Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
16 AĞUSTOS 2026
5
Z kuşağı dijital dünyadan kaçıyor mu?
Analog araçların yeni yaşamı
akın zamana kadar
teknolojik ilerleme,
gündelik yaşamdan
kabloları, kâğıdı,
Dijital
Ykasetleri, defterleri
ve beklemeyi çıkarmak gibi
anlatılıyordu. Her şey daha
hızlı, daha hafif, daha bağlantılı yorgunluk
DENIZ
ve daha “akıllı” olacaktı. Oysa
ÜLKÜTEKIN
bugün dijital çağın içine doğan
Z kuşağının analog araçlara yönelişini anlamak
Z kuşağı, teknoloji dünyasının için dijital yoğunluğa bakmak gerekiyor.
Pew Research Center’ın 2025’te yayımladığı
geride bıraktığı birçok nesneyi sahipleniyor:
araştırmaya göre ABD’de gençlerin yüzde 48’i
Kablolu kulaklık, basılı kitap, defter, kalem, plak,
sosyal medyanın yaşıtları üzerinde çoğunlukla
CD, analog fotoğraf makinesi, bulmaca veya el işi
olumsuz etki yarattığını düşünüyor, yüzde 44’ü
malzemeleri...
sosyal medya kullanımını, yine yüzde 44’ü akıllı
Bu dönüş yalnızca nostaljiyle açıklanamaz.
telefon kullanımını azalttığını söylüyor.
Çünkü Z kuşağı, özlemini duyduğu analog dönemi
Türkiye’de de tablo yoğun bir dijital hayata işaret
aslında yaşamadı. Onlar için bu nesneler geçmişe
ediyor. RTÜK’ün 2025 araştırmasına göre 15-
dönüşten çok ekranın ve bildirimlerin belirlediği
21 yaş grubundaki gençlerin yüzde 94.4’ü son
yaşam içinde küçük nefes alanları demek.
bir ay içinde internet kullandı. Günlük ortalama
internet kullanım süresi kadınlarda 4 saat 37
EKRANIN İÇİNE DOĞMAK
dakika, erkeklerde 4 saat 50 dakika olarak
Z kuşağı dijital dünyayı sonradan öğrenmedi, ölçüldü. Gençlerin günlük ortalama sosyal
anlam kazanıyor. yavaşlama pratiği olabileceği gibi sosyal medyada
medya kullanım süresi ise 3 saat 24 dakika.
içine doğdu. Sosyalleşme, haber alma, eğlenme,
Defter yavaş düşünmeyi, basılı kitap ekransız tüketilen yeni bir mikro trende de dönüşebiliyor.
Ekranla temas ise artık çocuk yaşlarda
alışveriş, flört, üretim ve kendini gösterme
sürekliliği, plak beklemeyi ve temas etmeyi, analog
başlıyor. TÜİK’in 2024 verilerine göre 6-15 yaş
pratikleri büyük ölçüde ekran üzerinden kuruldu.
DİRENÇ Mİ TÜKETİM Mİ?
fotoğraf makinesi sınırlı çekim hakkıyla daha
aralığındaki çocukların internet kullanım oranı
Bu yüzden analog araçlara yöneliş çoğu zaman
Analog araçlara yönelmek her zaman
dikkatli bakmayı, el işi hobileri ise ritim ve emek yüzde 91.3’e ulaştı. Aynı araştırmada çocukların
geçmişe dönme isteğindense hiç çıkılmamış dijital
sadeleşme anlamına gelmiyor. Plak koleksiyonu,
yüzde 34.4’ü ekran başında daha fazla zaman
duygusunu anımsatıyor. Dijital çağda konfor çoğu
dünyanın içinde küçük boşluklar açma çabası gibi
geçirdiği için daha az kitap okuduğunu belirtti.
filmli fotoğraf, kaliteli defterler, analog
zaman sürtünmesizlikle eşitlendi; analog nesneler
görünüyor.
kameralar kimi zaman dijital ekonomiye
ise küçük bir bekleme, dokunma ve uğraşma hali
Son zamanlarda sık kullanılan dijital anksiyete
alternatif olmaktan öte yeni ve pahalı bir yaşam
yaratıyor.
kavramı da bu noktada, klinik bir tanıdan çok
ANALOG EKONOMİ:
tarzı tüketimine dönüşüyor.
ÇEVRİMDIŞI OLMANIN ÇEVRİMİÇİ GÜCÜ
sürekli çevrimiçi olmanın yarattığı kaygı, dikkat
Bu nedenle analog dönüşün sınıfsal boyutu
Analog eğilimin en ilginç ikilemi burada:
dağınıklığı ve tükenmişlik hissini anlatıyor. Sürekli
da var. Herkes için erişilebilir olan nesnelerle
Çevrimdışı olma arzusu çoğu zaman yine
ulaşılabilir olma, bildirim bekleme, bir şey kaçırma
Eski araçların
belirli bir gelir grubuna hitap eden retro ürünler
çevrimiçi yayılıyor. TikTok ve Instagram’da
korkusu ve çevrimiçi kimliği yönetme baskısı
aynı kültürel başlık altında buluşuyor. Bir yanda
paylaşılan defterler, plak koleksiyonları, analog
bu hissin parçaları. Analog nesneler ise tam bu
yeni pazarı
kablolu kulaklık gibi ucuz ve pratik araçlar, diğer
kameralar, kablolu kulaklıklar, “çevrimdışı gün”
noktada devreye giriyor: Şarj istemeyen, bildirim
yanda koleksiyon değeri taşıyan ürünler var.
videoları ve ekransız hobi önerileri, dijitalden
göndermeyen, veri toplamayan ve kullanıcıdan Analog araçların
Elbette Z kuşağı tek tip bir topluluk değil. Bu
uzaklaşma isteğini yeni bir sosyal medya estetiğine
dönüşü yalnızca
sürekli tepki beklemeyen daha yalın bir ilişki
eğilim daha çok kentli, sosyal medya kültürüne
dönüştürüyor. kültürel bir
öneriyor.
yakın, stil ve kimlik üretimini dijital mecralarla
eğilim değil,
Bu yüzden Z kuşağının analog araçlara
ANALOG NESNELER NE GETİRİYOR? birlikte kuran gençler arasında görünür yeni bir pazar
ilgisini teknoloji karşıtlığı olarak okumak biraz
dili de yaratıyor.
oluyor. Yine de analog nesnelerin geri dönüşü
Kablolu kulaklık bu dönüşün en görünür
da eksik. Gençler teknolojiyle aralarına kendi
Fortune’da
sembollerinden. Bir zamanlar “hâlâ mı kablolu?” güçlü bir işaret taşıyor: Her şeyin çevrimiçi
seçtikleri küçük mesafeler koymaya çalışıyor.
yayımlanan
olduğu bir çağda, insan hâlâ dokunabileceği,
diye küçümsenen bu araç bugün şarj istememesi, Ancak bu dönüş de kolayca yeni bir performansa
değerlendirmeye
bekleyebileceği ve kendi ritminde yaşayabileceği
eşleşme beklememesi ve ucuzluğu kadar, görünür dönüşebiliyor. Defter tutmak, filmli makineyle
göre Z kuşağının
bir “rahatsız etmeyin” işareti olmasıyla da yeniden fotoğraf çekmek veya plak dinlemek gerçek bir bir zaman arıyor.
analog
deneyimlere ilgisi
5 milyar dolarlık
Kimi bildirim yorgunluğundan, okumak için değil, odamda durmaları
bir fırsat olarak görülüyor.
kimi nesnelerin kalıcılığından, bile hoşuma gidiyor. Ekranda
Türkiye’de analog ekonomiyi tek başlık
kimi de kendine ait zaman yaratma sürekli akan şeylere göre daha kalıcı
altında ölçen kapsamlı bir veri seti yok.
Gençler ne diyor?
gereksiniminden söz ediyor. geliyorlar.
Ancak özellikle çevrimiçi satış başlığı altında
bulunabilecek ikinci el kamera pazarından
u İREM G.: u SELİN NAZ K.:
olması güzel. Bir albümü ya da filmi
dalga geçiyordu. Ama bence hâlâ çok
plak dükkânlarına, bağımsız kırtasiye
Telefon yoğunluğu bence en çok Telefonumu sık sık sessize alıyorum.
sadece ekranda arayıp açmaktan farklı
kullanışlı.
markalarından fanzinlere, film banyosu
bildirimlerde hissediliyor. Bazen arka Ailem ve arkadaşlarım bundan biraz
bir hissi var.
hizmetlerinden vintage pazarlara kadar birçok
arkaya o kadar çok bildirim geliyor ki şikâyet ediyor tabii, çünkü bazen bana
u ENDER G.:
küçük alan bu eğilimin yerel karşılıklarını
insan yoruluyor. Yine de telefonumu u TUTKU A.: ulaşmak zor oluyor. Ama o anlar benim
Dijitalden tamamen kaçmak artık
oluşturuyor. DataReportal’ın Türkiye
pek kapatmıyorum. Geç saatlerde Ben sosyal medyayı çok seviyorum için kendimle baş başa kalabildiğim
pek mümkün değil. Hayatımızın her
raporuna göre Türkiye’de 2025 sonunda
bildirim geldiğinde uyanıp baktığım da diyemem. Çok aktif kullanan biri zamanlar. Analog tarafta da defter
yerinde var. Ama evde ailemin eski CD
62.3 milyon sosyal medya kullanıcı kimliği
oluyor. Kablolu kulaklık kullanıyorum değilim ama mecburen orada olmak biriktirmeyi seviyorum. Her zaman
koleksiyonu var; filmler, albümler…
bulunması da bu çelişkiyi güçlendiriyor:
ama bu benim için yeni bir şey değil; gerekiyor gibi hissediyorum. Yine de yazmasam bile odamda durmaları
Onlara bakmak hoşuma gidiyor. Tabii
Yani analog kaçış bile büyük ölçüde dijital
yıllardır kullanıyordum zaten. Hatta basılı şeyler bana daha yakın geliyor. hoşuma gidiyor. Bir şeyleri not etmeye
kullanmak bugünkü dijital şeyler kadar
görünürlük içinde dolaşıma giriyor.
bir dönem arkadaşlarım bayağı Kitap biriktirmeyi seviyorum. Sadece hazır olmak bile iyi hissettiriyor.
kolay değil ama elde tutulabilen bir şey
Taç, güç ve trajedi
Yazı, sürpriz bozan içerir.
aht kavgaları, ele geçirmek için uğraştığı King’s Landing’e
AY’A SEYAHAT
Bu sezon Rhaenyra
kavuşan Rhaenyra’nın evrimi ve nasıl adım adım
savaşlar, entrikalar,
Targaryen’in (Emma
zalimleştiği, bu sezonun görkemli savaşlarını bile
ihanet, trajedi,
D’Arcy) dönüşümüne
gölgede bırakacak türden bir yükseliş hikâyesi.
şiddet, kan ve daha
tanık oluyoruz.
Özellikle ilk bölümlerde kamera açıları, boğucu
Tfazla kan... George
atmosfer ve Rhaenyra’nın gözlerindeki öfke
R. R. Martin’in “Ateş ve
ve çaresizlikle bütünleşiyor; Aegon’un (Tom
Kan” (Fire and Blood) isimli
Glynn-Carney) fare avcılarını öldürmesiyle
serisinden Ryan J. Condal ile BAŞAK BIÇAK
bütün kenti ele geçiren fareler, içinde bulunduğu
birlikte uyarladıkları “House
basakbicak
ortamın tekinsizliğinin ifadesi oluyor. Rhaenyra
@gmail.com
of the Dragon”ın üçüncü
bu sezon hata üzerine hata yapmakla kalmıyor,
sezonu, herkesin birbirine
bu hatalarla acımazlığı, kini ve intikam arzusu
düşman olduğu, düğün dernek,
taçla ve tahtla gelen güçle birleşiyor ve onu
çoluk çocuk demeden kimsenin gözünün yaşına
Helaena’nın (Phia Saban) deyimiyle “çirkin
bile bakılmadığı diyara, yeniden Westeros’a
kraliçe” haline yaklaştırıyor. Yani bir bakıma
götürüyor.
monark olmanın, hükmedebilmenin, kontrol
İlk sezonunda sakin bir biçimde ilerleyen ve
PUANIM: 8/10
edebilmenin yolunun tiranlıktan geçtiğini
uzun yıllara yayıldığı için zaman sıçramalarıyla
gösteriyor bu sezon.
ve farklı oyuncularla hikâyesine giriş yapan
Emma D’Arcy, Rhaenyra rolünde dönüşümü
“House of the Dragon”, ikinci sezonunda Demir
ölümlerin yanında beklenmedik kararları ve Rhaenyra’nın tahta çıkışını izledik ancak asıl
öylesine güçlü bir biçimde gerçekleştiriyor ki
Taht’ın sahibi Targaryen Hanedanı’nın aile içi
dönüşümleri de “müjdeledi” bu sezon. Babası mücadelenin tahta çıktıktan sonra olacağını
bu keskinlik o ana dek “aşırı” gördüğümüz
savaşıyla “oğula oğul” diyerek “Game
tarafından varis olarak ilan edilen ancak “unuttuğunu da” görmüş olduk.
karakterleri bile makul kılmaya başlıyor.
of Thrones” evreninin bir parçası
sürgünde, tahtsız bir kraliçeye dönüşen
Hatta bu sezon, tam anlamıyla
GÜÇ SORUNU
olduğunu bize hatırlatmıştı.
Rhaenyra Targaryen’in (Emma
küllerinden doğan Aegon’a bakış
Çünkü “House of The
Üçüncü sezon ise “Game of
D’Arcy) üç sezon boyunca değişip
açımızda bile küçük bir sapmaya
Dragon” üçüncü sezonunda,
Thrones”un pek çok “şok
dönüşmesi ve “katılaşması” için
yol açacak kadar safları değiştirme
taht kavgaları ve savaşları
edici” bölümüne rakip
elinde fazlasıyla nedeni vardı.
girişiminde bulunuyor ama yine
arasına sıkışan insanların,
olacak bir girizgahla açıldı Önce tahta çıkma hakkını, sonra
de bize birkaç Hightower’ın hak
taraf değiştiren güvenilmez
ve yalnızca görkemli bir çocuklarını kaybetti. Kadın
ettiğini bulduğunu göstermeyi de
ejderhaların, gözünü
Gullet (Boğaz) Savaşı’yla olduğu için karşı çıkanları oldu
ihmal etmiyor.
kan ve taht bürümüş
değil, trajik ölümlerle de ve taht mücadelesinin yanında
“House of the Dragon”, iki
Hightower’ların, birbirine James
selamladı karakterlerini. ataerkil bir sistemin parçası
Matt Smith
Norton büyük savaş arasında, tacın yol
düşen kardeşlerin yanında
monarşiyle savaşmak zorunda kaldı.
açtıklarını, dönüştürdüklerini, kontrol
VAHŞİ DİYAR başka bir şey daha dikkat
Sonunda kanlı bir biçimde tahtı ele
altına aldıklarını ve yok ettiklerini
çekmemizi istiyor: Bu Rhaenyra’nın
Her an her şeyin mümkün
geçirdi ancak bu kez meşruiyet sorunuyla
heyecan verici ve sürükleyici bir sezonla
taht mücadelesi ama aynı zamanda onun
olabileceğini bize gösteren bu “vahşi”
ve Yüksek Septon’un bir nevi reddiyle
anlatıyor. Ve yeniden hatırlatıyor: Taht, üzerinde
“kehanetle aklını bozacak kadar” gücün kontrolü
diyar karakterlerine yönelik acımasızlığıyla
karşılaştı. Dahası, tebaasını bile besleyemez
hakkı olanın değil, onu elinde tutabilenindir.
altına girmesinin de öyküsü. İki sezon boyunca
ünlü ancak tacın ve tahtın ağırlığı, beklenmedik
hale geldi. Bu sezon, epeydir beklediğimiz

