26 Nisan 2026 Pazar Türkçe Subscribe Login

Catalog

26 NİSAN 2026 6 Son günlerde çocukların içinde bulunduğu kötü olaylar ebeveynleri endişeye sürükledi Haftanın etkinliği Çocuklar neden şiddete bulaşıyor? ocuklar arasında artan şiddet davranışları, Türk toplumunun Karalamaya övgü geleceği ile ilgili önemli bir alarm! Zorbalıkla başlayan süreç, Ç Karalama yapmak çoğu zaman eleştirilir. çocukların çeteleşmesine ve hatta Oysa karalama bir tekniktir. İstanbul Modern ÇOCUKLARLA okul saldırılarına dek uzandı. Peki, bunun 3-6 yaş grubu çocukları ve aileleri için özel BİR ÖMÜR kaynağı ve çözümü nedir? Psikoterapist Uzm. bir etkinlik düzenliyor. Dr. Seda Ülgen’e sordum. Yer: İstanbul Modern Tarih: Her hafta sonu ‘HER GÜN YENİDEN ÜRETİLİYOR’ Saat: 09.00-17.00 Yaş: 3-6 yaş İletişim: (0212) 334 73 41 l Sizce çocuklar neden şiddet sarmalının içinde yaşıyor? PISA 2022 raporuna göre Türkiye’de Haftanın şarkısı öğrencilerin OECD ortalamasına göre çok ÖMÜR KURT Bu hafta çocuklarınızla ve torunlarınızla daha fazla yalnız ve dışlanmış hissettikleri, omur@ Şubadap grubunun “Serçe” adlı şarkısını yaklaşık dörtte birinin kendini okulda yabancı cocuklarlabiromur. com ve dışlanmış gördüğü aktarılıyor. Bu oran, dinleyin ve bu şarkı hakkında sohbet edin. görmezden gelemeyeceğimiz kadar yüksek. oldukları hissi, onların iç dünyasında çok daha duyarsızlaşmasına yol açabiliyor. Dijitalleşme, pandemi, deprem, savaşlar ve baskın hale geliyor. Haftanın kitabı Evde deneyin ekonomik belirsizlikler... Hem Türkiye’de ‘GENÇLERLE BAĞ KURMALIYIZ’ hem dünyada üst üste gelen bu yüksek ‘YALNIZLIKLA BAŞA ÇIKAMIYORLAR’ l Şiddet sarmalından nasıl kurtuluruz ve ço- stres faktörleri, özellikle gelişim çağındaki El emeği cuklarla bağımızı nasıl güçlendirebiliriz peki? l Çocuklar kendilerini neden yalnız hissediyor? bireylerde derin duygusal izler bırakıyor. Sürekli şiddet içeren içeriklere maruz kalmak, göz nuru Geçmişte benzer duygular yaşayan Elbette ergenlik döneminde risk daha da gerçeklik algısını değiştirir. Bir süre sonra gençler daha çok içe kapanırken bugün artıyor çünkü gençler daha duygusal daha Bu hafta asla kabul edemeyeceğimiz davranışlar bile bu duygu dışa vuruluyor. Öfke ve intikam tepkisel ve daha dürtüsel kararlar almaya çocuklarınızla normalleşmeye başlar. Oyunlarda “yok etmek” duyguları davranışa dönüşebiliyor. Üstelik yatkın oluyor. Aileler ise ekonomik stres, “El emeği göz ödüllendirilirken gerçek yaşamda empatiyi ve bu davranışların nasıl yapılacağına ilişkin belirsizlikler, deprem ve pandemi gibi büyük nuru” deyimi sınırları öğreten bir yapı zayıfladığında genç “örnekler” artık çok erişilebilir. Sosyal travmaların ardından ebeveynler ciddi bir hakkında medyada gördükleri şiddet içerikleri, bu zihinler bu farkı ayırt etmekte zorlanabilir. duygusal yorgunluk içinde yaşıyor. Bu sohbet edin. Gençlerimizi yeniden duymamız, görmemiz ve eylemleri bir seçenek gibi sunabiliyor. durum, çoğu zaman farkında olmadan onlarla gerçek bağ kurmamız, rehberlik etmemiz Bu deyiş Ancak asıl sorun şu: Bu duygularla başa çocuklarla kurulan bağın zayıflamasına ve onlara sahip çıkmamız gerekiyor. Çünkü çıkma becerileri giderek zayıflıyor. çocukların neden oluyor. Nitelikli zaman “Cikcik nerede?” Bugün yaşam tarzımıza baktığımızda, çocuk ve gençler yaşadıkları sorunlar karşısında zihninde hangi giderek azalıyor. Hepimiz sürekli hem resimleriyle hem sürekli bir dopamin uyarımı içinde başa çıkamadıkları duygularını, kimlik bölünüyoruz, sürekli meşgulüz. düşünceleri de öyküsüyle çocukları krizlerini, yardım çığlıklarını bize bu şekilde olduğumuzu görüyoruz. Sosyal Hatta çoğu zaman kendimize bile uyandırıyor? büyüleyecek. duyuruyorlar. Öte yandan aileler, çocukların medyada alınan beğenilerden zaman ayıramıyoruz. Bu ortamda Sonra da evde Yayınevi: 25m2 Yayınevi çevrimiçi alışverişe kadar her bilgi donanımlarını, yaşama karşı yeterlilik gençler, sosyal medyanın el emeği göz Yazan ve resimleyen: şey hızlı ödül mekanizmasını olarak algılıyorlar. Bilgiye değil, duyguya etkisiyle daha fazla dışlanma, nuru bir eser Magnus Weightm Uzm. Dr. tetikliyor. Ne yazık ki şiddet de bu bakmak çok önemli. Çocuklara, duygularını zorbalık ve kıyaslanma üretin. Yaş: 3+ Sayfa: 34 Seda Ülgen yönetmeyi öğretmek zorundayız, bunun için de ile karşı karşıya kalıyor. mekanizmayı uyarabiliyor. Bu da Anlaşılmadıkları ve yalnız gençlerin bu tür davranışlara karşı onlara zaman ayırmamız gerekiyor. Sümela’nın gölgesinde kalan ilk sır rabzon denince, bir mekâna dönüşüyor. Belki de bu yüzden, Maçka denince Kuştul Manastırı’nın önünde dururken çoğumuzun insan yalnız geçmişe bakmıyor, geçmişin zihninde de kendisine baktığını hissediyor. Tönce Sümela Vadiden yükselen dere sesi, yapının Manastırı belirir. Sarp çevresindeki sessizliğe başka bir derinlik kayaların göğsüne veriyordu. Karadeniz’de bazı şeyler tutunmuş o görkemli görünmeden de insana dokunur. Bir GÜVEN yapı, yıllardır hem yamacın ucunda durup aşağı baktığımda, BAYKAN belleğimizde hem de yalnızca bir vadiye değil, sanki zamanın fotoğraflarda yaşayan içine bakıyormuşum gibi geldi bana. O büyük bir simgedir. anda içimden şu geçti: Bazı yerler yıkılmaz, Ancak Karadeniz’in asıl huyu, en derin yalnızca başka bir dile geçer. Kuştul güzelliklerini bir bakışta ele vermemektir. Manastırı da ilk günkü haliyle orada değildi Bir yüzünü gösterirse, ötekini dağların belki ama bir yıkıntıdan çok bir hafıza ardına saklar. Kuştul Manastırı’yla gibiydi. Eksilmişti ama susmamıştı. karşılaşmam biraz böyle oldu. Yıllar önce Bozoğlu ile uzun uzun baktığımızı Ahmet Bozoğlu ile düştüğümüz o yolda, hatırlıyorum. Bazen insanın yanında iyi Sümela’nın gölgesinde kendi sessizliğiyle bir yol arkadaşı olunca aynı yere bakmak, çok daha derinden konuşan bir yapıya aynı duyguyu paylaşmak yetiyor. Kuştul doğru yürüdük. Manastırı’nın önünde de böyle oldu. Sabahın ilk saatlerinde düştük yola. Sözcükler biraz geriye çekildi, taşlar öne Dağların omzunda ince bir pus dolaşıyor, geçti. O anlarda dostluk da başka bir anlam dereler kendi telaşıyla akıyor, ağaçlar yağmalar, yangınlar, terk edilişler yaşamış tümüyle çekilmemiş bir manzara vardı. kazanıyor. Bazen aynı sessizliği paylaşmak rüzgârla konuşuyordu. O saatlerde yeniden kurulmuş, yara almış, yeniden Böyle yerlerde hayal gücü de devreye en uzun konuşmadan