28 Ekim 2026 Çarşamba Türkçe Subscribe Login

Catalog

25 EKİM 2026 2 Çevrimdışı kültür, ekranlardan uzaklaşmanın ötesinde doğanın değişen ritmini yeniden fark etmeye ve EDİTÖRDEN teknolojiyle daha bilinçli bir ilişki kurmaya çağırıyor nternet ve onunla birlikte gelen uygulamalar artık yaşantımızın ayrılmaz bir parçası. Ekrandan çıkıp İÜstelik yalnızca kullanımlarıyla değil, bizim için temsil ettikleriyle de. Biri gittiğimiz mekânları biliyor, diğeri sevdiğimiz müzikleri sınıflandırıyor, bir başkası mevsime dönmek kimlerle görüştüğümüzü, ne izlediğimizi, neye ilgi onbaharın kendine özgü bir duyduğumuzu kaydediyor. sesi vardır. Ayaklarımızın Çevrimdışı kültür HHH altında hışırdayan yapraklar, Başlangıçta bütün bunlar serinleyen hava ve kısalan YÜKSELIŞTE yalnızca bir haritalama gibi Sgünler doğanın yeni bir döngüye hazırlandığını hatırlatır. görünüyor. Sonra harita yavaş DÜNYANIN farklı kentlerinde Peki ekranların gün boyu eşlik ettiği yavaş temsiliyete dönüşüyor. insanlar telefonlarını bir yaşamlarımızda bu değişimleri ne “Bunu dinleyenler şunu da süreliğine kapatabilecekleri, kadar fark ediyoruz? İklim değişikliği sever”, “Buraya gidenler hiçbir şeyi paylaşmak zorunda mevsimlerin bundan hoşlanır”, “Senin kalmadan başkalarıyla bir araya alışıldık düzenini DAIRESEL gelebilecekleri deneyimlere gibi kullanıcılar şunu seçti” etkilerken dijital yöneliyor. Bu arayış artık yalnızca Derken kategoriler çoğalıyor, FLORA kültür de zamanla bireysel bir dijital detoks alışkanlığı aralarındaki bağlantılar kurduğumuz değil, yeni bir sosyal kültürün sertleşiyor. de parçası. Etkinlik platformu ilişkiyi Sistem bizi tanıdıkça bize Eventbrite’ın 2026’da yayımladığı dönüştürüyor. benzeyen şeyleri gösteriyor; verilere göre platformda telefonsuz Bir yanda telefonlarını bir kenara bırakarak kitap yeniden bağ kurmaya çalıştığımız biz onları seçtikçe sistem olarak tanımlanan etkinliklerin değişen yağış okuduğu, çizim yaptığı, yazdığı veya çevreyi de dönüştürüyor. Aşırı sıcaklar, bizi aynı yere biraz daha sıkı sayısı 2024 ile 2025 arasında yüzde rejimleri ve aşırı sohbet ettiği buluşmalar düzenliyor. kuraklık, yangınlar ve biyolojik yerleştiriyor. 567 artarken bu etkinliklere katılım sıcaklıklar, diğer Birleşik Krallık’ta telefonsuz çeşitlilik kaybı, mevsimlerin alışıldık Sonuç olarak temsiliyet, bir yüzde 121 yükseldi. Etkinliklerin AYÇA yanda kesintisiz yürüyüşler ve akşam yemekleri de deneyimini kırılganlaştırıyor. temsil krizine dönüşüyor: Kim düzenlendiği ülke sayısı 5’ten 12’ye bildirimler CEYLAN bu kültürün örnekleri arasında. Silent Bir yürüyüşte yaprakların çıkarken artış özellikle ABD ve olduğumuzu seçimlerimiz ve sürekli Book Club (Sessiz Kitap Kulübü) renklerini fark etmek kadar Birleşik Krallık’ta belirginleşti. Yılın mi anlatıyor, yoksa önümüze erişilebilir olma ise farklı ülkelerde insanları birlikte tamamına yayılan bu buluşmalar, ağaçların değişen koşullardan nasıl ayca_ceylan çıkarılan seçimler mi kim beklentisi var. sessizce okumak için buluşturuyor. çevrimdışı deneyimlerin geçici bir etkilendiğini düşünmek de önemli. olduğumuzu belirliyor? Bu iki dönüşüm, dijital detoks alışkanlığının ötesine Herkes kendi kitabıyla geliyor, Mevsimsel döngülerdeki değişimleri doğayla ve kendi yaşam ritmimizle HHH geçtiğine işaret ediyor. Veriler tüm aynı kitabı okumak veya tartışmak gözlemlemek, doğayı parçası kurduğumuz bağı yeniden düşünmeyi Galiba artık kalıpların etkinlik sektörünü temsil etmese gerekmiyor. Bu buluşmalar, dijital olduğumuz canlı bir sistem olarak gerektiriyor. içine girmiyoruz. Kalıplar de çevrimdışı buluşmalara yönelik etkileşimin yoğunlaştığı bir dönemde görmemizi sağlayabilir. Böylece ilginin arttığını gösteriyor. bizim etrafımızda kuruluyor. EKRANSIZ BULUŞMALAR fiziksel birlikteliğin farklı biçimlerini çevrimdışı geçirilen zaman yalnızca Peki bizi temsil ettiğini Dijital yaşamın kesintisiz akışına hatırlatıyor. dinlenme değil, ekolojik dönüşümleri düşündüğümüz etiketler ara verme isteği, dünyanın farklı fark etme fırsatına da dönüşür. ücretli dijital detoks deneyimleri DOĞANIN RİTMİ aslında bizi ne kadar kentlerinde yeni buluşma biçimleri yeni bir tüketim alanına dönüşürken Çevrimdışı kültürün bir başka yönü, DİJİTAL DENGE tanımlıyor? yaratıyor. Telefonların bir süreliğine bağlantıyı kesebilmek de ayrıcalık doğayla yeniden temas kurma isteği. Tercihlerimiz bizi ele kenara bırakıldığı bu etkinliklerde amaç Günümüzde tamamen çevrimdışı haline gelebiliyor. Oysa yeşil bir alanda Sonbahar yürüyüşleri, kuş gözlemleri teknolojiyi reddetmek değil, dikkati yaşamak çoğumuz için gerçekçi verebilir ama bizi tamamıyla yürümek, sessizce oturmak ve doğayla ve doğa günlükleri dikkatimizi yeniden insanlara ve yaşanılan ana değil. Dijital teknolojiler çalışma açıklamaz, açıklamamalı. temas kurmak lüks olmamalı. Güvenli, ekranlardan yöneltmek. Kitap yaşamından eğitime, iletişimden Asıl tehlike, sistemlerin erişilebilir kamusal alanlar, korunmuş çevremize okumaktan gündelik gereksinimlere kadar yaşamın bizi kategorilere ayırması yeşil alanlar ve yürünebilir çevreler yöneltmenin yaratıcı parçası. Üstelik iklim bilimine ulaşmak, değil, bir süre sonra bizim herkesin ihtiyacı. Çevrimdışı kültürü bu yollarını sunuyor. atölyelere çevre sorunlarını görünür kılmak de kendimizi yalnızca o nedenle yalnızca kişisel bir tercih değil, Doğal ortamlarda uzanan ve dayanışma ağları kurmak için de kategoriler üzerinden okumaya doğaya erişimdeki eşitsizliklerle birlikte geçirilen zamanın deneyimler, vazgeçilmez araçlar sunuyor. Mesele başlamamız. Belki biraz da bu ruh sağlığını düşünmeliyiz. çevrimdışı teknolojiden kopmak değil, onunla yüzden, bazen algoritmanın destekleyebildiğine olmanın İklim değişikliğiyle mücadele ilişkimize bilinçli sınırlar çizebilmek. bize yakıştırmadığı bir şeyi ilişkin paylaşılan bir elbette ekran süresini azaltmaktan çok Bir kitabı bildirimlere bölünmeden seçmek iyi gelir. araştırmalar sosyal pratiğe daha kapsamlı politikalar ve yapısal okumak, kısa bir yürüyüş yapmak veya Hepinize iyi pazarlar... dönüştüğünü da var. Ancak dönüşümler gerektiriyor. Yine de doğada geçirilen her anı paylaşma gösteriyor. doğayı yalnızca dijital akışa verdiğimiz bilinçli molalar, DENİZ ÜLKÜTEKİN gereksinimi duymamak bu dengeyi Amsterdam’da başlayan The Offline bize iyi gelen bir manzara olarak kurmanın yollarından bazıları. çevremizde olup bitenleri daha dikkatli deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr Club (Çevrimdışı Kulüp), katılımcıların görmek yeterli değil. İklim değişikliği, Öte yandan telefonsuz tatiller ve gözlemlememize yardımcı olabilir. Ahırdan çıkan dilden de çıkıyor: Bozkırdan bugüne Türk kültüründe at Bozkırdan dile kalan iz ozkırda ufuk hiç bitmez. olarak anlamak başka, onu bugün bir ölçü Altay’dan Karadeniz kıyılarına diye tekrarlamak başka. Atasözleri bize uzanan o uçsuz bucaksız atalarımızın ne düşündüğünü anlatır, ne çayır denizinde yaya bir düşünmemiz gerektiğini değil. Binsan, okyanusta kürek çeken Peki bugün bu sözlerin ne kadarı yaşıyor? bir sandalcıdan farksızdır. Kaşgarlı Kulak verince şaşırtıcı bir şekilde çoğu hâlâ Mahmud’un 11. yüzyılda ortalıkta ama atlarını yitirmiş olarak. “Atı Divanu Lügatit-Türk’e alan Üsküdar’ı geçti” her gün söyleniyor; ATLAR VE Üsküdar’a at sürmenin ne demek olduğunu kaydettiği söz bu yüzden INSANLARI düşünen pek yok. Yoğun haftalarda “at hâlâ geçerlidir: “At, koşturuyoruz”, dar görüşlü birine “at Türkün kanadıdır.” gözlüğü takmış” diyoruz. Arabanın gücünü Kanat. Ne güzel, ne “beygir” ile ölçüyor, saçı “at kuyruğu” doğru bir benzetme. At, yapıyoruz. At gitmiş, izi kelimelerde kalmış. bozkır insanı için bir binek veya bir servet olmadan ATLARIN SAYISI AZALIYOR önce bir uzuvdu. Uzağı Sözlerin kaderi atların kaderinden ayrı kısaltan, sürüyü otlağa değil. TÜİK verilerine göre 20 yıl önce ALARA götüren, haberi bir obadan Türkiye’de 200 binin üzerinde at vardı. BAYKENT ötekine taşıyan oydu. Son verilerde bu sayı 65 bin civarına indi. Atsız bir Türk, kanatsız bir Traktör tarlaya, kamyonet köy yoluna girdi kuştu. ve kimse kağnıya dönmek istemez ama ahırdan çıkan at, zamanla dilden de çıkıyor. SONSUZ BAĞ Kentte büyüyen bir çocuk için at artık bir Bu bağ ölümle de bitmezdi. Altay yarış bülteninde sayı veya bir dizide dekor. Dağları’ndaki kurganlarda, sahipleriyle yiğit ölür şan kalır” deriz. Geç kalmışlığı Kanadımız, sözlükte duran bir hatıraya SÖZLÜ GELENEKTE ATLAR birlikte eyerleri ve süslü başlıklarıyla “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diye anlatırız; dönüşüyor. Destanlara geldiğimizde at artık bir toprağa verilmiş atlar bulundu. İnanç işi ehline vermeyeni “ata et, ite ot vermek” Bunu nostaljiyle kapatmak kolay. Oysa karakterdir. Dede Korkut’ta Bamsı Beyrek yalındı: Öbür dünyada da yol vardı ve diye ayıplarız. Sorun geçmişe ağlamak değil, neyi taşıyıp yıllarca tutsak kaldıktan sonra döndüğünde, o yol yaya yürünmezdi. Yas tutulurken Bu kalıpların en çok tartışılanı ise belki neyi bırakacağımızı seçmek. Kül Tigin’in onu ilk tanıyanlardan biri boz aygırıdır. atın kuyruğunun kesilmesi geleneği de bu de “at, avrat, silah”tır. Eski anlayışa göre atlarının adını, Beyrek’in boz aygırını, Köroğlu’nun Kır At’ı ise bir efsanenin yakınlığın sessiz bir işaretiydi. Köroğlu’nun Kır At’ını çocuklarımıza ta kendisidir: Kör edilmiş bir babanın bu üçü er kişinin namusu sayılır; kimseye Orhun Yazıtları bize yalnızca bir anlatabiliriz. Atçılığı yaşatan oluşumlara, karanlık ahırda büyüttüğü, rüzgârla yarışan emanet edilmez, ödünç verilmezdi. kahramanı değil, onun atlarını da adlarıyla tay. Kırgızların Manas’ı da Ak Kulasız yerli at ırklarını koruyanlara sahip Bozkır’da üçü de yaşamın, soyun ve onurun anlatır. Kül Tigin’in savaşlarında bindiği düşünülemez. Bu anlatılarda kahraman çıkabiliriz. “At, avrat, silah” gibi kalıpları dayanağı görülüyordu. atlar, Tadık Çor’un boz atından Az ile atı arasında konuşma, sitem, hatta vefa ise müzeye, altına açıklayıcı bir etiketle GEÇMİŞTEN BUGÜNE Yağızı’na kadar taşa tek tek kazınmıştır. vardır. At, dinleyen ve anlayan bir yoldaştır. koyabiliriz. Hangi savaşta hangi atın altında vurulduğu Bugünden bakınca söz bazen sorun Bir halkın neyi önemsediğini anlamak için Kanadını unutan bir kuş, yalnızca uçmayı bile yazılmıştır. 1300 yıl önce bir devlet, en yaratabiliyor: Kadını bir atla ve bir silahla değil, bir zamanlar uçtuğunu da unutur. Atı diline bakmak yeter. Türkçede ata ilişkin önemli anıtında atların adına yer ayırmayı aynı listeye, sahip olunan bir mal gibi alan Üsküdar’ı geçti belki ama hikâyesi hâlâ deyim ve atasözü çoktur. “At binenin, kılıç gerekli görmüş. kuşananın” deriz, “At ölür meydan kalır, yerleştiriyor. Bu kalıbı bir kültür belgesi bizim elimizde.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear