24 Nisan 2026 Cuma English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
20 NİSAN 2026 PAZARTESİ KÜLTÜR 11 İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın düzenlediği etkinlikten dikkat çeken filmler... Festivalden 3+1... İşte insan oplumsal çürüme giderek ürkiye’nin ve toplumsal dağılmaya dönüşmeye İstanbul’un en Tbaşladı. İçimizi dağlayan, kanımızı ‘İYİ ERKEK YOK’ Tönemli, en köklü donduran son katliamlar bir tokat film festivallerinden birisi İRAN doğumlu Afgan ve aynı zamanda komedi. gibi çarptı suratımıza. Çürümenin başlangıcında da kuşaklararası değer yönetmen Şahrbanoo Kabil TV’de çalışan Naru, İstanbul Film Festivali aktarımı sistemlerinin altüst edilmesi Sadat’ın üçüncü uzun boşanma sürecindeyken (İFF). Her büyük festival yatıyor. metraj filmi “İyi Erkek erkek egemen çevrede gibi İFF’nin de tartışma Yok”, festivalin en dikkat ayakta kalmaya çalışır. ‘Mavi Anadolu’ tutuklaması yarattığı konular dün çekici filmlerindendi. Birlikte çalıştığı gazeteci Darbe günleriydi. 1971 yılının haziran olduğu gibi bugün de oldu, Hem yöneten hem de Qodrat ile kötü başlayan ayında gözaltına alınmıştım, temmuza olmaya da devam edecektir. geldiğimizde hâlâ Sansaryan Han’ın oynayan Sadat, filminde ancak ilerleyen süreçte Her ne olursa olsun Altın en üst katında tutuluyordum. Seçkin Taliban’ın dönüşünden aşka evrilen ilişki, “İyi erkek Cılızoğlu (Selvi) ile birlikteydik. Bizi Portakal, Altın Koza, hemen önce Kabil’de geçen, var mı, yok mu?” sorusuna ‘Ölü Köpekler Isırmaz’ tuttukları kattaki masaların üzerinde Ankara Film Festivali ve otobiyografik unsurlarıyla yanıt arıyor: “Umut var” yatıp uyuyorduk. Bir gece silahlı timler İFF, oluşturdukları özgül da öne çıkan, romantik dram dedirtiyor. Azra Erhat’ı alıp getirdiler. Tepeden “Ölü Köpekler Isırmaz”da, Sanatlar Üniversitesi’nde ağırlıkları tırnağa silahlanmış vurucu timler memleketi Adana’da, fotoğraf eğitimi alan ve tarafından kapısı kırılıp yatağından apar ile sinema Avrupa’nın çöplerinin analog fotoğrafla uğraşan topar kaldırılacak kadar büyük bir tehlike dünyasına çok yarattığı çevre kirliliğini, Aslı (Manolya Maya) ve onun olarak görülmüş o zarif kadın, şaşkınlık önemli değerler içindeydi. Arada bir dalgınlaşıyor, sömürüyü kadrajına alıyor. birlikte yaşadığı arkadaşı kazandırdı. “Ah, piyanonun üzerinde dolaşmaya MEHMET S. Türkiye’de son yıllarda (Ekremcan Arslandağ) alışmış o narin parmaklar, o narin eller Yarattığı AMAN yükselen çete düzenini çevresinde şekilleniyor kelepçelendi ha...” diye hayıflanıyordu. tartışmalar kadar, Bir leitmotif gibi yinelenen bu sözlerin de senaryosuna ekliyor. ve şu sorular izleyenlerin çıkardıkları değerler de manasını bir müddet sonra, yeni Yoksul iki arkadaşın (Kemal zihninde beliriyor: “Sanat izlenesi, takip edilesi. getirilenlerle birlikte anladım: Sabahattin Burak Alper, Burak Can eseri nedir?”, “Bir şeyi sanat Eyüboğlu ve ölene kadar piyanosunun Bu yıl, İstanbul Kültür Doğan) sermaye ve iktidarın ‘İyi Erkek Yok’ eseri kılan değerler nedir?”, başından ayrılmayan eşi Magdalena ve Sanat Vakfı tarafından Ruffer, Yaşar Kemal, Tilda Gökçeli ve kontrolündeki çeteler “Sanatçı kimdir?” ve “Sanat 45’inci kez düzenlenen Vedat Günyol. ve sarı sendika arasında piyasasının hali niçin böyle?” festivalin sonuna geldik. Yaşar Kemal’i sorgudan sonra zamanda gazeteci Elif Eda, yıllarda ciddi bir tartışma sıkışmışlığını, çaresizliğini Film doğrudan çağdaş serbest bıraktılar, diğerleri “gizli Türk ve dünya sinemasından “Süt Çiftliği” ile seyircilerin olarak yer yer hayatımızda gerilimi yüksek, mizahı sanat pratiklerine, komünist örgüt kurmak” suçlamasıyla birçok seçkin, ufuk açıcı, tutuklandı. Azra Erhat, Magdalena karşısında. Annesini ve da olan hayvan özgürlüğü kontrollü ve dramatik yapısı galerilere, küratörlere ve esin kaynağı olacak film Ruffer ve Tilda Gökçeli ile birlikte altı ay babasını bir trafik kazasında konusuna cesur yaklaşımı sağlam bir senaryoyla koleksiyonerlere bir tartışma izledik. Festivalde gösterilen kadar, onlar serbest bırakılıncaya kadar kaybeden İrem’in (Mira önemli. Aynı zamanda izleyiciye sunuyor. olanağı açıyor. Aynı zamanda önce Selimiye, sonra Maltepe askeri 127 uzun metraj filmden Saikali), küçük burjuva sınıf çatışmasını ele alışı ülkenin güncel durumunda, cezaevlerinde birlikte kaldık. dikkat çeken üç Türk ve bir ‘İsimsiz Eserler babaannesinin (Derya oldukça geri planda kalsa da öğrencilerin gelecek kaygısı, yabancı filmi derledik. İki kuşak bir arada Mezarlığı’ Alabora) süt çiftliğine gelişi yansımasıyla da değerli. yaşama tutunma savaşı da Bizler 68 kuşağından devrimci genç ve burada savaştan kaçan, Şunları da eklemek ‘Ölü Köpekler Isırmaz’ Melik Kuru’nun da ilk filmin ritmini belirleyen kadınlardık, Sabahattin Eyüboğlu (1909), Vedat Günyol (1911) ve Azra akranı Halid’le (Ediz Metin) gerekir: Küçük çocukların uzun metrajı, “İsimsiz Avrupa Birliği’nin 2024 konulardan. Siyah beyaz Erhat (1915) ise Cumhuriyetin birinci Eserler Mezarlığı”. Kuru kurduğu kadersel bağların “beylik cümleleri” sinemada verilerine göre Türkiye, tercih edilen görüntü, kuşağıydılar, Cumhuriyetle birlikte filminde, güncel Türk etrafında şekilleniyor hep tartışma konusu AB ülkelerinden toplam gerçekliği kırma iştahı büyümüşlerdi ve büyük bir birikimin sinemasının en çok film. “İnsan” ve “hayvan” olmuştur. Filmde buna sıkça 12.3 milyon ton atık ithal temsilcisiydiler. Unutulmaz Milli Eğitim ve senaryonun tutarlılığı Bakanı Hasan Âli Yücel’in başlattığı özgürlüğünün, acılarının rastlıyoruz... Buna ek olarak, etti: Avrupa’nın en çok eleştirilen odağından, “taşra ile bu yılın dikkat çeken “tercüme” hareketinin en önemli çöp gönderdiği ülke olduk. anlatısı”ndan sapıyor ve ve mutluluklarının paralel sığınmacı Halid’in duru, filmlerinden... isimleriydiler. Ve bu çöpler ülkenin kentli, seküler ve görece (yok ilerlediği, izleyenlerde et/ akıcı ve sorunsuz Türkçesi, Azra Erhat, yıllardır elimden ‘Süt Çiftliği’ güneyinde, Adana’da olan) orta sınıfa kaydırıyor süt endüstrisinin vahşiliğini zamansal tutarsızlıklar da düşürmediğim “Ecce Homo-İşte İnsan”ı 1969’da kaleme almıştı. Bu kitabın toplanıyor. Yönetmen Nuri kadrajını. Bir ilk film daha: sorgulatan bir anlatı. filmin “Ah” dedirten yerleri yazılış öyküsünü, “Homeros’ta ‘insan’ Cihan Özdoğan, ilk filmi Mimar Sinan Güzel Yönetmen, senarist ve aynı Dünyada ve Türkiye’de son arasında. dedim yola çıktım. Beden-ruh ikiliği dikildi karşıma, aldım inceledim; derken Platon’un insan anlayışı, toplum görüşü çeldi aklımı, onu da kavrayayım derken İlber Ortaylı anısına duygusal buluşma açıldım uçsuz bucaksız bir düşünce alanına” diyerek özetlemiş Azra Hanım. İZMİR Büyükşehir yaptığı, onun adını taşıyan Gerçekten de kendi kendisiyle bir Belediyesi’nin ev sahipliğinde kütüphanede yapıldı. diyalog tarzında yazılmış bu harika kitap, düzenlenen İZKİTAP-7. İzmir İlber Ortaylı’nın kızı okuyucuyu Homeros’tan Rönesans’a, Kitap Fuarı’nda, Prof. Dr. İlber Tuna Ortaylı, babasının oradan Fransız Devrimi’ne ve 1968’in Ortaylı’nın kızı Tuna Ortaylı İzmir Kitap Fuarı’nın daimi dünyasına kadar insanın özgürlük ve kız kardeşi Nuriye Ortaylı, katılımcılarından biri ve mutluluk arayışı serüveninin içine sokuyor. Kitabın en sonunda Azra usta tarihçinin adını taşıyan olduğunu anımsatarak Tuna Ortaylı Erhat’ın “tamamlanmadan kaldı” kütüphanede kitapseverlerle “Babamın İzmir’e karşı ayrı dediği “Devrimler” bölümü var. Ve buluştu. Kültürpark’ta bir sevgisi vardı. Her zaman orada bir üniversite öğrencisiyle, “Ali” düzenlenen etkinlikte Ortaylı’nın İzmir’i alternatif bir yaşam alanı olarak ile tartışarak kuruyor diyaloğunu. Ali, yaşamı anlatıldı. düşünürdü. İstanbul’daki işlerinin Azra Hanım’ı ve hocaları kürsülerin Etkinlik, kente kazandırılan ve azalması halinde İzmir’e yerleşeceğini tepelerinden atıp tutmakla, sistemle İlber Ortaylı’nın hayattayken açılışını söylerdi” ifadelerini kullandı. bütünleşmiş olmakla eleştiriyor. Azra İstanbul Film Festivali’nin 45 yıllık gençliği... Hanım da kendini açıklamaya çalışıyor: “Çabaladım, Homeros’tan bu yana muratbeser034@gmail.com insan nasıl bir insan olmakla mutlu olur diye araştırdım.” Sonra ekliyor: ‘Acı Hayat’ın izinde “Düşündün mü? Devlet adamlarından yalnız biri, bizim Atatürk’ümüz bıraktı bütün çabasını gençliğe emanet. Kalben ‘Kayıp Aşıklar Ülkesi’ (Hoş Bir Seda / DMC) Festivali’nin değişmeyen temel özelliği, MEHMET BASUTÇU Bir o bildi ki 1920’lerde gerçek olan tüm sinemaseverler için ferahlatıcı ve değerler 1960’larda değişebilir; bir o 10. yılında beşinci stüdyo albümünü oturuyor. Bir de albüme adını veren ACI olaylarla korkunç gerçeklerin besleyici bir parantez olması, farklı bildi ki devrimler sonsuz, bitimsizdir, yayınlayan Kalben’in geride bıraktığı şarkıda Erkan Oğur çalınca masaya birbiriyle yarıştığı, “insanlık” dediğimiz yönlerden bol oksijen getiren taze Homeros’un deyimiyle ölümsüzdür. yıllar ile ürettikleri arasındaki tatlı geliyor. erdemler yumağından nasibini rüzgârlar estirmesi. Gerçeklerden Ve bir o devrimciyiz diye bir ok koydu makas açılmıyor. Açılmadığı Akustik-elektro-folk pop arasında alamamış hastalıklı liderlerin keyfine kaçışı körükleyen rüzgârlar değil partisine.” gibi şarkılarının ve albümlerinin seyreden müzikal çizgide tipik (ve “milli” sıfatı gerisine gizledikleri bunlar, katiyen. Tam tersine, giderek kalitesinde de bir tekrar özelliklere sahip bir vokal Gerçek birikimler kişisel çıkarlara) göre biçimlendirilen daha anlamsız ve adaletsiz gözüken Azra Erhat ve Tilda Gökçeli, Maltepe ya da düşüş gözlenmiyor. albümüyle karşı karşıya bu karanlık günlerde, Metin Erksan’ın dünyamızın karmaşıklığını bir parça da Askeri Cezaevi’nin koğuşunda da Kalben, “Kayıp Aşıklar olsak da Kalben, farkını (1929-2012) başyapıtlarından biri olan olsa anlayabilmek, biraz geriye çekilip kendi düzenlerini kurmuşlardı. “Mavi Ülkesi” adını taşıyan yeni insana yaşanmışlıktan “Acı Hayat”ın (1962) restore edilmiş soluklanmak ve düşünmek için çok Anadolu”yu hem bize hem yurtdışına albümüyle bıktırmadan damıtıldığını derinden pırıl pırıl yeni kopyasını gördükten gerekli bir parantez oluşturmaktalar. taşıyan o yorulma nedir bilmeyen yazı her defasından merakla hissettiren özgün sözleriyle ve çeviri faaliyeti o koşullarda da sürdü. sonra Atlas Sineması’ndan çıkıp serin Üstelik 45 yıl önce faşist bir dinlenen hikâyelerine ortaya koyuyor. Türk Bugün düşünüyorum ve hayıflanıyorum. ve güneşli bir Beyoğlu öğleninde filmin askeri darbe sonunda kısıtlanan bir yenisini ekliyor. Bu popunun en güzel ve Bana bunca ufuk açan, düşündüren çekim izleğini sürmek, hoş ve yapıcı tüm özgürlükler gibi film izleme bir kitabın yazarıyla, sonraki sanat yolculuğa Kalben imzalı 13 verimli zamanlarına yaptığı bir teneffüs oluyor. Manikürcü Türkan özgürlüğünün de kapatılan Sinematek yaşamımda o denli önemli bir yer işgal şarkı eşlik ediyor. güzellemelerle şarkıları ince ince Şoray ile Haliç tersanesinde çalışan ile birlikte yok olduğu o dönemin edecek mitoloji konusunda bu denli Albümün dinleyiciyi davet ettiği işliyor. kaynak ustası Ayhan Işık arasındaki genç sinemaseverleri için nasıl bir engin birikime sahip bir insanla altı ay sofranın zenginliğinin bir kısmı Tek tek şarkıları değil, baştan karasevdanın, sinema okulu aynı koğuşu paylaşıp bu birikimden aranjör ve prodüktör çeşitliliğinden sona keyifle dinlenmesi gereken istifade etmeyi, bunları sormayı aklına gerçeklerin sert işlevi gördüyse geliyor; zira şarkıdan şarkıya bu bir çalışma “Kayıp Aşıklar Ülkesi”. bile getirmemek nasıl bir kopukluktur? duvarlarında aynı işlevi bugün sandalyelere Umut Çetin, Güneş Kalben’in en dingin ve olgun hali. Konforlu köşelerinden hiçbir riske parçalanmasının de sürdürüyor girmeden kibirli bakışlarla bizi “goşist” Özgeç, Genco Arı, howtocope, Diskografisinde önemli bir dönemeç, öyküsü, akıp giden İstanbul Film diye suçlayanlarla ya da karşıdan Tuğrul Bafra ve Cenk Erdoğan ustalık eseri... güncel yaşamın Festivali. “anarşist” diye saldıranlarla kopukluk içine karışıveriyor. Burada, hiçbirine olması doğal bir açıdan. Ama bir de Yakup ‘Binalar’ (Geliblues Yapım) Yeşilçam’ın bu Azra Erhat gibi gerçek birikimleri temsil ayrıntılı biçimde edenler var. O birikimlerle bağlantı efsanevi iki yıldız DUMAN’DAN Kaan Tangöze ile Anlamı Var” ve “Samanlık Seyran” eğilmeden, en çok kopunca kuşaklar kopuyor birbirinden, oyuncusunun Mehmet Basutçu Mad Madam adında bir topluluk adlarını taşıyan dört şarkının, beğendiklerim zincir kırılıyor. arkasına takılıp kurmuştu gitarcı Yakup Trana, bir kısmı Yakup’un Seattle’daki arasından üç filmin filmde birlikte Ari Barokas’ın da kuzeniydi. 2004 ev stüdyosunda, bir kısmı da adını anmakla yürüdükleri İstiklal Caddesi’nde, yılında “Şunu Bunu”, İstanbul’a geldiğinde kaldığı yetineceğim: Amerikalı bağımsız Tünel’de, Yüksek Kaldırım’da ve Galata 2007 yılında da “Kaos” Kadıköy’deki Airbnb evinde yönetmen Lance Hammer’ın (1967) Köprüsü’nde, filmden alınmış fotoğraf albümlerini çıkardıktan yapılmış. Açılıştaki (ortak yönettiği Juliette Binoche’lu “Queen karelerini ellerde tutarak izlemek, saf sonra yerli müzik imzaladıkları) parçanın at Sea”; Melik Kuru’nun (1989), Metin nostaljiyi aşan bilinçli bir yolculuk. piyasasının tutarsızlıkları ve gitar partisyonlarına Can Erksan’dan ve Fransız sinemasının Yeni Kaldı ki o dönemi bilmeyen, çoğunluğu adaletsizliklerine tahammül Kanat katkıda bulunmuş, Dalga akımından izler taşıyan başarılı kadın genç sinemaseverlerden oluşan o edemeyen Yakup, Seattle’a soloları ve bazı ritim ilk filmi “İsimsiz Eserler Mezarlığı” ve meraklı topluluk için söz konusu nostalji yerleşmişti. Çalışkan, gitarları çalmış. Geri kalan usta yönetmen Yeşim Ustaoğlu’nun değil, düpedüz keşif. üreten ve doğru bildiği tüm şarkıları, (bilhassa gitar (1960) çarpıcı belgeseli “Kuru Taşın Yerebatan Sarnıcı’nda rekor “Acı Hayat”ın çekim izleği girişimini türe karşı gösterdiği yüksek sadakat player dalında takdire şayan bir isim Başı”. İSTANBUL Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenleyen Ankara Gazi Üniversitesi içinde müziğinden taviz vermeyen olarak) kendi bestelemiş, çalmış, Festivalin zengin yelpazesinde yer İBB Miras eliyle restore edilip açıldıktan sonra (yakın zamanda ikiye bölünüp adı farklı ve hak ettiği ilgiyi göremeyen bir söylemiş. aldıktan sonra dağıtım ağına girebilen ziyaretçi rekorları kıran Yerebatan Sarnıcı’nın yeni bir üniversite daha kurulmuş!) müzik emekçisiydi. Birkaç ayda bir “Binalar”, Yakup’un halen müzik filmlerin oranının ne yazık ki çok AKP tarafından vakıflara devredilmesi öğrenci ve eğitim görevlilerine teşekkür memlekete gelip giden Yakup, şimdi piyasasının anaakımlarına karşı düşük olduğunu biliyoruz. Adlarını kararı büyük tepki çekmişti. İBB’nin sarnıcın edip kendilerini kutlamak gerekiyor. dört şarkıdan oluşan 21 dakikalık bir dik durduğunu, önünde eğildiği sıralamakla yetindiğim her üç filmi işletmesi devrolana kadar girişleri 1 TL kısaçalar (EP) çıkardı: “Binalar”... tarzın misyonerliğini alnının akıyla de yakında, sinema salonlarının Taze rüzgârlar yapmasının ardından Yerebatan Sarnıcı’nı “Faydası Yok”, “İstan Bul”, “Ne sürdürdüğünü gösteriyor bizlere. afişlerinde görebilmeniz dileğiyle. önceki gün 20 bin yurttaş ziyaret etti. 45 yaşına gelen İstanbul Film l İSTANBUL
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle