Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
5 NİSAN 2026
2
Modern yaşam yalnızca zamanımızı değil, dikkatimizi, iç sesimizi ve derinlik duygumuzu da aşındırıyor
EDİTÖRDEN
olabilir. Günümüzde en acil sorunlardan biri zamana yeniden anlam vermeyi öğrenmek
ekâ, artık
belki de hiç
olmadığı kadar
konuşulan bir
Zamanı tüketirken
Zkavram. Ama
aynı zamanda hiç olmadığı
kadar dar bir anlama
sıkışmış durumda.
Bugün zekâ dediğimizde
çoğu zaman hızlı
düşünmeyi, pratik cevap
kendimizi de mi tüketiyoruz?
vermeyi, bilgiye anında
ulaşmayı anlıyoruz. Oysa
ngiliz akademisyen Dean Rickles, Sidney
zekâ her zaman hızla ilgili
Üniversitesi’nde modern fizik tarihi
değildi.
ve felsefesi profesörü, aynı zamanda Sahte yaşam
Psikolog Howard
Sidney Zaman Merkezi’nin eş direktörü
Gardner bir yerde şöyle
İolarak görev yapıyor. Fizikten felsefeye,
nasıl anlaşılır?
der: “Zekâ, bir problemi
benlikten zaman bilincine uzanan
çözme ya da değerli
DAIRESEL
çalışmalar yürüten Rickles’la
Sahte bir yaşam, otantik olmayan
bir ürün ortaya koyma
FLORA
seçim yapmanın ağırlığını, sosyal
bir yaşamdır. Bunu fark etmenin
kapasitesidir.”
medyanın dikkatimiz üzerindeki
en büyük işaretlerinden biri,
Bu tanımda hız yoktur.
etkisini, sahici yaşam arayışını
kapana kısılmış hissetmek veya
Hatta görünürlük bile
ve anlam krizi ile iklim krizi
kaçma ihtiyacı duymaktır. Insan, arzuladığını
yoktur. Zekâ, çoğu zaman
arasındaki olası bağı konuştuk.
sessizdir. Yavaş ilerler, sandığı şeylere ulaşmak için inşa ettiği sahte
derinleşir. Ancak içinde
persona tarafından tuzağa düşürülür. Tuzağın
l Söze, seçim yapmanın doğa-
yaşadığımız çağ, zekâyı bir
sından başlayalım. Seçim yapmayı, kendisi şudur: Eğer bu sahte personayı
AYÇA
performansa dönüştürdü.
“geleceğin dallarını budamak”
sürdürmezsen elindekileri, yani arkadaşlarını,
CEYLAN
olarak tanımlıyorsunuz. Buda-
yaşam tarzını, ilişkilerini, kariyerini, mülklerini
HHH
ma eylemi acı verici midir yoksa
ayca_ceylan
Sosyal medya, hızlı kaybedeceğine inanırsın. Yaşamın özündeki
özgürleştirici mi?
düşünmeyi ödüllendiriyor. özgürlük ise insanın hiçbir zaman gerçekten
Bazı dal budamaları neredeyse dayanılmaz
Yapay zekâ araçları,
kapana kısılmış olmadığını fark edebilmesidir.
derecede acı verici olabilir. Örneğin, bir ilişkiden
bilgiye ulaşmayı saniyelere
Ne kadar acı verici olursa olsun otantik
bilinçli olarak ayrılmaya karar vermek. Veya bağ
indiriyor. Ve biz,
bir varoluş doğru ve daha büyük bir şeyle
kurduğunuz bir işi veya yeri bilinçli olarak geride
düşünmenin kendisinden
hizalanmış hissettirir.
bırakmak. Genel olarak bunlar ne kadar kalıcı
çok sonucunu tüketiyoruz.
görünüyorsa elbette o kadar acı verici hissedilir.
Artık zekâ, bir süreç
fazlası. Şu anda asıl kaygım, içe dönme ve
Zaten “karar vermek” kelimesinin etimolojisinde
değil, sergilenen bir
tefekkür etme becerisinin kaybı. Dış dünyaya
bile kesme fikri vardır. Bu da kendi içinde acıyla
sonuç gibi. Baudrillard’ın
bütünüyle kapılıp büyülenmek. Hayal etme
yankılanır ama kasıtlı budama, en azından bu acıyı
savunduğu fikir bugün
yetisi kayboluyor. Kişinin kendiyle baş başa
bütünleştirilmemiş bilinçdışı unsurlarından
haklı çıkaracak arzulanan bir plan veya vizyon
daha anlamlı: “Simülasyon,
kalabilme yetisi kayboluyor. Durup düşünme yetisi
geldiğini fark etmek ve bunları azaltmaktır. Bu
içerir. Platon bir keresinde şöyle demişti: “Erdemin
gerçeğin yerini aldığında,
kayboluyor. Zihinler öylesine dolu ki az önce
yalnızca kendini açığa çıkarmaz aynı zamanda ilk
ilahi görkemi sende parlayana, özdenetimin kutsal
gerçek ortadan kalkmaz,
sözünü ettiğim kendini bilme projesi neredeyse
kez karşındaki ötekini -eşini, çocuklarını, anne
tahtına oturduğunu görene dek kendi heykelin
görünmez olur.”
“sanal” olarak imkânsız hale geliyor.
babanı ve diğerlerini- gerçek, bağımsız bir varlık
üzerinde çalışmayı asla bırakma.”
Belki de bugün zekâ için
olarak görmeni sağlar. İlginç olan şu ki “Project
olan da bu. Zekâ ortadan
TÜKETEN BİLİNÇ TÜKETEN DOĞA
l Princeton University Press tarafından yayımla-
Me” sürecinde insan derine indikçe daha az bencil
kalkmadı ama onun yerine
nan ve Ayrıntı Yayınları sayesinde dilimize kazan-
hale gelir.
l Sizce anlam krizi ile iklim krizi arasında bir
geçen bir “zekâ görüntüsü”
dırılan Hayat Kısa: Daha Anlamlı Bir Hayat İçin
paralellik var mı? Zamanı bilinçsizce tüketen bir
oluştu.
Kısa Bir Rehber kitabınızın “Project Me! [Tasarla
SOSYAL MEDYANIN GÖRÜNMEZ BEDELİ
bilinç, doğayı da tüketmeye daha mı yatkındır?
HHH
Beni]” başlıklı bölümü dikkatimi çeken kısımlardan
Daha önce böyle düşünmemiştim ama sanırım
l “Milenyum kuşağı” ve “Zoomer”ların (Z
Hızlı cevap veren, çok
biri oldu. Biraz, “sürpriz bozan” ola-
önemli bir noktaya temas ediyorsunuz. Anlam
kuşağı) yaşam sürelerini görünürlük kaygısıyla
şey bilen, her konuda fikri
cak ama “Project Me” ne demek?
krizi şu sıralar beni çok düşündürüyor ve doğayı
sosyal medya platformlarında tükettiğini, hat-
olan kişi “zeki” kabul
“Project Me!” çift anlam
nasıl gördüğümüzle, ona nasıl davrandığımızla
ta akademik çevrelerin bile bundan muaf
ediliyor. Ancak düşünmek
taşır. Bir yandan, kim
bir şekilde ilişkili olduğunu hissediyorum. Belki
olmadığını söylüyorsunuz. Burada asıl
için duran, kuşkulanan,
olduğunu keşfetme ve buna
bu zamanla kurduğumuz ilişkiyle de bağlantılıdır.
kayıp olan şey zaman mı yoksa derin
yavaşlayan zihin
göre kendini inşa etme
Bence sorunun özünde bilimsel materyalizm
düşünme kapasitesi mi?
görünmezleşiyor.
projesine işaret eder,
var. Madde, ilahi olan her şeyden koparılıyor ve
Öncelikle şunu söyleyeyim:
Zekânın bir fetiş
Delphi’deki Apollon
bu yüzden tüketilebilir hale geliyor. Spiritüel
Bu kimseye yönelik bir saldırı
nesnesine dönüşmesi,
Tapınağı’nda yer alan
boyutları bir kenara bıraksak bile sağlıklı bir
değil. Ben bile YouTube’la ve
onu daha değerli
ünlü “Kendini Bil”
sistemin çok açık biçimde tükettiğinden fazlasını
onun bana beni geri besleyen o
kılmıyor. Daha yüzeysel
öğüdünü düşünün.
üretmesi gerekir. Görünen o ki tür olarak bugün
kusursuz biçimde küratörlenmiş
hâle getiriyor. Çünkü
Öte yandan, dünyaya
bu ilkeden tarihte hiç olmadığımız kadar uzağız.
“sen evreni”yle mücadele
fetişleştirilen şey, çoğu
yansıttığın psikolojik
Kültürün kendisi de insanın tüketici olmamasını
ediyorum. Bu konuda çalışıyorum,
zaman içeriğinden kopar ve
projeksiyonları
zorlaştırıyor. Daha öz-yeterli olmaya çalışan
kitap yazıyorum ve yine de
yalnızca görünür olanıyla
çözümlemeyi de
biri olarak fark ettim ki hükümetler ve yerel
zorlanıyorum. Telefonum akıllı
var olur.
ifade eder. Neyin
yönetimler bu çabaları çoğu zaman zorlaştırıyor.
değil. Bilgisayarımı da son derece
Peki size bir soru: Bugün
gerçekten benliğe, neyin
Bize iklim ve enerji krizinden söz ediliyor. Peki
minimalist bir Linux sürümüne
zekâya hayranız ama
başkasına ait olduğunu
ne yapıyoruz? Kişisel sorumluluk alma olasılığını
düşürdüm. Bu, Odysseus’un,
onu gerçekten kullanıyor
görebilmeyi. Nihayetinde
engelliyoruz. Daha da kötüsü, devasa ve enerji
Kirke’nin tavsiyesiyle sirenlerin
muyuz?
bu iki hat aynı yere çıkar:
şarkısına kapılmamak için kendini yoğun veri merkezleri, daha fazla elektrik
Hepinize iyi pazarlar...
Kendinle yüzleşmenin
geminin direğine bağlamasının altyapısı inşa ediyoruz. Bu da daha fazla enerji
bir parçası da dünyada
Dean Rickles
DENİZ ÜLKÜTEKİN
teknolojik eşdeğeridir. Ne kaybedildiği gerektiriyor ve bütün bunlar karbon azaltımı
gördüğün şeylerin ne kadarının
deniz.ulkutekin@cumhuriyet.com.tr sorusuna gelirsek hem zaman hem de söylemiyle birlikte yürüyor. Bu açıkça çılgınca ve
kendi önyargılarından ve henüz
derinlik kapasitesi kaybediliyor, hatta daha sürdürülemez.
Heraklitos ve Nasrettin Hoca
Eşeğini kaybeden Ruhbanlar, hocaya, “Dünyanın bahçeme girdi. Ona defalarca söyledim söyleyip ekliyor: “Tek tek şeyler
Nasrettin Hoca, onu vardır, tek tek şeylerin çokluğu
ortası neresidir” diye sorarlar. Hoca, ama beni dinlemiyor. Ne olur, şu
aramaya koyulur.
hemen eşekten inerek eşeğin ön adama bir şeyler vardır ve bunlar bir birlik içinde
Eşeğini ararken bir dururlar. Tersinden de birlik,
ayağını gösterir ve “İşte dünyanın söyle!”
Etaraftan da türkü
ortası, eşeğimin ayağının durduğu Hoca, ilk komşuyu bütün, bu tek tek şeylerin birlik
söylemektedir. İnsanların dikkatini
içinde durmasının sonucu olarak
yerdir” der. Eşek, Nasrettin Hoca dikkatle dinledikten
çeker ve hocaya sorarlar: düşünülür.”
bilgeliğinde kendiliği sembolize sonra düşünceli bir
“Aman hocam hiç eşeğini
Heraklitos’ta çokluktaki
etmekte gibidir. şekilde başını sallar
AYŞE ACAR
kaybeden türkü söyleyerek arar
uyum ve düzen,
ve “Evet, haklısın”
‘KENDİMİ ARADIM’
mı?” Hoca yanıt verir: “Sormayın
karşıtların birliği olan
der.
Büyük filozof Heraklitos da
arkadaşlar, bakmadık bir şu dağın ardı kaldı.
“bir”i (hen) ifade eder.
İkinci komşu sinirlenir ve
kendiliği kendine dert edinen, “Kendimi
Orada da bulamazsam siz bendeki feryadı o
‘Heraklitos’u ayırıcı
hemen lafa atılır: “Hoca,
aradım” diyenlerdendir. Doç. Dr. Çetin
zaman görün.”
kılan nokta tabii ki
bu adamın söylediklerine
Türkyılmaz, “Kendini arama ve her
Nasrettin Hoca’nın eşek üzerinden
onun karşıtlıkları, bu
inanma. Bu adam bahçeme
şeyde araştırmacı olma, Heraklitos’ta
anlattığı pek çok
karşıtlıklara dayalı
girmesin diye ben kendi
aslında tek bir şeyin araştırılması olarak,
bilgelik anlatısı
çatışmayı ve sonunda
bahçeme duvar ördüm. Şimdi
her şeyin her şeyle olan ilişkisini kuran
vardır. En
bu çatışmanın sonucu
de beni suçluyor!”
düşünceyi yakalama olarak kendini belli
dikkat çekici
olarak uyumu bir
Hoca bu kez ikinci komşuyu
eder ve o bunu ‘bilgece olan’ olarak
olanlardan
birlik içinde düşünmesidir.
da dinler ve aynı düşünceli ifadeyle, “Evet,
adlandırmaktadır” diyor.*
biri de
Nasrettin Hoca, “Sen de haklısın” derken
sen de haklısın,” der. O sırada hocanın
Heraklitos’un bilgeliğini anlamada
şudur:
postmodern bir refleksle, “Herkesin bir
karısı, konuşmaları dinledikten sonra araya
karşıtların uyumlu birliğinden kastedilen
görüşü vardır” demekten ziyade çokluktaki
girer ve şaşkınlıkla sorar: “Hoca, nasıl olur
şeyi yakalamak önem taşır. Bu “her şeyi
birliği, uyumu dikkatimize sunuyor gibidir.
da her iki tarafa da ‘Sen de haklısın’ dersin?
her şeyle ilişkilendiren düşünce”dir.
Çetin Türkyılmaz, Heraklitos’un “51.
İkisi birden nasıl haklı olabilir?”
Düşüncenin “ya, ya da” aşamasından
Fragman”da şöyle dediğini belirtir:
Hoca, karısının yüzüne bakar ve
“hem, hem de” aşamasına taşınmasıdır.
“Uzlaşmaz olanların nasıl bir araya
gülümseyerek cevap verir: “Evet hanım, sen
Nasrettin Hoca kadılık yaparken
geldiklerini anlamayan kişiler… İşte bu
de haklısın.”
aralarındaki anlaşmazlığı gidermek
kişiler evrendeki düzeni, dahası kendilerini
için evine iki komşusu gelir. Biri çok BİRLİK VE BİR OLUŞ
kavrayamayanlardır.”
öfkelidir, başlar hocaya anlatmaya.
Türkyılmaz, Heraklitos’taki birlik
“Hocam” der, “benim bahçemin
düşüncesini, bir oluş düşüncesi * Çetin Türkyılmaz, Filozoflarla Düşünmek,
sınırındaki duvarı bu komşum yıktı ve
çerçevesinde anlamamız gerektiğini BilgeSu yayınları.

