Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
10 EKİM 2021
6
Duygu Sarışın ve Cem Yiğit Üzümoğlu, dün vizyona giren ‘Kin’ ile sinemaseverlerle buluştu
İyileşmeyecek yaralar var
önetmenliğini Türkan Derya’nın üstlendiği
yeni Netflix filmi “Kin” aslında bir Güney
EMRAH
Kore filminin uyarlaması. “The Chronic-
Y
les of Evil” adlı filmden hareketle çekilen KOLUKISA
film bir yanıyla soluk soluğa izlenecek po- Üzümoğlu: “Çocuklukta açılan bir
lisiye bir gerilim, bir yanıyla da şiddetle örülmüş bir in-
yarayı ve bu yaranın iyileşemeyecek
tikam hikâyesi. Yılmaz Erdoğan’ın tecrübeli bir cinayet oluşunu anlatıyor bize film.
Netflix
masası komiserini canlandırdığı filmde Ahmet Mümtaz
Aslında bu yara hem içlerinde
Taylan’ın yanı sıra genç kuşağın dikkat çeken isimlerin- barındırdıkları ‘kin’ hem de bu Türkiye’nin
den Duygu Sarışın ve Cem Yiğit Üzümoğlu da yer alı-
‘kin’e sebep olan yaşanmışlıklar.”
yeni yerli
yor. Filmdeki sürprizleri açık etmemek için fazla ayrın-
filmi “Kin”
tıya girmiyoruz ama her iki oyuncunun da senaryoda ki-
lit öneme sahip olduklarını söyleyebiliriz. Bu vesileyle
bu hafta
Duygu Sarışın ve Cem Yiğit Üzümoğlu ile Cumhuriyet
izleyiciyle
Pazar için uzaktan bir söyleşi yaptık.
buluştu.
u Öncelikle şunu sorayım: Senaryoyu ilk okudu-
ğunuzda tepkiniz ne oldu ve bu rolü neden oyna- Başrolünü
mak istediniz?
Yılmaz
Duygu Sarışın: Açıkçası benim sürecim hızlı geliş-
Erdoğan’ın
ti. Senaryoyu okumadan önce Türkan Hoca anlattı ve
karakteri o kadar hissederek anlattı ki ardından ben se-
üstlendiği
naryoyu hemen okudum. Buraya çok iyi adapte edil-
filmde çok
miş bir uyarlama. Tabii ki Yılmaz Abi’nin de ekleme-
leri ve dil kabiliyetiyle kurduğu matematikle iyi kurgu- önemli
lanmış, uzun zamandır okuduğum en dinamik işti. Ro-
iki rolü
lü oynamak istememin en büyük sebebi ise Gül’ün dün-
canlandıran
yası beni çok etkiledi. Yanardağ gibi bir kadın Gül. Ço-
cukluğunu ıskalamış paramparça büyümüş genç bir ka-
genç
dın. Sistemin dikkatsizliğine uğramış, haksızlığa kur-
oyuncular
ban edilmiş bir ailenin parçası Gül. Bu şekilde büyüdü-
Duygu
ğü için inanılmaz bir öfke var içinde. Tüm karar ve dav-
ranışlarının tetikleyicisi de bu oluyor.
Sarışın ve
Cem Yiğit Üzümoğlu: Senaryoyu ilk okuduğumda
Cem Yiğit
ben de çok beğenmiştim. Yapısı, ritmi ve hikâyesi ol-
dukça sürükleyiciydi. Rolü oynamak istememdeki en
Üzümoğlu
büyük sebeplerden biri de yalnızca kendi oynayacağım
ile söyleştik.
rolün değil herkesin rolünün önemli olmasıydı. Filmin
ismi olan “Kin” aslında benim ve Duygu’nun oynadığı
karakterlerde bedenleşiyordu. Tabii bu da rolü istemem-
deki büyük etkenlerden biriydi.
‘OYUNCULUĞA DAIR HÂLÂ
‘NURI BILGE ILE
GÜL ÇOCUKLUĞUNU ISKALAMIŞ
BIR FIKRIM YOK’ ÇALIŞMAK ISTERIM’
u Filmde her ikinizin de Yılmaz Erdoğan ile olan
ikili sahneleriniz çok dikkat çekici. Onun gibi bir
u Sizi belki de en çok genç Fatih Sul-
nın sonucunda çok fazla emek harcaya-
ustayla oynamak nasıl bir şey?
u “İçerde” ve “Ufak Tefek Cinayetler” gibi diziler-
tan Mehmet rolüyle anımsıyoruz. Fatih rak ortaya çok yönlü bir Fatih yorumu bı-
Cem Yiğit Üzümoğlu: Güven veren, yol gösteren ve
de canlandırdığınız roller çok dikkat çekti ama sizin
gibi tarihsel ve gerçek bir karakteri can-
raktım.
destekleyen biri. Sette ve set dışında bana çok yardım-
sinema deneyiminiz de var. Oyuncu olarak hangisini
landırmak nasıl bir şey? u Oyunculuk sevdası nasıl başladı?
cı oldu. İşin iyi olması, seyirciyle doğru odaklarda bu-
tercih ediyorsunuz, dizi mi film mi? Kriterlerinizi de
Olağanüstü bir deneyimdi ve öyle ol-
Bebeklik ile çocukluk arasındaki yıl-
luşması için çok çaba harcayan bir sanatçı. Tecrübesiy-
anlamak adına soruyorum biraz…
maya da devam ediyor. Biraz şöyle düşü- larda başladı. Uzun süredir bunun üstü-
le, varlığıyla ve yaklaşımıyla hem sizi hem de sahneyi
Apayrı iki alan aslında. Karakterlerin önünü sonunu
nüyorum: Herkesin üstüne bu kadar
ne düşünüp çalıştığım için emin bir şekil-
oynatan bir aktör. Benim için çok önemli ve güzel
bilmek devamlılığı ve boyutlu olması tarafıyla tabii ki
çok konuştuğu, tartıştığı ve uz- de söyleyebiliyorum. Tam olarak olayı an-
bir deneyimdi.
sinema filminin oyuncu olarak daha tatmin edici oldu -
laşamadığı Fatih’e dair ta-
latmayacağım ama “sevda”nın oyuncu-
Duygu Sarışın: Harika bir deneyim ta-
ğunu düşünüyorum.
rihi olarak değil ancak lukla hiçbir ilgisi olmadığını söyleyebili-
bii. Yılmaz Abi’nin bende yeri sadece ti-
u Oyunculuk macerası sizde nasıl başladı peki?
yorumsal bakımdan
rim. Değil o zamanlar, konservatuvar za-
yatrocu kimliğiyle değil... Şair ve ya-
Hedefe nasıl ve ne zaman kilitlendiniz?
benim fikrimin so - manlarında bile bir oyuncunun ne olması
zar kimliğiyle de gıpta ile takip etti-
Bir derdim var ve anlatmak istiyorum, paylaşmak
rulduğu ve dinlen-
gerektiğine dair bir fikrim yoktu, hâlâ yok.
ğim biriydi. Karşılıklı oynamak kıs-
istiyorum diye başladı. Aslında moda tasarım okur-
diği bir proje oldu. Oyunculuğa dair bir bilgim olmadığı için
mına gelince meslektaş olarak ha-
ken oyunculuk sınavına hazırlandım ve 9 Ey-
En nihayetinde eli-
bu “sevda”nın oyunculukla ilgili olmadı-
rika dengeler kuran ve sahne için-
lül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakülte-
mizde çeşitli olgu- ğı da çok açıktı. Sanırım bende sonra-
de oyun imkânı veren dişil bir oyun
si Oyunculuk Bölümü’nü kazandım.
lar olsa dahi Fatih
dan gerçek bir saplantıya dönüşe-
gücü var. Bu da hem karşısındaki-
Onun öncesinde, ablam opera sa-
Sultan Mehmet’in cek olan oyunculuk ilk başlarda
ne oyun alanı açıyor hem de oyunu-
natçısı olduğu için onu sahnede
nasıl oturup kalktı-
mutlu edebilmek, eğlendirebil-
na hayran bırakıyor.
görmekle başlamış olabilir.
