23 Mayıs 2026 Cumartesi English Abone Ol Giriş Yap

Katalog

Aylar
Günler
Sayfalar
gorus@cumhuriyet.com.tr 11 KASIM 2023 CUMARTESİ 2 olaylar ve görüşler Direnme hakkı bugünler içindir Bu ceza Yargıtay 3. Ceza Dairesi İstanbul 13. Ağır Ceza 3. Ceza Dairesi yetkilerini aşarak bu hukuksuzluğun nedeni tek adam Av. Erol Ertuğrul tarafından şaşırtıcı biçimde onandı. Mahkemesi’nin bu karara uyması “AYM kararına uymuyorum” dedi. sistemidir. Yargının yandaşlaştırılmış üzel yurdumuz Türkiye, Gezi olayları, AKP yönetiminin beklenirken mahkeme bu yolda bir TBMM’ye ayar vermeye kalktı. olmasıdır. Tek adam sistemi ile devletin anayasa ile yönetilen bir hukuk dışı ve gerici eylemlerine karar vermeyerek dosyayı, yerel 3. ceza dairesinin yaptığı tümü düzeni bozulmuştur. Bu yanlış ve Gülkedir. Anayasalar kişilerin karşı halkımızın direnme hakkını mahkeme kararını onayan Yargıtay ile yetki aşımıydı, tam bir hukuk hukuksuz karara imza atanlar, hiç hak ve özgürlüklerini gösteren, kullanmasıydı. Bu halk hareketi 3. Ceza Dairesi’ne gönderdi. 3. ceza darbesiydi ve istemleri geçersizdi. kuşkusuz birilerine güvenmişlerdir. devletin yetkilerini sınırlayan yönetimi inanılmaz biçimde dairesinin bu konuda yapacağı bir Konu artık Can Atalay konusu Nitekim partili cumhurbaşkanı temel yasalardır. Yasaların rahatsız etti. Gezi, AKP yönetiminin işlem bulunmadığı halde bu daire, bir olmaktan çıkmıştı. Konu bir hukuk Yargıtay’ı haklı bulan bir açıklama anayasaya uygunluğunu Anayasa korkulu rüyası oldu. O nedenle hukuk darbesi sayılan bir karar verdi. darbesi karşısında ne yapmak yapmıştır. Cumhuriyetimizin 100. Mahkemesi denetler. Anayasamızın de bu eyleme katılanlara en ağır AYM kararına uyulmadığı gibi AYM gerektiğiydi. Konu, anayasal düzene yılını kutladığımız bir dönemde bu 153. maddesine göre Anayasa cezaların verilmesi istenildi. kararını veren yargıçlar hakkında karşı çıkılmış olmasıydı. Yargıtay olay, yüz yıldır hiç karşılaşmadığımız Mahkemesi kararları tüm idari ve Yandaşlaştırılmış yargı da bu isteme suç duyurusunda bulunuldu. AYM 3. Ceza Dairesi yaptığı bu eylemle bir olaydır. Bu hukuksuz karara imza yargı kurumlarını, herkesi bağlar. uyan cezaları gözünü kırpmadan, eleştirildi, TBMM eleştirildi. AYM’nin görev alanına girmiştir. atanlar, hukuk tarihimize kara bir leke Her kurum AYM kararlarına uymak hukuka uymadan verdi. Anayasa Bu hukuksuz karara uyulması olarak geçmişlerdir. Ulusumuz onları Yetki aşımı ve ‘hukuk darbesi’ zorundadır . Mahkemesi, Can Atalay’a verilen durumunda tam bir kaos yaratılmış unutmayacaktır. Gün gelecek çocuklarının Gezi olaylarına karıştı diyerek Bu karar uyarınca TBMM’nin bu cezayı hukuka uygun bulmadı olacaktır. Hukuk yoksa herkes yüzlerine bile bakamayacaklardır. Can Atalay’a İstanbul 13. Ağır Ceza milletvekilliğini düşme kararı ve milletvekili seçilmiş olan tutuklu baş, herkesin baş olduğu yerde Mahmut Esat Bozkurt, Yekta Güngör Mahkemesi 18 yıl ceza vermişti. vermesi istenildi. Böylece Yargıtay Atalay’ın salıverilmesini istedi. herkes köledir. Bu pervasızlığın, Özden, Sabih Kanadoğlu gibi efsane yargı adamlarından sonra böyle bir noktaya gelmiş olmamız üzüntü vericidir. Egemenlik kayıtsız koşulsuz milletindir. Milletin oyları ile seçilmiş bir milletvekilinin cezaevinde tutulmuş olması TBMM’nin görev yapmasını engellemektir. Yapılması gereken bu olayı unutmamak, bu olaya meslek örgütleri ile demokratik kitle örgütleri ile ulusça direnmektir. Direnme hakkı bugünler içindir. ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ mü dediniz? YücEl ÇAğlAr Orman mühendisi 019 yılında cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 211 Kasım gününün “Milli Ağaçlandırma Günü” olarak değerlendirilmesi buyuruldu. Orman Genel Müdürlüğü de (OGM) bu buyruk doğrultusunda yurttaşlarımızı her yıl 11 Kasım günü saat 11’de ağaçlandırma yapmaya çağırıyor. Çağrı bu yıl “Geleceğe Nefes Cumhuriyete Nefes; 100. Yıl Cumhuriyet Ormanları Kuruyoruz” söylemiyle yapıldı. Katılacaksanız bulabileceğiniz ya da herhangi bir yolla erişebileceğiniz, başta ilgili bakan olmak üzere ilgililere sormanızı öneririm: Özellikle orman ekosistemi oluşturmak amacıyla yapılacak ağaçlandırma çalışmaları; Ekolojik koşullar ne olursa olsun ülkemizin her yanında her zaman, dahası aynı anda yapılabilecek çalışmalar mıdır? Fidan dikmeye indirgenebilir mi? Yapılması gereken ve yapılabilecek araziler belirlenmiş midir? Ulusal ve bölgesel düzeyde ağaçlandırma planları hazırlanmış mıdır? “Milli Ağaçlandırma Günü” vb. vesilelerle yapılan ve yapılacak ağaçlandırma çalışmalarının amaçları ile bu amaca uygun türler belirlenmiş midir? Fidan dikebilecek bedensel yeteneğe sahip herkesin yapabileceği bir etkinlik midir? Uygunsuz yerlerde, zamanlarda uygunsuz tür ve tekniklerle yapıldığında kaynak savurganlığı ve ekolojik sorunlara yol açmıyor mu? Bu sorular ne yazık ki pek sorulmuyor. Doğru uygulamanın önemi OGM’nin verilerine göre ülkemizde hukuksal olarak “orman” sayılan alanların genişliği, yüzde 41’i “verimsiz” olmak üzere 23.245 milyon hektarmış. Bu miktar 1973 yılında yüzde 56’sı “verimsiz” olmak üzere 20.199 milyon hektarmış. Başka bir söyleyişle; “orman” sayılan alan genişliği 1973-2022 döneminde toplam 3.046 milyon hektar artmış; “verimsiz” sayılan alanların oranı yüzde 41’e düşmüş. Gerçeği yansıttığı varsayımıyla bu gelişme sevindiricidir kuşkusuz. Ancak OGM’nin 1973- 2022 dönemine ilişkin verileri bu sevinci insanın “kursağında bırakıyor”: Bu nedenle “Cumhuriyete Nefes: 100. Yıl Cumhuriyet Ormanları Kuruyoruz” söylemli ve gösterişli ama “kaş yaparken göz çıkarabilecek” etkinliklere katılmadan önce aşağıdaki gerçeklikleri sorgulamanız yarar var: Toplam 3.7 milyon hektarda “ağaçlandırma”, “endüstriyel plantasyon”, “özel ağaçlandırma”, “gençleştirme çalışması” gerçekleştirilmiştir. Ancak bu çalışmaların en az 1.1 milyon hektarı zaten “orman” sayılan yerlerde yapılmıştır. Bu kapsamda, başta orman yangınlarından zarar gören 721.4 bin hektar olmak üzere başarısız ve yanlış ormancılık çalışmaları, böcek mantar rüzgâr kar yıkımları, tarla açma, yerleşme vb. nedenlerle orman ekosistemleri yitirilmiş ya da yapıları bozulmuş yerlerde yapılmıştır. Buralarda yapılan ağaçlandırmalar “orman” sayılan alanları genişletmez. Verilere bakıldığında son yıllarda orman yangınlarının sayılarının artmasına ve daha yıkıcı olmasına, odun hasadının hızla artırılmasına karşın ağaçlandırma çalışmaları hem azaltılıyor hem de içeriği değiştiriliyor. Ağaçlandırma çalışmaları çoğunlukla orman ekosistemi varlığı görece fazla yerlerde yapılıyor: 1946- 2022 döneminde ağaçlandırma çalışmalarının yüzde 36’sı Çanakkale, Balıkesir, Muğla, İzmir, Adana, Manisa, Antalya, Mersin ile Konya’da; yüzde 0.62’siyse Muş, Ağrı, Iğdır, Batman, Tunceli, Düzce, Şırnak ile Hakkâri’de yapılmıştır. Ekolojik koşulların yanı sıra toplumsal koşullarla açıklanabilecek bu eşitsizliğin azaltılması olanaklıdır ve ekolojik zorunluluktur. Anımsatayım: “Cehenneme giden yolların taşları iyi niyetle döşenmiştir”!
Abone Ol Giriş Yap
Anasayfa Abonelik Paketleri Yayınlar Yardım İletişim English
x
Aşağıdaki yayınlardan bul
Tümünü seç
|
Tümünü temizle
Aşağıdaki tarih aralığında yayınlanmış makaleleri bul
Aşağıdaki yöntemler yoluyla kelimeleri içeren makaleleri bul
ve ve
ve ve
Temizle