08 Ekim 2026 Perşembe Türkçe Subscribe Login

Catalog

4 EKİM 2026 3 Atatürk ve Kazım Özalp yan yana Atahualpa’dan Srebrenitsa’ya yalan ocuğunuza, kan dökmeyeceğine söz müşterinize, eğer verdi. Kalenin kapıları açıldı, siyasetçiyseniz askerlerin silahları ellerinden Ç vatandaşınıza yalan alındı. Rivayete göre ertesi gün söylemek sizi kısa kale dışında büyük çukurlar vadede rahatlatabilir ancak kazdırdı komutan, gazileri içine uzun vadede sıkıntı yaşatır, koydurdu ve üzerlerini toprakla güvenirliğinizi kaybedersiniz. örttürdü. Bu durumda, kendince PROF. DR. Bu yazıda İnka İmparatoru verdiği sözü tutmuş oluyordu. Atahualpa’dan Srebrenitsa’ya ÜSTÜN Aslında burada bir kandırmaca, yalan konusunu irdelemek yalan söz konusudur. Ancak DÖKMEN muhtemelen çok büyük işlerle istiyorum. Çocuklardan başlayalım. uğraşan komutan, bunca işi arasında insanlara küçük bir beyaz bir ÇOCUĞA YALAN yalan söylediğini düşünmüş olabilir. Toplumda, “Çocukların iyiliği için Küçük kelimesi görecelidir. onlara küçük beyaz yalanlar söylenebilir” SREBRENİTSA’DA YALAN düşüncesi vardır. Bu mantık yanlıştır, İnkalara, Anadolu’daki gazilere ileride ahlaksızlığa uzanacak yolda bir ilk Ulu önderin şiirle ilişkisi yalnızca sevdiği şairleri okumakla sınırlı değildi söylenen yalanın bir benzeri Bosna’da basamaktır. Siz bugün çocuğunuzun iyiliği için beyaz yalan söylerseniz çocuğunuz Srebrenitsa’daki gazilere de söylenmiştir. da büyüdüğünde sizi üzmemek için yalan Yugoslavya iç savaşı sırasında kalabalık bir grup Boşnak savaşçı, aileleriyle söyler. Örneğin üniversiteyi bitiriyor birlikte kendilerini izlemekte olan zannettiğiniz çocuğunuzun alttan dersi vardır, size söylememiştir. Çocuklarınız Sırbistan kuvvetlerinden kaçıyorlardı. Atatürk’ün küçükken ezberledikleri bir kitabı size Srebrenitsa’ya ulaştılar. Şehir Birleşmiş Milletler’in denetimi altındaydı. Birleşmiş ellinci defa okuturlar. Bunun nedeni Milletler’in komutanı Boşnaklara bu dünyanın tutarlı bir yer olduğunu, şehre girebileceklerini ancak silahlarını bilgilerin akşamdan sabaha değişmediğini bırakmaları gerektiğini, kendileri hissetmek içindir. Siz çocuğunuza onu TOLGA tarafından korunacaklarını söyledi. Onlar düşünerek küçük bir yalan söylediğinizde AYDOĞAN manzumeleri da bu komutana güvendiler, silahlarını çocuğunuzun dünyanın tutarlı ve güvenilir bırakıp şehre girdiler. bir yer olduğuna ilişkin inancını sarsmış Az sonra Sırp kuvvetleri geldi. Aynı olursunuz. tatürk’ün edebiya- işaret ettiği hatıra şöyledir: Günümüzde bu şiirin Atatürk’ün ol- komutan onların silahlarını bırakmalarını ta ilgisi Manastır “Daha kurmay yüzbaşıyken İs- duğu konusunda kesin bir yanıt bulun- ATAHUALPA’YA YALAN istemedi, silahlı olarak şehre girdiler. Askeri İdadisi’nde tanbul Vezneciler- mazken bu konu dö- Atahualpa son İnka imparatoruydu. 11 Temmuz 1995’ten itibaren silahlı Ömer Naci’nin et- de sık sık görme- nem basınını da ilgi- Adındaki “ata” kelimesi İnka dilinde ata Sırp birlikleri silahsız Boşnak erkekleri Akisiyle başlar. Anı- ye gittiği arkadaşı lendirir. 1942’de ga- anlamına, “alp” kelimesi ise yine alp, kurşuna dizdi. (Temmuz 1533’te de larında, “Eğer kitabet hocam Alay Evrenoszade Ma- zeteciler Nurettin Ar- savaşçı anlamına geliyordu. Binlerce Atahualpa kandırılarak öldürülmüştü.) Emini Mehmet Asım Efendi imda- hir Bey’in kona- tam ile Hakkı Tarık yıl önce Bering Boğazı’ndan geçerek O Birleşmiş Milletler komutanı dıma yetişmeseydi şair olup çıka- ğında haftanın ba- Us arasında hararet- önce Kuzey Amerika’ya sonra da Güney yargılandı mı, bilmiyorum. Ancak tarih caktım” cümlesiyle şairliğin kıyı- zı geceleri toplanıp li tartışmalar yaşanır. Amerika’ya geçen ön Türkler, dillerinde unutmaz, kahramanları, dürüst insanları sından döndüğünü anlatır. Şair ol- şiir okuduklarını, Şiiri yazan asıl kişinin benzeri pek çok kelime gibi bu kelimeleri da hatırlar, insanları kandıran yalancıları masa da şiirle hep iç içedir; Namık bu arada Mustafa Mustafa Kemal ile ay- de yaşatmışlardı. Kemal’in, Ziya Gökalp’in, Tevfik da hatırlar. Çocuklara küçük beyaz yalan Kemal’in de kendi nı adı taşıyan Anka- Yıl 1927. İspanyollar az sayıda askerle İnka söyleyebilirim diye başlayan yalancı tavır Fikret’in şiirlerine tutkundur. Hatta şiirlerini arkadaşla- Atatürk ralı bir avukat oldu- yurduna ulaştıklarında ateşli silahları dönemin saygın şairlerinden Rıza büyük felaketlere yol açabiliyor. vapurda rına -dikkati çeken ğu ifade edilir. Avukat olduğu için imparatorluk ordusunu Tevfik’e 20 Mart 1903 günü hay- bir içtenlikle- oku- bulunup kendisine bu YAPAY YALAN yendiler, imparator Atahualpa’yı bir odaya ranlığını ifade eden bir de kart gön- duğunu babam an- soru sorulduğunda şii- İnsanın yalancılığının sonu yok. Yapay derir. Gençleri de takip eder; 19 hapsettiler. Ardından da İnkalara eğer latırdı.” ri kendisinin yazdığını savunur. zekâ bugün kendi başına yalan söylemiyor odayı altınla doldururlarsa imparatorlarını Ağustos 1918 günü Fikret’i anma Öte yandan 26 Mayıs 1942 tarihli Ulus MERSİYE GÜFTESİ fakat birileri yapay zekâdan yararlanarak serbest bırakacaklarını söylediler. İnkalar etkinliklerinde Aşiyan’daki kala- gazetesinde dilbilimci İbrahim Nec- başka birilerine yalan söyleyebiliyor. balığın arasında yirmili yaşlarında- Atatürk, 1936’nın kasım ayın- odayı altınla doldurdular fakat işgal mi Dilmen’in bir demecine yer verilir. İnsanlara söylemedikleri sözleri yapay ki İbrahim Alaeddin Gövsa’yı fark da Şükrü Naili Paşa ve Korgene- kuvvetleri sözlerini tutmadılar. 26 Ağustos Dilmen’in anlattığı üzere Mustafa Kemal zekâ ile söyletmek, yapmadıkları eder ve Tanin’deki yazılarını il- ral Ahmet Derviş Paşa’nın ölümü- 1533’te Atahualpa’yı öldürdüler. Bu olay Paşa 1918 yılında Karlsbad’da tedavi- davranışları yapmış gibi göstermek artık giyle okuduğunu dile getirir. Göv- nün ardından büyük bir üzüntü du- bu yazıda sözünü etmek istediğim bilinci de bulunduğu sırada Tevfik Fikret’inkile- mümkün. Bir süre önce rakipleri bir siyasi sa, Anafartalar Kahramanı Musta- yar. Hafız Yaşar Okur’u yanına ça- yalandır. re benzer bir manzumeyi yazmış ve orada liderine söylemediği sözleri yapay zekâ fa Kemal’in gencecik bir yazarı ta- ğırır ve “Söylediklerimi not et” de- okumuştur. Dilmen bu olayı Atatürk’ün GAZİLERE YALAN vasıtasıyla söylettiler. Bu tür bir şeyle kip etmesinden duyduğu mutluluğu dikten sonra bir şiir yazdırır, bes- kendisine anlattığını ifade eder. Çok büyük bir Türk komutan toplum ilk kez karşılaşıyordu, o siyasi ve şaşkınlığı anılarında bizlere ak- telemesini de ister. Yaşar Okur da * Manzumeler şiir gibi estetik kaygı taşımayan Anadolu’da bir şehri kuşatmıştı. Beni liderin kendisi dahil herkes gözlerine, tarır. Atatürk’ün edebiyata düşkün- Atatürk’ün yazdırdığı sözleri to- ve dizelerle bir olayı anlatan türdür. üzdüğü için bu komutanın adını söylemek kulaklarına inanamadı. Sonra yapay lüğünü gösteren en güzel örnek de parlar, mersiye olarak besteler. Ga- - S. Borak - Atatürk ve Edebiyat, Varlık Yayınla- Büyük Taarruz öncesi Akşehir’de- istemiyorum. Rivayete göre kaledekiler zekâ yoluyla bu yalanın söylettirildiği zi, bu mersiyeyi dinledikten son- rı, 1972. eğer kan dökmemeye söz verirse şehri anlaşıldı. Sorun yapay zekâda değil bazı ki karargâhta Reşat Nuri’nin Çalı- - İ.H. Sevük - Atatürk İçin, Kültür Bakanlığı Ya- ra içlenerek “bunu yarın Derviş kuşu eserini okumasıdır. yınları, 1981. teslim edeceklerini belirtiler. Komutan insanlardaydı. Paşa’nın kabrinde de okuyunuz” - Ulus, 10 Kasım 1939. emrini buyurur. Mersiyenin bir bö- ‘TUNA’ ŞİİRİ lümü şöyledir: Atatürk’ün şiirler, manzumeler* “Büyük Türk Ordusu. Musiki Muallim Mektebi yazdığı ve dikte ederek yazdırdı- Büyük bir kahramanını toprağa ğı manzumeler olduğu hatıralar- veriyor. da karşımıza çıkar. Bunlardan biri Ulu Türk milleti. 1932’de İstanbul vali konağındaki Değerli bir evladını toprağa ve- bir baloda geçer. Reşit Galip’in de riyor. tanık olduğu gecede Atatürk, zih- Toprak!/Bu değeri koynuna al- nindeki dizeleri doğaçlama olarak maktan zevk mi duyuyorsun?” İsmail Habip Sevük’e okur. Ardın- Bununla birlikte yine bir baş- dan da “Ben yalnız fikri dikte et- ka hatırada Atatürk’ün dikte ettir- ÇOCUKLARA ŞİİR tirdim. Bunların veznine, kafiyesi- diği bir şiir karşımıza çıkar. Necil ne filan bakma, onları sen bir şek- Atatürk şiir yazdı mı yazmadı mı, Kazım Akses’in bestelediği, libret- le koy” cümlesini kurar. İsmail Ha- tartışması bir kenarda dursun, tosunu Münir Hayri Egeli’nin ka- bip Bey bu vezinsiz, kafiyesiz şiir şiiri ve edebiyatı ne denli sevdiği leme aldığı ilk Türk operaların- taslağını kâğıda döker, Gazi’nin is- bilinmektedir. Ancak şu bir gerçek dan “Bayönder”, 1934’te Anka- tediği gibi bir manzumeye dönüş- ki yazdığını bildiğimiz bir şiiri vardır, ra Halkevi’nde sahnelenirken Mü- türür ve adını da “Tuna Üstündeki hem de çocuklarla! nir Hayri Bey eserin yazımı sıra- Ses” koyar. Tamamladıktan sonra 24 Ekim 1933 günü Atatürk, sında Atatürk’ün kendisini Mar- Vali Muhittin Üstündağ ile birlik- Celal Bayar ile Cebeci’deki Musiki mara Köşkü’ne çağırdığını ve eser- te birkaç kez Dolmabahçe’ye git- Muallim Mektebi’ne gider, sınıftaki deki “Bayönder” şiirini yazdırdığı- se de Gazi’nin meşguliyetinden do- çocuklara, “Şimdi size bir mısra nı anlatır. layı manzumeyi gösterme olanağı söyleyeceğim. Bunun gerisini bulamaz. Sevük bu olayı anlatırken beraberce yazacağız. Meydana ŞİİR YAZDI MI? “Yazılar vakıa benimdir fakat ona çıkan güfteyi hemen besteleyip “Atatürk şiir yazdı mı” sorusu- üflenen nefes onun. Burada yazı- bana söyleyeceksiniz” diyerek sınıfa na en kesin yanıt Prof. Dr. Mela- ya değil Ebedi Şef’in aziz nefesin- seslenir. Ardından da ilk dizeyi verir: hat Özgü’nün 1963’te, Türk Ta- den sinen hatıranın vecdine bakma- “Büyük karakterli Türk, çalışır rih Kurumu bünyesinde yapılan lı” diyecektir. Atatürk’ün yazdırdı- yorulmazsın.” konferanstaki konuşmasıdır. Öz- ğı bu manzume taslağı Faruk Na- Ardından da çocuklar parmak gü, Atatürk’ün yazdığı şiiri ve ga- fiz Çamlıbel’in Cumhuriyetin 10. kaldırarak öneri dizelerini söyler. zeli bulunduğunu, bununla birlikte yılında çıkarmaya başladığı Ana- Hatta bir dizenin bir bölümünü Fransızcadan da şiir çevirisi yaptı- yurt dergisinin ikinci sayısında ya- de Celal Bayar ekler. Şiir kısa ğını belirtir. Özgü, Atatürk’ün yaz- yımlanır. sürede çocuklarla birlikte yazılır dığını iddia ettiği “Kadidi İstib- ve bestelenir. Atatürk böylece GECE TOPLANTILARI dat yahut Kırmızı İzler” isimli şii- çocuklarla bir şiir yazmış olur. Şiir rinin 24 Kasım 1908 tarihli “Şan- Ressam Arif Bedii Kaptan da ba- şöyledir: bası Deniz Çarkçı Üsteğmen Sü- lı Ordu” gazetesinde yayımlandığı- “Büyük karakterli Türk, çalışır nı söyler. Hatta bu şiir 1945 yılının leymaniyeli Bedii Efendi’den duy- yorulmazsın. duğu bir hatırayı paylaşır bizler- kasım ayında Yücel dergisinde de Zekân cihandan büyük, müspet le. Arif Kaptan’ın 1906/1907 yılını yayımlanır. ilme bağlısın. Güzel sanat sevgisi, yüreğine ateştir İmtiyaz Sahibi: 4 EKİM 2026 SAYI: 1904 CUMHURİYET VAKFI adına Türk’ün büyük ülküsü, bu n Yayın Koordinatörü ALEV COŞKUN DENİZ ÜLKÜTEKİN dünyaya güneştir.” Genel Yayın Yönetmeni n Reklam Genel Müdürü Biz de soralım bu güzel hatıranın MİNE ESEN EVSUN SİNEM ALKAN Sorumlu Müdür ardından; dünyada çocuklara bir pazar.dergi@cumhuriyet.com.tr BETÜL BERİŞE bayram armağan eden ve onlarla Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. birlikte şiir yazan başka bir lider var AŞ. Prof. Nurettin Mazhar Öktel Sk. No: 2 34381 Şişli/İstanbul Yenibosna Merkez Mh. 29 Ekim Cd. A1 Apt. No:5/902 Bahçelievler-İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 e-posta: (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat:9 No:81-82) Tel: 0212 454 32 90-0212 454 34 83. mıdır? reklam@cumhuriyet.com.tr Uets: 25999-15079-37611 Dağıtım: Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. Yaygın süreli yayın
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear