğrafyada nasıl bir
müthiş!!! Alevi-Tahtacı inanç dünyasında doğaya ve
kuantum sisteminin farklı olası
öykünün peşine düştünüz?
canlılara yönelik saygı, insanı merkeze yerleştirmeyen
durumlarının aynı anda kuramda
Öncelikle Mehmetalan köyü ve Tahtacı
bütünsel bir dünya görüşüyle bağlantılı. Flora ve
temsil edilebilmesinden söz
Türkmenleri hakkında yapılmış iki adet belgeseli
fauna gündelik yaşamın fiziksel unsurları olmanın
ediliyor. Biz de “İlginçmiş”
dikkatle izledim: “Çakırdiken” (Işıl Çağlar
ötesinde, bellek ve inancın taşıyıcıları. Bu nedenle
deyip aşağı kaydırıyoruz.
Narler, Yasin Ekşi, Sarp Karaer) ve “Ağaçeriler -
doğanın tahrip edilmesi yalnızca fiziksel bir çevrenin
Oysa ne söylendiğini gerçekten
Tahtacı Türkmenleri” (Elif Ertürk). Mehmetalan
kaybı değil, aynı zamanda kültürel belleğin de
kavrasak belki telefonu masaya
Köyü sakinlerinin samimiyetlerinden, doğaya
aşınması anlamına geliyor. Benim için bu durum,
Fotoğraf:
bırakıp birkaç dakika duvara
yakınlıklarından, yüzyıllardır sürdürdükleri
fotoğrafı görünmeyen ilişkileri ifşa edebilecek bir
Derya Yücel
bakmamız gerekir: kültürlerine bağlılıklarından, kadına verdikleri eşit
mecra olarak kullanmama yol açtı.
“Bir dakika… Nasıl yani?” değerden çok etkilendim. Birbiri ile uyumlu çeşitli
mikro verilerden oluşan bir makro evrenin var
Kuantum fiziğinin talihsizliği GEÇMIŞ BUGÜNDE YAŞIYOR
olduğunu ve bunu kaydetmek için yollara düşmem
biraz da burada. Kelimeleri
l Mehmetalan’da kuşaktan kuşağa aktarılan
‘Kültür, el sanatlarından
gerektiğini idrak etmiş oldum. Yönetmen ve
yaşantımıza girdi ama anlattığı
ritüeller ve sözlü bilgiler arasında sizi özellikle
yapımcılara müteşekkirim.
tuhaflık pek girmedi.
etkileyen bir anlatı oldu mu?
ibaret değil’
Kuantum bilgisayarı, kuantum
Mehmetalan’da beni en çok etkileyen şey,
l Tahtacı Türkmenlerinin kültüründe Alevi
sıçraması, kuantum çağı derken sözlü tarihin geçmişte kalan hikâyeler biçiminde
inancı, ritüeller, doğayla kurulan ilişki ve
l Tahtacı
“kuantum” neredeyse gizemli değil, gündelik yaşamın içinde ritüeller şeklinde
gündelik yaşam iç içe geçiyor. Mehmetalan’da
Türkmenlerinin
sürdüğünü görmek oldu. Sözlü kültürün bilgiyi sadece
bir sos çeşidine dönüştü. Ürünün
geçirdiğiniz süre boyunca bu kültürde sizi en çok
yaşamı tarihsel
kelimelerle değil; mekânlar, ritüeller aracılığıyla
önüne koyunca teknolojik,
etkileyen ne oldu?
olarak ormanla
taşıdığını gördüm; köyün kendisi yaşayan bir arşiv
kişisel gelişim cümlesinin önüne
İnsanların inançlarını dürüstçe, samimiyetle,
ve Kaz Dağlarıyla
gibi çalışıyor.
koyunca derin görünüyor.
candanlıkla ve doğaya saygıyla icra ediyor olmaları...
güçlü bir ilişki
Oysa kuantum fiziği zaten
Küresel “kurumsal” inanç sistemlerinin güç, para için
l Son olarak bir bitki olsaydınız hangisi
içinde. Madencilik
yeterince garip. Sohbetinden
nasıl istismar edildiğini görmek beni kahrediyor ve
olurdunuz ve neden?
başta olmak üzere
zevk almak için üzerine
samimi bir tevekkül görmek insana umut veriyor.
Meşe ağacı olurdum sanırım. Jared Diamond’ın
bölgedeki ekolojik
“Düşünceleriniz evrene enerji
“Tüfek, Mikrop ve Çelik” kitabını okurken bu metne
baskılar bu yaşam
SEMBOLDEN KAMUSAL SANATA
gönderiyor” eklemeye hiç gerek
denk geldim: “Neden zeytin ağaçları binlerce yıl
biçimini ve kültürel
l Araştırmanız ve üretiminiz sırasında farklı
yok. Tabii ekleyene de bir
önce evcilleştirildi de meşe ağaçları son teknoloji ile
sürekliliği nasıl
yerlerde karşınıza çıkan, üç ayaklı bir sembolün
sözümüz yok aslında.
donanmış tarımbilimcilerine karşı hâlâ direniyor?”
etkiliyor?
izini sürdünüz. Bu sembolün izini sürerken
Belki sorun konuşacak büyük Egemenler tarafından diretilen yönergelere uymayı
Madencilik gibi
nelerle karşılaştınız?
mesele olmaması değil. Onların pek sevmediğimden, meşeye olan mevcut hayranlığım
Bu simgeyi ilk olarak Elif Ertürk’ün belgeselinde büyük ölçekli
katlandı. Meşe ağacının meyvesi ve tohumu olan
kapısını açacak kadar bilgi sahibi
gördüm. Çanakkale Ovacık, Çiftlikdere Türkmen müdahaleler
meşe palamudunun genetik giriftliği, palamuttan
olmamamız.
köyleri mezarlıklarındaki doğal taş levhaların
yalnızca
gıda elde etmenin çok meşakkatli bir süreç olması ve
O yüzden kahvehanede
üzerine oyulmuş bu işaret belli ki Türkmenler
fiziksel peyzajı
ağacın yetişmesinin çok uzun süre alması, bu kadim
genel görelilik tartışan dayılara
için çok değerliydi ve peşine düşülmeliydi. Bunu
değiştirmiyor, insanların ritüel mekânlarına
bitkinin evcilleştirilememesine yol açmış. Yani,
gülerken biraz dikkatli olmak
öğrendikten sonra her sahaya çıkışımda gözlerim bu
erişimini, o yerlerle kurduğu elzem etkileşimi
meşenin örnek alınacak bir duruşu varmış!
gerek. Belki de olmak istediğimiz
ve kuşaktan kuşağa aktarılan bilgileri de
halimize gülüyoruz.
dönüştürüyor. Kaz Dağlarını korumak, sadece
Şimdilik elektronların ne
biyolojik çeşitliliği ve doğayı korumak değil,
yaptığını tam olarak bilmiyoruz.
yüzyıllar içinde oluşmuş kültürel birikimin
O halde buyurun:
devamlılığını korumak anlamına da geliyor. Bir
Hakem o pozisyonda neden
kültürün sürekliliğini yalnızca ritüelleri veya
VAR’a gitmedi?
el sanatlarını koruyarak sağlayamayız; o
Hepinize iyi pazarlar...
kültürü üreten çevrenin de varlığını
DENIZ ÜLKÜTEKIN sürdürmesi gerekiyor.
deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr
Tahtacı Türkmenlerinin kadim sembolü.
Retrotopya ve geleceğe duyulan özlem
umhuriyet, sadık okurlarından, demişti ablam: “Sen çok muhafazakârsın.” temelli konuşmalar yaparken buluyorum. Artık ne
Türkiye değerli profesörlerinden Öyle şaşırmıştım ki! Ben kendimi yeniliklere hakkında yazmak istesem çoktan söylenmiş, tüm
KONUŞMAMIZ
birini kaybetti geçtiğimiz hafta: açık sanırdım. Hiç bilim kurgu okumayı seven şarkıların çoktan bestelenmiş, tüm filmlerin bir
LAZIM
Prof. Dr. Yücel Candemir... Yüksek muhafazakâr mı olur? Lisans tezim makine
kopyasının çoktan çekilmiş olduğu noktadaymışım gibi
Clisansımı ve doktoramı İTÜ öğrenmesi, yüksek lisans tezim sinemada
hissediyorum. Üretimim anlamsızlaşıyor. YouTube yeni
İşletme Bölümü’nde yapmış olmama karşın dijitalleşme, doktora tezim ise performans
yeni palazlanırken televizyon karşısındaki durumunu
ondan ders alma şansına erişemedim çünkü sanatlarının sosyo-teknik dönüşümü
sorarlardı bazen. Ben de “Evet bir sürü çöp de olacak bu
Uçuş Günü’ne
eğitimime başladığımda çoktan emekli üzerine! Yenilik benim ilgi alanımdı! Ne
kadar verinin içinde ama o zaman da iyi tüketici olma
olmuştu. Ama yine aynı bölümde profesör bileyim, teknolojinin nimetlerinden elimden
sorumluluğu girecek devreye. Herhangi bir yapımcının,
olan ablam için çok etkisi olan bir yol geldiğince yararlanıyor, üstüne de seküler bir
yayınevinin, plak şirketinin tekelinde olmadan herkes
büyük katılım
göstericiydi. Dolayısıyla yıllardır ailece tanışır, yaşam sürüyordum sanki. Özgürlükçüydüm
üretebiliyor, sesini duyurabiliyor olacak. İyiyi bulabilmek,
görüşürdük. Son günlerinde bile yaşama ve de üstelik her görüşe!
tüketiciyi daha bilinçli olmaya itecek haliyle” benzeri Red Bull Uçuş Günü, dört yıl aradan
bilime tutkuluydu. “Ülke o kadar sağa kaydı ki Nihat Hatipoğlu
şeyler gevelerdim. Bugün de benzer düşünüyorum
sonra 23 Ağustos’ta İstanbul Caddebostan
DİLŞAD
Yazılarımın yayımlanmasından bir iki solda kaldı” kritiği gibi, bu son çerçevelerle,
ama bu bilinçli tüketici kavramının bir ütopya olduğunu
Sahili’nde düzenlendi. Yaklaşık 8 bin
gün sonra uzun bir ileti veya daha da başkanlık sistemleriyle filan ülke o kadar
ÇELEBİ
kabullenmeye başlıyorum. Bu kadar veriye benim aklım
uzun bir e-posta atar, beğendiği yönlerine
yenilikçi ki biz, “Acaba ormanlar yerinde
başvuru arasından seçilen 30 takımın
yetişemiyor. Çoğumuzun yetişemiyor… O yüzden biz
değinir, bazen kibarca eleştirilerini ekler
mi kalsa? Demokrasi de fena değildi hani…
katıldığı yarışmada Skyby-Doo takımı
de ne yapalım kasetleri kalemle sardığımız, dizlerimizin
ama mutlaka yaptığım şeyin ne kadar özel Güçler ayrılığı da iyiydi be” deyince haliyle
kabuk bağladığı, sınavlar dışında tasasız olduğumuz
birinci oldu. Turtles Airlines ikinci, Tavşan
olduğunu hissettirirdi. O yüzden bu yazıyı kalbim çok biraz muhafazakâr kalıyoruz belki de.
zamanları, yatma vakti geldiğinden hep kaçırdığımız
Kanı ise üçüncü sırada yer aldı. “Uçuş
kırık yazıyorum
Pazar Gecesi Sineması’nı, MTV’yi filan güzelliyoruz.
AZ OLANI ÖZLEMEK
Serbest” temasıyla yapılan etkinlikte
Sanki otobüste insanların sigara içtiği, tacizin ve kadın
GELENLER VE GIDENLER
Aslında “Nereye gidiyor bu insanlık? Kapitalizm
takımlar, kendi tasarladıkları insan gücüyle
baskısının yaşamın bir parçası olduğu, durmadan şehit
Sosyal medyada 40’lı yaşlar için şöyle bir yorum her şeyi çürüttü ve tüketti. Ne olacak bu çocukların,
haberlerinin geldiği, aydınların bir otele kapatılıp yakıldığı, çalışan uçuş makineleriyle rampadan
görmüştüm: “Öyle bir yaştayım ki kimi akranımın kadınların ve doğanın geleceği?” gibi klişe kaygılardan
Susurluk’un ayrandan öte bir şöhret kazandığı 90’lar aynı
denize atladı. Jüri değerlendirmesinde
torunları var, kiminin çocukları yeni doğdu, kimi de hâlâ ibaret değil sadece durum. Tamam kabul ediyorum, bu
90’lar değilmiş gibi.
çılgınlar gibi partiliyor.” İşte bu gelenler kadar gidenlerin sorular bazen uykularımı kaçırıyor ama mesele benim
uçuş mesafesinin yanı sıra araç tasarımı ve
“Nostalji,” demişti Memo Tembelçizer çok eski bir
de olduğu gerçeği beni sürekli afallatıyor. Sevdiğim bireysel deneyimim değil, daha küresel. Kesin siz de
rampadaki takım performansı da dikkate
“Utanmadan İddia Ediyorum” köşesinde, “Geçmişe değil
insanlar, hayran olduğum sanatçılar ölüyor, hâlâ hayatta sosyal medyada denk gelmişsinizdir 90’larda çocuk
alındı. Bu yıl etkinlikte ilk kez halk
geleceğe duyulan özlemdir. Çünkü o geçmiş tarihteki
kalanların da çoğu gidip başka ülkelere yerleşiyor. Aslında olanların o dönemleri güzellemelerine. Retrotopya
gelecek tahayyülünüzü özlersiniz”. Eh biz de geleceği çok oylaması yapıldı ve 26 bin oy kullanıldı.
kocaman bir kaybın boşluğunu 15 yıldır sol yanımda diyebileceğimiz bu akım, mahalle kültürüne, internetsiz
düşüne düşüne böyle geçmişe kapandık belki de koca bir
taşıdığım için biraz idmanlıydım başıma geleceklere… yaşama, daha az uyaranın ve daha az bilginin olduğu Etkinlikte Red Bull sporcuları Toprak
kuşak ama ne olur elimizi vicdanımıza koyup söyleyelim:
Babamı kaybettikten sonra, “Ben bunu görmüşüm artık az dopaminli günlere, yani her şeyin daha anlamlı
Razgatlıoğlu, Deniz Öncü ve Bahattin
Memo haksız mı? Geçmiş hiçbir zaman o kadar da parlak
kolay kolay beni yıkamazsanız” demiştim. Yıkılmıyorum olduğu bir geçmişe duyulan özlemi anlatıyor. Ben de
Sofuoğlu jet ski gösterisi yaptı. Issa Kalfon
da… Yine de yeni bir bardağa her kahve koyuşumda, her ne kadar “Nerede o eski bayramlar?” muhabbeti olmadı belki de. Yalnızca bizim o zamanlardaki gelecek
da Jet Suit performansıyla izleyici karşısına
içimde eski çamların yasını tutuyorum. Zaten bir gün yapmak istemesem de kendimi sık sık retrotopya düşlerimiz daha parlaktı.
çıktı. Radikal ve Yung Ouzo konser verdi.

