Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
10 MAYIS 2026
3
Bilardo masasının bulunduğu odada
Atatürk, İnönü ve Pehlevi. Sağda ise
odanın bugünkü hali. (İnönü Vakfı Arşivi)
Kızılderili
nikâhı
arklı kültürlerin farklı
gelenekleri, farklı nikâh
türleri var. Her bir
Kızılderili kabilesinin,
Fboyunun da kendisine özgü
nikâh kıyma geleneği bulunuyor. Bir
süre önce eşimle birlikte Siyu (Sioux)
kabilesine ait bir nikâh töreninde
PROF. DR.
bulunmuştuk. Nikâhı bu kabileye
ÜSTÜN
mensup Şaya Hanım kıymıştı. Şimdi
DÖKMEN
bu nikâhı, sevgiyle, saygıyla ve
günümüz için bazı dersler çıkararak
Fotoğraafl r: Emrah Türüdü ve İnönü Vakfı Arşivi
hatırlıyorum. Eşimle birlikte bu töreni izledikten sonra
Şaya Hanım bize, “Size teşekkür ediyorum” dedi. Ne
için teşekkür ettiğini sorduk, “Genellikle Kızılderili
olmayanlar bizim nikâhlarımızı izlerken bıyık altından
gülüyorlar, siz gülmediniz, ciddiye aldınız” dedi.
Elbette ciddiye alacaktık, Kızılderililer büyük ölçüde
Tarihe tanıklık
soykırıma uğramış, güçlü ve güzel bir kültürdür. Üstelik,
çağdaş genetik araştırmaların ve dillerimizdeki bazı
benzerliklerin gösterdiği kadarıyla Kızılderililer, ilk
Türklerin ve dolayısıyla bizim akrabalarımızdır. Son
İnka İmparatoru Atahualpa’nın adı Ataların Alp’ı yani
savaşçısı anlamına geliyordu. Patogonya’da halen
eden köşk
bir köyün ve kahvenin adı Alakuş’tur. Tayfun Cerrah
oraya motosikletle gittiğinde bunun bir isim benzerliği
olup olmadığını sorunca kendisine uçan ala kuşları
göstermişlerdir. Kuzey Amerika Kızılderili dillerinde de
TOLGA AYDOĞAN
tesadüf olmanın ötesinde Türkçe kelimeler vardır.
embe Köşk... Asırlık duvarlarına
BİR KIZILDERİLİ NİKAHI
sinen sayısız hatıraya ev sahipliği
Şaya Hanım’ın kıydığı Siyulara ait nikâh dünyanın
yapmaya devam ediyor. İçeri
dört bir yanında görebileceğiniz otantik kültür
girdiğimizde Özden Toker her
öğelerinden birisiydi. Kızılderili nikâhı her şeyden
Pzamanki nezaket ve samimiyetiyle
önce doğa ile iç içe geçmiş, doğaya ve topluma saygılı
karşılıyor bizi. “Bu köşkü, babam İsmet
birtakım öğelerden, ritüellerden oluşmaktaydı.
İnönü ve Atatürk’ü anlatmak benim için bir
Nikâhta öncelikle mısır unundan yapılmış ekmek
görev” diyor ve yemek salonuna geçiyoruz.
vardı. Gelini ve damadı nikâh kıyacak kişiye anneleri
Tanıklık ettiği tarihi anlatmaya başlıyor. Sözü
takdim etti. Bu bizi çok etkiledi. Gerek nikâh kıyanın
ona bırakalım:
kadın olması gerekse gelini ve damadı takdim edenlerin
“İnönü Vakfı 40 yılı aşkın bir süredir
anneler olması adeta anaerkil kültürün imzasını
faaliyette, yıllardır özenle saklanan eşya,
taşıyordu. Evlenecek çift bir merkezin etrafında
evrak ve fotoğraf burada sergilenmeye
defalarca döndü. Nikâhı kıyan Şaya Hanım onlara
başladı. Burası aynı zamanda ailemize kucak
doğaya ve birbirlerine saygılı olmaları için mesajlar
açmış bir yuva. Erdal ağabeyim ve ben bu
verdi, birçok ritüel yerine getirildi. Nikâhın sonunda
evde doğduk. Babam 1923’ün sonunda satın
Şaya Hanım geline, “İleride çocukların olursa onları
alıyor burayı. O zaman iki katlı, iki odalı
yemeğe çağırırken arkadaşlarını da çağıracak mısın”
mütevazı bir bağ evi. 1925’e kadar tamirat
diye sordu. Gelin, “Evet” diye cevapladı. Şaya Hanım
görüyor, Atatürk’ün isteğiyle yemek ve balo
ona tekrar, “Yemekten önce çocuklarının ellerini
salonu ekleniyor. Yemek salonundaki bu
yıkadıktan sonra arkadaşlarının ellerini de yıkayacak
masada Atatürk başta olmak üzere birçok
mısın” diye sordu. Gelin yine “Evet” diye cevapladı.
önemli konuk ağırlanıyor.”
DEVRİMİN İZLERİ MASADA
Şaya Hanım aynı soruları damada da sordu. O da bütün
çocukların ellerini yıkayacaktı. Nikâh sona erdi.
ATATÜRK’ÜN HEDİYELERİ
“Atatürk bu masada Harf Devrimi ve mu?”. Sonra devam etmişti ‘Bizim güzel
Bu törende çok etkileyici şekilde doğaya ve topluma
“1925’te annemle babam Pembe Köşke dil çalışmaları üzerinde de dururdu. Türkçemizi neden Türkçe yazmayalım!’.
saygı vardı; Kızılderililer toplulukçu bir toplumdu.
Bir keresinde ‘Çocuklar’ deyip bize Haklıydı. Arap harflerini kullanınca
yerleşiyor. Evdeki yemek masası, vitrin, büfe
Ancak Kızılderililer kahrolası tüfeği icat etmemişlerdi,
Harf Devrimi’ni en yalın şekliyle şöyle seslerin tam karşılığını bulamıyorduk.
ve saat Atatürk’ün hediyeleridir. O dönem
Amerika’ya ilk ayak basan Avrupalılar gibi mikrobu
anlatmıştı: “İngilizler İngilizce konuşuyor Latin harfleri bu açığı kapatmış oldu. Bu
İstanbul’da Maison Psalty adında bir mobilya
bir silah olarak kullanmayı bilmiyorlardı. (Avrupalılar ve İngilizce yazıyor, Fransızlar Fransızca sofrada dil çalışmalarının izlerini çok net
firması vardı, onların mobilyaları bunlar.
konuşuyor ve Fransızca yazıyor, Araplar görebildik. Mesela babam Harf Devrimi
çiçek hastalığından ölen gemicilerin battaniyelerini
Bu oturduğumuz koltukların da bir
Arapça konuşuyor ve Arapça yazıyor. sırasında harfleri anneme bu masada
hediye olarak yerlilere dağıtıyorlardı.) Kızılderililer
asırlık mazisi var. Babam 1923’te Lozan
Peki biz Türkler ne yapıyoruz? Türkçe öğretiyor. Devrimin izlerini bu evin her
yazıyı, tekerleği, gemiyi de icat etmemişlerdi. Bu yüzden
dönüşünde İzmirli bir hanımdan satın
konuşup Arapça yazıyoruz, bir terslik yok köşesinde görebildik.
bunlara sahip olan, teknolojide kendilerinden ileride
almış. Ayrıca Pembe Köşk’te dönemin
bulunan işgalciler tarafından yok edildiler.
önemli tasarımcılarından Selahattin Refik
bu masada sadece devlet büyüklerini değil çalışmaları da başlayınca bu sanat dalı da
Sırmalı’nın izleri var. Selahattin Refik,
GERİ KALMANIN BEDELİ
çocukları da ağırlanmıştır. Bir keresinde hayatımıza girdi. Ülkü’nün baleyi bilmesi
Atatürk’ün Çankaya’daki çalışma odasını,
Kızılderililer kendi içlerinde güçlü ve tutarlı bir kültüre
beni ve Ülkü’yü bu masada yanına oturttu. Atatürk’ün vizyonunu da göstermiştir.”
İş Bankası’nın mobilya tasarımlarını yapan
sahiptiler ancak bazı yönlerden, özellikle teknolojide
Bana döndü, “Özden büyüyünce ne olmak
bir isimdi. Pembe Köşk’te perdelerden tavan
İRAN ŞAHININ ZİYARETİ
kendilerinden ileri olan bir kültürle karşılaştıklarında
istiyorsun?” diye sordu. Öğretmen olmak
işlemelerine kadar hepsinde emeği bulunuyor.