daha sahici oluyor. Karadeniz’in yeşili yalnızca bir renk eksilmiş. Geriye daha çok temeller, taş giriyor. O taşların arasında kimlerin olmaktan çıkar insanın içine işleyen bir Dönüp geriye baktığımda Kuştul izleri, kırılmış bir bütünün hafızası kalmış. yürüdüğünü, hangi duaların yükseldiğini, duyguya dönüşür. Bazen uzak bir ev Manastırı bana yalnızca bir manastırı Belki de insanı en çok bu çarpıyor: hangi ayak seslerinin görünür, sonra sisin içinde kaybolur. Suyun değil, belleğin nasıl ayakta kaldığını da Karşınızda avludan geçtiğini sesi duyulur ama kendisi görünmez. Bir hatırlatıyor. Tam değilse de var olan, bütünüyle ayakta düşünüyorsunuz. patika, nereye vardığını söylemeden sizi suskun ama çekilmeyen, yaralı ama duran bir görkem çağırır. Maçka’nın içlerine doğru ilerledikçe unutulmayan bir belleği... Belki de bu GEÇMİŞİN BAKIŞI değil, yüzyılların yol yalnızca uzamıyor, derinleşiyordu yüzden Kuştul Manastırı’nı düşündüğümde Bir zamanlar iç içinden güçlükle sanki. Her virajın ardında başka bir gölge, aklımda sırf taşlar kalmıyor. Yol kalıyor, avlusunun iki yanına bugüne ulaşmış başka bir ses, başka bir çağrı vardı. dere sesi kalıyor, sabah sisi kalıyor. Ve sıralanmış iki ve üç bir ses. Kuştul Manastırı, Maçka’nın Esiroğlu insanın bazı yerlere yalnızca gitmediği, katlı odalar varmış. Onu ilk beldesinde Şimşirli sınırları içerisinde onlara biraz da içinden yürüdüğü duygusu Kuzeydekilerin gördüğüm bulunuyor. Oraya varmak, yalnızca bir yere kalıyor. misafirler, andan aklımda ulaşmak değil, coğrafyanın içine doğru Kuştul Manastırı bana Karadeniz’in güneydekilerin keşişler görkemden çok ağır ağır girmek gibi. Vadinin üstüne çıkan başka bir yüzünü gösterdi: Daha az bilinen, için kullanıldığı hüzün kaldı ama yollar, daralan geçitler, taşlı kıvrımlar daha az anlatılan ama daha çok hissedilen söylenir. Ortada haç bu, insanı ezen bir insanı yavaşlatır. Çünkü bazı yapılar yüzünü. Bazı yapılar büyüklükleriyle planlı bir kilise yer hüzün değildi. kendilerini hemen göstermez. Kuştul etkiler insanı; bazıları ise eksildikleri halde alırmış. Batıya uzanan Daha çok Manastırı da karşımıza bir anda dikilen içimizde daha uzun kalır. Kuştul Manastırı zamanın bıraktığı iz dehlizler ise şimdi bir yapıdan çok, adım adım beliren bir iz benim için işte tam da böyle bir yerdi. suskun ve yorgun. gibiydi. karşısında duyulan Yolun sonunda bazen insan eve bir Bunları düşününce derin bir sarsıntıydı. TAŞLARIN BELLEĞİ yapı değil, bir duygu taşır. Ben Kuştul Kuştul Manastırı Karşımızda Şimşirli’ye ilerledikçe, eski adı Gregorius Manastırı’ndan biraz öyle döndüm. Sanki yalnızca taş bir yapı kendini sergileyen, Peristera olan Kuştul Manastırı’nın o yıkıntının içinden yalnız geçmiş değil, tamamlanmış olmaktan çıkıyor; yüzyılların içinden bugüne seslendiğini memleketin derin sesi de yükseliyordu. Ve bir yapı yoktu. içine hayat sinmiş, hissedersiniz. Kökleri sekizinci yüzyılın Eksilmiş, zamana sonra o hayat çekilmiş insan o sesi bir kez duydu mu kolay kolay ortalarına uzanan bu yapı, zaman içinde karışmış ama oradan ama izi orada kalmış unutamıyor.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear