28 Ekim 2026 Çarşamba Türkçe Subscribe Login

Catalog

18 EKİM 2026 3 Kurtuluş Savaşı’nın görünmeyen cephesinde telgraf telleri, İstanbul ile Ankara’yı birbirine bağlayan ve isimleri zamanla unutulan kahramanların en güçlü silahlarından biriydi Dil ile illüzyon ayvanlar neokorteksleri olmadığı için işaret dilini kullanırlar. Kod adı zafer H İnsan ise neokorteksi olduğu için sembollere dayanan ustafa Kemal Paşa’ya, “Bu bir dil kullanır. İnsan ve hayvan savaşı nasıl kazandınız” dilleri arasındaki bu temel farklılığın sorusu yönetildiğinde PROF. DR. yanı sıra iki dil türü arasında bir verdiği yanıt nettir: ÜSTÜN benzerlik vardır. Gerek hayvanlar M“Telgraf telleriyle!” Telgraf DÖKMEN gerekse insanlar dillerini kullanarak telleri bu zaferin gizli öznesidir. yalan söyleyebilirler, birilerini Gazi Paşa, 19 Mayıs 1919 günü Samsun’a kandırabilirler. çıktıktan sonra telgraf onun sesi olur. Atmaca gelirse diğer arı kuşlarını haberdar etsin İzmir’in işgalinin protesto edilmesi için diye gözcü bırakılan arı kuşu bazen güzel bir böceğin kolordu komutanlarına, yerel yöneticilere uçtuğunu görünce havada atmaca olmadığı halde sahte telgraf çekerek protesto mitingleri atmaca sinyali verir. Bu sinyali duyan diğer arı kuşları yapılması için çağrıda bulunur. Ayrıca Türk saklanınca da o böceği gözcü arıkuşu yakalar. (Söz milletinin yabancı devlet temsilcilerine ve konusu işlem sahte borsa sinyaline ne kadar benziyor.) Babıali’ye yine telgraf çekmesini, işgalin sona ermesini için çağrıda bulunulmasını DİLLE İLLÜZYONA ÖRNEKLER ister. Bu telgraflar milleti harekete Sembolik dil kullanan insanlar, dillerinin geçirirken Mustafa Kemal Paşa da Harbiye inceliklerinden yararlanarak kelime oyunları yaparak Nezareti’ne 30 daha karmaşık, organize yalanlar söyleyebilirler, hatta Mayıs günü şu illüzyonu bir gösteri, bir sanat haline getirebilirler. dikkat çekici telgrafı İllüzyonistler teknolojideki en son yenilikleri izleyerek gönderir: Ziraat mektebinde mesleklerini icra ederler. Aslında bir illüzyonist “İstanbul’a kandırmaz, onu izleyenler yanlış kanıya kapılırlar. çekilen telgrafların “Zafer” yani Rami 1920 tarihli Akşam gazetesinde bu Bazen bir siyasi parti, bir ülkede “Kadınlara özgürlük tamamen milletin Bey bu istihbarat olay ayrıntılarıyla sayfalara taşınırken sinesinden fışkıran getireceğiz” diye vaatte bulunarak iktidara gelebilir. işleri için Galata’da Rami Bey ailesiyle birlikte Kartal’dan teessüratın birer Aslında özgürlükten kastı kadınları çalıştırmamaktır. Ömer Abit Han’da taşınmak durumunda kalır. Akabinde aksi olduğunu arz Kadınlar işe gitmeyerek 09.00-17.00 mesaisine esir Ankara Telgrafhanesi göstermelik bir büro Anadolu’ya geçmek yerine farklı bir görev eylerim. Bu heyecan olmayarak özgür olacaklardır. Tabii ki bu arada tutar, bilgiler burada üstlenir. Yaklaşık bir yıl boyunca İtalya memleketin en ıssız para da kazanamayacaklardır. Bir başka siyasi parti toplanır, gece yarısı Ankara’ya telgrafla ve Avusturya’da kalarak Türk esirlerin köşesine kadar şamildir, umumidir.” ise erkeklere iş bulma vaadiyle iktidara gelebilir. iletilir. Hukukçu Refik İsmail Kakmacı İstanbul’a dönebilmesini için çalışır. Mustafa Kemal da kendisine yardım eder. Rami Bey Erkeklere nasıl iş bulacaktır? Kadınların çalışmalarını Kurtuluş Savaşı’nın ardından da vatana Paşa, 27 Aralık 1919 geceleri Kartal yakınlarındaki çiftliklerinde yasaklayarak onların işlerini erkeklere verecektir. hizmetlerinden dolayı beyaz kurdeleli günü Ankara’ya perdeleri sıkı sıkıya kapatırken yerdeki gaz Bu örneklerde gizli gündemler söz konusudur, dilin İstiklal Madalyası ile ödüllendirilir. Oğlu geldiğinde Keçiören lambasının ışığında haberleri şifreli olarak inceliklerinden yararlanılarak topluma bir tür illüzyon Hıfzı Bey babasına birçok defa “O günleri yakınlarında, karargâh kaleme alır. Gece yarısından sonra pantolon uygulanmaktadır. anlat yazalım” dese de aldığı yanıt hep aynı olarak seçilen Ziraat kemerinin arkasına gizlediği istihbaratla En büyük siyasi yalanlardan birisini Hitler söylemiş olur: “Biz vatani görevimizi yaptık!” Mektebi’ne yerleşir. kasabaya gider, kendisini bekleyen Kartal halkına, “Size bin yıllık barış vaat ediyorum” demiştir. “Zafer” parolalı o telgrafçı yani Rami Telgrafın önemini telgrafhanesi müdürü ile Ankara’ya bildirir. Yalanın, kandırmacanın böylesi görülmemiştir. Bey kahramanlıklarını anlatmaz. Bize bu bildiği için buranın da İşgal güçlerine hissettirmeden bu kutsal TOLGA Sonuçta 13 yaşına kadar çocukları askere almış, bilgileri oğlu Hıfzı Bey yazdığı kitapta haberleşmeye uygun görevi yerine getirir. ülkesini kaputt (perişan) hale getirmişti. anlatır. O da annesi Melahat Hanım’ın tanık AYDOĞAN hale gelmesini ister. Öte Dilde illüzyona başvurarak yalan söyleyen olduğu, öğrenebildiği TEHLİKELİ GÜNLER yandan baş gösteren siyasetçiler her zaman olumlu bir şey söyleyerek ve anlattığı olaylar isyan hareketlerinin akisleri Ankara’ya Rami Bey’in ikinci ışığında... Rami olumsuz bir sonuç ortaya çıkarırlar. “Size diktatörlük kadar ulaşırken Nutuk’ta bu durumu şöyle görevi de Anadolu’ya Bey, 1944’te vefat vaat ediyorum” diyerek başa geçen hiçbir siyasetçi anlatır: adam kaçırmaktır. Kuvayi ederken anılarını da sonuçta demokrasi getirmez. “Size özgürlük “Karargâhımızla şehir arasında telefon Milliyecileri önce Kartal’a beraberinde götürür. getireceğim, barış getireceğim” diyenler sonuçta esaret, ve telgraf hatlarını kesmeye kadar varan gizlice taşır sonra atlarla Arkasında sadece bir diktatörlük, bölünme, savaş getirirler. Kısacası sopa kuduzca davranışlar karşısında kaldık.” Samandıra’ya naklederek Rami Topuz İstiklal Madalyası vaat eden havuç vermez, havuç vaat eden sonuçta Yani telgrafın ve haberleşmenin önemini Paşabahçeli Şükrü gibi bırakır. O da çok şeyi sopayı çıkarır ortaya. dost da düşman da gayet iyi bilmektedir. yurtseverlere teslim eder. anlatır aslında. Tarihte dilin inceliklerini kullanarak başkalarını Atatürk ayrıca 16 Mart 1920 günü Bu yurtseverler İzmit üzerinden Ankara’ya Rami Bey tıpkı İhsan Pere gibi unutulan aldatanlara çok rastlanır. Rivayet edildiği kadarıyla