Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
25 EKİM 2026
2
Çevrimdışı kültür, ekranlardan uzaklaşmanın ötesinde doğanın değişen ritmini yeniden fark etmeye ve
EDİTÖRDEN
teknolojiyle daha bilinçli bir ilişki kurmaya çağırıyor
nternet ve onunla birlikte
gelen uygulamalar
artık yaşantımızın
ayrılmaz bir parçası.
Ekrandan çıkıp
İÜstelik yalnızca
kullanımlarıyla değil, bizim
için temsil ettikleriyle de. Biri
gittiğimiz mekânları biliyor,
diğeri sevdiğimiz müzikleri
sınıflandırıyor, bir başkası
mevsime dönmek
kimlerle görüştüğümüzü,
ne izlediğimizi, neye ilgi
onbaharın kendine özgü bir
duyduğumuzu kaydediyor.
sesi vardır. Ayaklarımızın
Çevrimdışı kültür
HHH
altında hışırdayan yapraklar,
Başlangıçta bütün bunlar serinleyen hava ve kısalan
YÜKSELIŞTE
yalnızca bir haritalama gibi Sgünler doğanın yeni bir
döngüye hazırlandığını hatırlatır.
görünüyor. Sonra harita yavaş
DÜNYANIN farklı kentlerinde
Peki ekranların gün boyu eşlik ettiği
yavaş temsiliyete dönüşüyor.
insanlar telefonlarını bir
yaşamlarımızda bu değişimleri ne
“Bunu dinleyenler şunu da
süreliğine kapatabilecekleri,
kadar fark ediyoruz? İklim değişikliği
sever”, “Buraya gidenler
hiçbir şeyi paylaşmak zorunda
mevsimlerin
bundan hoşlanır”, “Senin kalmadan başkalarıyla bir araya
alışıldık düzenini
DAIRESEL
gelebilecekleri deneyimlere
gibi kullanıcılar şunu seçti”
etkilerken dijital
yöneliyor. Bu arayış artık yalnızca
Derken kategoriler çoğalıyor,
FLORA
kültür de zamanla bireysel bir dijital detoks alışkanlığı
aralarındaki bağlantılar
kurduğumuz değil, yeni bir sosyal kültürün
sertleşiyor.
de parçası. Etkinlik platformu
ilişkiyi
Sistem bizi tanıdıkça bize
Eventbrite’ın 2026’da yayımladığı
dönüştürüyor.
benzeyen şeyleri gösteriyor;
verilere göre platformda telefonsuz
Bir yanda
telefonlarını bir kenara bırakarak kitap yeniden bağ kurmaya çalıştığımız
biz onları seçtikçe sistem
olarak tanımlanan etkinliklerin
değişen yağış
okuduğu, çizim yaptığı, yazdığı veya çevreyi de dönüştürüyor. Aşırı sıcaklar,
bizi aynı yere biraz daha sıkı
sayısı 2024 ile 2025 arasında yüzde
rejimleri ve aşırı
sohbet ettiği buluşmalar düzenliyor.
kuraklık, yangınlar ve biyolojik
yerleştiriyor.
567 artarken bu etkinliklere katılım
sıcaklıklar, diğer
Birleşik Krallık’ta telefonsuz çeşitlilik kaybı, mevsimlerin alışıldık
Sonuç olarak temsiliyet, bir
yüzde 121 yükseldi. Etkinliklerin
AYÇA yanda kesintisiz
yürüyüşler ve akşam yemekleri de deneyimini kırılganlaştırıyor.
temsil krizine dönüşüyor: Kim düzenlendiği ülke sayısı 5’ten 12’ye
bildirimler
CEYLAN
bu kültürün örnekleri arasında. Silent Bir yürüyüşte yaprakların
çıkarken artış özellikle ABD ve
olduğumuzu seçimlerimiz
ve sürekli
Book Club (Sessiz Kitap Kulübü) renklerini fark etmek kadar
Birleşik Krallık’ta belirginleşti. Yılın
mi anlatıyor, yoksa önümüze
erişilebilir olma
ise farklı ülkelerde insanları birlikte tamamına yayılan bu buluşmalar,
ağaçların değişen koşullardan nasıl
ayca_ceylan
çıkarılan seçimler mi kim
beklentisi var.
sessizce okumak için buluşturuyor. çevrimdışı deneyimlerin geçici bir
etkilendiğini düşünmek de önemli.
olduğumuzu belirliyor?
Bu iki dönüşüm,
dijital detoks alışkanlığının ötesine
Herkes kendi kitabıyla geliyor,
Mevsimsel döngülerdeki değişimleri
doğayla ve kendi yaşam ritmimizle
HHH
geçtiğine işaret ediyor. Veriler tüm
aynı kitabı okumak veya tartışmak
gözlemlemek, doğayı parçası
kurduğumuz bağı yeniden düşünmeyi
Galiba artık kalıpların
etkinlik sektörünü temsil etmese
gerekmiyor. Bu buluşmalar, dijital
olduğumuz canlı bir sistem olarak
gerektiriyor.
içine girmiyoruz. Kalıplar
de çevrimdışı buluşmalara yönelik
etkileşimin yoğunlaştığı bir dönemde
görmemizi sağlayabilir. Böylece
ilginin arttığını gösteriyor.
bizim etrafımızda kuruluyor.
