Catalog
Publication
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Years
Our Subscribers Can Login And Read Original Page
I Want To Register And Read The Whole Archive
I Want To Buy The Page
17 MAYIS 2026
4
Gözlemci kimliğini buğulu sesiyle birleştiren Elif Onay, kendi kabuğunda
yarattığı o derin ve çok yönlü dünyayı anlattı
Gazetecilik
ve müzik
l Aynı zamanda kültür sanat alanında da
Tülden bir
yazılar yazıyorsunuz. Müziğinizi üretirken
gazetecilik tarafından gelen sorgulamalarla
bir iç savaş veriyor musunuz? Eleştiren iç
sesinizi susturabiliyor musunuz? Bu çok
yönlülük size neler katıyor?
Bir iç savaş var evet, kendimi çok
ORHUN
eleştiriyorum ama bu daha çok üretmeye
yönelik bir motivasyon olarak sonuçlanıyor.
direniş...
ATMIŞ
“Bunu neden yaptım” sorusundan ziyade,
“Bu böyle olabilir” şeklinde kendi zihnimin bu
üretim sürecine verdiği dönüşler arka planda
lgoritmaların, hızın, içerik belki de o güvenli çemberi yaratırken
sıklıkla yankılanıyor. Yapmamak veya hiç
üreticiliğinin görünürlüğe selektifim. Yine de yalnız olduğum anlarda
denemiş olmak beni asıl zorlayan şey olurdu.
şart koşulduğu bir çağda rahatlıyorum ve içe kapanmak yeni fikirlerin
Hatta kendime yönelik en büyük eleştirim her
istediğin veya rahat ettiğin
şekillenebildiği güvenli bir liman gibi. Yalnız
zaman yeteri kadar uğraşmamak oluyor.
A gibi kalabilmek de bir direniş
kaldığım zamanlarda, bir olayın içindeyken Diğer bir taraftan “multidisipliner” olmak
biçimi. Elif Onay da o direnişi gösterenlerden hayatımın her zaman merkezindeydi.
yaşadığım duyguların da dışında kalmaya
“Hayatta bir şeyi seçip sadece ona
biri. Ateş Atilla ve Nurettin Çolak’la ortak çalışıyorum belki. Bu duyguları bir mantık
yoğunlaşmak gerekir” cümlesini daha
çalışmaları “Buhar”ın bir dizide yayınlanıp çerçevesinde ele almaya çalıştığımda,
erken yaşlarda hep duydum ama bir türlü
dijital platformlarda binlerce dinlemeye kısacası iç kabuğumdan kendi duygularımı
içselleştiremedim. Süreci düzlemsel bir çizgi
ulaşmasıyla yakaladığı ivmeyi sözü ve müziği bile iteklemeye çalıştığımda, inişli-çıkışlı ve
olarak görmüyorum, bu yüzden tek bir şapka
kendisine ait “Koş Gecenin Peşinden” ile çelişkili anlatılar üzerinden bu durum şarkılara
takmam gerekiyor gibi hissetmiyorum.
sürdürüyor. Buğulu sesiyle dikkatleri üzerine da yansıyor.
Sanat eğitimi aldığım zamanlarda da birçok
çeken Onay, aynı zamanda kültür sanat
medyumla çalıştım. Resim, fotoğraf, video, ses
DAHA AKIŞKAN VE DENGEDE...
alanında da haberler yapan, yazılar yazan
ve yazı, benim için bir arada birbirini besleyen
bir gazeteci. Biz de Elif Onay’la son şarkısı pratikler oldu. Günün sonunda hepsi gözlem
l Yıllar geçtikçe düşünsel anlamda nasıl
ve üretime bağlanıyor.
aracılığıyla hem müziğini konuştuk hem de
değişimler yaşadığınızı düşünüyorsunuz? Bu
Zihnimin içi çok akışkan, bu nedenle bu
gazeteciliğinin müziğine etkilerini...
müziğinizle de alakalı olabilir, genel hayata
sanatsal süreci düz bir yolda veya sabit
bakış açınızla da.
l Şarkı söylemeye kaç yaşında ve nasıl başla-
bir katı formda var edemiyorum. Kültür-
Elif Onay
En genel değişim hayatta yaşadığım her
dınız? Sonra nasıl devam edip geliştirdiniz? sanat üzerine yazmak beraberinde bu
şeyin benim iyiliğime olacağına inanmak
alandaki insanlarla tanışmayı, daha çok
Bebeklik videolarımdan gördüğüm
üzerine kurulu biraz “delulu” bir mentalitede
“sanat” görmeyi beraberinde getiriyor ve
kadarıyla 2 yaşımdan beri. Televizyonun
yaşamak. Hayatta bazı deneyimlerin,
günün sonunda ortaya çıkardığım üretimi
başında müzik klipleri izleyerek büyümüşüm.
insanların ve rutinlerin akıp gitmesine izin destekliyor.
Kendi anılarımı düşündüğümde de ses
vermek gerekiyor. Çok sert köşelere sahip
kaydeden bir oyuncağım olduğunu
olunca o sert köşeler günün sonunda kendime
hatırlıyorum. O zamanlar 6-7 yaşlarındaydım,
‘İçerik üreticiliği şarkı
larda daha da artacak mı? batıyor. Daha akışkan ve dengede kalmayı
kendi çapımda şarkı yazmaya çalışıyor ve
Evet henüz pek yayınlamasam da İngilizce önceliklendiren bir ruh halini benimsemeyi
o cihaza kaydediyordum. İlkokul zamanları
yazmaktan zor’
de yazıyorum, ilerleyen zamanlarda daha da öğreniyorum. O yüzden kendi zihnimin
konservatuvara gitsem de ortaokula kadar
artmasını istiyorum. bana koyduğu sınırlara karşı da dikkatli
l Sosyal medyayı
kimseye açmadığım bir yönümdü şarkı
olmaya ve değişimi daha kolay kucaklamaya
çok aktif kullanan
ALGORİTMA ÇAĞINDA...
söylemek. Çekingen ve tek çocuk olduğum
çalışıyorum. Zaman ve hayattaki her şey gibi
isimlerden
için kendi dünyamda olmaya alışıktım. l Bugünkü tüketim alışkanlıklarının ya-
ben de var olduğum her saniye değişiyorum, değilsiniz. Bu
Sonra bir şekilde ortaokulda müzik dersinde rattığı beklentiler sizi nasıl etkiliyor? Kendi
görünürlük
bu sürecin tadını çıkarmak da güzel.
bu yönüm ortaya çıktı. Ortaokul mezuniyet şarkılarınızda alternatif müziğin birbirine
zorunluluğu veya
Sanatsal açıdan düşünsel anlamda ise
töreninde şarkı söyledim. Sonra lise zamanı benzeyen melodilerinden kaçınmak için neler
“içerik üreticiliği”
yaratıcı sürecin daha katmanlı bir hale
yapıyorsunuz?
müzikalinde ve birkaç yıl sonu gösterisinde
beklentisi mi daha
geldiğini hissediyorum. Yazılı, görsel veya
Bu kadar görsel-işitsel içeriğin olduğu dijital
sahne aldım. Dürüst olmak gerekirse her
zor sizin için yoksa
müzik bazlı ürettiğim her şeyin birbiriyle
dünyada ürettiğim işin öne çıkması kolay
deneyimde heyecandan titriyordum ama bir şarkı yazmak mı?
bağlantılı olabileceğini görüp, belki bu
değil. Algoritmalar belli trendleri destekliyor,
şekilde içimdeki bir his üstüne gitmem için
Kronik olarak
disiplinlerin bir araya geçtiği alternatif
ama buna rağmen kendi sanatçı kimliğim
beni itekledi. Üniversite sonrası karantina “çevrimiçi” biriyim
potansiyeller üzerine düşünmeye başladım.
ekseninde bir dijital ayak izi bırakmayı önemli aslında... Ama içerik
döneminde bu işi ciddiye alma konusunda
Ve kalıp dışı düşünmek/üretmek o kadar uzak
üretmek kolay değil
buluyorum. Aslında belli bir sound’dan uzak
cesaretlendim, üretmek ve yayınlamak
bir senaryo gibi gelmiyor. Kafamda yatan
çünkü kafamda
durmaya çalışmıyorum. Ne olmasını istiyorum
istedim. Ses nasıl kaydedilir, en kolay şekliyle
potansiyelleri irdeleme isteği her geçen gün yer edinen estetik algıyı aşmak her şeyden zor
sorusu daha ağır basıyor, bu nedenle üretim
prodüksiyon nasıl yapılır, hangi mikrofonu
geliyor. Benim için en sert kalıp bazen kendimi
daha da ağır basmıyor artık.
