Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
Kendisini vakıf inşaatına veren Aziz Nesin çalıştıracak işçi bulamıyor Talçın PEKŞEN meslek okulunu bitirene kadar her türlü gereksinimlerini sağ:amaktır. Azîz Nesinin Vakfı da kendi hikâyelerine benziyor. «Bin dokuzyüz yetmiş iki yılı Nisan ayımn yirmi yedinci persembe günü, aşagıdaki imza ve mühürün sahibi, Türkiye Cumhuriyeti kanunlarının bahşettiği selâhiyetleri haiz tstanbul İkinci Noteri Hasan Nejat Sanca, tstanbul'da Bahçekapı'da 35 numarah Tahir Han'ın birinci katındaki dairesinde vazife görmektey ken. . Giresun. Şebin Karahisar, Gölve. hane 66, eilt 21 sahife 93165 sayılara kayıtlı 20 kanunuevvel 1331 tarihinde Istanbul'da Hanife ile Abdülâzizden olma Mehmet Nusret Nesin» içeri siirmiş. Noter Hasan Nejat Sanca'nın noterlere uygun uslu'ouyla böyle başlamış Aziz Nesin Vakfının övküsü. Mehmet Nusret Nesin, Azız Nesin'in ta kendisidir ve Noter senedinde uzun umn hikâye edilenlerin özeti şudur: Aziz Nesin Çatalca'da 26.000 metrekarelik bir arazi ile birlikte 20.000 ciltlik kiitüphanesini, 55 cilt kitabı ile 8 oyununun bütün gelirlerini bagışlayarak bir vak;f kurmustur. Vakfın amacı yoksul, öğrenim olanagı bulunmayan kim sesiz çocuklann, ilkokuldan başlatılarak, yüksek okul, ya da bir Bu şekilde ve bu amaçla kurulan Vakfın öyküsü şöyle devam ediyor: Önce Aziz Nesin'in vakıf için satın aldığı 26.000 m2 lik araziyi «Keçiyi bağlasan durmaz» Çatalcalılar hiç beğenmemişler: «Üstat buraya keçiyi bağlasan durmaz» demişler. Yolu yok, suyu yok bir yermiş. 200.000 lirayı buraya kaptıran Nesin, bu sefer daha güzel bir yerde yine Çatalcada başka bir arazi satın al mış. İşi, gücü bırakıp, iki çadır atmış söz konusu arazinin yanına. Birinde yatıyor, birinde çalışıyor. Böylece hem radyo, tele vizyon için oyunlar yazıp, vakfın geC/ini arttıracak, hem de inşaatı kontrol edecek. Zorluklar Fakat Çatalca, Nesin'in düşündüğü gibi bir yer degil. . Herkes Almanya'ya çalışmaya gittiğinden kolay işçi bulmak söz konusu değil. Bulunaniar da 85 lira yövmiye ye burun kıvınyorlar. Bunın kıvırmayanlar da kendilerini Sosyal Sigortalara sokmak isteyen Aziz Nesin'in yanında çalışmıyorlar. Bu yüzden bir aylık çalısma sonucu, Vakfın idare binasınm alt katının 3 duvarı il», yurt binasırun kazıklan çakıhydı yerlere. «Ben gelinee çalışryorlar, ben eidince oruruyorlardı. Dayanamadım onları da ben çıkardım» diyor Nesin. Robinson gibi îşte bu »artlar altında Aziz Nesin, Vakftnı ortaya çıkarmaya çalışıyor. Çahsma çadınnda masa, daktilo. radyo, kâğttlar, kitaplar, çay bardaklan, aygaz ocagı, tencereler karmakanşık duruyor. Fazla sıcaktan ayağında bir şort, tar saçları, sakallanna karışmış durumda çahşıyor Nesin. Amacı, bu yıl idare binasını bifirip. kış gelmeden içine yerleşmek. «Soğuk bira var mı?» îlk bulduğu işçiler sormuşlar Nesin e: «Ekrnek var mı?» var. «zeytin, peynir?» o da var. «Bıra soğuk mu?» demişler sonunda. Buzdolabı olmadıgı için biraları sogutamayan Nesin «Degil», deyince çekip gitmi«ler. «Biz biranın soğuk olmadığı yerd« çalısmajiz» diye. Sonra bir grup ;«çi, daha gelmiş. Bunlar soğuk bıra meraklısı değil ama. durmadan yalvarmışlar «Amıca bizi sigorta eyleme» djye Nesin'e. «Yahu ben nasıl sigortasız işçi çalıştınnm Vakıf adına? Bunun hesabı kitabı va.\ Sigorta paranızı da ben vereyim, gelin calısın» demis. dinletememiş. yakasını devlete kaptırmak istemeyen işçilere. Sonra iki us'a gelmiş. Biri 70, digeri 75 yaşında! «Hazreti Isa" nın sınıf arkâdaşlan» dedigi bn ustaları da Nesin beğenmemi«: Mizah hikâyesi Şimdi elinde bir sopa, araziyi adım adım dolaşarak «İşte şurası kütüphane, şurası tuvalet» diye anlatıyor. «Çocuklar şurada uyuyacak, şurada çahşacaklar». Fakat şimdilik gösterdiği yerler yumuşak topraktan başka bir sey değil. Vakfı tamamlamak için îstanbul'dan işçi getirmeyi düşünen Nesin her şeye ragmen neşeli. «Biras ufra?ıyoruz ama iyi bir mizah hikâyesi çıkar bu olaylardan» divor. s Nesin Vakfuun kurulacağı alanda bugüne kadar yapılanlar idare binasm:n al: katının 3 duvarından ibaı«t Az;7. Nesin. Vakfın kurulacağı arazide, bu kıyafetle dolaşıyor. Hem y«zı yazıyor, hem de inşaatıyönetiyor. (Fotoğraflar: İbrahim KÖSEOĞLUt Der Spiegel: "Son uygulamayla yabancı işçilerin yaşam koşulları daha da kötüleşecek Yağmur ATSIZ Bonn'dan bildiriyor Teni çoeok paralan uvgulaması konuaurula pazarlik e(için bir Alman heyetinin Ankara'y» gitmcsi üıerine, pek <;ok tartısmaya yol açan vergi reformunun, efitlik ilkesini hiçe saydıği volundaki iddialar önem kazsndı. Sos>al adalrt ilkelerme böylrsine avkırı bir kararın, hem de bir Sosyal Demokrat Şansölye zamanında ve Sosj'al Demokrat Bekanlar tarahndan alınraası. bu partinin soa aylarda nasıl hızla Mğa doğru kaydıtnna bir kanıt olarak gosteriliror. BajTağına «Uluslararası da.vaııısma» parolasmı yaanış bir partinin, bir yandan bii>*ük «rmaycve ödiin üıerint odün | Tağdınrken, öte yandan yabancı işçilere ikinri sınıf insan isleml yapması. Liberal «Der Spiegel> dergisinin de konu üzerine dikkatle eğilmesi sonuru doğurtnustnr. Bir milyonu a^kın tirajıyla yalnnca Almany» nın de#il, bütün Batı Avruna'nın rn biivıik haftalık haber dergiri oian «Der Spiegel» *>n«n (öyle «Ysbancı işçilerin yurtlannda btraktıkları çocuklar için dah» az para odenmesini öngören Bonn Hükümeti plânı. büyük bir tepkiyle karşıla«mı.«tır. Özellikle Türkiye'nin ve Katolik Kilisesi'nin direnciyle... Federal Almanya Çaliîma Bakanı Walter Arendt, Maliye Bakanı ve parti yoldaçı Hans Apel'in, tasarruf amacıyla yaptığı girişimlere y»rdımcı olmak istiyor. Ama çocukiaıın hakkı pahasına... Burada söz konusu olan. yeni çocuk parası kararnamesine göre, Maliye Bakanı'nın, 1 ocak 1975'ten itibaren, memleketlerinde oturan yabancı işçi çocuk'arma odemek zorunda kalacağı bir milyar marktır. Fakat Apel'in açık veren bütçtsini yamamak için. Arendt. Hükümet ve Parlamentonun kararı üzerine, çocuklarını Almanya'ya getirmeyen işçilerin hakkmdan kısma yoluna gitti. Buna göre. çocukları vatanlarından kalan işç;lere de, birinci çocuk için 59 mark. ikinci çocuk için 70 martc ve bundan sonraki her çocuk yüz yirmişer mark ödeyecek yerde, Bonn Hükümeti'nin deyişiyle «vergi reformundan önceki durumlarmı koruyacak» bir uygulamaya gidilmesi öngörülüyor. Çağımızın hastalığı: ENFLASYON (DIŞ HABERLER SERVİSt) ENFLASYON, POLİTİK GELİŞMELERI DE BERABERİNDE GETİRMEKTE, ÜLKELER DAHA KONTROLLÜ VE AŞIRI LÜKS TÜKETİMİ KISITLAYACAK E K O N O M Î K PROGRAMLARA YÖNELMEKTEDİRLER. Enflasyon sorcügü bugünerdT dünyada en çok kullanı'.an k"iımelerin başında gelmekte. Fıyr.tların yükselmesi anlamına gelen bu sözcügü durmayan. tanımayan, kalmadı. Ve enflasyon sa!gını aengin, fakir, büyük. Ir'Açük tüm dünya ülkelerine r«yılrnıs *a rumd*. Baş döndüriicü bir hizla arts>r>, insanlıgın üzerinde kara btlut jribi dolanan bu hastalıgm tedavisi ise. şimdilik bulunamıvor. petrol fiyatlanndaki yükselmeden önce de mevcut oMugur.u. sanayileşmis ülkelerin ucuz ham madde «aglamalanna ragmen ışlenmış maddelerin fiyatlar.nı sü rekli olarak arttırdıklarım ?orlüyorlar. Nitekim, petrol fiyatlarınm yak selmesinden çok önce, gehşrr.is ülkeler, sunı eübrenın fiyatın» r»m yaprruşlardır. tran Ekonomi Bakanı Ru arada. İran Ekonomı v* Maliye Bakanı Husang Ens*:i. 2 ekım günü yaptıgı bir konuçnfada, belli başlı sanayıleşnus ü.keierde 1974 yılındakı enfla'von orarunın "» 14 doiaylannda o'.ma sına karşılık. petroliin eııfUsy;n oranına katkısmın % 1.4'ü diginı söylemiştir. Ensari, ucuz petroi ve hamm?a de cağının artık zeçmişte kaldıfeını. sanayileşmis ülkelerin aşırı tüketimi azal'arak «havat tarzlannı» venıden düzenleme'Cri gerektığinı behrrm.ştir. Batı Almanya Batı dünyasında nalen enflasyona karşı pn başarılı savsşı vermiş olan ülke ise federal mmanya'd.r. İnRiiLere ile Italya'r.ın ıflasın eşiğine ReldiSı bir dönemde Bonn Hükümeti ülkedjiıı enî lasyon orfınını Avrupa'da en d'isüi: düzev olan *** 6.9 civarir.43 tutmayı naşarmıstır. Şili'de % " Ovsa înmlrere ile İtal^'ds hu oran '~r 2 H dolavianndadır. Hu arada Şili'dekı enflasvon 0T*m ise. dünya tarıhınde rekot hır düzeye ulaçarak Ti 745'e fırlamış tır. Kontrollü ekonomi Enflasyon, pohtik gelışım'en de yanında aetirmekte. ülkeler da ha kontroUÜ ve aşır. lüks tüketimi kısıtîayarak Pkonomık prosrsmlara vonçlınektednler Bu clusum so! egılımh oartilerm p'ilıika sahnelermde Ifiderek daha cok yol açmaktadır. Nitekim. İnpııtere'de secim öncesi vapılan ianminler. İşçi Hartısınin kazanms sansmm daha vüksek oldu?jnu göstermektetiir. İtalya'da korrü. nistlerin koalisyona katılmaıarı olasıhgı (riderek eüc ve Yunanistan'da sağ temsılcisi olan Başbakan Karamanlıs bile. kökıü ekonomKi tpabirler almak rorunlulugunu dujmaktadır. Temel nedeni Batı dünyasına bakıhrsa, prflasyonun temel nedeni petro! rt yatlarmda son bir yılda • VO'ii » bulan yükselme. Sanayı ülkeleri bu artışın otomatik olarak ekonominin tüm dailarına yansıdığını ileri sürüyorlar. Ne var ki, sanayileşmis 'illrclerin bu tezi. petrolcü Arap \[keleri tarafından kabul edjlmiyor. Arap ülkeleri, enflasyonun Müthiş Türk Çalışma Bakanlığı'nm memurları bu tasarruf eylemine gerekçe olarak da, ikıde bir, Anadolu Yaylası'ndan geldiği varsayılan uydıırma bir Türk köylüsünü örnek olarak gösteriyorlar. Örneğe göre bu Türk işçi olarak Almanya'ya gelmiş, ama bej çocuğunu da memiekette bırakmış. Yeni kararname uyannca, 1 ocak 1975 tarihinden itibaren bu Türk isçisine ayda 480 mark çocuk parası ödenmesi gerekecektir. Bu da, memurların dediğine bakıhrsa, o işçinın Türkiye'de kazanacağının yedi katıymış. İşte bunu önlemek ıçın anlaşılan Bonnlular bin dereden su getiriyorlar: Çalışma Bakanlığı, Anadolu'da «Sosyal tedirginlik» dogacagından korkuyor. Sosyal Demokrat Parti vergi ufananı Rainer Offergeld'e bakıhrsa «tek bir Türk'e ödenecek çocuk parasryla o taraflarda bütün bir köyün geçlnmesi» kabul edüemez. Arendt'in yabancı işçi sorunlan yetkilisi Hermann Ernst ise «O zaman bu örnek Türk. her yılbaşı evine gıdıp bir çocuk daha yapacaktı», diye insanm gözünü korkutucu bir sahne çiziyor. İşte Bonn, bu gerekçeleri öne sürerek, Türkiye, Yunanistan, Portekiz, İspanya ve Yugoslavya'yla olan anlaşmaiarını feshetti. Bonn Hükümeti, buna karşılık bu ülkelere, «cömertçe» oldugunu ileri sürdüğü bir başka öneride bulundu: Birinci çocuk için on mark, ikincisine 25 mark, üçüncüye ve dördüncüye altmışar mark, dördüncüden itibaren de her çocuk için yetmiş mark... Gerçi Federal Almanya Aile Bakanı Bayan Katharina Procke de, bu çözüm yolunu «adaletü» buluyor ama, bunun oldukça kötü bir yanı var: Böylece yabancı işçilerin durumu, eskisinden daha kötü olacak ve sonuç olarak, Bonn Hükümetinin söylediği gibi «vergi reformundan önceki durumu koruma» ilkesi de bozulmuş olacak. Çünkü bundan böyle çocuklular için vergiden bağışık tutulan kazanç bölümü veya banka tasarrufu avantajlan gibi uygulamalar kaldınlacağmdan, örneğin tek çocuklu bir işçi, yılda on beş bm mark kazanıyorsa, son uygulama yürürlüğe girdiginde 108 mark zarara uğrayacaktır. Eğer aynı parayı kazanan işçinin dört çocuğu varsa, o zaman eski uygulamaya oranla zaran 990 marka yükselecektir. Bu işçilerin, Aiman meslekdaşlanna ve çocuklarını yanlarına alnuş yabancı ışçilere karşı zararları daha da büyük olmaktadır. Çünkü 1 ocak 1975'ten itibaren aynı parayı kazanan ve çocuğu yanında bulunan bir yabancı veya Alman işçinin kazancı, 372 mark dört çocuklu bir ijçinin ise 1350 markUk bir artıs gösterecektir. SON İKt THJDA DÜNYADAKt FİYAT ART1ŞLAR1 Dünyadaki ennasyon oranlarını gösteren haritada üstteki rakamlar, 1973 temmu7undsn günümüze kadar oian enflasyon oranlarını ifade etmektedirler. Al'.taki rakamlar is«. bu dönemden önceki oniki ay içindeki enflajyon oranlarınj ysnsıtmaktadır. Sili. enflasyon hızı bakımından kolay ulaşimayacak bir dünya rekoru kırmıjtır. Ülkede 1972 73 döneminde "• 304 olan enflasyon, bu dönemi izleyen 12 ay içinde B« 745> fırlamıçtır. Kissinger ile Amerikan Kongresi arasındaki gerginlik artıyor (DIŞ HABERLER SERVtSt) Son Ortadogu Savaşından bu yana, yedinci Ortadogu gezisine dün başlayan Amerika Birleçik Devletleri Dışifleri Bakanı Heary Kissinger, hareketinden önce verdiği demrç te, bu geıiden ümitli olmadığinı açıklıyordu. Kissinger'in drplomatik » • landaU becerisini yitirdiği iddialannın yoğunlastıtı bir dönemde, kendisinin ABD Konjrc*.! ile ilişkileri giderek bozulmaktadır. tngiltere'de Tayimlanan liberal eğilimli «The Guardian» gacetesi, önceld günkâ bir yonımonda, bu konodaki ge» lifmeleri şöyle yanaıttror: «Başkan Ford'un Sovyet Rusya ile yapılan yeni tahıl satımı anlaşmasını veto ettnesi ve Sovyetler Birhgine tahıl sevldnin dur durulması, Dışişleri Bakanı Kissinger'in yumuşama politikasına agır bir darbe indirmiştir. Aslında ABD Kongresi, Ford Başkanlığa geldiginden bu yana Kissinger'in politikasına sürekiı olarak hücum etmektedir. Bugüne kadar Kissinger'i eleştirenler, birkaç liberal aydını geçmezken, bugün Kongrenin büyük çoğunluğu Kissinger'e karşı çıkmaktadır. lamaktadır. Bu arada bazı çevreler, Ford'un işbaşma gelmesüıden sonra, Beyaz Saraydan tüm Nixon taraftarlarının temizlenmesine ragmen, Kissinger'in yerinde kalmasını elestirmektedırler. Amerika'da şündiye defin Kissinger'e karşı bu denli şıddetii saldırı yöneltilmemıştir. Bugüne kadar Dışisleri Bakaranı eleştirenler, birkaç liberal aydını geçmiyordu. Oysa, bugün Kongre'nin büyük bir çogunlugu, Kissinger'e karşı çıkmaktadır. Bu arada Kissinger aleyhtarlıgının yönetımde Dışişleri Bakanı Kissinger'in Türkiyeye askerî yardımı devam ettirmek istemesi, saldırıların daha da yoğunluk kazanmasına yol açmıştır. de yavaş yaraş yayıldıgı göze çarp maktadır. Moskova'nm Hanoi Uzerindeki nüfusunu da iyi değerlendiremami&tir. Bu jüzden Kissinger hem Kam boçya'nın bombalanmasını hem de Kuzey Vietnam'a yapılan «korkunç bombardımanları» desteklemiştir. Dışişleri Bakanı, Hanoi'nin ancak bu şekilde yoia getirilebüecegini sanmıştır. Fakat gene aynı kitaba göre, Sovyet Rusya ve Çinie yumuşama politikasının kurulmasında bütün rol Kissinger ile Niacon'da idi. Detente politikası ancak bu iki devlet adammın çalışma ve çabası sayesüıde gerçekleşmiştir. Sonuç. olarak denilebilir ki, Kissinger'in gerçek güç ve nüfuzu, Beyaz Saray'daki Başkana bağlı kalmıştır. Nixon, Kissinger'e büyük yetki vermis ve onu tam olarak desteklemiştir. Oj'sa Ford'un Kiîsinger'i hangi noktaya kadar desteklemekte öevam edeceği henüı bilinmiyor. Ford, zengin ve orta geiirlılerden daha çok vergi alınacağını açıkladı WASHINGTON Baîkan Gerald Ford, Amerika'yı kemıren en büyük hastahk olarak nitelediği enüasyoola mücadcle için alınmasını istediği tedbüieri önceki gece açıklamıştır. Başkan Ford'un 10 maddelik enflasyonîa mücadele program;nın önemli bblümleri şöyledir: 1 Gelır ve Kurumlar Vergisine T 5 zam o yapılmalıdır. Ancak bu plan şöyle uygulanacaktır: Dört kişilik bir aüenın yılhk gelirı 2U.tK)0 dolardlr. Bu aüenin vereceği normal vergiden arta kaiacak miktar üzerinden '"n 5 ek vergi ahnacaktır. Şahıslardan ve kurumlardan ahnacak bu vergi sayesinde Hazinenin yılda 4 milyar 700 mılyon dolarlık ek bir gelire sahip olacağı tahmin edilmışt:. Bu para yoksullara ve işsirliğin önlenmesine hasredilecektır. 2 Yatırım Kredisi Vergisı T". 7'c?en % lU'a çılcarılacaktır. 3 İşsizlik yardımı arttırıîacaktır. Amerika'da halen 5 milyon 300 bin ışsiz bulunduğu tah min edilmektedir. 4 Ticari rekabeti korumak İçin antitröst kanunlar. takvıye edilecektir. 5 Pirinç ve tütürv yetiştirilmesi için ayrılan arazi genijletilecektir. 6 Petrol tüketiminin gür.de bir milyon varil azaltılması için gereken bütün tedbirler alınacaktır. Ford'un diğer tedbirleri arasmda elektrİK üretimınde kömür ve nükieer ener.ıilerden ya rarlanılması, evlerde ve taşıtlarda daha az akarvakıt kullanüması gibi, öneriler de yer almaktadır. Vergi zamlanna kon^ re üyelerindeen büvük bir kı>mınin karşı çıkması boklenmektedir. (Ajanslar) Daha ne kadar? Bu noktada akla takılan soru şudur: Kissinger bu olumsuz havaya daha ne kadar dayanacaktır? Gerçi Dışişleri Bakanı şımdilik kendine güveninin tam olduğu izlenimini vermekte ve istifa sözünü ağzma almamaktadır. Ama baskı arttığı takdlrde, gelecekte ne olacağını kimse bilemez. Bazı çevreler, Kissingerin, şöhreti tamamen mahvolmadan politikadan çekilerek, akademik hayata geri döneceğini tahmin etmektedirler. Bu çevrelere göre, Kissinger'in yeteneklerüıe sahip bir kişi, daha bir süre eser verebilir. Aslmda, gerek Kissinger'e yapılan övgüler. gerekse vöneltlten eleştiriler abartmalıdır. Kissinger'in başanları da, basansızlıkları da gereğinden çok buyürülmüçtür. Çetin ceviz: Türkiye Bu hafta, Alman Çalışma Bakanlığmın deyişiyle «en zor görüşmeler» dönemi başlıyor. Türkiye, Almanya'da yaşayan 500.000 işçinin hakkı olan yılda 600 milyon tutarında çocuk parası için, yeni bir strateji tasarlıyor: Yugoslav Büyükelçisi Zeljug'un dediği gibi «ahlâki yönden yapılan eşitlik çağrısı» Bonn'daki hükümeti hiç etkilemediği için, Ankara şimdi, Almanya'daki işçilerin geride kalmış bütün çocuklarını ana • babalar:mn yanına yollama tehdidinde bulunuyor ki, bu durumda Alman Hükümeti bunlar için okul, çocuk bahçesi ve konut bulmak zorunda kalacaktır. Fakat Arendt'in uzmanı Ernst, işsizlik yüıünden Anadolu'da çöç eğüiminin girferek arttığını bildiği için, yine de iyimser. Ernst'e gore, Almanlar ustaca müzakere edecekîerinden, «eninde sonurvda» Türklere ıstediklerini kabul ettirecekleri göruşünde... Fakat Ernst belki de yanıhyor: Çünkü yabancı işçiler bu arada çok güçlü bir yandaş bulciular: Katolik Kilisesü... Katolik Kilisesi, Bonn Hükümetinin bu planım «ulusal bir şantaj» olarak niteliyor ve mezhebinin sosyal yükümlülüklerini gerçekten ciddiye alan bir adam olan «yabancı işçiler dostu» Osnabrueck piskoposu Helmut Hermann, federal şansölyeye bir protesto telgrafı çekmiş bulunuyor. Üstelik piskoposun özel kalem müdürü ve avukat Herbert Bechpr, işin bununla da kalmaması için uğraşıyor: Eğer Bonn Parlamentosu ve öbür ülkelerın parlamentoları, aynen Mecher'ın deyişiyle «bu ?ar»tai ve baskı sözlesmelerini» onaylayacak olurlarsa o zaman Federal Anayasa Mahkemesine başvurulacak. Zaten hükümetin bu tasarısı, Sosyal Demokrat Partinin yeni hazırlanan temel ilkelerine rfe aykırı ki bunlardan bir bölümünü yazan bizzat bakan Arendt'tir. Bu ilkelere göre örneğin; Sosyal Demokrat Partinin sosyal politikası, aynı zamanda yabanciları da tsitsiz ve daha kötü işlemleröeıj koruma amacına yöneliktir.» Doruğuna ulaştı önceki hafta Kongre'nin dış yardım programmda değişiklik yapıp, Kissinger'in Kıbns politikasma kesinlikle karsı çıkması üzerine, Dışişleri Bakaru üe Kongre arâsmdaki gerginlik doruğuna ulaşmıştır. Birçok Kongre üyesi, Kissinger'in bundan sonra Amerika'ya yararh olup olamayacağını ciddiyetle düşünmeye başlamıslardır. Kıbns bunalımı Kissinger'e yapılan ağır hUcura lar, Kıbns bunalımıyla başlamıs. tır. Dışişleri Bakanmın Yunan cjntasını desteklemesi; sert. tepkilere yol açmıştır. Kissinger'in Türkiye'ye askerl yardımı devam etünnek İstemesi ise saldırılann daha da yoğunlub kazanmasına vol açmış ve let diplomatm Kongre ile arası son derece gerginleşmiştir. Kissinger'e «Çağıraızm Meternih»i adı takılmıştır. Oysa. bugün Kongreden Kissinger'e gönderilen mesaj, «ABD*nin bir Meternih'e ihtiyacı olmadıgıdır.» Kusursuz değil Dışişleri Bakanı hiç bir vaktt, bir zamanlar iddia edıldiği gibi kusursuz bir politikacı olamamıştır. Nitekim Kissingertn yakın arkâdaşlan olan Marvina ile Bernard Kalb tarafından yazılan ve son aamanlarda piyasaya sürülen kitapta, bu nokta açık seçik belli olmaktadır. .i. Otoritesini yitiriyor Tüm bu gelişmelerden çıkanlacak sonuç şudur: Henry Kissinger'in otoritesi gide«k sayıf Anlayamadı Yaıarlara gtfre, Kissinger iki yıl Kuıey Vietnam'ın bir anlasma ortamı bulmak istediğini anlayamamıstır. Dısişleri Bakanı

