Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
26 NİSAN 2026
6
Son günlerde çocukların içinde bulunduğu kötü olaylar ebeveynleri endişeye sürükledi
Haftanın etkinliği
Çocuklar neden
şiddete bulaşıyor?
ocuklar arasında artan şiddet
davranışları, Türk toplumunun
Karalamaya övgü
geleceği ile ilgili önemli bir
alarm! Zorbalıkla başlayan süreç,
Ç
Karalama yapmak çoğu zaman eleştirilir.
çocukların çeteleşmesine ve hatta
Oysa karalama bir tekniktir. İstanbul Modern
ÇOCUKLARLA
okul saldırılarına dek uzandı. Peki, bunun
3-6 yaş grubu çocukları ve aileleri için özel
BİR ÖMÜR
kaynağı ve çözümü nedir? Psikoterapist Uzm.
bir etkinlik düzenliyor.
Dr. Seda Ülgen’e sordum.
Yer: İstanbul Modern Tarih: Her hafta sonu
‘HER GÜN YENİDEN ÜRETİLİYOR’
Saat: 09.00-17.00 Yaş: 3-6 yaş
İletişim: (0212) 334 73 41
l Sizce çocuklar neden şiddet sarmalının
içinde yaşıyor?
PISA 2022 raporuna göre Türkiye’de
Haftanın şarkısı
öğrencilerin OECD ortalamasına göre çok
ÖMÜR KURT
Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla
daha fazla yalnız ve dışlanmış hissettikleri,
omur@
Şubadap grubunun “Serçe” adlı şarkısını
yaklaşık dörtte birinin kendini okulda yabancı
cocuklarlabiromur.
com
ve dışlanmış gördüğü aktarılıyor. Bu oran, dinleyin ve bu şarkı hakkında sohbet edin.
görmezden gelemeyeceğimiz kadar yüksek.
oldukları hissi, onların iç dünyasında çok daha duyarsızlaşmasına yol açabiliyor.
Dijitalleşme, pandemi, deprem, savaşlar ve
baskın hale geliyor. Haftanın kitabı Evde deneyin
ekonomik belirsizlikler... Hem Türkiye’de
‘GENÇLERLE BAĞ KURMALIYIZ’
hem dünyada üst üste gelen bu yüksek
‘YALNIZLIKLA BAŞA ÇIKAMIYORLAR’
l Şiddet sarmalından nasıl kurtuluruz ve ço-
stres faktörleri, özellikle gelişim çağındaki
El emeği
cuklarla bağımızı nasıl güçlendirebiliriz peki?
l Çocuklar kendilerini neden yalnız hissediyor?
bireylerde derin duygusal izler bırakıyor.
Sürekli şiddet içeren içeriklere maruz kalmak, göz nuru
Geçmişte benzer duygular yaşayan
Elbette ergenlik döneminde risk daha da
gerçeklik algısını değiştirir. Bir süre sonra
gençler daha çok içe kapanırken bugün
artıyor çünkü gençler daha duygusal daha
Bu hafta
asla kabul edemeyeceğimiz davranışlar bile
bu duygu dışa vuruluyor. Öfke ve intikam
tepkisel ve daha dürtüsel kararlar almaya
çocuklarınızla
normalleşmeye başlar. Oyunlarda “yok etmek”
duyguları davranışa dönüşebiliyor. Üstelik
yatkın oluyor. Aileler ise ekonomik stres,
“El emeği göz
ödüllendirilirken gerçek yaşamda empatiyi ve
bu davranışların nasıl yapılacağına ilişkin
belirsizlikler, deprem ve pandemi gibi büyük
nuru” deyimi
sınırları öğreten bir yapı zayıfladığında genç
“örnekler” artık çok erişilebilir. Sosyal
travmaların ardından ebeveynler ciddi bir
hakkında
medyada gördükleri şiddet içerikleri, bu zihinler bu farkı ayırt etmekte zorlanabilir.
duygusal yorgunluk içinde yaşıyor. Bu
sohbet edin.
Gençlerimizi yeniden duymamız, görmemiz ve
eylemleri bir seçenek gibi sunabiliyor.
durum, çoğu zaman farkında olmadan
onlarla gerçek bağ kurmamız, rehberlik etmemiz Bu deyiş
Ancak asıl sorun şu: Bu duygularla başa
çocuklarla kurulan bağın zayıflamasına
ve onlara sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü
çıkma becerileri giderek zayıflıyor. çocukların
neden oluyor. Nitelikli zaman “Cikcik nerede?”
Bugün yaşam tarzımıza baktığımızda, çocuk ve gençler yaşadıkları sorunlar karşısında
zihninde hangi
giderek azalıyor. Hepimiz sürekli
hem resimleriyle hem
sürekli bir dopamin uyarımı içinde başa çıkamadıkları duygularını, kimlik
bölünüyoruz, sürekli meşgulüz. düşünceleri
de öyküsüyle çocukları
krizlerini, yardım çığlıklarını bize bu şekilde
olduğumuzu görüyoruz. Sosyal
Hatta çoğu zaman kendimize bile
uyandırıyor?
büyüleyecek.
duyuruyorlar. Öte yandan aileler, çocukların
medyada alınan beğenilerden
zaman ayıramıyoruz. Bu ortamda
Sonra da evde
Yayınevi: 25m2 Yayınevi
çevrimiçi alışverişe kadar her bilgi donanımlarını, yaşama karşı yeterlilik
gençler, sosyal medyanın
el emeği göz
Yazan ve resimleyen:
şey hızlı ödül mekanizmasını olarak algılıyorlar. Bilgiye değil, duyguya
etkisiyle daha fazla dışlanma,
nuru bir eser
Magnus Weightm
Uzm. Dr. tetikliyor. Ne yazık ki şiddet de bu bakmak çok önemli. Çocuklara, duygularını
zorbalık ve kıyaslanma
üretin.
Yaş: 3+ Sayfa: 34
Seda Ülgen
yönetmeyi öğretmek zorundayız, bunun için de
ile karşı karşıya kalıyor. mekanizmayı uyarabiliyor. Bu da
Anlaşılmadıkları ve yalnız gençlerin bu tür davranışlara karşı onlara zaman ayırmamız gerekiyor.
Sümela’nın gölgesinde kalan ilk sır
rabzon denince, bir mekâna dönüşüyor. Belki de bu yüzden,
Maçka denince Kuştul Manastırı’nın önünde dururken
çoğumuzun
insan yalnız geçmişe bakmıyor, geçmişin
zihninde
de kendisine baktığını hissediyor.
Tönce Sümela
Vadiden yükselen dere sesi, yapının
Manastırı belirir. Sarp
çevresindeki sessizliğe başka bir derinlik
kayaların göğsüne
veriyordu. Karadeniz’de bazı şeyler
tutunmuş o görkemli
görünmeden de insana dokunur. Bir
GÜVEN
yapı, yıllardır hem
yamacın ucunda durup aşağı baktığımda,
BAYKAN belleğimizde hem de
yalnızca bir vadiye değil, sanki zamanın
fotoğraflarda yaşayan
içine bakıyormuşum gibi geldi bana. O
büyük bir simgedir.
anda içimden şu geçti: Bazı yerler yıkılmaz,
Ancak Karadeniz’in asıl huyu, en derin
yalnızca başka bir dile geçer. Kuştul
güzelliklerini bir bakışta ele vermemektir.
Manastırı da ilk günkü haliyle orada değildi
Bir yüzünü gösterirse, ötekini dağların
belki ama bir yıkıntıdan çok bir hafıza
ardına saklar. Kuştul Manastırı’yla
gibiydi. Eksilmişti ama susmamıştı.
karşılaşmam biraz böyle oldu. Yıllar önce
Bozoğlu ile uzun uzun baktığımızı
Ahmet Bozoğlu ile düştüğümüz o yolda,
hatırlıyorum. Bazen insanın yanında iyi
Sümela’nın gölgesinde kendi sessizliğiyle
bir yol arkadaşı olunca aynı yere bakmak,
çok daha derinden konuşan bir yapıya
aynı duyguyu paylaşmak yetiyor. Kuştul
doğru yürüdük.
Manastırı’nın önünde de böyle oldu.
Sabahın ilk saatlerinde düştük yola.
Sözcükler biraz geriye çekildi, taşlar öne
Dağların omzunda ince bir pus dolaşıyor,
geçti. O anlarda dostluk da başka bir anlam
dereler kendi telaşıyla akıyor, ağaçlar
yağmalar, yangınlar, terk edilişler yaşamış tümüyle çekilmemiş bir manzara vardı.
kazanıyor. Bazen aynı sessizliği paylaşmak
rüzgârla konuşuyordu. O saatlerde
yeniden kurulmuş, yara almış, yeniden Böyle yerlerde hayal gücü de devreye
en uzun konuşmadan daha sahici oluyor.
Karadeniz’in yeşili yalnızca bir renk
eksilmiş. Geriye daha çok temeller, taş
giriyor. O taşların arasında kimlerin
olmaktan çıkar insanın içine işleyen bir Dönüp geriye baktığımda Kuştul
izleri, kırılmış bir bütünün hafızası kalmış. yürüdüğünü, hangi duaların yükseldiğini,
duyguya dönüşür. Bazen uzak bir ev Manastırı bana yalnızca bir manastırı
Belki de insanı en çok bu çarpıyor: hangi ayak seslerinin
görünür, sonra sisin içinde kaybolur. Suyun
değil, belleğin nasıl ayakta kaldığını da
Karşınızda avludan geçtiğini
sesi duyulur ama kendisi görünmez. Bir
hatırlatıyor. Tam değilse de var olan,
bütünüyle ayakta düşünüyorsunuz.
patika, nereye vardığını söylemeden sizi
suskun ama çekilmeyen, yaralı ama
duran bir görkem
çağırır. Maçka’nın içlerine doğru ilerledikçe
unutulmayan bir belleği... Belki de bu
GEÇMİŞİN BAKIŞI
değil, yüzyılların
yol yalnızca uzamıyor, derinleşiyordu
yüzden Kuştul Manastırı’nı düşündüğümde
Bir zamanlar iç
içinden güçlükle
sanki. Her virajın ardında başka bir gölge,
aklımda sırf taşlar kalmıyor. Yol kalıyor,
avlusunun iki yanına
bugüne ulaşmış
başka bir ses, başka bir çağrı vardı.
dere sesi kalıyor, sabah sisi kalıyor. Ve
sıralanmış iki ve üç
bir ses.
Kuştul Manastırı, Maçka’nın Esiroğlu
insanın bazı yerlere yalnızca gitmediği,
katlı odalar varmış.
Onu ilk
beldesinde Şimşirli sınırları içerisinde
onlara biraz da içinden yürüdüğü duygusu
Kuzeydekilerin
gördüğüm
bulunuyor. Oraya varmak, yalnızca bir yere
kalıyor.
misafirler,
andan aklımda
ulaşmak değil, coğrafyanın içine doğru
Kuştul Manastırı bana Karadeniz’in
güneydekilerin keşişler
görkemden çok
ağır ağır girmek gibi. Vadinin üstüne çıkan
başka bir yüzünü gösterdi: Daha az bilinen,
için kullanıldığı
hüzün kaldı ama
yollar, daralan geçitler, taşlı kıvrımlar
daha az anlatılan ama daha çok hissedilen
söylenir. Ortada haç
bu, insanı ezen bir
insanı yavaşlatır. Çünkü bazı yapılar
yüzünü. Bazı yapılar büyüklükleriyle
planlı bir kilise yer
hüzün değildi.
kendilerini hemen göstermez. Kuştul
etkiler insanı; bazıları ise eksildikleri halde
alırmış. Batıya uzanan
Daha çok
Manastırı da karşımıza bir anda dikilen
içimizde daha uzun kalır. Kuştul Manastırı
zamanın bıraktığı iz dehlizler ise şimdi
bir yapıdan çok, adım adım beliren bir iz
benim için işte tam da böyle bir yerdi.
suskun ve yorgun.
gibiydi. karşısında duyulan
Yolun sonunda bazen insan eve bir
Bunları düşününce
derin bir sarsıntıydı.
TAŞLARIN BELLEĞİ
yapı değil, bir duygu taşır. Ben Kuştul
Kuştul Manastırı
Karşımızda
Şimşirli’ye ilerledikçe, eski adı Gregorius Manastırı’ndan biraz öyle döndüm. Sanki
yalnızca taş bir yapı
kendini sergileyen,
Peristera olan Kuştul Manastırı’nın
o yıkıntının içinden yalnız geçmiş değil,
tamamlanmış olmaktan çıkıyor;
yüzyılların içinden bugüne seslendiğini
memleketin derin sesi de yükseliyordu. Ve
bir yapı yoktu. içine hayat sinmiş,
hissedersiniz. Kökleri sekizinci yüzyılın
Eksilmiş, zamana sonra o hayat çekilmiş insan o sesi bir kez duydu mu kolay kolay
ortalarına uzanan bu yapı, zaman içinde
karışmış ama oradan ama izi orada kalmış unutamıyor.