EKRANSIZ BULUŞMALAR
fiziksel birlikteliğin farklı biçimlerini
çevrimdışı geçirilen zaman yalnızca
Peki bizi temsil ettiğini
Dijital yaşamın kesintisiz akışına
hatırlatıyor.
dinlenme değil, ekolojik dönüşümleri
düşündüğümüz etiketler
ara verme isteği, dünyanın farklı
fark etme fırsatına da dönüşür.
ücretli dijital detoks deneyimleri
DOĞANIN RİTMİ
aslında bizi ne kadar
kentlerinde yeni buluşma biçimleri
yeni bir tüketim alanına dönüşürken
Çevrimdışı kültürün bir başka yönü,
DİJİTAL DENGE
tanımlıyor? yaratıyor. Telefonların bir süreliğine
bağlantıyı kesebilmek de ayrıcalık
doğayla yeniden temas kurma isteği.
Tercihlerimiz bizi ele kenara bırakıldığı bu etkinliklerde amaç Günümüzde tamamen çevrimdışı
haline gelebiliyor. Oysa yeşil bir alanda
Sonbahar yürüyüşleri, kuş gözlemleri
teknolojiyi reddetmek değil, dikkati yaşamak çoğumuz için gerçekçi
verebilir ama bizi tamamıyla
yürümek, sessizce oturmak ve doğayla
ve doğa günlükleri dikkatimizi
yeniden insanlara ve yaşanılan ana değil. Dijital teknolojiler çalışma
açıklamaz, açıklamamalı.
temas kurmak lüks olmamalı. Güvenli,
ekranlardan
yöneltmek. Kitap
yaşamından eğitime, iletişimden
Asıl tehlike, sistemlerin
erişilebilir kamusal alanlar, korunmuş
çevremize
okumaktan
gündelik gereksinimlere kadar yaşamın
bizi kategorilere ayırması
yeşil alanlar ve yürünebilir çevreler
yöneltmenin
yaratıcı
parçası. Üstelik iklim bilimine ulaşmak,
değil, bir süre sonra bizim
herkesin ihtiyacı. Çevrimdışı kültürü bu
yollarını sunuyor.
atölyelere
çevre sorunlarını görünür kılmak
de kendimizi yalnızca o
nedenle yalnızca kişisel bir tercih değil,
Doğal ortamlarda
uzanan
ve dayanışma ağları kurmak için de
kategoriler üzerinden okumaya
doğaya erişimdeki eşitsizliklerle birlikte
geçirilen zamanın
deneyimler,
vazgeçilmez araçlar sunuyor. Mesele
başlamamız. Belki biraz da bu
ruh sağlığını düşünmeliyiz.
çevrimdışı
teknolojiden kopmak değil, onunla
yüzden, bazen algoritmanın
destekleyebildiğine
olmanın İklim değişikliğiyle mücadele
ilişkimize bilinçli sınırlar çizebilmek.
bize yakıştırmadığı bir şeyi
ilişkin
paylaşılan bir elbette ekran süresini azaltmaktan çok
Bir kitabı bildirimlere bölünmeden
seçmek iyi gelir.
araştırmalar
sosyal pratiğe
daha kapsamlı politikalar ve yapısal
okumak, kısa bir yürüyüş yapmak veya
Hepinize iyi pazarlar...
dönüştüğünü da var. Ancak
dönüşümler gerektiriyor. Yine de
doğada geçirilen her anı paylaşma
gösteriyor. doğayı yalnızca
dijital akışa verdiğimiz bilinçli molalar,
DENİZ ÜLKÜTEKİN gereksinimi duymamak bu dengeyi
Amsterdam’da başlayan The Offline bize iyi gelen bir manzara olarak
kurmanın yollarından bazıları. çevremizde olup bitenleri daha dikkatli
deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr
Club (Çevrimdışı Kulüp), katılımcıların görmek yeterli değil. İklim değişikliği,
Öte yandan telefonsuz tatiller ve gözlemlememize yardımcı olabilir.
Ahırdan çıkan dilden de çıkıyor: Bozkırdan bugüne Türk kültüründe at
Bozkırdan dile kalan iz
ozkırda ufuk hiç bitmez. olarak anlamak başka, onu bugün bir ölçü
Altay’dan Karadeniz kıyılarına diye tekrarlamak başka. Atasözleri bize
uzanan o uçsuz bucaksız atalarımızın ne düşündüğünü anlatır, ne
çayır denizinde yaya bir düşünmemiz gerektiğini değil.
Binsan, okyanusta kürek çeken Peki bugün bu sözlerin ne kadarı yaşıyor?
bir sandalcıdan farksızdır. Kaşgarlı Kulak verince şaşırtıcı bir şekilde çoğu hâlâ
Mahmud’un 11. yüzyılda ortalıkta ama atlarını yitirmiş olarak. “Atı
Divanu Lügatit-Türk’e alan Üsküdar’ı geçti” her gün söyleniyor;
ATLAR VE
Üsküdar’a at sürmenin ne demek olduğunu
kaydettiği söz bu yüzden
INSANLARI
düşünen pek yok. Yoğun haftalarda “at
hâlâ geçerlidir: “At,
koşturuyoruz”, dar görüşlü birine “at
Türkün kanadıdır.”
gözlüğü takmış” diyoruz. Arabanın gücünü
Kanat. Ne güzel, ne
“beygir” ile ölçüyor, saçı “at kuyruğu”
doğru bir benzetme. At,
yapıyoruz. At gitmiş, izi kelimelerde kalmış.
bozkır insanı için bir binek
veya bir servet olmadan
ATLARIN SAYISI AZALIYOR
önce bir uzuvdu. Uzağı
Sözlerin kaderi atların kaderinden ayrı
kısaltan, sürüyü otlağa
değil. TÜİK verilerine göre 20 yıl önce
ALARA
götüren, haberi bir obadan
Türkiye’de 200 binin üzerinde at vardı.
BAYKENT
ötekine taşıyan oydu.
Son verilerde bu sayı 65 bin civarına indi.
Atsız bir Türk, kanatsız bir
Traktör tarlaya, kamyonet köy yoluna girdi
kuştu.
ve kimse kağnıya dönmek istemez ama
ahırdan çıkan at, zamanla dilden de çıkıyor.
SONSUZ BAĞ
Kentte büyüyen bir çocuk için at artık bir
Bu bağ ölümle de bitmezdi. Altay
yarış bülteninde sayı veya bir dizide dekor.
Dağları’ndaki kurganlarda, sahipleriyle
yiğit ölür şan kalır” deriz. Geç kalmışlığı
Kanadımız, sözlükte duran bir hatıraya
SÖZLÜ GELENEKTE ATLAR
birlikte eyerleri ve süslü başlıklarıyla
“Atı alan Üsküdar’ı geçti” diye anlatırız;
dönüşüyor.
Destanlara geldiğimizde at artık bir
toprağa verilmiş atlar bulundu. İnanç
işi ehline vermeyeni “ata et, ite ot vermek”
Bunu nostaljiyle kapatmak kolay. Oysa
karakterdir. Dede Korkut’ta Bamsı Beyrek
yalındı: Öbür dünyada da yol vardı ve
diye ayıplarız.
Sorun geçmişe ağlamak değil, neyi taşıyıp
yıllarca tutsak kaldıktan sonra döndüğünde,
o yol yaya yürünmezdi. Yas tutulurken
Bu kalıpların en çok tartışılanı ise belki neyi bırakacağımızı seçmek. Kül Tigin’in
onu ilk tanıyanlardan biri boz aygırıdır.
atın kuyruğunun kesilmesi geleneği de bu
de “at, avrat, silah”tır. Eski anlayışa göre atlarının adını, Beyrek’in boz aygırını,
Köroğlu’nun Kır At’ı ise bir efsanenin
yakınlığın sessiz bir işaretiydi.
Köroğlu’nun Kır At’ını çocuklarımıza
ta kendisidir: Kör edilmiş bir babanın bu üçü er kişinin namusu sayılır; kimseye
Orhun Yazıtları bize yalnızca bir
anlatabiliriz. Atçılığı yaşatan oluşumlara,
karanlık ahırda büyüttüğü, rüzgârla yarışan emanet edilmez, ödünç verilmezdi.
kahramanı değil, onun atlarını da adlarıyla
tay. Kırgızların Manas’ı da Ak Kulasız yerli at ırklarını koruyanlara sahip
Bozkır’da üçü de yaşamın, soyun ve onurun
anlatır. Kül Tigin’in savaşlarında bindiği
düşünülemez. Bu anlatılarda kahraman çıkabiliriz. “At, avrat, silah” gibi kalıpları
dayanağı görülüyordu.
atlar, Tadık Çor’un boz atından Az
ile atı arasında konuşma, sitem, hatta vefa ise müzeye, altına açıklayıcı bir etiketle
GEÇMİŞTEN BUGÜNE
Yağızı’na kadar taşa tek tek kazınmıştır.
vardır. At, dinleyen ve anlayan bir yoldaştır. koyabiliriz.
Hangi savaşta hangi atın altında vurulduğu Bugünden bakınca söz bazen sorun
Bir halkın neyi önemsediğini anlamak için Kanadını unutan bir kuş, yalnızca uçmayı
bile yazılmıştır. 1300 yıl önce bir devlet, en yaratabiliyor: Kadını bir atla ve bir silahla değil, bir zamanlar uçtuğunu da unutur. Atı
diline bakmak yeter. Türkçede ata ilişkin
önemli anıtında atların adına yer ayırmayı aynı listeye, sahip olunan bir mal gibi alan Üsküdar’ı geçti belki ama hikâyesi hâlâ
deyim ve atasözü çoktur. “At binenin, kılıç
gerekli görmüş. kuşananın” deriz, “At ölür meydan kalır, yerleştiriyor. Bu kalıbı bir kültür belgesi bizim elimizde.

