Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
29 MART 2026
5
Mert Ramazan Demir: Çocukken bir hikâyeye inanıyordum ve arkadaşlarımı buna inandırmaya çalışıyordum. Aslında baktığında
gerçekte var olmayan bir hikâyeyle bağ kurabildiğimde kendimi çok iyi hissediyordum.
‘Hiçbir hayal
kendiliğinden gelişmez’
n Sesiniz de çok güzel. Feryat figan bir söyleme
DENI Z ÜLKÜTEKI N
tarzı vardır ya. O nasıl çıktı sizden?
Aslında daha önceden bildiğim bir şey değil ama
Kendini
biliyorsam da hatırlamıyorum. (Gülüyor) İçimde
aşarı, tanınırlık ve tüm bunların
varmış demek ki öyle bir yerden çıkıverdi.
getirdikleri, götürdükleri... Belki bu bulmakla ilgili...
yoldan pek çok isim geçti, geçiyor.
n Ben sizi “başarılı bir hayalperest” olarak tanım-
n Konuşurken manevi yönü
Ancak kimileri önüne çıkan kalıplarla
yüksek biri olduğunuzu fark lıyorum. Yani hayallerini gerçekleştirme ve gerçekçi
Bkendi yöntemiyle baş ediyor; Mert
ettim. Bunu biraz saklıyor
kılma konusunda çok başarılı buluyorum sizi.
Ramazan Demir de bu isimlerden. Nerede
musunuz?
Bunun çok çalışmak ve çok çabalamakla
olduğunun, ne istediğinin ve kimi zaman yoluna
Aslında saklamıyorum. Ben de alakalı olduğunu düşünüyorum. Hiçbir hayal
çıkan çıkmaz sokakların farkında. Bu farkındalık,
büyüyorum diyeyim, değişiyorum.
kendiliğinden gelişmez. Bazen çok çabalamak da
tüm benliğiyle “an”da olma çabasının bir getirisi
Eskiden böyle biri değildim. Daha
hiçbir şeye yetmiyor. Çünkü o az önce söylediğim
aslında. Çocukluk düşlerini gerçekçi kılmak ve maskeliyordum kendimi. Belki
gibi bizim işimiz, doğru insanların buluşma işi.
farkında olmadan bende olmayan
bunu yaparken de özündeki en yüksek duyguya
Tabii ki sen kendi enerjini öyle belirliyorsun
başka bir şeyi göstermeye
tutunmakla ilgili bir duruş bu. Disney+’ta yayına
ya da istediğin insanlarla çalışma konusunda o
çalışıyordum. Şimdi
giren “Bize Bi’Şey Olmaz”da Aktan’a yaşam
kadar özgür olmasan da kendini bir nebze özgür
duygularımı daha rahat
veren Demir ile keyifli bir sohbette buluştuk.
tutabiliyorsun. O konudaki hayallerimi güzel
ifade ede biliyorum.
iletiyor olabilirim. Çünkü aynı şekilde emek
n Aktan karakteri sizde nasıl duygular uyandırdı? O biraz kendini
verelim istiyorum. Yani sete hiçbir zaman şöyle
bulmakla ilgili
Bir gece kulübü sahibi, çocuk yaşta ailesini
galiba. gitmek istemiyorum: Bugün de geldik işte...
kaybetmiş. Hayatla kurduğu sevgi bağı çok az. O
yüzden başlarda zor oldu ama sonra sevdim. Onu
n Hep yüzde 100’ünüzü veriyorsunuz ve herkes-
yaşadıkça daha da sevmeye başladım.
ten onu bekliyorsunuz. Görmediğinizde de bunu
doğrudan ifade edebiliyorsunuz diyebilir miyiz?
n Aslında hayatla kurduğu bağın sevgi kısmının
Tam olarak bahsettiğim şey bu. Ben bunu
az olması bir öfke yaratıyor ama bir hüzün de var.
ifade ederken hiç gocunmam. Bunu ekip
Bu hüzün sizde var mıydı?
arkadaşlarımdan da isteyebilirim herhangi birinden
Bu hem benim insanları fazla gözlemlememden
de. Çünkü oraya o anın içinde kalmaya yüzde
hem de oynadığım daha önceki karakterlerden de
100 odaklı geliyorum. Kendi hayatımı bir tarafa
bildiğim bir şey.
bırakıp o an ne yapacaksak tüm mental ve fiziksel
n Biraz tarif eder misiniz, nasıl bir duygu?
gücümü vermekle ilgileniyorum. Orada bir şey
Dışarıdan bakıldığında defolu bir karakter gibi
yolunda gitmezse bir anda senin bütün modunu
duruyor. Hatalar yapıyor, yanlış kararlar veriyor...
değiştirebilir. Yönetmen gününde değildir, ekip
Ancak ben karakterlerime öyle yaklaşmıyorum.
çalışmak istemiyordur, oyuncu ezbersiz gelmiştir...
Çünkü insan hata yaparken veya bir karar verirken
Birçok şey olabilir orada. O yüzden doğru
genelde ne yaptığını bilmeden
insanlarla buluştuğumda yüzde 100’ü daha iyi
yapar bunu. Ben
çıkartabiliyorum.
de tam anlamıyla
büründüğüm ‘İNANILMAZ BİR ANDI’
karakterde “bu
n Peki sizin için hikâye anlatmak, belli yaşam-
yaptığım bir hata”
lara bürünüyor olmak, mesleki kısmı bir tarafa
diyerek mesafe
bırakırsak ne kadar önem taşıyor?
koymuyorum. O an
Valla çok değişiyor. Bazen çok manasız şeyler
neyi gerektiriyorsa;
yapıyormuşum hissine kapılmıyor değilim ama
bağırmayı, ağlamayı
sonrasında birileriyle bağ kurabildiğini görmek
ya da senaryo dışı bir
o kadar iyi hissettiriyor ki. Bunu en çok askere
refleksi çekinmeden
gittiğimde yaşamıştım. Oraya gelen aileler, o
yapıyorum. O
ailelerin çocuklarıyla saatlerce vakit geçirdiğimde
dünyanın içinde,
bıraktığım iz o kadar ilginç geldi ki bana. Mesela
tamamen “anda kalmayı” kovalıyorum.
engelli bir kız, odasındaki posterlerini gösterdi
n Bu söylediğinizin iyi bir hikâye anlatıcısı olma- bana. Ailesi, “Eğer tedaviye başlarsan seni bir
nın da püf noktalarından olduğunu düşünüyorum. şekilde Mert Ramazan Demir ile görüştüreceğiz”
Kesinlikle öyle ama bizim işlerde çok fazla
demiş. Ve kız bunun hayaliyle istemediği bir
parametre var. Bazen hayal ettiğin gibi olmuyor
tedaviye başlamış. Bu, kulağıma askerdeyken
o atmosfer. Ya da karşındaki oyuncu, oradaki
geldi. Buluşunca açıkladılar. İnanılmaz bir andı
oyuncular... Belki yönetmenin başka bir fikri
benim için. O samimiyeti geçirdiğimde yaşadığım
olabiliyor. O yüzden doğru insanlar buluştuğunda böyle bir taraf var. Bir de manalı şeyler yaptığımda
daha yaratıcı bir şeye dönüşüyor. Aynı yerde yaşadığım his var. Yaptığımız işler her zaman
buluşmak gerekiyor biraz. çok fazla mesaj kaygısı gütmüyor ama güttüğü
zamanlar o da çok hoşuma gidiyor.
n Aynı yerde buluşmak da herhalde fikirlerin
biraz çatışması sonucu ortaya çıkıyor diye düşünü- n Eğer kamera icat edilmemiş ve dünyada hiç
yorum. daha önce sahne kurulmamış olsaydı hikâyelerinizi
hepimiz aynı fikirdeyiz değil mi? Tamam. Şimdi oturmuş diye düşündüm.
Evet ama günün sonunda bir karar vermek anlatmak için nasıl bir yol bulurdunuz?
O bir anda sette karar verilmiş bir şeydi,
bu sahneyi iyi yapmakla ilgilenelim. Yoksa
gerekiyor. O karar verilmeden o sahneye İyi soruymuş! Vallahi ben zaten böyle
senaryoda yoktu. Aktan çektiği acı gereği
“aman kendi oyunumu tutayım en azından”
girildiğinde oyuncu kendi bildiğini yapıyor, yapıyordum çocukken. Bir hikâyeye inanıyordum.
arkadaşlarıyla dans ediyor, çok fazla içki tüketiyor
ya da yönetmen tarafında “ben istediğim gibi
yönetmen kendi bildiği oyunu veriyor. Kendi
Kafamdan bir hikâye uyduruyordum ve
sabaha kadar. Hayatta da olur ya çok “cool” şeyler
çekemedim” gibi durumlar oluyor. Bizde öyle bir
bildiği açılarda çekiyor…
arkadaşlarımı buna inandırmaya çalışıyordum.
yaparsın, içersin filan dans edersin ama sonunda
şey olmadı. O yüzden hep huzurla ayrıldım setten.
Hiç kamera da yoktu sahne de. Aslında baktığında
n ”Bize Bi’Şey Olmaz”da bu yaşanmadı sanırım. kendini çok arabesk bir şeyin içinde bulursun.
gerçekte var olmayan bir hikâyeyle bağ
Yaşanmadı kesinlikle. Bence Pınar (Bulut) o Sette de öyle oldu. Ben şarkıyı mırıldanıyordum,
O AN KARAR VERİLEN SAHNE
kurabildiğimde kendimi çok iyi hissediyordum.
gerçekliği güzel bir şekilde yansıtmış sahnelere, Neslihan dedi ki “Böyle bir şey mi yapsa, rakıya
Belki o zamanlar kötü bir histi bu ama şu an...
n Ben onu biraz şuradan da çıkardım. Hakan
mı düşse?” O saatten sonra rakıya geçmiş. Sabah
Neslihan (Yeşilyurt) da öyle. Miray (Daner) ile
Altun’un “Bir Telefon” şarkısını söylüyorsunuz bir
zaten kimyamız çok güzel tuttu. Ve bu birleşim artık saat altı, insanlar mekânı temizliyor... “Hadi n Şu an çalışıyor mu?
sonucu ortaya şu çıktı: Kayda girmeden önce sahnede. Sanki bir defada çekilmiş ve duygusu tam yapalım” dedik bir anda ve girdik, tekte çektik. Çalışıyor, aynen. (Gülüyor)
ebeveynlerin eğitmen rolünü üstlendiğini, kimi sürekli geri bildirimle beslenen bir onu biçimlendiren bir rehber vardır.
Yeteneğin üçüncü adımı:
zaman da okul veya kulüp ortamında profesyonel gelişim yolculuğudur. 4 Tiger Woods, genç
koçların sürece dahil olduğunu gösterir. Önemli Her antrenman belirli bir amaca
yaşta dünyanın en iyi golf
Profesyonelliğe geçiş
olan, çocuğun artık yalnızca içsel motivasyonla hizmet eder. Her hata dikkatle
koçlarıyla çalışarak oyununu
değil, dışsal yönlendirmelerle de gelişmeye analiz edilir. Her ayrıntı defalarca
mükemmelleştirdi.
ve ustalığa ilk adımlar başlamasıdır. işlenerek kusursuzlaşır.
4 Serena Williams, Patrick
4 Mozart, yüzlerce eserini
Mouratoglou gibi deneyimli
GELİŞİMİ BİÇİMLENDİRMEK
TÜBI SAD Başkanı
tekrar tekrar düzenleyerek müzikal
antrenörlerle oyununu yeniden
3
Bu aşamada öğretmen ve koçların niteliği
dehasını keskinleştirdi.
MEHMET ALI TOMBALAK tasarladı.
belirleyici olur. Alanında yetkin, çocuklarla
4 Serena Williams, binlerce
4 Josh Waitzkin, Tai Chi’yi
çalışmaktan keyif alan bir rehber, öğrencinin
servis atışıyla kendini sınadı ve
Grandmaster William C.C.
yaşamında gerçek bir dönüm noktası olabilir.
erakla başlayan ve oyunla
mükemmelliğe yaklaştı.
Chen’den öğrenerek farklı bir ustalık
Destekleyici bir rehberin varlığı, çocuğun
beslenen yolculuk, bir noktada
4 Kobe Bryant, her güne 800
yoluna adım attı.
çalışmalarına düzen kazandırır. Çalışma saatleri
profesyonelleşir. Çocuk artık
isabetli şutla başlayarak disiplinini efsaneye
4 Alperen Şengün, NBA’da mentorlarının
artar, oyun planlı bir rutine dönüşür. Boş
yalnızca oynayan biri değildir.
dönüştürdü.
rehberliğiyle oyun zekâsını derinleştirdi.
zamanlar bile bilinçli pratiğin alanına evrilir.
MYaptığı işte fark yaratmak, daha
4 Tiger Woods, aynı vuruşu saatlerce
Koç, yalnızca teknik bilgi aktaran kişi değildir.
Bu dönemde çocuklar artık “çalışmak zorunda
iyi olmak ister. Bu evre, öğretmen veya koçun
tekrarlayarak sezgiyi refleks haline getirdi.
Geri bildirimlerle gelişimi hızlandıran, hatalardan
devreye girdiği, merağın yön bulduğu ve oyunun oldukları” için değil, çalışmayı sevdikleri için
4 Josh Waitzkin, kaybettiği oyunları analiz
ders çıkarmayı öğreten ve zihinsel dayanıklılığı
yerini planlı çalışmanın aldığı dönemdir. zaman ayırırlar. İçsel motivasyonları, en güçlü
ederek sezgiyi stratejiye dönüştürdü.
besleyen bir yol göstericidir.
Çocuk hâlâ yaptığı işten keyif alır ancak bu itici güç haline gelir. Öğrenme, zorunluluktan
4 Alperen Şengün, NBA’da bire bir antrenmanlarla
Bu aşamada rekabet artık yerel sınırları aşar,
kez eğlenceye amaç eşlik eder. İşte farklılaşma çıkıp tutkuyla sürdürülen bir yolculuğa dönüşür.
eksiklerini parçalara ayırarak kapatıyor.
küresel bir boyuta taşınır. Yolculuk, profesyonel
bu aşamada belirginleşir. Öğretmen veya koç, Psikolog Anders Ericsson’un tanımladığı
USTALIĞIN MİMARLARI bir kimliğe ve disipline dönüşür. Genç yetenek,
çocuğun yeteneğini fark eder. Yaptığı işi takdir, “deliberate practice” (bilinçli pratik), olağanüstü
teşvik eder ve ona yeni ufuklar açar. başarının temel taşıdır. Basit tekrarın ötesine Profesyonelliğe geçişte artık yalnız ilerlemek bilinçli pratik ve doğru rehberlikle ustalığa adım
Araştırmalar, bu dönemde kimi zaman geçen bu süreç odaklanmış, hedefe yönelik ve mümkün değildir. Her büyük ustanın yanında, atar.

