21 Ağustos 2026 Cuma Türkçe Subscribe Login

Catalog

16 AĞUSTOS 2026 6 Saatte 200 kilometreyle anda kalmak apadokya’nın DAIRESEL sıcak hava FLORA balonlarıyla dolu gökyüzü Kbu kez Marco Waltenspiel ve Marco Fürst’ün sıra dışı uçuşlarına sahne oldu. Yaklaşık 2 bin 800 metre yükseklikteki AYÇA sıcak hava balonundan CEYLAN atlayan ikili, farklı irtifalardaki balonları slalom ayca_ceylan parkuruna dönüştürerek saatte 200 kilometreye varan hızla uçuşlarını tamamladı. Red Bull sporcuları Waltenspiel ve Fürst ile korku ve özgürlüğü, anda kalmayı, doğayla ilişkilerini ve dünyaya yukarıdan bakmanın değiştirdiği bakış açısını konuştuk. l Kapadokya dünyanın en sıra dışı coğrafyalarından biri. Burada uçmak sizin M. Fürst: Güvendiğimiz partnerlerle Kontrol listenizdeki bütün maddeleri için ne ifade ediyor? Burayı uçtuğunuz diğer çalışmak da bize korkmadan atlayabilme tamamlıyorsunuz ve kalkış zamanı geldiğinde yerlerden farklı kılan ne? özgürlüğü veriyor. Elbette bu balon slalomu zihniniz berrak oluyor. Elbette risk var Marco Waltenspiel: Bence buranın projesinde, balonun hemen yanındaki ama onu mümkün olduğunca azaltıyoruz. UÇUŞUN 4 ANAHTARI coğrafyası gerçekten çok özel. Elbette platformda dururken hâlâ karnınızda Her atlayıştan önce de ısınıyoruz; böyle bir etrafınızda bu kadar çok balonun olması da kelebekler uçuşuyor. Her atlayış farklı; uyum atlayışta yaklaşık 4G’lik bir kuvvete maruz 4 ANTRENMAN: Bu uçuşların arkasında yoğun fiziksel dünyanın her yerinde sağlamanız, hazırlık ve düzenli antrenman var. kalabiliyoruz ki bu skydiving için bile oldukça görebileceğiniz bir şey esnek olmanız yüksek. 4 KONTROL LISTESI: Her atlayış öncesinde değil. Balonların dışında gerekiyor ve ekipmanlarını ve birbirlerini kontrol ediyor, ÖLÇEK DEĞİŞİYOR burada gerçekten sevdiğim önünüzde hazırladıkları kontrol listesindeki adımları bir diğer şey de ışık. her zaman tamamlayarak riskleri mümkün olduğunca azaltıyorlar. l Böylesine benzersiz doğal coğrafyalarda Kayaların ve coğrafyanın bilinmeyenler 4 ESNEKLIK: Her uçuş farklı. Değişen koşullara ve uçmak, yıllar içinde doğayla ilişkinizi gün boyunca çok farklı var. Ancak ben bilinmeyenlere hızla uyum sağlayabilmek gerekiyor. değiştirdi mi? Bu yerleri korumaya yönelik ışıklar yarattığını buna korku 4 ODAK: Zihni berrak tutmak, çevrenin farkında daha büyük bir sorumluluk hissetmenize düşünüyorum. demezdim olmak ve tamamen o ana odaklanmak uçuşun temel neden oluyor mu? Marco Fürst: Nereye çünkü korku parçalarından biri. M. Fürst: Kesinlikle. Yıllar geçtikçe bu giderseniz gidin manzara zihninizi bloke spor sayesinde görebildiğimiz coğrafyaların değişiyor. Uçarken çok eder. Bu daha değerini çok daha fazla anlamaya başladım. sanki başka bir gezegenmiş gibi görünüyor. Özellikle burası... hızlı hareket ettiğiniz için çok heyecan. Bu sabah örneğin hava hâlâ karanlıkken Tabii ki Ay’a hiç gitmedim ama bazen aşağıya baktığımda de her şey sürekli farklı l Belki biraz kalkış noktasına gidip güneşin doğuşunu “Burası Ay olabilir” diye düşünüyorum. Her şeyi bambaşka görünüyor. Bir gün bir da merak? izledik. Bunları deneyimleyebilmenin bir perspektiften görüyorsunuz ve bu, her şeyi değiştiriyor. yöne, ertesi gün başka bir M. Fürst: değerini gerçekten biliyorum. Dağlarda bir M. Fürst: Yukarıdayken yerdeki sorunlar küçülüyor. yöne uçtuk ve manzara tamamen değişmişti. Evet, bir tür merak. Çünkü her şey sürekli İnsan yerdeyken bazen küçücük sorunları bile çok büyük çöp görürsek onu da yanımıza alıyoruz. Kapadokya'da uçmak her seferinde başka bir değişiyor. görebiliyor ama yukarı çıktığımızda artık o kadar önemli Bu yerleri korumak istiyoruz çünkü onları deneyim. görünmüyorlar. Biz de orada kendimizi küçücük hissediyoruz. deneyimlemeye devam etmek istiyoruz. l Böyle bir atlayıştan önce zihinsel olarak KORKUDAN ÇOK MERAK M. Waltenspiel: İkimiz de nasıl hazırlanıyorsunuz? Odaklanmanıza l Bu biraz kişisel gelişim alanına da giriyor aslında. çocukluğumuzdan beri doğanın içinde spor yardımcı olan ritüelleriniz veya rutinleriniz Sorunları gereğinden fazla büyütmemek gibi... l Pek çok insan yüksekten korkuyor ama yaparak büyüdük ve bu sizinle kalıyor. Çok var mı? M. Waltenspiel: Aynı zamanda sizi ana getiriyor. siz gökyüzünde özgürlüğü buluyor gibisiniz. seyahat ediyor ve pek çok farklı yer görüyoruz. M. Waltenspiel: Belirli bir rutinim Gündelik yaşamda zihninizde pek çok düşünce var ama bizim Kendi yaşamınızda korku ile özgürlük Bu alanları ve genel olarak doğayı korumanın yok. Ekipmanımı kontrol ediyorum ve her sporumuzda tek bir şeye odaklanmak zorundasınız ve geri arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız? son derece önemli olduğunu düşünüyorum. şeyin yolunda olduğundan emin olmak için kalan her şey ortadan kayboluyor. Uçmaktan öğrendiğimiz M. Waltenspiel: Aslında bu, korkudan birbirimizi de kontrol ediyoruz. Bir arkadaşım şeylerden biri de bulunduğumuz yerin farkında olmak. Bence l Dünyayı yukarıdan bu kadar çok ne anladığınıza bağlı. Bizim için uçarken bana, “Ne zaman gerilirsen manzaraya bak, insanlar bunu biraz kaybetti. Yerdeki sorunlar her zaman veya atlarken korkunun zihnimizde bir yeri kez görmüş biri olarak, gökyüzünden bulunduğun yerin tadını çıkar ve gerçekten göründükleri kadar büyük değil. yok. Yaptığınız şeye saygı duymak ve neleri baktığınızda yerdeki insanların çoğu zaman orada ol. Sonra yeniden yapacağın şeye gözden kaçırdığı neyi fark ediyorsunuz? yapabileceğinizi bilmekle ilgili. Kendinizi l Dünyayı yukarıdan gördükten sonra insanlara yalnızca odaklanabilirsin” demişti. Bence çok iyi bir tanımanız ve kendinize güvenmeniz gerekiyor. M. Waltenspiel: Dünya düz değil! Düz tek bir kelime bırakabilseydiniz, bu ne olurdu? yaklaşım. Anda olmak çok önemli ve benim için güven olmadığına ilişkin kanıtımız var. (Gülüyor) M. Fürst: Rüya. M. Fürst: Bir uçak pilotu gibi düşünün. duygusunu yaratan da bu. Yukarıdan neye bakarsanız bakın, her yer M. Waltenspiel: Nefes. Dünyanın ortasından Büyük Taarruz’a Uluslararası Akşehir Temmuz 1922’de ordu ve kolordu komutanları Nasreddin Hoca Şenlikleri bir futbol karşılaşması bahanesiyle Akşehir’e için Akşehir’deydik. Hıdırlık çağrılmış. Maçın ardından karargâhta buluşup Tepesi’nde “Nasreddin’den taarruzun zamanını ve uygulanışını konuşmuşlar. 67.Günümüze Gülmece”yi Gündüzleri arabaların arkasına bağlanan çalılarla konuştuk; gülmenin nasıl güçlü bir itiraza Konya yönünde toz kaldırılıp geri çekilme sanısı dönüştüğünden söz ettik. Ardından kenti yürümek yaratılıyordu. Geceleri kağnıların tekerlerine keçe için Hıdırlık’tan ayrıldık. İlk durağımız türbe oldu. sarılıyor, birlikler cepheye ilerliyordu. Toz bir Türbede insanı kapıda oyundu; gece yürüyen ordu gerçeğin kendisi. karşılayan bir fıkra var. Çevresi Mustafa Kemal, 20 Ağustos 1922’de Akşehir’e açık yapının kapısında büyük bir geldi ve 26 Ağustos sabahı taarruz emrini verdi. kilit duruyor. Her yanı açık bir Karargâh 24 Ağustos’ta Şuhut ve Kocatepe yönüne Büyük Taarruz bu odalarda hazırlanmış; haritalar hareket etti. yeri kilitlemek ancak Nasreddin açılmış, eksikler konuşulmuş. Çalışma odasına girince binanın bütün ağırlığı Hoca’nın aklına yakışırdı. Ahşap merdivenlerden üst kata çıkarken insan Yakındaki taş ise “Dünyanın burada toplanıyor. Masadaki haritalara ve yavaşlıyor. Mustafa Kemal’in, İsmet Paşa’nın Ortası”nı gösteriyor: koltuklara bakıyorsunuz. Aylarca beklenmiş, ve Asım Gündüz’ün odalarında masalar, eski eksikler giderilmiş. Sonunda hazırlık birkaç “Dünyanın ortası burasıdır. telefonlar ve fotoğraflar yerli yerinde. Koridorlarda GÜVEN sözcüğe dönüşmüş: İnanmayan ölçsün.” geçmişten kalmış bir hareket duygusu var. “26 Ağustos sabahı umumi taarruz icra BAYKAN İtiraz edecek olanın işi olunacaktır.” zor. Önce nereden ölçmeye NEDEN AKŞEHİR? Bu cümlenin arkasında işgal edilmiş kentler, başlayacağına karar vermesi Karargâhın Akşehir’e taşınması rastlantı evladını cepheye gönderen anneler ve sabaha kadar gerekiyor. Erdal Hoca, Nâzım Hikmet’in “Türk değildi. Sultan Dağlarının eteklerindeki kent çalışan ustalar var. Bu yüzden odadaki masanın Köylüsü” şiirini okudu: “Topraktan öğrenip / doğal bir savunma alanıydı, demiryolu sevkiyatı üzerinde bir milletin yeniden ayağa kalkma iradesi Kitapsız bilendir. / Hoca Nasreddin gibi ağlayan / kolaylaştırıyordu. Arasta’nın ustaları ordu için duruyor. Bayburtlu Zihni gibi gülendir.” çalıştı, silahlar onarıldı, kadınlar giysi dikti. 24 Ağustos’ta Akşehir halkı karargâhı cepheye Biz hocayı hep gülen yüzüyle hatırlıyoruz. Akşehir halkı evini, dükkânını ve emeğini açtı. uğurluyor. Sokaklar ve evlerin damları insanlarla Oysa Anadolu’nun gülmecesi yoksulluğu ve Vitrinler savaşın büyük planlardan ibaret doluyor. İki gün sonra Büyük Taarruz başlıyor. haksızlığı da taşır. Hocanın kahkahası kimi zaman olmadığını gösteriyor. Bir su kabağı barutluğa Sabah “Dünyanın ortası burasıdır” sözünün ağlamamanın yoludur. dönüşmüş, bir bastonun içine meç yerleştirilmiş. önünde durmuştuk; öğleden sonra ülkenin Yeterli silah yoktu; ne buldularsa değerlendirdiler. BİR BELEDİYE BİNASI yönünü değiştiren kararın verildiği odadaydık. Duvardaki cephane hazırlayan kadınların fotoğrafı Türbeden ayrılıp birkaç sokak sonra Batı Bir yanda hocanın kilidi, öte yanda Büyük da aynı gerçeği anlatıyor. Komutanların adlarını Cephesi Karargâhı Müzesi’ne girdik. Dışarıdan Taarruz’un haritaları... Erdal Hoca’nın okuduğu biliyoruz; o kadınların, demircinin, kağnı süren sade bir yapı, büyük kararlar her zaman görkemli dize yeniden geldi aklıma: “Hoca Nasreddin köylünün adını bilmiyoruz. Onlar olmadan salonlarda alınmıyor. gibi ağlayan...” kazanılmış bir zafer de yok. 1904-1905 yıllarında belediye binası olarak Akşehir dünyanın ortası mıdır, ölçmedim. GİZLİ HAZIRLIKLAR yaptırılan yapı, 18 Kasım 1921’den 24 Ağustos Ama tarihimizin tam ortasında durduğu 1922’ye kadar Batı Cephesi Karargâhı olmuş. Hazırlıklar gizlilik içinde yürütülmüş. 28 kesin.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear