Katalog
Yayınlar
- Anneler Günü
- Atatürk Kitapları
- Babalar Günü
- Bilgisayar
- Bilim Teknik
- Cumhuriyet
- Cumhuriyet 19 Mayıs
- Cumhuriyet 23 Nisan
- Cumhuriyet Akademi
- Cumhuriyet Akdeniz
- Cumhuriyet Alışveriş
- Cumhuriyet Almanya
- Cumhuriyet Anadolu
- Cumhuriyet Ankara
- Cumhuriyet Büyük Taaruz
- Cumhuriyet Cumartesi
- Cumhuriyet Çevre
- Cumhuriyet Ege
- Cumhuriyet Eğitim
- Cumhuriyet Emlak
- Cumhuriyet Enerji
- Cumhuriyet Festival
- Cumhuriyet Gezi
- Cumhuriyet Gurme
- Cumhuriyet Haftasonu
- Cumhuriyet İzmir
- Cumhuriyet Le Monde Diplomatique
- Cumhuriyet Marmara
- Cumhuriyet Okulöncesi alışveriş
- Cumhuriyet Oto
- Cumhuriyet Özel Ekler
- Cumhuriyet Pazar
- Cumhuriyet Sağlıklı Beslenme
- Cumhuriyet Sokak
- Cumhuriyet Spor
- Cumhuriyet Strateji
- Cumhuriyet Tarım
- Cumhuriyet Yılbaşı
- Çerçeve Eki
- Çocuk Kitap
- Dergi Eki
- Ekonomi Eki
- Eskişehir
- Evleniyoruz
- Güney Dogu
- Kitap Eki
- Özel Ekler
- Özel Okullar
- Sevgililer Günü
- Siyaset Eki
- Sürdürülebilir yaşam
- Turizm Eki
- Yerel Yönetimler
Yıllar
- 2026
- 2025
- 2024
- 2023
- 2022
- 2021
- 2020
- 2019
- 2018
- 2017
- 2016
- 2015
- 2014
- 2013
- 2012
- 2011
- 2010
- 2009
- 2008
- 2007
- 2006
- 2005
- 2004
- 2003
- 2002
- 2001
- 2000
- 1999
- 1998
- 1997
- 1996
- 1995
- 1994
- 1993
- 1992
- 1991
- 1990
- 1989
- 1988
- 1987
- 1986
- 1985
- 1984
- 1983
- 1982
- 1981
- 1980
- 1979
- 1978
- 1977
- 1976
- 1975
- 1974
- 1973
- 1972
- 1971
- 1970
- 1969
- 1968
- 1967
- 1966
- 1965
- 1964
- 1963
- 1962
- 1961
- 1960
- 1959
- 1958
- 1957
- 1956
- 1955
- 1954
- 1953
- 1952
- 1951
- 1950
- 1949
- 1948
- 1947
- 1946
- 1945
- 1944
- 1943
- 1942
- 1941
- 1940
- 1939
- 1938
- 1937
- 1936
- 1935
- 1934
- 1933
- 1932
- 1931
- 1930
Abonelerimiz Orijinal Sayfayı Giriş Yapıp Okuyabilir
Üye Olup Tüm Arşivi Okumak İstiyorum
Sayfayı Satın Almak İstiyorum
CUMHURÎYET 10 Ekim 1972 on gttnlerin en önemll tartışması şüphesiz son flyat artıslan ile durumları bozulan tanmsal Uıetidlerle, lşçllerin talepleri ve bunlara verilen resmî karşjlıklardır. Pamuk, buğday ve Iındık üreticileri tanmsal ürün fiyatlanna karşı çıkmışlar ve bunlarda srtış istemişlerdir. Bu istekler siyasal partiler ve milletvelrilleri ağzıyla kamuoyunda ve Büyük Millet Meclisinde dile getirilmiştir. Hükumet bu tetekleri kabul etmenıiş, ilgili Bakan zam isteklerinın ekonomiyi enflâsyona lteceği ve ihracaö zorlaştıracağı iddiasıyla karşı çıkmıs, bu uğurda sandalyesini göze aldığını birkaç kez belll etmisür. Bu durumda, Hükümet de kendl liyesinin söz tutumlannı onayla karşüadığma göre, üreticllerin bu Istekleri yerine gelmeyecek demektir. Üreticiler, 1970 yüjndakl fiyatlarla yetinmek zorunda kalacaklardır. O günden bu yana para miktarı iki misli artmıştır. Fiyat artışlan yüzde 70'ten aşağı değildir. Ama hükümet devlet personellnin, işçılerin ve halen aracılarîa tüccar ve sanayicinin gelirleri hem para birimiyle ve hem de gerçek olarak artarken, üretioiyj o yüdaki para geliri ilo yaşamaya bırakmıs bulunuyor. S Olaylar ve görüşler Enflâsyon ve ücretler Arslan Baser KAFAOĞLU alannı ispat çabasına girebüir. Hattâ geçid bir dönemda gerçekten fiyat artışlan önleomis de olabilir. Ama geçioi önleme gelecektekl fiyat artışlannın hızlanmasına yarayan bir potansiyel enflâsyonist güç birüriminden başka anlam taşımaz, Türkiye bu üretim birimleri, bu gelir dağıhmı bu tanmsal örgütleniş tarzı Ue enflâsyonist baskıdan kendini kurtaramaz. Bu başıboş gidiş, bu düzensiz yerleşiş üe enflâsyon hiç bir şekilde önlenemez. Nitekim gelip geçmiş bütün hükümetlerin hepsl enflâsyona gitmekle suçlanmış, suçlayanlar iktidara gelmiş fakat onlar da enflâsyon yapmıştır. ÇUnkU enflâsyonun kaynagı bünyede değil, parasal eütenlerde aranmıştır HairpB Sayın Talu da emin olsunlar, fiyat artışlan biraz durmuşsa bize göre azalmıştır ama durmamıştır bu gelecekte hızlı artışlar beklememiz anlammı taşır. Bütçenin resml açığı tahmini 515 milyar TL arasındadır. Bu Sayın Başbakanın beyanıdır. Birikmiş maa» farklan ve yan öderaeler için harcama yapılmadan bu noktays gelinmiştir. Bu harcamalara girince üreticinin isteklen karşılanmasa da enflâsyonist gidiş hızlanacaktır. rarlanmaktadır. Köylü bir yandan ürün flyatlarmın sabit flyan düşürülmek suretiyle, öte yandan da kamu yatınmlannın aralması dolayısıyla mevsimlik geliri azaltılarak ezilmiş duruma getirilmektedir. Hükümetin bulacağı açıklams tarzı ne olursa olsun bu gerçek meydandadır Bu gerçekler hükümetlerin siyasal bünyesi ile ilgilidir. Diğer taraftan hükümetin uygulamalarını zorlaştıran 7eni bir etken ağırhğını duyurmaya baslamıstır. Bu etken sanayi işçilerinin gelir dağılımına karşı çıkan davranıslandır. Kentsel nüfus içinde oranı gittikçe artan işçiler, geçmiştekl gelir dağılım modelini bozmaktadır. Kentlerde yaşam ağırlaşıyor, işçi geçinemiyor. Smırlan zorluyor ve asgarl ücretlerin 1969*daki saptanmış düzeyinin artrnasınj istiyor. Eskiden işçi sayısı azken uygulanan model bu suretle bozuluyor. Tabiatiyle işçinin toplumsal gücünü ortaya koyan uygulamalar da onu daha aktif hale getirmiş durumda. Hükümet bir yandan devlet kadrolanndan öte yandan işçılerden gelen bu talepler karşısında bunalmiş durumdadır. Gine enflâsyon özürünü ileri sürüyor ve naklı talepleri önlemeye çalışıyor. Para hacmi 8 milyar lira iken tesbit olu nan asgarl ücretlere sadece yüzde 15 lammı kabul ediyor. Oysa piyasaya sürülen para yüzde 150 artmıştır. Herhalde buraya kadar gelen panalılık gostergelerinin sorumlusu endüstri işçisi değildir. Enflftsyon endişesi şimdi eD fakir sınıf ve zümrelerin haklı istekleri öne sürülünce akla gelmenıeliydi. örneğin vergi kanutılarmın gerektiği şekilde çıkmayışından yakınan Sayın Başbakan bu kanunlann çok daha haftfine Uk ve en büyük muhalefetin kendilerinden geldiğıni, sulandırılmış ref.orm kanunlannı «tetiren hükUmetin (Demlrel hükümetinin) arkaşında bile ka Bu durumun sdaletle, hakkanıyet duygusu ue ilgisi olamaz. Ticaret, sanayi ve hizmetler keslminde gelirler artar ve bu gelir artışlannı sağlamak için ıo milyar lira basüırken, üreticimn 3 yıldır değeri düşen bir parayla tfade edllen fiyat baremine bağlanmasmı, değerı ne olursa olsun, herhangi bir nedene bağlamak belki sığınılacak bir savunma tarzı olabilir. Ama bu savunmamn değeri su götürüf. Sayın Ticaret Bakanı tarimsal ürün fiyaüannın artışınırj enflâsyon doğuracağını sdyler. Diyelim ki böyledir. Memur, işçi, tüccar fiyat ve ücret mekanizmasıyla gelirlerini son 3 yılda arttırmışlardır. Bu artış zümrelere göre yüzde yirmıden yüzde yüze kadar olmuştur. Bu aşın artışlar olurken hükümet ell kolu bağlı durmuş da enflâsyon olacağı şimdi ml akla, gelmiştir? Hükümet pamuk taban fiyatlannı yerinde tutma karan ahrken, bir yandan da ihracatta bazı mallara ve bu arada p&muğa vergi iadesi vennektedir. Sayın Ticaret Bakanmın içinde bulunduğu hükümet yan ödemeleri öyle bir cömertlik ve isabetsizlücle dağıtmıştır ki 1972 ve 1973 bütçelerinin nasü bağlanacağı meraka değer bir hale gelmiştir. Durum buraya gelmişken errflâsyonu önlemek için yine fukara üreticiden özveri istenmektedir. Bildiğimiz kadar özveri ekonomik olarak zayıf olandan değıl, güçlU olandan Istenir. ranhk niyetler arayan Senato demeçlertom kendflertae alt <* duğunu unutmuşa benzemektediı. özetlersek, Türkiye'de her dert gibi enflâsyonist gidiştn de te> melleri sanıldığından çok daha derinlerdedir. Türkiye'de 5 bin iğlo çalısan fabrika da astronomik karlar sağlar. 2000 kamyon yapılsa da kâr edilir, 100 kamyon yapılsa da. Üretim bölgelerinde 10 kuruşa satılamıyan üriinler tüketim merkezlerinde 50 kurusa satılır. Ban üretim bölgelerinde de dallarda toplannıadan bırakılır. Sanayileşemeyen ülkemizde anormal çekilde büyüyen ve her anlamdaki üreticinin sırtından geçinen bir üçüncü keslm (hizmeUer kesimi) vardır. Ulaştırma ve taşıma düzeni baştan başa bozuktur. Fabrikalanmızdan tüketim mallan liretenlerin hemen hepsi âtıl kapasitede, temel mallar üretenler ise gerekll kapasitenfn üçte birinde veya beşte birindedir. Bunlan düzeltmeden (şçinin emeği karşılığının arttınlması veya üreticinin maiınm deterint istemesini «Enflâsyon mu vapalım» aorusa üe karşılamak haklı bir davranış olamaz. Türkiye'de özellikle sanayi ünitelsrlmâ enflâsyon olmadan ayakta duramaz. Bu bilinmeli ve ekonomik atılımlara bu üretim birimlerinin rasyonel hale getirilmesl Ue başlanmalıdır. Ciddî plânlama Uzun stîreli tedbir olarak, emredicl ve temel ymtırmJ mallan ile madencüik ve hayvancüık gibi bayatl önemdeki sektörlera ağırlık veren bir dddl plânlamaya geçilmeden, eritipüften endustrimizın zayıf tanm birimlerinin yüksek maliyetlennin, dağınık çalışmalannm yükünü şu, ya da bu zümreye aktarmaktan başka yol bulunamaz. Ama eğer bu bir yol ise... Çağdaş toplumlara ayak uydurmayı aklımiza koyuyorsak, değil batı Ulkelerine, komşulanmıza yetişmek istiyor veya onlardan daha fazla geri kalmak istemiyorsak, olaylan sadece parasal yönden ıncelemiyelim. Üretim birimlerimize (fabrikalanmıza. tarlalanmıza, hayvan tşletmelerimize, maden cevherlerimize ve ocaklarunıza) eğilelim. Bunlan düzeltmeden, yeni çarpık kuruluşlara engel olmadan, yeni israflan önlemeden, aşın tüketim eğilimlerine set çekmeden ulusumuza çıkış yolu ekonomik bakımdan kapalıdır. Tasarruf edelım ve akıllı harayalım. Bu yola girildiği takdirde. kanaatkâr TUrk ulusunun bu yola girildiğinde hükümetlere destek olacak istekll çalışmalariyle asılmayacak engel yoktur. Ozun sürede bo yola glrmeyen btr lktldar enflâşyonn ne Bnlevebilir^ ne de bu yoldaki çabalan haklı gösteretıüir. Haksızı savunmaya kimsenm gücü yetmez. Seçilen yol Türkiye'de bükümeüer, enflâsyonun kaynağını teşMl eden üretim ve dağıtımdaki çarpıklığa el atacaklanna enflâsyona devam yolunu seçmişlerdir. Aralanndaki fark enflâsyonun yükünü yükledikleri zümrelerin farklı oluşudur. Seçime dayanan hükümetler bu ağırlığı devlet memurlanna ve seçimle gelmeyen hükümetler ise köylüye taşıtmışlardır. Şimdi yine aynı uygulama tek Ülkenin kaderi Kaldı ki Türkiye'de enflâsyon Ulkenin kaderidir. Sayın Talu, geçici bir dönemde fiyat artışlarının önlendiğini söyleyebilir Bilimsel değerlerine inanmadığımıa endekslere dayanarak bu iddi Matematik görevi OKTAY AKBAL u sorulan bir okuyun. Sabırl» okuyun sonuna dek. Bir ortaokulda sorulmuş öğrencilere. Ev ödevi olarak verilmiş... öğrendler araştıraeaklar, soruşturacaklar, inceleyecckler öyle hazırlayacaklar bu ödevl Çünkü pek kolay değü hemencecik yarutlamak. Alın kalernî elinize verin bakalım, yanıtlan kolaysa! Üstelik işin içinde bir de not almak var! Sınıfta kalmak ya da geçmek var, yurtsever sayılmak sayılmamak var, solcu, diye damgalanmak var, «milliyetçi» diye bajtacı edilmek var! Hepsi var «Türk milliyetçiliği ne demekür? Dilde, dinde, törede mUUyetçilik nedlr? MUByetçilikte vatan sevgisi ne demektir? Her Türk bir Türk milhyetçisl olmak zorunda mıdtr niçin? Milllye'tçi bir Türk 8ğrencisine düşen ödevler nelerdir? Doçent Dr. Kurt Karac»'nın yazmış clduğu «Milll Eğitimin Temel Meseleleri» «kunacak. Prof. Remzi Oğuz Arık'ın «Coğraiyadan Vatana» kitabı okunacak. Niyazi Gencosmancğlu'nun «Ergenekon Destanı> okunacak.» Bir ortaokul Sğrenelsl için hayli ağır sorular .. Bu sorulann bir tekini yanıtlamak bile uzun çalışmalara baflı. Lisede olsa neyse ne. Felsefe, sosj'ofoi,' edebiyat oknyan bir öğrenci belki altmdan kalkabillr bn sbrulann. Ama yurttaşbk bilgisi kitabının çerçevesini aşamanuj bir ortaokullu nasıl çıksın koskoca adamlarm bil* lor yanıtlayabileceği bu sorulann içinden? özellikle nasıl yanıtlar beklendiği de önceden belliyken! Diyeceksiniz işin kolayı var. Türk mflliyetçiliği demek sola devrimcilere saldırmaktır, alırsm kalemi eüne asar keser, atar tutarsın, Malazgirtten başlar Fatihden çıkarsın, en üstün ırk bizimkidir, biz Viyana'ya gittik, Akdeniz'i göl yaptık dersin! Hem tam not alır, hem de «Işte bir milliyetçi Türk genci» dvgfiaunü hak edersin!. Milliyetçilik. hem de çağda? dünyada, 1972 yılrnda Türk milliyetçiliği ne demektir, ne olmalıdır? îşte kitaplar dolusu yazılacak bir konu. Ama çok kısa da özetlenebilir: Türk milli Evet Hayır Edebiyat sohbetlerî ŞIIRIN BUGÜNKÜ ÇIKMAZI » v t f R l C Dil Kurumunun » • •I1 macına uygun olarak ya••• nlroı» blr bllim yapıtıyU gıir, roman, hikiye, tiyatro, cevirl, deneme eleştiri • gezi türlerindeki birer edfebiytt yspıtîn» verilen» Türk Dil Kurumu ödülünü bu yıl »ür türiinde Metin Eloğlu kaıandı (dog. 1927). «Bir önceki yılın Ocak ayı başmdan Aralık ayı «onuna kadar Uk baskılan yayımlanmış (1971) şiir kitaplanndan hangilerinin ödüle katıldıgım bilmiyorum. Amı Eloğlu'nun son kitabı DÎZİN'in (Guney Tayınl* n, Aralık 1971, 79 şiir, 132 sayfa, 10 Ura), özellikle dil yönünden, bu ödülü çoktan hak eden bir ozanın Türkçe çabasına güçlü bir şekilde tanıkhk ettiğinds kolayca birlefebiliriz. «Edebiyat yapıtlannda dil değerleriyle birlikte aranması gereken sanat değeri» (Madde 7) açısmdan durum, en az dört seçkri kurul üyesinin onayindan geçmi» olma* «1W btr «testek tasım«kUdır. Birinci kez ödül alan Metin Eloğlu, ozanhğının 30. yıhnd'a (tlk şiiri «Sabah Şarkısı, Mehmet Metin, Kovan Dergisi 1943) «Ne düşünüyorsunuz?» diye sorulunca «Şaşırtıcı değil ama kıvanç verici tabiî; ilk kez olmajının da ayn bir tadı var» diye eevap veriyor. Ekllyor, ödül konusundaki genel vargılannı: «ödüllerin yararlı olduSu kadır zararll yönleri de var tabiî Bence bu tamimivle seçici kurullara ba|lıdır. Seçici kurullan kimlerin hangi erekle oluşturduğu önemlidir ödüllerin olumluluSu konusunda. örneğin bir bavn davasmda bilirkişi heyeti kuruluyor ve «anıSı sucluyor. Kurulan bir ba«ka hilirki«i heveti ise »ynı ssnıgı sucsuz buluyor. Bıı gibi ödüllendirmelerde de eserler ivi hir seçici kurul tar»fından degerlerıdirilirse gppellikle olumlu sonuçlar alınır. ödül, »anatçının adını daha blr yavgirılasrırır: kanıtlar okurun eözünrfe. Ama rasgele bir değerlendirme vaDiiırsa oiunrsuz sonuçlar çok doğal olur Cao'17 klsllerin adını yaveırl's'ırmaVtan baska neye varnr ki?» (Yeni OrtpmV $ yetçiliği önca kendi ulusunu sevmek, onun jararını düşünmek, büyük Türk Çoğunluğuyla yoksunluk, yoksulluk, bilgisizlik, karanlık içinde bulunan halkınm yanında olmaktır. Bütün gücünle çağdaş uygarlığm bilimine, kültürüne, anlayışına ulaşmaya çalışmakür. Elli yıl önce Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Muatefa Kemal'in ortaya koyduğu felsefcye, ana ilkelere. milliyetçilik görüşlerine uymaktır. Türkiye'nin Ulusal bağımsızlığınuı üstüne her bakımdan titremektir. Kısacası «insan» olmaktır, gerçek aniamıyla bilinçli bir insan... Sen o ortaokulda Sğrenci olsaydm »ğlam yanmiftım, diyonunuz içinizden. ÖJretmen böyl* a«i«m«T milliyttçi olmayıl Anlasa sordugn sorular bu denli bağnazlık havası taşımazdı, okumak için öğütlediği kitaplar yalnız aşın sağcı kimselerin yapıtlan olmazdı, milliyetçiliğin çağdışı anlamını »«vunmaya, öğrencilrrlne de böyle duygular aşüamaya kalkışmazdı. Bu çejit sonılarla gencecik dğreneilerin kafasını allak bullak eden, bu öğretmen, bugünkü Müll Eğitim politikasının en belirgin Brneğidir. Bu konuda aldığım bir mektupta «Ortaöğretimi her geçen gün Srümcek ağı gibi saran bu nh niyetin »orumluluğu kime aittir?» diye •oruluyor. Kime mi ait? Hepinize, hepimize, Gün geçtikçe devrimci öğretim yönteminden aynldığımızı görüp ses çıkarmayanlara, öğretim birliğinin düşlere karıjtıgına tanık olup susanlar».... Pek mi merak ettiniz bu ortaokulun nerde olduğunu, öğretmenini? Osmaniye Ortaokulunda olmu? bu olay. Bu sorular Osmaniye ortaokulu nun bir öğretmenl tarafından sorulmuf.... Hangi derste mi? Sıkı durun, hiç şaşmayın! Matematik dersindel Evet. Türk milliyetçiliği nedir, nasıl olmelıdır konulan matematik derslerind» inceleniyor artık! Epey ilerledik demektir, müspet bilim derslcri de böyle olunca artık anlaym ötekilerin durumunu!.... Ne der bu işe sayın Bakan, sayın Ugjliler? Ne diyecekler «Biz Türk milliyetçisiyiz» derlur tuttuklart yoldan sajmazlar!.. DÜZYAZI TÜRLERİNİN GELİŞİMİ, SİNEMA VE TELEVİZYONUN ÜSTÜN TEKNÎK OLANAKLARINI KULLANMASI, ANCAK MERAKLILARCA İZLENEN ŞİİRİN ETKİSİNİ GİTTİKÇE EKSİLTİYOR. GÜNÜMÜZ OZANLARINDAN BİR BÖLÜĞÜNÜN TÜRLÜ KAYGILARLA DOĞAN TUTUMLARI KAMU BELLEĞİNİ BÜSBÜTÜN BOS BIRAKIYOR. RAUF MUTLUAY açıklık ve yalınlıklanyla etkill IdL Bugünkü fiirinizde bu diyalogdın kaçar gibisiniz, okurunuzdan uzak tasınız, ortak konulardan uzaklaf majn yeğliyorsunuz, neden? Şiirin evrenselliğine değiniyoT lunuz kanısındayım. Bence şiir evrensel 'Tnaz. Nedeni mi? Türk çe, Fransızca, tngilizce evrensel değildir de ondan Neruda, Aragon, Nftzım. Yahya Remartn aynı çizgide değerlendirümeleri olası mı? Ne içerik, ne de biçim yönünden. Benim şiirimdeld bir öielliğe değindiniz: dilim döndüğünce yanıtlıyayım: Ben şiirimle kimseye borç îklemiyorum, vanm yoğum bu.ı Teşvikin önündeki manialar! CİHAD BABAN ükümet kalkınmayı teşvik için haorladıgı kanun projeslni Meclise verirken, Devlet Bakanı Sayın Baykara da bu kanunla getirilen yenilikleri ve teşvik unsurlarını açıkladı. Doğrusunu söyîemek lâzımsa, bu kanun Anayasa Mahkemesinin iptal ettiği kanuna kıyasla hem daha ileri, hem daha geniş olarak hazırlanmış.. Eğer parti liderleri gevezelik illetinden kendilerini kurtanp yurttaki siyasal yasamı mınaklamaktan vaz geçseler ve ortaya bir istikrar havası hâkim olsa, bu kanun memlekete kısa zamanda büyük yararlar getirebilir. Ama bazı koşullar yerine gelirse... A) Bugün Sanayi ve Kalkınma Bankasının yardımlanndan istifade edenler; teminat sahibi, bankayı yormayacaklan evvelden büinen belirll kimseler ve belirli firmalardır. Türkiye'de Sanayi ve Kalkınma Bankası ve onun gibi yatınma hizmet eden bankalar elbet verdikleri paranuı teminatını aramalı, fakat iş alanını genişleterek geliri muayyen ellerde temarküz ettirecek yerde onu genlşletlp dağıtacak eleman ve teşebbüslere kadar yardımını uzatmalıdır. Elinde bir teşebbüs imkanı olan, lstedigi zaman kredi alabilen kimselerin himayesine iltica etmeden tesislerinl kurabilmenin imkânını bulabilmelidir. Hemen ilâve edeyim, Türkiye'de bugünkü fais sistemi ve rejimiyle para ikraz etmek demek, mamuller yoluyla halkın kazıklanmasma göz göre göre sebep olmak ve dünya pazarlannda rekabeti düşünmemek demektir. % 22 faiz açıkça murabahadır. Ama bankalarda daha ucuza para veremiyorlarmış... Eğer devlet ekonomide istikrar ve sennaye piyasasmın gelişmesinl istiyorsa, teşebbüslerin mahkemelerds ve icra dairelerinde durak yapmasım önlemeli, bu büyük yaraya bir çare arayıp bulmalıdır. Bir ba?ka mesele de şudur: Teşebbüs sahibine Sanayi ve Teknolojl Bakanlığı belge verecektir, tamam... Fakat bu is sonra plânlamaya ve maliyeye de gidecektir. Bu demektir ki. teşebbüs sahibi parasiyle borç altma girerek hem planlamadaki sayın söz sahiplerinin, hem de maliyedeki yüce karar sahiplerinin önünde boyun kıracak, (olmasslarla, virgül eksik bu ne demektir, «Bugün git, yann gel» le) karşılasacak, hem de memleket kalkmmasında kimsenin anlamak istemedigi büjük bir unsur olan (saman) israf edilecektir. Birinci Nihat Erün Kabinesi kurulduktan sonra, teşvik ve uygulama dairesi başına birbiri arkası Retirilen iki memur, imza atmaktan korktuklan için avlarca hiç bir is yapmamiîiar. mem\f>e*İTi rnmsnını menfilikler ile hovardaca israf etmişler ve Türkiye 8mme lda Günden Güne Hİ resinde, böyle olumsuz tutumlarm verdıği zararlardan dolayı kimsenin sorumlu tutulduğu görülmediğinden, tkinci Nihat Erim Kabinesi kurulup da endüstriye ait teşvik ve uygulama Sanayi Bakanlığına geçinceye kadar hiç bir şey yapılmamış, herşey olduğu yerde durmuştur. Ancak ondan sonradır ki insaflı ve gayretli bir müsteşarın çmbsması ile verilen belgelerle herkesin iftihar ettiği bir gelişme olmuştur. Fakat memleketin su tecellisine bakın M işi yürütmeyenler yerlerlnde kaldıklan halde yürütenler ve bugün eserleri ile iftihar ettiklerimiz is başmdan uzaklaştınlmışlardır. Her ne hal ise şimdi biz sayın Devlet Bakam Zeyyad Baykara'ya bir teklifte bulunmak istiyoruz. Teşebbüs sahiplerini Sanayi Bakanhgı, plânlama, hele hele Maliye Bakanlıklan memurlanmn huzurunda sürum sürüm süründürmemek için Sanayi Bakanlıgından ve diğer iki muessesenin yüksek memurlanndan üç kisilik bir komisyon kursun ve karar yazışmaya, çizişmeye baş vurulmadan Sanayi Bakanlığında toplanacak bu komisyondan bir nefeste çıksın!... thtilaflı iş olursa Sayın Baykara'nın başkanlığmda toplanılsın, ve bir defada neticeye vanlsın. laman kazanılsın. Evet zaman kazanılsm!, İkinei büyük mesele : Yatınmlar teşvik edilsin, fakat bu teşvik edilen yatınmlar, hangi kalifiye elemanlarla tahakkuk ettirilecek? Türkiye endüstrisinin aradığı yetişmiş elemanların hemen hepsi Almanya yolundadir. Gazetelerimizde neı gün pah&u ilân verenler, istedikleri elemanlan bulamamaktadırlar, bunu aynı ilânların tekrarlanmasmdan anlıyoruz. Biz iyi kurulan mUesseseleri perişan etmekle ün yapmış bir toplumuz, Türk Hava Yollan buna bir örnektir, şimdi işçi, usta, demirci, duvarcı, freeeci, ressam, modelci, sıkmtısı çektiğimiz su snralarda bu yatınmlar nasıl ziyan olmadan gslişecektir. Meselâ Türkiye'de turizrn endüstrisinde bugüne nazaran beş misli fazla eleman yetiştirmezsek, ve mesela Demiryollan, Havayollan, Denizyollan, idarecilerine turizm nedir? Memleketin kazancı nasü gelişir, bunu bilimsel surette ögretmezsek, Havayollan idaresi turisti iç hatlarla rak letmek için ve ondan para kazanmak kaygu suyle tzmir'e, Antalya'ya, yabaneı uçak tndirt mes. îndirtmez ama! oradakJ otellerde yüzde kırkla çahsırlar. De^let yeni yatınmlan teşvik ederken kali fiye emeğin Türkiye'de süratle gelişmesini de hesap etmek zorunluğundadır. Aksl takdirde bizim kalifiye emek Alman fabrikalannı geliştirırken, bizler burada yatınlan sermayeleri batınnz. Yakınma ve razı olma Son yirmi yılda, yazdıklannm 7 kitaplık seçmelerini yayımlamış olan Metin Eloğlu (DCdüklü Tencere, 1951, 2. basım 19«2: Sultan Palamut. 1957; Oduh. 1959; Horozdan Korkan Oğlan, 1961; Türkiye'nin Adresi, 1965: Ayşemayşe, 1968; Dizin, 1971) şiirden başka edebiyat ve resim elestirilerine, resime. hikâye ve oyun yazmaya da emek harcamıs: bu otuz vıllık sanat uğraşmın ülkemizdeki doğal çilesini çekmişür Bu çile; inandığını yazdığı zaman kovuşturmaya uğramak, hiç bir zaman tam doy mamak, sanat ürününün hakkı olan karşıhğı alamamak, dergilere dağılmak, kitaplannın vakit ve olanaklannı beklemek gereğjnde susmak ve kahrolrnak, ekmeğini sanat dışı işlerde kazanmaya zorlanmak, içinde yasanan ortamm yanlışhğım söv jeyip söyleyip inandıramamaktir; her sanatçıda bir Kassand ra kaderı Onun İçin Eloflu, «Şiir şimdi bir ise yaramıyor; yarasa satılır, okunur, aranır...» diyor. Hern bir yakınma hem bir raa olma durumu var burada. Aslında o ÜNİVERSİTE ADAYLAB! 7AY SÜRELİ FEN KURSLARI 15 kasım 1972 o Gectaunoijz o o o o TEMIL FEN CĞtT/Uİ TCST UYGUIAMALMI CUUARTESI M2« smınsuu OUÇLO OÖfOTİM KAOtOSU o MCŞOH ISTlYlNİZ Bu konuşma rahatlatmadı beni. Çünkü birkaç yönden şiirin çıkmazlan açıhnadı henüz. Na«yozlaşmış ve kalıplasmıs nesne hak ederek kazanmış olması, a «aiaruı Mtrancım. Sonuç mu? zımla yazıldıklan için şiirsel öleri yıkma; aydınlar azmlığından dını şiire uzak ve yabaneı kalan Şiir hep «caliptir»; toplumcu olsa gelerle zenginleşen blrçok edeçıkıp halk diline, halk beğenisi kalabalıklara biraz daha Uetir; da, olmasa da. biyat türü şimdi şiirden iyice ne, halk hayatma gitme; yaşama bir ömrün özüml dile getiren ki Size göre bugünkü silr oku uzaktalar; ne dettan var şimdi, nın anlarını ve tatlarını değer taplannın satışlannı sağlar. Ede ru kimlerdir? Sesiniı hangi kata ne raanzum hlkâve. ne tragedva, lendirme; lnsanın doğayla içten biyatla pek llgilenemiyen okur ulaşmakta, etkl yapmakta rajdur? ne fabl...' Yanısıra sınema. teleilişkisini bulma; saf ve katıksaz geMksmimint karşüıyâcak gtizel Özellikle sîzin gibi dil deneylerine vizyon gibi kütle eğlencelerinin bir bakışla insan ömrünü, mut bir de eleştiri inceleme • anto girjşen bir ozan, kendini bir çefit gelışiml, eskiden şiirden beklelulugunu değerlendirme; toplum loji var onun adına: ilk altı ki yalnızlıga itmekte değil midir? nen coşku ortaklığım çok daha kaderine hem duygu ve sevgiyle tabını tek tek inceliyen, gereklı •Oyunsal caba»nın şimdi hangi geniş alanlarda paylaşmaktadır hem düşünce ve inançla eğilme; bibUyografya ile besleyen, doğ yönde kullanmak istiyorsunuz? sevircisiyle Gazete karşısında insana saygı ve sevgi; yasanan ru ve nesnel yargılara varan, bu Siz ki Düdüklfl Tencere, Odun, dergi bayaünıc, roman • tiyatro toprağı övulecek güzellikleri ka konuyu Eloğlu'na duyduğu sev Sultan Palamutla başladınız; jim yanında şiir sesinin olanak dardar yoksunluklan, çıkmazlan ve gi ve saygı oraninda ağırbaşlılık di nerdesinlz lığı ortada Bir de osanlann, yaz rimaizliğiyle de gerçekten sev ve dürüstlükle yapan Asun Beıir Benee siir okuru yoktur da, dıklannı önce ozanlara beğencitıin eseri: Metin Eloflu, In füri sevenler, izleyenler vardır. dirmeyi amaçlayan doğal onurme.. gibi ortak temalarda birlejen» 1940 kusağının izinde işe celeme • Antoloji, Güney Tayin Hoş ikisi de aynı kapıya çıkarcası lan var. Bir de toplumcu amaçbaşlamış, eski şiir değerleriyle il lan, Aralık 1971, 144 sayfa, 10 na bir yargı bu, ayncalığını söyliye ların görevini vüklenmek lstedigisini keserek yola koyulmuştu lira. O kitabın aracılığı, birçok yim: Dil, ana yapısı şiirin. Bu ü fi halde imge yeniliği çağnşım (100 Soruda Türk Edebiyatı, 166) alacakaranhklan aydınlığa çıkar keyi boşladınız mıydı, anlam da tazeligi. dil UtfzüS. bıçim özmaya yarayabilir; son yirmi yıl Sonralan, cOzgUn blr şiir dıli içinde ülkemizln toplumsal çiz boşa gider elbet. Yirmi yıl önce gürlüğü ?ibi eğilimlerle büsbüyayımladığım şiirler toplamına tün ineelen. ozanca yüeelen, o bulmak amacıyla dille fazlasıyla gisinin ve kişisel yaşam özellıoynayan; anlaşan ve özleşen ğinin, bir sanatçıyı hangi yönle değindiniz. Onlaruı gelişim çizgi oranda da okur dan uzaklaşan, sinde olduğum kanısındayım. Ne yalnu kalan, bulunduklan savTÜrkçe'nin türetim yollanndaa re götürdüğünü açıklayabilir. ki, beniıa eski şiirlerimdeki «alpy falan taşıp halk belleginin artkeyıflerince yaralanmak isteyen; cılık» sıkça söz konusu ediliyor Son kitabıru, ilk sayfasında tıncı koruyuculuŞunda çoğalabilınçaltmı dile getirme ve uzak Hemeninden şunu diyeyinv «A mavan silr valnızlığı. «Ben bir şeytan tırnagıyım/Halk çağnşımlarla zıhinsel yaşamın derinliklerine gitme yollannı a uzağı eller»de diye sunan Metin lay» diye bir ögesi yoktur şiirin; Bir şeyler yeni ve güçlü bir rayan ikinei küme şairlerine» ka Eloğlu'na kendini açıklatmak is şür, bir bakıma. çevreden. ortamdan hınç almasıdır |airin. sevler vapmak gerekM, ama ne? tıldı. «Soyut resrnin esinlerinden tedim. Bir sergi çıkışı, dostlar sof Eski ve ük kitaplannız, bana Bunu da vaşanacak günlerin yeyararlanarak, anlamda degil Iz rssının bajlangıcında, bir kenarda lenimde; nazım cümlesinde değil yazılı soru cevaplarla şöyle konuş göre, nükte ve yergi gücü, alay ve ni sanatçılan bulacaktır her halmizah yönleri kadar. anlamını. de. O güne değuı ozan, yapüğı şiirin bütününde yeni uymalar tuk: bulmaya cahşarak; kelimelerden < Şijrinîıin başlangıcmdan bu özünü, etkisini okuruyla paylaşan. işm kendince önemli olan sanat çok fazla yardım umarak; genel güne kadarki gelisimini, kendi il onlarla şiirsel bir konuşu kuran onuruyla vetinip duracak. likle halktan ve hayattan uzakla kelerinizi açıklayacak şekilde, Kit şarak, beğenice incelmiş bir sa fen belirtir miainiz? nat azmlığına seslenme tutumla Şiir bir serüven bence. Değişik nyla bir bunalımı, sanatlarmı dönemlerde varolabiliyor. Bu vargünlük çatışmalann açık çagn oluş jöyle de tanımlanabilir: Sanat larına adamayan bir direnişi tem çı klşinin baîkaldırışı, uğraşının sil edenler..» (a.g.e. 169) arasın özelliklarine cğilişi, bireysel tutu dan Metin Eloğlu kendi kişıliği munun toplumsal ortamda değerni korumaya çalıştıysa da okur lendirilebilme çabası. Sapa oldu .' ilgisizlığinin yalmzlığmdan kur bu yanıt, kestirmeden gideyim: tulftmadı Aynı özette onun edebi Çağımızın şiiri ille de toplumcu kişüiğini şu birkaç satırla nite olmak zorundadır; varlığı bu tür lemıştira: «Metin Eloğlu, ilk şiirlü gereksinmeye açıktır da ondan. lerinde son derece güçlü bir ba Toplumcu bir şiirin etki ve kısla toplum kurallarmı, doğru 1 Pülümür (Tunceli) Viranşehlr (Urfa) ve Gevas fVan) sayılan yanlışlıklan eleştiriyle içe görev sorumluluğuyla dil 6zeni ve sanat incelikleri nasü bağdaştınyatılı Bölge Okulu Mobilyalan ikmal! işı 2490 sayılı ka' başlar. Günlük dilin olanaklan labilir? Yani bir misyonu yüklenun hükümlerine göre kapalı zarf usulüyle eksiltmeye içine ince bir ironiyi katarak top nen sanat eserinin ban amaçlara konulmustur. lum değerlerini yeniden gözden hızla hizmet etmesini mi, sanat geçirir. Şiir kitaplannın adlan 2 îşin keşif bedeli (830566,09) liradır. gereklerinin yüceliğine ySnelmebile bataş açısını belirler Son kısini mi yeğlersiniz? 3 Eksiltme Ankara'da Yapı îşlert Genel Müdürlüğü thale taplarında, öteden beri kişisel Komisyonunda 26.10.1972 Perşembe günü saat 16'da vapıla Şunu desem öncellkle: Şiirin yöntemi olan dil tasarrufunu ve caktır. belli ortamlar ötesinde bir işlevi sayuta kaçan yeni eğilimuıi gö olduğu kanısında değilim. Şiir bir 4 Eksiltmeve girebümek için lsteklilerin: rürüı» (170). oyunsal çaba, lcimi kez Kırkpınar A Bayındırlık Bakanhğı namına (36.961,) Hralık & e ümanm ki. degerli blr edülü güreslerini andınr. kimi kez Paçici teminatırjı B 1972 nüna ait Ticaret veya Sanayi Odası Beleesi. C (Müracaat dilekçeleriyle birlikte vereceklen eksilfr me şartnamesinde belirtilen ve usulüne göre hazırlanmış olan Plân ve Teçhızat Beyannamesi Sermaye ve Kredi imkânlannı bildıren mali dururn bıldırlsi, Teknlk Personel Beyannamesi, Taahhüt Beyannamesi en as işin kesif bedelinin yansı Kadar benzeri bir işin İs bitirme belgesini tbraz suretivle Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Belge Komisyonundan ala24 Ekim1 Haziran caklan) Yeterlik Belgestm 22 Kasım 1 Haziran Teklif mektuplan ile birlikte zarta fcoymalan lâzımdır. GUndUz ve akşam kurslan 6 îstekliler teklif mektuplannı 26.10.1972 Perşembe günü Broşür isteyiniz saat 15'e kadar makbuz karşılığında thale Komlsvonu Başkanlığma vereceklerdir 1 îeterlik Belgesi alınması için son müraeaat tarihi 21.10. 1972 Cumartesi günü mesal saati sonuna kadardır. Osmanbey, Neyir Mağazası Bitişiği Telgrafla müracaatlar ve postada vâkı gecıkmeleT jtabul edılmez. İSTANBUL Telefon: 47 46 68 Keyfıyet üân olunur. (Basın: 22209 A. 14864/7246) (Cumhuriyet: 7256) T. C, Bayındırlık Bakoniığıntfon (Yapı tşleri Genel Müdürlüğü) UNIVERSITEYE HAZIRLAMA FEN SINIFLARI ÖĞRETİM DEVRELERİ GUVEN DERSHANESİ EÖİTİM CİDDİ KURUMLARIN İŞİDİR TT'TT'TVT O T T TTV/TT T7IX2İ"Î" ÜNİVERSİTEYEHAZIRUK K a y ı t l a r ı b a ş l a d ı . [MÜRACAAT ; BEŞİKTAŞ ÇIRAĞAN CAD. 71 TEL: 4809501 (llâucıUk: H2 ı, ı •»53 r CDDBAŞAK DERSANESI Ajans: 70347/7251