İstanbul’un işgal haberini gizlice Ankara’ya sevk edilir. bir isimdir. Mustafa Kemal Paşa ile “Zafer” bir tanesi şöyledir: Bir padişah düşmanları tarafından bildiren Manastırlı Hamdi’den Nutuk’ta Ve bir gün Kartal telgrafhanesinden parolasıyla yazışarak İstanbul-Ankara aranan bir kişiyi ülkesinde saklamaktadır. Daha güçlü övgüyle söz eder. çektiği bu telgraflar ortaya çıkar. arası haberleşmeyi sağlayan, Anadolu’ya bir padişah ise saklanan kişiyi ele geçirip öldürmek “Bu hamiyetli ve cesur Manastırlı Hamdi Telgrafhane müdürü tutuklanır. İstanbul- adam kaçıran Rami Bey hepimizin tanıdığı Efendi olmasaydı İstanbul felaketinden kim Ankara arası bu gizli haberleşme ağı istemektedir. Saklayan, “Söz konusu kişi benim gazeteci Hıfzı Topuz’un da babasıdır. bilir haber almak için ne kadar bekleyip kesilmek zorunda kalır. Rami Bey’in ülkemde değil, bu konuda yemin edebilirim” der. Belli Kimbilir Rami Bey gibi kahramanlıklarını duracaktık. Kendisine borçlu olduğum işin içinde olduğunu telgrafhane müdürü günde ve saatte güçlü padişah adamlarını gönderir, anlatmayı “övünmek” sayan ve bu nedenle teşekkürü burada alenen ifade etmeyi milli söylemez ancak bir Rum çetesi kuşkulanır. saklayan padişah ise Kuran’a el basarak o kişinin ülkesi “Biz vatani görevimizi yaptık” diyerek ve vatani vazifelerimden sayarım” Rami Bey’in çiftliğini basar. Rami Bey toprakları üzerinde olmadığını söyler. Halbuki saklanan susmayı yeğleyen ne çok kahramanımız Hamdi Bey’in ardında ise yakın döneme ve ailesi olay yerine gelen Türklerin kişi o sırada onun ülkesindedir ancak bir hamaktadır. vardır. Ruhları şad olsun. kadar unutulmuş olan bir kahraman yardımıyla ölümden kurtulur. 18 Aralık Yani fiziksel olarak onun topraklarına basmamaktadır. vardır: İstanbul Merkez Telgrafhanesi Burada dilin inceliğinden yararlanılmakta, yalan Baş Memuru İhsan Pere. Halil söylenmektedir. Gençliğinde Şah İsmail’in de bu Özcan’ın izini sürerek kitaplaştırdığı şekilde hamağa konduğu rivayet edilir. İhsan Pere, İngilizlerin işgali altındaki Osmanlı topraklarına giren bir büyük komutan telgrafhanenin bodrumunda kurduğu Sivas’ı kuşatır, şehirdeki askerler eğer kan dökmezse haberleşme sistemi ile Ankara’yla şehri teslim edeceklerini bildirirler. Komutan da kan irtibatı sağlayan ve sağlatan kişidir. dökmeyeceği konusunda söz verir. Şehir silahlarını bırakıp teslim olur. Ancak ertesi gün komutan büyük BİR BAŞKA KAHRAMAN çukurlar açtırıp gazileri içine koydurur ve üzerlerine Telgrafın ardında birçok kahraman toprak attırır. Böylece kan dökmemiş olur. Burada da vardır. Onlardan biri de “Atatürk’ün kelime oyununa baş vurularak yalan söylenmesi söz Bütün Eserleri”nin yedinci cildinde konusudur. (Bunun bir iftira olmasını diliyorum.) karşımıza çıkar. Sözü edilen eserde Yalanla kandırma konusunda bir zamanlar Avrupa’da “Nuh” isimli kişiden “Zafer” isimli ortaya çıkmış “kauizm” isimli bir yaklaşım vardı. kişiye 3 Nisan 1920 tarihinde (Bu kelime muhtemelen Arapça “kizb” kelimesine gönderilen bir telgraf yer alır. “Nuh” dayanmaktadır.) Kauizm’de Tanrı’ya karşı yalan telgrafta “Yüce mebuslara acele duyurulmak üzere yazılan aşağıdaki söylenmemek esastı. Diyelim ki bir Cizvit papazına bildirinin çok güvenilir şekilde Cizvit olup olmadığını sordular. Eğer Cizvit olduğunu ulaştırılması, İstanbul’da yayılmasına söylerse öldürecekler. Papaz yalan söylemeden hayatını çalışılması ve sonucun bildirilmesi nasıl kurtarabilir? Yüksek sesle “Hayır, değilim” rica olunur” diye yazılır. Ardından da derdi. Ancak bu sırada içinden bu iki kelime arasında bildiride Meclisi Mebusan üyelerinin “Marangoz” derdi. Karşısındaki kişi hayır değimlimi reisi Celalettin Arif Bey’in ağzından, duyardı, ama Tanrı hayır marangoz değilim cümlesini “Meclisi Mebusan’ın özgür bir duyardı. Bu şekilde Tanrı’ya yalan söylememiş biçimde görev yapmasını imkânsız olurdu. Burada da bir tür illüzyona baş vurulmuş gördüğümden hemen Anadolu’ya olurdu. Aslında kauizmde kişilerin kendi kendilerini sığınmak zorunda kaldım. Yüce kandırmaları söz konusudur. Kauizm kapsamında mebusları da Ankara’da vazife yalan söyleyen kişi adeta kendi kendisine illüzyon yapmaya davet ediyorum” cümlesine yapmaktadır. yer verilir. Belli alışkanlıklarını değiştirmek isteyen bazı Bu telgrafın ardından 11 Nisan kişiler bunda başarılı olurlar. Ancak bazıları ise kendi günü de Meclisi Mebusan kapatılır. kendilerini kandırmakla kalırlar. “Sigarayı kesin Telgrafta sözü edilen “Nuh” Mustafa bırakacağım, kesin zayıflayacağım” diye yola çıkan Kemal Paşa’dır. “Zafer” ise İstanbul- bazıları bu kararlarını pek çok kez tekrarladıkları Ankara arasındaki haberleşmeyi halde kendilerine söz geçiremezler, sonuçta istemeden sağlayan “Rami Bey” adında bir kendilerini kandırmış olurlar. kişidir. Yunus Nadi’nin “Ankara’nın İlk Günleri” kitabında da “Zafer” parolalı İmtiyaz Sahibi: 18 EKİM 2026 SAYI: 1906 bu kişiden söz edilir ve Yunus Nadi CUMHURİYET VAKFI adına n Yayın Koordinatörü şöyle anlatır: ALEV COŞKUN DENİZ ÜLKÜTEKİN “İstanbul ile gece yarısından sonra Genel Yayın Yönetmeni n Reklam Genel Müdürü MİNE ESEN EVSUN SİNEM ALKAN o zaman ‘Zafer’ parolasını taşıyan, Sorumlu Müdür pazar.dergi@cumhuriyet.com.tr hâlâ kim olduğunu bilmediğim bir BETÜL BERİŞE Reklam Yönetimi: Yenigün Haber Ajansı Basın ve Yayıncılık Baskı: İleri Basım Mat. Amb. Reklam Tanıtım Yayın ve Teknik Hiz. Tic. A.Ş. telgrafçıdan haberler alıyor ve onun AŞ. Yeşilce Mah. Emektar Sk. No-7/A, Kağıthane/İstanbul Yenibosna Merkez Mh. 29 Ekim Cd. A1 Apt. No:5/902 Bahçelievler-İstanbul Tel: (0212) 343 72 74 (20 hat) Faks: (0212) 251 98 68 (Vizyonpark 2. Plaza B-1 Blok Kat:9 No:81-82) Tel: 0212 454 32 90-0212 454 34 83. aracılığıyla İstanbul’a istediğimiz e-posta: reklam@cumhuriyet.com.tr Uets: 25999-15079-37611 Dağıtım: Turkuvaz Dağıtım Pazarlama A.Ş. Yaygın süreli yayın haberleri veriyorduk”.
Subscribe Login
Home Subscription Packages Publications Help Contact Türkçe
x
Find from the following publications
Select all
|
Clear all
Find articles published in the following date range
Find articles containing words via the following methods
and and
and and
Clear