18 Mayıs 2026 Pazartesi Türkçe Subscribe Login

Catalog

11 Kasım 2011 Cuma 384 17 Ü D Egemüziğiyle balık LEZZETLi ANKARA ELİF EROL http://lezzetliankara.blogspot.com Ümitköy Balıkçısı’nda özen ve titizlik ön plana çıkıyor mitköy Balıkçısı, 2004 yılında açılan sevimli bir balık restoranı. Kapıdan adımınızı atar atmaz bambaşka bir havayı solumaya başlıyorsunuz. İçerisi ben bir Yunan adasından koptum geldim tarzında samimi döşenmiş. Bembeyaz ve mavi dekorasyonu ve giriş bölümünde yerlere kadar kaplayan cam duvarlarıyla, aydınlık hissi uyandırıyor. Duvarlarda rengarenk balık figürleri. Mekânın camları yazın açılıyor ve püfür püfür hava içeri doluyor. Rakıbalık keyfi Ümitköy Balıkçısı’nda hem a la carte hem de fiks mönü seçeneğiniz var. Balık dışında deniz ürünleri, soğuk ve sıcak meze çeşitleri de bulabiliyorsunuz. İçki servisi de yapılıyor. Canlı müzik yok ancak yemeğinizi yerken ku lağınıza çalınan Yunan müzikleri rakıbalık keyfi için yetiyor. Mönüdeki balıklı mezelerden yemeklere kadar pişirme tekniklerinin öneminin altını çizen işletme müdürü Faruk Şahin Karadeniz’in günlük balıklarının yanı sıra Bodrum’dan getirtilen ahtapot, İzmir’den getirilen yengeç, Çeşme’den getirtilen barbun ile bir seçki sunduklarını söylüyor. Müşteri, balığını seçtikten sonra dilerse açık mutfakta usta şeflerin hazırlıklarını da izleme imkânı buluyor. Özel tarifler Özel pişirme teknikleriyle marine edilerek hazırlanan çiğ ba lıklar ve karideslerin yanı sıra çok sayıda kendine özel tarifi var Ümitköy Balıkçısı’nın kerevit köftesi, acılı balık nüsfet, lagos buğulama bunlardan birkaçı. Mutlaka denemenizi tavsiye edeceğim acılı balık nüsfet kekik, pul biber, safran ve balık baharatı ile harmanlanan balık bonfilesinin buharda pişirildikten sonra fesleğenli, sarımsaklı, baharatlı sosu ile servis ediliyor. Arpacık soğan, çok az da olsa kereviz, defne, mantar, nuskat cevizi rendesi, havuç ile hazırlanan tam bir sağlık takviyesi olan lagos buğulama ve çıtır çıtır kerevit köftesi sizi mekâna müdavim yapacak lezzetlerden bir kaçı. Mekân deniz ürünlerinden oluşan mezeleriyle de iddialı. Portakallı ahtapot, lagos marin, hellim peynirli dil sarma, yengeç sarma, atom, lakerda, balık pastırması balık tutkunlarının vazgeçemediği mezelerin başında geliyor. Çiğ ve füme balıklar, tatları korunarak hazırlanıyor, zeytinyağı ve taze karabiberle servis ediliyor. Diğer yandan Akdeniz yeşillikleri ve kabak çiçeği dolması da mutlaka denenmesi gereken tatlar arasında. Ümitköy Balıkçısı 8.Cadde, No: 73 Galeria sırası, Ümitköy Tel: 236 12 66 67 Tadım Notları Prof. Dr. Ertan ANLI http://tadimnotlari.blogspot.com Şarabın Adı Bağcılıktan da Eski Sedat Alp’in araştırmalarıyla çok iyi betimlediği gibi Hitit kaynakları incelendiğinde Hitit’lerde şarap kenti var ve adı “Wiyanawanda”. Hititçede “wiyana” sözcüğü “şarap” anlamını taşıyor. “Wanda” ise aidiyet