sürecinde de ortaya çıkan işin içime sinmesini
almam lazım gibi sorularla bir yapboz yapar
sanatçı olarak, görsel olarak nasıl ortaya
önceliklendirmeye başladım.
gibi sıfırdan gelişti süreç. l Neyi daha çok yapabilmeyi dilerdiniz?
koyduğum oluyor. Çok net bir estetik çizgim
l İçe kapanık biri misiniz? Gözlemci olmak Bunu çok net bir kelimeyle tarif etmek zor
var ve bunu tasarlayarak oluşturmadım. Beni
l En çok dinlediğiniz müzisyenler kimler?
müziğinize ne yönden katkı sağlıyor? ama şöyle ki, bazı zamanlar üzerimde bir tül
çeken belli görsel elementler var. Bu çizgiyle
Bu ara sıklıkla James K, yergurl, Rowena
Kendimi bildim bileli böyleyim. gibi beni saran, kimi zaman daha mesafeli uyuşmayan içerikler üretmek zor geliyor,
Fysx ve Tia Gordon dinliyorum. Bu isimlerin
o yüzden içerik üretirken de kendi yolumu
Gözlemlemek hayatımın merkezinde, beni olmama neden olan bir kabuk olduğunu
işleri de ortak bir havuzda kesişiyor. Rüya-
bulmaya çalışıyorum. Asıl soruya gelecek
hem güvende hissettiren hem de besleyen hissediyorum. O kabuk bana ben olmakla
vari atmosferik tonu ve sözlerdeki samimiyeti
olursam “içerik üreticiliği” beklentisi kesinlikle
bir alan. Diğer bir taraftan da kayıtsız ilgili çok şey katıyor, hatta olmasaydı
dinlediğim şarkılarda da arıyorum sanırım,
daha zor, şarkı yazmak kendi akışında gelişen ve
kalamıyorum bir şekilde o gözlemlere karşı, üretemezdim. Bazen onu üstümden atabilmek
bana ilham veriyor. beni rahatlatan meditatif bir süreç.
düşüncelerimi aktarmam gerekiyor. Aslında ya da görmezden gelmek nasıl olurdu diye
l İngilizce sözler/şarkılar ilerleyen zaman- yakın çevreme karşı çok dışa dönük biriyim, düşünüyorum.
Bond olmak veya olamamak
“Söylesene, kendine yalnızken kimliklerini adeta bir kaosa sürükleyen Ian
AY’A SEYAHAT
nasıl tahammül ediyorsun?
Fleming’in “beyaz casusu”, içinde yaşadığı
Kim olduğunu bile bilmiyor
ülkenin tüm karşıtlıklarının arasına sıkışmış
olmalısın.”
bir kimliği yok etmenin eşiğine getiriyor.
“Bait”in (Zoka) açılış
Ancak “Bait”te ilgi çekici olan, ele aldığı
sekansında Bir Bond
bunca meselenin ciddiyeti altında ezilmek
kızının, yeni Bond
bir yana dursun, hem kendisiyle hem de
olmaya hazırlanan
temalarıyla mütemadiyen dalga geçerek
BAŞAK BIÇAK
Shah Latif’e sorduğu
anlatısını şekillendirmesinden kaynaklanıyor.
basakbicak
bu sorunun, Pakistan
@gmail.com Tüm bunların üzerine, eğlence sektörünün
kökenli İngiliz aktör Riz
kimlik politikalarına bakışı ve beyaz
Ahmed’in yaratıcısı ve
olmayan aktörlere yaklaşımı da eklendiğinde
başrol oyuncusu olduğu
“Bait”, hem artık daha sıklıkla duyduğumuz
dizi için önemi büyük. Çünkü bu cümleyle
ötekileştirici politikalara yönelik eğlenceli
seçmeler sırasında bir anda tetiklenen ve
bir yergi hem de ırkçılığı içselleştirmiş bir
repliklerini unutan Shah’ın, yeni Bond olup
karakterin, toplum, aile, inanç ekseninde
dizi, genç bir aktörün kariyeri ve karakteriyle Shah’ın, üzerinde durduğu ve zaten sallantıda
olamayacağından öte günümüz Londra’sında,
bağlantılı olarak eteğindeki taşları her olan zemin tamamen çökmeye başlıyor. Bu nasıl hızlıca çözülebildiğinin bir kanıtı haline
Pakistanlı bir İngiliz olarak aslında kim
bölümde birer birer dökmeye başlıyor. andan itibaren, yeni ve “ilk koyu tenli James geliyor.
olduğu ve nerede konumlandığı sorgulaması,
Bond” olma hayalleri, Pakistanlı olmak,
Kuşkusuz Bond bir sembol ve temsil
bu eğlenceli hicvin özünü teşkil ediyor.
IRKÇILARIN HEDEFİ
Londra’da öteki olmak, Müslüman olmak
ettikleriyle, bugünün dünyasında hâlâ pek
KAHKAHA DOLU BİR SEYİR Nitekim oyuncu seçimlerinin peşi sıra,
gibi, kesesinde taşıdığı pek çok kimliğin
çok göçmen için dil, din, kültür, inanç, sınıf
adı “yeni James Bond” olarak haberlere
Prime Video’da yayınlanan ve zekice
çatışmasına yol açtığı gibi sektördeki
gibi pek çok unsurdan oluşan benlik algısını
düştüğünde bir anda ülke çapında popülarite
kurgulanmış diyalogları ile göz kamaştırıcı
konumu ve yeterince başarılı olamaması gibi
bozguna uğratabilecek bir figür. Riz Ahmed,
kazanan Shah’ın, aynı zamanda ırkçı
performanslarıyla kahkaha dolu bir seyre
problemleriyle de bir tür kimlik bunalımına
bu durumun çok farkında olan ve kendisi de
söylemlerin de hedefi haline gelmesi
dönüşen “Bait”, Riz Ahmed’in otobiyografik
neden oluyor. Şeker Bayramı’nı çevreleyen
bu “ölümcül kimliklerle” mücadele etmiş bir
halihazırda kırılgan yapısını daha da
unsurlar taşıyan yeni komedisi. İngilizlerin
dört günlük sürede, James Bond olmaya
aktör olarak, “beyazlar” için böylesi önemli
zorlamaya başlıyor. Yıllarca kendi topluluğu
pek sevdiği tartışmalardan biri olan “Yeni
“layık olup olmadığı” endişesiyle varoluşsal
bir timsali “alay konusu etmekten” geri
James Bond kim olacak” sorusunu çeperine, içinde “biri” olmaya çalışmış, ailesinin
bir krize sürüklenen Shah, yanında taşıdığı
durmuyor ve ortaya, mizah dozu yüksek bir
koyu tenli Pakistan kökenli bir aktörün gözünde “bir şey” olmak için çabalayan
domuz kafasıyla kurduğu monologlarla da
hikâye çıkıyor. Şöhretin kimliği örseleyen
yeni Bond olma olasılığını da çekirdeğine ve geçmişi, muhtemelen pek çok göçmen
söz konusu krizi derinleştiriyor.
yanları, bazı insanlar için nasıl kolayca
yerleştiren dizi, tüm bunları sürreal öğelerle çocuğu gibi zorbalık ve şiddetle şekillenmiş
YOK OLAN KİMLİK yutabilecekleri bir “zokaya” dönüşür ve bu
harmanlayarak heyecan verici bir öyküleme Shah’ın kariyerindeki en önemli an bir anda
zoka, onları nasıl dönüştürür ve hızlıca yok
büyük bir kabusa dönüşüyor. Ailesinin Kime, nereye, hangi topluluğa ait olduğunu
yaratıyor. Göçmenlerin ülkedeki konumu,
evine atılan domuz başıyla tehdidin salt bilmeyen, yönünü ve yolunu bulamayan eder sorusunun iğneleyici bir yanıtı aynı
özellikle yeni neslin kültürel entegrasyonu,
ırkçılık, İslamofobi gibi pek çok “derdi” olan kendisine yönelik olmadığını fark eden bir karakterin “ötekiliğe” ilişkin tüm zamanda “Bait”. Mutlaka seyredilmeli!
PUANIM: 7/10