ğına, nasıl konuştu- mek, güldürebilmek ve güle-
u Rolünüzün psikolojik yönü
u Çalışmak istediğiniz yö-
ğuna, nasıl yemek ye-
bilmekle ilişkiliydi.
hayli yüklü, nasıl hazırlık yaptınız?
netmenleri sorsam?
diğine, nasıl öfkelendi- u “Evlat” adlı oyunu-
Duygu Sarışın: Başta da dediğim gibi
Cem Yiğit Üzümoğlu
Zor sorular bunlar... Aklıma
ğine ve nasıl yürüdüğü-
nuz çok beğenildi…
çocukluğunu ıskalamış bağlılıkları bağım-
(Tuncay)
ilk gelen Türkiye’den Nuri
ne dair bir bilgimiz yok. Bir “Evlat”, oldukça mo-
lılıkları olan bir karakter Gül. Hazırlık sürecin-
Bilge Ceylan, dünyadan Yor-
oyuncu olarak benim görevim,
dern, sade, teatral ve ger-
de Türkan Hoca ve Yılmaz Abi’yle yaptığımız soh-
gos Lanthimos. Farklı janrlar
okuduğum ve incelediğim onlarca kaynak- çek bir metin. Zeller’in çok
betlerde madde kullanımı etkileri ve intikam planı üze-
denemek istiyorum; absürd,
tan derlediğim bilgileri harmanlayarak
detaylı ve güçlü bir kalemi
rinde durduk. Nelerle mücadele ettiğini, para kazana-
sürreal, gerilim gibi... Keş-
onu ayağa kaldırmaktı. Böylece Fatih Sul- var. Karakterlerini ilmek il-
bilmek için neler yaptığını tartıştık, psikolojik okuma-
ke dediğim isimler de var elbet-
tan Mehmet ben olsam böyle olurdum di-
mek örüyor. Ben de İbrahim
lar yaptım, filmler izledim... Gül’e inandım ben, sanırım
te, Akira Kurosawa, Ingmar Berg-
yebileceğim bir yorum ortaya çıktı. Beğe- Çiçek’in detaylı yönetiminde
temel çıkış inanç oldu bu noktada. En nihayetinde Gül
man gibi... Ama hayatlarımız kesiş-
nilir veya beğenilmez, başarılı bulunur ve-
“Evlat” görevimi layığıyla yerine
Duygu Sarışın
de inancı sayesinde en masum en gerçek haliyle, kendi
medi tabii...
ya bulunmaz, ben çok derin bir araştırma- getirmeye çalışıyorum. (Gül)
kendini var eden haliyle son sahnesinde de karşımıza çı-
kıyor; umarım seyircide de bu yansımayı görürüz.
Ne baskılar ne dört duvar düşünmesini engelleyebildi, bu yıl örgütlü harekete katılışının 100. yılı
Kıvılcımlı için zindanlar üniversite idi
ürkiye sosyalist hare- müniste beş polisin düştü- sonrasında ancak yayımlanabilmiş- tin ilk yıllarında mülkiyet karşıtlığına değer ve-
ketinin büyük teorisye- ğü” dönemlerde, 1929’da tir” diyor Kale. ren Doktor bu nedenle sosyalizm ile İslam arasın-
ni Dr. Hikmet Kıvılcımlı yargılanan Doktor’un al- Edebiyat eleştirisi konusundaki da bir yakınlık var diye vurgular. Asla İslamı öv-
öleli yarım yüz yıl oldu. dığı mahkûmiyet İzmir’de ustalığına da hayranlık duymuşum- me amacı taşımasa da bu değerlendirmesi yüzün-
T Türkiye’nin en “orijinal” yayımlanan Hizmet gazete- dur. Okuma mutluluğuna eriştiğim den Doktor’a “Müslüman Komünist” dendiği de
sosyalistini 11 Ekim 1971’de kaybetmiş- sinde “Dr. Hikmet ise kah- “Edebiyat-ı Cedide’nin Otopsisi” ki- olmuştur. Ben dediğim gibi bu değerlendirmede
tik. Bu sadece ölüm yıldönümü değil, verengi şapkasını giyerek tabını cezaevinde bu edebiyat toplu- pek Doktor gibi düşünenlerden değilim.
2021 yılı aynı zamanda Kıvılcımlı’nın büyük bir soğukkanlılık- luğunun eserlerini okuduktan sonra Bu son derece özgün sosyalist, uluslararası sos-
Komünist Gençler Birliği’ne girerek ör- la ‘Hepimiz, çıkarken Kı- yazmıştır. yalist harekete de mesafeli olmuştur. Daha doğru-
MUSTAFA K.
gütlü harekete katılışının da 100. yılı. zıl bir profesör olarak çıka- Öyle ki Cemil Meriç bile “bir ede- su hep eleştirel kalmıştır. 1971 Nisan ayı sonundan
ERDEMOL
Kıvılcımlı, 69 yıllık ömrünün tam 22 cağız’ demiş ve gülmüştür” biyat eleştirisiyle, bir çağın hastalık- itibaren tuttuğu “Günlük Anılar” başlıklı notlarında
yılını hapishanelerde geçirmiş biriydi. cümleleriyle verilir. Dedi- larının teşhiri” olarak nitelendiriyor yurtdışı “trajedisi”ni anlatır. Uluslararası sosyalist
İnsan her biri birbirinden değerli 100’e ğini yapmıştır da. Bugün bu kitabı. Polemiklerini kırıcı bulur- hareketin desteğini, herkesten fazla hak eden Dok-
yakın kitabı ne ara yazdığına şaşıyor. hemen hemen her çalışma- dum, söyleyeyim. Ama bunu bu mü- tor ne yazık ki bu desteği görememiştir.
Onun Toplumsal Tarih Tezi vardır ki asla atlana- sından sayesinde haberdar olduğumuz kemmel kafanın muhataplarını ken- “Toplum Biçimlerinin Gelişimi” adlı kitabının
maz. Yaşam çizgisi baş döndürücüdür; belki şu ifa- Ahmet Kale, Doktor’un dağarcığında di çapında görememesinden kaynak- önsözünde bu yaklaşımı, dolaylı olarak şöyle an-
desi bu çarpıcılığa örnek olabilir: “İmamın arkasın- 1933 yılında Elazığ Cezaevi’nden çıkarken onlarca lı bir “kusur” olarak değerlendiririm. latır: “Türkiye’mizde özellikle solcu veya sosya-
daki en sadık cemaat iken Kafirun Suresi’nden ma- cilt çeviri, orijinal eserler olduğunu söyler. “On yıl- list hatta koyu Marksist olan kişilerimizin bir güzel
MÜSLÜMAN KOMÜNIST!
teryalizme atladım.” Bu, ömrü boyunca sürecek çi- lık parti yaşamının deneyimleriyle yazdığı ve o za- huyları vardır. Dünyanın yedi iklim dört bucağın-
Bir Marksist olarak son derece mayınlı bir alan
leli mücadelesinin de başlangıç noktasıdır. manki merkez komiteye tartışılması umuduyla sun- da, okyanusun derin diplerinde bir ufacık Batılı dü-
olan din konusuna dalması bugün bile, teorik an-
duğu ‘TKP’nin Eleştirel Tarihi: Yol’ adlı 9 ciltlik şünce işittiler mi yeryüzünün en coşkun heyecanı ile
KIZIL PROFESÖR ÇIKACAĞIZ
lamda, cesaret ister. “Genç kuşağın Doktor’un Din
eseri de bunlardandır. Bu eserler, ‘Genel Düşünce- onu kamuoyuna sunarlar. Batı’daki yazıları Türk-
Özel bir dili vardı ki onu okumayı zorlaştırır bir Tarihinin Materyalizmi”, “İslam Tarihinin Ma-
ler’, ‘Yakın Tarihten Birkaç Madde’, ‘Parti’de Ko- çeye çevirmek için can atarlar. Türkiye’de kendi iç-
üsluptur. Söylemek elbette bana düşmez ama büyük teryalizmi”, “Osmanlı Tarihinin Materyalizmi ile
naklar ve Konuklar’, ‘Parti ve Fraksiyon’, ‘Stra- lerinden biri aynı konuları işlemişse, yüzüne kar-
bir kafa, muhteşem bir entelektüeldi doktor. Kendi Bergsonizm” adlı kitaplarını okumalarını öneri-
teji Planı’, ‘Düşman: Burjuvazi’, ‘Strateji Planı’, şı ‘vallaha bilmem’ derler, ardından katıla katıla de-
adıma ufkuna yetişmem çok zor. rim. Ulaştığı her sonucu benimseyebilmem müm-
‘Müttefik: Köylü’, ‘İhtiyat Kuvvet’, ‘Milliyet: Şark ğilse bıyık altından gülerler.” (Toplum Biçimlerinin
Dik durmak, eğilmemek nedir Doktor’da görüle- kün değilse de müthiş bir analiz zenginliği gö-
ve Legaliteyi İstismar’ başlıklarıyla bölümlenirler. Gelişimi, Sosyal İnsan Yayınları, s.13.)
bilir. Bir eski kuşak komünistin deyimiyle “bir ko- rebilir bu kitaplarda okuyanlar. Özetle İslamiye-
‘Yol’ serisi, yazılışlarından 45 yıl sonra, 1978 ve Büyük sosyaliste 50. ölüm yıldönümde saygı sevgi...
Bİ DÜNYA İNSAN