“Masanın misafirlerinden biri de İran
yok oldular. Bence Kızılderililer ahlaki açıdan
istediğimi söyledim. Ne de olsa Atatürk “baş
Duvarlarda ise Namık İsmail, İbrahim Çallı
Şahı Pehlevi oldu. 17 Haziran günü burayı
Avrupalılardan üstündüler fakat ahlaklı olmak değil,
öğretmen”di, biz de onun izinden gidecektik.
ve birçok kıymetli ressamın tablosu asılıdır.”
ziyaret etti. Bu masada yemek yedi, sonra
güçlü olmak sizi hayatta tutar. Bu durumda ahlaklı
Gülümsedi ve “Biz bu ülke için ne kadar
da bilardo masasının olduğu odaya geçildi.
olmak ile güçlü olmak arasında bir tercih yapmak MASANIN ÖNEMİ
faydalı iş yaptıysak hepsi bizi yetiştiren iyi
Atatürk o günün hatırasını yaşatmak için
zorunda mıyız? Hayır, değiliz. Hem ahlaklı hem güçlü
“Çankaya Köşkü gibi Pembe Köşk’ün de
öğretmenlerimizin sayesinde oldu. Ama
fotoğraf çekilmesini istedi. O fotoğraf bilardo
olabiliriz. “Milletin hayatı tehlikeye girmedikçe savaş
sofraları meşhurdu. Atatürk bazı toplantılarını memleketimiz için daha yapılacak çok iş var.
masasının olduğu odada çekildi.”
bir cinayettir” diyen Atatürk hem ahlaklı hem güçlüydü.
burada yapardı. Hasan Âli Yücel, Refik Onun için de hem iyi öğretmenlere hem de
Gücüyle çok önemli bir zafer kazandıktan sonra dünyada
Saydam, Abdülhalik Renda, Kazım Özalp iyi öğrencilere ihtiyacımız var, aferin” dedi.
MEVHİBE HANIM’IN KURABİYELERİ
ve yurtta barış istemişti.
gibi dönemin önemli simaları bu masada ülke Ardından Ülkü’ye sordu. Ülkü, “Balerin
“Annem her ayın ilk ve üçüncü çarşamba
İkilemli düşünceler ve duygular ahlaki değildir. John
sorunlarını ele alırdı. olmak istiyorum”
günü herkesi Pembe Köşk’e toplar, insanları
Steinbeck başlangıçta bir insan hakları savunucusuyken
Diyelim ki bir fabrika
dedi. Herkes
tanıştırırdı. Bu adet Latife Hanım ile
“Cennetin Doğusu” adlı romanında, “Evet Kızılderililere
açılacak, Atatürk
şaşırdı. Bale o
Çankaya’daki bağ evinde başlamış, annem
haksızlık ettik fakat mecburduk, toprakları çok
uzmanları bu masada zaman Türkiye’de
de devam ettirmişti. Atatürk geleceği zaman
verimliydi” yazmıştır. Bir Avrupa ülkesi, Kongo’da
toplar, düşüncelerini yok. Nereden
annem çok güzel kurabiyeler yapardı. Biz de
kakao toplama işinde parayla çalışan yerliler iyi
sorar, kendi fikrini öğrenmiş bunu
onun tarifiyle yaptığı kurabiyeleri bugün de
çalışmıyorlar diye ellerini, ayaklarını kesiyordu. Fakat
söyler, varsa itirazları diye düşünüldü.
yapıyor, konuklarımıza ikram ederek anısını
zamanla bu yöntemin işgücü kaybına yol açtığını
dinler ve bir karara Atatürk
yaşatıyoruz.”
gördüler, bu sefer iyi çalışmayanların çocuklarının varılırdı. Öte yandan
gülümseyerek
ellerini ayaklarını kesmeye başladılar. Bu da yetmez gibi kurulacak fabrikanın
“Neymiş o göster PEMBE KÖŞKÜ GÖRSÜNLER
o ülke o günden beri el şeklinde çikolatalar üretmektedir.
Anadolu kentlerine bakalım?” deyince
“Ben çocukken Atatürk ile birlikte bu
Zencilerin ellerini hatırlatan bu çikolataları yemek bile
yapılmasını isterdi. Ülkü sandalyenin
masada defalarca yemek yedim. Atatürk’ün
bir vicdansızlıktır.
Buna bağlı olarak üzerine çıktı,
çocukken beni bu masaya oturtmasının,
Buna benzer üzücü, kahredici olaylar geçmişte
demiryollarının o bir balerin gibi
sorular sormasının altında hep bir mesaj
İsmet İnönü, çocukları Özden ve Ömer ile.
kalmadı. Günümüzde bir kadın profesör ekranlarda, “O kente gitmesini, etrafında 360
23 Nisan 1936. (İnönü Vakfı Arşivi)
aradım. O manayı ise 1983’te İnönü Vakfı
ülkenin petrol rafinerilerine saldırmayın, çocuklarını hastane, okul derece döndü, balenin
kurulunca anladım. Konuklara, özellikle de
öldürün” diye tavsiyede bulundu. Ne yazık ki bu sözler yapılmasını arzu
ne olduğunu gösterdi.
çocuklara Atatürk’ü anlatayım diye beni
yalanlanmadı, bir yapay zekâ ürünü olduğu söylenmedi.
ederdi. Ayrıca Sofradakiler Ülkü’yü
bu masaya oturttuğunu kavradım. Yıllardır
Jared Diamond’ın Tüfek-Mikrop-Çelik adlı kitabında
sofradakilerin alkışladı. Günümüzde
bu masanın önemini, Atatürk’ü, babamı ve
anlattığı gibi tüfeği, mikrobu çeliği kullanan -bunlara
kişisel veya ailevi bir çocuğun balerin
Pembe Köşkü anlatmaya çalışıyorum.
günümüzdeki yapay zekâyı da ekleyebiliriz- ülkeler sorunlarıyla da olması normal.
Çocukların ve gençlerin buraya gelip
saldırganlık sergileyebilirler. Çare, Atatürk gibi hem ilgilenir, çözmeye Fakat 1930’lar
görmesini çok istiyorum. Çünkü burada
güçlü hem ahlaklı olmaktır. çalışırdı. Bu nedenle Türkiye’sinde,
Cumhuriyetin o ilk günkü heyecanı var.
de hem sevilir hem
Ülkü’nün baleyi Köşk, kış döneminde kırkar gün boyunca
de sayılırdı.” bilmesi çok iki kez açılıyor. Sergiler düzenliyoruz.
İmtiyaz Sahibi:
“Atatürk manalı. Demek ki Ayrıca dijital sergi masaları da koyduk,
10 MAYIS 2026 SAYI: 1883
CUMHURİYET VAKFI adına
n Yayın Koordinatörü
çocukları çok sever, Çankaya Köşkü’nde gelenler Lozan ile ilgili belge ve fotoğrafları
ALEV COŞKUN
DENİZ ÜLKÜTEKİN
arkadaşlarının konuşulmuş,
görebiliyor. Babamın kişisel hayatına ilişkin
Genel Yayın Yönetmeni
n Reklam Genel Müdürü
MİNE ESEN
çocuklarıyla bizzat gösterilmiş ki Ülkü de
EVSUN SİNEM ALKAN belge ve fotoğraflar dijital koleksiyonda yer
Sorumlu Müdür
pazar.dergi@cumhuriyet.com.tr
ilgilenir, derslerini meslek olarak seçmek
alıyor. Ben de çocuklara şahitlik ettiğim
BETÜL BERİŞE
Özden Tolga
Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık sorardı. Bizleri de istemiş. 1936’da
Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. Toker Aydoğan olayları aktarıyorum. Bu Atatürk’ün bana
AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Yenibosna Merkez Mh. 29 Ekim Cd. A1 Apt. No:5/902 Bahçelievler-İstanbul
Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 e-posta: (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat:9 No:81-82) Tel: 0212 454 32 90-0212 454 34 83. kendi evladı gibi konservatuvarda verdiği görev! 24 Mayıs’a kadar müzemiz
reklam@cumhuriyet.com.tr Uets: 25999-15079-37611
Dağıtım: Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. Yaygın süreli yayın
görürdü. Öyle ki tiyatro-opera-bale açık, herkesi bekliyoruz.”