eki. Sonrası ise malum. “wiyana” oluyor “wine”. Aslında öyküler birbiriyle çelişmiyor, birbirini tamamlıyor. Daha da önemlisi, Hititler şarap terminolojisini dünyaya ilk kazandıran halk. Hititler’de saray protokolünde bugün “Şarap başı” olarak niteleyebileceğimiz, “Galgestin” olarak bilinen bir unvan var. Yine Hititler, şarap terminolojisini oluşturan ilk topluluk. Çiviyazılı Hitit tabletlerinde şarabın bugün bile olmayan, inanılması güç şarap tanımları yapılmış... Bugün Anadolu şarapçılığı yeniden köklerine dönüyor. Ülkemiz için sevindirici bir gelişme de OIV (Ulusal Bağcılık ve Şarapçılık Ofisi) tarafından her yıl farklı bir ülkede düzenlen “Uluslararası Bağcılık ve Şarapçılık Kongresi”nin 2012 yılında İzmir’de yapılacak olması. Organizasyonun Türkiye ayağında resmi olarak TAPDK (Tütün, Tütün Mamülleri, Alkol ve Alkollü İçkiler Piyasa Düzenleme Üst Kurulu) ev sahibi olarak yer alıyor. Etkinlik, turizm bakımından da çok önemsenmesi gereken bir organizasyon. Türk şarapları son dönemde kendini artık uluslararası düzeyde kanıtlamaya başladı. Bir ay önce İngiliz MSNBCTODAY kanalında yayınlanan “Grape Food and Wine Conbos” programındaki tadımda, baharat, kırmızı meyvelerden oluşan kompleks yapısıyla yer alan “Kavaklıdere Pendore 2009” Öküzgözü”nün övgü alması, “Vinkara Mahzen 2009”un Kanada’da beğenilmesi önemli gelişmeler... Butik şarap üreticilerimizden Vinolus’un 2009 yılında ürettiği bal peteği, tereyağ ve egzotik aromalarla kaplı Chardonnay’i ve Kalecik’te “Tomurcukbağ” tarafından üretilen ve kırmızı meyvelerce zengin yapısını hâlâ koruyan “Trajan Rezereve Kalecik Karası 2009” da son yılların zarif örnekleri. Artık Anadolu şarapları, bütün güçlüklere rağmen dünya arenasına çıkıyor. Bir de her ÖTV artışında ilk kalemde yer almasa, daha da güçlü gelecek. Ne dersiniz, Hititli atalarımız bugünümüzü görseler ne düşünürlerdi? stanbul’da şarapsever dostlarla sohbet ederken, şarap sözcüğünün kökenini tartıştık. Şarap sözcüğünün bağcılıktan öncesine uzandığını söylediğimde çok şaşırdılar, hatta inanamadılar. Bu konuda iki önemli öykü var. Çok tanrılı dinlerden de önce, Hindistan’da düzenlenen Veda ayinlerinde içilen “soma”, sadece sihirli bir içki değil, aynı zamanda güçlü bir tanrıydı. “Aslepias Acida” adındaki kutsal “soma” içkisinin halk arasındaki adı ise “vena”ydı ve Sanskritçe’de “sevgili” anlamına geliyordu. Eski Yunan’da önce “woinos”, sonrasında “oinos”, Latincede “vinum” olarak kullanılmaya başlandı. Buradan da İngilizce ve Almancaya “wine”, Fransızcaya “vin”, İtalyanca ve İspanyolcaya da “vino” olarak geçti. Ancak, işin bizi de ilgilendiren ikinci önemli öykü ise; Avrupa dillerinde kullanılan “şarap” sözcüğün İÖ 1900’lü yıllardan sonra Anadolu’ya gelerek büyük bir uygarlık oluşturan Hititlere uzandığı yönünde. Ünlü Arkeolog Ord. Prof. Dr. İ
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear