26 Temmuz 2026 Pazar Türkçe Subscribe Login

Catalog

19 TEMMUZ 2026 5 Tamamı görüntülü konuşmalar üzerinden ilerleyen Baş Başa, dijital çağın ilişkilerine farklı bir pencereden bakıyor Aşkın ekran hali eknolojiyle birlikte çevremizden ‘Korkmakta çok Ttelefonlarımıza odaklandığımız bir dünyada yaşıyoruz. haklılar’ Günlük işlerimizden DENZI sevdiklerimizle l Sizce Ruzo mu Melo’dan ÜLKÜTEKIN iletişimimize kadar korkuyor yoksa Melo mu Ruzo’dan? hayatımızın büyük SELNI ŞEKERCI : Bence ikisi de bölümü ekran karşısında geçiyor. birbirinden korkuyor. Ortak korku DENZI Neredeyse tamamen görüntülü Denklemdeki mudur bilemem ama birini çok konuşmalar üzerinden kurgulanan TOD ÜLKÜTEKIN sevmek ve gönülden arzulamak TV dizisi “Baş Başa” da değişen ilişki günümüz şartlarında tuhaf bir ve iletişim biçimlerini merkeze alıyor. mesele haline geldi. Bir de Dizinin başrolleri, Melahat (Melo) ve eksik değişken işin içine uzak mesafe girince Rüzgar’a (Ruzo) yaşam veren Selin kahramanlarımız sürekli frene Şekerci ve Ali Yoğurtçuoğlu ile hem irkaç ay önce yaşamını yitiren biyolog Paul R. basıyor. Ben Selin olarak yakın yapımı hem de yaşamı konuştuk. Ehrlich ülkemizde çok tanınmasa da dünyada mesafede bile bu kaygıyı hissederken onların korkusunu teorileri çokça tartışılan bir isimdi. Kimileri onu l Melo’ya yaşam verme kararını nasıl çok haklı buluyorum. çevre hareketinin öncülerinden biri olarak andı, verdiniz? Bkimileri ise gerçekleşmeyen karamsar öngörülerini ALI YOĞURTÇUOĞLU : Selin Şekerci: Daha önce bizde Bence ikisinin de korktuğu hatırlattı. Ancak Ehrlich’in ismi en çok 1968 yılında denenmemiş bir formatın ilk temsilcisi şey birbirleri değil, ilişkinin yayımladığı “Nüfus Bombası” (Population Bomb) isimli kitapla olmak heyecan veriyor zaten. Üzerine kendisi. En azından Ruzo’nun. yaşamaya devam edecek. bir de okuduğum kadının sesi tonu bana Bağlanmakla ilgili bir korkusu İlk bakışta kitap yalnızca bir bilimsel çalışma gibi o kadar ben gibi hissettirdi ki daha o varmış gibi geliyor bana. Bir durmuyordu. Aynı zamanda insanlığın geleceğine ilişkin en zaman nasıl oynayacağımı hayal etmeye yandan zaten uzaktan yürütülen etkili kehanetlerden biriydi. Anlattığı başladım. Ve şuydu: “Çabasız kendin ve bir yaz aşkı olarak başlayan hikâye ise Ehrlich’ten çok daha önce bir ilişkiden bahsediyoruz. Bu gibi olmayan çalış” motivasyonuyla başlamıştı. yüzden ikisinin de duygusal YAŞAM hayal ettim Melo’yu. 1798 yılının soğuk bir Londra anlamda yatırım yapmaktan GÜNLÜĞÜ akşamında İngiliz din adamı ve l Ruzo’yla tanıştığınızda zihninizde biraz çekindiğini, tabiri iktisatçı Thomas Robert Malthus nasıl bir karakter canlandı? caizse yoğurdu üefl yerek yediklerini düşünüyorum. çalışma masasının başında Kendisini oynarken ilk baştakine göre oturuyordu. Sanayi Devrimi düşüncelerimde değişiklik oldu mu? Avrupa’yı dönüştürmeye başlamıştı. Ali Yoğurtçuoğlu: Açıkçası senaryoyu l Çevrimiçi terapi, pandemi ile birlikte bezediğin bir şey bu bence. Ben Kentler büyüyor, nüfus artıyor, ilk okuduğumda bana aslında çok da yaşamlarımızda daha sık yer bulan karakterin fiziksel olarak iyi görünmesi toplum değişiyordu. Malthus uzak olmayan bir karakterden söz yeniliklerden. Bu açıdan bakınca bir gerekip gerekmediğiyle ilgileniyorum önündeki sayılara baktığında ediyorduk. En azından rutinleri: Bisiklete çevrimiçi terapisti canlandırmak nasıl bir Selin’in değil. O zaman gerçeğe insanlığın geleceği hakkında karanlık biniyor olması, dışarıda ve doğada deneyimdi? yaklaşıyorum kendimce. ÖMÜR bir sonuca vardı. İnsan nüfusu vakit geçirmesi, spor yapmayı seven S. Şekerci: Yıllardır düzenli terapi TANYEL ‘KAYGIYA EĞİLİMLİYİM’ geometrik olarak artıyordu. İki, dört, biri olması… O yüzden oynarken çok alıyorum ve ne yalan söyleyeyim demin sekiz, 16... yabancı gelen bir tarafı olmadı. Tabii de belirttiğim gibi pandemi koşulları l Kendinizle ilgili son yıllarda keşfettiğiniz Ancak bir sorun vardı. Gıda üretimi şunu söyleyebilirim: Biz kafamızda işime geldi. Eskiden terapiden, bazı şey nedir? aynı hızla büyüyemezdi. Bir noktada insanlar çoğalacak ne kadar canlandırırsak canlandıralım, şeylerle yüzleşmekten kaçtığım anlar A. Yoğurtçuoğlu: Galiba kaygıya ama onları besleyecek kaynak bulunamayacaktı. Malthus, dizide uzaktan ilişki yaşayan ve olurdu ve kalkıp gidemez, düşündüğümden daha o yıl yayımladığı “Nüfus İlkesi Üzerine Deneme” eserinde ekran üzerinden iletişim kuran bir kendimi sabote ederdim. fazla meyilliyim. savaşların, salgınların ve kıtlıkların kaçınılmaz olduğunu yazdı. çifti anlatıyoruz. Bu yüzden Selin’le Çevrimiçi terapide bir Günümüz şartlarının da Doğa böylece dengeyi yeniden kuracaktı. Ancak bu düşünce yaptığımız provalar ve çekimlerden bahanem kalmadı ve tabii ki etkisi var ama yalnızca bir akademik tartışma olarak kalmadı, insanlığın en önceki diyaloglarımız karakterin bir asker gibi devam yaş aldıkça eskiden kalıcı korkularından birine dönüştü. şekillenmesinde en belirleyici unsur oldu. edebildim ve çok iyi daha rahat baş ettiğimi Karakterin ne kadar flörtöz, ne kadar gelmişti. Kendi alanımla düşündüğüm şeyler beni İNSANLIĞIN EN DEĞERLİ KAYNAĞI ZEKÂSI sempatik olduğu ve izleyicinin ekranda başbaşa olmak, güvenli daha fazla kaygıya meyil Aradan yaklaşık 170 yıl geçtikten sonra Paul Ehrlich göreceği pek çok ayrıntı aslında Selin’le bir yerden doktorumla ediyor. Onun dışında hem aynı kaygıyı modern dünyanın diliyle yeniden ifade etti. yaptığımız okumalarda ve provalarda konuşmak çok rahat fiziksel hem psikolojik Kitabı yayımlandığında dünya nüfusu yaklaşık 3.5 milyardı. şekillendi. hissettirmişti. Öyle bir anlamda düşündüğümden Ehrlich’e göre gezegen alarm veriyordu. Önümüzdeki yıllarda yerden de Melo’yla bağ daha sabırlı ve dirayetli yüz milyonlarca insan açlıktan ölecek, kaynaklar tükenecek UZAKTAN İLİŞKİ MÜMKÜN MÜ? kurdum aslında. Daha bir insanım. Doğada da ve uygarlık büyük bir krizle karşı karşıya kalacaktı. Eseri l Yapım uzaktan ilişkiyi konu ediniyor. çıplak ama utanmadığın yalnız kalma fırsatım olağanüstü bir etki yarattı ve milyonlarca sattı. Bir kuşağın Bu konuya sizin bakış açınız nasıl? bir hal gibi geliyor bana. oldu son yıllarda. Tabii çevre ve nüfus anlayışını biçimlendirdi. “Yapabilirdim” veya “Yapamazdım” der ki korkarak yaptığım ama l Melo yayın açtığında Bugünden bakınca ilginç olan şey, Ehrlich’in korkularının misiniz? bana çok şey kattığını ekrana takipçi yorumları bütünüyle mantıksız görünmemesidir. Gerçekten de dünya S. Şekerci: Yapamazdım bence. Ben keşfettiğim bir şeydi. da geliyor. Siz olsanız nüfusu hızla artıyordu. 1800 yılında dünya üzerinde yaklaşık bir özleyince öfkelenen biriyim, özledim Kendime, kendi kararlarıma, kendimi Melo’ya nasıl bir yorum gönderirdiniz? milyar insan yaşıyordu. Bugün ise sekiz milyarı aşmış durumda. diyemediğimden belki de kendi arzumuz yeni bir şeyin içine atmada daha fazla S. Şekerci: Hımm burası biraz sert... Ancak Malthus ve Ehrlich hesaplarında aynı değişkeni gözden dışında uzak kalma fikri beni yorardı, güveniyorum artık. Tabii ki bu bir tezat: Ben terapistimi sosyal medyada kaçırmıştı; insan yaratıcılığını. üzerdi, beceremezdim. Hem kaygılı olmak kaygıya daha fazla görmek istemeyebilirdim ya. Malthus’un döneminde tarım büyük ölçüde insan ve hayvan eğilimli olduğunu keşfetmek ama bir gücüne dayanıyordu. Buharlı makineler, modern gübreler, l Yine de uzaktan ilişki l Genç yaşta tanınan yandan da kendini o noktada bilinmeze gelişmiş sulama sistemleri ve tarımsal mekanizasyon ortada sizce günümüzün çevrimiçi oyuncular zamanla biraz daha atmak konusunda bir çelişki var. yoktu. Ehrlich’in döneminde ise sessiz bir devrim yaşanıyordu. yaşam koşullarında kariyerlerini yeniden inşa Bunun arasında gitgeller yaşıyorum. Tarım bilimci Norman Borlaug’un geliştirdiği yüksek verimli eskisinden daha mı etme sürecine giriyor. tahıl çeşitleri sayesinde başlayan Yeşil Devrim, dünya gıda mümkün? l Artık eskisi kadar önemsemediğiniz şey Siz kariyerinizde böyle üretiminde olağanüstü bir artış sağladı. Birçok bölgede kıtlık A. Yoğurtçuoğlu: ne? dönemler yaşadınız mı? korkusunun önüne geçildi. Borlaug daha sonra Nobel Barış Görsel iletişim S. Şekerci: İnsanların gözünde iyi S. Şekerci: Öyle Ödülü ile ödüllendirilecekti. çağındayız ve bu görünmek. bir sürece istemsiz Ancak hikâyenin belki de en ilginç bölümü 1980 yılında kesinlikle bir şeyleri giriyorsunuz. l Kariyeriniz boyunca, “İyi ki almışım” yaşandı. Maryland Üniversitesi’nden ekonomist Julian Simon, kolaylaştırıyor. Sektörün gerçekleriyle dediğiniz risk hangisiydi? Ehrlich’in karamsarlığına uzun süredir itiraz ediyordu. Simon’a Ancak etrafımda yüzleşmeniz A. Yoğurtçuoğlu: Herhalde kariyerimin göre insanlığın en değerli kaynağı petrol, bakır veya buğday uzak ilişki yaşayan gerekiyor. Bunlarla başlangıcında, DTCF’nin oyunculuk değildi. İnsan zekâsıydı. arkadaşlarım var barışmaya çalışmak, bölümüne girmemdir. Çünkü ilk ve yine de insan o halde içeride BÜYÜK İDDİA denememde giremedim ve üç yıl boyunca partnerini yanında kalmaya çalışmak zaten Onun teorisine göre kaynaklar azaldığında insanlar yeni ailemin de desteğiyle sınava hazırlandım. istiyor. O yüzden ne başlı başına bir inşa yöntemler bulacak, yeni teknolojiler geliştirecek ve çözümler Bu bir riskti. Arkadaşları okullara girip, kadar kolaylaşmış gözükse oluyor. Kariyerden ziyade üretecekti. Sonunda ikili arasında tarihe geçen bir bahis yapıldı. kendi mesleklerini okuyup üçüncü Selin Şekerci de hâlâ o temel hasret psikolojini yönetmeye Ehrlich, nüfus artışı nedeniyle doğal kaynakların giderek sınıfa geldiklerinde ben kısmının geçerli olduğunu de dönüşüyor böyle kıtlaşacağını ve fiyatlarının yükseleceğini düşünüyordu. Simon daha yeni oyunculuğa düşünüyorum. olunca, yolda değişiyor. ise bunun tersini savunuyordu. İddiaya temel maddeler olarak girebilmiştim ama iyi ki bu S. Şekerci: Bence mümkün değil Kariyer yolculuğunu bir ev bakır, krom, nikel, kalay ve tungsten seçildi. 10 yıl sonra bu kararı almışım. Mesleği başarabilene de benden kocaman bir olarak düşünürsek; işte metallerin fiyatları artarsa Ehrlich kazanacaktı. profesyonel olarak alkış, saygıyla önlerinde eğiliyorum. kullandığın malzeme, 1990 yılı geldiğinde sonuç ortaya çıktı. Beş metalin de fiyatı yapmaya başladıktan baktığın pencere sayısı, düşmüştü. Bahsi Julian Simon kazandı. l Dizi neredeyse tamamen ekran sonra, aslında çok kaç odalı olacak... Bu bahis yalnızca iki akademisyenin tartışması değildi. karşısında geçiyor ve bu yönüyle fazla risk almadığımı Sadece temelini attığın Özünde geleceği öngörmeye çalışırken yaptığımız temel günümüzdeki dijitalleşme ve ekran düşünüyorum. Tabii yer sabit kalıyor. hatalardan birini gösteriyordu. İnsan çoğu zaman sorunlar bağımlılığına oldukça güzel bir atıf var. risk aldığım işler Kat mı çıkıyorsun görür ama çözümleri göremez. Çünkü çözümler henüz icat Sizin kişisel olarak dijital sınırlarınız var de oldu. Aklıma yıkıp yeniden mi edilmemiştir. mı? Ekran süreniz ne kadar? ilk gelen, “Zaman yapıyorsun tamamen 19. yüzyılın sonunda bazı kent planlamacıları büyük kentlerin S. Şekerci: Çok dijital bağımlılığı Makinesi 1973” senin psikolojini bu at gübresi altında kalacağını öngörüyordu. Ardından otomobil olan biri değilim. Hatta sosyal filmi. O projede değişen dinamiklerde ortaya çıktı. 20. yüzyılın ortalarında dünyanın nüfus nedeniyle medya kullanımımı kötü bulurlar, oyunculuk anlamında nasıl yönettiğinle ilgili. açlığa sürükleneceği düşünülüyordu. Tarım teknolojileri gelişti. çok beceremem. Ekran sürem bazen ilk kez minimal bir Ben de bazen balyozla Paul Ehrlich ve Malthus’un masalarındaki hesaplar artıyor ama en büyük nedeni maalesef performans denemiştim. dalıp çıkasım gelse de bütünüyle yanlış değildi. Eksik olan şey, denkleme insan pandemiyle birlikte gelen sevdiklerimle Çünkü oyunculuğuma Ali Yoğurtçuoğlu şimdilik o evi güzelleştirmeye hayalgücü ve yaratıcılığının eklenmemiş olmasıydı. İnsanlık görüntülü konuşma meselesi. Çok evden baktığınızda genellikle çalışıyorum. tarihinin en ilginç tarafı da budur. Sorunlar ortaya çıktığında, çıkmayan biri olarak üşengeçliğime zıtlıkların daha belirgin onları çözecek fikirler de çoğu zaman ortaya çıkmaya başlar. müthiş bir eşlikçi oldu görüntülü l Kamera karşısında “iyi olduğu karakterlerde yer aldığımı Çünkü tarih yalnızca sorunların değil, henüz icat edilmemiş konuşmalar. Bir de aileyle farklı görünmek” ile “gerçek görünmek” söyleyebiliriz. O filmde ise daha sade bir çözümlerin de hikâyesidir. şehirlerde yaşayınca vazgeçilmezin arasında sizce nasıl bir denge var? oyunculuk denedim ve çok tatmin edici bir oluyor, tıpkı Melo gibi. S. Şekerci: Oynadığın karakterle sonuç aldım. otanyel@yahoo.com
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear