24 Nisan 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
BASINA VE KAMUOYUNA YENİDEN ATATÜRK CUMHURİYETİ MANİFESTOSU (3) Atatürkçü Düşünce Derneği olarak; demokratik kitle örgütlerimiz ve siyaset kurumumuzun da dikkate alması dileğiyle milletimize seslenerek ilkini 23 Nisan 2022’de, ikincisini 23 Nisan 2023’de yayınladığımız “Yeniden Atatürk Cumhuriyeti Manifestosu” nu son gelişmeler bağlamında bu yıl tekrar yayınlamamız gerektiğini düşündük. Arz ederiz. Aziz Türk Milleti! Yaşadığımız toprakları vatan yapan Atatürk ve Kemalist Devrimciler, akıl ve bilimden Sözleşmesi’ne dönülmeli, “çocuk” ile “gelin” ve “işçi” sözcüklerinin birlikte kullanılması koptuğu için çökmekte olduğunu gördükleri, cepheden cepheye koşarak kurtarmaya ayıbı tarihe gömülmelidir. çalıştıkları, yıkılışını tarifsiz acılarla izlemek zorunda kaldıkları devletlerinin enkazı Sanat ve Bilim; özgürlüğü sınırsız olmalı, uygar toplum olmanın, toplumsal gelişimin üzerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yoktan var ederken hamuruna bir maya kattılar. ve kalkınmanın itici gücünün bilim ve sanat olduğu unutulmamalı, sanatçı ve bilim Devletimizi ayakta tutan o mayanın adı namus ‘tu, eksilmesine izin verilmemelidir. insanı el üstünde tutulmalıdır. Bölgemiz kana bulanır, rejimler ve sınırlar değiştirilip haritalar yeniden çizilir, dünya İstihdam yaratamayan, sosyal güvenlik sistemini çökerten, sürekli cari açık ve işsiz tek kutupluluktan çok kutupluluğa evrilme sancıları çekerken ülke olarak bütün kalmak üreten, dışa bağımlı, emekçisini, emeklisini süründüren, bir avuç mutlu azınlığa ve ve barış içinde yaşamak için bütün ilke, eser ve politikalarıyla dünyaya örnek olmuş faiz lobilerine hizmet eden “Serbest Piyasa Ekonomisi” adıyla pazarlanan “Neoliberal Atatürk Cumhuriyeti’nin en doğru yol, Kemalizm’in en şaşmaz pusula, laik üniter ulus Soygun Düzeni” ne derhal son verilmeli, üretimsizliğin sebep, faiz, enflasyon, işsizlik devlet yapımızın, dil birliğimizin, millet tanımımızın ve bölünmez bütünlüğümüzün de ve açlığın netice olduğu gerçeği unutulmamalı, yüksek teknolojili ürün üretme ve 4 en vazgeçilmez esaslar olduğu herhalde artık herkes tarafından anlaşılmış olmalıdır. Denge Teorisi (Bütçe, Üretim-Tüketim, Dış Ticaret ve Kamu-Özel Sektör Dengeleri) Atatürk Cumhuriyeti; aydınlanma devrimleriyle ulusuna çağ atlatan bir eğitim, kültür esaslı “Kemalist Karma Üretim Ekonomisi” yeniden devletimizin temel ekonomi ve kadın devrimi, sanat ve bilim özgürleşmesi, bütüncül bir uygarlık projesidir, bir Türk politikası olmalıdır. Rönesansı’ dır, değeri bilinmelidir. Anadolu’ nun on binlerce yıllık kültürü ile bütünleşen DPT (Devlet Planlama Teşkilatı) yeniden devreye sokulmalı, akılcı planlama ve Cumhuriyet kültürü en değerli kazanımımızdır, titizlikle korunmalı, geliştirilmelidir. gerçekçi teşvik politikaları ile kamu ve özel tüm güçlerin katılacağı bir üretim seferberliği Laiklik; demokrasinin olmazsa olmazı, aklın özgürleşmesi, yurttaşın “fikri hür, başlatılmalı, kooperatifçilik ihya edilmelidir. irfanı hür, vicdanı hür” birey olmasıdır. Tarihten ders alınmalı, tarikat, cemaat adlı Çalışma Yaşamı; işsizliğin ücretleri baskılamasına ve emeğin sermayenin kâr emperyalizm taşeronu dinci-gerici yapılanmalar için yasalar uygulanmalı, bunların hırsına kurban edilmesine izin verilmeksizin üretim eksenli emek -sermaye birlikteliği dernek ve vakıflarına kamuda alan açılmamalıdır. sağlanarak geliştirilmeli, kredilendirme ve teşvik uygulamalarında tercihler gerçekçi Bilinmelidir ki, devlet taş binalardan değil, görevli yurttaşlardan oluşur, o yurttaşlar laik olmalı, sınıf sendikacılığı güçlendirilmeli, “Sigortasız İşçi” ve “vergisiz kazanç” gibi bireyler ise laiktir. Ve laiklik; 103 yıldır gölgesinde güvenle yaşadığımız Cumhuriyet kavramlar yok edilmelidir. Kubbemiz ’in kilit taşıdır, dokunulmamalıdır. Çağımız bilişim, sanayi 5.0 ve yapay zeka çağıdır, kaçırılmamalı, yatırımlarda bu Yargı; ulusal egemenliğin ve bağımsızlığın temel unsurudur. Mutlaka bağımsız ve alanlara öncelik verilmelidir. mutlaka anayasal düzenden yana taraf olmalıdır. Yargı yetkisi bağımsız mahkemeler Tarım ve Hayvancılık desteklenmeli, en zor koşullarda kendini doyuran 7 ülkeden biri tarafından millet adına kullanılır ve hiçbir koşulda başka bir otoriteye devredilemez. olmamızı sağlayan çiftçimizi toprağından koparan uygulamalar terk edilmeli, kamuya Yargı erki bağımsızlığını yitirir, iktidarların veya paralel yapılanmaların güdümüne ait Tohum Islah İstasyonları ve Tarım Üretim Çiftlikleri ile diğer üretim tesisleri yeniden girer, talimat ve baskılarla hüküm kurarsa, demokrasi ortadan kalkar, seçimler faaliyete geçirilmelidir. anlamsızlaşır, ekonomi kriz bağımlısı olur, toplum yozlaşır, “ahlak ölür, millet bölünür, Nüfus ve insan kaynağı planlaması ihmal edilmemeli, eğitimsiz kalabalıkların iş mülkün (devletin) temeli adalet çöker, devlet yıkılır!” (Fatih Sultan Mehmet) Nazi gücüne ve üretime katılamayacaklarından topluma yük olacağı bilinmelidir. Almanya’sından Mussolini İtalya’sına tarihte örneği çoktur, ibret alınmalıdır. Mülteci, sığınmacı ya da ensar kılıflarıyla meşrulaştırılmaya çalışılan ve milyonlarla Ulusumuz; 1961 Anayasası’nı esas alan bir “Demokratik Anayasa” ya ve “Hukukun ifade edilen yabancılar sorununun, demografik yapımızı tarumar ederek iç çatışma Üstünlüğü” ile “Kuvvetler Ayrılığı” ilkelerine tam bağlı gerçek bir Hukuk Devleti’ ne çıkarma amaçlı ve ırkçılık suçlamaları ile örtülemeyecek kadar ciddi yeni bir emperyal kavuşturulmalıdır. saldırı olduğu görülmeli, gelenler uygun yol ve yöntemlerle ülkelerine gönderilmelidir. Para; ilk çağlardan beri bir diğer ulusal egemenlik ve bağımsızlık unsurudur. Üretimden Ordumuz; siyasetin etkisinden soyutlanmalı, komuta bütünlüğü yeniden sağlanmalı, kopmuş, hukuk güvencesini yitirmiş, nepotizme, yolsuzluğa, rüşvete ve israfa batmış kendi sağlık, eğitim, yargı ve terfi sitemlerine sahip kılınmalı, paramiliter yapılanmalar devletlerin parası pul, yurttaşı kul olur. Üretim artırılmalı, az kazananın az, çok dağıtılmalı, bireysel silahlanma çılgınlığı önlenmeli, NATO kolordu ve üsleriyle ulusal kazananın çok ödeyeceği, dolaylı vergilerin değil gerçek vergilerin esas olacağı adil bir egemenliğimizin ve Montrö’nün aşındırılmasına izin verilmemeli, “Parti Ordusu” gibi vergi sistemi kurulmalı, kayıt dışı ekonomi önlenmeli, gelir dağılımı adaleti sağlanmalı, kabulü olanaksız algılar kırılmalı, halkımızın bütün güvenlik güçlerimize tereddütsüz imar ve vergi afları gibi haksızlıklar son bulmalı, kamu maliyesi naslar ya da kerameti güveneceği bir düzen kurulmalıdır. kendinden menkul saplantılarla değil, akıl ve bilimle yönetilmelidir. Basın; Atatürk’ün “Basın hürriyetinden doğan mahzurların giderilme vasıtası, yine Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye halkına Türk milleti denir” basın hürriyetidir.” sözü ışığında özgür, bağımsız ve tarafsız olmalı, basın organları tanımı doğrultusunda ulus olma bilincimiz ve ulusal birliğimiz güçlendirilmeli, Türklüğü sahiplerinin tek işlerinin basın olması sağlanmalı, iktidar medyası yaratma yanlışından anayasadan çıkarma sapkınlığının dillendirilmesine dahi izin verilmemelidir. uzak durulmalıdır. Emperyalizmin “böl-yönet!” taktiği enstrümanı mikromilliyetçilik ve mezhepçilik Siyasi Partiler ve Seçim Yasaları mutlaka demokratikleştirilmeli, lider sultası ortadan tuzaklarına düşülmemeli, müellifi kendini sömürge valisi sanan pedofiller ve devlete kaldırılmalı, her türlü aday belirlemede ön seçim tek kural olmalı, örgütlü toplum isyan etmiş bebek katili hainler olan “çok dilli, çok uluslu, çok hukuklu, teokratik olmanın önündeki tüm engeller kaldırılmalı, tırnak boyası, seçim kurulları ve seçmen temelli federasyon” talebi hadsizliklere hak ettiği yanıt verilmelidir. kütükleri dahil seçim güvenliği tartışılır olmaktan çıkartılmalı, propaganda eşitliği ile Dış Politika; “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi ve bölge merkezli karşılıklılık esaslı, her türlü seçim harcamalarının ve siyasetin finansmanının denetimi sağlanmalı, siyasi büyük devletlerle dengeli ve onurlu ilişkiler temelli Kemalist anlayışla yürütülmelidir. etik yasası mutlaka çıkarılmalıdır. Atatürk’ün; Balkan Antantı, Sadabat Paktı ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ni Ulaşım; demir ve deniz yolları öncelikli olarak geliştirilmeli, enerji ve diğer stratejik gerçekleştiren, Hatay’ı anavatana katan akılcı politikaları ile SSCB (Rusya), Orta Doğu alanlardaki dışa bağımlılığımız en aza indirilmeli, özelleştirilen stratejik tesisler ve Avrupa ilişkilerindeki prensipleri hep akılda tutulmalı, uluslararası antlaşmalarda ve devletleştirilmelidir. büyük devletler siyasetinde bağımsızlığımızı zedeleyecek adımlardan kaçınılmalıdır. Lantan ve lütesyumdan skandiyum ve itriyuma kadar toplam 17 elementten oluşan, BOP, 21. yüzyıl Sevr’idir. Bu projeyle bölgemizi perişan eden ve son olarak İran’a yüksek teknoloji, savunma sanayii ve yeşil enerji dönüşümünde yaşamsal rol oynayan saldıran ABD’nin harita ile sabit nihai hedefinin ülkemizi bölmek olduğu görülmeli, Nadir Toprak Elementlerimiz (NTE) ve bor, toryum, lityum, nikel, kobalt gibi kritik önlem alınmalıdır. minerallerimiz başta olmak üzere sularımız ve ormanlarımız, dahil Beylikova’dan Cumhuriyetimiz antiemperyalist ve tam bağımsızlıkçı kuruluş ayarlarına dönmeli, Bigadiç’e, Akbelen’den Kaz Dağları’na, Salda’dan Ergene’ye tüm yeraltı ve yer üstü yeniden “kimsesizlerin kimsesi” olmalı, Türkiye Türkiye’den yönetilmelidir. kaynaklarımıza, sahip çıkılmalı, son 20 yılda 386 bin gibi inanılmaz bir sayıya ulaşan TBMM’ye neden Gazi Meclis denildiği, devletimizin “Meclis Hükümeti” esası ile maden ruhsatları gözden geçirilmeli, vatanımız çok uluslu şirketlerin talanından kurulduğu, meclisin milli iradenin tecelligâhı olduğu hatırlanarak Tek Adam düzeni terk edilmeli, tekrar meclis merkezli bir yönetim sistemi kurulmalıdır. korunmalıdır. Eğitim; yeniden laik, bilimsel, kamucu ve ücretsiz olmalı, 4+4+4 yanlışından Çalışma yaşamından banka ve sigorta sistemine, turizmden spora, emekli ve dönülmeli, temel eğitimin kesintisiz 12 yıl olması sağlanmalı, köy okulları açılmalı, yaşlılarımızdan engelli yurttaşlarımıza her alanda uygulanacak akılcı politikalarla çocuklarımız dünya çocukları ile yarışabilecekleri bilimsel bilgi ile donatılmalı, müfredat halkımızın barış, huzur ve güven içinde yaşayacağı bir düzen kurulmalıdır. hurafe ve dogmalardan arındırılmalı, okullarımız tarikat ve cemaat adlı dinci-gerici Türkiye; sınırlarını ve “Mavi Vatan”ını koruyamayan, 20 adasındaki Yunan işgalini yapılanmaların cirit attığı kurumlar olmaktan kurtarılmalı, Tevhid-i Tedrisat (Öğretim tepkisiz seyreden, tescilli rüşvetçilerce temsil edilen, saraylarda itibar arayan, yöneticileri Birliği) yasası ödünsüz uygulanmalı, öğretmen yeniden hak ettiği saygınlığa ve yaşam kapılarda bekletilen, terör örgütleri ile pazarlık yapan ve meşruiyet verme hadsizlikleri düzeyine kavuşturulmalıdır. ile karşı karşıya bırakılan bir ülke olarak anılmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti büyük Üniversitelerimizin bilimsel ve idari özerkliğe sahip irfan yuvaları olacağı bir üniversite doğmuştur, onurlu insanlar ülkesidir, büyüklüğüne ve insanına layık yönetilmelidir. reformu ivedilikle yapılmalı, akademik unvanlar bilimsel yeterlik ve liyakat esasıyla Ulusumuz bunların tamamını yüz yıl önce yaptı, namus ve liyakatle yöneten doğru verilmeli, ara eleman yetiştirecek meslek okulları Köy Enstitüleri modeliyle hayata kadrolarla, akıl ve bilim rehberli doğru yol haritası ile bugün de yapacak güçtedir, geçirilmeli, gençlerimiz geleceklerini yurt dışında arama utancından kurtarılmalıdır. milletimize güveniyoruz! Sağlık; sosyal devletin temel görevlerinden biridir. Hastayı müşteri, hastaneyi Dünyanın en bereketli topraklarında, dünyanın en fedakâr ve en çalışkan milletini ticarethane olarak tanımlayan, sağlık emekçisinin emeğini sömüren, halk sağlığını açlığa mahkûm eden bu düzen değişmelidir! vahşi kapitalizmin çok uluslu şirketlerinin talanına terk eden neoliberal sağlık politikalarına son verilmeli, Cumhuriyetin “Koruyucu Tıp öncelikli Toplumsal Kamucu Biz Atatürkçü Düşünce Derneği üyeleri ve milletimizin büyük çoğunluğunu oluşturan Sağlık Sistemi” yeniden kurulmalı, ilaç, aşı ve tıbbi malzeme üretimi yerli kaynaklara Mustafa Kemal’in Askerleri; bilgili olacağız, cesur olacağız, kararlı olacağız, çok dayandırılmalıdır. çalışacağız ve Yeniden Atatürk Cumhuriyeti’ne mutlaka ulaşacağız, söz veriyoruz! Kadının; insan olarak eşitliği kâğıt üzerinde bırakılmamalı, çalışma hayatının ve sosyal Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun! yaşamın içinde olması sağlanmalı, medyadan sokağa, iş yerine ve eve kadar kadına Saygılarımızla. ve çocuğa yönelik şiddet ve istismarın her türü sözlüklerimizden çıkarılmalı, İstanbul ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ GENEL MERKEZİ
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle